Bilecik’in İnhisar ilçesindeki Gedikkaya Mağarası’nda, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Deniz Sarı’nın bilimsel danışmanlığında yapılan kazılarda arkeoloji tarihi için önemli ipuçlarına ulaşıldı.

Mağaradan çıkan ve tarihi Göbeklitepe’den daha eski olduğu belirlenen Kalkolitik Çağ’a ait mermerden yapılan kilya tipi figürün tüm tarihi değiştireceği belirtildi.

İnhisar Belediye Başkanı Mehmet Kepez, 180 metre derinlikteki Gedikkaya Mağarası’nda binlerce yıl öncesinden kalma taş ve kemik objelerin yanı sıra Kalkolitik Çağ’a ait mermerden yapılan kilya tipi figürün gün ışığına çıkarıldığını belirtti.

Kepez, ‘Bu mağarada çıkan bulgular Göbeklitepe’den daha eski olduğunu gösteriyor. Mağarada günümüzden 16 bin 500 yıl öncesi Epi Paleolitik Dönem’de ilk yerleşimler olmuş. İnsanlar dünya üzerinde dolaşmaya başladığı ve yerleşik düzene geçtikleri ilk yerlerden. Kalkolitik Çağ’a (M.Ö. 5500-3500) ait mermerden yapılan kilya tipi figür tüm tarihi değiştirdi’ dedi.

Başkan Kepez, Gedikkaya Mağarası’nda 3 yıl süren kurtarma kazılarının son bulduğunu anlatarak, ‘İn Mağarası olarak tescillenmiş olan mağara, tamamen Sakarya Vadisi’ne hâkim bir konumda yer alır. Kabaca 65 hektarlık bir alanı kapsayan ve tescilli olan Gedikkaya (İnkaya) tepesi ve kuzey yamaçları üzerinde yoğun olarak Klasik Dönemlere ve Ortaçağ’a ait yapı kalıntıları ve Nekropol alanı yer alıyor. Mağaranın ağzı kuzeye bakar ve güney yönünde dağın içine girer. Mağaranın deniz seviyesinden yüksekliği 354 metredir. Bu mağarada çıkan bulgular Göbeklitepe’den daha eski olduğunu gösteriyor. Mağarada günümüzden önce 16 bin 500 yıl öncesi Epi Paleolitik Dönem’de ilk yerleşimler olmuş. İnsanların dünya üzerinde dolaşmaya başladığı ve yerleşik düzene geçtikleri ilk yerlerden’ dedi.

‘İLK KURTARMA KAZISI 2019’DA BAŞLADI’

Kepez, açıklamasının devamında, ‘2019-2021 yılları arasında gerçekleştirilen üç kazı sezonunun sonucunda Gedikkaya Mağarası’nın bugüne dek Paleolitik, Neolitik ve Kalkolitik olmak üzere üç farklı dönemde yerleşime sahne olduğu anlaşılmıştır’ dedi.

‘MAĞARADA İLK YERLEŞİM 16 BİN 500 YIL ÖNCE BAŞLAMIŞ’

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Deniz Sarı ise, mağarada Hellenistik ve Roma dönemlerine ait çok az sayıda ele geçen malzeme olduğunu anlatarak, ‘Mağaranın yer aldığı kayalık tepenin eteklerinde yer alan yerleşim yerinin sakinlerinin zaman zaman belli amaçlarla mağarayı ziyaret ettiğine işaret etmektedir. TÜBİTAK MAM laboratuvarında yapılan karbon 14 yaş tayini analizlerinin sonuçlarına göre mağarada bilinen ilk yerleşim günümüzden 16 bin 500 yıl önce başlamıştır (MÖ 14500). Pleistosen olarak tanımlanan Son buzul Çağı’nın sonlarına denk gelen bu tarihe ait yerleşim izleri ve buluntuları büyük oranda mağara duvarları boyunca saptanmıştır. Söz konusu dönem, Anadolu’da bugüne dek çok az bilinen Epipaleolitik Dönem kültürleri hakkında yeni bulgular ortaya koymaktadır’ dedi.

