Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşması 26 Mart

26 Mart 2013 Salı 15:11

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önemli açıklamalarda bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşması 26 Mart

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında milletvekillerine seslendi. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP grup toplantısı konuşmasından satır başları:

- Türkiye önemli bir süreçten geçiyor. Doğu Batı Kuzey Güney nerede yaşarsa yaşasın bütün yurttaşlarımızın kafasında bir kaygı var. Adına ister Kürt sorunu, ister terör sorunu, ister Türk sorunu diyelim. Bu sorunun bitmesi lazım. Bu konuyla ilgili olarak ana muhalefet partisi olarak bir sorunun çözümü ile ilgili en sağlıklı önerileri getirdik. 1989 yılında ilk raporu yazarak sorunun nasıl çözülebileceğini kamuoyuna sunmuşuz. O raporu yazan arkadaşlarımız dönemin DGM'lerinde hesap vermişler. O raporun gerekleri yerine getirilseydi bu sorunları yaşamamış olacaktık.

- Bu olay günlük siyasetin konusu olmaktan çıkmıştır. Pek çok rapor çıkardık. Hiçbir gizlimiz olmadı. Raporu kitap haline getirdik ama sonunda suçlu biz olduk. O raporun gereklerini yerine getirecek iktidar yerine getirmedi. Biz yine terörün en azdığı dönemlerde mademki bizim çözümlerimize itibar etmiyorsunuz diyerek sorun nasıl çözülür diye kafa yorduk. Bir yol haritası belirledik. Parlamentodan her siyasi partiden eşit miktarda milletvekilleri gelsin. Parlamento dışında bir de gerçekleri araştırma komisyonu kurulsun dedik.

- Bunun 4 temel nedeni vardı.

1 Siyaset Kurumu sorumluluk üstlenecek. Bir araya gelmeyen siyasi partiler terörün devamını isteyen partilerdir.

2 Sorun sadece siyaset kurumunun bir araya gelmesiyle çözülecek bir sorun olmaktan çıkmıştır. STK ve kanaat önderlerinin de bu sürecin içinde olmalı.

3 İlk kez siyaset kurumu ile STK'lar bir sorunu çözmek için bir araya geleceklerdi. Böylece toplumsal uzlaşmanın yapısı oluşacaktı.

4 Devlet hiçbir zaman meşru zeminin dışına çıkmayacaktı.

- Ama bu hedef uygulamaya konulamadı, sabote edildi. Tarih yine bizi haklı çıkaracak. Biz ülkenin çıkarlarını her türlü çıkarın üstünde tutan bir siyasi anlayıştan geliyoruz. Sizin önerinizle AKP'nin önerisi aynı diyorlar. 180 derece birbirinden farklı. Gerçekleri Araştırma Komisyonu, TBMM'deki Uzlaşma Komisyonu'na bağlı çalışacak, hükümete bağlı değil.

- 16 Şubat 1999. Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirildiği tarihtir. Öcalan getirildi, PKK'nın bütün unsurları yurt dışına çıktı. Türkiye'de terör sonlandırıldı. 2002'ye kadar kimsenin burnu kanamadı. 2002'den 2013'e ne oldu? Nasıl bu PKK'nın silahlı örgütleri tümüyle Türkiye'ye yerleştiler? İktidarda kim vardı? Onun adı Recep Tayyip Erdoğan mıydı? Bülent Ecevit'in yaptığına bakın Erdoğan'ın yaptığına bakın.

- Bir ülkede barışın ve huzurun sacayakları vardır. Hukuk devleti ve demokrasi bir ayaktır. İkinci ayak, insan hakları ve özgürlükler. Üçüncü ayak ise toplumsal uzlaşmadır.

- Devlet meşru bir tüzel kişiliktir. Hukukun dışına çıkmaz. Yargı bunun için vardır. Kaygıları dile getirdiğimizde CHP barışa karşıdır diyorlar. Bugüne kadar hiçbir CHP'li hiçbir çocuğumuzun kadınımızın saçının teline zarar gelmesini istememiştir. İfade özgürlüğünü ayaklar altına alacaksın, yargıyı susturacaksın, sonra kalkıp bana demokrasi dersi vereceksin. Hadi canım sende!

