Bir Zamanlar Kıbrıs Çarpıtması

02 Ekim 2021 Cumartesi 11:02

TRT’nin konusunu tarihten alan dizileri tepki çekmeye devam ediyor. Özellikle bizzat yaşayanların, onların çocuklarının hayatta olduğu yılları anlatan “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisi pes artık dedirtti.

Bir Zamanlar Kıbrıs Çarpıtması

Yakın Kıbrıs tarihine “Kanlı Noel Katliamı” olarak geçen, 21 Aralık 1963 günü başlayıp, üç gün sonra Kıbrıs Türk Alayı’nda görevli Dr. Bnb. Nihat İlhan’ın eşi ve üç küçük çocuğunun banyo küvetinde Rumlar tarafından hunharca katledilmesi ile devam eden dizi heyecanla karşılanmıştı. Nihayet 58 yıl sonra, EOKA’nın (Kıbrıs Savaşçıları Etnik Birliği) vahşetini, toplu mezarları, Kıbrıs Türklerinin şanlı direnişini dosta düşmana anlatmaya başlamıştık!.. Üstelik TRT çok geniş bir coğrafyada izlendiği için haklı Kıbrıs davamızı dünyaya duyurmamıza da vesile olabilirdi. Dizi, olayların geçtiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) daha bir dikkatle takip edildi. Bir iki bölüm devam eden iyimser hava maalesef yerini eleştiri, öfke ve isyana bıraktı.

Basın, sosyal medya ve olayları mücahit olarak yaşamış Kıbrıslı dostlarımızla yaptığımız görüşmeler ışığında “Bir Zamanlar Kıbrıs” gerçeğini araştırdık.

GERÇEKLERE VE TARİHE SAYGI LÜTFEN!

Yirminci yüzyıl Kıbrıs tarihinin en önemli olaylarından birisi, 1959’da imzalanan Zürih ve Londra antlaşmasıdır. (Kuruluş, İttifak, Garanti) Bu kazanımda aslan payı da antlaşmayı imzalamak için gittiği Londra yakınlarında düşen uçaktan yaralı kurtulan Başbakan Adnan Menderes’e aittir. Bu antlaşma sonrasında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde (16.08.1960) Türk toplumu cumhurbaşkanı yardımcılığı kazanmış, Türkiye de üç garantör devletten birisi olmuştur. Diğer garantör ülkeler İngiltere ve Yunanistan. (TSK) Kıbrıs Türk Alayı da (650 mevcutlu) Yunanistan ile yapılan bir antlaşma sonucu adada konuşlanmıştır. Kısacası 1974 Kıbrıs Barış Harekatı, söz konusu antlaşmaya dayanarak yapılabilmiştir. Dizide bütün bu arka plan, bir iki cümle ile geçiştirildi. Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) şanlı mücadelesi de neredeyse yok sayıldı. KKTC’nin tanınmış gazetecilerinden, eski bir mücahit olan Doç. Dr. Nazım Beratlı, diziyi “hayal ürünü” olarak niteliyor. Ve o günleri anlatıyor: “(...) Kıbrıs Türkleri olarak benim de aralarında bulunduğum mücahitler, (kendisi TMT’na 1966’da katılmıştır) Türkiye’nin de dikkatini çekmek için çok eylem yaptık. 06 Haziran 1958’de Türk Haberler Bürosu’na saldıran Rumların 34’ünü öldürdük. Ertesi günü Gönyeli bölgesinde tarlalarımızı yakan Rumlardan 9’unu öldürdük. Bunu Türk Mukavemet Teşkilatı yaptı. Bu eylemlerle Türkiye’nin dikkatini çektik, biz de o dönemde 53 şehit verdik. Direnişimizi küçültmeye, yok saymaya kimsenin hakkı yoktur.” (1)

TRT’nin büyük bütçe ile Kıbrıs’ta çekimini yaptırdığı dizi, yanlışla başlamış, maalesef aynı minval üzere devam etmiştir. Vahşi Batı’nın: “Önce asalım, sonra yargılarız!” mantığı ile; önce senaryo yazılmış, sonra dizi ekibi KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı ziyaret etmiştir. Cumhurbaşkanı, ekipten Dr. Fazıl Küçük’ün oğlu Mehmet Küçük ve Doç. Dr. Nazım Beratlı ile görüşmesini istemiştir. Göstermelik yaptıkları ziyaretle dizi ekibi, bu iki uzmanın uyarılarını dikkate almamıştır.

