BOZULAN TÜRKÇEMİZ VE DİL YARASI ÜZERİNE (İkinci bölüm)

19 Mart 2018 Pazartesi 17:50

Av. Faruk Ülker ilgi çeken yazısının ikinci bölümünde Türkçemizin meselelerini dile getiriyor.

BOZULAN TÜRKÇEMİZ VE DİL YARASI ÜZERİNE (İkinci bölüm)
 BOZULAN TÜRKÇEMİZ VE DİL YARASI ÜZERİNE

(İkinci bölüm)

Türkçe dünyanın en zengin ve en köklü bir medeniyetin dilidir ve halen de devam etmektedir. Dünyada en çok konuşulan beş dilden biridir. Adriyatik'ten,Çin'e kadar tercümansız konuşulan tek dil Türkçe'dir. Dilimizi korumak ve geliştirmek herkesin milli görevi olmalıdır.Milli değerlerin korunması ancak, milli dilimiz Türkçemizin korunmasına bağlıdır.
.

Türkçe, zengin, gelişmiş, büyük ve köklü bir dildir dedik.Yaratılışla ve çok eski geçmişle ilgili destanları, halk deyişleri, halk hikayeleri, kitabeler, tabletler vardır. Bunlardan bazıları:
.

Alp Er Tunga Destanı, Oğuz Kağan Destanı, Gök Türk kitabeleri, Dokuz Oğuz-On Uygur destanları,Dede Korkut hikayeleri gibi...Bu destanlar, halk deyişleri yüzyıllar boyunca, ilden ile, dilden dile geçerek bu günlere gelmiştir.Bu deyişlerin bir çoğu da ''DİVAN-I LÜGATİ'T TÜRK'' yazarı KAŞGARLI MAHMUT'UN eserinde yer almıştır. (1074) Bu ilk Türkçe sözlük olarak büyük anlam ifade etmektedir.
.

Divan-ı Lügat'it Türk adlı eserinde, Kaşgarlı Mahmut, Türk Milletinin büyüklüğünü anlatmak istemiş ve Türkçe'nin Arapça'dan geri bir dil olmadığını hatta; Arapça'dan da üstün bir dil olduğunu yazdığı eserle kanıtlamak istemiştir!...Eserde Türkçe'de kullanılan sekiz bin kelime ve yüzlerce atasözü ile Türk kültürünü tanıtmada önemli bir eserdir... Eser 1890 yılında ilk defa Türkçe'den İngilizce'ye çevrilmiştir. O sıralarda, Türkçe'de kullanılan bir çok kelimenin İngilizce'de olmadığı görülmüştür.Çeviri ancak açıklamalarla yapılabilmiştir!...
.

1890 tarihinde yani 128 yıl önce,Türkçe'nin kelime sayısı 90.000 nin üstünde olduğu, İngilizce'nin ise 80.000 civarında olduğu tespit edilmiştir!..Daha bir asır önce ki bu durum bu iken; İngilizce kelime hazinesi olarak bugün beş altı katına çıkmış,Türkçe ise maalesef aynı seviyede belki de beş on bin kelime azalmıştır..

İşte bu yüzdendir ki; gelişmiş bir medeniyet ancak dilinin ve kültürünün zenginliğiyle olabilir.Gelişmemiş ve kısır kalmış bir dille büyük medeniyetler asla kurulamaz...
.

Dünyada hiç bir dil saf ve arı değildir. Her dil birbirinden alıveriş yapar.Türkçe de bir çok yabancı asıllı kelime almıştır ve vermiştir.Önemli olan unsur dilin saflığı değil, aldığı kelimeyi kendi ses düzenine, ahengine ve cümle yapısı içinde sindirip özümsemesine ve kendisine mal etmesine bağlıdır..Bu günkü Balkan dillerinde hatta batı dillerinde, Türkçe'den alınmış binlerce kelime vardır.Tabi ki biz de o dillerden bir çok kelime aldık..
.

