<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HaberAlp.com - Son Dakika Haberleri - Haberler - Politika Haberleri - Yerel Haberler -  Milliyetçi Haber</title>
    <link>https://www.haberalp.com</link>
    <description>HaberAlp.com - Son Dakika Haberleri - Haberler - Politika Haberleri - Yerel Haberler -  Milliyetçi Haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberalp.com/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 01 Sep 2026 06:10:31 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ahıska Türklerinin Hikayesi!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ahiska-turklerinin-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ahiska-turklerinin-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ahıska Türklerinin tarihi, 1944 Stalin sürgünü, kültürü, gelenekleri ve yaşadıkları acılar hakkında Mustafa Cemil Tomar'ın kapsamlı değerlendirmesi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>AHISKALILAR KİMLER VE ÖZELLİKLERİ</strong><br />
Okuyucularımdan Muhammet Reşitoğlu Romanlar hakkındaki yazımın yorumlar bölûmûnde "Ahıskalılar hakkında bir yazınızı bekliyorum hocam" diyerek talepte bulunmuştur. Kendisine ve tüm okuyucularıma teşekkür ederek konuya girmek istiyorum.<br />
Ahıskalılar (Ahıska Türkleri), günümüzde Gürcistan'ın güneybatısında yer alan tarihi Mesheti bölgesinden (Ahıska) gelen, Türkçe konuşan bir topluluktur. 1944 yılında Sovyetler Birliği tarafından anavatanlarından Orta Asya'ya sürgün edilen bu halk, günümüzde ağırlıklı olarak Türkiye, Rusya, Kazakistan ve ABD'de dağınık halde yaşamaktadır.</p>

<p><strong>Tarihçe ve Kimlik:</strong><br />
Ahıskalı Türkler, etnik köken olarak Kıpçak Türkleri boylarına dayanır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İslamiyet'i ve Türk kültürünü benimsemişlerdir. Çoğunluğu Hanefi-Sünni mezhebine mensup olan Ahıskalılar, dillerini ve geleneklerini göçe rağmen günümüze kadar başarıyla taşımışlardır.<br />
Ben iki sene önce Batum'a gitmiştim.. Batum'da bir cami buldum. Orada öğle namazını kıldım. Kendimi Türkiye'deki bir camide hissettim..Namaz çıkışında sakallı bir cemaatle tanıştım. O da bizim mahalleden biri geldi bana. Kendisiyle sohbet ederken köylüm zannettim. Batum'daki Ahıska Türkleri'nden olduğunu söyledi. Caminin cemaatinin çoğu Ahıska Türk'ü idi.</p>

<p><strong>Ahıskalılar'ın 1944 Sürgünü ve Dağılışı:</strong><br />
Ahıskalılar, II. Dünya Savaşı sırasında, 14 Kasım 1944'te Sovyet lideri Josef Stalin tarafından Türkiye sınırına yakın oldukları gerekçesiyle "güvenlik tehdidi" bahane edilerek trenlerle Orta Asya’ya (Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan) sürülmüşlerdir.<br />
Türkiye sınırındaki stratejik konumlarından uzaklaştırılmak ve Sovyet sınır güvenliğine tehdit oluşturdukları gerekçesiyle Orta Asya'ya sürgün edildi. Esas amaç Karadeniz ve Kafkasya çevresindeki bölgeleri Türk nüfustan temizlemekti.</p>

<p>Almanlarla iş birliği yaptıkları veya Sovyet rejimine sadakatsizlik gösterdiklerine dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, bir gece ansızın hayvan vagonlarına bindirilerek Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan'a gönderildiler. Bu zorunlu göç sırasında ve sonrasındaki ağır yaşam koşulları sebebiyle binlerce Ahıska Türkü hayatını kaybetti.</p>

<p>Yolda ve gittikleri yerlerde açlık ve hastalık nedeniyle büyük kayıplar vermişlerdir.</p>

<p>1989 yılında Özbekistan'ın Fergana Vadisi'nde yaşanan etnik çatışmalar nedeniyle bir kez daha göç etmek zorunda kalan Ahıskalıların önemli bir kısmı Rusya’nın farklı bölgelerine, Azerbaycan'a ve Türkiye'ye yerleşmiştir. Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 500-600 bin civarında Ahıska Türkü olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye'de 50 bin civarında Ahıska Türk'ü yaşamaktadır.</p>

<p>Türkiye'de Ahıska Türkleri en yoğun olarak Bursa'da yaşamaktadır. Bursa'nın yanı sıra yoğun nüfuslu yerleşim yerleri arasında Antalya, İzmir, Erzincan (özellikle Üzümlü ilçesi), Aydın ve Bitlis'in Ahlat ilçesi bulunmaktadır.<br />
<br />
<strong>Temel Özellikleri ve KültürüDil ve Köken:</strong><br />
Etnik kökenleri konusunda Kıpçak ve Oğuz boylarına dayanan farklı görüşler bulunsa da konuştukları dil Oğuz grubuna (Türkiye Türkçesi) aittir.<br />
Aile Yapısı:<br />
Ataerkil ve sağlam bir aile yapısına sahiptirler. Büyüklerine derin saygı duyarlar ve komşuluk ilişkileri oldukça gelişmiştir.<br />
Ekonomi: Tarihsel olarak Ahıska topraklarının verimli yapısından dolayı tarım ve hayvancılıkla uğraşmışlardır. Ayrıca halı dokumacılığı ve diğer el sanatlarıyla da tanınırlar.</p>

<p>Kültürel Dayanışma: Sürgünün getirdiği tüm zorluklara rağmen milli benliklerini, müziklerini, yemek kültürlerini ve geleneklerini korumayı başarmışlardır.<br />
Kafkas kültürünü taşırlar. Yaylacılık kültürleri gelişmiştir.</p>

<p>Ayrıca;<br />
Müzik, halk edebiyatı ve el sanatları (özellikle halı-kilim dokumacılığı) kültürlerinde büyük bir yer kaplar. Konuştukları Türkçe, doğu Anadolu ve Azerbaycan ağızlarıyla benzerlikler gösterir. 1944 yılında Sovyetler Birliği tarafından sürgüne uğramaları, topluluğun hayatta kalma reflekslerini ve milli benliklerini koruma azmini daha da güçlendirmiştir.</p>

<p>Antropolojik olarak Kafkasya'nın yerli etnik gruplarıyla benzerlikler taşırlar. Genellikle güçlü bir fiziksel yapıya ve Kafkasya coğrafyasına özgü belirgin yüz hatlarına sahiptirler. ( Antropoloji, kelime anlamı olarak "insan bilimi"dir. İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, kültürel yapısını ve toplumsal davranışlarını geçmişten günümüze bütüncül (holistik) bir yaklaşımla inceleyen bilim dalıdır.)</p>

<p>Ahıska Türkleri, zorlu sürgün ve göç süreçlerinin getirdiği ağır yaşam koşullarıyla olgunlaşmış; dayanışmacı, çalışkan, misafirperver ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir yapılarıyla öne çıkarlar.</p>

<p>Ahıskalı kadınlar/kızlar genellikle çalışkanlıkları, misafirperverlikleri, aile bağlarına verdikleri önem ve sadakatleri ile tanınırlar. Kültürlerinin getirdiği özellikler sayesinde karakter olarak oldukça mert ve güçlü bireyler olarak öne çıkarlar.</p>

<p><strong>Ahıskalıların Çileleri, Sürgün Yılları:</strong><br />
Gittikleri bölgelerde ilk yıllarda dikenli teller altında, ağır toplama kampı koşullarında, temel insan haklarından mahrum biçimde tarım işlerinde zorla çalıştırıldılar.</p>

<p>Fergana Olayları (1989):Yukarda bu olaya yer vermiştim.<br />
Ahıska Ukrayna Krizi: Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bir kısmı Ukrayna'ya (özellikle Donetsk bölgesine) yerleşen Ahıskalılar, 2014'te patlak veren çatışmalar nedeniyle evlerini tekrar terk etmek zorunda kalarak dünya çapında yeni yerlere (özellikle Türkiye'ye) göç ettiler.<br />
1944 yılında Sovyetler Birliği tarafından sürgüne gönderilen Ahıska Türklerinden yaklaşık 20 bin kişi, açlık, soğuk ve zorlu koşullar nedeniyle yollarda hayatını kaybetmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplum olarak devlet baskısıyla bir yerden bir yere sürülmek ne büyük eziyet ve cezadır. Yerinizi yurdumuzu, sıcak yuvanızı zorla terk edip bilinmeyen yerlere zorla gitmeye zorlamak bir topluluğa yapılacak olan en büyük zulümdür.</p>

<p>Dünyaya insanoğlu geldiğinden bu yana her dönemde zulümler devam etmektedir. Bu zulümlerin tamamı insan eliyle olmuştur/ olmaktadır. İlk kan dökme hadisesi Habil/ Kabil arasında olmuştur. Allah Teâlâ kullarına asla zülmetmez.</p>

<p>Sürgünler, beraberinde yüreklere derin acılar getirir.</p>

<p>Bu nedenle;<br />
Ahıska Türklerinin kültürü, özellikle 1944 yılında yaşadıkları büyük sürgün acısının etkisiyle köklü bir "sürgün folkloru" ve yas geleneği barındırır. Kaybedilen vatanın, yolda verilen canların ve parçalanan ailelerin hüznü nesilden nesile maniler ve ağıtlar ile aktarılmıştır.Sözlü edebiyatlarında bu derin acıların izlerini sürebileceğiniz gibi, aynı zamanda aşıklık geleneği ve zengin düğün türküleri de toplumsal hafızalarını ayakta tutan önemli unsurlardır.<br />
Ahıska Türkleri ile ilgili ağıt örnekleri vererek konuyu bitirelim;</p>

<p>*. *. **. ***<br />
Kalktı trenler dumanı tüter,<br />
Gözlerim yollarda bitti biter,<br />
Bu ayrılık bize ölümden beter,<br />
Vagonlar içinde kaldım ağlaram.</p>

<p>Kür’ün suyu bulanık akar,<br />
Düşmanlar yüzümüze nasıl bakar?<br />
Kardelenler gurbette boyun büker,<br />
Sürdüler ellerden illere bizi.</p>

<p>Kardaşımı gurbet elde yitirdim,<br />
Ömrümün baharını bitirdim,<br />
Kime derdim yanayım Allah'ım,<br />
Yarsiz, vatansız kaldım buralarda.<br />
Bugünlük de bu kadar...<br />
<br />
<strong>Mustafa Cemil Tomar</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ahiska-turklerinin-hikayesi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/07/ahiska-turklerinin-hikayesi.jpeg" type="image/jpeg" length="37190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mazlumların Kanı Petrolden, Altından Daha Değerlidir!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/mazlumlarin-kani-petrolden-altindan-daha-degerlidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/mazlumlarin-kani-petrolden-altindan-daha-degerlidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabri Şenel, küresel savaşlar, mazlum coğrafyalar, insan hakları ihlalleri ve Türkiye'nin bölgesel sorumluluğunu tarihsel ve vicdani perspektifle değerlendiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>✍ | <strong>Sabri Şenel </strong>yazdı...</p>

<p>Dün İngilizlerin insanlığa yaşattığı vahşet, bugün<strong> İsrail, ABD</strong> ve <strong>Çin</strong> tarafından hız kesmeden sürdürülüyor. Katliamlar, kan ve gözyaşı dinmeden devam ediyor. Maalesef bu zulümden en büyük payı Türk milleti ile yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahip ülkelerin mazlum halkları almaktadır.</p>

<p><strong>Irak, Suriye, Libya, Yemen, Filistin, Doğu Türkistan</strong> ve <strong>Lübnan</strong>'da ölüm makineleri masum insanların üzerine kan kusmaya devam ediyor. İnsanlıktan nasibini almamış, hiçbir ahlaki ve insani ilke taşımayan bu vahşi, insanlık dışı insansı yaratıklar hangi iklimde yetişti? Ruh sağlığı bozuk, sanki kan dökmek için eğitilmiş bu yaratıklar; kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapmadan insanların üzerine ateş yağdırmayı aralıksız sürdürüyor. Ardından da petrol, doğal gaz, altın başta olmak üzere bütün yer altı ve yer üstü kaynaklarını vahşice ele geçirip paylaşmaya devam ediyorlar.</p>

<p>İnsanlığı insan hakları konusunda hesaba çekenler (!) kendileri insanlıktan nasibini almamış, vahşi hayvanlarla dahi kıyaslanamayacak katliam şebekelerine dönüşmüş durumdadır.<strong> ABD, AB, İsrail, Rusya, Çin </strong>ve benzeri ülkelerin insanları insan da dünyanın geri kalanında yaşayan insanlar insan değil midir?</p>

<p>Savaşın da bir kuralı olur. Dünyada İtalya ve İspanya gibi onurlu tepki örnekleri bulunmaktadır. Sorunun dinle de ilgisi yoktur. Din ve inanç ayrımı gözetmeksizin ortak insanlık vicdanına o kadar hasretiz ki; o bebeklere, kadınlara, yaşlılara ve masum insanlara yazık değil midir? Masum insanı katledene hiç insan denir mi?</p>

<p>Yine de bu zulme en güçlü tepkiyi Batı'daki birkaç ülke ve daha çok Batı ülkelerindeki insanlar göstermektedir. Müslümanların yaşadığı coğrafyada ise edilgenlik, korkaklık ve bastırılmış duygular hâkimdir. Sanki insani duygular narkozlanmış, sömürülen ülkeler sessizliğe mahkûm edilmiştir. Bu nasıl bir sorumsuzluk ve vicdansızlıktır?</p>

<p>Bu gidişatın sonu asla hayır değildir. Mazlumun sesine kör, sağır ve dilsiz olmak; ne din tarihinde ne de insanlık tarihinde eşine az rastlanır bir çürümüşlük, kokuşmuşluk ve vicdansızlıktır.</p>

<p>Emperyalist çakallar, gerek kendi ülkelerinde gerekse sömürdükleri ülkelerde öldürmek, sömürmek, yağmalamak, çalmak ve çırpmak için hiçbir engel tanımıyor. Sömürgecilerin azgın iştahları doymak bilmiyor. Zalim sürüleri elbet bir gün mazlumların kanında ve gözyaşında boğulacaktır. Zifiri karanlığı, kanı ve gözyaşını insanlık vicdanı bir gün mutlaka mahkûm edecektir.</p>

<p>Haksızlığa ve hukuksuzluğa göz yumup yalnızca iktidarını ve koltuğunu koruyan kukla yönetimlerin sonu yoktur. Nice zalim; taht, servet ve şöhret sahibi olarak bu dünyadan geçti. Bugün onların hatırlanan tek yönü zalimlikleri ve alçaklıklarıdır.</p>