M.Ö. 7700-7100 yıllarında Gedikkaya’nın Neolitik Dönem’de de yoğun bir iskâna sahne olduğu anlaşıldığını anlatan Doç. Dr. Sarı, ‘Neolitik tabakalarında saptanan buluntu grupları şaşırtıcı bir şekilde bilinen Kuzeybatı Anadolu Fikirtepe ve Fikirtepe öncesi Neolitik kültürlerinden farklı öğeler içermektedir. Bunlar içerisinde Balkanlar, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu kültürleri ile ilişkilendirebileceğimiz çanak çömlek yer almaktadır. Çoğunluğu dioritten yassı baltalar, vurgu taşları, öğütme taşları, el taşları, dilgiler, kazıyıcılar, ok ve mızrak uçları, aşı boyaları, ağırşaklar, delikli keramikler, tığ, delici, mablak gibi çeşitli kemik aletler mağarada gerçekleştirilen taş işçiliği, ahşap işçiliği, dokumacılık gibi zanaat kollarıyla ilgili önemli veriler sağlar’ diye konuştu.

KİLYA TİPİ FİGÜR TÜM TARİHİ DEĞİŞTİRDİ

Doç. Dr. Sarı’ya göre, ele geçirilen bir diğer buluntu grubu ise bir sonraki Kalkolitik Çağ’a (M.Ö. 5500-3500) tarihlendirilen mermer kap parçaları ve bunların stalagmitten taklitleri ve yine mermerden kilya tipi bir figürün gövde parçası buradaki toplulukları, Ege dünyası ile ilişkilendiriyor.

75 BİN YILLIK MAĞARALAR

Öte yandan, Hatay’ın Samandağ ve Yayladağ ilçelerinde bulunan, sistemli ilk kazı çalışmalarının 1997 yılında başlatıldığı Üçağızlı Mağaraları’nda Kazı Başkanlığını Prof. Dr. Erksin Güleç’ten devralan Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Prehistorya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Baykara, 2020 yılından itibaren de çalışmaları aralıksız sürdürdüklerini kaydetti.

Doç. Dr. Baykara, 2021 yılı çalışmalarına Akdeniz Üniversitesi Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü Akdeniz Sualtı Kültür Mirası Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz ile ekibinin de dahil olduğunu belirtti.

İlk çalışmaların gerçekleştirildiği denizden 18 metre yükseklikteki Üçağızlı I Mağarası’nın MÖ 29 bin ile 41 bin yıl öncesine tarihlendirildiğini anlatan Doç. Dr. Baykara, mağaradaki yontma taş alet buluntularının, Orta Doğu’nun Erken Üst Paleolitik kültürü içerisinde yer aldığını, bu mağaralarda yaşayanların Anadolu’ya gelen ilk modern insanlar olduklarını söyledi.

Mağarada karaca, yaban keçisi, alageyik, yaban domuzu, kızıl tilki, bozayı, leopar, sırtlan, kaplumbağa, tavşan, büyük balıklar ve birkaç kuş türü gibi hayvanlara ait kalıntılarla birlikte deniz kabuklarından yapılmış çok sayıda süs objesinin elde edildiğini belirten Doç. Dr. Baykara, “Çalışmalarımızda yontma taş aletler, avlanılan ve yenilen hayvanlara ait kalıntıların yanı sıra çok sayıda deniz kabuğundan yapılmış süsleme objeleri bulmuştuk. 2020 yılında gerçekleştirdiğimiz Üçağızlı II Mağarası’ndaki çalışmalarda da yine aynı şekilde MÖ 45 bin ile 75 bin yıl öncesine ait avlanılan hayvan kemikleri, yontma taş aletler elde etmiştik’ dedi.