Fakat; yediden yetmişe, halkın bildiği ve yüzyıllarca konuşulan kelimeleri atıp; onların yerine, uydurukça, yoz ve yabancı kelimeleri yerleştirmeye çalışmak ana dile saygısızlık ve ihanettir.Dilimizin milli olması kadar ZENGİN OLMASI DA çok önemlidir. Bu şekilde zoraki çabalarla dil gelişmez, zenginleşmez, tam aksine zayıflatır, fakirleştirir. Sonunda basit ve ilkel bir kabile diline döner...
.

Öz Türkçe altında, uydurukça Türkçeye de karşıyız. Şimdi bunları saymakla bitiremeyiz. Birkaçına örnek olarak; ahlak yerine etik- kitap yerine betik- cümle yerine tümce- kelime yerine tilcik- meslek yerine ertik- edebiyet yerine yazın- kültür yerine ekin,... buna benzer bir sürü sal-sel ekleriyle üretilen her kelime Türkçe olmayacaktır. Dilin olduğu gibi kelimelerin de etimolojisi, geçmişi, tarihi , toplumda bıraktığı çağrışımları, deyimleri ve atasözleriyle bir bütündür. Türkçeleştiği halde, sökülüp atılan her kelime; hafızamızdan, irfanımızdan sökülüp atılan bir mazi olduğunu unutmamalıyız...Dilimizden atılan her kelime, yaşayan dili diri diri mezara gömmekle eş anlamlıdır...
.

1980'li yılların o netameli ve anarşinin doruğa çıktığı yıllarda; Öz Türkçe adında, uyduruk Türkçe moda haline gelmişti. Uydurulan bir çok kelime,yerini aldığı kelimelerin hafızasını da kazıdı...Öztürkçe adı altında uydurulan her kelime, halka mal olmuş,yediden yetmişe herkesin anlayabileceği kelimeler sırf Farsça ve Arapça asıllı oldukları için, dilimizden çıkarılmaya çalışıldığı yıllardır.Yaşanılan o günleri yazmaya kalkarsak sayfalara sığmayacağından; birkaç örnekle yetinmek kafidir...
.

80'li yıllarda Matematik Öğretmenlik yaptığım Terme İmam Hatip Lisesine; üç ayda, altı ayda hatta 23 günde hızlı mektupla eğitimden mezun olan bir çok öğretmenin tayini oldu. Israrla ve inatla öğrencilerin anlayamadığı uyduruk Türkçe ile konuşmalar o günlerin modası içinde yapılıyordu...Uyduruk kelimeleri çok seven Türkçe Öğretmeni bir arkadaşa kendi lisanıyla Öğretmenler Kurulu toplantısında soru sordum.
.

Dedim ki:
-Hocam, ''..ertiksel yaşamınızda özdeksel olanaksızlık sorunu var mı?...'' Veya bu soruyu bütün arkadaşlara da soruyorum dedim.

Kendisi dahil kimsenin bir şey anlamadığını biliyordum!..
-''Öğretmenim yineler misiniz...'' dedi kendileri...

Aynı soruyu tekrar sordum. Altmışa yakın öğretmenin içinde kimse cevap veremedi tabi...Çünkü Türkçe'de böyle kelimeler ve cümle yoktu..

Bizim öztürkçe meraklısı hocamız kurula dönerek, buna yanıt veremiyorum deyince, tabi bu sefer sazı biz aldık elimize!...

