Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşması 19 Mart

19 Mart 2013 Salı 14:10

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önemli açıklamalarda bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşması 19 Mart

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında milletvekillerine seslendi. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşmasından satır başları:

- Başbakan doğru bir şey söylemiş. Çanakkale ruhunu anlamayan milleti de milliyetçiliği de anlayamaz demiş. Bu demiyor muydu milliyetçiliği ayaklar altına aldık diye. Kesin kafasına taş düşmüştür. O toprakların ruhu var. Hiçbir yabancı asker o boğazlardan geçemedi. Çanakkale’nin ruhunu anlamak istiyorsan geldikleri gibi giderler diyen adamı sen önce çok iyi anlamalısın. Çanakkale’nin ruhunu anlamak istiyorsan acaba neden o gemiler Dolmabahçe’nin önün gelip demirlediler. Onu anlamalısın. Bütün mazlum milletlerin destanıdır Çanakkale.

- Devlet Güvenlik Mahkemeleri olmaz, Özel Yetkili Mahkemeler olmaz. İktidar olduğumuzda DGM'leri kaldıracağız doğal yargı sistemini getireceğiz dedik. Bu tür mahkemelr olağanüstü dönemlerin mahkemeleridir. İktidarın sopasıdır onlar. Silivri mahkemeleri böyle mahkemelerdir. Adalet dağıtmasını beklemek mümkün değildir.

- Özel Yetkili Mahkemeler var ama bunlara özenle seçilmiş savcı ve yargıçlar atandı. Kim atadı bunları? Benim isteklerimi yerine getireceksiniz diye siyasi otorite atadı. Bu bağlamdaki bir mahkeme adalet dağıtamaz. Bu mahkemeler ve burada görevli yargıçlar yerlerinde kaldılar. Adalete uygun karar vermeye kalkışan yargıçlar bu mahkemelerden devre dışı bırakıldılar. Ama tutukluluğu sürdüren yargıçlar el üstünde tutuldu.

- Bu yargıçlar hukuka uymadıkları için anayasaya da uymadılar. Anayasa'nın 90. maddesini de görmezden geldiler. Biz bildiğimizi okuruz, arkamızda kapı gibi iktidar var dediler. Bu davaların temel özelliği siyasi iktidarın güdümünde yönlendirildi. 15 Temmuz 2008'de Başbakan çıktı 'Ben bu davaların savcısıyım' dedi. Böylece bu davaların siyasi otorite tarafından yönlendirildiği ortaya çıktı.

- Hangi yasa isteniyorsa onu değiştirdiler. Siz yeter ki mahkumiyete odaklanın adaleti bırakın dediler. İlk kez bu davalarda gizli tanık dinlendi. 44 kişiyi dinlediler. Tecavüz suçundan mahkum olanlar, yalancılar, iftiracılar, yıllarını devletin güvenliğine vermiş bir genelkurmay başkanının gizli tanığı terör örgütü suçlusu. Hangi mantık bunu kabul eder? Süreç AKP iktidarının gözetiminde devam eden bir süreç.

- İlk kez bu davalarda bir genelkurmay başkanı terör örgütü üyesi diye tutuklandı. Yıllarını terörle mücadeleye vermiş bir kişi abuk subuk suçlamalardan tutuklandı.

- Hayatı boyunca yanyana gelmemiş bir grup insan örgüt diye bir araya getirildi. Sokakta görseler birbirlerini tanımazlar.

- Bir adaletin gerçekleşmesi için gerek savcılığın gerek savunmanın getirdikleri kişilerin dinlenmesi lazım. Savcıların getirdiği bütün tanıklar dinleniyor, ancak tutukluların getirdiği tanıklar yargıç izin vermediği için dinlenmiyor. Açıkça yasalar çiğneniyor.

- Kendisini savunan insanlar dava sonuçlanmadan 30 yılı aşkın mahkum edildiler. Bu nasıl bir adalettir? Nasıl bir demokrasidir? Kendimi savunduğum için 30 yılı aşkın süre mahkumiyet alıyorum.

- Delil var diyorlar, bilirkişiye gönderin diyor tutuklular. Hayır diyorlar. Mahkemeye sunulan pek çok belgenin sahte olduğu defalarca ispat edildi. Üstelik hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde ispat edildi. Ama yargıçlar hiç önemsemedi.

- Bir davanın sağlıklı yürümesi için savcı, yargıç ve avukat olması lazım. Savcı konuşuıyor, yargıç dinliyor, avukata sıra gelince sen konuşmayacaksın deniyor. Hangi demokraside avukata bu tür kısıtlama getirilebilir?

- İstanbul Barosu olaya el koyuyor, avukatlara sınırlama getiremezsiniz deniyor. İstanbul barosu dava yerine gitti diye baronun düştüğüne dair dava açılıyor. Hangi mantık? Pazar günü İstanbul Barosu olağanüstü toplantı yaptı. O yargıç ve savcıların toplantıdan ders çıkarması lazım. O toplantı şamar gibi adaletsizliğe yansıyacaktır.

- Ergenekon terör örgütünün kasası diye Kuddusi Okkır'ı aldılar. Öldüğünde ailesi cenazeyi İstanbul'a getirecek para bulamadı.

- Parlamentodan karar çıktı. Somut olgulara dayanarak tutuklama vereceksiniz ve bunu yazacaksınız dediler. Ama nerde? Ben seni de takmıyorum, arkamda kapı gibi hükümet var diyor.

- Bir yargıçtan beklenen onun tarafsız ve bağımsız olmasıdır. Onu asıl yargıç yapan vicdanıyla karar vermesidir. Eğer bir yargıcın tarafsızlığı kuşku götürüyorsa o mahkemeden çekilecek. Yargıçları düşünün, taraflı olduklarına dair Yargıtay kararı çıkmış. Bunlar görevlerini aynen sürdürüyorlar. Şerefli bir yargıç tarafsızlığı konusunda kuşku ortaya çıktığı zaman o makamdan ayrılır.