<p>Türk milleti, tarihte kurduğu devletlerle insanı yaşatma odaklı yönetim anlayışı sayesinde insanlığa altın çağlar yaşatmış kahraman bir ecdadın mirasçısıdır. Türk'ün tarihinde ve töresinde mazluma, sahipsize, çaresize, sivile, çocuğa, yaşlıya ve kadına dokunmak, onları öldürmek yoktur. İnsanlık vicdanı Türklere çok şey borçludur.</p>

<p>Bunu bilen zalim egemenler, zulüm düzenlerini sürdürebilmek için <strong>Irak-İran Savaşı</strong>'nda, <strong>Suriye</strong>'de, <strong>Körfez Savaşı</strong>'nda ve Doğu Türkistan'da Türklere yönelik uygulamaları hiç bitirmemiştir.</p>

<p>Aynı yöntemin<strong> Rusya-Ukrayna Savaşı</strong>'nda da uygulandığı ileri sürülmektedir. Rusya'nın, özerk Türk cumhuriyetlerinden vatandaşları savaşta ön saflara sürerek Slav nüfusunu korumaya aldığı; bunun da demografik bir yok etme operasyonu olduğu ifade edilmektedir. Rusya'da savaşta hayatını kaybedenlerin ülkelere göre dağılımının bu gerçeği ortaya koyduğu belirtilmektedir.</p>

<p>Bugünün sıcak gündemi ise İran'dır. Savaşın başında okulu bombalayarak 160 masum çocuğun ölümüne neden olduğu ifade edilen ABD ve İsrail, bugün yeniden harekete geçmiştir. Ankara'daki <strong>NATO</strong> toplantısının ardından <strong>Trump</strong>'ın "İran ile ateşkes bitmiştir." açıklaması sonrasında İran'a yönelik saldırılar devam etmektedir.</p>

<p><strong>Tahran</strong>'ın ve <strong>Tebriz</strong>'in, Türkiye'nin 81 ilinden ne farkı vardır? İran, yaklaşık 50 milyon Türk'ün yaşadığı, dünyanın en büyük Türk ülkelerinden biridir. Dünyanın en kadim Türk şehirlerinde yaşayan mazlum insanlar bugün ateş altındadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Türkiye, ABD </strong>ve NATO'nun kuyruğunda bu vahşete ve gözyaşına daha fazla seyirci kalamaz. İran'daki molla rejimi bugün vardır, yarın olmayabilir. Nükleer silah İsrail'de ve emperyalist güçlerde de bulunmaktadır. Buna ses çıkarmayan iki yüzlü anlayışlar, bölgeye kan kusturmaya devam etmektedir.</p>

<p>Korkunun ecele faydası yoktur. Korkak, ürkek ve zaaf sahibi, eli kolu bağlı kukla yöneticilerin iki cihanda hesabı ağır olacaktır. Ses ver ey insanlık! İnsanlık vicdanı bu zulme ve alçaklığa daha fazla seyirci kalamaz.</p>

<p>Evet, <strong>İran</strong>'ın ardından ateşin Türkiye'ye sıçrayacağı ifade edilmektedir. Ülke yöneticilerinin makamları ve koltukları bugün vardır, yarın yoktur. Ancak Türk milleti ve devleti bu topraklarda sonsuza kadar var olacaktır. Siz ise tarihin ve Allah'ın hükmüne mahkûm olacaksınız.</p>

<p><strong>"Ölmesini bilmeyenler azat olamaz." </strong>diyor ölümsüz lider <strong>Ebulfez Elçibey.</strong> Zifiri karanlık, şafağa gebedir.</p>

<p>NATO'nun Ankara toplantısının ardından İsrail'i güvenceye alacak, İsrail'e taşeron bir devlet oluşturmayı amaçlayan Büyük İsrail ve Büyük Ermenistan projelerinin çilingir anahtarı olarak görülen Büyük Kürdistan (2. İsrail) projesinin olgunlaştırıldığı ifade edilmektedir.</p>

<p>Dört parçalı Kürdistan'ın; Irak'ta ABD müdahalesiyle Barzanistan, Suriye'de PYDistan, Türkiye'de "Terörsüz Türkiye" söylemiyle Öcalanistan ve İran'a müdahaleyle PJAKistan oluşturularak tamamlanacağı iddia edilmektedir.</p>

<p>Bu süreç için Irak'ta milyonlarca insan ya katledildi, ya sakat bırakıldı ya da sürgün edildi. Aynı katliam ve sürgün Suriye'de de devam etti. Filistin, Yemen, Libya ve Lübnan kan gölüne çevrildi.</p>

<p>İslam dünyası, Türk dünyası ve bölge belki de tarihinde hiç bu kadar ateş çemberine alınmamış, hiç bu kadar çaresiz kalmamıştı. Şimdi tehlike çanları İran için çalmaktadır. Kana doymayan azgın vampirler İran için yeniden iş başındadır. İran'daki Tebriz Türkü'nün Filistinliden ya da Edirneliden ne farkı vardır?</p>

<p><strong>Maide Suresi'nin 32. ayeti</strong>, haksız yere bir insanı öldürmenin ve bir insanın hayatını kurtarmanın manevi değerini açık biçimde ortaya koymaktadır.</p>

<p>İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde yer alan temel insan hakları sadece küresel emperyalist ülkeler için midir? Onların dışındaki insanlar insan değil midir? Bu dünyanın, insanlık için hiçbir ayrım gözetilmeksizin yaşanabilir olması gerekmez mi? Bu nasıl zalim bir anlayıştır?</p>

<p>Mazlumların kanı ve gözyaşları, zalimleri elbette bir gün yenecektir. İnsanlık onuru; zulmü, işkenceyi ve sömürüyü mutlaka yenecektir.</p>

<p>Bugün İran'a ateş gibi yağan bombalar; ülkenin etnik, demografik ve inanç yapısı nedeniyle her kesimden insanın ölümüne neden olmaktadır. İnsanlık onuru adına dünyanın ayağa kalkması gerekmektedir. Ancak önce Türk milleti, İslam dünyası ve bölge halkları; Doğu Türkistan, İran, Irak, Suriye, Filistin, Yemen, Lübnan ve Türkiye için, zalimin zulmüne karşı kendi onuru ve geleceği adına ayağa kalkmalıdır.</p>

<p>13.07.2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/mazlumlarin-kani-petrolden-altindan-daha-degerlidir</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 21:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/07/mazlumlarin-kani-petrolden-altindan-daha-degerlidir.jpg" type="image/jpeg" length="64529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gagavuz Türklerinin Özerklik Statüsüne Büyük Darbe: Soydaşların Hakları Tehdit Altında]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gagavuz-turklerinin-ozerklik-statusune-buyuk-darbe-soydaslarin-haklari-tehdit-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gagavuz-turklerinin-ozerklik-statusune-buyuk-darbe-soydaslarin-haklari-tehdit-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Moldova Anayasa Mahkemesi, Gagavuz Özel Statü Yasası'nı iptal ederek özerkliği zayıflattı. Çepni Dernekleri Federasyonu, soydaşların hakları için diplomatik girişim çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu zaman Türk olmanın yalnızca tek bir inançla sınırlandığı düşünülür. Oysa tarih ve coğrafya, bizlere bunun hiç de böyle olmadığını gösteren çok önemli örnekler sunmaktadır. İşte bu anlamlı örneklerin başında Gagavuz Türkleri gelmektedir.</p>

<p><strong>HRİSTİYAN ORTODOKS AMA ÖZ BE ÖZ TÜRK</strong></p>

<p>Moldova Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer alan özerk Gagavuz Yeri'nde yaşayan soydaşlarımız, Hristiyan (Ortodoks) inancına mensup olmalarına rağmen öz be öz Türk'tür. Onlarla konuşulduğunda duyulan o duru Türkçe, ortak köklerin en güçlü kanıtıdır. Biz "Allah" deriz, onlar da "Allah" der; biz "ekmek, su, anne" deriz, onlar "ekmek, su, ana" der. İnançlar farklı olsa da dil, kültür, gelenekler, misafirperverlik ve tarih aynı kökten beslenmektedir.</p>

<p>"Dil, bir milletin kalbidir." Gagavuz Türklerinin kalbi de yüzyıllardır Türkçe atmaktadır. Farklılıkların ayrıştırıcı değil, aksine ortak kültürü zenginleştiren bir unsur olduğunu görmek isteyen herkesin Gagavuz Türklerini yakından tanıması gerekir. Din farklı olsa da dil, soy, tarih ve kardeşlik ortaktır.</p>

<p><strong>ATATÜRK'ÜN EMANETİ VE TÜRKİYE'NİN TARİHÎ SORUMLULUĞU</strong></p>

<p>Gagavuz Türklerinin Moldova içerisindeki özerk statüsü, Soğuk Savaş sonrasında Türkiye'nin de önemli katkılarıyla güvence altına alınmıştır. <strong>Türkiye</strong>, bu özerk yapının oluşmasında ve korunmasında tarihî sorumluluğa sahip ülkelerden biridir.</p>

<p>Nitekim 1930'lu yıllarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla yaklaşık 80 öğretmen Gagavuz Türklerinin yaşadığı bölgeye gönderilmiştir. Bu hamlenin amacı; Türkçeyi yaşatmak, milli kimliği korumak ve kardeşlik bağlarını güçlendirmek olmuştur. Bugün dahi Gagavuz Türkleri, Atatürk'ü büyük bir saygıyla "Ata" olarak anmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>9 TEMMUZ KARARI: ÖZERKLİK YETKİLERİ BUDANDI</strong></p>

<p>Geçtiğimiz yılın ağustos ayında, Gagavuz Türklerinin halkın oylarıyla seçilmiş Başkânı Yevgenia Gutsul'un siyasi saiklerle mahkûm edilmesine Ankara'nın sessiz kalması eleştiri konusu olmuştu.</p>

<p>Bugün ise <strong>Moldova Anayasa Mahkemesi</strong>, 9 Temmuz 2026 tarihli kararıyla, 1994 tarihli <strong>Gagavuz Özel Statü Yasası</strong>'nın kritik hükümlerini iptal etmiş ve Gagavuz özerkliğinin önemli yetkilerini budamıştır. Bu gelişme, Gagavuz Türklerinin özerk yapısının adım adım zayıflatıldığı yönündeki endişeleri daha da artırmıştır.</p>

<p>Daha da düşündürücü olan gelişme ise Gagavuz Türklerinin hakları sınırlandırılırken, NATO Zirvesi sonrasında Ankara'dan kamuoyuna yansıyan herhangi bir resmî açıklama veya diplomatik tepkinin görülmemiş olmasıdır. Türk dünyasının liderliği yalnızca söylemlerle değil, soydaşlarının hakları ve hukuku tehdit altına girdiğinde ortaya konulan kararlı diplomatik iradeyle ölçülür. Sessizlik, tarihin hiçbir döneminde çözüm olmamıştır.</p>

<p><img alt="Gagavuz Türklerinin Özerklik Statüsüne Büyük Darbe Soydaşların Hakları Tehdit Altında 2" height="750" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/07/gagavuz-turklerinin-ozerklik-statusune-buyuk-darbe-soydaslarin-haklari-tehdit-altinda-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>ÇEPNİ DERNEKLERİ FEDERASYONUNDAN DİPLOMATİK GİRİŞİM ÇAĞRISI</strong></p>

<p><strong>Çepni Dernekleri Federasyonu</strong> tarafından yapılan açıklamada, Gagavuz Türklerinin tarihî, kültürel ve hukuki kazanımlarının korunmasının son derece önemli olduğu vurgulandı.</p>

<p>Federasyon, bu hassas konunun Türk kamuoyu tarafından yakından takip edilmesini, ilgili kurumların gerekli diplomatik girişimlerde bulunmasını ve soydaşların haklarının korunması konusunda güçlü bir irade ortaya konulmasını beklemektedir. <strong>Gagavuz Türkleri yalnız değildir</strong>; onların dili, tarihi ve kültürü Türk milletinin ortak mirasıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gagavuz-turklerinin-ozerklik-statusune-buyuk-darbe-soydaslarin-haklari-tehdit-altinda</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/07/gagavuz-turklerinin-ozerklik-statusune-buyuk-darbe-soydaslarin-haklari-tehdit-altinda.png" type="image/jpeg" length="96255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nato Ankara Zirvesi Öncesinde Bir Fikir Jimnastiği]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/nato-ankara-zirvesi-oncesinde-bir-fikir-jimnastigi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/nato-ankara-zirvesi-oncesinde-bir-fikir-jimnastigi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara NATO Zirvesi öncesinde dikkat çeken analiz: NATO bölgesel güvenlik kümelerine mi dönüşüyor? Türkiye'nin yeni küresel güvenlik mimarisindeki rolü ve olası siyasi, ekonomik ve stratejik sonuçları bu yazıda ele alınıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası ilişkilerde bazen yaşananlar kadar, yaşanması muhtemel senaryolar üzerine düşünmek de önemlidir. Bu nedenle aşağıdaki değerlendirmeler kesin bilgilerden ziyade, ideolojik tercihler dışında ve mevcut jeopolitik eğilimler üzerinden yapılmış kişisel stratejik okumalardır.</p>

<p>2021 NATO Zirvesi'nde kabul edilen yeni stratejik konsept, Soğuk Savaş sonrası dönemin sona erdiğini açık biçimde ortaya koydu. Rusya artık yalnızca rakip değil, Avrupa güvenliği açısından doğrudan tehdit olarak tanımlandı. Aynı belgede ilk kez Çin'in yükselişi de küresel güvenlik açısından sistemik bir tehdit ve bir meydan okuma olarak değerlendirildi.</p>

<p>Bu iki tespit, aslında NATO'nun önümüzdeki on yıllardaki dönüşümünün de işaret fişeğiydi.</p>

<p>Diğer taraftan ABD açısından farklı bir gerçeklik de bulunuyor:<br />
NATO'nun askerî ve mali yükünün büyük bölümünü (%71) uzun yıllardır Washington üstlenmektedir. Ancak Amerikan kamuoyu ve strateji çevrelerinde giderek güçlenen anlayış, küresel liderliğin devam etmesi fakat bunun daha düşük maliyetle yürütülmesi gerektiği yönündedir.</p>

<p>Acaba bunun yolu, NATO'nun görev ve sorumluluklarını bölgesel düzeyde yeniden organize etmek olabilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün resmi olarak böyle bir karar bulunmasa da, yeni küresel denge arayışı ve jeopolitik eğilimler bizi böyle bir ihtimali tartışmaya davet ediyor.</p>

<p>Belki de geleceğin NATO'su tek merkezden yönetilen devasa bir güvenlik örgütü olmaktan ziyade, birbirini tamamlayan bölgesel güvenlik kümelerine dönüşebilir.</p>

<p>Örneğin;<br />
Avrupa ve Akdeniz güvenliğinde Almanya, Fransa ve İtalya'nın daha fazla mali ve güvenlik sorumluluğu üstlendiği bir yapı,</p>

