Bir İstanbul Tutkunu Mario Levi ve Yaşam Reçeteleri

23 Aralık 2012 Pazar 17:45

'' İlham kendiliğinden gelmez çağırmak gerekir '' diyen Mario Levi , '' Hayatı hayat yapan herşey benim için esin kaynağıdır '', diyerek ;sözlerine devam eder… Yazar adayları için verdiği ipuçları , Levi gözünden İstanbul ve yaşam reçeteleri. ''

Bir İstanbul Tutkunu Mario Levi ve Yaşam Reçeteleri

 


Bir yazar olarak hayallerinize kavuştunuzmu. ?


Evet bir yazar olarak bugüne kadar hayal ettiğim birçok şeye ve yere kavuştum diyebilirim. Üniversitede olduğum yıllarda , henüz ; daha yeni yazmaya başlamıştım ve ozamanlar kitapları olan bir yazar olmanın hayallerini kuruyordum bende ; kitapçılarda kitaplarım olsun istiyordum birileri tarafından okunsun istiyordum kitaplarım . Tabi bunlar hep vardı hayal olarak. Bunları gerçekleştirebildiğimi görmek beni çok mutlu ediyor.

Daha fazlasını gerçekleştirebilirmiyim , gerçekleştirebilirim herhalde . Bugün olmak istediğim yerdemiyim , yetinebilirim aslında bulunduğum yerde . Çok yaşadığım oldu ama hala başka hayallerim var. Örneğin ; Türkiyede iyi biliyorum ki , tanınıyorum ama bana bukadarı yetmiyo bütün Dünya da tanınmak istiyorum bu yüzden artık bundan sonraki hedefim. Yabancı dillerdede başka dillerdede tanınıyor olmak . Örneğin ; İngilizce , Fransızca , Rusça , tanınabiliyor olmak benim için çok önemli . Kitaplarım yavaş yavaş yabancı dillerde çevrilmeye başlandı . Yurtdışında kitapçılardaki yerini aldılar . Bu sadece bir başlangıç ama önümüzdeki on yıl için hedefim Türkiye deki kadar olmasada Türkiye dekine yakın bir şekilde sevdiğim ülkelerde tanınıyor olmak.



Peki yazarlık hayatınıza adım atmanıza sebep olan belirli bir olay varmı.?


Aslında belli bir olay var ama , ek bir hazırlıktan geçti . Lisedeyken , iyi kompozisyonlar yazardım , edebiyat hocalarım beni hep teşvik etmiştir. Ortaokuldayken ve lisedeyken günlük tutardım ve yazmaktan büyük bir keyif alırdım . 13 – 14 yaşımda olduğum günlerde iki roman yazma denemem oldu fakat onbeşer sayfa yazdıktan sonra bıraktım , bunlar hep hazırlıklardı. Üniversitedeyken 1. sınıfta bir arkadaşım oldu . Hala görüştüğüm , hayatımının değerli insanlarından biridir. O günlerde konuşup birçok konuyu tartışırken birden bana ; sen artık birşeyler yaz dedi . Öyküler yazarak başla dedi ve yola çıkışım böyle oldu . Bugün buradayım.



Sizin için ilham ne demek? Size yazı yazdıran şeyler nelerdir?


Hayatın kendisi. Hayatın kendisi derken tanımış olduğum insanların bende bırakış olduğu izler , aşklar , dostluklar , bazen kırgınlıklar , bazen öfkeler , bazen isyanlar , bazen içinde bulunduğum toplumda bulunan hazır reçetelerle yaşama eğilimine duyduğum isyan , bazen haksızlıklar . Yani kısacası hayatın kendisi. Hayatı hayat yapan herşey benim için esin kaynağıdır.



Bazı yazarlardan ilham gelmedikçe yazamıyorum gibi şeyler duyuyoruz? Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?


Yazmak bir disiplin işidir . Sürekli yazmak gerekir. Ben şöyle söylerim ; İlham kendiliğinde gelmez , çağırmak gerekir.



Siz ne zaman yazarsınız? Bu konuda kuralcımısınızdır yoksa her an yazabilirimmi diyorsunuz?

Eskiden çok disiplinliydim , günün belirli vakitleri kesin yazacağım derdim ve bu vakitler genelde geceleriydi çünkü gündüz çalışıyordum . üniversite hocası olmadan önceki dönemlerimde genelde akşam 10 ile 1 arası sürekli bir çalışma hali vardı. Şimdi eskisi gibi değil heran yazabilirim. Birazdan bir şeyler atıştıracağım sonra saat 13.00’da dersim var , 15.30’da dersim bitiyor ve akşam saat 18.00’e kadar odamda kalacağım ve yazacağım yada o anda yazacak birşeyim yoksa mutlaka kitap okuyacağım.



Kitaplarınız arasında ayrım yapabiliyormusunuz? En çok içinize sinen , sizin için özel olan bir kitabınız varmı?


Bu zamana göre değişiyor. Zamana göre şöyle değişiyor ; kimi zaman bir kitap öne çıkıyor , kimi zaman bir başka kitap . Genelde bir yazar , en son yayınladığı kitabını , ötekilerden daha çok sever. Kitabı yeni olduğu için ve yayınlandığı için daha çok sever. Şu anda haliyle ‘İçimdeki İstanbul fotografları’ belki biraz daha çok sevdiğim bir kitabım ama bir itirafta bulunmam gerekirse en önemli klasiğim olarak gördüğüm ve İstanbul Masaldı’yı bir kenera bırakacak olursak , ‘’Bir Şehre Gidememek’’ hayatımda çok özel bir yere sahiptir. Belki bir tercih yapacak olursam ‘’Bir Şehre Gidememek’’ derim.



