Sabri Şenel: Türkiye Tasfiye Sürecine mi Girmiştir?

24 Ocak 2013 Perşembe 17:37

Bu ülkeye kıymayınız, Cehalete, Terörün taleplerine Teslim olmayınız.

Sabri Şenel: Türkiye Tasfiye Sürecine mi Girmiştir?

  Türk milletinin gözü önünde son derece hayati bir konuda bu ülkenin insanlarından gerçekleri gizleyerek  İmralı ile görüşmeler neyi ifade ediyor? Demokrasiyi, özgürlüğü, milli iradeyi sürekli diline dolayarak bir milletin geleceğini ilgilendiren bir konuyu milleti bilgilendirip tartışmadan onun görüş rıza ve hassasiyetlerini dikkate almadan atılan her adım bir dayatmadır; çağdışı, demokrasi dışı davranıştır. Bu insanlar evlatlarını Güneydoğu'nun dağlarında niçin şehit vermişlerdir? Siz dünyanın en kanlı örgütlerinden birisi olan bu katliam şebekesini, cinayet şebekesini muhatap alarak neyi çözeceksiniz? Bu örgüte vereceğiniz her taviz, büyük Kürdistan'a gidecek yolun kilometre taşlarını döşer ancak. Bu yüzyılların haçlı siyonist projesini kabul edemezsiniz! Şunu diyebilirsiniz, terörü durdurmak istiyorum. Bu öyle ucuz halk dalkavukluğuna başvurarak şehitler gelmesin diye ucuz siyasi popülizm yapılabilecek bir konu değildir. Bu ülke son yılların dayatmaları iç ve dış kuşatmaları sonucu oluşan bu sorunu çözecek güçtedir. Bunun adını terör sorunu koymadan devlet otoritesini tesis etmeden hiçbir sonuç almanız mümkün değildir. Yarın hangi eşkiyanın maşa beşinci kol olarak karşımıza çıkacağını nereden garanti edebilirsiniz? Yani yarın Türkiye'ye her el atana, ülkeyi karıştıran işbirlikçi eşkıya çetelerine hak vermek bu ülkeyi tasfiye etmez mi? Bu ülke size mecbur mudur? Terör örgütü ile görüşme iddialarına çok sert ifadelerle hatta şerefsiz diyerek gürlediniz. Hatta asla ve asla görüşmeyeceğinizi ısrarla vurguladınız. Millete bunu söyleyerek oy aldınız. Millet size bu kanlı örgütle görüşme hakkını ve yetkisini vermedi. O zaman bu konu ile alakalı yapılması gereken tek şey, millete müracaat etmektir. Milletin görüşünü, rızasını ve iznini almadan atılacak her adım, son derece tehlikeli ve tuzaklarla doludur. Bu ülke sokakta bulunmamıştır. Ülkenin insanları din kardeşidir, Türkçe konuşarak anlaşmaktan başka kimsenin hiçbir imtiyazı yoktur? Türkçe konuşulması, karşılıklı anlaşmak, birlikte yaşamak, sokaklarda birbirimize yabancı olmamak dışında, Türk olmak bu ülkede hangi imtiyazı veriyor? Bu ülkeye İngilizce hayatın her alanı için eğitim ve bilim dili olarak dayatılırken Türkçe konuşma niçin tartışma konusu ilan ediliyor? Yani bu mantığı anlamakta zorluk çekiyoruz? Şimdi milletten gizlenen gerekçe ne olursa olsun sonuçta mızrak çuvala sığmasa da biz acı hakikatle yani sözde müttefiklerimizin alçak içten ve dıştan vurma sonucu ülkeyi bölme girişimini hiçbir şartta kabul etmeyeceğimizi beyan ediyoruz. Bu ayrışmaya, bölünme hedefine çanak tutmanın hiçbir anlamı yoktur. Sizler korkabilirsiniz, başaramayabilirsiniz, belki bu teslimiyeti mücadele değil müzakere yolunu seçebilirsiniz. Bu ülkede kimse sizin her kararınıza mecbur değildir? Medya ve iş dünyasının öncelikleri belki sizin karşı çıkmanızı, muhalefet etmenizi engelleyebilir. Bu ülkede yediden yetmişe herkes birlikte yaşama iradesini ortaya koymuştur. İnsanlar her gün birlikte yaşamanın gereklerini severek ve benimseyerek