DÜNYADA YENİ BİR ŞEYLER Mİ OLUYOR?

18 Temmuz 2018 Çarşamba 15:43

Demokrasilerin önemli bir açığı mı yakalandı?

DÜNYADA YENİ BİR ŞEYLER Mİ OLUYOR?
Bugün BBC Türkçe'nin bir haberinde, bir önceki Amerikan Başkanı Barrack Obama'nın şikayetlerini görüyoruz. "Güçlü adam siyasetinin bir anda dünyada yükselmeye başladığını" anlatıyor. Seçimler yoluyla demokrasinin göstermelik küçük bir bölümü korunurken, öte tarafta antidemokratik uygulamalara yol verildiğini söylüyor.

Dile kolay, bunu söyleyen bir önceki dünyaya şekil veren lider.. kendisinin hiç günahı yokmuş gibi konuşuyor.

Ama anlatmak istediği şeyi ilginç

Bir kitap ortalığı karıştırdı...

Henüz Türkçe'ye çerilmemiş bu kitapta, örneğin Amerika'da bir Bell şehrinin Belediye Başkanının önlenemez yükselişi var. Sadece kendine ve etrafındaki kilit kişilere güç ve para kazandıran bir sistematik takip ederek, 17 sene ktidarda kalmayı başaran Roberto Rizzo'nun öyküsü anlatılıyor. Bir takım demokratik bariyerlerden nasıl sıyrıldığı ve gücünü pekiştirdiği anlatılıyor.

Aşağıda bu kitabın özeti şeklinde bir video var. Eğer altyazı seçeneğinden Türkçe'yi seçerseniz ve daha üzerinde düşünebilmek için %50 hızda oynatmayı seçerseniz akışı takip edebilirsiniz...

"Diktatör'ün El Kitabı-Neden kötü davranışlı insanların hemen tamamı aynı zamanda iyi politikacı oluyorlar?" kitabının yazarları Bruce Bueno De Mesquita ve Alastair Simith adı araştırmacılar...

Kitabın türkçe'ye çevirildiğinde satır satır okunması gerekiyor. Bugüne kadar siyaset biliminde demokrasiler özelinde anlatılanların ciddi bir açığını bulabiliriz. Kitap bu açıkları bilip ona göre demokratik tedbirler almayı öneriyor.

Ama biz videonun Türkçe çevirisini de aşağıya alıntılayalım:

"Yönetmek mi istiyorsun? Ülkendeki problemleri görüyor ve nasıl düzeltebileceğini biliyor musun?

Eğer bunu yapabilecek gücün olsaydı tabi ki...

O zaman doğru yere geldin.

Ama politik güç hakkındaki dersimize başlamadan önce kendine niye yöneticilerin olayları senin kadar net göremiyorlar...

Niye bencil, zarar verici, öngörüsüz şekilde davranıyorlar diye bir sor.

Bunlar, dünyanın en güçlü insanları mı yoksa aptalları mı?

Yada başka bir şey mi var?

Taht uzaktan her şeye kadir gözükür, ama göründüğü gibi değildir.

Tahtı kontrol et, taht seni kontrol eder.

Ya bunu kabul et yada yönetenlerin kurallarını konuşmadan ayrıl

*kasvetli müzik*

Her ne kadar bir kral güneş kadar olsa bile; Kimse tek başına yönetmez

Bir kral tek başına yol yapamaz, kuralları uygulayamaz, ülkeyi veya kendisini koruyamaz.

Kralın gücü yapmak değil, diğerlerine kendi adına yaptırtmaktır, kasasındaki hazineyi kullanarak.

Bir kralın orduya ihtiyacı vardır ve onu kontrol edecek birine,

hazineye ve onu toplayacak birine,

kanunlara ve onu uygulayacak birine.

Gerekli şeyleri yapmak için gereken kişiler kralın güce olan kilit kişilerdir.

Yapmak istediğin tüm değişikler eğer kilit kişiler emirleri izlemezse kafandaki düşüncelerden ibaret kalır.

Diktatörlükte, eğer ihtiyacın olan kilit sayısı az ise istediğini yapabilirsin

belki sadece bir düzine general, bürokrat ve bölgesel lider...

Onları yanına çek ve yönetme gücü senindir, ancak

asla unutma: Onları mutsuz edersen ve onlar da seni değiştirir.

