BÜYÜK MUHTAR HİKAYESİ!

25 Ağustos 2020 Salı 10:46

Günlerden bir gün bir köyün muhtarı köylüye haber salmış ‘’Cuma günü namazdan sonra köylüyle konuşacağım. Cami çıkışında köylü köy meydanında toplansın. Söyleyeceğim çok önemli bir şey var…’’

BÜYÜK MUHTAR HİKAYESİ!
 Günlerden bir gün bir köyün muhtarı köylüye haber salmış ‘’Cuma günü namazdan sonra köylüyle konuşacağım. Cami çıkışında köylü köy meydanında toplansın. Söyleyeceğim çok önemli bir şey var…’’

Bütün köyü bir merak salmış; acaba muhtar ne konuşacak? Cuma gününe de daha çok var… Hiçbir tahmin hiçbir köylüyü tatmin etmemiş... Sonunda demişler ki muhtarın ne konuşacağını bilse bilse hanımı bilir. Bir şekilde muhtarın hanımına ulaşmışlar, sormuşlar muhtarın hanımına, ‘’muhtar ne konuşacak?’’… Muhtarın hanımı da ‘’Valla beyler, ben de bilmiyorum.. Ancak muhtar bey son günlerde dalgın, düşünceli biraz…’’ diye cevap vermiş..

Yapacak bir şey yok… Başlamışlar büyük bir merakla Cuma gününü beklemeye, muhtar acaba ne konuşacak?…

Sonunda Cuma günü gelmiş… Sabahtan muhtarın konuşacağı köy meydanına ses yayın sistemini kurmuşlar, muhtarın konuşacağı kürsüyü yerleştirmişler… Ezan okunmuş, köylü Cuma namazını eda etmiş, cami çıkışı toplanmışlar köy meydanında, başlamışlar muhtarı beklemeye… Heyecan dorukta, köylüler kendi aralarında hala muhtarın ne konuşacağı konusunu konuşmaktan meydan uğultu halinde…

Sonunda muhtar gözükmüş… Muhtar evinden çıkmış, ceketi omuzunda, kasketi öne doğru eğik, kundurasının arkasına ayağı basık, elinde tespihi sallaya sallaya, kendisi de yavaş yavaş sallana sallana köy meydanın doğru yürümeye başlamış… Muhtar meydana yaklaştıkça da uğultu kesilmiş. Muhtar kürsüye geldiğinde ise meydanda çıt çıkmıyormuş…

Muhtar kürsünün basamaklarına basa basa, ağı ağır çıkmış… Kürsüye çıktıktan sonra kasketini biraz geriye atmış, omuzundaki ceketini düzeltmiş, sonra da köylüyü teker teker, sert bakışlarla haşin haşin süzmüş... Bir süre bekledikten sonra muhtar sağ elini yumruk yaparak kürsüye sertçe vurmuş. Yumruk hoparlörlerden öylesine bir ses çıkarmış ki bütün köylü korkudan havaya zıplamış.. Köylü havadan yere pofff diye düştüğünde ise zaten toz toprak olan köy meydanı toza toprağa bulanmış…  Sonra da muhtar sert ve tok bir ses tonuyla kısa konuşmuş: ‘’Mustafa Kemal Paşa büyük adamdı!...’’ Bu kısa cümleden sonra köylüyü tekrar sert bakışlarla haşin haşin süzmüş ve cümlesini tamamlamış: ‘’Fakat öldü!...’’

Sonra tekrar köylüyü sert bakışlarla haşin haşin süzdükten sonra yumruğunu tekrar kürsüye indirmiş… Yine yumruk hoparlörlerden öylesine bir ses çıkarmış ki bütün köylü korkudan yine havaya zıplamış.. Köylü havadan poff diye yere düştüğünde ise zaten toz toprak olan köy meydanı yine toza toprağa bulanmış… Sonra da muhtar yine sert ve tok bir ses tonuyla yine kısa konuşmuş: ‘’’İsmet Paşa da büyük adamdı!...’’ Bu kısa cümleden sonra köylüyü tekrar sert bakışlarla haşin haşin süzmüş ve cümlesini tamamlamış: ‘’Fakat o da öldü!...’’

Bu cümlesinden sonra muhtar bu sefer yumuşak, mülayim ve naif bir şekilde yine bütün köylüyü melül melül teker teker süzmüş… Bu sefer yumruğunu kürsüye indirmeden yumuşak, naif ve hazin bir ses tonuyla konuşmuş: ‘’Arkadaşlar’’ demiş… ‘’Arkadaşlar, son zamanlarda kendimi hiç iyi hissetmiyorum!...’’

Osman AYDOĞAN

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

BİR KUL 4 hafta önce yorumlandı

bu ne saçma hikaye zamanımı çaldınız.

0 Kişi beğendi.