“1963’TE EOKA DERSENİZ...”

Doç. Dr. Nazım Beratlı’ya biz kulak vermeye devam edelim. 07.04.2021 günü,Independent Türkçe (independentturkish.com) haber sitesine yaptığı açıklamasından: “Dizi hiç değilse 1955’ten başlamalıydı. 1963’te EOKA örgütü yoktu. 1 Nisan 1955’te kurulan EOKA, 1959’da dağıldı. O zaman EOKA bere giyip sokağa çıkmazdı. Siz 1963’te EOKA derseniz size kimse inanmaz. Çünkü o tarihte EOKA yoktu. 1960’ta EOKA hükümettir. Mensupları da polistir. Zaten Kıbrıslı Türkleri vuranlar da Rum polisleridir.” (2)

DEĞİNİLMEYEN HAKİKATLER

 1931’lerde Dr. Fazıl Küçük’ün, İngiliz yönetimine karşı başlattığı mücadeleyi not ederek devam edelim. Kıbrıs Ortodoks Kilisesi 1950 yılı ocak ayında ENOSİS (adanın Yunanistan’a bağlanması) plebisiti yaptı. %96 gibi yüksek bir oranda “evet” ile sonuçlanan bu oylama, kanlı olaylara giden yolun başlangıcı sayılabilir. O günlerde T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Bizim Kıbrıs diye bir meselemiz yoktur” duyarsızlığında idi!.. Yunanistan tarafından eğitilen EOKA militanları, 1 Nisan 1955 günü İngiliz yönetimine karşı silahlı mücadeleyi başlattı. İngiliz yönetimi, askerlerinin canı kıymetli olduğundan, polis teşkilatına çok sayıda Türk aldılar. Böylece dolaylı da olsa EOKA ile Türkler karşı karşıya gelmiş oldu. - İngiliz siyasetini dikkatli analiz edelim! - Tehlikeyi gören Kıbrıs Türkleri de gizli teşkilatlanma yolunu seçti. Volkan (1956), Kara Çete (1957), 9 Eylül Cephesi (1957) ve Türk Mukavemet Teşkilatı (23.11.1957) kuruldu. Ancak bu gruplar arasında birlik yoktu! Volkan’ı Dr. Fazıl Küçük, TMT’nı Rauf Raif Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Mustafa Kemal Tanrısevdi (Türk Elçiliği çalışanı) kurdular. Halkın kurduğu bu örgütlerin askeri anlamda ne eğitimleri ne de silahları vardı. Az miktarda tabanca, bıçak, pala vb. ilkel silahlara sahiptiler.

GERÇEK MÜFETTİŞ YA DA ANKARALI!..

Yunanistan’dan her türlü desteği alan Rumlar karşısında, Türkiye’nin desteği olmadan başarılı olamayacaklarını iyi bilen liderler Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara’nın kapısını çaldılar. Günlerce Ankara’da kalıp, başta Demokrat Parti iktidarının Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu olmak üzere yetkilileri ikna ettiler. Kıbrıs için yeni bir dönem başlamıştı. Kıbrıs Türklerini teşkilatlayacak subaylar, silah ve mühimmat gönderilme kararı alındı. Haziran 1958’de Piyade Yarbay Ali Rıza Vuruşkan Kıbrıs’a gönderildi. Adı: Ali Conan, görevi: Türkiye İş Bankası müfettişi olarak... TMT’nın başına geçti. Diğer örgütleri TMT çatısı altında birleştirdi. 12. 09. 1958’de 30 Kıbrıslı genç, askeri eğitim almak üzere Ankara’ya gönderildi. Anamur’dan balıkçı tekneleri ile Erenköy’e silah sevkiyatı başladı. İhtiyaca göre emrine 23 subaya kadar takviye yapılacaktı. Ankaralı kod adını kullanan Yrb. Vuruşkan, TMT’nın ilk BAYRAKTAR’ı oldu. Haziran. 1960’a kadar görev yaptı. Teşkilatın başkanlarına Bayraktar, mensuplarına MÜCAHİT adı verildi. Mücahitler, silah, Kur’an’ı Kerim ve bayrak üzerine yemin ederdi... Ankara’dan gelen diğer subaylarla birlikte TMT’ı askeri birlik olarak organize edildi ve Mücahitlere askeri eğitim verildi. Kadınlara askeri hemşirelik eğitimi dahil!..

