AKP tek başına iktidarın 13'üncü yılına girmiştir.  Bu süre içinde, ülke ve millet menfaatine iyi bir şey yaptığını, haklı ve doğru bir duruş ortaya koyduğunu ve dünya dengelerinin yeniden kurulduğu bu tarihi süreçte, zerre-i miskal cinsinden bir fayda sağladığını duyan, bilen varsa beri gelsin. Mumla arasanız hayırlı ve faydalı bir şey bulamazsınız. Tarihin en büyük hırsızlıkları, en ağır ihanetleri, en acı kayıpları, en katmerli yalanları bu dönemde yaşanmıştır. Bunun sonucu olarak hiç olmadığımız kadar yalnız, itibarsız ve çaresiz durumdayız. Daha da acı olanı bebek katilinin insafına sığınılması, ülkenin bir bölgesinin bölücü katillere terk edilmesi ve bölünmenin eşiğine gelinmiş olmasıdır. Buna rağmen hala bu milletin aklıyla alay ediyor, hala iyi ve güzel şeyler olacağından bahsediyorlar.
                                 
FELAKETLER VE İHANETLER ÜLKESİ OLDUK
         Kelimenin tam anlamıyla bir ihanetler ve felaketler ülkesi olduk. Başka zamanlarda gök kubbenin yere inmesine sebep olacak yanlışlar, birkaç gün konuşulup geçiliyor. Tam bu noktada herkes elini vicdanına koysun ve şu soruya cevap bulsun: Bugün yaşadıklarımızın sadece bir tanesi, mesela BOP yolundaki teslimiyet. Mesela İmralı canisi ile kurulan şeref masaları ve ülkenin varlığının ve birliğinin bu katilin insafına terk edilmesi. Mesela Barzani'ye sığınmalar, kuzeyimizde bir Kürt oluşumunun seyredilmesi, 6-7 Ekim ihanetleri, bölücülerin törenle topraklarımızdan geçiş yapması.Mesela 17-25 Aralık'da ortalığa saçılanlar. Mesela Türk ordusuna kumpas kurulması. Dış politikada, ekonomide, eğitimde, yargıda kısacası istisnasız her alan da yüzlerce yanlış, binlerce yetersizlik, sayısız kayıp, bir başka hükümet döneminde yaşansaydı, acaba ne olurdu? Ne söyler, ne yapar, nasıl tepki koyardık? Gökkubbe çoktan yere inmiş olur muydu, olmaz mıydı? Sebep olanlar bırakın hükümette kalmayı, siyasette kalabilirler miydi? Bunların çok daha azına meydan verenler ilk seçimde tarihe gömülmediler mi?
                                 
AKP'YE İKTİDAR VERMEK İNTİHAR OLDU
         İşte bir seçimin daha arifesindeyiz. Yaklaşık 7 ay sonra çok hayati bir seçim yapılacak. Bir önceki seçimin öncesinde ve sonrasında yazdıklarımız ve söylediklerimiz kayıtlardadır. AKP'yi bir defa daha iktidar vermenin intihar olduğunu ve bunun çok acı, çok ağır ve çok yakıcı sonuçlar doğuracağını anlatmaya çalıştık.  Ne yazık ki, tahminlerimizin çok ötesine geçildi ve bugün tarihimizde hiç olmadığı kadar yalnız, çaresiz ve tehdit altındayız. Her şeyi çok iyi bildiğimiz, öngörülerimizin şaşmadığı iddiasında değiliz. Sadece bu ülkede yaşıyoruz ve çok şükür gözümüz görüyor, aklımız eriyor. Küçük hesaplar yapmayan, özel beklentileri bulunmayan, ülke ve millet sevgisini önde tutan herkes bunları gördü ve söyledi.
                                       
İRADESİNİ PKK'YA TESLİM ETTİ 
         AKP iradesini PKK'ya teslim etmiş durumdadır. İmralı'daki bebek katili talimat veriyor, yol haritası gönderiyor, AKP bunları emir sayıp anında yerine getiriyor. Bu katilin dayatmasıyla ülkeyi bölme görüşmeleri yapmayı suç olmaktan çıkaran ve dağdaki eli kanlı katillerin şehirlere dağılmalarını sağlayan kanun çıkardılar. Türkiye'nin belli bir bölgesinde ayrı bir dil konuşuluyor, ayrı paçavralar asılıyor, ayrı vergi toplanıyor, ayrı asayiş birimleri oluşturuluyor. Özerlik ilan edip kanton kuruyorlar. Recep Tayyip Erdoğan "Kürdistan" diyerek ismini koydu, "Sivas'ın ötesi" diyerek sınırlarını da çizdi. Şimdi bunu resmi ve legal hale getiriyorlar ve bunun adına da "yeni Türkiye" diyorlar.
                                                
