Bahçeli Hilal Kaplan'a sert çıktı

30 Mart 2013 Cumartesi 15:05

MHP lideri Bahçeli, Türk bayrağı yerine Türkiye bayrağı adını öneren yazar Hilal Kaplan'a tepki gösterdi.

Bahçeli Hilal Kaplan'a sert çıktı
Türk bayrağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Türk bayrağının ismini değiştirme teklifleri getirebilecek kadar küstahlaşanlara, bayrağın itibarını zedeleyecek kadar köhnemişliğin içine çakılanlara Allah'ın izniyle hiçbir ortamda fırsat verilmeyecek ve göz açtırılmayacaktır'' sözleriyle gazeteci-yazar Hilal Kaplan'a çattı.

Erdoğan ve hükümeti ihanete tam teşebbüs etmekle suçlayan Bahçeli'ye göre PKK, AK Parti'ye anayasa siparişi verdi. 

Bahçeli, Antalya'nın Manavgat ilçesindeki bir otelde yapılan MHPBelediye Başkanları Toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye genelinde 8'i il, 96'sı ilçe, 264'ü belde olmak üzere 368 belediye yönetiminin MHP'de olduğunu belirtti.

Bahçeli, Belediye Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, nereden gelirse gelsin, hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun Cumhuriyetin kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmanın, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmanın veya bunlara seyirci kalmanın devletin ve milletin varlığına kastetmekle eş değer olduğunu vurguladı. 

Kendilerine göre bunun adının ''ihanet'' olduğunu belirten Bahçeli, MHP'nin bu düşünceleri besleyenlere hiçbir şart altında izin vermemek üzere Türk milletinden destek ve yetki aldığını söyledi. Bu açıdan kimsenin hayal peşinde koşmaması gerektiğini, Türk milletinin gücü ve Milliyetçi Hareket'in sabrı üzerinden yanlış hesap yapmaması gerektiğini ifade eden Bahçeli, ''Bugün yaşadığımız nazik ortamda hükümetin aklını başına alması vazgeçilmez önemdedir. Türkiye sevdalılarının ihanet girişimlerine karşı milli bir duruş sergilemeleri, toplumsal huzurun tesisi ve korunması konusunda tarihi bir görev ve sorumluluk içinde hareket etmeleri elzemdir. Ne mutlu bizlere ki bunun işaretleri güçlü bir şekilde alınmaya başlanmış, Türk milleti varlığına sahip çıkmak için ses ve tepki vermiştir'' diye konuştu. 

Türkiye'nin başkentinin Ankara, dilinin Türkçe, bayrağının ay yıldızlı al bayrak, milli marşının ise İstiklal Marşı olduğunu bildiren Bahçeli, bunların Anayasa'da güvence altına alındığını kaydetti.

KÜSTAHLAŞANLARA GÖZ AÇTIRILMAYACAK

Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi, milleti ve egemenlik unsurları ile tek ve üniter bir devlet olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu: 

''Türk milleti tarihi ve kültürel kökleri itibarıyla ayrılık kabul etmeyen bir bütündür. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, istiklal ve bağımsızlık mücadelemizin taçlandırılmasıdır. Türk milliyetçiliği hem devlet kuran hem Türk milletini mensubiyet temelinde yücelten hem de ebediyete taşıma hedefinde olan muazzam bir fikir sistemi olarak birlikteliğimizin teminatı ve güvencesidir. Ay yıldızlı al bayrağımız milli şerefimizin, milli egemenliğimizin, milli birliğimizin ve beraberliğimizin sembolüdür. Türk bayrağının ismini değiştirme teklifleri getirebilecek kadar küstahlaşanlara, bayrağın itibarını zedeleyecek kadar köhnemişliğin içine çakılanlara Allah'ın izniyle hiçbir ortamda fırsat verilmeyecek ve göz açtırılmayacaktır.''

Milli birlik ve bölünmez bütünlüğün tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak ve tek dil temellerine dayandığına işaret eden Bahçeli, MHP'nin bu kutlu değerleri ve kutsal emanetleri yüksek fedakarlık, kararlılık, milli şuur ve millet sevgisi ile korumaya hiç kimsenin kestiremeyeceği, tahmin edemeyeceği kadar azim ve istekli olduğunu söyledi. 

