İnsanların vücut atıkları biyolojik varlığının gerektirdiği yaratılıştan gelen hayatın doğal bir parçasıdır.Şehirlerin adeta kanal şebekelerine lağım fareleri gibi girerek, oradan mahrem veya özel alanlarına, özel hayatlarını mercek altına almak, onu şahısların ve kurumlarının aleyhinde siyasi veya ikbal malzemesi yapmak,şantaj olarak kullanmak utanç verici ve ahlak dışı bir davranıştır.


Başkalarının vücut atıkları üzerinden, buraya yazmaktan haya ettiğimiz, pislik veya doğal atıklarının izini sürerek, her türlü gelecek, makam, servet ve şöhret aramak, ahlak fukaralığının ötesinde zavallılıktır.
Yakın geçmişimizde bu ahlaksızlık, Türk siyasi hayatı çok manidar biçimde yaşanmıştır.Bu operasyondan kim istifade etmişse,kim siyasi fayda elde etmişse basit bir mantıkla bu ahlaksızlığın azmettiricisi veya parçasıdır.
Kendi mensupları için sus pus olanlar, sanki sütten çıkmış kaşık muamelesi görenler, muhalefeti bu yöntemlerle dizayn çabaları, aslında iktidarı sürdürme adına hangi ahlak dışı yöntemlere başvuracaklarını veya dolaylı taşeron kullanacaklarının enteresan bir örneğidir.


Her şey her halükarda iktidarın devamı için sanki meşru bir davranış haline gelirse, bu emsal olur,herkese yol olur, seviye kanalizasyon seviyesine iner, bu tam bir rezilliktir.Kötü emsal emsal olamaz. Ülkenin geleceği olan siyaset kurumu bu kadar rezil hale getirilemez.
Siyaset kurumuna olan güvenin bu denli azaldığı yerde, meşru olmayan yol, yöntem ve farklı arayışlar gündeme gelir.Böyle arayış ve uğraşlardan hiç kimse, hiç bir fayda elde edemez ''haydan gelen huya gider'' ''ne ekersen onu biçersin''
Ülke sağlıklı tartışma ortamlarında demokratik eşit ahlak ve erdemli siyasi tavırlarla huzurlu mutlu ufuklara doğru yol alır.


Bu yöntemleri benimseyen ve bundan medet umanların bohçaları da bir gün açılır. Her şeyin bir zamanı herkesin herhalde hata kusur dosyası vardır.
Bu toplumsal kokuşmuşluktan sadece muhalefetin nasiplenmesi, iktidarın bunların dışında kalması ayrı bir soru işareti veya toplumun hafızası ile alay edilmesidir. Elbette siyasetçinin özel hayatı ve tüm hayatı toplumun ilgi alanındadır. Ama bunun ölçüsünü iyi ortaya koymak, zaaflar üzerinden iktidara nalıncı keseri gibi yontan, yol ve yöntemler çok kötü siyasi geleneklere dönüşür.
''Ne doğrarsan çanağına o gelir kaşığına'' ''rüzgar eken fırtına biçer'' siyaset kurumu körü körüne biat ve muhalifleri her şartta ezme değil, hatayı yanlışı görme,ortak aklı harekete geçirme, istişare, meşveret, farklı yaratılmaya tahammül ve onu zenginlik kabul eden Müslümanlığın içselleşmesidir.


Herkes ak renge bürünmek zorunda değildir.Doğada diğer renkler ve tonlarda güzeldir.Bu zenginliği anlayacak bunu fırsata dönüştürecek kendi aklını kutsamayacak ortak milli akla, ümmet aklına, eşrefi mahlukat aklına öyle ihtiyaç var ki işte o dönem milletin ümmetin ve insanlığın en iyi yönetim dönemi olacaktır.


İnsanın emeğini,terini çalmak,haksız yere kanını akıtmak çok büyük günahtır.İnsanın haksız yere kanını akıtmak onun katili olmaktır.
Aksine hak, adalet, Allah için, millet, ümmet ve insanlık değerleri için ölmek, kan ve can vermek, şehitlik,bu uğurda yaralanmak gaziliktir.
Haksız yere adam öldürmek, insanlığı öldürmek gibidir.Haksız yere insan kanı akıtan katillerle, huzur, barış ve kardeşlik aramanın hükmünü kamu vicdanı ve alemlerin sahibi her iki dünyada verecektir çünkü gerçek güç ve iktidar sahibi alemleri yaratandır.


Haksızlıklar karşında susan dilsiz şeytandır.Sıra susanlara mutlaka gelecektir alemde ibretle bu sırası gelenleri izliyoruz.