2008 yılında dönemin Bayındırlık Bakanı Faruk Özak, Perşembe yaylasından Ayder yaylasına kadar bütün Doğu Karadeniz yaylalarını, kara yoluyla birbirine bağlamayı ve bazılarında konaklama merkezleri oluşturmayı öngören bir projesini açıklamıştı. Böylece, Akdeniz’deki “mavi yolculuk” gibi Karadeniz yaylalarında da  “yeşil yolculuk” yapılabilecekti. 
O zaman, bu gelişmeyi,  “Karadeniz yaylalarını, mera statüsünden çıkarıp halkın elinden alarak, yabancılara satmaya kalkışabileceklerinden endişe ediyorum”  diye yorum yapmıştım  
Çünkü önümüzde örnekler vardı. GAP’ın ve KOP’un, Resmi Gazete’de yayımlanmış kararnamelerle İsrail şirketlerine devredilmesinin planlandığını da görmüştük. İsrail ile imzalanan protokollerin gereği yerine getirilemedi ama bu defa İngiliz güdümlü Arap sermayesi devreye sokuldu. Yalnız ortada bir engel vardı, o da Mera Yasası idi. Mera Yasası,  “meralar amaç dışı kullanılamaz” diyordu. Amaç ise hayvancılık yapan köylünün desteklenmesi idi.  
***
Geçtiğimiz günlerde kabul edilen Torba Yasa’ya eklenen bir maddeyle o engel de ortadan kaldırıldı. 
CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, yapılan değişiklikle Bakanlar Kurulu’na, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilen meralarda tahsis amacını değiştirme yetkisi tanındığını bildirdi. Demiröz, “Meralarda artık gökdelenlerin, sitelerin yükseldiğini görebiliriz. Mera Yasası, 2004 yılından sonra sürekli değiştirildi ve meralara hücum başlatıldı. Son darbe de Torba Yasa ile vuruldu”  dedi. 
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ise 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada,  “Bugün milletçe, dünyanın en güzel coğrafyalarından birinde birlik ve beraberlik içerisinde, bağımsız ve hür olarak yaşıyor olmamızı; vatanı, milleti ve kutsal saydığı değerleri uğrunda, tüm varlığını bir an bile düşünmeden feda eden aziz şehitlerimize ve siz değerli kahraman gazilerimize borçlu olduğumuzun bilinci içerisindeyiz” dedi. 
Açıklama çok güzel de yakında “dünyanın en güzel coğrafyalarından biri” nden eser kalmayacak! Çünkü sadece doğal güzelliklerin rant alanı haline getirilmesi ile değil, gerek yabancılara satış suretiyle, gerekse, “Açılım”  denilen Türkiye’yi etnik devletlere bölme süreci, gerekse Irak ve Suriye’de AKP iktidarının  “lojistik destek” vermesi ile süren kaos ortamı sebebiyle, ortada can feda edilecek bir vatan kalmayacak! 
Kaldı ki bugün Türkiye’de bir askeri birliğin içine girilerek Türk bayrağı indirilebiliyor. Türk askerinin kafasına sadece Irak’ta çuval geçirilmedi, Ergenekon, Balyoz ve Casusluk suçlamaları, sadece Türk ordusunun da değil, Türk Milleti’nin başına geçirilmiş çuvallar olarak hâlâ ortada duruyor! Mera yasası da yeni bir çuval vakasıdır!
***
Böyle bir zamanda, hırsızlığı bile neredeyse görmeyen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de Yeşilay ile iş birliği protokolü imzalarken, sigarayı kastederek,  “Yılda sadece Türkiye’de 100 bin insanın ölümüne yol açan bir maddeye, din-i mübin-i İslam, ‘helaldir, caizdir’ diyemez, ‘mekruhtur’ diyerek de küçümseyemez. Dolayısıyla bunun üzerinde durmak lazım” dedi. 
Doğru ama Türkiye’nin dış politikası yüzünden Libya’da, Suriye’de, Irak’ta yüz binlerce masum insan daha kısa zamanlar içinde katledildi. Bunların sorumlusu yok mu? 
***
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise “Çözüm süreci artık bir devlet politikası değildir, millet politikasıdır. Vanlıların sahip çıktığı kadar, Yozgatlıların, İstanbulluların, Edirnelilerin sahip çıktığı önemli bir projedir” iddiasında bulundu! 
Proje olduğu doğru! David Philips ve Henry Barkey’in geliştirdiği, ABD ve AB’nin dayattığı bir proje! Hedef, Türkiye’nin parçalara bölünerek, zayıf düşürülmesi... Sonra da bu coğrafyadan Türkleri de Kürtleri de tasfiye etmek...