<p>Orta Doğu'nun ontolojik tehdit algılarına karşılık gelecek ve güvenlik mimarisini yönetecek ikincil bir bölgesel yapı,</p>

<p>Türk Cumhuriyetleri ve Merkez Asya ekseninde şekillenen ve Rusya'nın etkisini azaltacak üçüncü bir güvenlik kuşağı...</p>

<p>Bunların tamamı yine NATO'nun ortak stratejik şemsiyesi altında faaliyet gösterebilir.<br />
Böyle bir model gerçekleşirse, ABD küresel liderliğini korurken mali yükünü azaltabilir; müttefikler ise kendi bölgelerinde daha fazla inisiyatif üstlenebilir.</p>

<p>Bu senaryoda dikkat çekici ülkelerin başında ise hiç kuşkusuz Türkiye gelir.</p>

<p>ÇÜNKÜ TÜRKİYE;<br />
Avrupa'nın,<br />
Akdeniz'in,<br />
Karadeniz'in,<br />
Kafkasya'nın,<br />
Orta Doğu'nun,<br />
Türk Dünyası'nın aynı anda ortak kesişim noktasında bulunan tek NATO ülkesidir.</p>

<p>Dolayısıyla Türkiye oluşabilecek bölgesel güvenlik mimarilerinin neredeyse tamamıyla doğrudan temas kurabilecek benzersiz avantajlara ve jeopolitik bir konuma sahiptir.</p>

<p>Eğer dünya gerçekten daha modüler ve bölgesel güvenlik sistemlerine doğru evriliyorsa, Türkiye yalnızca NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip bir ülke değil; aynı zamanda yeni güvenlik mimarisinin düğüm noktası olabilecek stratejik bir aktöre de dönüşebilir.</p>

<p>Belki de Ankara'da yapılacak zirveler bundan sonra yalnızca yeni kararların açıklandığı toplantılar değil, yeni küresel düzenin zihinsel laboratuvarları olacaktır.</p>

<p>Elbette bunların hiçbiri bugün için kesinleşmiş gerçekler değildir. Başlarken de "fikir jimnastiği" dedik zaten.<br />
Ancak stratejik düşünce, yalnızca yaşanan olayları analiz etmek değil; mevcut eğilimlerden hareketle geleceğin olası senaryolarını tartışabilmektir.</p>

<p>Belki de önümüzdeki yıllarda konuşacağımız mesele, NATO'nun genişleyip genişlemeyeceği değil; NATO'nun kendi içinde bölgesel olarak nasıl yeniden örgütleneceği olacaktır.</p>

<p>"Fikir jimnastiği" niyetiyle başladığımız yazıya konu yeni NATO örgütlenmesinin Türkiye'ye yansımalarını siyasi, ekonomik, hukuk ve demokrasi yönüyle tartışmak da ilginç olmaz mı?</p>

<p>Bir sonra ki yazıda devam edelim...</p>

<p><strong>Rubil GÖKDEMİR</strong><br />
Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/nato-ankara-zirvesi-oncesinde-bir-fikir-jimnastigi</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 20:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/06/nato-ankara-zirvesi-oncesinde-bir-fikir-jimnastigi.jpeg" type="image/jpeg" length="86558"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Elçibey’in Devrilmesini Neden Kutluyor?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/turkiye-elcibeyin-devrilmesini-neden-kutluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/turkiye-elcibeyin-devrilmesini-neden-kutluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[15 Haziran: “Kurtuluş Günü” mü, Yoksa Elçibey İktidarının Sona Erdirilişi mi? Aynur İmran'ın kaleminden]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan’da her yıl 15 Haziran resmî olarak “Milli Kurtuluş Günü” olarak kutlanmaktadır. Resmî anlatıya göre bu tarih, ülkenin siyasi krizden çıkarıldığı ve istikrarın sağlandığı gün olarak sunulur. Ancak Azerbaycan Halk Cephesi hareketinin mensupları, Elçibey taraftarları ve birçok bağımsız araştırmacı için 15 Haziran bambaşka bir anlam taşımaktadır. Onlara göre bu tarih, bağımsız Azerbaycan’ın ilk demokratik ve Türkçü yönetiminin sona erdirilmesinin, eski Sovyet nomenklaturasının yeniden iktidara dönüşünün simgesidir.</p>

<p>Bu nedenle 15 Haziran, Azerbaycan toplumunda bugün bile farklı şekillerde yorumlanan en tartışmalı tarihlerin başında gelmektedir.</p>

<p>Elçibey Dönemi ve Milli Devlet İnşası</p>

<p>Ebulfez Elçibey 7 Haziran 1992 seçimlerinde Azerbaycan’ın ilk demokratik cumhurbaşkanı olarak göreve geldi.</p>

<p>Elçibey iktidarı yalnızca bir hükümet değişikliği değildi. Bu dönem Azerbaycan’ın Sovyet mirasından kurtularak milli kimliğini yeniden inşa etmeye çalıştığı bir dönemdi.</p>

<p>Elçibey yönetiminin temel hedefleri şunlardı:</p>

<p>Azerbaycan'ın tam bağımsızlığını güçlendirmek,</p>

<p>Rusya'nın siyasi ve askerî etkisini azaltmak,</p>

<p>Türk dünyası ile entegrasyonu geliştirmek,</p>

<p>Demokratik kurumları oluşturmak,</p>

<p>Milli kimliği yeniden canlandırmak.</p>

<p>Bu dönemde Türkiye ile ilişkiler tarihte görülmemiş ölçüde gelişti. İlk defa Elçibey'in dile getirdiği ve sıkça kullandığı "Bir millet iki devlet" anlayışı daha sonra Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin temel sloganlarından biri hâline geldi.</p>

<p>Türk Kimliğinin Devlet Politikası Hâline Gelmesi</p>

<p>Elçibey döneminin en dikkat çekici yönlerinden biri Azerbaycan kimliğinin Türk kimliği ile birlikte tanımlanmasıydı.</p>

<p>1992 yılında kabul edilen anayasal düzenlemelerde ve devlet belgelerinde halkın etnik kökenine vurgu yapılarak "Türk" kavramı öne çıkarıldı.</p>

<p>Ayrıca devlet dili konusunda da önemli bir değişiklik yapıldı.</p>

<p>Elçibey yönetimi Azerbaycan'ın resmî dilini "Türk dili" olarak tanımladı. Bu tercih yalnızca dilbilimsel bir mesele değildi; Azerbaycan'ın Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğu düşüncesinin siyasi ifadesiydi.</p>

<p>Elçibey'in yaklaşımına göre:</p>

<p>&gt; Azerbaycanlılık vatandaşlık kimliğiydi, Türk ise milletin etnik ve tarihi kimliğiydi.</p>

<p>Bu nedenle eğitimden kültüre, dış politikadan tarih yazımına kadar birçok alanda Türk dünyası merkezli bir yaklaşım benimsenmişti.</p>

<p>1993 Krizi ve İktidar Değişikliği</p>

<p>1993 yılına gelindiğinde Azerbaycan çok ağır sorunlarla karşı karşıyaydı.</p>

<p>Karabağ savaşı devam ediyordu.</p>

<p>Cephede askerî başarısızlıklar yaşanıyordu.</p>

<p>Ekonomik kriz derinleşmişti.</p>

<p>Devlet kurumları henüz tam olarak oluşmamıştı.</p>

<p>Bazı askerî birlikler merkezi otoriteye karşı hareket etmeye başlamıştı.</p>

<p>Haziran 1993'te Gence'de yaşanan olaylar ülkeyi ciddi bir krize sürükledi.</p>

<p>Bu süreçte Elçibey Bakü'den ayrılarak doğduğu Keleki köyüne geçti.</p>

<p>Ardından Nahçıvan Meclis Başkanı olan Heydar Aliyev Bakü'ye davet edildi.</p>

<p>15 Haziran 1993 tarihinde Aliyev Azerbaycan Parlamentosu Başkanı seçildi.</p>

<p>Daha sonra cumhurbaşkanlığı görevini de devralarak ülkenin yeni siyasi lideri hâline geldi.</p>

<p>Resmî tarih anlatısı işte bu günü "Milli Kurtuluş Günü" olarak adlandırmaktadır.</p>

<p>Elçibey Taraftarlarının Bakış Açısı</p>

<p>Elçibey taraftarları ise aynı olayları farklı yorumlamaktadır.</p>

<p>Onlara göre:</p>

<p>15 Haziran demokratik iktidarın sona erdiği gündür.</p>

<p>Sovyet döneminin yönetici kadroları yeniden iktidara gelmiştir.</p>

<p>Azerbaycan'da çoğulcu siyaset zayıflamıştır.</p>

<p>Muhalefetin etkisi giderek azaltılmıştır.</p>

<p>Devlet yeniden merkezi ve otoriter bir yapıya yönelmiştir.</p>

<p>Bu nedenle Halk için 15 Haziran bir "kurtuluş" değil, milli demokratik hareketin geriletilmesinin başlangıcıdır.</p>

<p>Türk Dili Meselesi</p>

<p>Elçibey döneminde devlet dili "Türk dili" olarak tanımlanıyordu.</p>

<p>Ancak Aliyev döneminde yapılan yeni anayasal düzenlemelerle bu ifade değiştirildi.</p>

<p>1995 Anayasası'nda devlet dili "Azerbaycan dili" olarak tanımlandı.</p>

<p>Bu değişiklik Türkçü çevreler tarafından eleştirildi.</p>

<p>Eleştirilerin temel noktası şuydu:</p>

<p>Elçibey döneminde Azerbaycan Türklerinin Türk milletinin bir parçası olduğu vurgulanırken, yeni dönemde daha ayrı ve özgün bir "Azerbaycanlılık" anlayışı ön plana çıkarılmıştır.</p>

<p>Bu konu günümüzde de Azerbaycan'da tarih, kimlik ve milliyetçilik tartışmalarının merkezinde yer almaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye Neden 15 Haziran'ı Kutluyor?</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî kurumları son yıllarda 15 Haziran vesilesiyle Azerbaycan'a tebrik mesajları göndermektedir.</p>

<p>Bunun temel nedeni günümüz Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin mevcut Azerbaycan devletiyle yürütülmesidir.</p>

<p>Ankara açısından:</p>

<p>15 Haziran Azerbaycan'ın resmî bayramlarından biridir.</p>

<p>İki ülke stratejik müttefiktir.</p>

<p>Diplomatik teamüller gereği resmî bayramlar kutlanmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle Türkiye'nin kutlama mesajları genellikle mevcut Azerbaycan devletinin resmî takvimine uygun olarak yayımlanmaktadır.</p>

<p>Ancak Elçibey taraftarları ve bazı Türkçü çevreler şu soruyu sormaktadır:</p>

<p>&gt; "Türkiye, Türk dünyasının en önemli liderlerinden biri olan Elçibey'in iktidardan uzaklaştırılmasının sembolü olarak görülen bir günü neden kutlamaktadır?"</p>

<p>Bu soru özellikle milliyetçi ve Türk dünyası çevrelerinde hâlâ tartışılmaktadır.</p>

<p>Tarihin İki Farklı Yorumu</p>

<p>15 Haziran bugün Azerbaycan tarihinde iki farklı şekilde okunmaktadır.</p>

<p>Birinci yorum:</p>

<p>Devletin dağılmasının önlendiği,</p>

<p>İstikrarın sağlandığı,</p>

<p>Merkezi yönetimin yeniden kurulduğu gün.</p>

<p>İkinci yorum:</p>

<p>Elçibey iktidarının sona erdiği,</p>

<p>Türkçü ve demokratik dönüşümün kesintiye uğradığı,</p>

<p>Eski Sovyet siyasi elitlerinin yeniden iktidara döndüğü gün.</p>

<p>Bu nedenle 15 Haziran yalnızca bir bayram değil, Azerbaycan'ın yakın tarihine ilişkin iki farklı siyasi hafızanın çatıştığı sembolik bir tarihtir.</p>

<p>Elçibey'in mirası ise bugün de yaşamaktadır. Türk dünyasının birliği, demokratikleşme, milli kimlik ve bağımsızlık konularında ortaya koyduğu fikirler, ölümünden sonra da Azerbaycan siyasetinde ve Türk dünyası düşüncesinde etkisini sürdürmektedir. Özellikle Muhammed Emin Resulzade ile başlayan milli devlet fikrini Sovyet sonrası dönemde yeniden canlandıran lider olarak hatırlanmaktadır.</p>

<p><strong>Aynur İmran</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/turkiye-elcibeyin-devrilmesini-neden-kutluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/06/turkiye-elcibeyin-devrilmesini-neden-kutluyor.jpeg" type="image/jpeg" length="57861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Teşekkürler İran]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/tesekkurler-iran</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/tesekkurler-iran" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ernail Koç yazdı: İran’ın son askeri ve siyasi hamleleri dünyaya neyi gösterdi? Ambargolara direnen devlet geleneği ve etnik sadakat, Türkiye için ne anlama geliyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gandi’ye atfedilen bir sözdür;<br />
“Atatürk İngilizleri yenene kadar tanrıyı İngiliz zannediyordum”<br />
///</p>

<p>İranın bu başarısından sonra savaş teknik ve taktikleri ile yenilmez zannedilen ABD nin nasıl yenilebileceğini gördük.</p>

<p>İranlıların asla Arap sevicisi olmadığını gördük.</p>

<p>Savaş halinde İranlıların diğer Arap ülke vatandaşları gibi ülkelerini terketmediklerini tam tersi ülkelerine döndüklerini gördük.</p>

<p>ABD nin çok gayret etmelerine rağmen etnik grupların ülkelerine ihanet etmediklerini gördük.</p>

<p>Yıllarca molla diyerek küçümsemiştik ama ilimden bilimden uzak olmadıklarını , dünyanın en çok mühendisi olan ülkelerinden bir olduğunu gördük.</p>

<p>Ambargolara rağmen savunma sanayisinde ne kadar başarılı olduklarını gördük.</p>

<p>İran sayesinde ABD’nin düşmez denilen uçaklarının düşürülebilineceğini, batmaz denilen gemilerinin batırılabilineceğini, delinmez denilen İsrail demir kubbesinin delinebileceğini gördük.</p>

<p>Devletin başındakiler farklı etnik kökenden olmasından hiçbir rahatsızlık duymadıklarını, devlet geleneklerinin ne kadar sağlam olduğunu gördük.</p>

<p>Kuranda yazan israiloğullarının nasıl yok edilebilineceğini gördük.</p>

<p>Bütün ambargolara rağmen yokluğa karşı millet olarak ne kadar dayanıklı olduklarını gördük.</p>

<p>İranın direnişi sayesinde milli devletin, üniter yapının ne kadar önemli olduğunu gördük.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böyle bir savaş durumunda bizde olsa içimizdeki etnik gruplar İranda olduğu gibi sadakat içerisinde olabilirler mi?</p>