- Hocam, yani demek istiyorum ki Türkçe'ye tercüme edersek:
-Mesleki yaşantınızda, maddi imkansızlıklar var mı?! diye sordum...
Tabi herkes anladı, başladılar gülmeye...Ben daha fazla üstüne gitmedim ama; sözü şöyle bağladım kurula:

- Arkadaşlar, yaz dinlencesine giriyoruz önümüzdeki günlerde;
''..yazın yazın çalışın ekininiz bol olsun...'' dedim ve oturdum yerime...Öztürkçeyi yine tercüme etmek zorunda kaldım. 
-Yani arkadaşlar yaz tatilinde çok edebiyat okuyun ki kültürünüz artsın!...
.
O sırada Terme'de ülkücü olduğu için açığa alınan edebiyat öğretmeni HÜSEYİN ÖZBAY Hocamızın bizim üzerimizde ve yetişmemizde çok büyük hakkı ve katkıları olduğundan kendilerine her zaman müteşekkiriz...Hüseyin Özbay hocamız,çok iyi bir dilci,edebiyatçı,iyi bir hatip ve bu bilgilerle donanmış,bir o kadar da mütevazi bir gönül adamı kişiliğiyle her zaman gönüllerimizde taht kurmuştur....

KÜLTÜRÜN OLUŞMASINDA EN ÖNEMLİ 
UNSUR DİL'DİR.

Prof.Dr.İbrahim Kafesoğlu,Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri adlı eserinde:

''....Çeşitli kültürleri birbirinden ayıran en mühim unsur dildir.Çünkü dil,ifade tarzı,medhumları,söz hazinesi,hatta gramer ve sintaksı ile,temsil ettiği topluluğun maneviyatına kaynak vazifesi gören düşünce sistemini adete kadrolamaktadır.Türk kültürünün de başlıca ifade vasıtası olan Türkçe bu bakımdan hayret edilecek bir karakter gösterir.Türkçenin tarihi ile uğraşan bir çok ilim adamları bu dilin KELİME TEŞKİLİ VE CÜMLE KURULUŞUNDAKİ İNTİZAM karşısında duydukları şaşkınılığı gizliyememişler ve şöyle demişlerdir:

Türkçe sanki daha başlangıçta dilciler tarafından tertip ve tanzim edilerek konuşulması için millete sunulmuştur!.Türk dilindeki bu nizam Türk'ün millet olarak disiplinli ruhunu,manevi müvazenesini ortaya koyar.Türk kültürünün bir numaralı unsurunun teşekkülünden bu yana geçen uzun mazisi boyunca, milli varlığın korunması hususunda oynadığı büyük rol düşünülürse,Türkçenin nasıl bir değer taşıdığı,kendiliğinden anlaşılır.Türk dili şimdiki bilgimize göre,daha 1000 sene önceleri, büyük Türk İmparatorluklarının kurulması sebebiyle, böyle dar ve mefhumlar itibarıyla zayıf bir kavmi dil durumundan çıkıp millet dili olmak yoluna girmiş bulunmaktadır.....''(Kafesoğlu Türk Milliyetçiliğinin Meseleleri)
.

Dünya tarihinde,savaş meydanlarında orduların yenildikleri ve devletlerin yıkıldıklarını çok olmuştur. Fakat dillerini koruyan ve millet olma vasfını kazanmış toplulukların yok etmenin mümkün olmadığını gösteren misallerle doludur.Bu sebeple milli varlığı korumaya yönelik kültür çalışmalarının en önemli unsuru dil mevzuudur...Türkiye'de dil meselesinin en önde yer almasının yegane sebebi budur....
.

Kültürlerin zenginleşmesi,medeniyetlerin gelişmesinin en önemli unsuru olan dil, milletin hafızasından silinirse, toplum kendi dilini unutup daha başka dillerle özenerek kendi dilini unutursa, tarihten silinmesi kaçınılmazdır.Zengin medeniyet kurmuş olan URARTU MEDENİYET, Sümerler, eskiMısırlar, İskitler, Hititler,Babiller, Akadlar, Fenikeliler, Kartacalılar... bu medeniyetler savaş meydanlarında yenildikleri için yok olmamışlardır...Kendilerinden üstün gelen medeniyetin,dilini,kültürünü,örf adetlerini benimseyerek ve o kültürün içinde karışıp yok olarak tarih sayfasından silinmişlerdir...
.