 Dizide yok sayılan olayları ve gerçekleri, “Ben bütün ömrüm boyunca Kıbrıs çalıştım” diyen tarihçi, Girne Amerikan Üniversitesi Siy. Bil. Fak. Dekanı Prof. Dr. Ülvi Keser’den dinleyelim:

 “1955 - 57’lerde Bereketcileri, Türkiye’ye balıkçı sandallarıyla gidip, ‘Biz vatan müdafaası için sizden silah istiyoruz!’ diyen Vehbi Mahmutoğlu’nu, Cemal Mahmutoğlu’nu, Kemal Abdullah’ı, Kemal Saliboylu’yu; onların nereye gittiğini bilmez kocalarının arkasında duran eşlerini, Galatya’da (Mehmetçik) silah nakli için uğraşan; ‘BEN HAYATIMDA HİÇ DOĞUM YAPAMADIM, SİLAH SANDIKLARI TAŞIMAKTAN HEP DÜŞÜK YAPTIM’ diyen SIDIKA teyzeyi inkar mı edeceğiz?.. Böyle bir şey olmaz!” (3)

Milletinin yok olmaması için kendi zürriyetinin devamından vazgeçme ne ulvi bir duygudur! Doç. Dr. Nazım Beratlı hocanın yukarıda bahsettiği EOKA’nın 1958 yılı saldırılarında Türkler, 33 karma köyü terk etmek zorunda kalır.

“KOD ADI: BOZKURT” (4)

Dizinin başlangıç olarak aldığı 21.2.1963 günü Rum polisleri AKRİTAS imha planını uygulamak için önce Lefkoşa’ya sonra da Türk köylerine saldırdılar!.. Bir derin devlet yapılanması olan plan, 1966 yılında Patris gazetesinde yayınlandı. Girit adasında olduğu gibi, 24 saat içerisinde Kıbrıs’ın tamamını ele geçirmeyi planlamışlardı. Türkler ise ya ölecek ya da adayı terk edecekti! Diziye göre, çatışmalar devam ederken Ankara’dan bir istihbaratçı gönderilir. Neyi teftiş ettiği belirsiz “müfettiş”, kod adı: Ankaralı, “Bereli” bir cengaver!.. Müfettişlik görevi ve kod adı TMT’nın ilk Bayraktar’ı Ali Rıza Vuruşkan’ı çağrıştırıyor. Ancak dönemi ve doğru bazı icraatlarıile Ağustos 1962’de göreve başlayan, TMT’nın efsanevi III. Bayraktar’ı yarbay Kenan Çoygun’u!.. “Kod adı: Bozkurt” idi. İlk atandığında altı ay Rum kesiminde yalnız yaşadı. Düşmanı tanıdı, mücahitlerini eğitti... Rumların saldırısı beş gün beş gece

devam etti. Lefkoşa’nın Kumsal bölgesinde - dizinin yaşanmış en önemli sahnesi- “Kanlı Noel Katliamı” alçaklığını gerçekleştirdiler. 103 Türk köyü boşaltıldı, 18667 kişi göç etmek zorunda kaldı. Mühimmatları azalmış, Lefkoşa düşmek üzere iken Kenan Çoygun, en yüksek ivedilik derecesi ile Ankara’ya şu mesajı gönderdi: “Her taraftan sarıldık. Eğer yardım gelmezse, bunun farklı bir nedeni olduğunu düşüneceğiz. Vatan sağ olsun!” (Bu mesaj dizide telefon konuşması olarak verildi.) Bunun üzerine gelen Türk jetleri, tek bomba bile atmadan saldırıları durdurdu.