Bunların MHP açısından kırmızı çizgiler olduğunu vurgulayan Bahçeli, ''Milliyetçi Hareket'in ayrılıkta, bölünmede, çözülmede, dağılmada mutabakat araması asla ve asla mümkün değildir. Türk milliyetçileri, tarih boyunca bir arada yaşamış ve kaynaşmış olan Türk milletinin mensuplarını bir bütün olarak kucaklayan anlayışın temsilcileridir'' diye konuştu.

MHP'li yöneticilerin görevlerini layıkıyla yerine getirdiğini ve getirmeye devam ettiğini ifade eden Bahçeli, ''Mesnetsiz suçlamaları yerle bir ederek bugünlere geldiniz. Asılsız ihbarları, dayanaksız suçlamaları, uydurma şikayetleri yenerek, ters yüz ederek bugünlere ulaştınız. İktidar güdümündeki tetikçi müfettişlerin adrese teslim raporlarına aldırmayarak, zulüm ve zorbalıklara itibar etmeyerek görevinizi yaptınız. Siyasallaşan hukukun eziyetlerine, yargı cinayetlerine direndiniz. Ne mutlu sizlere ki direnmeye devam ediyorsunuz'' diye konuştu. 

Yerel yönetimlerde gösterilen performansa Türk milletinin duyarsız kalamayacağını dile getiren Bahçeli, MHP açısından belediyeciliğin aşk ve adanmışlık anlamına geldiğini, hedeflerinin milleti mutlu, insanları umutlu ve huzurlu kılmak olduğunu kaydetti. 

Kimseyi dışlamadan, ayırmadan, ayrı bırakmadan her bir vatandaşı kucaklayacak kararlılıkları ve yerel yönetimlerde şaşmaz iradeleri olduğunu vurgulayan Bahçeli, siyasi görüşü, kökeni, doğduğu yöresi, anasının dili, inancı, mezhebi ne olursa olsun tüm vatandaşları eşit gördüklerini bildirdi. 

Bahçeli, 30 Mart 2014'te yapılacak mahalli idareler seçimleri için 24 Ocak 2013'te seçim startı verdiklerini hatırlatarak, MHP'nin 44 yıllık şerefli mazisi, deneyimi ve emanetleriyle milletinin hizmetinden bir an olsun ayrılmadığını, bundan sonra da ayrılmayacağını söyledi. 

Sözde Çözüm süreci dedikleri karanlık sürece değinen Bahçeli, bugünkü Türkiye manzarasına bakıldığında kaygılanmamanın, karamsarlığa kapılmamanın mümkün olamayacağını ileri sürdü. Vicdan sahibi, milli kimliğini kaybetmemiş, insafını yitirmemiş kim varsa bugünkü gidişattan rahatsız olduğunu iddia eden Bahçeli, sözlerine şöyle sürdürdü:

''Türkiye Cumhuriyeti maalesef bir terör örgütünün, 29 yıldır kan döken, can alan bir cinayet çetesinin eline bakar hale getirilmiştir. İmralı canisinin ne söylediği, Kandil'deki katillerin neyi ima ettikleri, BDP'li aracıların nelerden bahsettikleri herkesin dilinde olup gündem oluşturmakta, manşetlerden kamuoyuna yansımaktadır. AKP hükümeti benimsediği bölücü stratejiyle PKK'yı toplumsal yapıda meşruiyet dairesine sokmaya, militanları da siyasal bir aktör haline getirmeye çalışmaktadır. Medyanın önemli bir bölümü, yandaş yönetim altında bulunan üniversiteler, bazı sivil toplum kuruluşları, niyetleri hepimizin malumu uluslararası çevreler, köşelerinde PKK muhipliğine soyunan kalemşorlar hep bir ağızdan çözüm şakşakçısı kesilmişlerdir.''

Türk milletinin milli ve manevi değerlerine aykırı tutum ve tavırla hareket edildiğini öne süren Bahçeli, Türkiye'nin sorunlar yumağına döndüğünü, korku kuşağına girdiğini savundu. 

Türk milletinin bin yıllık anılarının, bin yıllık emanetlerinin ve bin yıllık kardeşlik hukukunun ateş altına alındığını ileri süren Bahçeli, ''Türkiye'nin kuruluşunda hiçbir dahli, hiçbir katkısı ve desteği olmayan işgal müdavimlerinin şimdilerde izinde ve yolunda gidenler, yapmadıklarını beraberce yıkmaya yüzsüzce koyulmuşlardır. Türk milletinin bağımsızlığında payı olmayan köhnemiş esir zihinliler dört bir yandan milli ve manevi değerlerimize hançer sallamaya başlamışlardır'' diye konuştu. 

