MHP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan: Dokunulmazlıklar sulandırılıyor

11 Ocak 2013 Cuma 13:13

MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, AK Parti’nin dokunulmazlıkların kaldırılmasından vazgeçtiğini savunarak, “Dokunulmazlıkların kaldırılması olayı sulandırılmaktadır.” dedi.     MHP Genel Başkan Yardımcısı...

MHP Genel Başkan Yardımcısı Ayhan: Dokunulmazlıklar sulandırılıyor
PKK AKP'Yİ ESİR ALDI

MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, AK Parti’nin dokunulmazlıkların kaldırılmasından vazgeçtiğini savunarak, “Dokunulmazlıkların kaldırılması olayı sulandırılmaktadır.” dedi.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında terör örgütü ile ülkenin geleceğinin konuşulmasının ihanet olduğunu belirterek, “İhanetin de hiçbir zaman niteliklisi olamaz.” şeklinde konuştu. Başbakan ülkede yok iken, bakanların bu konuda beyanat vermekten kaçındığını söyleyen Ayhan, “Ancak dün bu sessizlik bozulmuş, hükümet ve AKP yetkililerinin konuşmalarında farklı perspektiflerden olayı yorumladıkları görülmüştür.” şeklinde konuştu.

    AK Parti’nin bir taraftan müzakere, bir taraftan idam konusunu dillendirdiğini dile getiren Ayhan, “Samimiyet testinden geçememektedirler.” dedi. AK Parti’nin yapılan görüşmeleri üstlenmekten korktuğunu iddia eden Ayhan, “AKP, TOKİ’nin yaptığını devlet değil, ben yaptım, diyor. MİT’in yaptığına ise devlet yaptı, diyor. TOKİ’nin yaptığını devlet yapmış olmuyor mu?” diye sordu. Ayhan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “(Öcalan'ın) Radyosu vardı televizyon ile değiştirecekler. Ben talimatı verdim.” açıklaması ile ilgili ise “Müzakere sonucu olan bir şey. İlk emareleri bunlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, "Bize göre AKP, PKK'nın taleplerini karşılamakla meşguldür. Açlık grevi ile İmralı ve PKK, AKP'yi tehdit ederek dize getirmiştir. Açlık grevinin sona erebileceğini hükümet önceden beyan etmiştir. Ancak, biz görüşmüyoruz diyerek taleplerin dolaylı olarak kendisine ulaşmasını kabul etmiştir.Şimdi de PKK ve BDP'nin deyimiyle müzakere taleplerinin ardından müzakere başlamıştır.Müzakere kelimesi tam literatürdekiyeni ve müstesna yerini almak üzereyken, müzakerenin adı nitelikli görüşme ifadesine dönüştürülmeye başlanmıştır" dedi.

DOĞUDA BAŞKA BATIDA BAŞKA

Ayhan, "Ayrıca, Hükümet yandaşları müzakere öncesi gibi bir takım ifadeler ortaya koymaya başlamıştır. Bize göre terör örgütü ile ülkenin geleceğini konuşmak ihanettir. İhanetin de hiçbir zaman niteliklisi olamaz.Ancak yaşadığımız dönemde danışmanlar aracılığı ile böyle anlamlar yüklenmeye çalışılmaktadır.Daha önce şeref kelimesinin bile hangi hale sokulduğu düşünülürse, şeref kelimesinin hiç değerinin kalmadığı yerde ihanetin başlayacağı da açıktır.Diğer taraftan, AKP'yi rahatlatmak amacıyla teşvik, yönlendirme ifade ve gayretleri ile PKK'nın taleplerinin devleti zorlamayacak talepler olduğu söylenmektedir. Topluma bu algı yerleştirilmeye çalışılmaktadır.Devleti zorlamayacak taleplerin AKP tarafından zaten kabul edilebileceği anlamı ortaya çıkmaktadır.Son dönemde danışmanlar televizyon televizyon gezerek durumu kurtarmaya çalışmışlardır.Dikkat edilirse, Sayın Başbakan Ülkede yok iken Sayın Bakanlar bu konuda görüş beyan etmekten mümkün olduğunca kaçınmışlardır. Ancak, dün bu sessizlik bozulmuş, Hükümet ve AKP yetkililerinin konuşmalarında farklı perspektiflerden olayı yorumladıkları görülmüştür.AKP zaten bu olaylar karşısında Sayın Başbakan aracılığı ile doğuda başka batıda başka konuşmaya başlamıştır" açıklaması yaptı.

