AKP VE TUSİAD TARTIŞMASINI NASIL OKUMALIYIZ?

20 Mayıs 2019 Pazartesi 01:59

İşte bu sebeple mevcut düzeni devam ettirmek isteyen iktidarı veya muhalefeti fark etmez, bu siyaset sınıfını ve komisyoncu iş dünyasını top yekün tasfiye etmez isek, Türk milleti olarak bu YANAŞMA DÜZENİNİN cenderesinden kurtulamayacağız.

AKP VE TUSİAD TARTIŞMASINI NASIL OKUMALIYIZ?
Sevgili arkadaşlar;

Ekonomimizin içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalışırken, mümkün olduğunca resmi verilere dayalı tespit ve değerlendirmeleri karmaşıklıktan uzak tutmaya gayret ediyorum. 

Bu yazımızı kaleme aldığımız sırada TÜSİAD'la, Sayın Cumhurbaşkanı arasında karşılıklı cevap ve hâd bildirme polemikleri devam ediyordu. 

Şimdi her iki tarafa da millet adına cevap olmak üzere; hem iktisadi yapımızın hem de siyasi yapımızın YANAŞMA DÜZENİ kurallarına tâbi olduğu müddetçe, bu tartışmanın toplumuzu çok da ilgilendirmediğini aşağıda rakamlarıyla birlikte anlatmaya çalışacağım...

ÖNCE HÜKÜMET CEPHESİNE BAKALIM; 

Sayın Cumhurbaşkanı; 

* Siz hükümet etme sorumluluğunu üzerinize aldığınız 2000-2001 krizi sonrasında bile halk olarak toplam vergi gelirleri içindeki ödediğimiz "dolaylı vergilerin" oranı %59 iken 2018 yıl sonu bütçe gerçekleşmelerine göre, dar gelirli insanların tüketimleri üzerinden topladığınız bu vergileri % 71 gibi acımasız bir orana çıkarmışsınız. 

* Siz geldiğinizde bu ülkede toplam servetin %40'ı bugün haddini bildirdiğimiz %1'lik kesimin elinde iken, şimdi bu oranı %50 artış oranıyla % 60'lara çıkarmış, sadece bu beylerin yanına kendi "zenginlerinizi' de eklemişsiniz.

* Bankalardaki toplam mevduatın % 56'sının sadece 190 bin kişinin eline geçmesini sağlamışsınız.

* Aynı şekilde yönettiğiniz hükümetler, halktan toplanan vergilerle bütçe harcamalarının, (mesela 2005 yılında) % 84,4'ünü karşılayabiliyor iken, 2019 yılı ilk dört aylık bütçe sonuçları sonuçlarına göre;  bu oranı %61,4'e düşürerek; daha çok bütçe açığı, daha çok borçlanmayla hem bu günümüzü hem de geleceğimizi ipotek altına almaya devam ediyorsunuz. 

* Geniş halk kitleleri olarak bütün vergi yükünü bizim sırtımıza yıkarken, sözde haddini bildirdiğimiz TÜSİAD'ın da için de bulunduğu kesimlerin "servet vergileri" ise yıllardır bütçenin ancak %2,65 ile %3,21'i arasında gitmiş gelmiş. Kaldı ki bu oranların %65'ini de motorlu taşıtlar vergisinden almışsınız. 

* Yine karşılıklı olarak bu polemiğin tarafı olan sözde iş dünyasından Kurumlar Vergisi olarak, toplam bütçenin ancak %9 oranında vergi alabilmişsiniz... Sigara ve alkol tiryakileri bile bu beylerden daha fazla vergi ödemişler...

SAYIN TÜSİAD'ÇILAR;

* Resmi rakamlara bakarsak, Türk ekonomisinin en az  yarısını temsil ediyor, dış ticaretin % 85'i sizin elinizden geçiyor. İstihdâmın da % 50'inin de sizler tarafından sağlandığı ifâde ediliyor. Bu oranlara karşın koca Türk ekonomisinin imtiyazlı 880.000 adet şirketi olarak ve kurumlar vergisi kaleminden sadece 62 milyar TL Vergi üretebiliyormuşsunuz.

* Avrupa Birliği ekonomilerinin ortalama ürettiği doğrudan vergi oranı %65 iken, halkın tüketimi üzerinden ödediği, yani "dolaylı vergilerin" oranı sadece %35 iken, siyaset ve iş dünyası olarak "ortaklık" kurmuş ve vergilerin %71'ini Türk milletinin sırtına yıkmışsınız. 

* Siyaset sınıfıyla birlikte kurduğunuz ortaklığa ödediğimiz vergiler bile artık harcamaların %60'ını karşılayacak kadar azalınca, hep birlikte iç kaynaklara el atmış ve bu kaynaklar da tükenince, ortaklaşa dış borçla ithâl ürünlere acentalık yaparak komisyonlarınızı tahsil etmiş; Türk ekonomisinin mümtaz temsilcileri olarak teknolojiye, verimliliğe ve ihracata dayalı üretim yapmamış ve siyaset sınıfıyla birlikte rant ekonomisinin mümessilliğini yapmışsınız.

Sakın yanlış anlamayın beyler, sermaye ve teşebbüs hürriyeti düşmanlığı yapmıyoruz. Sadece üretime, çalışmaya, teknolojiye, verimliliğe, markalaşmaya ve ihracata dayalı iş dünyası ve TÜRK EKONOMİSİ özlemimizi ifade etmeye çalışıyoruz.

BEYLER; 

Rakamların ortaya koyduğu üzere, artık kamu kaynaklarına el atmaya ve dış borçlanmaya dayalı sömürü modelinizin devam ettirilebilmesi imkanı kalmamıştır. Millete elde etmediği gelirlerle, umut tacirliği yaparak  tükettirdiğiniz ve üzerinden hem "vergi", hem de "komisyon" topladığınız ve ancak artık geliri kalmadığı gibi, geleceği de borç ipoteği altında olduğundan, bundan sonrasında kimin kimi ne şekilde  "teşhir edeceği" meçhul olan aranızdaki "kayıkçı kavgasını" bırakın ve milletin de adam yerine konulacağı, HUKUK VE DEMOKRASİ temelli SAHİCİ bir modeli artık konuşmaya başlayalım... 

YOKSA ÖYLESİNE BİR ALT ÜST OLUŞ HÂLİ YAŞANACAK Kİ, HERKES BU ENKAZIN ALTINDA KALACAK...

İşte bu sebeple mevcut düzeni devam ettirmek isteyen iktidarı veya muhalefeti fark etmez, bu siyaset sınıfını ve komisyoncu iş dünyasını top yekün tasfiye etmez isek, Türk milleti olarak bu YANAŞMA DÜZENİNİN cenderesinden kurtulamayacağız.

Selametle,

Rubil Gökdemir
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x