Semih Yalçın, 'AKP Köpeksiz köyde Değneksiz dolaşıyor'

22 Şubat 2013 Cuma 11:06

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı – Gaziantep Milletvekili Sayın Prof. Dr. E. Semih YALÇIN’ın “AKP-BDP Flörtünün İçyüzü”ne ilişkin yapmış olduğu yazılı basın açıklaması.

Semih Yalçın, 'AKP Köpeksiz köyde Değneksiz dolaşıyor'

 Siyasi hedeflerine ulaşmak için memleketin huzur ve güvenini, sosyal barışı bahane ederek her türlü değeri ve ilkeyi çiğneyen AKP iktidarının icraatı; gelgitlerle, ilkesizliklerle sürmektedir. Türk milleti Sayın Başbakanın başrolünü üstlendiği AKP tiyatro kumpanyasının gösterilerini büyük bir ibret ve şaşkınlık içinde takip etmektedir.  Siyasi meddahlar ise her zamanki gibi Erdoğanlı mersiyelerini sürdürmektedir.

Oysa AKP lideri, bugün söylediğinin ertesi gün tersini yapan, dün yerdiğini bugün çekinmeden öven bir siyasetçi örneğidir. Amacına ulaşmak ve ihtiraslarını tatmin etmek için inkâr etmeyeceği, vazgeçmeyeceği fikir ve inanç yoktur. Başkanlık modelini hayata geçirip “şef” ve “tek adam” olabilmek için çiğnemeyeceği değer bulunmamaktadır. Genç nesiller, yandaşlarının göklere çıkardığı Başbakanı, gelecekte siyasetteki en kötü rol model olarak hatırlayacaklardır.

Sayın Başbakan İmralı canisine öylesine tazimle muamele etmektedir ki bölücü başının randevularını bizzat ayarlamaktadır. İmralı canisiyle görüşme trafiği Başbakanlıktan yönetilmektedir. Erdoğan’ın lideri olduğu AKP, bölücülere randevu ayarlama partisi olmuştur. İmralı canisine LCD televizyonlar ve ricacılar gönderen Başbakan, adayı ayakyolu hâline getirmiştir.

Tayyip Erdoğan Başkanlık sistemini anayasaya yerleştirmek için aradığı partneri gökte ararken İmralı’da bulmuştur. İmralı mutabakatı ve beraberliğinin şerefine Kandil’deki çeteleri Habur’dan içeri sokmuştur. Yakında bırakınız urganı, 30 bin kişinin katilinin boynuna barış şampiyonu diye madalya geçirilecektir. Hattâ bölücü başı, sahte demokratlar partisi AKP’nin çakma Mandela’sı ilan edilecektir. Bizce, AKP harflerinin son günlerdeki açılımı: Apo’yu Kurtarma Partisi’dir.

Başbakan Erdoğan’ın, “Yeni anayasanın kabulü konusunda BDP ile birlikte hareket edebiliriz” tarzındaki açıklaması da, müthiş bir ilkesizlik ve karnı genişlik örneğidir. Başbakan, partisinin projelerini hayata geçirmek ve bir an evvel tek adam olabilmek için bütün siyaset etiğini ve ilkelerini çiğnemekte zerre kadar fütur getirmeyeceğini göstermiştir. Mecliste PKK temsilcilerinin dokunulmazlıklarının kaldırılacağını söyleyen, “Kürt sorunu yok, terör sorunu var” diyen de aynı Erdoğan’dır. Aslında Başbakan Erdoğan, mazbatalı teröristleri pazarlığa razı etmek için ölümü gösterip sıtmaya razı etmiştir.

Artık AKP Liderinin takkesi düşmüş keli görünmüştür. Bölücü başıyla yaptığı pazarlıkların, akan kanı durdurmak üzerine değil, al gülüm ver gülüm ilişkisine dayandığı belli olmuştur. Başbakan’ın İmralı Adasına yolladığı ricacılar, “Ver başkanlık sistemini al özerkliği” demiş ve kanlı katillerin elebaşını kolayca ikna etmişlerdir. Başbakan’ın açıklamadığı gizli pazarlıkların en önemli maddesi işte budur.

AKP, mazbatalı teröristler partisine ahlaksız bir teklifte bulunmuş, onlar da bu teklifi kemali memnuniyetle kabul etmişlerdir. Çünkü düğün değil, bayram değilken AKP, BDP’ye hayat öpücüğü kondurmuştur. Böylece, terörle müzakere sürecinin tam çıkmaza girdiği sırada, İmralı canisinin hücresi ve Kandil bir anda bayram yerine dönmüştür. BDP, şimdi başını döndüren, ayaklarını yerden kesen bu hayat öpücüğüne daha büyük şevkle cevap vermeyi minnet borcu olarak görmektedir.

Şu sıralar bu iki ateşli partner, içinde Türk milletinin bulunmadığı dikta anayasasını muhalefetin desteğine ihtiyaç duymadan çıkarmanın hesaplarını yapmaktadır. Bu ihtiraslı oyunun en trajik! sahnesi önce TBMM’de oynanacaktır. Böylece AKP liderinin başkanlık rüyaları mazbatalı teröristlerin desteğiyle gerçeğe dönüştürülmeye çalışılacaktır.

PKK’lılarla kol kola yürüdüğü siyaset kulvarında, Başbakan’ın elindeki siyasi değneğin bir ucunda başkanlık özlemleri, diğer ucunda da bölücü örgütün özerklik hayalleri asılıdır.  İki taraf da hedefe ulaşmak için bu iki ucu kirli değneği bükerek bumeranga döndürmüştür. Bu siyasi bir bumerangdır ve dönüp onu milletin üzerine yollayanların başına isabet edeceğine şüphemiz yoktur. Çünkü hedeflerinde; milletin bekasının ve siyasi varlığının, milletin değerlerinin yok edilmesi vardır.