YENİ TÜRKİYE!
         AKP'nin yeni Türkiye'si BOP yolunda sonu belirsiz bir uçuruma doğru hızla yol alıyor. Ne yüzüne bakabileceğimiz bir komşumuz, ne yardım isteyebileceğimiz bir dostumuz kaldı. Barzani ile bebek katili arasına sıkışmış durumdayız. Hiç utanmadan bir de bu rezilliği, "değerli yalnızlık" diye bu millete yutturmaya uğraşıyorlar. Sadece İslam ülkeleri değil, batının bakışı ve yaklaşımı da aynı. Beyzbol sopasının sahibi Obama'nın Türkiye'ye karşı tavrını içimiz sızlayarak izliyoruz.  Erdoğan ne diyorsa, tam tersini yapıyor. AB ülkelerinin tamamı Erdoğan ismini duydukları zaman, aralarına kalın bir duvar koyup, uzak duruyorlar. İçeride de durum farklı değil. Türkiye'nin en küçük ilçesinden metropollerine kadar her yerde huzur TOMA'larla, polis birlikleriyle sağlanabiliyor. Ekonomide anlatılan masalların sonu geldi. İçi boş övünmeler artık hiçbir işe yaramıyor. Vatandaş borç batağında debeleniyor. Devletin resmi rakamları kredi kardı borçlarının, banka kredilerinin geri dönüşü imkansız bir noktaya ulaştığını ve büyük bir sosyal ve ekonomik çöküntünün kapıya dayandığını ortaya koyuyor. Yolsuzluk ve rüşvet skandalları ile dünya tarihine geçtik. Cumhuriyet tarihinde 4 bakanı birden rüşvet ve yolsuzluk iddiaları sebebiyle görevden alınan ilk hükümet olma şerefi, yine AKP'nindir.
                                   
AYNI OYUN TEKRAR SAHNEDE
         PKK-HDP-AKP sacayağı üzerinde bir ihanetin yükseldiği bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır. Bir önceki seçimde kurulan kirli ittifakın bir benzeri yeniden sahne almaktadır. AKP'ye seçimi kazandırmak için kanlı katliamlara ara vermiş ve milleti kandırmışlardı. Seçimden sonraki bir ayda verdiğimiz şehit sayısı 25'i bulmuştu. Seçim öncesinde bıçakla kesilmiş gibi duran ve sanki terörden vazgeçilmiş havası estirilen süreç, seçim sonrasında tam tersine dönmüş ve kahpe saldırlar arkası arkasına gelmeye başlamış ve böylece AKP'ye verdiği sözü yerine getirmesi için baskı yapılmıştı. Adına çözüm dedikleri ihanet süreci böyle başladı. Sonra dağdaki katillerin sınır dışına çıkacağını ilan ettiler. Bırakın sınır dışına çıkmayı, şehirlere dağıldı ve kamu düzenini ele geçirdiler. Şimdi aynı oyun yeniden sahneleniyor.AKP'ye seçim kazandırabilmek için Mart-Nisan aylarında silah bırakılacağı duyuruluyor. Bu kirli oyunun varacağı yer silah bırakmak değil, ordu kurmak olacaktır.
                                       
AKP GİTTİKTEN SONRA ANLAŞILACAK
       Her şey gayet açık. Anlamamak için geri zekalı olmak gerekiyor. AKP, PKK'nın yardım ve desteği ile bir defa iktidar imkanı bulursa bu ülke bölünür. Türk milleti itidalli ve uyanık olmak zorundadır. Bu sıkıntılı dönemi atlatabilmek için her zamankinden daha çok birliğe ve sağduyuya ihtiyacımız var. Türkiye bir ateş çemberinin tam ortasındadır.Sarılmış, kuşatılmış ve nefessiz bırakılmıştır. Ne kaybettiğimizi ve nasıl kandırıldığımızı, AKP'den kurtulup kendimize geldiğimizde daha iyi anlayacağız.