HADİSLER NEDEN DİNİN KAYNAĞI OLAMAZLAR?

08 Ekim 2020 Perşembe 11:44

Daha önceki yazımızda ancak ahmakların inanacakları hadis Müslim, Ebu Davud, İbni Mace gibi ehli sünnet tarafından tartışılmaz otorite ilan edilen kaynaklarda yer almaktaydı.

HADİSLER NEDEN DİNİN KAYNAĞI OLAMAZLAR?
Daha önceki yazımızda ancak ahmakların inanacakları hadis Müslim, Ebu Davud, İbni Mace gibi ehli sünnet  tarafından tartışılmaz otorite ilan edilen kaynaklarda yer almaktaydı. 
Bu hadislere inanan ve eserlerine alan ahmaklar, ki ahmaklığın ilacı yoktur.
 Bu hezeyanları inkâr edenleri, "elçi düşmanı" bu hadisleri kabul edenleri ise gerçek ve dindar müslüman İlan ediyorlar. 
Ey Şia ve  Ehli Sünnet dininin  âlimleri! 
 Sizin dininizden uzak kıldığı için Rabbimize hamd ediyoruz.
 Bu ahmaklığın cenderesine nasıl girelim?
 Diğer bir Hiristiyan kaynaklı ahmaklık şöyledir.
"Güya Allah Resulü buyurmuş. "Şeytan her insanı doğarken yaralar. Ancak Meryem oğlu İsa'yı yaralayamamış, yaralamak için gittiğinde onun sadece örtüsüne vurmuştur"
( Buhari, Ahmet bin Hanbel) 
Bu ahmakça hadis ehli sünnet dininde en doğru hadis kitabı Buharı ile Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmed bin Hanbel tarafından rivayet edilmiştir. 
"Hadisleri inkar eden kafir olur, Allah Resulüne karşı gelir, en doğru hadis kitabı ise Buhari'dir"
İşte en doğru hadis kitabının hadisi, işte Kur'an dışında başka hadis (söz) arayanların düştüğü alçak ve rezil durum. 
Şam valisi Muaviye, meşru halife Ali'ye  başkaldırarak isyan etmesi sonucunda sıffin'de yapılan savaşta binlerce müslüman  hayatını kaybetmiştir.
 Emevi saltanatı müddetince tam 90 sene Emevi hâkimiyetinin minberlerinde Ali'ye lanet okutulmuştur. 
Muaviye'nin oğlu Yezid'in ordusu Kerbela'da Allah Resulü'nün ailesini vahşice katletmiştir. 
Emevi  ordusu, Yezid'e biat etmeyen Abdullah bin Hanzala ve taraftarlarını yok etmek için Medine'ye gelerek (Harre olayı) Allah Resulü'nün arkadaşlarının hanımlarına, kızlarına ve gelinlerine üç gün boyunca tecavüz etmiş ve binlerce insanı acımasızca katletmiştir. 
 Emevi köpeği olarak şöhret olan Haccac bin Yusuf, Emevi sultasını kabul etmeyen Abdullah Bin Zübeyr'i cezalandırmak için Mekke'ye girdiğinde taş üstünde taş bırakmamıştır. 
İşte bugün ortaya çıkan dini tablonun yani  Ehli Sünnet rivayet ve  mezhebinin oluşumunda ilk basamak olan Emevilerin ne kadar "güvenilir"olduklarını göz önüne seriyor.
İkinci halife Ömer devrinden sonra islam tarihinde insanların  günümüze kadar yaşadığı din Allah'ın dini değil, bir Emevi şirk dinidir, diyoruz. 
Bu Emevi dinini en çok benimseyen ve zirveye çıkaran ise Osmanlı Devletidir. 
Emeviler döneminde uydurulan din ve içtihatlar Osmanlı döneminde hayat bulmuştur. 
Bu yüzden ben diyorum ki, Osmanlı İlim ve fikir hayatı hurafelerden ibarettir. 
Kur'an, ilim,akıl ve tefekkür namına Osmanlı Devleti islam dinine bir hizmet yapmamıştır.
Osmanlı Devleti iyi bir Emevi Ulusalcısı ve ırkçısıdır. 
 Emeviler bile uydurdukları dine  Osmanlı gibi sadık kalarak  yaşamadılar. 
Osmanlı bize din ve fikir namına Emevi Devleti'nin uydurma dinini miras bırakmıştır. 
Sanki Emeviler bu uydurma dini Osmanlıların yaşaması için çıkarmışlardı. 
Abbasiler döneminde (bu dönemin uydurmaları da eklenerek) hadis kitaplarına dönüştü. 
Bu hadisler, mezheplerin şirk dinine  temel oldular. 
Emevi ve Abbasi halifelerinin destek ve gözetiminde mezhepler ve yığınla hadis külliyatları meydana getirildi. 
Kuran'ın bir kenara itildiği, daha doğrusu bilinmediği, Allah Resulü'nün torunlarının katillerinin hüküm sürdüğü her türlü fitne, katliam ve sindirmenin zirvede olduğu bir zeminde oluşturulan hadislere ve mezheplere güvenilebilir mi? 
Tabii ki hayır.
 Çünkü Emevi beslemesi Ehli Sünnet Din adamlarının çoğunluğuna göre binlerce insanın öldüğü Sıffin savaşı sadece ve sadece  Muaviye'nin bir ictihat hatası idi. 
Onlara göre bu ictihad hatasında Ali iki sevap, Muaviye bir sevap almıştır. 
Bu cahillerin aklına göre binlerce insanın ölmesi bile sevap kazanmaya sebep olmuştur. Halbuki Allah Resulü (a.s ) dönemindeki sade yaşantının saray ihtişamlarına, debdebeye, şölenlere dönüşü, dini liderliğin paraya ve güce çevrilmesi Emevi devrine  rastlar. 
Ama maalesef ehli sünnet muhaddis ve müctehidleri yani din adamları bütün bu gerçekler ortadayken Emeviler'in yaptıkları her türlü zulmü ve küfrü  örtbas etmeye çalıştı. 
Fakat Allah'a şükür ki,  bu milletin vicdanı Ehli Sünnet alimlerinin ilminden ve içtihatlarından daha üstün çıkmıştır. 
Uydurma hadis ve içtihatlara rağmen bu ümmetin saf vicdanı Muaviye'yi hiçbir zaman benimsemedi. 
Fakat  cahil ve ümmi çoğunluk itikadi ve ameli konularda Emevilerin din baronlarına inanmak zorunda kaldı. 
Belki millet vicdanen kazandı ama itikatta, fikirde, sanatta, merhamette, adalet ve güzel ahlak'ta kaybetti. 
Bundan dolayı biz diyoruz ki, bu milletin ümmileri alimlerden üstündür. 
Çünkü bu milletin  alimlerinin çoğunluğu inanç ve fikirde  özgür olamadılar.
 Özgürlüğü savunamadılar. 
İnsanları özgürlüğe kavuşturmak için mücadele etmediler. 
Emevi saltanat ve rantının müdafii ve mukallidi olmaktan başka hiçbir işe yaramadılar.

(31. YAZI ) ALI AYDIN
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x