 Dizinin atladığı çok önemli bir detay:

  Çatışmalara bizzat katılan Kenan Çoygun, eğer yardım gelmezse, bütün mücahitleri son kurşunlarını sıkmak için Lefkoşa Meydanı’ndaki Atatürk heykelinin önünde toplanmaya çağırmıştı!.. O çatışmalarda yaralanan, mücahit, halen TMT Derneği Başkanı Yılmaz Bora, kitabın tanıtım bülteninde Bayraktar’ı için: “Kenan Paşa (tuğgeneral olarak emekli oldu) hakkında bir kişi bir olay bilir, diğeri başka bir olay. Kimse neler yaptığını tam olarak bilemez.” diyor. Kenan Çoygun, Türk sanat müziği eserlerini usulüyle icra eden, saz çalan, resim yapan, zeybek oynayan sanatçı kişiliği yanında dört dörtlük bir komutandır. “Mukavemetçi sırları ile ölür. Beni böyle anınız! “ diyecek kadar da ketum ve alçak gönüllüdür. Bereket, buna razı olmayanlar çıktı. Cüneyt Öztürk her yönü ile onu ve mücadelesini “Kod adı: Bozkurt” kitabında okuyucu ile buluşturdu…

“GERİ ZEKALI MISINIZ?”

 Yalan, yanlış ve çarpıtmalarla devam eden dizinin yapımcıları ve TRT’ye her kesimden gelen tepkiler çığ gibi büyüdü. Gazeteci, yazar, tarihçi ve Denktaş’ın eski danışmanı Sabahattin İsmail, 23.04.2021 günü bir dizi tweet attı: “Dizinin 4’üncü bölümündeLefkoşa’nın düştüğü, EOKA’nın Türk karargahını ele geçirdiği iddia edildi.Bu uydurmadır. EOKA, TMT direnişini kırıp, Türk bölgesine giremedi. Aksine iki stratejik yüksek bina ve bir fabrikayı kaybetti. Bu uydurmaların nedeni ne?” “Rumların girdiği yer, Dr. Fazıl Küçük’ün Rum kesiminde bulunan Cumhurbaşkanı Muavinliği çalışma ofisidir. Zaten orada TMT ve Türkler yoktu.” “ Ele geçirilen binalardan biri Seferis’in un fabrikası idi. Bugün bu binanın yerinde Paşa Oteli var. TMT’den beş kişilik bir tim, üzerinde ağır silah bulunan binayı ele geçirmek için operasyon yaptı. Ancak pusuya düştü. Üç şehit iki yaralı verildi. Türk Alayı’ndan gelen tim binayı ele geçirdi.” “ Şehit olan üç TMT’ci: Dökmeci Muhip, Tuncer Hasan, Aziz Rüstem. TMT’nin gözü pek yiğitleriydiler. Aynı baskında Yılmaz Bora (halen TMT Derneği başkanı) elinden ve omuzundan, Vural Türkmen ise ağzından yaralanmıştı. Dizide bu operasyona yer vermek yerine uyduruk hikayeler gösterildi. Ömer Sami Coşar’ın çektiği Banyo Katliamı’nın fotoğrafları, tedaviye gönderildiklerinde vücutlarına yapılan alçı içinde Ankara’ya ulaştırıldı.” (Dizide fotoğrafların posta ile gönderildiği gösterildi.) Ele geçirilen 2’nci stratejik bina, bugün KKTC Meclisi olarak kullanılan, Dianellos’un sigara fabrikası idi. Üçüncü bina ise bugün KKTC Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı olan Rumların buz fabrikası idi... Dizi bunları göstermek yerine EOKA’nın karargaha girdiğini uydurdu.” Bardağı taşıran son damla, dizinin 6’ncı bölümünde, Denktaş’a yapılan edepsizlik oldu. En anlamlı karşılık 09.05.2021 günü yine S. İsmail’den geldi: “Geri zekalı mısınız? Sampson kim ki Denktaş’ın kafasına silah dayayacak. Utanmadan bir de: ‘Gerçek bir varoluş hikayesi’ diyorsunuz! Devlet galası bu saçmalıklar için miydi?” Dizide, Nikos Sampson’un (Kıbrıs’ta Küçük Kaymaklı Kasabı olarak bilinir) tek başına Türk bölgesine girip, Denktaş’ı esir alması(!) ve kafasına silah dayayıp, pazarlık yapmasının kurgulanması infial uyandırdı! Sampson gibi aşağılık ve korkak bir caninin - gerçek dışı kurgularla - adeta kahramanlaştırılması, tek kelime ile rezalet! Kıbrıs’a girişi yasaklanan Denktaş’ın, Türkiye’den balıkçı teknesi ile adaya gizlice girerken, Erenköy’de yakalanıp, 11 gün esir kalması gerçeği; bahsi diğer…

