ÖĞRENCİLER ŞEHİRLERİN SUNİ KALKINMA KOBAYI DEĞİLDİR!

30 Kasım 2016 Çarşamba 03:50

Sabri Şenel, Adana'da yaşanan öğrenci yurdu faciasından hareketle, son zamanlarda devletin önemli olan bu konuda gösterdiği "bilinçli" zaafa değindi. Halk dalkavukluğu ile bilimsellikten uzak açılan üniversiteler marifetiyle, güya kenti kalkındırıyor gibi görünürken, bu tecrübeye gençlerimizi kobay olarak sunmanın vahametine dikkat çekti.

ÖĞRENCİLER ŞEHİRLERİN SUNİ KALKINMA KOBAYI DEĞİLDİR!
 Çok büyük acılar yaşamaya devam ediyoruz. Ateş düştüğü yeri yakıyor, kavuruyor, kül ediyor.
Dayan bakalım nasıl dayanıyorsun.
Ocaklara düşen ateş bizi de yakmıyorsa, ne insanız ne de Müslümanlığımızdan emin olabiliriz.
Savunmasız orta okul öğrencileri, ihmalin, yetersizligin, acizliğin kurbanı oldular.Yüksek okullarda aynı acı gerçeğin pençesinde felaketlere Allah korusun davetiye çıkarıyor.
Anadolu'da bilimsel yeterlilikten uzak açılan üniversiteler ile halk dalkavukluğu facia getirdi. Üniversiteler şehirde üretimi değil; popülist yaklaşımla şehrin suni kalkınma dinamiği yapılarak fakir halk çocuklarının hem geleceği çalınıyor hem de yurt yatırımı yapmayıp çocuklar ya sokağa ya da sağlıksız hayalet binalarda ticari siyasi ve cemaat tarikat istismarına bırakılıyor.
Barınma ihtiyacı çocuklarımızın siyasi avlanma rüşveti olmaktan kurtarılmalıdır. İstanbul'u imar rant Arpalığı haline getirenler, mesela Anadolu yakasına fakir halk çocuklarına hiç bir üniversite yapmayarak yavrularımızı şehirlerde kurulan yeni üniversiteler ile kalkınma kobayı ticari siyasi istismara açık sahipsiz çaresiz duruma düşürmüşlerdir.
Kamu destekli imtiyazlı vakıflar eliyle yurt binası yapanlar, devlete ait yurt yatırımı yapmayarak çocuklarımızı ateşe atmışlardır.
Sağlıksız koşullarda eğitim yapmaya zorlayan imar rant düzeninin yol ile övünen yurt yatırım kaçkınlarıdır. Sürekli millet ve devlet geleceğimizi tehlikeye atan ve işleri güçleri nalıncı keseri gibi kendine yontan geleceğimizi kemiren rant haşaratlarıdır.
Cemaat, tarikat ve devlet; acı hakikat ise sahipsiz gariban millet evlatlarıdır.
Muhafazakar insanımızın dini duyguları tarikat cemaat kıskacında devletin yetersizliğine ve zaaflarına kurban edilmemelidir. Sosyal devletin görevi yavrularımızı korumak eğitmek donatmak ve geleceğe hazırlamaktır.
Devlet bi görevden kaçarak nasıl milletin devleti olabilir? Devlet bu görevini hiç bir surette cemaat tarikat gibi yapılara devrederek sorumluluktan kaçamaz.
Çoğu kez devlet imkanlarını tarikat cemaat ve vakıf gibi imtiyazlı yapılara kıyak çekerek sorumluktan kurtulamaz. Bu imkanlarla devlet acziyet gösterirken, imtiyazlı yapılar öne çıkarsa devlete güven sarsılır buna hiç kimsenin hakkı yoktur.
Bu böyle gitmez asla bu hata mazur olmaz gün geçmesin hata kusur yalniş kararlarla fidan gibi gençlerimizi kaybetmeyelim.
Aslında orada yanan evlatlarımızın yanında milyonlarca vatan evladının geleceğidir.



Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x