NASİHAT HEYETİ- (HEYET-İ NASİHA)

NASİHAT HEYETİ- (HEYET-İ NASİHA)

Faruk Ülker

05 Nisan 2013, 18:48
   Hükümet nihayet 63 kişiden oluşan “Akil İnsanlar Heyeti” ni açıklamıştır.Türkiye’nin 7 bölgesi için 9’ar kişilik 7 heyet oluşturulmuştur.
   Heyette yer alanlara bakıldığında,dünün bir numaralı ataist ve Marksist kişiler ile AKP iktidarını destekleyenler ve PKK’ya sıcak bakan insanlardan oluştuğu görülür.
  Milletimizin aklı yokmudur ki, bu heyete akıl danışılacaktır?Nedir bunların vazifesi?..PKK’nın bir terör örgütü olmadığını,40 yıldır bu ülkeye kan kusturmadıklarını,uzaydan gelen birilerinin,insanlarımızı,askerlerimizi şehit ettiklerini!, PKK’nın barış örgütü olduğunu,Apo katilinin bir halk kahramanı ve barış güvercini olduğunu,son 30 yılda ülke ekonomisinin 400 milyon dolar zarara bunların uğratmadığını mı söyleyeceklerdir!?..
   Nasihat heyetinin içerisinde ki , “akıllı adamların”! söylediklerine baktığımızda durum daha net olarak anlaşılacaktır. “... Türkiye Cumhuriyeti’nin miyadının dolduğunu, artık ikinci Cumhuriyet kurulmalıdır diyenlerle, ”...Kürdistan  mutlaka bir gün kurulacaktır, Anayasa’dan Türk kimliği çıkarılmalıdır, Türkiye eyaletlere bölünmelidir,PKK Kürt gerçeğidir, Apo halk önderidir,PKK terör örgütü değildir,Türk bayrağı değiştirilmelidir,Türkler soykırımcıdır...” diyen aklı hastaların da olduğu görülecektir.
 
   PKK, kendisini terör örgütü olmaktan çıkarıp, Uluslar arası Cenevre sözleşmesine dayanarak, kendisini muadil ve eşit statüde,”SAVAŞAN TARAF” pozisyonuna çekmeye çalışmaktadır.
 