AKP'NİN BUNDAN HABERİ VAR MIDIR

Ayhan açıklamasında şunları söyledi: "Bir AKP grup başkanvekilinin " bu metni yazıp Bahçeli'nin eline tutuşturan zihniyet sorunlu ve klinik bir zihniyet " derken kendisinin hangi zemindeolduğunun farkında olmadığı ortaya çıkmıştır.

H‰lbuki o metinde " Vatan vardı. Millet vardı. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü vardı. Milli haysiyet ve şeref vardı

Sayın Başbakanın söylediklerini eskiden Sayın Başbakan aslında şöyle demek istedi diyen tercüme, yorum ve düzeltme yapma mercilerini ne çabuk unutmuşlardır.

AKP'nin dillendirdiği çözüm çabası, ülkenin güvenliğini teröristlerle müzakere etmektir.Bu çaba çözüm aklı değil, son derece hastalıklı bir aklın hezeyanlarıdır. Verilen sözlerin, taahhütlerin sonucudur.

PKK'nın taleplerinin devleti zorlamayacak talepler olduğu söyleniyor. AKP'nin bundan haberi var mıdır? Devlet ile 30 sene çarpışan PKK'nın hangi talepleri hükümeti rahatsız etmeyecektir.

Aslında AKP bu konuda muhalefetten destek ve uzlaşma isterken CHP'nin açtığı krediye gösterdiği tepki, panik havasını yeterince ortaya koymaktadır.

Aslında bu olaydan sevinç duymakla birlikte AKP, muhatapları ve taraflarının çoğalmasının, sürece zarar vereceğini düşündüğünden değil, konunun muhatabı, İmralı ve PKK ile yalnız hareket etmek istemesindendir.

AKP bu devleti yönetiyormuş gibi yapması kamuoyunda da TSK ile PKK arasında adeta hakemlik yapıyormuş algısı yaratılmaktadır.

Kandil, çözüm iradesi olmadan, ortaya konmadan, silahlı güçlerin durumu tartışılamaz diyor.

Çözüm iradesi herhalde Kandil'e ulaştırılmakta bu defa geç kalındı. Yahut aracılar mı sıkıntıya girdiler. Bunun açıklığa kavuşturulması gerekir. Hükümet böyle bir şey yok diyorsa yandaşlarının yanlış bilgi edinmelerini engellemelidir.

Kaldı ki Türkiye'dekiler Erdoğan'ın üslubuna dikkat etsin diyebilmektedirler.Buradan şu anlam ortaya çıkmaktadır Sayın Erdoğan muhataplarına karşı, müzakerenin gerektirdiği kadar, incelik ve özeni göstermediği ortaya çıkmaktadır.

Görüşmeler esnasında, daha önce defalarca kamuoyu önüne konan iki tarafında silah bırakması teklifine AKP evet diyorsa, AKPTSK'nin da silah bırakma önerilerini tartışmaya hazır mıdır?

Çünkü AKP'nin muhatapları uzun süredir bu konuları dilendirmektedir.

Ortalıkta PKK ile TSK arasında barış gücünden bahsedilmeye başlanmıştır. Bu husus bahse konu olan entegre bir stratejinin parçası mıdır?

AKP DOKUNULMAZLIKLARIN KALKMASINDAN VAZGEÇMİŞTİR

Dışarıda yapılacak görüşmelerin Erbil'de yapılacağı ifadeleri ortalıkta kol geziyor. Hükümet bu işte samimiyet derecesini göstermesi için konuya bir an önce açıklık getirmelidir.

