YÜRÜTME

YÜRÜTME

Hicabi MERAL

01 Ocak 2014, 22:52

 

 

 

Em.Dz.Ögr.Alb.

Anadolu Aydınlar Ocağı Bşk.Yrd.

 

YÜRÜTME, YASAMA, YARGI

Demokratik hukuk devletinin önemli üç prensibidir. Köyde ilköğretim okulunda okuduğumuz 1957-63 yıllarında amcaoğlu ders kitaplarımızı önümüze kor ve kitapların isimlerini sorardı. Bende Matematik, Tarih, Hayat Bilgisi, Coğrafya… Okuma diye cevap verince, en son söylediğim kitabın ismini tekrar sorardı. Bende Okuma deyince, o zaman neden okuyorsun, der ve bizi güldürürdü. Nereden nereye.

Günümüze gelince; kuvvetler ayrılığı prensibi olarak benimsenen ve anayasamızda da yer alan bu düzenlemenin 17 Aralık 2013 tarihinden itibaren yeniden yorumlanmasına ihtiyaç doğmuştur. Bu kapsam da; Yürüt me yerine YÜRÜT, Yasa mayerine YAŞAyargı yerine YARGILAMA demek daha uygun olur. Bunu slogan olarak ifade etmek gerekirse;

YÜRÜT- YAŞA- YARGILA MA.

Sn. Başbakanımız ne zaman başı derde girse, milleti ve sandığı işaret ederek işin içinden çıkmaya hükümetini ve iktidarını kurtarmaya çalışmaktadır. Bazı istisnalar hariç başarılıda olmuştur. PKK ile pazarlık yapılması, KÜRT AÇILIMININbaşlatılması, ilköğretim okullarından ANDIMIZIN kaldırılması, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE yazılarının kaldırılması, bazı devlet kurumlarının isimlerinin başından T.C. nin atılması, hepsinden daha vahimi anayasadan TÜRK kelimesinin çıkarılma çalışmaları ile birlikte TÜRK IRKININ varlığının sorgulanması gibi hususlarda MİLLETİ VE SANDIĞIUNUTTU. AKİL ADAMLARLA yola beraber yürüdüler ve yolda yağmur yerine doluya tutuldular.

Seçim, milletin iradesine başvurulması, demokrasinin GEREĞİDİR. Ancak YETERLİ DEĞİDİR. Dünyada bunun örnekleri çoktur. Milletin verdiği yetkiyi kanun ve nizamlara uygun olarak kullanılması her şeyin üstündedir. Yetkiler, sorumluluklar insanları vezirde eder, rezil de eder. Irak devlet başkanı Saddam Hüseyin( öldürüldü), Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi (öldürüldü), Suriye devlet başkanıEsed ayakta durabilmek için halkını bombalıyor, İtalya Başbakanı Berliskoni yolsuzluk soruşturmaları sonunda koltuğundan oldu. EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR doğru adres eyvallah. Basit bir örnekle konuyu açıklamak gerekise; Doktor olmak için tıp fakültesini bitirmek gereklidir. Ancak ameliyata alınan hastanın şifa bulabilmesi için doğru teşhisin yanında, organlara zarar vermeden tıbbı aletleri maharetle kullanmakta son derece önemlidir. Bir atasözü vardır; YARIM HOCA DİNDEN, ACEMİ DOKTOR CANDAN EDER.

Kısaca; yetkilerin kullanımı son derece önemlidir. Benim partim seçimlerde %52 oranında oy aldı, milletim bana iktidar olma sorululuğunu ve yetkisini verdi diyerek; hükümetler akıllarına estiği şekilde, idari tasarrufta bulunamazlar, düzenleme yapamazlar. Demokratik ülkelerde iktidar olmanın yolu yasa gereği olduğuna göre; hükümetlerin, iktidarların icraatları da yasalara uygun olmak zorundadır. Hukuk, bireylerin, sivil toplum örgütlerinin, partilerin, iktidarların, hükümetlerin, kurumların haklarını korumak ve uygulamak üzere vardır. Yürütme dünyadaki gelişmelere paralel olarak, evrensel hukuk kurallarına uygun yeni düzenlemeler yapar ve yetkili organların uygulamasını sağlar. Yetkiler sınırlıdır. Cenabı Allah peygamberlere bile sonsuz yetki vermemiştir.

 

Emevi Halifelerinden Ömer Bin Abdülaziz’in(R.A) parmağında bir yüzük taşı vardı ki, mücevherciler ona kıymet takdirin de aciz kalmışlardır. Bir sene kuraklık olur. İnsanların bedir gibi yüzleri hilale döner. Ömer Bin Abdülaziz, insanlarda rahat, kuvvet kalmadığını görünce, kendisinin rahat içinde olmasını mürüvvete aykırı görür. O yüzüğünü sattırır; parasını fakirlere, muhtaçlara verir. O para onları bir hafta idare eder. Yüzüğün satıldığını duyanlar, Ömer’e “ böyle bir şey daha ele geçmez, niçin sattırdın?” derler. Ömer Bin Abdülaziz ağlamış ve şöyle demiş; “ Fakrü zaruret ile bir şehrin gönlü yaralı iken, padişahın süs hevesinde olması çok çirkin bir şeydir. Ben taşsız yüzüğü takmasam da olur. Fakat halkın gönlünün gamlı ve mahzun olması münasip değildir.”