<p>İran etnisitesi gibi bizim etnisitemizin de ülkemize sadakat göstermelerini garanti edemem, ancak arzu ederim.</p>

<p><strong>Ernail Koç</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/tesekkurler-iran</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2025/08/yazarlar/ernail-koc-yazdi.jpg" type="image/jpeg" length="98295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya nüfusu hakkında istatistiki veriler tespit ve tavsiyeler!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/dunya-nufusu-hakkinda-istatistiki-veriler-tespit-ve-tavsiyeler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/dunya-nufusu-hakkinda-istatistiki-veriler-tespit-ve-tavsiyeler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya nüfusu Süper ilginç!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın şu anki nüfusu yaklaşık 7,8 milyar&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Çoğu insan için bu büyük bir sayı. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;Ancak yüzdelik olarak daha insancıl ve yönetilebilir bir boyutta tahmin edilebilir.<br />
&nbsp;Ortaya çıkan analizin anlaşılması nispeten kolaydır.</p>

<p>&nbsp;Aşağıdakileri içeren %100 üzerinden:</p>

<p>&nbsp;- %11'i Avrupa'da<br />
&nbsp;- %5'i Kuzey Amerika'da<br />
&nbsp;- %9'u Güney Amerika'da<br />
&nbsp;- %15'i Afrika'da*<br />
&nbsp;- %60'ı Asya'da yaşıyor</p>

<p>&nbsp;- %49'u bir köyde yaşıyor<br />
&nbsp;- %51'i şehirde yaşıyor</p>

<p>&nbsp;- %12'si Çince konuşuyor<br />
&nbsp;- %5 İspanyolca konuşuyor<br />
&nbsp;- %5 İngilizce konuşuyor<br />
&nbsp;- %3 Arapça konuşuyor<br />
&nbsp;- %3 Hintçe konuşur<br />
&nbsp;- %3'ü Bengalce konuşuyor<br />
&nbsp;- %3 Portekizce konuşur<br />
&nbsp;- %2 Rusça konuşuyor<br />
&nbsp;- %2 Japonca konuşuyor<br />
&nbsp;- %62'si ana dilinde konuşuyor.</p>

<p>&nbsp;- %77'sinin kendi evi veya kirası var.<br />
&nbsp;- %23'ünün ikametgahı yoktur.</p>

<p>&nbsp;- %21'i gereğinden fazla kalori tüketiyor<br />
&nbsp;- %63'ü üç öğün tam yemek yiyebiliyor<br />
&nbsp;- %15'i yetersiz besleniyor</p>

<p>&nbsp;- %48 yaşam maliyeti 2,00 dolardan az</p>

<p>&nbsp;- %87'sinin içme suyu var.<br />
&nbsp;- %13'ü içme suyuna sahip değil ve/veya yalnızca kirli su kaynaklarına erişebiliyor.</p>

<p>&nbsp;- %75'inin cep telefonu var<br />
&nbsp;- %25'inde hiç yok</p>

<p>&nbsp;- %30'unun internet erişimi var.<br />
&nbsp;- %70 bağlanamıyor.</p>

<p>&nbsp;- %7'si üniversite eğitimi almıştır.<br />
&nbsp;- %93'ü üniversitede okumadı.</p>

<p>&nbsp;- %83'ü okuyabiliyor.<br />
&nbsp;- %17'si okuma yazma bilmiyor.</p>

<p>&nbsp;- %33'ü Hristiyan<br />
&nbsp;- %22 Müslüman<br />
&nbsp;- %14 Hindular<br />
&nbsp;- %7'si Budist<br />
&nbsp;- %12'si diğer dinlere mensuptur<br />
&nbsp;- %12'si dinsiz, ateist</p>

<p>&nbsp;- %26'sı 14 yaşın altındadır<br />
&nbsp;- %66'sı 15 ile 64 yaş arasındadır<br />
&nbsp;- %8'i 65 yaşın üzerindedir.</p>

<p>&nbsp;Kendi eviniz (veya kiranız) varsa, günde 3-6 öğün yemek yiyip temiz su içiyorsanız, cep telefonunuz varsa, internette gezinebiliyor ve üniversiteye gidebiliyorsanız Little Privileged Group'un bir parçasısınız. &nbsp;(dünya nüfusunun %7'sinden azını oluşturan küresel elit kategorisi).</p>

<p>Mevcut şartlar altında, yeryüzündeki 100 kişiden sadece 8'i 65 yılı geçebilir.</p>

<p>&nbsp;65 yaşın üzerindeyseniz, mutlu olun ve minnettar olun. &nbsp;Hayatın tadını çıkar, anın tadını çıkar.</p>

<p>Senden önce gidenlerin %92'si gibi sen de 64 yaşından önce bu dünyadan ayrılmadıysan, zaten insanlık içinde kutsanmışsındır.</p>

<p>Sağlığınıza iyi bakın çünkü kimse sizden daha fazla umursamıyor!</p>

<p>Kalan her anın tadını çıkarın ve şikayet etmeyin.</p>

<p>40-90 yaş arası hepimiz için: İşte herkes için bazı basit ve yararlı öneriler.</p>

<p>&nbsp;Her zaman kontrol edin:<br />
&nbsp;1. Kolesterol<br />
&nbsp;2. Glisemi<br />
&nbsp;3. Trigliseritler<br />
&nbsp;4. Tansiyon</p>

<p>&nbsp;azaltmak:<br />
&nbsp;1. Tuz<br />
&nbsp;2. Şeker<br />
&nbsp;3. Buğdaydan zengin besinler<br />
&nbsp;4. Süt ürünleri<br />
&nbsp;5. İşlenmiş ürünler.</p>

<p>&nbsp;Gerekli yiyecek:<br />
&nbsp;1. Sebzeler<br />
&nbsp;2. Meyveler<br />
&nbsp;3. Su<br />
&nbsp;4. Spor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>&nbsp;Unutmaya çalışmamız gereken üç şey:<br />
&nbsp;1. Çağımız<br />
2. Geçmişimiz<br />
&nbsp;3. Şikayetlerimiz</p>

<p>&nbsp;Üç ana şey:<br />
&nbsp;1. Akrabalarımız/arkadaşlarımız<br />
&nbsp;2. Olumlu düşüncelerimiz;<br />
&nbsp; 3. Temiz ve misafirperver bir ev.</p>

<p>&nbsp; Üç temel şey:<br />
&nbsp;1. Daima gülümse/gül<br />
&nbsp;2. Kendi hızınızda düzenli fiziksel aktivite yapın<br />
&nbsp;3. Kilonuzu kontrol edin&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Yedi temel şey:<br />
&nbsp;1. Su içmek için susamayı beklemeyin;<br />
&nbsp;2. Uyumak için uykunuzun gelmesini beklemeyin;<br />
&nbsp;3. Dinlenmek için yorulana kadar beklemeyelim;<br />
&nbsp;4. Tıbbi testler yapmak için hasta olmayı beklemeyin;<br />
&nbsp;5. Her zaman daha iyi yarınlara umut beslemek için mucizeleri beklemeyelim...<br />
<br />
40-90 yaş aralığında değer verdiğiniz arkadaşlarınız varsa onlara bu mesajı gönderin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/dunya-nufusu-hakkinda-istatistiki-veriler-tespit-ve-tavsiyeler</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Feb 2024 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/02/dunya-nufusu-hakkinda-istatistiki-veriler-tespit-ve-tavsiyeler.jpg" type="image/jpeg" length="88262"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Filistin’de bu noktaya nasıl gelindi?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/filistinde-bu-noktaya-nasil-gelindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/filistinde-bu-noktaya-nasil-gelindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Filistin’de bu noktaya nasıl gelindi?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıl 1837&nbsp;<br />
Filistin nüfus sayımı yapılıyor, &nbsp;Filistin’de bulunan Yahudilerin toplam nüfusu 9 Bin olarak kayıtlara geçiyor.</p>

<p>Filistinli Arapların Yahudilere toprak satması ile bu rakam 50 Bine yükseldi. &nbsp;Böylece1882'de ikinci Yahudi yerleşimi kurulmuş oldu .&nbsp;<br />
1908'de Yahudi nüfusu 100 Binin üzerine çıkmıştı.&nbsp;</p>

<p>Bu topraklar devlet tarafından satılmıyordu,&nbsp;<br />
Bizzat o bölgede yaşayan Arap şeyhlerin şahsi mallarıydı.&nbsp;<br />
Ederinin çok üstünde fiyatlara satmak için Filistinli Araplar adeta yarışıyordu.&nbsp;</p>

<p>Hâlbuki Padişahın bu konuda açık emri vardır. Hiçbir yahudiye toprak satılmayacaktır.&nbsp;</p>

<p>Her şeyin kılıfını uyduran Yahudiler, Alman kimliği ile, İngiliz kimlikleri ile toprak satın alıyorlardı.&nbsp;<br />
Filistinli Arapların ise gözü doymak bilmiyordu.&nbsp;</p>

<p>Yani öyle işgal ederek başlamadı her şey!&nbsp;<br />
Adamlar bastılar parayı aldılar toprakları.&nbsp;</p>

<p>Demek ki neymiş, vatanın her bir karışı kutsal imiş, kutsalı satar isen başına bunlar gelir imiş!</p>

<p>Osmanlı &nbsp;dönemi sonrası Filistin İngiliz himayesi altına girdi ve toprak satışı yasağı kalkınca Yahudiler satın aldıkları toprakların tapularını kendi üzerlerine aldılar.&nbsp;</p>

<p>1925'te 944 Bin dönüm olan arazi satılmıştı!<br />
1927 de 1 Milyon 124 Bin dönüm arazi satılmıştı.<br />
1930 de satılan arazi miktarı 1 Milyon 700 Bin dönüme çıkmıştı.<br />
Bunlar hep satın alınan arazilerdi, tapulu belgeli!&nbsp;</p>

<p>1948 yılına gelindiğinde Bir devlet kurabilecek kadar toprak satın alınmıştı! Öyle Bazılarının söylendiği gibi Filistin falan işgal edilmiş değil!</p>

<p>Peki Bu Filistinliler nasıl insanlar&nbsp;<br />
Türkler ile bağları neymiş bir de ona bakalım.</p>

<p>Yıl 1915<br />
Filistin askerleri, &nbsp;Türk askerlerine cephe arkasından saldırmış ve 14 Bin &nbsp;Türk askerinin şehit olmasına birçok askerin yaralanmasına sebep olmuştur. &nbsp;Arap ihaneti ile esir düşen 15 Bin Türk askerinin gözleri kör edilerek eziyet edilmişti.&nbsp;</p>

<p>Kardeş Filistin Haaaa!</p>

<p>Yıl 1916&nbsp;<br />
Filistin bayrağı, Filistin halkını temsil etmek için kullanılan bayraktır. İlk olarak Şerif Hüseyin tarafından 1916 yılında Osmanlı Devletine karşı başlatılan Arap ayaklanmasının sembolü olarak 4 renkli, siyah, beyaz, yeşil ve kırmızı renklerden oluşan bir bayrak tasarlanır.&nbsp;<br />
En üstteki siyah yatay çizgi, Abbasileri;&nbsp;<br />
Ortadaki yeşil renk Şii Fatımileri;&nbsp;<br />
Alttaki beyaz renk Emevileri temsil eder.<br />
Kırmızı üçgen ise 1916 yılında Osmanlı Devletine isyan eden Şerif Hüseyin’in kabilesi Haşimoğullarını, diğer bir görüşe göre Arapların Osmanlı Devletine karşı bağımsızlığı için dökülen kanı temsil eder.</p>

<p>Yıl 1917&nbsp;<br />
Filistinli Araplar İngiliz Lawrance ile bir oluyor ve tarihe Akabe baskını olarak geçecek ihanete imza atıyorlardı. Akabe deki Tüm Türk askeri katledilmiştir. Bugün Ürdün-Filistin arasındaki wadi rum çölünde &nbsp;Lawrance Rölyefi ile Lawrance'ı dağlara taşlara kazımışlardır.</p>

<p>Ve aynı yıl yani 1917'de Kudüs Filistinliler tarafından İngilizlere Teslim ediliyor!&nbsp;</p>

<p>Bununla da kalmıyor İngiliz general Edmund Allenby Kudüs’e girerken Filistinli Araplar tarafından “El-Nebi” yani peygamber olarak karşılanıyor.</p>

<p>Yıl 1978&nbsp;<br />
Filistin Kurtuluş örgütü Terör örgütü PKK ya kucak açıyor, PKK ile birlikte Türkiye aleyhine faaliyetlere başlıyor.</p>

<p>Yıl 1979&nbsp;<br />
Ankarada bulunan Mısır Büyükelçiliği Filistinli teröristlerce basılıyor 1 polisimiz ve 1 bekçimiz şehit oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yıl 1980&nbsp;<br />
Filistin halk kurtuluş cephesi lideri George Habash, Lübnan'ın Sidon şehrindeki kamplarını Asala terör örgütü'ne açıyor, Asala'nın diplomatlarımızı katlettiği eylemlerine bu Filistinli teröristler de destek veriyor</p>

<p>Kardeşe bak kardeşe !&nbsp;</p>

<p>Yıl 1989<br />
Yaser Arafat, "Ermenistan'ın haklı davasını destekliyoruz" açıklamaları yapıyor.&nbsp;<br />
Karabağ işgaline ve Ermeni katliamlarına destek veriyor.</p>

<p>Yıl 1993<br />
Filistinli araplar, Mesud Barzani'nin "bağımsız kürdistan" fikrine de destek oluyor.</p>

<p>Yıl 2002<br />
Binbaşı Cengiz Toytunç Batı Şeriada, Barış gücünde görevliyken aracı durdularak oracıkta şehid ediliyor.</p>

<p>Yıl 2009&nbsp;<br />
Filistin devlet başkanı Mahmut Abbas Kıbrıs'ta Türklerin işgalci olduklarını, Rumların tüm tezlerini desteklediklerini dünyaya açıklıyor.</p>

<p>Yahu sizin gözünüzdeki bu perde nasıl kalkacak!&nbsp;<br />
Bitmedi...&nbsp;<br />
Devam.</p>

<p>Yıl 2012.&nbsp;<br />
Filistin devleti Al Nakba kupası adı altında bir organizasyon düzenliyor ve sözde Kürdistan takımını da davet edip, Kürdistan Futbol takımı ile maç yapıyor.</p>

<p>Yıl 2019<br />
Türkiye'nin Suriye'de başlattığı “Barış Pınarı harekatı” &nbsp;için Filistin’in de içinde olduğu “Arap birliği"; kınama mesajı yayınladı.</p>