Görüşmelerin sabote edileceğinden bahsediliyor. AKP'de de bu konularda görüş birliği olmadığına göre AKP içinden sabote edenlerin olup olmayacağını AKP açıklamalıdır.

AKP; PKK, Kandil, BDP ve İmralı'dan ve kendi içinden yükselen seslere ne demektedir. PKK'lıların dönüş gerekçesi olmalı seslerine ne diyecektir.

Öcalan'ın tecridi ve anadilde eğitim için açlık grevi ile cezaevindeki PKK AKP'yi esir almış istediğine muvaffak olmuştur.

Kandil konuşmaktan aciz diyenler, şimdi Öcalan'a racon kesiyor demeye başlamıştır. Bu sözlerin mantık neresindedir.

AKP Dokunulmazlıkların kalkmasından vazgeçmiştir. Dokunulmazlıkların kaldırılması olayı sulandırılmaktadır.

AKP bir taraftan müzakere, bir taraftan idam konusunu dillendirmekte samimiyet testinden geçememektedir.

PKK ve Kandil'in içinde olmayacağı bir sözde çözümü BDP kabul etmeyecektir. AKP'nin de kabul edip etmeyeceğini açıklaması gerekir.

Aslında İmralı ve PKK'nın kafası net, AKP'nin kafası net değildir.

AKP hükümeti PKK'lıların boşuna ölmedik, bak bunlarda oldu dedirtecek hazırlık talebini acilen karşılayacak mıdır? Bunu kamuoyuna bir an önce kendisi açıklamalıdır.

Bunu yandaşlara söyletmekten vazgeçmelidir.

AKP MİT müsteşarına yaptığı bir gecede kanun çıkarmayı neden yapmıştır. İşin gerisinde kendi olduğunu düşündüğü için. Aynı şeyi Genel Kurmay Başkanı Sayın Başbuğ için yapmamıştır. AKP ben her iki tarafı affederim ben zaten tarafsızım düşüncesinde midir?

AKP, ordu ile PKK arasında hakem komisyonuna mı girmiştir.

Başka ülkelere PKK'lıların dışarı gitmesine müsaade etmek mağlubiyeti kabul etmek demektir.

AKP TOKİ'nin yaptığını devlet değil ben yaptım diyor MİT'in yaptığına devlet yaptı diyor. TOKİ'nin yaptığını devlet yapmış olmuyor mu?

Siyasallaşmış yargı bile Başbakanın dilinin sürçtüğünü, ne demek istediğine açıklık getirme ihtiyacını hissetmektedir.

Bu hükümet dokunulmazlıklarının kalkmasından vazgeçmiştir. Kendi topladığı grubundan korkmuştur. Bir taraftan da müzakereyi zorlayacağı düşüncesi AKP'nin içine düştüğü durumu göstermektedir.

AKP dinleme ile ilgili komisyonun kurulmasına da ön ayak olmalıdır. Bundan kaçınmamalıdır. Çünkü Başbakanın dinlenmesi bir Milli Güvenlik sorunudur. Bunu yapmadığı takdirde AKP Milli Güvenlik sorununu ciddiye almıyor demektir.

AKP'nin politikası ben yaparsam olacak politikasıdır. Erbil'e giderken Kayseri'ye inen Bakan artık ABD'nin ikazlarına uygun açıklamalarına başlamıştır. Hatta titizlik de göstermeye başlamıştır.

Kuzey Irak'tan ekonomik anlamda istifade ediyoruz diyenler AKP'ye neyin reva görüldüğünü anlamamakta ısrar etmekte ve taşeronluğunu yaptıkları projelerin Türkiye Cumhuriyetine nelere mal olduğunu ne olacağını milletten saklamaya çalışmaktadırlar.



Yorum Gönder

@name x