Tüm ülkeler yönetenin az sayıda kilit destekçiye ihtiyaç duyandan, çoğa ihtiyaç duyana doğru sıralandığı bir spektrumda yer alır.

Bu ilke ülkelerin güç farklılıklarını da açıklar.

Yinede anahtarlar çok da olsa az da olsa kurallar aynıdır:

Bir; Kilit destekçileri yanına çek.

Onlarlayken beraber yönetmeye gücün var, her şeyin var. Onlar yoksa hiçbir şeyin yok.

Bide o güce olan anahtarları korumak için ikinci olarak:

Hazineyi kontrol etmelisin.

Hazinenin senin için toplanıp sana dağıtıldığından emin olmalısın -tüm o zor işin için-

ve bide senin pozisyonunu korumak için kilit olanlara dağıtıldığına.

Senin yöneten olarak gerçek işin bu: Nasıl tahtının oturduğu kağıt evi yıkmadan

en iyi şekilde para toplayıp dağıtacağını çözmek.

Şimdi sen misyonlu, iyi kalpli diktatör vatandaşlarına yardım etmek isteyebilirsin...

ama senin hazineyi kontrolün düşmanları uzak tutan şey, bu yüzden o kilit olanları kendine sadık tutmalısın.

Ama senin kasalarında sadece belli miktar para var yani krallığın belli bir miktar para üretiyor.

O yüzden dikkatli ol: vatandaşlara harcadığın her kuruş sadakate harcanmayan bir kuruştur.

Bu yüzden doğru şeyi yapmak, ülkenin zenginliğini ülkenin vatandaşlarına harcamak...

rakiplerine gücünü elinden almak için bir fırsat verir.

Yollara, hastaneler, üniversitelere harcanan hazine rakibinin eğer kilit olanlara taraf değiştirirse onlara sunabileceği hazinedir.

İyi kalpli diktatörler kendi paralarını vatandaşlarla paylaşabilirler ancak anahtarlar ödüllerini almalıdır,

çünkü en sadık ve meleğimsi destekçileri bulabilmiş olsan bile, onlarda aynı probleme sadece bir seviye aşağıda sahiptirler.

Güce anahtar olmak aynı zamanda pozisyonel olarak güç sahibi olmak demektir.

Onlarda yukarıdan veya aşağıdan rakiplere dikkat etmelidirler. Bu yüzden pozisyonlarını korumak için onlarda aldıkları payı paylaşmalıdır.

Sadık ve aptal senin yanında ne olursa olsun kalabilir,

ama zeki kilit destekçiler her zaman güç dengesini izlerler, her zaman taraf değiştirmeye hazırdırlar eğer sen değişen bir taraflar ağında kaybediyor gibi gözüküyor isen seni satarlar.

kilit olanların az olduğu ülkelerde ödüller büyüktür.

Ve ne zaman şiddet yönetiyorsa en acımasızların ilgisini çeker; ve iyilik yapan melekler yapmayan şeytanlara kaybeder.

Bu yüzden alabildiğin tüm sadakati satın al, çünkü sadakat ,her çeşit diktatörce organizasyonda, her şey demektir.

En azından yönetici için.

Bu yüzden, diktatörlük aslen:

Sarayını sadık tutmak ve hazineyi arttırmaya devam etmek için sarayının hazineyi toplamasına ihtiyacı olan bir kral.

Bu kendini devam ettiren gücün temelidir, diğer her şey ikinci plandadır.

Şimdi, birçok anahtar destekçiye sahip bir kralın gerçek problemleri vardır:

Sadece ücretleri değil, aynı zamanda rekabet içindeki istekleri ve düşmanlıklarını dengede tutmak zordur.

Aralarındaki sosyal ve finansal ağ ne kadar kompleks rakibinin kritik kitleye ulaşması da o kadar kolaydır.

Yöneticinin sahip olduğu ortalama kilit destekçi sayısı ne kadar fazlaysa saltanatları da o kadar kısa sürer.

Buda bizi yöneticilerin üçüncü kuralına getiriyor:

kilit destekçilerin sayısını daralt .

Eğer sarayındaki bir kilit olan gereksiz kalırsa, yeteneklerine artık ihtiyaç yoksa, onu şutla.

Başarılı bir darbeden sonra yeni diktatör onun yönetime geçmesini sağlayanların bir kısmını yok eder.