HÜKÜMET NİYETİ BOZMUŞ

Çözüm sözleriyle Türk milletinin çözülmenin bataklığına çekilmek istendiğini öne süren Bahçeli, şunları söyledi:

''Hükümet niyeti bozmuş, yoldan çıkmıştır. Hükümet milli ilke ve kurallarla yolunu çoktan ayırmıştır. AKP zihniyeti, iktidar gücünü kötüye kullanmış, yıkımın ve çöküşün hizmetine koşmuştur. Aldığı milli emanete hıyanetlik etmiş, bundan da hiç gocunmamıştır. Bunların yanı sıra şehitlerimizin aziz hatıralarını çiğnemiş, gazilerimizin haklarını heba etmiştir. İmralı canisi, pazarlıklarla verilen tavizlerle diriltilmiş, Türk devletine muhatap haline getirilmiştir. Şurası nettir ki Başbakan Erdoğan katille maktulü birbirine karıştırmaktadır. Yine Başbakan yanlışın içinde doğrunun izini sürmekte, kandan, cinayetten ve ölümden başka geçim kapısı olmayan teröristlerle Türkiye'nin geleceğini masaya yatırmaktadır.''

Türkiye'de bugün PKK'nın nasıl sınır dışı yapılacağını konuştuğunu, her kafadan ses çıktığını, bilen bilmeyen herkesin farklı yöntemler sunduğunu ifade eden Bahçeli, AK Parti iktidarının bu süreci nasıl izlediğini takip ettiklerini kaydetti. 

Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

''Anlaşılan AKP'nin gözü kararmış, şuuru kapanmış, vicdanı rehin alınmıştır. Bir avuç eşkıya hükümeti köşeye sıkıştırmış, ensesinden yakalamıştır. Bu aşamada sormak lazımdır, PKK terör örgütü nizami ve kanuni bir güç müdür ki çekilmesinden bahsedilmektedir? Sayıları bin 500'ü bulduğu iddia edilen eşkıyaların ülkemizi terk etmesi bu kadar alengirli, bu kadar netameli midir? PKK, nereden gelmiş ve nereye gidecektir? Sınırlarımız kalbura ve yol geçen hanına dönmüşken, vatanımıza ölüm saçmak için koşmuşken, bugüne değin hükümet nerededir, neyle meşgul olmuştur? Madem bu kadar terörist ülkemiz sınırlarındadır, o halde düne kadar terörle mücadeleden nasıl ve hangi yüzle bahsedilebilmiştir? Vatan topraklarımızın bir bölümü bölücü terör örgütü tarafından işgal edilmiştir de defolup gitmesi için yalvar yakar mı olunmaktadır? PKK terör örgütü nelerin karşılığında sözüm ona sınırlarımızdan çıkıp gidecek? Gittiği yerde ne yapacak, mümkün olursa silahlarını neyin karşılığında ve kimlere teslim edecektir? 21 Mart Nevruz Bayramı'nda İmralı canisinin mektubundan sonra teröristlerin sınırlarımız dışına hemen çıkacağını söyleyenler şimdi ne yapacaklar, bahane olarak neyi ileri süreceklerdir? Anlaşılmaktadır ki PKK'nın, AKP'nin kendisine verdiği tavizleri almadan, yüze yüze kuyruğuna getirdiği taleplerini elde etmeden herhangi bir yere kımıldamaya ne isteği ne de niyeti vardır.''

SORUMSUZLUK, KEPAZELİK

Başbakan Erdoğan ve hükümetinin havanda su dövdüğünü, Türk milletinin onurunun, itibarının ve varlık haklarının müzakerelerle lekeletildiğini ve ezdirildiğini iddia eden Bahçeli, bunun vebalinin ağır olduğunu, ''bu sorumsuzluğun, art niyetin ve bu kepazeliğin'' karşılığının mutlaka ağır söyledi. 

