Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşması 16 Nisan

16 Nisan 2013 Salı 14:22

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önemli açıklamalarda bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşması 16 Nisan

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında milletvekillerine seslendi. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşmasından satır başları:

- Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Sanatçılar bütün ülkelerin kültür tarihlerinde önemli kilometre taşlarıdır. Sanata ve sanatçıya değer veren ülkeler önemli çıtalar atlamışlardır. Sanatçıyı hapsetmek, sanatını yapmasını yasaklamak, onu hapishanelere atmak gibi bir kültürü Türkiye'de yeşertmek isteyenlere CHP olarak sahip çıkacağız.

- Sağlıklı çalışan demokrasilerde sanatçılar el üstünde tutulurlar. Onların eleştirilerini siyasetçiler dikkatle okurlar. Sağlıklı çalışan demokrasimin yok. Sadece sanatçılar hapse atıldığı zaman değil 2B arazisine sahip çıkan kadınlara da sahip çıkacağız.

- CHP mazlumdan adaletten yanadır, güçlüden yana değildir. Eğer sanatçınızı mahkum ederseniz sadece kendinizi değil kendi ülkenizi de dünyada rezil edersiniz.

- Sayın Başbakan önemli bir açıklama yaptı. TSK hükümetin verdiği kararla hareket eder dedi. Doğru aslında. Sağlıklı çalışan demokraside silahlı kuvvetler hükümetin talimatlarına göre hareket ederler. Ama yasalara aykırı olmamak koşuluyla. Ben defalarca Uludere faciasının sorumluları kimdir demiştim. Şimdi Başbakan kabul etti. Uludere faciasının sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan ve onun hükümetidir.

- Dilek Özçelik. Trakya Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümü 3. sınıf öğrencisi. Anne babaları çocuklarını üniversiteye büyük umutlarla gönderrirler. dilek Özçelik de o umutlarla gönderildi. Ama bir şanssızlığı oldu, kanser tedavisi görmesi gerekti. Ama kanser ilacını bulamıyor güçsüz. Nereye el attıysa sorununu çözemedi. Biliyorsunuz, kanser hastaları kalabalığa karışmazlar. Ama o her şeyi göze aldı. Ve bakanı yakaladı, derdini anlattı. Sayın bakanın verdiği yanıt "Al bu parayı. Başka ne yapacağım. Al bunları cebinden düşürme"

- Kanser yaşayan bir üniversite öğrencisinin dramını konuşuyoruz biz. Buna karşılık Dilek kardeşimiz o bakana da onun gibi düşünenlere de çok güzel bir ders veriyor. "Ben dilenci değilim Sayın bakan" diyor. "İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradı. Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda" diye devam ediyor. Bu tablo 21. yüzyıl Türkiye'sine yakışan bir tablo değildir.

- O bakanın bir eli yağda bir eli balda. O mücadeleyi anlayacak kapasitede de değildir. Anayasayı çiğniyorsunuz, sosyal devlet kavranının tamamıyla içini boşaltıyorsunuz siz. O genç kız bütün hastaların diline tercüman oldu. Senin görevin bana para vermek değil sosyal devlet olarak benim tedavi olmamı sağlayacaksın diyor. İnsanlıktan nasibini almayanlar Dilek'i anlayamazlar.

- Dilek bizden birisi. Siz ona bu muameleyi yaparsanız diğer vatandaşlara kimbilir neler yapıyorsunuzdur. Türkiye'nin gerçeği budur. Dilek'e yapılan muamele toplumun vicdanına atılan bir tokattır. Herkesin uyanıp gerçeği görmesi lazım.

- Anayasamızın 60. maddesi "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir" der. Hak olarak tanımlar sosyal güvenliği lütuf olarak tanımlamaz. Siz hakkı lütuf oalrak gösteriyorsunuz. Çünkü o yurttaşı kendi kulunuz olarak görüyorsunuz. İşçiler der ki "Hak verilmez alınır".

- Demokrasi ve insan hakları penceresinden bu olaya bakmadığımız sürece Türkiye'nin gerçek sağlık sorununu çözemeyiz. Sağlık sorunu karmaşık bir sorundur. İşin ilaç boyutu var, teknoloji boyutu var. Sağlık çalışanlarının sorunları var. Bütün bu alanları görmeden sonucu çözemezsin. Dilek geldi bütün sağlık reformunun aynasını önümüze tuttu. Sınıfta kalan bir Türkiye.

- Sağlıklı çalışan bir demokraside iktidar şantaj yapmaz. Sayın Bahçeli eleştiri yaptı diye AKP şimdi şantaj yoluna başvuruyor. Aklın başına yeni mi geldi? Kafana taş mı düştü? Şantaja asla izin vermeyeceğiz. Demokrasilerde şantaj olmaz. Bir yerde yolsuzluk varsa üzerine gidersin ama sen gidemezsin. Yolsuzluktan beslenen yolsuzluğu araştıramaz. Hesap vermesi gereken adam hesap soracakmış. Önce sen bu millete kul hakkını nasıl yediğinin hesabını ver.

- Demokrasilerde seçilenler milletin milli değerlerine saygı duyarlar. Ben her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım diyorsan sen demokrat olamazsın. Ortak değerleri dikkate alacaksınız.

- Ben Erdoğan'a bir soru sormak isterim. Erdoğan hangi ülkenin Başbakan'ı? Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanıyım diyebilir mi? T.C.'yi siliyor. O bakanlıktan siliyor, vali de valilikten siliyor. Bunu yapanlar birbirine düştü. Ben yapmadım o yaptı diyor. Takiye kültüründen gelen, yalancılığı asıl amacına ulaşmak için kullanan birisi ülkenin milli değerlerini koruyamaz. Cumhuriyet kolay mı kuruldu? Sen Rize'den yırtık ayakkabıyla geldin seni Başbakan yaptı. Bu cumhuriyet Tunceli'de küçük bir memurun oğlu olan Kemal Kılıçdaroğlu'nu CHP Genel Başkanı yaptı.

- Şimdi kalkmışsın Cumhuriyet düşmanlığı yapıyorsun. Takiye kültüründen gelenler bir süre sonra en yakınındakilere bile ihanet ederler. Erbakan'ın önünde diz çöküp el öpüyorlardı, dönüp sırtından bıçakladılar. Aynı şeyi Cumhuriyet'e yapmak istiyorlar. senin gücün yetmez, boyun da yetmez.

- Yalan söylüyorsu. Onun için söylüyorum yalancıdan başbakan olmaz. Başkanlık ssitemi getirecekmiş. Parlamenter sistem Türkiye'nin 150 yıllık geleneğinde vardır. Ama bu Meclis'te CHP var Recep Tayyip Erdoğan bunu sakın unutma.

- Bize soruyorlar, barış, huzur istiyor musunuz? Niye destek vermiyorsunuz? Neye destek vereceğiz bilen var mı? Senin başkanlık sistemi için yaptığın çalışmalara mı destek vereceğiz? Avucunu yalarsın Recep Tayyip Erdoğan!

- Milletin kabul etmeyeceği angajmanların altına imza atmayacaksın ve bilgi vereceksin dedik. Yaptı mı bunları? Şakşakçılık yapan köşe yazarlarına soruyorum, siz bilmediğiniz bir konuyu nasıl destekliyorsunuz?


Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x