Ama geçmiş diktatörün kimi astlarıyla beraber çalışır. Bu da dışarıdan çok kötü bir fikirmiş gibi gözükür.

Niye yoldaş devrimcilerini terk ediyorsun?

Eski diktatörün destekçileri bir tehlike değil mi?

Ama güç kazanmak için gerekli olan kilitlere sahip çıkmak ile zaten var olan olan kilitlerle güç beklemek farklıdır.

Geçmişte işlevsel ama şuanda olmayan birini maaşta tutmak, vatandaşlara para harcamakla aynıdır: Boş yere harcanmış para.

Tanımından dolayı: başarılı bir darbe yapan diktatör taraflarını değiştirenlere daha çok para sunandır.

Kasanın miktarı değişmedi bu yüzden içindekiler daha az kişiye bölünmelidir.

Doğru kilitleri kendi tarafına çeken, hazineyi kontrol altında tutan, önemsiz harcamayı kesen, önemsiz kilitleri öldüren bir diktatör uzun ve başarılı bir kariyere sahip olur.

Yapıyı açıkça görünce bir ülkeyi senin ve dostlarının iyiliği için yönetmeye heyecanlı olabilirsin,

yada iyilik yapmak istemene rağmen yapısal zorlukları görüp yorulmuş olabilirsin, şimdi kurtuluş için demokrasilere bakalım

Şimdi temsilcilere, yöneticiler gibi bakalım.

Sen yine yapmak istediğin ütopyanın büyük hayallerine sahip olabilirsin, ama hiç kimse tek başına yönetmez,

ve bu demokrasiler için daha doğru olamaz.

Cumhur başkanlar ve Başbakanlar senatoları ve parlamentoları ile anlaşmalıdır ve tam tersi.

Ve hepsinin kontrol etmesi gereken kendi anahtar destekçileri vardır.

İyi düzenlenmiş bir demokraside güç birçok kişiye bölünmüştür ve kuvvet ile değil sözlerle alınır,

buda demektir ki; binlerce veya milyonlarca vatandaşı seçim gününde seni sevmiyorlarsa bile...

... en azından seni alternatife tercih etmelerini sağlaman gerekir.

Bu kadar çok seçmen ve bu kadar bölünmüş güçle ,bir diktatörün yapacağı gibi,

bu kurallara uyup sadakat almak imkansızdır, veya öyle midir?

Tabii ki de değildir.

Vatandaşları bireysel ihtiyaçları olan bireyler olarak değil, bloklar halinde düşün;

yaşlılar, ev sahipleri, iş sahipleri veya fakirler. Bir grup olarak ödüllendirilebilecek bloklar.

Demokrasiler inanılmaz karmaşık vergi sistemleri ve kanunlara tesadüfen değil,

yöneten temsilcilere gücü veren ve devam etmesini sağlayan bloklara ödül olarak vardır.

Örneğin tarım desteği bir ülkenin ihtiyacı olan gıdayla değil,

tamamen çiftçi blokunun oyunun ne kadar önemli olduğuyla alakalıdır.

Çiftçi oyunun seçimi etkilemediği ülkelerde tarım yardımları yoktur.

Eğer bir blok oy vermiyorsa, örneğin genç vatandaşlar, onlara ödül vermeye gerek yoktur.

Sayıca çok olsalar bile güç elde etmek için önemsizler.

Buda senin için iyi haber; tarafına geçirmek için bir tane daha az blok ve anahtar bloklara verdiğin hazine bir yerden gelmek zorunda...

Eğer uzun yıllar ofiste kalmak istiyorsan üçüncü kural diktatörlükte olduğu kadar demokraside de önemlidir.

Sana oy vermeyenleri yok edemezsin, ama hala yapabileceğin çok şey vardır.

Yönetime geçince anahtar blokların için oy vermeyi kolaylaştır ve kalanları için zorlaştır.

Düşman sayın arttıkça kazanman gereken blok sayısını azaltan seçim sistemleri getir.

Cidden baya kullanışlı.

Kendin veya dostlarının için sonuçları belirleyecek şekilde seçim sıralarını çiz,

ve antika kurallı parti ön seçimleri ile bloklarının kime oy verebileceklerini belirle.

Bunları karıştırıp birleştirerek yönetimini daha da uzat.