- Yargıç yargıladığı milletvekiline, "hani sen milletvekili olmayı düşünüyordun?" diyor. Sana ne kardeşim diye sormazlar mı? Tarafsız olmadığı bu sözlerden belli. Önyagrılarıyla hareket ediyor demektir.

- Yargıçlar Yargıtay kararı ile tazminata mahkum oldular. Hükümet ne yaptı, parlamentoya yasa getirdiler. Yargıç tazminata mahkum olursa o tazminatı devlet öder. Hangi gerekçeyle sen benim vergimle o açığı kapatırsın? Davanın savcısı hükümet diyor ki sana para cezası gelse onu bütçeden ödeteceğim, sen tutuklulukları devam ettir.

- Deniz Feneri Davası'ndaki soygun düzenini kamuoyunun önüne belgeleriyle serdik. Yargılama Almanya'da başlamasa onu da öğrenemeyecektik. Zekat parasını hortumlayan ahlaksızlar Başbakan'ın koruması altına girdi. Sorgulayan savcı sanık sandalyesine oturduç Bu davada savcıydı, Deniz Feneri'nde yargıçtı.

- Mehmet Haberal... Demokrasi aşığı bir kişi. On binlerce öğrenci yetişmiş. Bütün malvarlığını kurduğu bir vakfa bağışlamış. Rahmetli Ecevit Sen bizim Cumhurbaşkanı adayımız ol dedi. Haberal ben kabul etmiyorum, parlamentodan milletvekili seçilsin dedi. Şimdi onu darbecilikle suçluyorlar.

- Bu davalar Tuncay Güney denen bir kişinin ifadeleriyle başlamıştı. Geçenlerde diyor ki bu dava düzmece, planlı bir operasyondu amacına ulaştı artık mesele bitti. Davanın en önemli kişisi bunun düzmece olduğunu gayet net bir şekilde dile getirdi.

- Bir terör örgütünün varlığını en iyi istihbarat bilir. MİT'e Genelkurmay'a Emniyet Genel Müdürlüğü'ne Jandarma'ya soruyor, Ergenekon terör örgütü ile ilgili belgeleri gönderin diyorlar, 4 kurum da Bizde öyle bir örgüte ait belge yok diyor. Ama savcı var diyor.

- Bu davadaki belgelerin sayısı kaçtır desem? 120 milyon adet Word belgesi var. Hangi savcı hangi yargıç adam gibi okudu ve kararı verdi. Bunun için 228 yıla ihtiyaç olduğunu bizim arkadaşlarımız hesapladı. Buna yargılama denir mi?

- Davanın savcısı bu konuda konuştu mu? Hayır. Biz suçluları savunmuyoruz. Kimin suçlu olduğuna karar verecek yargının adalet dağıtması gerekir. Eğer bir ülkede adalet yara alırsa devlet ayra alır. Adalet soylu bir kavramdır. Adaleti yok ederseniz devleti yok edersiniz.

- Savcı dedim, yargıç dedim. Bu davalara bakan savcı ve yargıçlara savcı ve yargıç dediğim için gerçekten yürekli yargıç ve savcılardan özür diliyorum. İsim benzerliği var orada. Bir kişinin yargıç ve savcı olması kolay değildir. Ne kadar süre geçerse geçsin bu davaları sürdüren, adaleti katleden bu savcı ve yargıçlardan önünde sonunda hesap soracağız söz veriyorum.

- Hapishanne raporumuz yayınlandı. Kim hasta ise tüm mahkumların yanına gittik. Sağlık sorunu var çözün dedik. Çünkü biz insana değer veririz. Onun mahkum olması onun katledilmesine yol açmaz. O mahkum hapishanedeyse sosyal devletin koruması altındadır. Siz savcı da değilsiniz yargıç da değilsiniz. Siyasi iktidarın taşeronluğunu yapıyorsunuz.

- Verdikleri kararın toplum vicdanında meşruiyeti yoktur. 12 Eylül öncesi çok olaylar olurdu. O olayları toplum çoğunlukla unuttu. Toplum sıkıyönetim mahkemelerinin verdiği bazı kararları ise unutmadı. Devlet adaleti korumalıdır.

- Çanakkale'de özgürlük için mücadele ettiler. Ama birileri geldi masa başında bir anlaşmaya imza attı ve bizim izin vermediğimiz o gemiler Marmara'ya geldi. Muıstafa Kemal Atatürk "Geldikleri gibi gidecekler" dedi. Adaleti katledenler de geldikleri gibi gideceklerdir.

- Parti Meclisi'miz yapıldı, Başbakan Erdoğan'a 4 önemli çağrı yaptık:

Samimiyet ve dürüstlüğün asgari gereklerini yerine getir.

Türkiye Cumhuriyeti'ni hukuk kuralları dışına çıkarma

Kişisel hesaplarının yer aldığı gizli ajandanın olduğuna dair toplumda yer alan kaygıyı gider

Millete karşı ödemesi gereken borcunu ödemek için konuşmaya başla dedik.

- İmralı ile görüşme yapılıyor bir uçta Abdullah Öcalan var bir uçta Recep Tayyip Erdoğanvar. BDP'liler teröristle kucaklaştı diye kıyameti kopardın şimdi sen kucaklaşıyorsun. Hukukun dışına çıkıldığı anda devleti gayrimeşru alan içine sokmuş oluyorsun. Buna CHP olarak asla izin vermeyeceğiz.


Yorum Gönder

@name x