uyguluyor, sizin bu sosyal barışı bozmaya hakkınız var mıdır? Camilerde saflar sıklaştırılıyor soru soran şart koşan var mıdır? İnsanlar evleniyor yuva kuruyor, ticari alışveriş yapıyor ortaklıklar kuruyor gül gibi geçinip gidiyor. Mezarlıklara beraber defnediliyoruz. A’dan Z’ye hayatın her alanında toplumun bütün kesimleri her türlü aidiyeti ile birliktedir. Allah'ın bir olduğu gibi birlikten yanadır. Birlikten yana olmayan sadece terör örgütü kanlı katiller ve onların destekçisi emperyalistlerdir. Şimdi siz terörü bitirecek, onlara dünyayı dar edecek yerde diploması ile o destekçi ülkelere ders vereceğiniz yerde, onlara çanak tutuyorsunuz bu durum yeni Sevr dayatmalarına teslim olmanız anlamına gelmez mi? Sizin bu tutumunuz terör örgütü katillerini ve onların destekçilerini haklı kılmaz mı? Bu ülkede öyle gerçekler milletten gizlenerek onun bilgi ve görüşü alınmadan hayati kararlar almak asla ne uygun ne de doğrudur. Bu ülke sizden bizden önce vardı, sonsuza kadar da var olacaktır. Yani bu kibir, gurur ve ben bilirim yaklaşımı hayra alamet değildir. Bu hareket tarzı asla  demokratik, insani ve islami değildir? Evrensel insani değerler ortak aklı, makul aklı emrediyor. Referandumu bu konuda yapmak, milleti her anlamda bilgilendirmek, verilen kararlara ortak etmek hem insani hem milli hem de dini istişarenin gereğidir. Bu birlikte yaşama uyum, hoşgörü, tahammül kültürü dünyada hiçbir ülkede yoktur. Terör örgütü insanların arasına terör olayları sonucu canlı cansız bombalar koyuyor, siz de bu ülkenin toplumsal temellerine dinamit koyarsınız bu ülkeye ve millete yazık edersiniz. Yolunuz, açılımınız, İmralı ve Oslo süreciniz son derece tehlikelidir. Bu tehdit, tehlike ve tuzaklarla dolu yoldan dönünüz. Milletin sokaklarda, hayatın her alanında kullandığı  barış ve kardeşlik dilini siyasetin dili haline getiriniz. Dost acı söyler, bu sözler siyasi olmanın yanında yüreğimizin sesidir. Lütfen bu ülkeye kıymayınız, cehalete terörün taleplerine teslim olmayınız. Yeni Habur manzaraları, yürekler yaralar; bu kara günleri bu millete lütfen bir daha yaşatmayınız. Bu ülkede Osmanlı döneminde yaşayanlar yediden yetmişe Osmanlıydı. Osmanlıdan kalan bu ülkeyi kuran halklar Türk’tür. Bu devlet ülkede yaşayan herkesindir. Kimin hangi özgürlüğü kısıtlanmışsa bu özgürlük mücadelesini birlikte verelim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tek bayrak, tek devlet, tek millet, tek dil, tek din ve tek istiklal marşı ile sonsuza kadar var olacaktır. Bunun bedelini bu milletin evlatları olarak birlikte ödedik; bizler bu birliği, tekliği korumak için yeni bedeller ödemek zorunda kalmamalıyız. Bu yürek parçalayan AKP, CHP ve BDP ortak açılım süreci ülkeyi felakete sürükler. Bu tehlikeli yoldan dönünüz veya ikinci yolu seçip başarısız oldum diyerek istifa ediniz. İlla da bu ülkede sizler ebedi, nihayet yönetici olmak zorunda değilsiniz. Bu kabusu bitirin insanlar kara kara düşünüyor, hüngür hüngür ağlıyor. Bu ağlama sadece karşılıksız sevdanın gözyaşlarının içimize akıtılmasıdır. İnsanlara karalar bağlatmayınız, insanların yüreklerini kor gibi yakmayınız, ateşle tutuşturmayınız. 

Yaşayan şehitler, ülkücüler için önce ülkem ve milletim son karardır.  

Yorum Gönder

@name x