''Başbakan ve hükümeti anayasa suçu işlemekte, ihanete tam teşebbüs etmektedir'' diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

''Kaldı ki Adalet Bakanı pervasızca, meydan okurcasına, ''Barışı getirmek suçsa ben suçu işliyorum'' diyebilmektedir. Hukuk devletini savunma ve haklarını koruma makamında bulunan birisi, açıkça adaleti umursamamaktadır. İmralı canisiyle görüşmeleri barış olarak yutturmaya çalışmakta, PKK ile görüşmeleri çözüm diyerek tevil etmeye çabalamaktadır. Adalet Bakanlığı görevini uhdesinde bulunduran bir şahsın, hukuku ciddiye almadığı, zımnen savcılara gözdağı verdiği bir ülkenin ayakta kalması, kamu düzenini sağlaması ve milli güvenliğini sağlama alması şüphesiz imkansız olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devlet olma vasfı bizzat siyasi sorumluluk taşıyanlar tarafından yerle bir edilmekte, azami derecede hırpalanmaktadır.''

Bir devletin varlığını devam ettirmesinin hukukun gücüne ve herkese eşit ölçüde uygulanmasına bağlı olduğuna işaret eden Bahçeli, ancak talan ve yağmanın hukuka sıçradığını, siyasal müdahalelerle adaletin linç edildiğini savundu. 

Türkiye'nin beka düzeyinde tehdit altında olduğunu belirten Bahçeli, şunları söyledi:

''Rejim çökmenin sınırında, devlet tükenmenin arifesindedir. AKP zihniyeti Habur hukukunu genelleştirmiş, her tarafa yaygınlaştırmış ve Türkiye'yi can evinden vurmuştur. Hiç kimsenin hukuken ayrıcalığı, hukukun üstünde bir konumu, hukuku görmezden gelecek özelliği yoktur ve olamayacaktır. Anayasa'nın 6'ncı maddesine göre hiç kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacaktır. Aksini yapanlar, aksine cüret edenler tümüyle suç işlemiş olacaklardır. Bu itibarla Anayasa ve yasalara göre İmralı canisiyle, kanlı terör örgütüyle görüşmek, teröristlere gayri meşru sözler vermek suçtur.''

HER GİRİŞİM SUÇUN DASİKASIDIR


Türk milletinin bölünmesine dönük her adımın, Türkiye'nin toprak ve idari bütünlüğünü parçalama girişimlerinin, milli değerlerin sabote edilmesinin, milli kimliğin yıkılmasının suç olduğunu vurgulayan Bahçeli, terör örgütüne barış ve çözüm sözleriyle Türk vatanını devretme teşebbüslerinin, özerklik, eyalet yönetimi, federasyon özlemlerine kucak açmanın da hem suç hem de günah olduğunu ifade etti. 

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bize göre birlikte yaşamamızı kemiren, millet varlığını kazıyan, Türkiye'yi kökünden çürüten her beyan, her açıklama, her girişim suçun daniskasıdır. PKK'ya sınırlarda refakat etme hazırlıkları suça hazırlık aşamasıdır. Mehmetçiğimizi, polisimizi, korucumuzu ve masum vatandaşlarımızı katleden teröristlere uğurlama törenleri düşünülmesi bile büyük densizlik ve kifayetsizliktir. Bununla birlikte TBMM'yi ihanete ortak etme niyetleri bedbahtlık, sakil ve seviyesiz adamlar heyetiyle Türk milletine psikolojik hareket yapma sinsiliği haramzadelikten başka bir şey değildir. Başbakan Erdoğan bize kandan beslendiğimiz iftirasını hayasızca atacağına, kendisinin ve zihniyetinin, elinde ve vicdanında şehit kanını taşıyan canilerden nasıl nemalandığını itiraf etmelidir. AKP değil terörü bitirmek, her tarafa yaymak için mücadele vermektedir. Analarımızın gözünden damlayan tek bir damlanın sorumluluğu dahi bölücü terör örgütüyle tokalaşan, edepsizce pazarlıklara tutuşan AKP'nin üzerindedir.''

Bu nedenle çözümün çöküş, çözülüş olduğunu savunan Bahçeli, barış sözlerinin bitiş, süreç ifadelerinin ise sürgün anlamına geldiğini belirtti.