Kitaplarınız şimdiye kadar hangi dillere çevrildi ?


‘’İstanbul Bir Masaldı ‘’ ve ‘’ Karanlık Çökerken Neredeydiniz ’’ şimdilik bunlar çevrildi. Şuana kadar İtalyanca , Fransızca , Almanca ‘ ya çevrildi kitaplarım. Slovence ve Filemenkçe antolojilerde yer aldı kitaplarım ancak başka dilleride bekliyoruz. Şuanda çevriliyor , sözleşmeler imzalandı ve eğer sözleşmelere uyulacak olursa 2012 yılı sonunda toplam 16 dile çevrilmiş olacak.

 


Geçtiğimiz hafta , Kitaplarınız için Avrupa’ya tuneye gittiniz. Avrupa’da kitaplarınız nasıl karşılanıyor? Bir Türk yazar olarak nasıl tepkiler aldınız?



Çok iyi karşılandığını söylesem. Hakikaten çok umut verici. İyikarşılandığıyla ilgili elimde somut veriler var . Fransa’da da , Almanya ‘da gazetelerde ve dergilerde çok olumlu yazılar çıkıyor . İkincisi , bütün kitapçılarda da kitaplarımı bulmak mümkün ve yorumlar güzel.

Paris’te bir kitapçıya gittiğimde oradaki sorumlulardan biri ; Hep geliyorlar , kitapları çok sevdiklerini ve arkadaşlarına tavsiye ettiklerini söylüyorlar . Neticede çok iyi karşılanıyor ama şunu söyleyeyim , sabırlı olmak lazım. Çünkü , henüz daha çok bekleyeceğiz.




-İçimdeki İstanbul Fotoğrafları adlı kitabınızda İstanbul u okadar güzel anlatmışsınızki , İstanbul a olan tutkunuzu anlıyoruz . Sizin için İstanbulu bukadar önemli hale getiren şey nedir . Neden bukadar tutkunsunuz.?


Şimdi birincisi ben gerçek İstanbul ` lu bir aileden geliyorum . Benim atalarım 500 yıl önce sürülerek İspanya’dan İstanbul ‘a gelmiş , dolayısıyla 500 yıllık bir gelenek söz konusu yani her yönümle gözümü açtığımda ailemde , çevremde , kendimi tanımaya başladığımda , heryönüyle bir İstanbul kültürünün içinde oldum. İstanbul’un tarihini çok severim, İstanbul’ un yemeklerini çok severim. İstanbul’un özellikle sevdiğim mekanları , bulunmak istediğim mekanları vardır. Herşeyiyle bakıldığında kendimi evimde gibi hissederim çünkü İstanbul benim coğrafyam ve ayrıca şuda çok açık pek az şehrin sahip olduğu özelliklere sahiptir İstanbul. İçinden deniz geçmesi , tarihi , birçok İmparatorluğa baş şehir olması. Bütün bunlar düşünüldüğünde özel bir şehirde yaşadığım ve çok özel bir şehri yaşadığım düşüncesine sahip oluyorum. Hatta bu kadar eski bir şehir olduğu için ve anlatılacak bir çok hikayesi de olduğu için bir yazar olarak tarihle ard ediyorum kendimi.



Asla vazgeçmem dediğiniz 3 şey nedir?


Kızlarım ve eşim , yazım ve İstanbul.



Yeni projeleriniz varmı? Varsa bize biraz bahsedermisiniz .


Yeni projelerim var aslında , bir roman konusu var kafamda nasıl yazacağım konusunda bir takım notlar aldım aslında , notlar aldım derken sizi yanlış yönlendirmek istemiyorum , defterlere notlar almıyorum kafamda notlar alıyorum ama hikaye tam olarak oluşmadı onu söyleyebilirim ; bu yüzden biraz beklemesi gerekir. Aslında birbiriyle yürüyen iki proje var , tarihi bir kişilik var 20.yy başlarında yaşamış İttahat ve Terakki içinde yer almış gerçek bir insan , onun hayat hikayesini yazmak istiyorum. Yeterli bir bilgiye ulaşıp ulaşmıyacağım konusunda henüz daha emin değilim , araştırma yapıyorum. Yeterli bir bilgiye ulaşırsam biyografi olacak , yeteli bilgiye ulaşamassam roman olacak ve bu kişilik o romanın içinde bir kahraman olacak. İkincisi bir yemek kitabı yazacağım öyle bir projem var. Çünkü ; ben yemek yapmayıda çok seviyorum , bu anılarıyla hikayeleriyle bir yemek kitabı olacak.


Yazar adayları için ipuçları verirmisiniz.?


Benim şöyle iki anahtar kelimem var ,onlar olmazsa yazarlık olmaz derim. Hep tutku ve sabır , yani ; tutkuyla yazmak tutkuyla yazıya bağlanmak ve sabretmeyi bilmek. Çünkü şöhret oda neyse artık , çabuk gelmez . Kitabın yayınlanması içinde beklemeyi bilmek gerekir. Beklemeyi bilirseniz er yada geç, bir yere geliyorsunuz , bu yüzden çok isteyerek yazmak herşeyin başında yer alıyor.

RÖPORTAJ: SEFA BUĞRA ŞENEL

Yorum Gönder

@name x