Ne zaman beğenilmemene rağmen kazanma ihtimalin halen yüksek ise,

o zaman başardığını bileceksin.

Şimdi, yeterince vatandaşlar hakkında düşündük.

Demokrasilerde paraları veya etkileri veya iyilikleri seni ofiste tutacak

birkaç çok etkiye sahip ihtiyaç duyduğun anahtar destekçi vardır.

Onlara, bir diktatörün yapacağı gibi, doğrudan para teklif edemesen bile,

onların yatırımları için kaçamaklar yaratabilir, onların yazdığı kanunları geçirebilir,

veya onların hareketleri için "Kodesten ücretsiz çık" kartları basabilirsin.

Kapılarına bir el arabası altın değil, ama onların işleri için kontratlar.

Senin yönetici olarak yapman gereken yollar veya koruman gereken bilgisayarlar veya yapılması gereken binaların var.

Ne olursa olsun, kimse tek başına yönetmez.

Veya doğru yolu seçip büyük anahtarlara aldırmayabilirsin.

Ama bunu yapmayanlara karşı savaşacaksın. İyi şanslar.

Rüşvet bir çeşit küçük suç değildir, aksine güç için bir alettir,

demokrasilerde de diktatörlüklerde de, ama ona başka bir zaman devam ederiz.

Yani, iyilikleri kabul et, anahtar blokları kendine çek ve güce sahip olursun,

oyunu anlamayanlara ters ve aptalca gelen kararlarla yönetirsin...

Halk içinde kınadığın güçlü bir endüstriye özel olarak yardım etmek,

veya sana oy veren bir bloka zarar veren kurallar geçirmek.

Ama senin işin çelişkisiz anlaşılabilir bir yönetim politikan olması değil,

Güce olan büyük veya küçük anahtarlarının isteklerini dengelemek.

Bu ofiste nasıl kalıncağıdır.

Şimdi bir temsilci olmanın baş ağrısıyla üçüncü kurala bakıp merak edebilirsin:

Niye tüm bu blok inşası, iyilik değiş tokuşu saçmalığını boş verip,

sadece orduya rüşvet verip gücü almayayım ki?

Şimdi son olarak vergiler ve devrimlere bakmalıyız.

İkinci kuralı ve hazinenin bir ülkeyi ayakta tutacak şekilde nasıl toplanıp kullanıldığını anlamalısın.

Eğer ülkelerin vergisinin ve yöneticinin ihtiyaç duyduğu anahtarlara oranının grafiğini çıkartırsak,

açık bir bağlantı görürüz: Daha çok demokrasi daha az vergi.

Eğer rahat bir demokraside rahatça oturuyorsanız bununla dalga geçebilirsiniz,

ama sizin yeterince kazanmayan kardeş vatandaşlarınız indirimler alır ve gelirlerinde vergi azdır veya yoktur.

Bu da ortalama vergiyi aşağıda tutar. Diktatörlüklerde bu yoktur.

Diktatörlükler genelde parayı doğrudan almayı vergi evraklarına tercih ederler.

Diktatörlerin çiftçiyi kendisine ucuz mal satmaya zorlayıp,

sonra dönüp açık market satması,

ve aradaki farkı inanılmaz bir vergi ile cebine atması sık görülür.

Bu yüzden demokrasilerdeki vergiler diktatörlüklerdekilere göre daha azdır.

Ama niye temsilciler kendi paylarını azaltır?

Çünkü vergi kesmek halkı mutlu eder.

Diktatörlüklerin halkı mutlu etmeye ihtiyacı yoktur ve bu yüzden anahtar destekçileri ödemek için fakirden yüksek bir oran alabilirler.

Ama demokrasilerdeki temsilciler her bir anahtar destekçisinden...

... daha az bir oran alabilirler,

çünkü onların eğitimli, daha özgür vatandaşları cahil fakirlerden daha üretkendir.

Demokrasideki yöneticiler için üretkenlik ne kadar fazlaysa o kadar iyidir.

Bu yüzden üniversiteler ve hastaneler ve yollar yapar, ve özgürlükler verirler,

kalplerindeki iyilikten değil, vatandaş üretkenliğini arttırdığı için,

bu da yönetici ve anahtar destekçileri için hazineyi arttırır, az bir miktar alınsa bile.

