"BÖLÜNEREK BÜYÜYEMEYİZ"

02 Ekim 2021 Cumartesi 12:08

Cumhurbaşkanı ve AKP genel başkanı ERDOĞAN. 01.ekim. 2021 TBMM'Sİ de yaptığı konuşmasında Milli konularda birlik vurgusunda bulunarak, "Artık siyasi olmaktan çıkıp milli hedefler haline dönüşen bu vizyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisimizden başlayarak, hiçbir ayrım gözetmeksizin, ülkemizin tüm fertleriyle hep birlikte sahiplenmeliyiz" dedi.


Cumhurbaşkanı  ve AKP genel başkanı ERDOĞAN. 01.ekim. 2021 TBMM'Sİ de yaptığı konuşmasında 

Milli konularda birlik vurgusunda bulunarak, 
"Artık siyasi olmaktan çıkıp milli hedefler haline dönüşen bu vizyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisimizden başlayarak, hiçbir ayrım gözetmeksizin, 
ülkemizin tüm fertleriyle hep birlikte sahiplenmeliyiz" dedi.

Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:

Hiç birimiz için başka Türkiye yok. Hiçbirimiz için başka vatan yok. 
Hiçbirimiz için başka devlet yok. 
Hiçbirimiz için başka gelecek yok. Aklımızdan asla çıkarmamalıyız ki; bölünerek büyüyemeyiz.
 Parçalanarak güçlenemeyiz. 
Husumeti körükleyerek kardeşliği kökleştiremeyiz. 
Saplantılara sarılarak demokrasimizi ilerletemeyiz. 
Bizi biz yapan değerlerden vazgeçerek ufkumuzu derinleştiremeyiz. 
Dünyanın gittiği istikamet, farklılıklarımızı değil müştereklerimizi öne çıkararak birbirimize daha sıkı kenetlenmemiz gerektiğini gösteriyor. 
Bunu başaramayan toplumların ve ülkelerin başlarına gelenleri ibretle takip ediyoruz."

Cumhurbaşkanı ve AKP genel başkanı ERDOĞAN'IN bu sözlerinin noktasına virgülüne dokunmadan  imza atarım. 

Uygulamada  gerçekler  hicde öğle değil..
Iktidar sahipleri .

Ankara'nin göbeğinde!
 Sn.KILIÇDAROĞLU'NA  linç girişiminde bulundular. 
İnek hırsızının neredeyse heykelini dikecekler. 

AKP  genel başkanı  ERDOĞAN:

“Gelin hanım benim  memleketim Rize’ye gidiyor ve gelin hanıma memleketim Rize’de, görüldüğü gibi gayet güzel bir ders veriliyor. 

Nerede, nasıl adım atılacağını çok iyi bilmek lazım. 
Burası Rize.
Yine dua et ki, 
gelin hanıma çok ileri gitmeden bir ders verdiler. 

Bu daha bir. 
Daha neler olacak neler. 
Daha dur bakalım. 
Bunlar iyi günler” dedi.

Halkı kutuplaştırıp ayrıştıran, 
Bay KEMAL  diye küçümseyen, 
Muhalefede zillet,  illet, FETÖ, PKK  hatta kadilde  bunlar PKK  ile sözleşme yaptı  diye iftira atan   ve hakeret edenler  bunlar değil mi?

Muhalefet  için  söyledikleri yenilir yutulur değil. 
"Bugün suç çetelerinden medet umacak kadar çapsız, ilkesiz bir muhalefet anlayışı vardır. 
Kendini kullandırmaya, ülke düşmanlarının değirmenine su taşımaya bu kadar gönüllü bir muhalefetin olduğu yerde terör örgütlerine de çetelere de gün doğuyor. 

CHP terör örgütlerinin siyasi uzantılarının işgali altında. 
Millet İttifakı adı altında CHP ile yol yürüyen herkes de bu utanç tablosunun ortağı" diyor.

4868 SAYILI İKİZ YASALARI ÇIKARANLARI 
ERDOĞAN'IN  konuşmasında  nereye koyacağız?.

İKİZYASALARIN PERDE ARKASI.!

(T.B.M.M.’nin 04.06.2003 tarihli oturumunda kabul edilen bu yasayı, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer onaylamıştır.) 

Türkiye 2000 yılına kadar 34 yıl boyunca ikiz yasaları imzalamaktan kaçınmıştır. 