 Sebahattin İsmail devam ediyor: “(…) Denktaş mevzilerde idi. Hatta buz fabrikasını ele geçiren TMT’cilere kurşun yağmuru içinde, göndere çekmek için bayrağımızı getiren Denktaş’tı.”

BU İŞ MAHKEMEDE BİTER!

  Dizide çarpıtılan konuları, aldığı tepkileri ve gerçekleri yazmaya devam etsek; ortaya bir yazı dizisi, mini bir Kıbrıs tarihi çıkacak. Teferruatı meraklısına bırakıp, birkaç özetle yetinelim!

- Türkiye’den her şeyi tek başına yapan, Amerikalıların uyduruk Rambo’su gibi hareket eden bir “bereli” gitmedi. Ama gerçek bir Bayraktar vardı!

- Nikos Sampson, bir Türk kadınına aşık olmadı. Dizideki gibi kaçırma, rehin alma rezaletleri olmadı! Ayıptır, yazıktır!

- Yine Sampson, Erenköy’e hiç giremedi. Dolayısıyla Türkiye’den silah getiren balıkçıları ve TMT mensuplarını tek başına şehit etmesi gibi kurgular da rezaletin üzerine tüy dikilmesi…

- 1963-64 olayları sırasında Grivas adada değil, Yunanistan’daydı. Katliamları EOKA değil, Rum polisi yaptı. Devlet eliyle yapıldığı gerçeği vurgulansa daha isabetli olurdu. 1971’den itibaren örgüt, EOKA-B adıyla yeniden ortaya çıktı.

- Olayların sorumlusu, Akritas İmha Planı’nı uygulamak isteyen Rum İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis’tir.

- “Dizide Kıbrıs Türk mücahidi, TMT ve onların liderleri acz içerisinde resmedilmiş.Rauf Denktaş ile Dr. Fazıl Küçük’ün mücadeledeki rolü küçültülmüş, R. Denktaş’ı sürekli ağlayan ve fotoğraf çekmekten başka vasfı olmayan biri gibi gösteren dizi, (Denktaş’ın kızı, babasının 1974’ten sonra fotoğraf çekmeye başladığını açıkladı) Dr. F. Küçük’ü de aynı biçimde etkisiz birisi gibi göstermiş. “ (5)

 -”(...) Çok büyük bir yükün altındasınız, burada yaşayan bir tarih söz konusu.... Ama siz 50 yıl önceyi anlatırsanız ve o insanlar da hala burada yaşıyorsa o zaman hata yapamazsınız...Konu çok hassas; YAŞAYAN TARİHİN, AÇIK YARALARIN KURGUSU OLMAZ!..” (6)

-”(...) Çok zor değildi bunun gerçeğini öğrenmek; Kıbrıs’ta bu olayları şahsen yaşamış binlerce insan var. LÜTFEDİP SORSAYDILAR ÇOK İYİ BİR SENARYO OLURDU... Biz Kıbrıslı Türk aydınlar, bu tartışmanın Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye ve Türk milleti arasında bir nifak çıkaracağı endişesiyle; tüm uyarılarımızı, zaten gırtlağımızın dokuz boğumundan çıkarıp söylüyoruz. En büyük endişemiz de budur!” (7)