<p>Yıl 2020.<br />
Filistin, Türkiye'nin doğu Akdeniz’deki hak iddialarına karşı olarak kurulan doğu Akdeniz gaz forumuna üye oluyor. (eastern mediterranean gas forum) &nbsp;<br />
Yunanistan, mısır, Kıbrıs Rum kesimi ve İsrail ile birlikte Türkiye'nin mavi vatan tezine karşı cephe alıyor.<br />
Ve aynı yıl yani 2020'de<br />
Filistin, Çin'in Uygur Türklerine yaptığı soykırımı destekliyor ve çin'in Uygur Türkleri politikasına destek verdiğini söylüyor.</p>

<p>Bugün Güzel ülkemin güzel sokaklarında bu Kahpe milletin üzerinde Türk kanının da temsil edildiği Filistin bayrağını şahlandıran bir kesim var.&nbsp;<br />
Onların amaçları nedir bilmiyorum ama, Türkiye’de; &nbsp;İtalyan, Alman, İngiliz şirketleri adı altında İsrail tarafından alınan binlerce dönüm tarım arazisinin satın alındığını herkes biliyor. Tıpkı vakti zamanında Filistinli Arap şeyhlerin topraklarını sattıkları gibi bizlerde topraklarımızı maalesef Ecnebilere sattık, satmaya da devam ediyoruz!</p>

<p>400.000 dolar veren herkes Türk vatandaşı olabiliyor...<br />
Filistinleşiyoruz ruhunuz duymuyor!</p>

<p>-Alıntıdır-</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/filistinde-bu-noktaya-nasil-gelindi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jan 2024 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/filistinde-bu-noktaya-nasil-gelindi.jpeg" type="image/jpeg" length="58209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pakistan Genelkurmay Başkanından Afganistanla ilgili sert çıkış]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/pakistan-genelkurmay-baskanindan-afganistanla-ilgili-sert-cikis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/pakistan-genelkurmay-baskanindan-afganistanla-ilgili-sert-cikis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pakistan Genelkurmay Başkanı General Asım Munir, doğu komşusu Hindistan ve batı komşusu Afganistan’a ”Ülkede artan güvensizlik” nedeniyle uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pakistan Genelkurmay </strong>Başkanı General <strong>Asım Munir</strong>, doğu komşusu Hindistan ve batı komşusu <strong>Afganistan</strong>’a ”Ülkede artan güvensizlik” nedeniyle uyarıda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Express Tribune’un haberine göre, Genelkurmay Başkanı Munir, devlet ve özel üniversitelerdeki öğrenciler arasında yaptığı konuşmada Pakistan’ın güvenliği söz konusu olduğunda kimseye saygı duyulmayacağını söyledi.</p>

<p>Munir, “Bir Pakistanlının hayatı Afganistan’ın tamamından daha önemli” dedi.</p>

<p>Ayrıca Afgan hükümetine uyarıda bulunan Munir, “Pakistan’a bakmayın, her şeyi feda etmeye hazırız.” ifadesini kullandı.</p>

<p>Pakistan’ın yaklaşık 50 yıldır beş milyon mülteci Afgan’ı beslediğini ifade eden Munir, Afganistan’ı Belucistan kurtuluş hareketine uzun süredir destek vermekle suçladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/pakistan-genelkurmay-baskanindan-afganistanla-ilgili-sert-cikis</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jan 2024 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/pakistan-genelkurmay-baskaninin-durusu.JPG" type="image/jpeg" length="17954"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'de Teksas krizi! 25 eyalet bildiri yayınladı!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/abdde-teksas-krizi-25-eyalet-bildiri-yayinladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/abdde-teksas-krizi-25-eyalet-bildiri-yayinladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de Teksas krizi yaşanıyor! Meksika sınırına kaçak göçmenlerin geçişini engellemek için dikenli tel yerleştiren Teksas Valisi, Yüksek Mahkeme'nin kararına uymamış ve ABD sınır devriyesine de izin vermemişti. Olayların ardından ABD'deki 25 eyalet Joe Biden yönetimine karşı çıkarak Teksas'a destek bildirisi yayınladı. Oklahoma Valisi Kevin Stitt ise devam eden sınır anlaşmazlığında Teksas'a destek amacıyla Ulusal Muhafızlarını Meksika sınırına yardıma göndereceğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Stitt Fox TV'ye yaptığı açıklamada, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın tüm Cumhuriyetçi valilere çağrısı üzerine, düzensiz göçmenlerin geçişini engelleme konusunda Washington yönetimiyle ters düşen "Teksas'ın yanında olduklarını" belirtti. Vali Stitt, sınır güvenliği için Teksas'a daha önce de Oklahoma Ulusal Muhafız Birliği'nden destek gönderdiğini anımsattığı açıklamasında, gerekli yönlendirmeleri yaptığını, "birliklerin hareket için hazırlandığını" söyledi.</p>

<p><strong>"PATRONLARINA İTAAT ETMEYE ÇALIŞIYORLAR"</strong></p>

<p>Bizzat Teksas sınırına giderek inceleme yaptığını aktaran Stitt, "Sınır görevlilerinin bile kafaları karışık. Bunlar iyi Amerikalılar ve patronlarına itaat etmeye çalışıyorlar ama bu politikayı da kabul etmiyorlar." diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD 2024 başkanlık yarışından Donald Trump lehine çekildiğini açıklayan Florida Valisi Ron DeSantis de X hesabındaki paylaşımında, "Anayasa gerçekten eyaletleri kendilerini bir işgale karşı savunma konusunda güçsüz bıraksaydı, ilk başta onaylanmazdı ve Teksas birliğe (federal yönetime) asla katılmazdı." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/abdde-teksas-krizi-25-eyalet-bildiri-yayinladi</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jan 2024 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/abdde-teksas-krizi.JPG" type="image/jpeg" length="79799"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ermeni lobisi Fransa’da ATATÜRK’ü hedef aldı]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ermeni-lobisi-fransada-ataturku-hedef-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ermeni-lobisi-fransada-ataturku-hedef-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atatürk filmini protesto eden ve Atatürk’le Hitleri bir tutmaya çalışan Fransa’daki Ermeni lobisine Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu tek cümleyle yanıt verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa'da faaliyet gösteren Comité de Défense de la Cause Arménienne (CDCA) adlı Ermeni Davasını Savunma Komitesi, Atatürk filmini hedef aldı. Lobinin,&nbsp;Türkiye&nbsp;Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile Hitler'i bir tutmaya çalışarak büyük bir skandala imza attı.</p>

<p>Ermeni lobisi,&nbsp;<strong>"Tüm hak savunucularını Ermeni nefretine yönelik bu özrün karşısında ayağa kalkmaya çağırıyoruz."</strong>&nbsp;şeklinde bir açıklama yaparak tepkisini dile getirdi.</p>

<p>Bu eleştirilere Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu hızlı bir şekilde yanıt verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mumcu, Fransızca bir cümle ile verdiği jet yanıtında, Türk bayrağını da ekleyerek Atatürk filmi afişi önünde çekilmiş bir fotoğrafını paylaştı.</p>

<p><img alt="f.png" height="855" src="https://cdn.yenicaggazetesi.com.tr/other/2024/01/25/f.png" width="589" /></p>

<p><img alt="feew.png" height="865" src="https://cdn.yenicaggazetesi.com.tr/other/2024/01/25/feew.png" width="531" /></p>

<p><strong>NE OLMUŞTU?</strong></p>

<p>2023 yılında Aras Bulut İynemli'nin başrolünde yer aldığı "Atatürk" dizisini yayınlayacağını açıklayan Disney Plus, bu kararından vazgeçmişti. Film sinemada iki bölüm halinde beyaz perdede yer aldı.</p>

<p>Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), dizinin yayınlanmaması için kampanya yürütmüş ve Disney için boykot kampanyası başlatmıştı.</p>

<p>Dizinin yayınlanmama kararının ardından ANCA, bir kutlama mesajı da yayınlamıştı. Türkiye yaşananlar karşısında ayağa kalkmış her kesimden tepki yağmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ermeni-lobisi-fransada-ataturku-hedef-aldi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jan 2024 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/ataturk-filmi.jpg" type="image/jpeg" length="14386"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kazan'da Tatar diline destek eylemi gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/kazanda-tatar-diline-destek-eylemi-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/kazanda-tatar-diline-destek-eylemi-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[16 Ocak'ta Kazan'da, büyük Tatar şairi Abdulla Tukay'ın anıtının yakınında, Azatlık Tatar gençleri Birliği Tatar dilini desteklemek için tek başına bir eylem düzenledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>16 Ocak'ta <strong>Kazan</strong>'da, büyük <strong>Tatar </strong>şairi <strong>Abdulla Tukay</strong>'ın anıtının yakınında, Azatlık Tatar gençleri Birliği <strong>Tatar dili</strong>ni desteklemek için tek başına bir <strong>eylem </strong>düzenledi. Birlik aktivisti elinde bir pankartla çıktı: "Rubin futbolcularının maaşları yılda 16 milyon avro (!). Dil geliştirme programı 111 milyon ruble (!). Tatar dilinin zorunlu eğitiminin geri getirilmesini ve dil geliştirme programının en azından futbolcu maaşları seviyesine çıkarılmasını talep ediyoruz."</p>

<p>Azatlık lideri Nail Nabiullin'e göre eylemin nedeni Tataristan'da dil koruma programına ayrılan fonun azaltılmasıyla ilgili haberlerdi ve Tatar aktivistler bu eylemle Tatar dilinin durumuna dikkat çekmek istiyorlar.</p>

<p>"Tataristan'ın devlet ve yerel dillerin geliştirilmesi programının finansmanını azalttığını öğrendik. Dil geliştirme programına ayrılan fonun azaltılması, özellikle de devlet Tatar dilinin kelimenin tam anlamıyla okullardan atıldığı bir dönemde çok çirkin.</p>

<p>Eylemden önce futbolcuların maaşlarını sorduk. Medyaya göre, Rubin futbol kulübü sadece 2023 yılında futbolcu maaşları için 16 milyon avro harcadı. Bu arka plan karşısında, dil geliştirme programı için zaten yetersiz olan fon miktarının azaltılması, cumhuriyet yetkililerinin bu dillerin, özellikle de Tatar dilinin geliştirilmesi konusunu ne kadar resmi bir şekilde ele aldıklarını göstermektedir. Kesintilerden önce bile fon miktarının son derece yetersiz olduğuna inanıyoruz. Futbolcuların kıyaslanamaz maaşları göz önüne alındığında, dil gelişimi için ayrılan fon miktarı Tatarlarla ve haklarımızla açıkça alay etmek anlamına geliyor. Başka bir deyişle, dillerin korunması ve geliştirilmesinin önemli olmadığı, önemli olanın oyuncuların nasıl koştuğu olduğu bize açıkça söyleniyor. Bu, anlaşmayı yenilemedikleri ve Tatar dilini seçmeli ders olarak bırakarak okullardan attıkları en az 2017'den beri kamuoyu önünde aşağılanmaya devam eden Tatar halkına ve Tatar kamuoyuna doğru bir başka tükürüktür. Son derece öfkeliyiz ve mevcut duruma kategorik olarak katılmadığımızı ifade ediyoruz.</p>

<p>Bugün Tataristan'da tam teşekküllü bir Tatar milli eğitim sistemi oluşturmak önemlidir. Tatar anaokulları ve okullarının kurulmasıyla başlayıp ulusal bir üniversite ile sona erecek. Aynı zamanda, bakanlıklar, daireler ve belediyeler için iki dilli personel yetiştirilmesine dikkat etmek önemlidir. Buna ek olarak, dilin tam gelişimi için modern Tatarca içeriğin oluşturulmasını finanse etmek önemlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Azatlık Tatar Gençleri Birliği, Tataristan'daki tüm eğitim kurumlarında Tatar dilinin zorunlu olarak okutulmasını talep etmektedir" - diye vurguladı Azatlık lideri Nail Nabiullin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/kazanda-tatar-diline-destek-eylemi-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jan 2024 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/kazanda-tatar-diline-destek-eylemi.jpg" type="image/jpeg" length="79999"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Biz Suud ailesi Yahudilerin kuzenleriyiz!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/biz-suud-ailesi-yahudilerin-kuzenleriyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/biz-suud-ailesi-yahudilerin-kuzenleriyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biz, Suudi ailesi, Yahudilerin kuzenleriyiz: Yahudilere düşmanlık gösteren herhangi bir Arap veya Müslüman Otoriteye tamamen katılmıyoruz; ama onlarla birlikte barış içinde yaşamalıyız. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Biz, Suudi ailesi, Yahudilerin kuzenleriyiz: Yahudilere düşmanlık gösteren herhangi bir Arap veya Müslüman Otoriteye tamamen katılmıyoruz; ama onlarla birlikte barış içinde yaşamalıyız.&nbsp;</p>

<p>Ülkemiz (Arabistan), ilk Yahudi'nin doğduğu ve onun soyundan gelenlerin dünyanın dört bir yanına yayıldığı Çeşme başıdır.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu, Kral Faysal El-Suud Bin Abdülaziz'in beyanıydı! ' O dönemde Kral Faysal El Suud, 17 Eylül 1969'da Washington Post'a yaptığı açıklamada, ailesinin Yahudilerle akrabalığını inkar edememişti.&nbsp;</p>

<p>Arabistan Müslümanlar tarafından değil, Yahudi parazitler tarafından kontrol ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/biz-suud-ailesi-yahudilerin-kuzenleriyiz</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jan 2024 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/arabistan.jpg" type="image/jpeg" length="78844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir İtalyan’ın gözüyle Türk çocukları]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/bir-italyanin-gozuyle-turk-cocuklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/bir-italyanin-gozuyle-turk-cocuklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllarca Türkiye’de araştırmalar yapmış olan İtalyan asıllı profesör Anna Masala geçtiğimiz senelerde ‘Türkiye’ye Aşk Mektuplarım’ isimli bir kitap yayımladı. Kitapta içindeki Türkiye sevgisini dile getiren Prof. Masala Türk çocuklarını bakın nasıl tarif ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllarca Türkiye’de araştırmalar yapmış olan İtalyan asıllı profesör Anna Masala geçtiğimiz senelerde ‘Türkiye’ye Aşk Mektuplarım’ isimli bir kitap yayımladı.</p>

<p>Kitapta içindeki Türkiye sevgisini dile getiren Prof. Masala Türk çocuklarını bakın nasıl tarif ediyor:</p>

<p>“Siz Türklere kompliman olmasın ama, çocuklarınızın hepsi güzeldir. Sadece güzel değil terbiyeli ve usludurlar. Gözlerinde ırkının güzelliği ve gururu parlar. Gençken Türk çocukları beni sokaklarda ‘abla’ diye çağırırdı. Sonra ‘teyze’ oldum. Yalnız birkaç sene önceleri bir delikanlı bana ‘nine’ deyince çok kırıldım..</p>

