Semih Yalçın; 'MHP'yi tehdit etmek sizin haddinize değildir'

22 Nisan 2013 Pazartesi 12:11

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın,"AKP kurmaylarının iyice bozulan ağızlarının tahammül edilmez iğrenç kokusu, siyaset atmosferini nefes alamayacak raddeye, ekranları ve gazete sayfalarını da bakamayacak hâle getirmiştir. Bundan böyle AKP kurmayları konuşurken 18+ logosu ekranlara gelmeli veya ahlak dışı içerik uyarısı yapılması için RTÜK devreye girmelidir. En azından, AKP sözcülerinin edep dışı kelimeleri biplenmelidir."dedi.

Semih Yalçın; 'MHP'yi tehdit etmek sizin haddinize değildir'

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın,"AKP kurmaylarının iyice bozulan ağızlarının tahammül edilmez iğrenç kokusu, siyaset atmosferini nefes alamayacak raddeye, ekranları ve gazete sayfalarını da bakamayacak hâle getirmiştir. Bundan böyle AKP kurmayları konuşurken 18+ logosu ekranlara gelmeli veya ahlak dışı içerik uyarısı yapılması için RTÜK devreye girmelidir. En azından, AKP sözcülerinin edep dışı kelimeleri biplenmelidir."dedi.

Yalçın'ın açıklaması şu şekilde:

Türkiye’de iktidar sahiplerinin muhalefete sövdüğü, çoğunluğun azınlığa tahakküm etmeye çalıştığı dönemler olmuştur. Ancak hiçbir devirde muhalefete yönelik sövgü edebiyatı AKP iktidarında olduğu kadar çukurlaşmamış, kelimelerin değeri böylesine yaban mağaralarına düşmemiştir.

MHP Liderine otomotiv sektörünün jargonuyla saldırmayı alışkanlık haline getiren Tayyip Erdoğan’ın Devlet Bahçeli fobisi, kurmaylarına ve kabine üyelerine de sirayet etmiştir. Öyle ki Başbakan Erdoğan dahil cümle iktidar erkânı MHP’nin yarattığı muhalefet psikozu yüzünden kendilerini otomobil zannetmeye başlamıştır. Ancak aşırı edepsiz kelam depolayarak siyaset kulvarında hız yapmaktan AKP kurmaylarının beyin aksları dağılmış, çene balataları sıyrılmıştır.

Bilhassa AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in dilinin palanı, daha da ötesi kayışı kopmuştur. Kendini Türk hissetmediği hâlde Türk Dili ve Edebiyatı alanında çalışmayı tercih eden Çelik’in, derme çatma terazisi Türkçenin sıkletini çekememektedir. Hâlâ Türkçeyi aksanlı konuşan Çelik; ne Türk dilini, ne de Türk adabını öğrenebilmiştir. Doktorasını magandalık alanında yaptığı anlaşılan Hüseyin Çelik’e, Türk dili ve edebiyatı doçentliği yerine “ordinaryüs maganda” unvanı uygun düşmektedir.

Hüseyin Çelik’in, milletin namusunu asla emanet etmeyeceği bir adam olduğunu Başbakan Erdoğan da, vaktiyle Bakanlığını yaptığı millî eğitim camiası da bilmektedir. Buna rağmen ar edip susacağına, öteye beriye dil uzatmakta, hayasızca çemkirmektedir. Türk milleti vakti geldiğinde Çelik’in kayışı kopmuş diline Gaziantebimizin meşhur acı biberini sürecektir.

“Keçi esirik (serhoş) olunca dövüşmeye Kurt ararmış..." misali bir başka AKP yöneticisi Mehmet Ali Şahin de, “Âkıl insanlardan birinin başına bir hâl gelirse sorumlusu Devlet Bahçeli'dir." diye basın yoluyla pür hiddet tehdit savurmuştur.

Eğer İmralı Ayrışma Süreci sonunda Türk milletinin ve devletinin başına bir şey gelirse bunun hesabını da biz soracagız. Bu hesab Başbakandan, Mehmet Ali Şahinlerden, Hüseyin Çeliklerden, 63 bahtsız kiralık beyinden ve onların arkasındaki dikta heveslilerinden sorulacaktır.

Uzunca bir süreden beri Türkiye’de nice temiz vicdanlar küçük çıkarlar uğruna kirletilmiş, nice hür iradeler kendini biat kültürüne, lider sultası ve korkusuna bırakmıştır. Siyasetin ayarını, bir türlü gem vuramadığı ihtirasları tek adam vehmiyle kamçılanan bir Başbakan’ın iki dudağı arasından çıkan “Ben” kelimesi vermektedir.

Sayın Başbakan, ölçüyü öylesine kaçırmıştır ki MHP Lideri Sayın Bahçeli’nin hemen her eleştirisine koro hâlinde cevap verilmesini emretmiştir. Artık Sayın Bahçeli’nin tenkitlerine bütün hükümet üyeleri göğüslerini siper etmekle kalmamakta, genel başkan yardımcıları da ayrı ayrı karşılık vermektedir.

