Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşması 14 Mayıs

14 Mayıs 2013 Salı 15:07

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önemli açıklamalarda bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşması 14 Mayıs

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında milletvekillerine seslendi. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşmasından satır başları:

- 9 Mayıs 2013 günü Manisa'nın belli bölgelerinde çok ciddi bir dolu afeti yaşandı. Arazilerin yüzde 50'si ile yüzde 100'ünün zarar gördüğü söyleniyor. 20 bin dönüm bağ ise yüzde 100 zarar gördü. Afet zararlarının mutlaka giderilmesi lazım.

- THY'de bir toplu sözleşme uyumsuzluğu yaşanıyor. THY'nin iyi çalışması için her türlü çabayı gösteriyorlar. Yönetim uzlaşmak istemiyor. Çalışanlar zam istemiyor bir tek 305 çalışanın işine son verildi tekrar işe alın diyorlar.

- Hatay'da yüzyıllardır barış var, huzur var. Reyhanlı'ya gittim. Patlatılan bombalardan sonra kenti görmek hoş bir şey değil. Sanki onlarca tonluk bomba yağdırılmış oraya. Herkes ne oldu, neden oldu diye soru soruyor? Bunun hesabını kim verecek diye soruyorlar.

- Herkes burnundan soluyor. Ve hükümetin kesinlikle Reyhanlılara doğru bilgi verdiğine inanmıyorlar. Çünkü biz işin içindeyiz verilen bilgilerin hiçbiri doğru değil diyorlar. Her bakan ayrı telden çalıyor zaten. Yasak getirilmesine de tepkililer. Bunun mücadelesini verin diye bizden talepleri var.

- Reyhanlı'da çocuğunu kaybeden bir baba bana diyor ki benim Yeşil Karttan başka bir güvencem yok. Bu torunlarım ne olacak? Biz ülke için şehit de oluruz ama bunların sebebi ne diyor...

- Türkiye bu olanlara layık mı? Bütün bunlar yaşandığı sırada Erdoğan İstanbul'da Suriye'de çocuklar öldü neden görmüyorsunuz diyor. Recep tayyip Erdoğan sen Reyhanlı'yı neden görmüyorsun?

- Biz insanı severiz kimsenin burnunun kanamasını istemeyiz. İnsan Allah'ın yarattığı en değerli varlıktır. Reyhanlı'yı görmüyor. 51 kişi hayatını kaybetti. Beyefendi bütün bu olaylardan habersiz İstanbul'da kalkmış 'Analar Ağlamasın' diye toplantı yapıyor.

- Erdoğan'ın annesi vefat ettiğinde bütün medya yas ilan etmişti korkudan kimse yayın yapamıyordu. 51 kişi öldü 51!

- Allah ona Ey Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı diyecekmiş. Rabbin sana nasıl hitap edeceğine sen mi karar vereceksin? Kibrin böylesine ilk kez tanık oluyoruz. Evet Suriye'deki çocuklara da üzül ama senin ülkende ölen çocuklara da üzül. Suriye'dekini bütün dünya öğreniyor senin ülkendekini kimse öğrenmesin diye yayın yasağı getiriyorsun. Ölen 51 vatandaşın sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır.

- Ben oraya gittim diye alınganlık gösteriyor beyefendi. ABD'den sonra Hatay'a gidecekmiş. Malum Gazze'ye de ABD'den sonra gidecek. Sen ülkeni milletini sevmiyorsun. Sen Batı'nın Ortadoğu'daki güçlerinin taşeronusun. Taşerondan vatansever olmaz. O yüzden sen ben her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım diyorsun.

- Reyhanlı'da dünyanın oyunu aldın, o vatandaş sana güvendi. Sen kalktın onların başına felaket oldun.

- Terör nereden gelirse gelsin hep birlikte karşı çıkacağız. Terörün dini imanı yoktur. Teröre hep beraber karşı çıkacağız. Beş tespitim var:

- Suriye'deki çatışmalardan ötürü Suriyeliler komşu ülkelere dağıldı. Bize gelen Suriyelilerle bizim sorunumuz yok. Hiçbir insan açıkta bırakılmamalıdır. Ama çadırın dışında ne olduğu belirsiz insanların elini kolunu sallayarak kente gelmeleri işyeri açmaları bomba yapmaları bizim kabule deceğimiz bir şey değildir.

- Bizim insanlarımızla kavga ediyorlar neye göre kavga ediyor?