<p>Çok Türk çocuğu tanıdım ve onlarla ilgili çok anım vardır.</p>

<p>Birgün Ankara’da, Yenişehir sokaklarında oynayan bir çocuk grubu gördüm. O sırada bir askerî kamyon geçti. Çocuklar oyunu bırakıp dikkate geçerek, asker selâmı verince askerler de büyük bir ciddiyetle onlara cevap verdi.</p>

<p>&nbsp;Yanımda bulunan babam:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>*"Türk milleti budur, işte bu sebeple Türkiye’nin ebedî olduğuna inanıyorum.’ dedi…”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/bir-italyanin-gozuyle-turk-cocuklari</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jan 2024 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/bir-italyanin-gozuyle-turk-cocuklari.jpg" type="image/jpeg" length="48077"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKTC’de sessiz işgal şehit, gazi ve Denktaş’ın kemikleri sızlatılıyor!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/kktcde-sessiz-isgal-sehit-gazi-ve-denktasin-kemikleri-sizlatiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/kktcde-sessiz-isgal-sehit-gazi-ve-denktasin-kemikleri-sizlatiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC’de sessiz işgali gerçekleştiren israillilere ait 36 şirketin isimlerini ve sahiplerini açıklıyorum. İşte KKTC'yi parselleyen israilli şirketler]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“SESSİZ İŞGAL’İ önemsizleştirmek için hala “belge yok, kanıt yok, spekülatif yayınlar yapılıyor “ diyen CB Tatar ve Başbakan Ünal Üstel iyi okusun. Yabancılara arazi satışını yasaklayan, konut satışını sadece 1 apartman Dairesi ile sınırlayan, bugüne dek yapılan yasa dışı satışları geçersiz ilan eden yasayı Mecliste geçirene ve İSRAİLLİLERE VERİLEN VATANDAŞLIKLAR İPTAL EDİLENE KADAR peşinizi bırakmayacağız. İşte İSRAİLLİLERE AİT ŞİRKETLER</p>

<p>1- ÇATALKÖY HEİGHTS PROPERTİES LTD.</p>

<p>YUVAL MİCHAELY ( İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>AMİKAM MAHROOM (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>2- HERMAVİ PROPERTİES LTD.</p>

<p>AMİKAM MAHROOM ( İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>YUVAL MİCHAELY (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>3- İLYAL DEVELOPMENT</p>

<p>YACOB BAR OZ. (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>EYAL AMİR (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>4- MAPO İNVESTMENT LTD.</p>

<p>JOYAS LTD.</p>

<p>(Yahudi ortaklı yerel şirket)</p>

<p>5- NOYA BUİLDİNG LTD.</p>

<p>İTAMAR ÜNSAL SARILAN (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>6- YOSOLİNT İNVESTMENT LTD</p>

<p>(Yahudi ortaklı yerel şirket)</p>

<p>NADAV FRİEDMAN (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>İTAMAR ÜNSAL SARILAN (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>7- İTACARE PROPERTİES LTD</p>

<p>AMİKAM MAHROOM (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>YUVAL MİCHAELY (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>8- İSLA PROPERTİES LTD</p>

<p>AMİKAM MAHROOM (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>YUVAL MİCHAELY (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>9- SWEET WATER BAY PROPERTİES LTD</p>

<p>Eagle Bay Holdings İnc</p>

<p>Anguilla Tes Şti</p>

<p>Tatlısu’da iş takibini İSRAİLLİLER yapıyor</p>

<p>10- ALSANCAK DEVELOPMENT LTD</p>

<p>RAPHAEL ELMALEH (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>11- TATANKA PROPERTİES LTD.</p>

<p>AMOUR KANCEPOLSKY (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>12- PAUSA PROPERTİES LTD</p>

<p>TRNC Holdings İnc.</p>

<p>Anguilla Tes Şti</p>

<p>Gaziveren’de iş takibini İSRAİLLİLER yapıyor</p>

<p>13- WESTMORE MANAGEMENT LTD.</p>

<p>RAPHAEL ELHANANİ (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>14- MİCAR İNVESTMENT</p>

<p>RAPHAEL ELHANANİ (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>15- LİBET İNVESTMENT LTD</p>

<p>SHLOMO HAKİM (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>HAYIM SAYGIBİLEN ( TC/İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>16- BURTON MANAGEMENT LTD.</p>

<p>YOSEF SALMANİ (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>17- DASSİMONA, İNVESTMENT LTD</p>

<p>YOSEF SALMANİ ( İSRAİL VATANDAŞI)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>18- VALEGA İNVESTMENT LTD</p>

<p>(YOSEF SALMANİ)</p>

<p>19- KERİLDO İNVESTMENT LTD</p>

<p>İTAMAR ÜNSAL SARILAN (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>20- BLUE CARAMEL DEVELOPMENT LTD</p>

<p>CARAMEL ENTERPRİSES LTD. (Panama tescilli şirket)</p>

<p>21- BİG OLDU BAZAAR DEVELOPMENTS LTD</p>

<p>Kalecik/İskele’de. İş takibini İSRAİLLİLER yapıyor</p>

<p>22- SAPA PROPERTİES LTD</p>

<p>North Cyprus Teal Estates İnc</p>

<p>Anguilla Tes Şti.</p>

<p>Gaziveren’de. İş takibini İSRAİLLİLER yapıyor</p>

<p>23- YOSOLİNT İNVESTMENT LTD</p>

<p>İTAMAR ÜNSAL SARILAN (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>24- SAR-AY İNVESTMENT LTD.</p>

<p>NAOR YASİNOVSKİ (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>BEZALEL SHAİ YASİNOVSKEİ (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>25- SLEEPING ELEPHANT PROPERTİES LTD</p>

<p>North Cyprus Real Estates</p>

<p>Anguilla Tes Şti.</p>

<p>26- PARMES DEVELOPMENT LTD ( MŞ no:17160)</p>

<p>DANİEL PARDO ( İSRAİL – KKTC VATANDAŞI)</p>

<p>(KKTC’nin değişik bölgelerinde onlarca apartmanın sahibi)</p>

<p>27- LEXİNGTON DEVELOPMENT LTD.</p>

<p>NADAV FRİEDMAN (İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>28- SQUIRREL CONSTRACTİON LTD</p>

<p>SERGEİ KHROMOV ( İSRAİL/RUSYA vatandaşı)</p>

<p>29- DUMİCA, LTD VE AFİK GROUP LTD</p>

<p>AFİK (JACK) YAACOV (İSRAİL, PORTEKİZ, KKTC VATANDAŞI)</p>

<p>SİMON MİSTRİEL AYKOUT (İSRAİL, TC, KKTC VATANDAŞI)</p>

<p>30- İMKB DANIŞMANLIK YÖNETMELİK LTD,</p>

<p>31- OUTDOOR COMPANY LTD,</p>

<p>32- İSE CONSULTİNG&amp; DİRECTİNG LTD,</p>

<p>33- TECHNOLOGİES Group LTD</p>

<p>SİMON MİSTRİEL AYKOUT ( İSRAİL, TC, KKTC VATANDAŞI)</p>

<p>34- LİOMİ CONSTRACTİON LTD</p>

<p>AFİK (JACK) YAACOV ( İSRAİL, PORTEKİZ, KKTC VATANDAŞI)</p>

<p>SİMON MİSTRİEL AYKOUT (İSRAİL, TC, KKTC VATANDAŞI)</p>

<p>35- EVERGREEN LTD</p>

<p>AMİKAM MAHROOM ( İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>YUVAL MİCHAELY ( İSRAİL VATANDAŞI)</p>

<p>36- EUROCOAST LTD</p>

<p>BENZİ FRİEDMAN (İSRAİL, KKTC VATANDAŞI)</p>

<p>MAOR FRİEDMAN (İSRAİL – KKTC vatandaşı)</p>

<p>KKTC’DE İNŞAAT ŞİRKETLERİ OLAN DİĞER İSRAİLLİLER VE YABANCILAR</p>

<p>UDİ İLAN (Udilan)</p>

<p>( İSRAİL – KKTC vatandaşı)</p>

<p>Şirketinin adı tespit edilemedi.</p>

<p>Esentepe’de 1200 konut yapıp sattı. Bafra’da yaptığı 2700 konut inşa halinde. Toplam 3900 konut</p>

<p>İsrail Vatandaşı David Lewis’in sahibi olduğu Karpaz Gate Marina’nın ihale sürecini gerçekleştirdi</p>

<p>ANDREİ KENTLİER (KKTC vatandaşı yapıldı)</p>

<p>SERGEİ KHROMOV (Rus)</p>

<p>JOSHUA BEKİR BORA ( KKTC vatandaşı yapıldı)</p>

<p>SARAH ELİZABETH VAROY (İNGİLİZ)</p>

<p>SEYED AZİN ROSHAN (İRAN)</p>

<p>SANDRA KILIÇ (KKTC Vatandaşı yapıldı)</p>

<p>RAKESH KUMAR (İngiliz)</p>

<p>RANJİT SİNGH SOKHİ (İngiliz)</p>

<p>PAYAM AKHAVAN MALAYERİ (İngiliz)</p>

<p>PEDRAM AKHAVAN MALAYERİ (İngiliz)</p>

<p>ENGELBERT FRİEDSAM (Alman)</p>

<p>HANS WİLHELM OTMAR (Alman)</p>

<p>UWE ZEİLER ( Alman)</p>

<p>RAFAEL PIOTR SWICA (Polonya)</p>

<p>SANJİW MALİK (Hindistan)</p>

<p>SERGIUSZ LECH GOLEBIEWSKİ (Polonya)</p>

<p>Yukarıdaki şirketler sadece benim tespit edebildiklerim. KKTC vatandaşı avukatların adına kurulan veya yüzde 51 hissesi KKTC’li avukatlara, yüzde 49 hissesi İsraillilere/Ruslara/İranlılara/İngilizlere/Almanlara vb... ait olan daha onlarca şirket var. Girne bölgesinde Beşparmak Dağları etekleri ile İskele /Gazimağusa’da lüks malikanelerde yaşayan ve binlerce konut yapan, her biri 30-40 şirketin sahibi olan bu avukatlara devlet şu soruları niye sormuyor?</p>

<p>- Bir avukat olarak binlerce dönüm arazi alacak ve binlerce konut yapacak milyonlarca sterlini nereden buldunuz?</p>

<p>- Şirketinizin kullandığı bu paralar Bankacılık sistemi üzerinden mi geldi? Bunu kanıtlayabilir misiniz?</p>

<p>- Şirketiniz adına, yapılıp satılan binlerce konut için ne kadar kurumlar vergisi ödediniz?</p>

<p>- Siz ve ortaklarınız, ne kadar şahsi gelir vergisi ödedi?</p>

<p>- Binlerce konutu kimlere, kaça sattınız?</p>

<p>- Sattığınız binlerce konutun tapularını devrettiniz ve yüzde 21.5 oranındaki vergilerini ödediniz mi? Devretmediyseniz ve harçlarını ödemediyseniz niye?</p>

<p>- Aynı sorular vatandaş yapılan ve doğrudan kendi adlarına kurdukları şirketler adına veya kendi adlarına binlerce dönüm arazi alan, binlerce konut yapan İSRAİLLİLERE ve diğer yabancılara da sorulmalıdır</p>

<p>CB Tatar, Başbakan Ünal Üstel ve Maliye Bakanı Özdemir Berova’ya sesleniyorum.</p>

<p>Belge ve kanıt yukarıda bir kısmını aktardığım İskele, Karpaz, Yeni Erenköy, Tatlısu, Kaplıca, Geçitkale, Esentepe, Girne, Akdeniz, Gaziveren, bölgelerindeki 35 bin-50 bin arası konuttur. Belgeler ve Kanıtlar Şirketler Mukayitliğindeki şirket dosyalarındadır. Belgeler ve Kanıtlar yukarıdaki soruların yanıtlarındadır. Belge ve kanıt, yukarıdaki bölgelerde Tarım arazilerinin yüzde 80-85’inin İSRAİLLİLER başta olmak üzere yabancılar tarafından satın alınmış olmasıdır. Devlet elinizde. Her türlü soruşturma ve araştırmayı yapma imkanınız var. Bana soracağınıza gerekli araştırmayı niye başlatmıyorsunuz? Özel bir araştırma Komitesi kurun, çok yönlü geniş bir soruşturma yaptırın, yukarıdaki soruların yanıtlarını alın, kamuoyuna açıklayın ve gereğini yapın. Yabancılara arazi satışını tümüyle yasaklayan, sadece 1 konut alınmasına cevaz veren, . Paravan şirketler kurulmasını önleyen yasal düzenlemeyi acilen yapın. Bugüne de yapılan tüm yasadışı alımları geçersiz ilan ederek yasadışı alınan mülkleri devlete devredin.</p>

<p><strong>SABAHATTİN İSMAİL</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/kktcde-sessiz-isgal-sehit-gazi-ve-denktasin-kemikleri-sizlatiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Dec 2023 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/kktcde-sessiz-isgal-sehit-gazi-ve-denktasin-kemikleri-sizlatiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="51982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yunan Polisi, Doğum gününde Türk kızını katletti]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/yunan-polisi-dogum-gununde-turk-kizini-katletti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/yunan-polisi-dogum-gununde-turk-kizini-katletti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İskeçe'de köpeğini gezdirmeye çalışan Türk kızına çarpan Yunan Polisi olayı gizlemeye çalıştı. Yaşanan olayın ortaya çıkması ise Türk şehri İskeçe'de gösteriler düzenlenmeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yunanistan</strong>'da Batı Trakya'daki <strong>İskeçe</strong> ilinin Mizanlı Köyü'nde yaşayan Türk kızı <strong>Ayşe Kadri </strong>trafik kazasında hayatını kaybetti. Bir otomobilin çarpmasıyla hayatını kaybeden genç kız için Batı Trakyalılar sokağa döküldü, polisin tutanakla oynadığı ortaya çıktı.</p>

<p>Yunanistan'da 19 yaşındaki Türk kızı Ayşe Kadri'ye 3 gün önce polisin kullandığı otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti. Doğum gününde toprağa verilen genç kızın ölümüne ilişkin açılan soruşturmada polisin olayı gizlemeye çalıştığı ortaya çıktı.&nbsp;</p>

<p>Batı Trakya Gündem gazetesinin haberine göre, Yunan polis acil sağlık ekibine haber vererek ambulansın gelmesini bekledi ancak kazaya kendisinin sebep olduğu gerçeğini gizleyerek kendini tutanaklara görgü tanığı olarak geçirdi.</p>

<p><strong>HALK SOKAKTA, POLİS GÖZALTINDA</strong></p>

<p>Polisin ifadelerindeki çelişkilere yoğunlaşan emniyet yetkililerinin kısa sürede polis memurunun kazaya sebep olduğunu ortaya çıkartarak polisi gözaltına aldığı bildirildi.</p>