2000 Yılında Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümeti tarafından yasa maalesef imzalanmış ama , üçsene sumen altında kalmıştır. 

Bundan sonra tam da Irak’ın işgali gerçekleşirken 2003 yılında AKP hükümeti ulus devletinin intiharı olan bu yasayı uygulamaya başlamıştır. 

Bu yasalara göre bir ülke içinde kendini farklı halk olarak tanımlayanlar kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahip olacaktır! 

Yani uluslararası camia düğmeye bastığı an; kendini ayrı halk olarak kabul edenler sivil itaatsizlik ve çatışma sürecini başlatacak ve desteklenip haklı çıkarılacaktır.

 İşte bu nedenle BDP eş başkanı Demirtaş; “isteklerimiz kabul görmezse ortalığı Tahrir meydanına çeviririz” şeklinde tehditler savurmaktadır. 

İmzalanan bu anlaşma gereği istediğini söyleme hakkını kazanmışlardır. 

İkiz yasalar yürürlüğe girdikten tam 8 yıl sonra BDP’den Ahmet Türk bu yasadan doğan haklarını şöyle gündeme taşımıştır.

“Demokratik özerklik dünyanın her yerinde merkezi hükümetle uzlaşarak yapılmaktadır. 

Devlet, Kürtlerin taleplerini görmezden gelirse, kendimizi yönetme mücadelesi başlatılacaktır. 

Sadece Kürtler değil, Lazlar, Çerkezler içinde benzer hakları savunmaktayız. Karadeniz’de özerk yapılanma olsun denilirse destek çıkarız.”

Bölgesel Kalkınma Ajansları ve Şeytani amaçları!

2006 yılında Türkiye’nin parçalanmasını kolaylaştıracak Bölgesel Kalkınma Ajansları yasası da çıkartıldı. 

5449 numaralı bu kanun 25.01.2006 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe taşındı. 

Bu projeyle bölgesel mali ve idari birimler oluşturulacaktı. 

Bu tüm ülkeleri kanser gibi kaplayan bir şehir devlet projesi olmaktaydı. 

Özerk bölgeler, küresel bankerlerin emrine sunulacaktı.

 Nasıl mı?

 Şöyle anlatalım: Türkiye 2006’da imzalanan kalkınma ajansları yasasıyla 12 bölgeye ayrılmıştı. 

Valiler, belediye başkanları ve özel sektör yetkilileri bu ajanslarla birlikte bölgesel kararlara imza atacaklardı. 

Her bölge kendi yatırım kararlarını alacaktı. Projeler için Ankara’daki hükümete değil, küresel bankerlere başvuracaklardı. 

Fonlar merkezi hükümetten bağımsız olarak bölgelere akacaktı, yani parayı veren düdüğü çalacaktı. 

Fonlarla borçlanan yerel yönetimler, parayı aldıkları bankerlere sorumlu olacaklardı. Belediyeler borç batağına saplanacaktı. 

Yol haritası için Türkiye’den yargıçlar Washington’a, Colorado’ya ve Arizona’ya götürülüp eğitilerek hazırlanmıştı. 

Ayrıca Federal mahkeme sistemleri konusunda bilgiler almışlardı.

Tek dünyacıların gözleri parlamaktaydı, sonuca az kalmıştı. 

Tüm bu süreç içinde ayrılıkçı örgütlenme (sivil-PKK) mecliste yer almıştı. 

Bu da yol haritasında önemli kilometre taşıydı. Küresel çete ve Siyonist şebeke dünyanın çeşitli yerlerinde destekledikleri terör örgütlerine demokratik mekanizmaların içine girmeye çağırmıştı.

Bugün HDP'yi eleştirenler, 
İkizyasalara TBMM'SINDE  AKP'NİN oylarıyla kabul edilerek yürürlüğe  girerken akılları nerede idi?

Bu yasalaşan kanunlarla mı?
"Bölünerek büyüyemeyiz.
 Parçalanarak güçlenemeyiz." 

Rahmetli Kamuran İNAN ve Ali GÜNGÖR

Devlet Bahçeli'ye yasalara imza atma dediklerinde "UNUTURLAR AĞALAR UNUTURLAR " demişti.

Bülent ARINÇ: "BU millet üç gün konuşur, dördüncü gün  unutur " diyordu. 

Bende hatırlatıyorum...
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x