- İkinci tespitimiz; yabancı devletlerin ajanları Hatay'da cirit atıyorlar. Bütün bunları git Reyhanlı'ya sor Recep Tayyip Erdoğan. Onlara gelince tık yok, bizim vatandaşımıza gelince hepsinin telefonlarını dinliyorlar.

- Patlama oldu 24 saat içinde failler yakalandı diyor. E 24 saatin öncesine neden bakmıyorsun? Bu adamlar girerken sen neredeydin? İstihbaratı kendi vatandaşın için kullanırsan Türkiye'nin başını beladan kurtaramazsın. Ey Kılıçdaroğlu senin enfes alışını dahi takip ediyoruz diyordu. Bir de şu teröristleri takip etsen nolur acaba?

- Üçüncü tespitimiz; bizim sınır diye bir şeyimiz kalmamış. Tam yolgeçen hanı. İsteyen girer, bomba getirir ister götürür. Sen nasıl bir devletsin? Geldin burda her türlü marjinal teröristlere kucak açtın. Burada eğitim yapın dedin eline silah verdin git orada kardeşini öldür dedin.

- Hatay'ı Bekaa Vadisi'ne çevirdiler. Her türlü silah var. Bomba imal ediliyor biz seyredemiyoruz yabancı basın veriyor. ÖSO karargahını Türkiye diye ilan ediyor. Biz olmaz diyoruz Erdoğan diyor olur! Eğer siz sınırı kaldırdıysanız bunun bir gerekçesi vardır.

- Reyhanlı'da yüzlerce yaralı var. Saatlerce ambulans beklediler. Ama Suriye'ye giden terörist olunca doktorlar ambulans emrinde. Sınır karakollarında 'Hudut namustur' yazar.

- Kalkıp Esad'ı suçlamak kolay. Sınırı korumalıyız biz.

- Dördüncü tespitimiz; dış politika. Türkiye'yi bu hale getiren yanlış dış politikadır. Ben hiçbir zaman Esad benim kardeşimdir demedim, diyen kendisi. Bizi suçlayan kim Recep Tayyip Erdoğan. Neymiş Suriye'de demokrasi yokmuş kendisi Suriye'ye demokrasi getirecekmiş. Demokrasi konusunda Esad ve Erdoğan arasında hiçbir fark yok. Al bir diktatörü vur bir diktatöre.

- Devutoğlu için çapsız bir Dışişleri Bakanı demiştim. Parmak işareti ile çağrılan ve maratoncu hızıyla koşan bir bakan. Biz boşuna siz Batı'nın egemen güçlerinin Ortadoğu'daki taşeronusunuz demiyoruz. Siz ülkenizin çıkarlarını savunmuyorsunuz.

- O koltukta Davutoğlu oturduğu sürece Başbakanlık koltuğunda da Erdoğan oturduğu sürece bu ülkeye huzur gelmeyecektir.

- Beşinci tespitimiz; Türkiye iyi yönetilmiyor.

- Ben daha önce yaptığım konuşmalarımda Yalancıdan Başbakan olmaz demiştim. Bir ülkenin Başbakanı halkına yalan söylüyorsa Başbakanlık koltuğunda oturmamalı. 10 Mayıs günü bir toplantıda "İktidara geldiğimizde IMF'ye 23 buçuk milyar dolar bocumuz vardı. O günden bu yana stand by anlaşması yapmadık" diyor. Bir lafımız var Atma Recep din kardeşiyiz diye. 2006 yılında IMF ile stand by anlaşması yapıldığına dair belge var.

- 19. stand by anlaşmasını yaptılar. Bütün bunlara rağmen IMF'ye borçlarımızın ödenmesi güzel tabi. Peki, Türkiye'nin borcu azaldı mı? 38 milyar dolarlık özelleştirme yaptınız. Borç neydi 2002'de IMF'nin borcu dahil Türkiye'nin dış borcu 129 buçuk milyar dolar. 2013 yılında 337 milyar dolar. IMF'nin borcunu ödedin borcun adresi değişti.

- Gelelim vatandaşın borcuna. 2002'de tüketici borcu 2 milyar lira. 2013'te 206 milyara çıkıyor. Vatandaşı borç batağına soktun sen bu rakamları niye söylemiyorsun? Bir de kredi kartı borcu var 2002'de 4 milyar lira 2013'te 73 milyar liraya çıktı.

- Resmen şantaj yaptılar. CHP iktidarında bütün bu borçların üstesinden gelen parti biz olacağız. Biz kul hakkı yemeyiz. Biz insana hizmet ederiz. Yandaşa değil bu ülkenin çocuklarına hizmet ederiz. Çünkü bizim için halka hizmet Hakk'a hizmettir.


Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x