<p>Bu arada Ayşe Kadri’nin ölümüne neden olan polisin tutuklanması için İskeçe şehir merkezinde eylem düzenlendi. İskeçe şehir meydanında toplanan göstericiler ilk olarak İskeçe Emniyet Müdürlüğü’ne yürüdü ve ''Bu cinayet unutulmayacak. 19 yaşındaki kızın sesi olacağız” diye sloganlar atıldı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Emniyet güçleri aleyhine burada da sloganlar atmaya devam eden göstericiler daha sonra olaysız bir şekilde dağıldı.</p>

<p>Ayşe Kadri’nin doğum gün olan bugün (14 Aralık) yaşadığı Mizanlı Köyü Camii’nde kılınacak namazın ardından toprağa verildiği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/yunan-polisi-dogum-gununde-turk-kizini-katletti</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Dec 2023 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/yunan-polisin-olumune-neden-oldugu-turk-kizi-icin-halk-sokaga-indi.jpg" type="image/jpeg" length="94035"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yunan Savunma Bakanı Türkiye’den ne istormuş!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/yunan-savunma-bakani-turkiyeden-ne-istormus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/yunan-savunma-bakani-turkiyeden-ne-istormus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan’ın Türkiye’den ne istediğini Yunan Savunma Bakanı Dendias açıkça söyledi. To Vima gazetesine konuşan Dendias, "Sahadaki yumuşamanın yanı sıra Türk-Yunan ilişkilerinde gerçek bir sayfa açılmasını istiyorsak, Türkiye’nin gelecekte gerilime neden olabilecek yapısal konulardaki tutumunda da bir değişikliğe ihtiyacımız var. Bunlar arasında Casus Belli, Türkiye – Libya anlaşması, Mavi Vatan ve Kıbrıs meseleleri var.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanı <strong>Nikos Dendias</strong>, <strong>Türkiye</strong>’nin gelecekte gerilime neden olabilecek yapısal konularda da değişikliğe gitmesi gerektiğini söyledi. Dendias bunlar arasında Casus Belli, Türkiye – Libya anlaşması, Mavi Vatan ve <strong>Kıbrıs</strong> gibi konuların olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milli Savunma Bakanı Nikos Dendias, Türkiye’nin gelecekte gerilime neden olabilecek yapısal konularda da değişikliğe gitmesi gerektiğini söyledi. Dendias bunlar arasında Casus Belli, Türkiye – Libya anlaşması, Mavi Vatan ve Kıbrıs gibi konuların olduğunu kaydetti.<br />
<br />
To Vima gazetesine konuşan bakan Dendias, "Sahadaki yumuşamanın yanı sıra Türk-Yunan ilişkilerinde gerçek bir sayfa açılmasını istiyorsak, Türkiye’nin gelecekte gerilime neden olabilecek yapısal konulardaki tutumunda da bir değişikliğe ihtiyacımız var. Bunlar arasında Casus Belli, Türkiye – Libya anlaşması, Mavi Vatan ve Kıbrıs meseleleri var.” dedi.<br />
<br />
Türkiye Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>’ın Atina ziyaretiyle ilgili olarak “Erdoğan’ın ziyareti ne getirdi ve retorikteki değişikliği nasıl yorumluyorsunuz? Tutum ve politikada bir değişikliğe yol açabilir mi?” sorusunu yanıtlayan Dendias,"Erdoğan’ın Atina ziyaretinin ve Yüksek İşbirliği Konseyi’nin Türk-Yunan ilişkilerinde sükunete doğru bir adım olduğu bir gerçek. Bir Konsey ve bir ziyaretle sorunların ortadan kalkmasını ve anlaşmazlığımızın sihirli bir değnek değmişçesine çözülmesini bekleyecek kadar saf olmadığımızı söylemeye gerek yok. Ancak sükunet memnuniyet vericidir ve belirli koşullar altında daha fazla ilerleme sağlanmasına katkıda bulunabilir. Ancak Yunanistan ve Türkiye arasındaki askıda olan ilişkilerde tarihsel olarak yaşanan pek çok değişimi de unutmamalıyız. Hem olumlu hem de olumsuz senaryolara her zaman hazır olmalıyız." yanıtını verdi.<br />
<br />
“Yaşar Güler ile bir görüşmeniz oldu. Dışişleri Bakanı olduğunuz dönemden ve gerginlik döneminde Çavuşoğlu ile yaptığınız görüşmelerden bu yana atmosferde neler değişti?” sorusunu ise Dendias şöyle yanıtladı:<br />
<br />
"Sayın Güler kişisel iletişimde son derece sempatik bir insan ve sahadaki gerginlik açısından pek çok şeyin değiştiği doğru. Eski mevkidaşım Mevlüt Çavuşoğlu’na atıfta bulunduğunuz için, size uzun süredir devam eden dostane ilişkimizi hatırlatmama izin verin, bu da gerektiğinde Yunan pozisyonlarını savunmama engel olmadı. Öte yandan, Sayın Çavuşoğlu ile Türkiye’nin depremden etkilenen bölgelerine yaptığımız ortak ziyaretin gerginliğin azalmasının başlangıcı olduğunu da unutmamalıyız. İyi bir kişisel iletişim kesinlikle önemli bir rol oynamaktadır. Ancak sahadaki yumuşamanın yanı sıra Türk – Yunan ilişkilerinde gerçek bir sayfa açılmasını istiyorsak, komşu ülkenin gelecekte gerilimin yeniden tırmanmasına neden olabilecek yapısal konulardaki tutumunda da bir değişikliğe ihtiyacımız var. <strong>Yunanistan</strong>’ın yasal hakkını kullanmasına ilişkin Casus Belli, Türk-Libya Memorandumu, ‘tamamen asılsız’ Mavi Vatan teorisi, Ankara’nın Kıbrıs meselesindeki tutumu ve bir dizi başka konudaki bilinen asılsız iddialar bu konulardan bazılarıdır."<br />
<br />
Milli Savunma Bakanı Nikos Dendias “Türk – Yunan ilişkilerindeki iyi hava silahlanma planlarını etkiliyor mu?” şeklinde soruya ise "Yunanistan güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olmalı ve durumun rehinesi olmamalıdır. Sonuçta planlama orta ve uzun vadede yapılır ve kimse uzun vadede ne olacağını tahmin edemez. Ne de olsa sınır komşumuz Lüksemburg değil, Türkiye ve Ortadoğu. Her halükarda Yunanistan güçlü bir Silahlı Kuvvetlere sahip olmalı, hesaba katılması gereken bir güvenlik faktörü olmalı ve daha geniş bölgedeki gelişmelerde bir rolü ve söz hakkı olduğunu pratikte kanıtlamalıdır. Bu doğrultuda, Dışişleri Bakanı olarak ABD, Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri ile imzaladığım savunma anlaşmalarını ve Suudi Arabistan ve Mısır ile aramızdaki pratik savunma işbirliği ilişkisini hatırlatmak isterim." cevabını verdi.<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/yunan-savunma-bakani-turkiyeden-ne-istormus</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Dec 2023 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/yunan-savunma-bakani-dendias.jpg" type="image/jpeg" length="79988"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ege’de ve her yerde ulusal çıkarları savunmak]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/egede-ve-her-yerde-ulusal-cikarlari-savunmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/egede-ve-her-yerde-ulusal-cikarlari-savunmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan Ege’de Türkiye’ye ait 150’den fazla ada,adacık ve kayalık üzerinde egemenlik iddia ediyor .!Bunlardan kendisi için önemli gördüğü Türkiye’ye yakın büyük Adalar’da devlet uygulamalarına hız verdi. Yaptığı fener, iskele ,liman ,tesis, bina ,askeri üs , helikopter pisti gibi tesisler “Burası benimdir“ mesajını veriyor. 16 civarında adada bizzat Yunan bayrağı dalgalanıyor bu ise fiili işgal anlamına geliyor!!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan Ege’de Türkiye’ye ait 150’den fazla ada,adacık ve kayalık üzerinde egemenlik iddia ediyor .!Bunlardan kendisi için önemli gördüğü Türkiye’ye yakın büyük Adalar’da devlet uygulamalarına hız verdi. Yaptığı fener, iskele ,liman ,tesis, bina ,askeri üs , helikopter pisti gibi tesisler “Burası benimdir“ mesajını veriyor. 16 civarında adada bizzat Yunan bayrağı dalgalanıyor bu ise fiili işgal anlamına geliyor!!</p>

<p>&nbsp;Maalesef ruhumuzu ve benliğimizi kaybettik içe gömülerek çevremize ve dünyamıza sırtımızı dönerek yaşamaktan keyif alıyoruz .Bu nedenle etrafımızdaki çemberin giderek daraldığının farkında bile değiliz !<br />
Birileri dört bir taraftan nefesimizi kesiyor jeopolitik bir saldırı altındayız…</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>&nbsp;Öncelikle konunun daha iyi anlaşılabilmesi için sorunun Özü hakkında kısa bir bilgi vermem gerekiyor.Uluslararası hukuk gereğince,bir ülkenin belirli bir toprak parçası üzerinde egemenlik hakkı ileri sürebilmesi için bu alanın bir antlaşma ile kendisine devredilmesi gerekmektedir …<br />
Hiçbir koşulda otomatik olarak hükümranlık hakkı doğmaz!!!&nbsp;<br />
Devir için açık bir irade beyanı gerekir …</p>

<p>Yunanistan’a ;Londra (30 Mayıs 1913 )Atina (14 Kasım 1913 ) Altı Büyük Devletler Kararı (13 Şubat 1914 ) Lozan &nbsp;(24 Temmuz 1923) ve Paris (10 Şubat 1947 ) anlaşmaları ile isimleri resmen zikr edilen Osmanlı devletine ait ada ve adacıklar devredilmiştir…&nbsp;<br />
Üç ada ( Taşoz, Bozbaba ipsara) ismen zikredilmemekle birlikte , Altı Büyük Devlet kararını Lozan’da kabul etmemiz nedeniyle elimizden çıkmıştır.Hiçbir ülke Yunanistan’ın bu konudaki egemenlik hakkına karşı çıkmamaktadır …<br />
Kuzey ve Orta Ege’de dokuz ada (Semadirek, Limni, Midilli, Sakız ,Sisam ,Ahikerya,Taşoz, Boxbaba, Pisara ) Güney Ege’de ise 13 ada (Rodos ,İstanköy ,İstanbulya,İleryos,ileki,incirli ,Batnoz ,Çoban,Herke,Kerke,Kerkelemez &nbsp;Lipso ve Sombeki, ile Akdeniz’deki Meis adası ) bitişik adacıklar (sadece Güney Ege ve Meis için) Ile birlikte Yunanistan’a &nbsp;verilmiştir…<br />
&nbsp;Sonuç olarak verdiğimiz adalar Kuzey ve orta Ege’de dokuz Güney Ege’de 14 olmak üzere Manisa adası dahil toplam 23’tür bunun dışında kalan 150 dolayındaki ada adacık ve kayalık Osmanlı’nın mirasını devralan Türkiye’ye aittir …Türkiye Osmanlı’nın borçlarının nasıl ödediyse bu adaların sahiplenmesi de en doğal hakkıdır… Bu alanlar &nbsp;Gri ya da tartışmalı değil hiçbir tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde açık ve kesin olarak Türk toprağıdır…<br />
&nbsp;Sorun büyük bir tesadüf eseri Figen Akad adlı Türk ticaret gemisinin 25 Aralık 1995 günü Karsak’ta &nbsp;karaya oturması ile Türkiye’nin gündemine girmiştir .Gerginlik kısa sürede krize dönüşmüştür .Bu krizde Türk Dışişleri Bakanlığı ile Yunanistan’ın Ankara büyükelçiliği arasında nota teatileri &nbsp;yaşanmış ve böylece bu ihtilaf resmi bir nitelik kazanmıştır. O &nbsp;dönemde izlenen milli politikalar nedeniyle Türkiye bu sorunda ilkeli ve kararlı bir duruş sergilemiştir .</p>

<p>Türk Deniz kuvvetleri 1996 yılının Ocak ayinin sonunda çok kısa süre içinde olaya müdahil olmuş Kardak adacıkları civarında kısmi deniz kontrolü sağlanmış olaya Yunan deniz kuvvetlerinin müdahil olması engelleyerek inisiyatifi ele geçirmiştir ..Böylece Yunanistan geri adım atmak zorunda kalmış ,Başbakan genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları arasındaki karşılıklı suçlamalar yunan basının manşetlerine taşınmıştır.. Bu olay sonrasında yunan Silahlı kuvvetlerinin teşkilat yapısında köklü değişikliklere gidilmiştir …</p>

<p>Konu yaşamsal önemdedir çünkü ada ,adacık ve kayalıkların 1982’de Karakasta imzalanan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine göre karasuları kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeleri bulunmaktadır ..<br />
Bu konu Türkiye ile yunanistan arasındaki sorunların çözümüne de tesir edecektir …Türkiye’nin bu hakkından vazgeçmesini gelecek kuşaklar asla affetmez …</p>

<p>Yunanistan devlet ve basın olarak bu konuda yunan ulusunu dinamik ve canlı tutarken Türkiye’de bu sorun Türk milletinden Gizlenerek kapalı kapılar ardında müzakere edilmektedir …Yunan devlet adamları basın karşısında kendi görüşlerini cesurca savunurken Türk devlet adamlarının ne söyledikleri anlaşılamamaktadır ..</p>

<p>Kardak’ta 20 yıl önce kükreyen Türkiye günümüzde daha büyük ihlaller işgaller yaşanırken niçin şimdi kuzuların Sessizliğine bürünmüş bu durumun oluşmasında Ergenekon Balyoz gibi davaların bir rolü olabilir mi ???</p>

<p>Türkiye’yi silahsız işgal ediyoruz diye düşünen batı yunanistan ve emperyalizmin içimizdeki yardakçıları TESEV’ciler, Sorosçular, Türk isminden ürkenler ,kimliksiz ve kişiliksiz millet hayal edenler bölücüler gericiler ,vatansız solcular, ulusal gurur duygusunu yitirenler ; hiç boşuna heveslenmeyin!!&nbsp;<br />
Aç tavuk kendisini buğday ambarında sanırmış!!!<br />
Türkiye Ege’de gerekeni yapacak güçtedir…</p>