Bunların tam aksine, tarihte yurtlarından iki defa sürülmelerine ve dünyanın dört bir tarafına dağılmalarına rağmen, 2000 yıl sonra tekrar bir araya gelip toplanan YAHUDİLER'İN dinlerine olan bağlılığı kadar dillerini de unutmadıkları ve korudukları bir gerçektir...Dilini kaybeden herhangi bir topluluk millet olmaktan çıkar ve bir daha hatırlanmamak üzere tarihin karanlıklarına gömülür.Çünkü milletler dil ile var olur.
.

Demek ki milletin sosyolojik yapısının temel taşı dildir.Aynı dili konuşan insanlar dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar aynı dili konuştukları için, müşterek dilin sağladığı derin bağlılık ve aidiyet duyguları ile; dilin devlet sınırlarını ve coğrafi engelleri aşarak birbirlerinden çok uzakta ki kitleleri birbirine bağlayan kudretli bir unsur olduğu unutulmamalıdır...
.

Bugün Türkçe'miz, Adriyatikten Çin'e, Urallardan Afrika'ya,Hindistan ve Mısır'a kadar ve tüm Ortadoğu coğrafyası olmak üzere geniş sahalarda halen varlığını koruyarak konuşulan bir dildir ve büyük dil olma özelliğini muhafaza etmektedir...Ülkemizde bu derece uyduruk, yoz, sığ ve yabancı kelimelerin kullanılması, Türkiye'de ki Türkler ile, sınırlarımız dışında ki Türkler arasında ki irtibatımızı koparmaktadır...
.

Türkçe halen 80 milyonu ülkemizde olmak üzere ve resmi hudutlarımızın dışında yaşayan Türk varlığıyla birlikte, 350 milyonluk devasa bir topluluğun da dilidir. Dünyada en çok konuşulan beş dilden birisi olması hasebiyle dil meselesi yalnız Türkiye ölçüsünde değil, 350 milyonluk geniş kütlenin ana dili olduğundan, bir bütünlük içinde ele alınarak geniş tarihi seyri gözden uzak tutulmamalıdır..Belki de günümüzde yaşayan diğer büyük dillere nazaran; Türkçe gelişen zaman içinde ki derinlik, coğrafi sınırlarda ki genişlik vasıfları itibarıyla en önde gelen diller arasındadır.
.

Türkçe'nin bu vasıflarını göz önüne alarak; dilimizi ÇAĞDAŞ ve HIZLA GELİŞEN TEKNOLOJİK kültürün icaplarına göre geliştirmek ve halkımızın da anlayabileceği bir dil haline getirmek maksadıyla SADELEŞTİRMEK çok önem arz etmektedir...Yabancı ve uyduruk kelimelerle YOZLAŞAN VE KİRLENEN DİLİMİZİ ancak bu şekilde geliştirmek ve zenginleştirmek mümkün olacaktır. Türkçe bütün dillerden daha fazla, gramer yapısıyla da kelime üretmeye en elverişli bir dil olduğu, yabancı dil bilginleri ve Türkologlarca da belirtilmektedir..

Mazisinden, köklerinden ve Türklükten kopmuş, uyduruk ve yabancı kelimelerle konuşulan SUNİ bir Türkçe, bizi Türk dünyası ve Türk kültürü ile irtibatımızı kesecektir!..Bir zamanlar dünyada milletler arası bir kültür dili olan Türkçemiz hala bu vasfını korumaktadır. 
.

Diline, hafızasına, tarihine namusu gibi sahip çıkacak bir nesil; Türkçeyi ve Türk kültürünü soysuzlaştırmayı hedef alan ve Dünya Türk birliği fikrini sarsmayı şiar edinen maksatlıların , maksatlarını ve maskelerini indirecektir... 19.03.2018 Devam edecek

AV.Faruk Ülker



Yorum Gönder

@name x