AKP iktidarı, üç buçuk yaşındaki çocuğu sünnet edercesine “Oldu da bitti maşallah” tarzındaki politikasıyla İmralı pazarlığı sürecini oldubittiye getirmek istemektedir. Bu siyasi tablo, ülkemizin geleceği açısından kaygı vericidir. Milletimiz, millî iradenin tecelligâhında millet ve devlet düşmanlarının taleplerini nazarı itibara alan AKP’li vekilleri affetmeyecektir.

Son günlerde iktidar sözcülerinin AKP’nin PKK açılımını meşrulaştırma yönünde algı oluşturma çabaları, yandaş medyadan ve YÖK güdümündeki akademik çevrelerden yoğun destek görmektedir. Algı yönetimi metotlarının ve siyasi mühendisliğin her türlüsü, AKP-PKK evliliğinden doğacak gayri meşru çocuğun nesebini şimdiden temize çıkarma operasyonlarında denenmektedir.

Başbakan Erdoğan, PKK’nın mazbatalı temsilcilerinin Karadeniz gezisi sırasında yaşanan olaylardan da muhalefeti ve bilhassa MHP’yi sorumlu tutmuştur. Başbakan Erdoğan, milletin gözünün içine baka baka yalan söylemektedir. Hâlbuki MHP, halkın duygularının istismarına yol açacak ve iç huzuru bozacak kışkırtmalardan uzak durulması konusunda camiasına ve Milliyetçi-Ülkücü gençlere sürekli olarak uyarıda bulunmaktadır. Hiçbir MHP ve Ülkücü Hareket mensubu, planlı ve programlı olarak bu tür olaylarda yer almamıştır. Camiamızı büyük bir haddini bilmezlik ve ölçüsüzlük içinde vampirlikle suçlayan Başbakan, gerçek kan emicilerin hamisi, abisi kesilmiştir. Hükümetin başı, toplumda huzursuzluğu kaşıma amacı güden ve buram buram provokasyon kokan Karadeniz gezisine halkın gösterdiği tepkinin ardında yatan sosyo-psikolojik sebepleri görmezden gelmektedir.

Meselenin aslı şudur: Milleti tahrik eden, muhalefetin tutumu değil, AKP’nin binlerce şehidin hatırasına saygısızlık ederek bölücülerle sarmaş dolaş çıktığı İmralı gezisidir. Bölücü örgütün pervasızlık ve şımarıklıklarının hükümet tarafından hoş görülmesine, sürekli sırtının sıvazlanmasına artık milletin tahammülü kalmamıştır. Millet, egemenlik haklarını ortadan kaldırmak için AKP’nin üç başlı BDP-PKK-KCK canavarını yanına alarak başlattığı hamleleri karşılıksız bırakmayacağının işaretlerini vermektedir. Bunun içindir ki AKP ve onun işbirlikçileri akıllarını başlarını devşirmeli, Türk milletinin sabrının da bir sonu olduğunu unutmamalıdır.

AKP, partimizin millet sevgisini ve Anadolu coğrafyasında yaşayan insanların ebedi beraberliğini esas alan fikriyatına düşman kesilmiştir. İslam’la şereflenmiş zengin Türk kültürüne sahip çıkmamızın, dinimizde yeri olmadığına dair zorlama ve şeytani yorumlar ortaya konmuştur. Bununla birlikte Başbakan’ın, “Milliyetçiliğin her türlüsünü ayağımızın altına almış bir iktidarız” sözü, sadece MHP’nin fikirlerini veya ideolojisini hedef almamaktadır. Aynı zamanda Türk milletini doğrudan etnik topluluk derekesinde gösteren tehlikeli bir husumetin ve ön yargının işaretidir. Başbakan Erdoğan, Türk milletini ve onun değerlerini ayakaltına almaya yeltenme cüretinin bedelini millet vicdanında ödeyecektir.

Nitekim son kamuoyu yoklamaları, İmralı canisiyle masaya oturulmasından duyulan rahatsızlığın AKP tabanında bile had safhaya ulaştığını ortaya koymuştur. Siyasi bumerangın AKP iktidarını vurması kaçınılmazdır. Buna rağmen ihtiraslarına bir türlü gem vuramayan AKP lideri, ya herro ya merro kabilinden gözü kara bir tutumla tehlikeli oyuna devam etmektedir.

AKP-PKK ortaklığının ürünü olan bir anayasayı hayata geçirmek isteyenler karşılarında millet iradesini bulacaklardır. Milletimiz, kendisinden alınmak istenen hükümranlık hakkını vermeyecek, mesullerinden de hesap soracaktır. Mahkeme kadıya mülk olmadığı için, iktidarı ele geçirenler bir gün çekilip gidecekler, partileri de siyaset mezarlığına defnedilecektir.

Egemenlik haklarımızın savunucusu ve millet iradesinin yegâne temsilcisi olan MHP ve Milliyetçi-Ülkücü Hareket, bu uğurda her türlü bedeli ödemeye hazır olduğunu söyleye gelmiştir. Bir kez daha tekrarlıyoruz: MHP; Türk milletinin hükümranlık haklarının çiğnenmesine asla müsaade etmeyecektir. Topraklarımızı vatan hainlerine ve bölücülere paylaştıranlar ve pay aldığını zannedenler, köteksiz köyde değneksiz dolaştıklarını geç de olsa anlayacaklar, tatlı rüyalarından acıyla uyanacaklardır. Milletin değerlerini çiğnemeyi aklına koyan ayakları, yine köyün sahibi olan milletin iradesi kıracaktır.

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x