 -”(...) Senarist kimden bilgi edinmişse, kimler bu fikri vermişse, tarih danışmanları kim ise ‘RAUF’ adında farklı bir karakter yaratmış... KALEMİN İNTİKAMI TARİHTİR, çünkü er ya da geç gerçekleri yazar ve yalanlar içinde sırf birilerini memnun etmek için kıvrananlar gün gelir TARİHİN KARA SAYFALARINA GÖMÜLÜR.” (8)

- Bu yerinde ikazlar ve gösterilen hassasiyet, samimi iseler muhataplarının hatadan dönmesi için yeterlidir. Yeni sezona kadar bu iş yapılabilir.

- Kıbrıs Barış Harekatı başladığında (20.07.1974) TMT üyesi 17.151 mücahit vardı. Daha sonra (01. 08. 1976) Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na dönüştürüldü.

- 1963 - 64 olaylarında 364 Türk şehit oldu, 174 Rum öldü. Toplam 103 Türk köyü boşaltıldı, 25 000 Türk göç etti!

- Denktaş Vakfı ile Dr. Fazıl Küçük Vakfı’nın, dizinin yapımcısına ve senaristlerine dava açacağını, Ender Denktaş Vangöl açıkladı. Açıklamasında: “Bir devlet kurumunu dava etmenin kendilerine yakışmayacağını düşündüklerini” de vurguladı. Kıbrıslılar dava etmeyebilir ama yeni yayın döneminde, bu kadar tepkiyi dikkate almaz, senaryoyu düzeltmezse TRT’de dava edilmekten kurtulamaz!

- Kıbrıslı mücahit arkadaşım, ortaokuldan itibaren mücadelenin içinde bulunan TMT

Mücahitler Derneği Yönetim Kurulu üyesi Işılay Arkan, görüşmemizde yapılan bir dizi yanlışı anlattı. Devamla: “Gençlere babalarının, dedelerinin direnişi, kahramanlıkları ve gördükleri zulüm layıkıyla anlatılamadı. Biz dernek olarak dizinin Kıbrıs’ta yayınlanmaması için Türkiye Büyükelçiliği’ne başvurduk. Lakin ‘yetkimiz yok!’ cevabını aldık” dedi.

 Yazıyı bitirirken TRT’ye ve yetkililere seslenelim:

- Ya yanlıştan dönün ya da diziyi yayından kaldırın! Devletin parası ile fesat çıkarmaya hakkınız yoktur!..

- İşin vahametini tam olarak görmek için, linkini verdiğimiz yazıları okumalısınız. Özellikle Beratlı hocanın dizide “İstanbul şivesinin kullanılmasındaki isabeti” izahı ile devasa bir bütçenin çar çur edilmesine haklı itirazı önemli.

- Kıbrıs’a yolunuz düştüğünde Lefkoşa’da Barbarlık Müzesi (Kanlı Noel Katliamı’nın yapıldığı ev) ile Dr. Fazıl Küçük Müzesi’ni görmeden dönmeyin!

Alıntı yaptığımız akademisyen, yazar ve gazetecilerin konu ile ilgili kitapları da ilginizi bekliyor!

SALİM DEMİREZEN

Dipnotlar:

(1) Cumhuriyet gazetesi, 12.05.2021

(2) https://www.indyturk.com/node/341281/haber/kibrisli türkler

(3) https://www.indyturk.com/node/342096/haber/kibrisli türkler

(4) Cüneyt Öztürk, Kod Adı: Bozkurt, İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2013

(5) Gazeteci, yazar Rasih Reşat, Cumhuriyet, 12.05.2021

(6) Selen Süheyla Küçük (Dr. F. Küçük’ün torunu), Independent Türkçe, 07.04.2021

(7) Doç. Dr. Nazım Beratlı, aynı röportajdan.

(8) Ender Denktaş Vangöl (Denktaş’ın kızı) https:/www.ozgurgazetekibris.com/ kibris/32821-vangol-bu-isi-finanse-edip-oncu-olanlar


Yorum Gönder

@name x