   Daha önce ki yazılarımızda da sık sık hatırlattığımız gibi,PKK terör örgütü için kullanılan literatürün çok dikkatli seçilmesi gerektiği defaten yazılmıştır.Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin; PKK’ya gerilla ya da özgürlük savaşçıları diyen, PKK,BDP;KCK,...gibi, bölücülerin maksatlarının ne olduğu artık açık beyan ortada iken,ülkeyi yönetenlerin sorumluluklarının idraki içerisinde olmaları beklenmektedir...
 DAMAT FERİT VE HEYET-İ NASİHA
   Uluslar arası Hukuk uzmanı Prof.Dr. Hüseyin Pazarcı, bu tür “İKNA HEYETİ’NİN”, 94 yıl önce,Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıktığı sene 1919 yılında,İngilizlerin İstanbul’u işgal ettiklerinde  kurulduğunu hatırlatmaktadır.
   Ülke işgale uğramış, İngilizler İstanbul’a çıkmışlardır. Sadrazam DAMAT FERİT ise,mandacılığın ve İngilizlerin himayesine sığınmıştır.Halkın bu işgale karşı çıkmaması istenmiş bunun için, “Heyet-i Nasiha” (NASİHAT HEYETİ) kurulmuştur.Bu heyetin fikir babası ise İNGİLİZ MUHİPLER CEMİYETİ (İngiliz Dostları Cemiyeti) başkanı SAİT MOLLADIR...
   Halkın  işgale karşı koymaması için; İzmir’e giren Yunanlıların da aslında, işgal etmek maksadıyla gelmediklerini, İstanbul’u işgal eden İngilizlerin ise;  “...demokrat ve  özgürlükçü oldukları, bizi onların  idare etmeleri gerektiği , ülkenin ancak bu yolla kurtulacağı...”biçiminde halkın mandacılığı kabul etmesi ve ikna edilmesi için kurulan bir heyettir...
   Heyet İzmir’in ve Batı Anadolu’nun kurtuluşunun; ancak düşmanlara şartsız ve karşılıksız TESLİM OLMALARI ile sağlanacağı, barışın ancak bu şekilde gerçekleşeceğine dair propaganda yapmışlardır...
   Padişah Vahdettin’in, İngilizler’e ülkeyi karşılıksız ve şartsız 15 YIL İDARE ETMELERİNİ teklif ettiği tarihi kayıtlarda sabittir. Teklife İngilizler şaşırdığından ve fazla ciddiye almadıklarından gerçekleşmemiş olduğu bilinmektedir...
   Damat Ferit beş defa hükümet kurmuştur.Damat Ferit’in “Akil adamlar” dan oluşan ikna heyeti, tarihte “  İHANETİ  MİLLETE KABUL ETTİRME HEYETİ..” olarak geçmiştir...
 TARİH TEKERRÜR MÜ  EDİYOR?
   Şimdi,açıklanan 63 kişilik “AKİL ADAMLAR” ne yapacaklardır?.Bunlar milletimizin üzerinde bir güç müdür?.Eğer bunlar akil adamsa; TBMM’nin fonksiyonu nedir?Tarihte ki MONTROS MÜTAREKESİ sonrası kurulan heyet-i nasihanın yaptıklarının bir benzeri mi yapılacaktır?
   Heyet-i Nasiha’nın dediği gibi; “direniş göstermeyin, düşmana karşı gelmeyin...” telkinlerinin benzerini PKK için yapmaya hazırlanmakta olduğu yönünde emareler vardır.
   Her iki heyette de benzerlik mevcuttur.İkisi de yedişerlik guruplar ve yedişerlik bölgeler vardır!.Heyetler barışın ancak  koşulsuz teslim ve düşmanı kızdırmamak ile sağlanacağını anlatmakla görevlendirilmiştir!.Damat Ferit’in heyeti, 20.Ağustos 1920 SEVR anlaşmasını bu millete dayatmak isteyenlerin sözcülüğüne ve hizmetine soyunmuştur.Kısaca SEVR’İ bu millete  alıştırmak ve hazmettirmek maksadıyla kurulmuştur.
   Maalesef bu günkü  “Akil İnsanlar Komisyonu” heyetinin vazifesi de; yaşanan sürece alıştırmak ve ikna etmek maksadıyla oluşturulduğu bir gerçektir.
   MHP’li Şandır; Akil insanların ihaneti millete hazmettirme ekibi olduğunu belirterek; “..Bu akil insanlar,hazmettirme takımıdır.Bu ihaneti millete hazmettirme ekibidir.Heyetin içinde iyi insanlar olabilir ama;bu insanlara biçilen görev, siyanür zehirini millete içirme ekibidir,tarih bunları affetmeyecek.Muhatapları PKK dır.PKK ile neyi konuşacaklar?Bir terör örgütü ile,bir suç örgütüyle hangi konuda uzlaşma sağlanacaktır.Bu akla ziyandır.Denenmişi denemek ise akil adam işi değildir,bu süreci bütünüyle yanlış buluyorum...” demiştir.
   Sayın Başbakanın ifadesiyle; “ HALKA PSİKOLOJİK OPERASYON YAPARAK” PKK ile üzerinde uzlaşılan çözüme,Türk Milleti’ni ikna etmek için kurulmuş bir psikolojik operasyon heyeti olduğu açıklanmıştır.