Gelelim ülkemize; Konya’nın bir ilçesinde babası vatani görevini yaparken, 2,5 aylık AYAZ bebek camları kırık,harabe bir evde donarak ölürken, İsviçre’den ısmarlama 700 bin TLDeğerinde bir saati kolunda taşıyan siyasetçiyi basından öğreniyoruzÜstelik kaynakta oldukça karanlık.Bir genel müdürün evinde ayakkabı kutularının içinde bulunan paralarda bu milletin dudaklarını uçuklatmıştır. Neden? Ben 60 yaşındayım. Bin yıl düşünsem ayakkabı kutusunun içine para koymak aklımın ucundan dahi geçmez.

Türk Milleti adına karar verme, sorgulama yapma yetkisine sahip savcılarımız, hakimlerimiz kanunlara aykırı işler ve işlemler sonucu ayakkabı kutuları içerisinde paraları tespit ediyorlar, izliyorlar, görüntülüyorlar, konu ile ilgili delilleri topluyorlar, yetki ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye çalışıyorlarken; sandıktan çıkan hükümet, iktidar sen de kim oluyorsun, benim haberim olmadan, benim iznim olmadan, böyle bir işlem nasıl yaparsın? Ben milletim, benimdediğim olur, bu hükümetime karşı yapılan kirli dış merkezli bir çete operasyonudur. Devlet içindeki paralel yapılanmaya asla müsaade etmeyeceğim. Bu bir istiklal mücadelesidir, inlerine kadar ineceğim. İstiklal savaşının ne kadar ucuz olduğunu öğrenerek bir yaşıma daha girdim.

Hızını alamayan iktidar; bir gece yarısı operasyonu ile ADLİ KOLLUK yönetmeliğinde yürürlükteki kanunlara aykırı bir düzenleme yaparak ben yaptım oldu ya durumu getirdiler. Savcıların ellerini kollarını bağladılar. Ancak Yanlış hesap Bağdat’tan döner sözünü unuttular. Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verince, cin çarpmışa döndüler. Bu düzenlemeyi kim yaptı? Adalet dağıtmakla yükümlü Adalet BakanıKonu ile ilgili HSYK’ nın yayınladığı bildirinin hukuk dışı olduğunu dile getiren hükümet yetkilileri, kendilerinin yapmış oldukları düzenleme karşısında maalesef sus pus olmaktalar. Hani bir söz vardır. TENCERE DİBİN KARA, BENİMKİ DE SENDEN KARA.

Hız kötü bir hastalıktır. Bu hastalığa yakalandığınız zaman kolay, kolay vazgeçemezsiniz. Her denemede bir öncekinin üstünde bir performans koymaya kendinizi inandırır ve uygulama yaparsınız.  Hele önünüze çıkacak engellerkaldırılmış, bir şekilde sindirilmiş ise gel keyfim gel.

Merkez üssü İstanbul olmak üzere; yüzlerce polis müdürü, polis memurları görevlerinden alındılar. Kelimenin tek anlamıyla EMNİYET TEŞKİLATIN da yedi şiddetinde bir deprem oldu. Bu depremin zararlarını sular durulduktan sonra bu millet daha iyi anlayacaktır. Neden? Çünkü yetkililer ve yandaş medya bu millete TAVŞANA BAK TAVŞANAoyununu sergilemekteler. Karagöz, Hacivat oyunlarının hep güldürü yönleri aklımızda kalmıştır. Ağlanacak halimize şimdilik gülüyoruz.

17 Aralık 2013 Tarihi itibariyle, bu millet Sn. Başbakandan, Hükümetin diğer Bakanlarından, Söz konusu olaylarla görev ve sorumluluk ilgisi bulunan bürokratlardan aşağıdaki soruların açıklığa kavuşturulmasını beklemektedir.