Demokrasiler yaşamak için diktatörlüklerden

temsilciler daha iyi olduğu için değil,

ihtiyaçları nüfusun çoğuyla aynı olduğu için daha iyi bir yerdir.

Vatandaşları daha üretken yapan şeyler aynı zamanda hayatlarını da daha iyi yapar.

Temsilciler herkesin üretken olmasını ister bu yüzden herkese yol yapılır.

En kötü diktatörler istekleri en az vatandaşla uyanlardır,

en az güce anahtara sahip olanlardır.

Bu niye en kötü diktatörlüklerin bir ortak noktası olduğunu açıklar:

Altın veya petrol veya elmas veya benzeri.

Eğer bir ülkenin zenginliği çoğunlukla yerden kazılıyorsa yaşamak için kötü bir yerdir,

çünkü bir altın madeni ölen kölelerle kazılıp yinede büyük zenginlik oluşturabilir.

petrol daha zordur, ama ne şans ki yabancı şirketler vatandaşlar karışmadan çıkartıp rafine edebilirler.

Vatandaşlar bu döngünün dışındaysa, yönetici ödüllendirilir ve anahtarlar sadık tutulurken, görmezden gelinir.

bu yüzden biz en iyi, en zeki demokrasilerin kalıcı ve...

... en kötü, en zengin diktatörlüklerin kalıcı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Arada ise bir devrim vadisi var.

Kaynak zengini diktatörler sadece limanlarından kaynaklarına ve saraylarından hava limanlarına yol yaparlar,

ve insanlar bu iyi olduğundan veya korktuklarından değil,acı gerçektir ki,

aç, bağlantısız, cahiller iyi devrimciler yapmadığı için sessiz kalırlar.

Şimdi, kaynakları olmayan ortalama bir diktatör,önceden açıklandığı gibi, fakir çifti ve fabrika çalışanlarından doğrudan yüksek miktar para almalıdır.

bu yüzden iki tane yol yeterli değildir ve vatandaşlara kimi basit hayat standartları sağlamalıdır.

Ama iş gücünü biraz bağlantılı, biraz eğitimli ve biraz zengin tutmak...

... onları ayaklanmaya daha yatkın yapar.

Şimdi anlamalısın: İnsanların kapılara hücum edip diktatörlerini devirmesinin romantik sahnesinin çoğunluğu fantezidir.

Eğer ortalama bir diktatörlüğün varsa insanlara kapılara sadece ordu onlara seni kaldırmak için *izin verince* hücum ederler,

çünkü anahtarlar üzerindeki gücünü kaybettin ve değiştiriliyorsun.

Bu yüzden ortalama diktatörlüklerdeki *popüler* ayaklanmalarda yeni yönetici eskisiyle aynıdır, daha kötü değilse tabii.

İnsanlar kralı değiştirmedi, saray kralı değiştirdi, insanların protestosunu kullanarak yapılmasını sağladılar.

İyi bir diktatörün bu vadiyi geçmek için istediği şeyler...

... güce anahtarlardan para alır ve vatandaşları daha ayaklanabilir hale getirir...

... ve genellikle köprü yapmaya daha az yatkın, anahtarlarına daha sadık, daha güçlü bir lider ile sona ererler.

Öbür taraftan, en iyi demokrasiler sadece yüksek sayıdaki anahtarlardan dolayı değil...

... veya onların yarışan fikirlerinin diktatöryal bir ayaklanmayı planlamayı hemen hemen imkansız kılması da değil,

bir devrimin yakalamak istediği zenginliği yok edeceğinden dolayı kalıcıdırlar.

Vatandaşların yüksek üretkenliği.

Artı: Demokraside geleceğin diktatörüne yardım edecek olanlar yönetime geçince anahtar destekçileri seçip katledeceğini biliyorlar.

Bu darbenin tanımı.

Yani olası anahtar destekçiler katliamdan sağ çıkma ve ödülleri alma olasılığını,

oluşmasına kendi yardım ettikleri diktatörlüğün dışında kalma olasılığıyla tartmalıdırlar.

Sarsılmaz bir demokraside bu kötü bir bahistir:

Belki çok zengin olacaksın,

ama yüksek ihtimal ölecek ve tanıdığın herkesin hayatını daha kötü yapacaksın. Hesap hayır diyor.

Bir diktatörlükte darbenin doğru tarafında kalmak sana ve ailene halkın sahip olamadığını alacak kaynaklar demektir.