AKP iktidarı, siyaseti siyaset olmaktan çıkarmış; kukla tiyatrosuna çevirmiştir. Osmanlı dönemine özendiğini sık sık belli eden Başbakan Erdoğan’ın Hüseyin Çelik gibi direklerarasından fırlamış kukla oyunu tiplerini tercih etmesi de bundandır. Zaten Recep Tayyip Erdoğan da orta oyununun çağdaş tiplemesi Recep İvedik’in politika dünyamızdaki versiyonudur. Nitekim her ağzını açtığında rakiplerine “Gonuşmalayn!” tarzı bir üslupla hücum etmektedir.

Ayrıca gerek konuşmaları ve gerekse tavırlarıyla AKP kurmaylarının kendi iradelerini kullanmadıkları her vesileyle belli olmaktadır. Zenneler, Tuzsuz Deli Bekirler, Beberuhiler sahnededir. Bunların hepsinin ipi, karşısında bir cümle kelam etmekten aciz oldukları Recep İvedik’in elindedir. AKP kurmayları söylememekte, söyletilmektedir. Bunların sahte şecaati ve ataklığı da Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi ömrü kadardır.

Ne büyük talihsizliktir ki Türkiye’de siyaset hiçbir zaman bu kadar seviyesiz olmamıştır. Hiçbir ülkede iktidarlar AKP’ninki kadar görgüsüz, açgözlü, haris ve tahammülsüz olmamıştır. Eminiz ki hiçbir ülkede bir Başbakanın bu kadar yağcı ve seviyesiz yardımcıları, bu kadar şakşakçı avenesi bulunmamıştır.

AKP Lideri ve avenesi; seviyeli insanî ilişkileri, muaşeret kurallarını bir kenara bırakmışlardır. Siyasetin dili, üslubu kaybolmuş; hoşgörü, dayanışma ve kardeşlik hukuku ise diferansiyeli dağılmış iktidarın tekerlekleri altında kalmıştır. Ahlak ise iktidarın hem tecavüz edip hem de bağırdığı bir siyasi meta hâline gelmiştir.

AKP kurmaylarının iyice bozulan ağızlarının tahammül edilmez iğrenç kokusu, siyaset atmosferini nefes alamayacak raddeye, ekranları ve gazete sayfalarını da bakamayacak hâle getirmiştir. Bundan böyle AKP kurmayları konuşurken 18+ logosu ekranlara gelmeli veya ahlak dışı içerik uyarısı yapılması için RTÜK devreye girmelidir. En azından, AKP sözcülerinin edep dışı kelimeleri biplenmelidir.

İktidar partisinin böylesine kirli bir siyaset batağına düşmesinin sebebi, PKK’ya meşruiyet ve toprak kazandırma çabalarıdır. AKP Liderinin MHP için sık sık “Fırat’ın doğusuna geçemezler” demesi, Türkiye’nin bu bölgesini İmralı görüşmelerinde PKK’ya peşkeş çektiğinin delilidir.

Şükür ki İzmir mitinginde sallanan bir milyon bayrağın şiddetli rüzgârı, AKP-PKK işbirliğinin geleceğini ütopya uçurumlarına savurmuştur. Alsancak’ta dalgalanan al bayrakların yürek titreten uğultusunu işiten AKP kurmaylarını MHP korkusu sarmıştır. Şimdi bunlara PKK silahlarının arkasına saklanmak yetmeyecektir.

Kapıldıkları panikle MHP Lideri Sayın Bahçeli’ye ve camiamıza küfürler savuran AKP hükümetinin üyelerine ve parti yöneticilerine soruyoruz:

  • MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözlerine ve mitinglerimizdeki coşkulu atmosfere neden böylesine aşırı tepki gösteriyorsunuz?
  • Türkiye’yi kaosa götürmekle, kan gölüne çevirmekle tehdit edenlere neden böyle tepki vermediniz?
  • Savaşa da, barışa da hazırız” çığlıklarına neden kulaklarınızı tıkadınız?
  • BDP mitinglerindeki tehditlerin, devletin ve milletimizin aşağılanmasının yanında MHP mitinglerindeki sloganların ne kadar masum kaldığını görmüyor musunuz?
  • Devlet Bahçeli ve Ülkücüler insanlarımızı mı katlettiler?
  • Yollara mayın mı döşediler? Karakol mu bastılar?
  • Türk Bayrağını mı indirdiler?
  • Rüzgâr bekleyen bayrak İzmir semalarında bütün ihtişamıyla dalgalanınca, bölücülere verdiğiniz ümitler bir başka bölge baharına mı kaldı?

Siz bugünün iktidar sahibi AKP yöneticileri topunuza sesleniyoruz. Ne Sayın Devlet Bahçeli’yi, nede MHP’yi tehdit etmek sizin haddiniz değildir. Mütegallibe rolünü terkedin ve müstevli olarak anılmaktan kurtulun. Daha da önemlisi, ya adam olun ya da akıllı olun. Aksi takdirde sonunuz siyasi partiler mezarlığı, yüce divan ve yeniden hazırlanacak olan 150’lilikler listesi olacaktır.

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x