Soylu: Türkiye’nin Suriye konusunda sesiz kalması düşünülemez

15 Aralık 2012 Cumartesi 17:46

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, Suriye’de demokrasiyi arayan, orada eşit vatandaşlığı arayan, insanca ve hakça yaşantıyı arayan Suriyelilere yapılan insanlık dışı meselelerde Türkiye’nin sesiz kalmasının düşünülemeyeceğini...

Soylu: Türkiye'nin Suriye konusunda sesiz kalması düşünülemez

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, Suriye’de demokrasiyi arayan, orada eşit vatandaşlığı arayan, insanca ve hakça yaşantıyı arayan Suriyelilere yapılan insanlık dışı meselelerde Türkiye’nin sesiz kalmasının düşünülemeyeceğini söyledi.

        AK Parti Mardin İl Başkanlığı tarafından düzenlenen AK 5. Siyaset Akademisi'ne katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, Suriye’de yaşanan olaylar ve Türkiye’nin yaklaşımı konusunda kendisine sorulan soruları cevapladı. Suriye rejimi kendi insanına hiç hak etmediği bir muamele gösterdiğini kaydeden Soylu, Türkiye’nin ve dünyanın bazı kesiminin buna sessiz kalmasının mümkün olmadığını ifade etti.

        Soylu, şunları söyledi: "Türkiye kendi medeniyetini, kendi anlayışını ve kendi insanlık değerlerini, kendisine sunduğu en temel yaklaşımlardan birini bugün Suriye'ye gerçekleştirmektedir. Biz oradan bölgemize ve sınırlarımıza gelen insanlara sırt çevirecek değiliz. Elbetteki onları kucaklayacağız, onlara insani açıdan bütün desteği ve yardımı ortaya koyacağız. Bizim derdimiz ve Türkiye’nin derdi Suriye’nin sulha huzura ve barışa kavuşmasıdır; Suriye'de bugün sadece insan olarak hayatını devam etmeye çalışan insanlara karşı işlenen insanlık suçlarından Suriye’nin ve bütün Suriyelilerin kurtulmasıdır.”

        Suriye'de yaşayan vatandaşlarla ilgili Türkiye’nin yaklaşımının hep dostça olduğunu vurgulayan Soylu şöyle konuştu: "Bu yaklaşım binlerce yıllık komşuluk geleneklerimize uygun olmuştur. Orada demokrasiyi arayan, orada eşit vatandaşlığı arayan, insanca ve hakça yaşantıyı arayan Suriyelilere yapılan insanlık dışı meselelerde Türkiye’nin elbetteki sesiz kalması düşünülemez. Uluslar arası topluma da Türkiye kendi görüşlerini bir şekilde aksettirmektedir. Balkanlar'da yakın dönemde meydana gelen olaylar gibi Türkiye’nin bu tip meselelere sesiz kalması mümkün değildir. Bugün Filistin'de hangi hassasiyeti ortaya koyuyorsak, zulüm gören Myanmar’dan Somali'ye kadar aynı hassasiyeti gösteriyoruz."

        "PATRİOT SAVUNMA AMAÇLIDIR SALDIRI AMACI TAŞIMIYOR"

        Patriot füzelerinin Türkiye’ye konuşlanmasının asıl sebebi savunma olduğunu vurgulayan Soylu, konuşmasına şöyle devam etti: "Türkiye sadece savunma gayreti içinde bulunan bir ülkedir. Komşularına bir müdahaleyi gerçekleştirilebilecek bir anlayışı hiçbir şekilde taşımamıştır. Patriotların gelmesinin temel amacı bugün Suriye'de var olan kimyasallardan, orta ve uzun menzilli füzelerden, her ne şekilde olursa olsun ne olacağı belli olmayan bir saldırıya karşı tedbir amaçlıdır. Bu Türkiye’nin ortaya koyduğu bir bakış değildir. Bu NATO’nun ortaya koyduğu bir bakış açısıdır. Türkiye bu bakış çerçevesinde bunu değerlendirmiştir. Tehdit içerikli ve tehdit amaçlı değildir. Türkiye bunlardan sakınan bir ülkedir. Orada yaşayan Suriyeli vatandaşları kucaklayan tümüne bakan bir Türkiye vardır."

        1961 VE 1982 ANAYASASI İŞLEVİNİ YİTİRMİŞTİR

        1961 ve 1982 anayasalarının bugün artık işlevini yitirdiğine dikkat çeken Soylu, bu konuda da şunları dile getirdi: "Türkiye’nin 21. yüzyılın başlarında ortaya koyduğu politikaların sürdürülebilirliği temelinde yeni anayasa vardır. Türkiye 1982 Anayasasının kendine biçtiği elbiseyle hareket edemez. Türkiye 1982 Anayasasının kendisini kalıbın içine soktuğu bir anlayışla hareket edemez. 1982 Anayasası yazılı olarak mevcuttur, ama fiili olarak Türkiye 1982 Anayasasının çok ötesindedir. Anayasa maalesef 1982 Anayasası, yani darbe anayasası olarak tabir edebileceğimiz bir anayasa. 1961 Anayasasının kendisini darbe koşullarıyla, darbe kurallarıyla beraber tahkim ettiği anayasa bugün işlevselliğini yitirmiştir. Türkiye fiili hayatında bu anayasanın çok ötesinde bir gelecek ortaya koymaktadır. Meclis Anayasa Komisyonu, Anayasa Uyum Komisyonu ve yeni Anayasanın Yazım Komisyonu bir şekilde bütün bunları değerlendiren, düşünen kapsayıcı bir çalışma yapmaktadır. Süre 2012 sonuna kadardı. Bugüne kadar 40 üzerinde madde bir şekilde düşünülmüş, tartışılmış, konuşulmuş, ama üçte birine yakın bölümünde mutabakat gerçekleştirilmiştir. Bu meclis mutabakatında maalesef sıkıntı olacağı anlamını taşımaktadır. AK Parti olarak şunu söyleyebiliriz ki, Türkiye’nin yeni anayasanın yapılması konusunda sarsılmaz irademiz devam etmektedir. Türkiye’nin ticareti ve kentsel dönüşümü ancak yeni anayasayla mümkündür. Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne girebilmesi ancak yeni anayasayla mümkündür.”

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x