Sağlık hizmetleri, eğitim, hayat standartları- Bu güç için çatışmayı böyle sert yapar.

Ama bir demokraside çoğunluk bunlara sahip, yani niye riske giresin ki?

Yani ülkenin zenginliği ne kadar vatandaşların üretkenliğinden geliyorsa,

o kadar fazla güç dağıtılır ve yönetici vatandaşlarının hayat standartlarını o kadar arttırmalıdır.

Ne kadar az, o kadar az.

Şimdi, eğer kalıcı bir demokrasi çok fakirleşir ise,

veya halkın üretkenliğini azaltan bir kaynak bulunur ise...

bu bahsin ihtimalleri değişir ve küçük bir grubun gücü eline geçirme ihtimali artar.

Çünkü eğer şu anki yaşam standartları iğrenç ise veya zenginlik vatandaşlara bağlı değil ise, darbeler riske değer.

Demokrasiler çöktüğünde bunlar genelikle sebepleridir.

*kasvetli müzik*

Bu yöneticiler için kurallar sadece niye kimi insanların canavarlar ve diğerlerin merhametli olduğunu değil,

politika hakkındaki her şeyi açıklar: Savaştan dış yardıma, politik hanedanlıklardan rüşvete.

Tüm bunlar sonra bahsedebileceğimiz şeyler.

Ama şimdilik, sen misyonlu yönetici, politika dünyası seni iğrendirmiş olabilir...

ve sen ondan tamamen uzak kalmayı seçmiş olabilirsin, ama kalamazsın, çünkü yöneticiler çok çeşitlidir.

Evet, krallar, başbakanlar ve cumhurbaşkanları ama aynı zamanda dekanlar, uzmanlar, belediye başkanları, başkanlar, şefler.

Bu kurallar hepsi içindir ve hareketlerini açıklar: En büyük global tüzel holdingin CEO'sundan ...

...-kurulunu mutlu tutması gereken- en küçük ev sahibi birliğinin başına...

-oyları yönetmesi ve üyelik parasını kullanması gereken- kadar.

Güç yapılarından kaçamazsın.

Sadece onları anlamamayı seçebilsin,

ki eğer hayalini kurduğun değişikliği istiyorsan unutmaman gereken sıfırıncı bir kural var.

Güç olmadan hiçbir şeyi değiştiremezsin.

Bu kuralları sevmeyebilirsin, ama muhakkak senin tahta olman bir başkasından iyidir.

Ve kim bilir, belki sen farklı olursun.

*yavaşça azalan kasvetli piyano müziği*

Bu video ve devam videoları çoğunlukla Bruce Bueno de Mesquita ve Alistair Smith tarafından yazılan "The Dictator's Handbook" bas alınarak yapılmıştır.

Bu da basitçe politika hakkında yazılmış en iyi kitaptır.

Benim herhangi bir video serisine koymayı hayal edebileceğimden daha fazla örnek ve detaya sahip.

Her vatandaş bu kitabı okumalı ve...

... bu kanala destek olmak istiyorsanız, bu kitabı Audible.com/Grey'den alabilirsiniz. Bu benimde bu kitabı seneler önce ilk bulduğum sitedir.

Eğer audible'a o URL ile katılırsanız bedava 30 günlük deneme ve bedava bir kitap alabilirsiniz.

Yani eğer insanların politikası anlamak istiyorsanız, yöneticilerin kurallarını her şeye uygulanmış biçimde görmek istiyorsanız...

... Audible.com/Grey'e gidin ve "The Dictator's Handbook" 'u indirin.

Pişman olmayacaksınız.

Bedava deneme üyeliğinizi başlatın, bu kitabı dinleyin, Audible'ın diğer 180.000 kitaptan...

ve okunulan sesli ürünlerden birini dinleyin.

Mükemmel bir hizmetleri var. Onlar benim tüm sesli kitaplarımı bulduğum ve dinlediğim yer, ve sizinde dinlemeniz gereken.

Audible.com/grey'e kanala destekleri için teşekkürler."

Zihin egzersizi bakımından oldukça ilginç bir kitap...

Haberalp

NOT: VİDEOYU İZLERKEN TÜKÇE ALTYAZIYI SEÇMEYİ UNUTMAYIN.



Yorum Gönder

@name x