   Oysa ki hiçbir ciddi devlet kendi halkına psikolojik operasyon yapamaz.
 ADIM ADIM FEDERALİZM
   Son  10 yıldır AKP tarafından yönetilen Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en büyük bölünme  tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.Terörle mücadele yerine,teröristlerle müzakere yolu seçilmiştir.
   Türk Milleti’nin geleceği ile oynanmaktadır. Geldiğimiz noktada, Kürtçülere taviz üstüne taviz verilmektedir.21 Mart 2013 Diyarbakırda ki bölünme mitinginde yürekler dağlanmıştır.Tek bir Türk bayrağı açılmamıştır.İhanet ateşi iktidardan aldıkları güçle yanmaya devam etmektedir.
   Türk Bayrağına tahammül edemeyenler, şanlı bayrağımızı tahrik unsuru olarak görmeye başlamışlardır. AKP yönetimi  altında ki Türkiye’de,Türk olmak ve Türküm demek suç olmuştur.Türk Milleti ve Türk Milliyetçiliği ayaklar altına alınmıştır.
   Terörist başı katil Apo verdiği direktiflerde: “...Bu bir son değil,yeni bir devletin başlangıcıdır.Bu mücadeleyi bırakma değil,daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır, o mücadelede Türkiye’nin Türk,Kürt birlikte yönetimi ile oluşturulacak yeni bir federasyon sistemidir...” diyerek artık her şey net olarak anlaşılmalıdır.
 TÜRKİYE’NİN FEDERALİZMLE ŞİŞİRİLEREK ÖNCE BÜYÜTÜLMESİ
 SONRA PARÇALANMASI
   Proje, 100 yıllık bir geçmişe dayanmaktadır.”Doğu sorunu” veya “ Kürt sorunu” adı altında ki projenin günümüzde ki uyarlanmış şekli olan Büyük Orta Doğu Projesinin (BOP) nin dünkü mimarı İngiltere, bu günkü aktörleri ise ABD ve İsrail olduğu bilenen gerçektir. Esasen proje İsrail’in “Yeni Arz’ı Mevut” teorisinin günümüze uyarlanmış şeklidir...
   Bu amaçla; Diyarbakır başkentli Büyük Kürdistan Devleti kurdurularak, şimdilik Türkiye’ye bağlanarak entegrasyonu sağlanıp, Türkiye geçici olarak ŞİŞİRİLİP BÜYÜTÜLECEK ve ZAMANI GELDİĞİNDE  VE ŞARTLARI OLGUNLAŞTIĞINDA KOPARTILARAK PARÇALANACAKTIR...Oynanan senaryo budur.
   Öcalan’ın mutabakat  metninde ki “MİSAK-I MİLLİ” sine uygun FEDERASYON teklifine baktığımızda, Türkiye’ye oynanmak istenen tuzak açıkca görülmektedir.”...Kuzey ırak ve Suriye’nin belli kesimlerinin iç işlerinde serbest dış işlerinde,Türkiye’ye bağlı bir federasyon olabilir....” diyerek,Türkiye havuç politikası ile sırtı sıvazlanıp,federasyona razı edilecek,önce toprakları büyüyecek ve şartlar olgunlaştığında ise,Türkiye,Irak,İran ve Suriye’den koparılan topraklarla, Kürdistan kurulacaktır.
   Yine Kürdistan Sosyalist Partisi Kemal Burkay,Kürt halkının kurtuluşu hakkında aynen şunları demektedir. “...Kürt halkı ayrılıp kendi devletini kurabilir veya Türk halkıyla demokratik bir birliği seçebilir.İkinci durumda,birlik eşit haklara sahip iki cumhuriyetli bir federasyon biçiminde olabilir.Kürdistan ayrı bir cumhuriyet halinde örgütlenmeli,kendi parlamentosu, hükümeti olmalı ve her bakımdan Türkiye ile eşit haklara sahip olmalıdır...”
   Şimdi bu söylenenlerden sonra,Sayın Başbakanın; “Güçlü Türkiye,eyaletleşme sisteminden korkmamalıdır..” sözü ne kadar inandırıcı olacaktır.
              Bunun alt yapısı sağlanmıştır. Hukuki süreç çıkarılan yasalarla tamamlanmak üzeredir.
   Yasal Yoldan Bölünme olan, “Ademi merkeziyetçilik” yani BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE KANUNU ile; hukuken yerinden yönetim ve katılma  rejimi sağlanmış;otoritesi ve yetkileri artırılmış başkanlara yönetim yetkisi  tanınmıştır.
   Bu yasa, “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartıyla” bire bir örtüşmektedir. Bunun bir diğer adı, Ülkemizin “Şehir Devletçiklerine” ve eyaletlere ayrılarak yerinden yönetim ilkesi getirilmiş olmasıdır. Federalizme kapı açılmıştır.Kısaca “Ademi Merkeziyetçilik” öngörmektedir.Ademi Merkeziyetçiliğin günümüzde ki adı ÖZERKLİKTİR...