1.
Savcılar, Adli kolluk görevini yapan polis müdürleri ve polisler yetkilerini kötüye kullandıysalar neden haklarında adli soruşturma açma girişiminde bulunmuyorsunuz?
2.
Bu insanlara ÇETE dediniz, devlet içerisinde PARALEL BİR DEVLET yapılanmasından bahsettiniz. Çok ağır ve de iddialı bir suçlama. Bu bilgilere daha önce vakıf olduğunuz herkesin malumları gibi. Yolsuzluk operasyonu öncesi neden sizin tabirinizle bu çete elemanlarını bu görevlerde tutunuz? Elinizdeki bilgi ve belgeleri kamuoyu ile paylaşmadığınız müddetçe söylemleriniz ve tasarruflarınız yolsuzlukları örtmeye karşı yetkilerin kötü kullanılması olarak algılanacaktır. On bir yıl tek başına iktidar koltuğuna oturanların; ÇETE ve PARALEL DEVLET nitelemesi sizce inandırıcı olur mu?
3.
Hadiselerle ilgili hükmü demokratik hukuk devletlerinde mahkemeler verir. Bu kapsamda ÇETE nitelemesi yargısız infaz değil mi?
4.
Bir cumhuriyet savcısının parti sempatizanları tarafından yuhalanmasını doğru bulmadığınıza inanıyorum. Kamera kayıtlarının mercek altına alınarak bu edepsizlerin tesbitedilmesi ve size evinin balkonundan ayakkabı kutusu gösteren bayana yapılan işlem kadarını yaptıracak mısınız? 
5.
Görev yerleri değiştirilen bazı polis müdürleri yürütmenin durdurulması için yargıya başvuracaklarını, isnat edilen lekeyi temizlemek için buna gerek duyduklarını ifade ettiler. Bu talepleri lehlerine sonuçlanırsa yargı kararlarına uyacak mısınız?  Kameraların önüne geçip daha önceki beyanlarınızdan pişmanlık duyduğunuzu ifade edecek misiniz?
6.
Genel Müdürün evinde ayakkabı kutularının içerisinde bulunan paraların Çorum- Osmancık’ta yapılması planlanan İmam Hatip Lisesine yapılan bağışlar olduğuna, ya da Balkan Üniversitesi Vakfına ait olduğuna inanıyor musunuz?
7.
İranlı iş adamının büyük meblağlara varan iş ve işlemleri ile ilgili bürokratlar hakkında ne düşünmektesiniz?  
8.
Gezi eylemlerinde de üzerinde durduğunuz FAİZLOBİSİ’Nİ ne zaman ortaya çıkaracaksınız? Bunları dile getirmek göreviniz olduğu gibi bu ayrık otlarını temizlemekte size düşmektedir. Mazeret dinlemek istemiyor bu millet. İktidar olduğunuz ilk yıllarda bu millet bu avansı sizlere fazlasıyla kullandırdı.
9.
Taraf Gazetesi 2004 yılında yapılan Milli Güvenlik Kurulu Toplantısında alınan kararları yayınladı. Bu kararlar da Başbakan olarak sizin ve ilgili Bakanlarınızın imzalarının olduğu herkesin malumlarıdır. İrtica ile mücadele kapsamında, Emniyet Teşkilatında önceden bir fişleme mi yapıldı ki, 17 Aralık 2013 Tarihi itibariyle, başta İstanbul olmak üzere sayıları 500’lere varan Polis Müdürleri ve Polis memurları başka görevlere tayin edildiler?
10.
Atamalar Emniyet Teşkilatı ile sınırlı kalacak mı? Önümüzdeki aylarda Milli Eğitim Bakanlığını Kapsayacak şekilde benzer çalışmalar yapılmakta mıdır?
11.
Anayasa Madde 138: Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”17 Aralık 2013 tarihi itibariyle Anayasanın bu maddesi ayaklar altına alınarak anayasa suçu işlenmemiş midir?

Sn. Başbakanım; 17 Aralık 2013 Tarihi itibariyle başlatılansoruşturma, sanıkların aleyhine de, lehine de neticelense büyük çoğunluk bu davanın üzerine gölge düştüğü kanaatindedir. Bu millet ve hakkın rahmetine kavuşanAYAZ BEBEK, Ömer Bin Abdülaziz gibi Tayyip Bin Abdülaziz’ler aramaktadır. Başına taç etmek ve peşinden gitmek üzere.

Bir gün adaletle hükmetmek, altmış senelik ibadeteeftaldir.(Hz. Muhammet)
Başkalarını düzeltmeniz için önce kendinizi düzeltiniz.(Hz. Ömer)
Bir devletin sürekliliği, ancak adaletle mümkündür.(Hz. Ali)
Yasaların bittiği yerde zulüm başlar.(Lord Chatham)
Güçlü adam, güreştiği insanları yenen değil; öfkelendiği zaman öfkesini yenendir.(Hadis-i-şerif)
Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk sanır.(İmam Gazali)
Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için dünyadakiler birbirlerini yer. (Laedri)
Kartalın kırık kanadını iyileştiren, onun pençelerinden sorumludur. (Viktor Hügo)
El ayağın çalışmasından memnun değilse, sorumlu baştır. (Genceli Nazmi)
Dilinizi daima iyi kullanınız. O sizi mutluluğa götürdüğü gibi felaketlere de götürebilir.                                                                                                       ( Hz. Ali)                                                                                              

 

 

 

                                                                                                        (30 Aralık 2013)

                                                                                                                            Hicabi Meral

                                                                                                                         E. DzÖğrAlb.

                                                                                                           Anadolu Aydınlar Ocağı Başkanı

 

 

Yorum Gönder

@name x