"PKK AKP'YE ANAYASA SİPARİŞİ VERDİ"

PKK'nın silah bırakmasının, emellerinden vazgeçmesinin, terörü durdurmasının, bölücülükten caymasının söz konusu olmadığına ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:

''Başbakan Türk milletini kandırmakta, dağılmaya sürüklemektedir. Başbakan Türk devletini imhaya götürmektedir. Çözüm süreci PKK'nın siyasallaşması ve statü elde etmesine ayarlı melanet bir projedir. İmralı canisiyle militanların genel afla salıverilmesi, Türkiye'nin parçalanması, süreç denilen kabusun bariz amaçlarındandır. Başbakan Erdoğan başkan olabilmek, ilk başta eyalet sistemini kurmak, Türklüğü Anayasa'dan elemek ve milliyetçiliği anlamsızlaştırmak için yapmayacağı kötülülüğün olmadığını iyice göstermiştir. Ne gaflettir ki PKK, AKP'ye anayasa siparişi vermiştir. PKK, Türk milletinin yeniden tanımlanması, milli kimliğin yeniden belirlenmesi, vatandaşlık tarifinin bölücü perspektifle yeni baştan tarifi için AKP'ye mühlet tanımıştır. Bunun için MHP tüm bu olumsuzluklara, kirli propagandaya, kumpaslara, etnik komplekslere ve bölücü tezgahlara tüm varlığıyla direnecek, hainlere geçit vermeyecektir.''

Türk milletinin hak ve hukukunu savunacaklarını, Türkiye'ye sahip çıkacaklarını dile getiren Bahçeli, kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın yollarından, ülkülerinden, milli heyecanlarından birileri istiyor diye dönmeyeceklerini bildirdi. Bahçeli, ''Her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu aziz vatanı, Allah'ın izniyle hiçbir emperyalist emele, hiçbir küresel plana ve hiçbir bölücü hesaba kurban vermeyeceğiz'' dedi.

BAHÇELİ'NİN BELEDİYE BAŞKANLARINA ÖNERİLERİ

Genel Başkan Devlet Bahçeli, Türkiye'de 365 gün sonra mahalli idareler seçimi yapılacağını belirterek, ''AKP, 365 gün sonra yapılacak demokratik imtihanda uyarılmalı ve yenilgiyle tanışmalıdır. Bu siyaset anlayışı Türkiye'yi tasfiye etmeden, siyasi mevtaya çevrilmelidir'' dedi. 

Büyükşehir Kanunu'ndan bahseden Bahçeli, kanun ile eyalet sisteminin amaçlandığını öne sürdü. Asıl maksadın Türkiye'nin üniter devlet yapısının bozulması olduğunu kaydeden Bahçeli, sözlerine şöyle sürdürdü:

''Söz konusu kanun ile büyükşehir kapsamındaki il sayımız 30'a çıkacak, Türkiye'de il özel idaresi sayısı 81'den 51'e düşecektir. İl belediye sayısı 65'den 51'e, belediye sayısı 2 bin 950'den bin 396'ya, belde belediye sayısı bin 977'den 396'ya, köy sayısı 34 bin 339'dan 18 bin 288'e inecektir. Büyükşehir ilçe belediye sayısı 143'ten 519'a, mahalle sayısı da 18 bin 885'ten 31 bin 779'a çıkacaktır. AKP hükümeti, sınırları il mülki sınırlar olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyeleri kurmuş ve tehlikeli bir yola sapmıştır. Aceleyle çıkarıldığı baştan beri belli olan bu kanunun, ekonomik ve sosyal ölçekte de birçok açmazı ortaya çıkacağı kesine yakındır.''

Türkiye'nin istikrar kazanması, Türk milletinin uyanışa geçmesi için 30 Mart 2014'ün bir milat olduğunu ifade eden Bahçeli, herkesin üstün bir gayretle, inanmışlıkla vatandaşlara ulaşmasını istedi. Belediye başkanlarına seslenen Bahçeli, şunları söyledi:

''Herkesle tanışmanızı, kaynaşmanızı, kapınızı ve gönlünüzü ardına kadar açmanızı bekliyorum. Kimseyi küstürmeden, kimseyi kırmadan, her vatandaşımı bağrınıza basmanızı temenni ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi, ilk önce mahalli idarelerde iktidara taliptir. Tüm büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerini yönetmeye hazırdır. Başarmaktan başka şansımız ve seçeneğimiz olmadığını iyi biliniz. Yerelden başlayarak iktidar yolunu sabırla, hevesle ve inançla inşa edeceğiz. Ülke kaderinin önümüzdeki yıl yapılacak seçimlere bağlı olduğunu unutmayınız. Size güveniyoruz. Yapacağınız çalışmalarda hepinize üstün başarılar diliyorum. Yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun. Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah'a emanet olun. Ne mutlu Türküm diyene...''

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

oguzhan 5 yıl önce yorumlandı

dur bakalım halk ne zaman uyancak

0 Kişi beğendi.