- Millette kaygı var, ne yapıyorsunuz siz? Bu kaygıyı gidermek senin görevin. Kaygıyı derinleştiriyorsun. Kimsenin yapılanlardan haberi yok. AKP milletvekillerine soruyorum gelişmelerden haberiniz var mı? Siz kapıkulu musunuz?

- Kapalı kapılar ardından terör örgütü ile oturup anayasa görüşmeleri yapacaksınız, TBMM'yi noter gibi göreceksiniz. Bunu asla kabul etmiyoruz. Ülkede herkes kaygılı. Kaygıyı gidermek bizim görevimiz.

- Türkiye'de demokrasi eksikliği var. Önce bu ülke aydınlarının bunu bilmesi lazım. Sizi susturuyorlar, susturan kim? İşinizden atıyorlar, attıran kim? Oturup CHP'yi eleştiriyorsunuz biz mi sizin işinize son verdik?

- Hükümete sesleniyorum: Siz demokrasi konusunda samimi misiniz? Barış, insan hakları konusunda samimi misiniz? Benim bazı önerilerim olacak;

1 Özel yetkili mahkemeleri gelin kaldıralım. Biz kaldırdık diyorsunuz, halkı kandırmaktan vazgeçin.

2 Özel yetkili mahkemeler kalksın ama 2006'dan verilen kararların tamamını yeniden görüşülmek üzere doğal mahkemelere gönderelim. Çünkü bu mahkemeler siyasi otoritenin altındaki mahkemeler. Çünkü bu mahkemeler Erdoğan'ın sopa olarak kullandığı mahkemeler. Yeniden yargılama yolunu açmalıyız.

3 Milletin seçtiği milletvekillerini hangi gerekçeyle siz hapiste tutuyorsunuz? Millet onları parlamentoda görev yapsın diye seçti.

4 Uzun tutuklamalar var. Her hâkimin keyfine bağlı. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, HSYK 1. Başkanı şikâyet ediyor. Niye çözülmüyor?

5 Terör suçunu yeniden tanımlayalım. Kalem tutan adamlar silah tutan adamı nasıl aynı kefeye koyarsınız. Silah elinde olan Erdoğan'ın yol arkadaşı karşılıklı sohbet ediyorlar.

6 Anayasamızın 54. maddesi "Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir" der. Hadi bir yürüyün bakalım, biber gazı yersiniz. Gelin toplantı ve gösteri yasasını değiştirelim. Bırakın millet yürüsün, haykırsın.

7 Özel yetkili mahkemeler yüzünden pek çok üniversite öğrencisi hapse atıldı. O anne babalar çocuklarını üniversiteye hangi umutlarla gönderdi? Bu ayıba da son verin.

8 Siyasal partiler yasasını değiştirelim. Lider suntasına son verelim. Milletvekillerini seçerken liste hazırlıyoruz, vatandaşa oy verin bunlara diyoruz. Getir siyasi partiler yasasını milletin vekilini millet kendisi seçsin.

9 Diyarbakır'a gitti size modern bir hapishane yapacağım dedi. Dünyanın hiçbir ülkesinde demokrasi algısı bu kadar gelişmemiş insan görmedim. Hangi çağda yaşıyoruz? Bırakın o cezaevini. Diyarbakır Cezaevi'ni demokrasi ve insan hakları müzesi yapalım.

10 Uludere'de 34 kişi katledildi. Üstünü kapatıyorlar. Gel katledenleri çıkaralım ortaya. CHP olarak biz varız. Ama sen getiremezsin, demokrasiyi içine sindirememişsin.

11 Bir demokrasi hırsızlığı yaşanıyor. Vatandaş A partisine oy veriyor B partisi vekil çıkarıyor. Bu da yüzde 10 seçim barajı nedeniyle. Gel şu barajı kaldıralım, ya 5 yapalım ya 1 yapalım. Getirir mi? Oturup terör örgütü mensuplarıyla bunu konuşacağına adam gibi parlamentoda konuş.