   Osmanlıda, devleti yıkmak isteyen; Rum,Bulgar,Makedon,Sırp,Arnavut... gibi etnik gurupların, devletin idaresine ortak olması ve kendilerine etnik kimlik verilmesidir.
  Yasanın nihai hedefi,Türkiye’yi idari federasyonlara ayırmak olduğu görülmektedir.İdari federasyonlara ayrılma; beraberinde Türkiye’nin parçalanma sürecini başlatacak olduğu kaçınılmazdır.
   Bu yasa çıkar çıkmaz,Sayın Başbakan; “ ASLINDA VALİLER DE SEÇİMLE GELEBİLİR” diyerek yasanın hedefini açıklamış oldu.Valilerin seçimle iş başına gelmesi ile Büyükşehirlerin kendi içlerinde OTONOM ŞEHİR DEVLETÇİKLERİNE  bölünebilmesinin önü açılmış olmaktadır.
   Sayın Başbakanımız,Türkiye’nin 2023 ‘de EYALETLERE AYRILACAĞINI söylemektedir.Güçlü ülkeler,eyalet olmaktan korkmaz diyor...Bu eyalet meselesinin Öcalan canisi ile pazarlıklar sürerken gündeme gelmiş olması tesadüfmüdür?..
   İnsanlarımıza karşı adeta psikolojik operasyon yapılmaktadır.Şimdilik Türk Milleti’ni uyandırmamak için,önce EYALETLEŞME sürecinin operasyonu  yapılacak,bölgenin “Özerk Kürdistan” olması sağlanacaktır.Böylece “Büyük Kürdistan” yapılanmasının hukuki  ayağı,çıkarılmış olan Büyükşehir yasası ile örtbas edilmek istenmektedir.
   Türkiye’nin eyaletlere ayrılarak yönetilmesi için 2023 yılı da beklenmeyecektir.”Türkiye artık güçlü ülke oldu” denilerek, federalizme yol açan, eyalet sistemine geçilmek istenilecektir...
   Özal ile başlatılan,”Federasyon “ tartışmaları, Sayın Başbakan tarafından daha da ileri bir safhaya taşınmıştır. Başbakan: “...Güçlü bir Türkiye asla eyalet sisteminden korkmamalıdır...Eyalet yapılanması süratle kalkınmayı gerektirir.Bu güçlenme alametidir.Güçlü Osmanlı’da LAZİSTAN ve KÜRDİSTAN eyaleti var. MHP bir taraftan Osmanlı’nın devamıyız diyecek ama bir taraftan da Osmanlı’nın uygulamalarına karşı çıkacak...”
   Sayın Başbakanın danışmanlarının Türk tarihini çok iyi bildikleri söylenemez. Osmanlının devamıyız demek başka şeydir. Bir ara Osmanlı’da yürürlükte olan eyalet sistemini savunmak başka şeydir.Osmanlı Devleti,dünyanın en geniş toprak hakimiyetine sahip olan bir devlettir.3 kıta,7 deniz ve 20.milyon km2 topraklar üzerinde devasa bir imparatorluktur.Türkiye ise 780.576 km2 dir.
   Kaldı ki Osmanlı’da eyalet sistemi olsa bile bu günkü anladığımız manada bir eyalet  yönetimini Osmanlı kabul etmemiştir.Yani yetki bakımından eyaletler hep MERKEZİYETÇİ bir yapıya sahiptir.Eyalet yöneticileri merkezden atanmaktadır.
   Osmanlıda ki eyalet sistemi kısa bir süre olmuştur.Kuruluşundan 1632 yılına kadar SANCAK SİSTEMİ ile idare edilmiştir.1632’de eyalet sistemine geçilmiştir.Zamanla eyaletler,asi paşaların ve derebeylerin bölücücülük yanlısı ayaklanmaları ile VİLAYETLERE dönüştürülmüştür.
   632 yıllık Osmanlı tarihinde,400 yıl Sancak sistemi ile, 232 yıl da eyalet sistemi ile idare edilmiş olduğu görülmektedir.
   Osmanlı’nın devlet dili ise “Resmi dil Türkçedir.”
   Günümüzde ki eyalet sistemlerinde ise; yürütme,yargı ve yasama erkleri belirli ölçülerde yerel yöneticilere devredilmektedir.Kısaca egemenlik devredilerek paylaşılmaktadır.Sınırlı egemenlik devri Özerkliktir. Merkezi yetkilerin tam olarak yerele devredilmesi ise Federasyonlaşmadır.
   Türkiye’nin eyaletlere bölünmesi; BOP projesinin bir versiyonudur. Projenin mimarı MOSSAD’DIR.Türkiye’yi  bölerek ortadan kaldırmayı,yerine ORTA DOĞU FEDERASYONU kurulması öngörülmektedir.ABD-İsrail- İngiltere ortak yapımı projenin ekonomik ayağı ise,her yıl İstanbul’da toplanan Uluslar arası  Yatırım  Danışma Konseyi ile sürdürülmektedir.Konsey üyelerinin çoğu Yahudidir.
   Bilinen bu gerçeklerden sonra; “Akil Adamların” halkımıza neyi anlatacakları ve neyi ikna edeceklerini merekle beklemekteyiz. 
04.04.2013
TÜRK OCAKLARI
ÜMRANİYE ŞUBE BAŞKANI
AV.FARUK ÜLKER

Yorum Gönder

@name x