Bu gerçeği görmemizi istemiyorlar

21 Ekim 2019 Pazartesi 10:23

Türkiye ile ABD arasındaki son anlaşmayı konuşmaya devam ediyoruz. “Büyük başarı”, hatta “zafer” deniyor!

Bu gerçeği görmemizi istemiyorlar

 Türkiye ile ABD arasındaki son anlaşmayı konuşmaya devam ediyoruz. “Büyük başarı”, hatta “zafer” deniyor!

10 Ekim'de Başkan Trump, ardından Ankara'ya gelmeden hemen önce Başkan Yardımcısı Pence, “ateşkesi sağlayacaklarını” ve “Türklerle Kürtler arasında arabuluculuk yapacaklarını” söyledi. Ankara'nın tavrı, “Biz asla bir terör örgütüyle masaya oturmayız. Ateşkesi, bir terör örgütüyle konuşmayız” oldu.

ABD'liler geldi. Pence, mevkidaşıymış gibi masanın başına, Erdoğan'ın yanına oturdu. Ankara'ya göre, “harekâta ara verme”, ABD'ye göre, “ateşkes” kararı alındı.

Beraberinde, Suriye'deki teröristlerle iletişim içinde olunduğu, onların da “ateşkes fırsatını memnuniyetle kabul ettiği” açıklandı.   

Öyle olduğunu tahmin ettiğimiz için dün, “herhalde Pence, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in de bulunduğu masadan kalktıktan sonra o sözde 'general'le iletişime geçip, 'ateşkes' kararını bildirdi” diye yazdık.

Aynen öyle olmuş; ABD'ye dönüş yolunda üst düzey bir yetkili, beraberindeki gazetecilere, Saray'daki görüşmeler sırasında sürekli YPG/PKK'lılarla temas halinde olduklarını ve güvenli bölgeden çekilmeleri hakkında lojistik konuları konuştuklarını anlatmış... Bu temaslar sırasında Erdoğan da bir ara “YPG'nin çekilmesinin ne kadar süreceğini” sormuş... 

Özetle, teröristler masada değil, ama telefonun ucundaymış…

Şu tabloya rağmen biz yine de “teröristlerle masaya oturulmadığına” inanmaya devam edelim mi?

BU TEHDİDİ HANGİ ORDUYLA YENECEĞİZ                                    
Anlaşmayla belirlenen 120 saatin sonunda neler olacak, bugüne kadar hiçbir sözünü tutmayan ABD, bu defa sözünü yerine getirecek mi, yeni muhataplarımız Rusya ve Suriye yönetimi nasıl bir strateji izleyecek; bunları görecek ve konuşacağız.

Ancak üzerinde hiç durulmayan, görmezden gelinmek istenen bir gerçek daha var.

PKK terör örgütü emperyalistlerin, 40 yıldır kullandığı, onlar için “altın”, bizim için “kan” yumurtlayan bir tavuk oldu. Onunla, binlerce canımızı aldılar. Ülkemizi istikrarsızlaştırdılar. Ekonomik kaynaklarımızı kuruttular. Yine onunla Irak'ı böldüler. Aynı tezgâhı Suriye'de kurdular...

Bir süredir yaşanan gelişmeler ise PKK'ya ilave olarak yeni bir “altın yumurtlayan tavuk” bulunduğunu gösteriyor.

Tavuğun adı; “ekonominizi mahvederim” tehdidi ve “yaptırımlar”…

Acı gerçek şu ki; bununla Rahip Brunson'u ve tutuklu bazı ABD'lileri “evlerine kavuşturdular”…

Bir yıldır hazırlanan Suriye harekâtını 2 kez erteletirken, 9 Ekim'de başlayan Barış Pınarı Harekâtı'na da haftasında “ara” verdirttiler!

Ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndan, teröristleri arayıp, müzakere yaptılar!

Görüşmelerden sonra ABD Başkan Yardımcısı Pence, “Bugün ateşkes olmasaydı, çok büyük yaptırımlar gelecekti. Anlaşmanın içerisinde, ateşkesin uygulanması sayesinde ABD'nin artık Türkiye'ye başka yaptırım yapmayacağı koşulu var. Ayrıca kalıcı ateşkes olduktan sonra şu an uygulanan ekonomik yaptırımlar da geri çekilecek” dedi. 

“Kalıcı ateşkesten” kim, ne anlıyor? ABD'nin ne istediği belli. Bunu kabul etmediğimiz sürece, “kalıcı ateşkes sağlanmadı” gerekçesiyle yaptırımları geri çekmeyecekleri belli değil mi?

Ya Halkbank dosyası ve yine Pence'in, “Bu görüşmenin bir parçası değildi. Konunun Adalet Bakanlığı ve mahkemenin konusu olduğunu ifade ettik” sözleri?

Mesele sadece Suriye de değil ki…

Ekonomik yaptırım tehdidiyle sonuç alındığını gördüklerine göre, adamların, yarın öbür gün örneğin şunları da istemeyeceklerinin bir garantisi var mı?  

- Kıbrıs'tan askerini çek, yoksa ekonomini mahvederim...

- Rum kesimini tanı ve NATO'ya girmesini kabul et, yoksa ekonomini mahvederim...

- Ege'de dolaşma, yoksa ekonomini mahvederim...

- Türkiye'deki Kürtlere özerklik ver, yoksa ekonomini mahvederim...

- Ermeni soykırım iftirasını tanı, yoksa ekonomini mahvederim...

- Ruhban Okulu'nu aç, yoksa ekonomini mahvederim...

- “FETÖ”yle anlaş, yoksa ekonomini mahvederim... 

Suriye'deki yeni muhatabımız Rusya'nın da bu listenin hemen her maddesi konusunda ABD'den farklı düşünmediğini kaydedip, soralım:
Öyle veya böyle Türk Ordusu, terör örgütüyle amansız şekilde mücadele etti, ediyor... Peki, bu “yaptırım terörüyle” hangi ordumuz baş edecek?

Şu koca ülkenin alacağı hiçbir karşı yaptırım, tedbir yok mudur ki; kendimizi Trump'ın insaf ve lütfuna bırakmış, elimiz böğrümüzde bekliyoruz?

Tavizin sonu olmadığına göre, bir kez ölmek mi evlâdır, her gün ölmek mi?

Adamların Ankara'dan doğruca İsrail'e “arz”a gitmesinin de hiçbir anlamı yok mu ki, düğün bayram yapıyoruz?

Müyesser Yıldız / Odatv.com


Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Tırak Kor 2 hafta önce yorumlandı

**haberalp.bu oda tv.nin burada işi ne..bu adamlarda sizin gibi konuşuyorlar.anlaşılan çakma bir milli portal burası.bu ülkede.gövdesini taşınaltına koyan devlet büyüklerine-hayatında önemli kişilerle karşılaşamamış konuşma ezikliği olanların oylama veya yön verme gibi bir lüxü kabul edilemez.bu ülkeye. iki süper güç gelip gidiyor.96 senedir bu ülkeye clinton deprem ziyareti haricinde gelen varmı hatta türkiyeye değer veren oldumu---haberalp.i̇zvesti̇a komonos haberlerinide çağır buraya

0 Kişi beğendi.