12 Herkesin inancına saygı göstereceksin herkes nerede ibadet yapmak istiyorsa orada yapacak. Sen bunu yapamazsın.

13 Son zamanlarda bir moda çıktı: gizli tanık, gizli dinleme... Kişinin hayatı devletin güvencesi altındadır. Siz bunu darmadağın ettiniz. Tecavüzcü mü, hırsız mı gizli tanık yaptınız. O yargıçlar bunun altında kalacak. Getir yasayı buna son verelim.

14 Nevruz bahar bayramıdır. Yasakladın sen Nevruz'u. Gel bir barış estirelim. Sen istediğin zaman bakanların ateş üstünde atlamayacak. Gel Nevruz'u bayram ilan edelim herkes kutlasın. 19 Mayıs'ı 23 Nisan'ı yasaklayan zihniyetten demokrasi mi beklenir?

15 Bir ülkede medya özgürlüğü yoksa vatandaşın haber alma özgürlüğü yoktur. Sen özgürlük mü istiyorsun, gel kardeşim yasasını çıkaralım medya özgür olsun. Senin talimatınla gazetecilerin işine son verilmesin. Yasayı çıkaralım ve her siyasi parti lideri çıkıp medyanın özgürlüğü için çalışacağım diye millete taahhütte bulunsun.

- Geçen gün öğrencilerle beraberdik. Öğrencilere Türkiye'de medya özgürce yazıyor mu diye el kaldıran olabilir mi? diye sordum. Salonda kimse elini kaldırmadı. Oysa anayasa medya hürdür yazıyor. Sabah akşam medyayı baskı altına alacaksın sonra demokrasiden bahsedeceksin.

- Bu söylediklerimin tamamı hakkında kanun teklifi verildi. Bizim sözümüz sözdür. Biz başkalarının yaptığı gibi bugün söyleyip sonra vazgeçmeyiz. Yalancıdan Başbakan olmaz.

- 11 senedir bir iktidar var, bu adamın bırakın 10 sayfayı, yarım sayfalık çözüm önerilerini gören var mı? Dönüyorlar CHP'nin çözüm önerisi var mı? Bana güvenin diyor, tek söylediği o. Sabah akşam yalan söyleyen adama nasıl güveneceğiz? 76 milyonluk Türkiye'yi Abdullah Öcalan'ın ağzına baktırdın. Bundan utanmadın mı?

- Biz güvenmiyoruz. Erdoğan ve hükümetine güvenmiyoruz. Oturacak konuşacak, anlatacak. Medya bize saldırıyor, neden konuşmuyor diye. Yahu 300 milletvekili var hiçbirinde tık yok onlara niye sormuyorsun?

- Süreçten bakanların da haberi yok. Geçenlerde birisi mecliste sıkıldım el kaldırıp indiriyorum demiş. Önemli bir görev yapıyor, kilo da verebilir. Gittiğiniz bölgede vatandaş sormayacak mı niye el kaldırıp indiriyorsun diye.

- Temel kaygımız hayal kırıklığıdır. 2004, Erdoğan Brüksel'de müzakerelerin başlaması için imza atıp geldi. O dönem bu anlaşmanın altına imza atmayın dedik, Sayın Baykal bu anlaşma Türkiye'nin lehine değildir dedi. Çünkü CHP sağduyunun sesidir. Ama imzayı bastı geldi. Bir gazete "Avrupa İhtilali" diye başlık atmış.

- Peki, ne oldu o ihtilaller? Derin bir hayal kırıklığı oldu. Sizi uyaran kimdi, attığın imzanın gereğini yapamayacaksın diyen kimdi? CHP AB'ye de karşı dediler. AB sürecini başlatan bizim liderimiz, rahmetli İnönü. Niye karşı çıkalım? Devlet adamlığı zor iştir.

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x