<p>Alıntı&nbsp;<br />
MAVİ VATAN İÇİN JEOPOLİTİK ROTA&nbsp;<br />
Soner POLAT<br />
Sayfa (156-158)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/egede-ve-her-yerde-ulusal-cikarlari-savunmak</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/egede-ve-her-yerde-ulusal-cikarlari-savunmak.jpg" type="image/jpeg" length="80301"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaycı: Elazığ'ı Çekersen Kalkan Düşer]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/yayci-elazigi-cekersen-kalkan-duser</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/yayci-elazigi-cekersen-kalkan-duser" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müstafi Tümamiral ve Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihat Yaycı, İsrail ile Filistin arasında yaşanan savaşta Türkiye'yi merkeze alarak değerIendirmenin ve gelişmelerin Türkiye'ye mevcut ve gelecekteki olası etkilerini analiz etmenin öncelikli olması gerektiğini belirterek Elazığ'ın da 'Vadedilmiş Topraklar' arasında olduğunu ve Elazığ'ın Türkiye'nin Anadolu'daki kalkanı olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Başarılarıyla tüm Elazığlıların gururu olan, Tümamiral ve Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Elazığlı Hemşehrimiz Doç. Dr. <strong>Cihat Yaycı</strong>, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını, Amerika ve İngiltere gibi küresel güçlerin Türkiye’ye ve bölgemize bakış açılarını Hakimiyet Gazetesi’ne açıkladı. Yaycı, aynı zamanda yapılması gerekenler konusunda da önemli uyarılarda bulundu.&nbsp;</p>

<p>Hakimiyet Haber Muhabiri Feyza Nur Dikici’nin sorularını yanıtlayan Yaycı, İsrail’in tarihin en işgalci ve yayılmacı politikasını benimseyen devlet &nbsp;olduğuna vurgu yaparak bu siyasi atmosferde Türkiye’nin ve Elazığ’ın önemli bir konumda bulunduğunu, &nbsp;olayları yorumlarken Türkiye’ye mevcut ve gelecekteki olası etkilerini analiz etmenin öncelik olması gerektiğini, Türk Devleti ve Milletinin zayıflaması durumunda da bütün mazlumların ve İslam dünyasının savunmasız kalacağını ifade eden Yaycı, Elazığ’ın Türkiye’nin Anadolu’daki kalesi olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>İşte Muhabirimiz Feyza Nur’un Yaycı’ya sorduğu sorular ve yanıtları:</strong></p>

<p></p>

<p><a data-fancybox="" href="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x758/s/dosya/yuklenenler/2023/12/1_1701695363_kdO0go.jpg" rel="nofollow" title="Haber Görselini Büyük Boyutta Göster"><img alt="Yaycı: Elazığ'ı Çekersen Kalkan Düşer" data-ll-status="loaded" data-src="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x758/s/dosya/yuklenenler/2023/12/1_1701695363_kdO0go.jpg" src="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x758/s/dosya/yuklenenler/2023/12/1_1701695363_kdO0go.jpg" style="width: 650px; height: 385px;" /></a></p>

<p><em><strong>1. İsrail’in ‘vaat edilmiş topraklar’ adı altında oluşturduğu sözde haritada Elazığ’ın konumu hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></em></p>

<p>“Malum “Arzı Mevud yani Vadedilmiş Topraklar” Nil Nehri &nbsp;ile Fırat ve Dicle Nehirleri arasında kalan topraklar yani Verimli Hilal denilen alandır. Bu hedef ülkenin kuzeyinde, yani Fırat ve Dicle nehirleri arasında 3 devlet vardır; Irak, Suriye ve Türkiye’dir. Irak ve Suriye iç çatışmalarla parçalanmış ve Büyük İsrail’e hazır hale getirilmiştir. Sırada Türkiye vardır.”</p>

<p><strong>“BATI ELİYLE İSRAİL’E VE BATI’YA DÜŞMAN BİR HÜKÜMET”</strong></p>

<p>1979'da İran devrimi Batı desteği yapılmış bir devrimdir. İran İslam Cumhuriyeti de Batı tarafından Batı karşıtı bir devlet olarak oluşturulmuştur. Humeyni Paris'te uzun yıllar yaşamış ve burada yapılanmış, sürgün hükümetini burada kurmuştur. Devrim olgunlaşınca Humeyni, Air France uçağıyla 1979'da Tahran Havaalanına inmiştir. İlk geldiği andan itibaren de İsrail'e sürekli tehditler savurmuştur. Yani Batı eliyle İsrail'e ve Batı'ya düşman bir hükümet kurulmuştur. 1980'de yani daha Devrimden bir yıl bile geçmeden İran durduk yere “Vadedilmiş Toprakların Doğu’daki Ülkesi” Irak'a savaş açmış ve sekiz sene boyunca Irak’ı yıpratmıştır. Bu mücadele İsrail ve ABD’den alınan silahlarla yapılmıştır. Akabinde Birinci Körfez Harekâtı, ikinci Körfez Harekâtı, uçuşa yasak bölgeler, Irak'ın yıkılması, parçalanması, burada bir Barzanistan kurulması, sonra aniden;</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;2011 yılında “Vadedilmiş Toprakların diğer ülkesi” Suriye'de iç savaş çıkarılması,</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Barzanistan’ın Kerkük'e saldırması,&nbsp;</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bağımsızlık referandumu,&nbsp;</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Barzanistan’ı Suriye'ye doğru genişletme ve&nbsp;</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Müteakiben bölgede bir koridor oluşturarak Akdeniz’e uzatma çabaları bunu takip eden adımlardır.&nbsp;</p>

<p><strong>“BÜYÜK ORTADOĞU DEĞİL BÜYÜK İSRAİL PROJESİ”</strong></p>

<p>Planın adı Büyük Ortadoğu Projesi değil, vadedilmiş toprakların ele geçirilmesi yani Büyük İsrail Projesidir. İsrail’in vadedilmiş toprakları Türkiye’nin 22 vilayetini de kapsamaktadır, bu alanın içinde Elazığ da yer almaktadır. Elazığ, Türk’ün Anadolu’daki kalkanıdır. &nbsp;Tarih boyunca Elazığ’a siper görevi yüklenmiştir. Unutulmamalıdır ki Elazığ’ı çekersen kalkan düşer.</p>

<p><a data-fancybox="" href="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x718/s/dosya/yuklenenler/2023/12/5_1701695391_QNARvc.jpg" rel="nofollow" title="Haber Görselini Büyük Boyutta Göster"><img alt="Yaycı: Elazığ'ı Çekersen Kalkan Düşer" data-ll-status="loaded" data-src="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x718/s/dosya/yuklenenler/2023/12/5_1701695391_QNARvc.jpg" src="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x718/s/dosya/yuklenenler/2023/12/5_1701695391_QNARvc.jpg" style="width: 650px; height: 365px;" /></a></p>

<p><strong>“DÜNYANIN EN İŞGALCİ DEVLETİ İSRAİLDİR”</strong></p>

<p><em><strong>2.İsrail-Filistin savaşının bölgeye etkisini yorumlar mısınız?</strong></em></p>

<p>&nbsp;İsrail dünyanın en genişlemeci, en işgalci devletidir. İsrail yüz ölçümüne oranla işgalciliğiyle ve genişlemeciliğiyle dünyada kıyaslanamayacak bir devlettir. İsrail'in yapısını siyasi olarak anlamak açısından dikkat çeken hususlar mevcuttur. İsrail bir din devletidir, teokratik bir devlettir. İsrail yönetimi her söyleminin, İsrail' devlet politikasının kaynağı Tevrat’tır. İsrail Dışişleri Bakanı ve İsrail Milli Savunma Bakanı ve Başbakanı karşımızda hayvanlar var, insanlar yok, kural yok, kanun yok, mahkeme yok diyerek, Gazze'ye saldırmaktadır. Bunun kaynağı Tevrat'tın Samuel versiyonunun 15. Babında üçüncü ayetindedir. Orada şöyle demektedir: “Düşmanı vur ve onların her şeylerini tamamen yok et ve onlara merhamet etme. Ve erkekten kadına, çocuktan emzikli olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür.” İşte Tevratik yöntem budur.</p>

<p><strong>“İSRAİL BÜYÜMEYİ HEDEFLEYEN BİR DEVLETTİR”</strong></p>

<p>İsrail 1948'den itibaren Filistin'in yüzde %85 kadar toprağını yutmuştur. Yani İsrail’in toprak vermesini, 1967 sınırlarına dönmesini beklemek gerçekçi değildir. İsrail toprak büyütmeyi hedefleyen bir devlettir. Dolayısıyla İsrail her an her yere saldırabilir. Çünkü İsrail göçü teşvik eden bir devlettir. İsrail Filistin'e toprak vermesi ancak Lübnan ve Suriye'den toprak alması ya da başka devletlerden alması ile gerçekleşir.&nbsp;</p>

<p><strong>“ÖRTÜLÜ HEDEF TÜRKİYE’DİR”</strong></p>

<p>Olayları Suriye, Irak, Yunanistan gibi çevre ülkelerdeki hareketlilik dahilinde okumak gereklidir. Projeyi, Gazze ve Filistin ile sınırlandırmak büyük yanılgı olur. Orta Doğu’yu dizayn etme planı, Gazze’den başlamıştır. Bölgedeki bu karışıklık ABD, İngiltere gibi küresel güçleri askeri olarak Orta Doğu’ya çekme planı dâhilinde önceden kurgulanmış gibi görünmektedir. Bu bağlamda ABD ve İngiltere, en güçlü uçak gemilerini İsrail’e destek için Akdeniz’e gönderdi. Ancak burada örtülü hedef Türkiye’dir. Türkiye’yi Akdeniz’de sindirmek, Irak, Suriye gibi sıcak cephelerde köşeye sıkıştırmak ve hatta Türkiye’den toprak kopartılmak istenmektedir.&nbsp;</p>

<p><strong>“MÜSLÜMANLAR ÖLÜYOR”</strong></p>

<p>Olaylara bir diğer yönüyle baktığımız ise Filistin'de 200 bin Türkmen yaşamaktadır. Suriye'nin güneyinde Sünni köyler bulunmaktadır. Burada ve Lübnan'da Sünni köylerde İran'ın Hizbullah milisleri sözde buradan İsrail'e roket atılmaktadır. İsrail de Sünni köyleri bombalamakta. Sünni halk, Sünni Müslümanlar ölüyor. Mezhepçi değilim bu durumu sadece uluslararası ilişkiler açısından analiz etmeye çalışıyorum. Sünni köyler bombalanıyor, Sünni köylerdeki insanlar ölüyor ya da kaçıyorlar. Buradaki boşlukları da Hizbullah'ın getirdiği Şiiler doldurmaktadır.&nbsp;</p>

<p><strong>“TÜRKİYE TEK BAŞINA DURDURAMAZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’deki soykırımı durdurmaya yetecek siyasi, askeri, ekonomik güç Türkiye’de yoktur. Bu savaşı durdurma gücüne sahip olan yapılar mevcuttur. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği üyesi petrol ve doğalgaz üreticisi devletler Batı’ya doğalgaz ve petrol ambargosu uygulanmalı ve Batı’nın en önemli pazarı olan ülkeler Batı ile tüm anlaşmalarını askıya alarak ithalatı da durdurarak İsrail destekçisi ülkelerin ekonomilerini felce uğratmalıdır. Ancak İİT ve Arap Ligi’nin toplantısında gündem maddesi yapılan bu öneri. Esmer Britanyalılar tarafından reddedildi. Bu devletler: Suudi Arabistan, Bahreyn, Fas ve BAE. Bu dört devlet dışında bazıları da zaten bu dört devlet her nasılsa reddedeceği öngörüsüyle çekimser kaldı. Bu dört devletin reddetmesi ile bu öneriler hayata geçmedi. İşte niye Esmer Britanyalılar diyorum çünkü bunlar Arap kıyafetli sömürge İngiliz/Amerikan valileri ve İsrail valileri. Netanyahu dedi ki: “Arap liderlere şunu söylüyorum, çıkarlarınızı ve iktidarınızı korumak istiyorsanız tek bir şey yapmalısınız: sessiz kalmalısınız.” Aynen de öyle yaptılar. Sadece Türk halkının değil Arap halkının da şunu görmesi lazımdır, Arap Devletlerinin yöneticileri ABD, İngiliz ve Fransızlar tarafından bölge haklı içerisinden seçilmiş ailelerdir. Bunlar sömürge valileridir. Dolayısıyla bunların Amerika, İngiltere, Fransa aleyhinde bir şey yapmaları imkansızdır. Arap ülkelerinin reaksiyonları caydırıcı güçleri olmalarına rağmen kullanmamaları gerçek yüzlerini göstermektedir.&nbsp;</p>

<p><strong>“İRAN SÜRECE DAHİL OLMAYACAK”</strong></p>

<p>İran’ın ABD ile ve müstemleke valilerinin yerleştirildiği Körfez ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesi çok dikkat çekicidir. İsrail’in bu saldırılarından önce İran’ın ABD tarafından bir takım alacaklarının iade edilmesi de dikkat çekicidir. Görüldüğü üzere İran kendi menfaatleri açısından bakmaktadır. Birleşmiş Milletler Temsilcisinin yaptığı açıklamalara da bakıldığı takdirde İran’ın halkına saldırı olmadığı müddetçe bu sürece dahil olmayacağı açıkça görülmektedir.</p>

<p><a data-fancybox="" href="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x852/s/dosya/yuklenenler/2023/12/3_1701695403_qkHuRJ.jpg" rel="nofollow" title="Haber Görselini Büyük Boyutta Göster"><img alt="Yaycı: Elazığ'ı Çekersen Kalkan Düşer" data-ll-status="loaded" data-src="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x852/s/dosya/yuklenenler/2023/12/3_1701695403_qkHuRJ.jpg" src="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x852/s/dosya/yuklenenler/2023/12/3_1701695403_qkHuRJ.jpg" style="width: 650px; height: 433px;" /></a></p>

<p><em><strong>3.Savaşın ve ateşkesin ülkemize, özellikle bölgemize olan etkisinden bahseder misiniz?</strong></em></p>

<p><strong>“TUZAĞA DÜŞMEMEMİZ GEREKİYOR”</strong></p>

<p>&nbsp;Bunu Haç-Hilal savaşına döndürmeye çalışıyorlar. Sayın cumhurbaşkanı da uyardı bu konuda bunu Haç-Hilal savaşına döndürmeyin diye. Bunu döndürmek isteyen ve bunu bir armagedon olarak gören bir zihniyet var Batı’da. Bu süreçte Türkiye’nin hedef olarak seçildiğini gösteren bir takım olaylar gelişmiştir ama bizim bu tuzağa düşmememiz lazım. Haç-Hilal savaşı yaparak yaptırarak o konuma düşürerek hak ve menfaatlerin zedelenmesi, bu sömürge valililerinin iyice güçlenmesi, Esmer Britanyalıların iyice güçlenmesine neden olmamalıyız. Onlar zaten Hilal savaşı yapmazlar. Onların böyle bir savaş çıktığında Haçlıların yanında duracağından şüphe yoktur o yüzden bizim bu durumda sayın cumhurbaşkanının ifadesi de çok doğrudur. Bunun bir din savaşına çevirmeyin uyarısıyla bu durumun bambaşka olduğuna dair Türk halkına salık vermiştir, Duygularımızla hareket etme zamanı değildir. Olayları iyi analiz etmek lazımdır.</p>

<p><strong>Türkiye’yi hedef alan olayları hatırlayacak olursak;</strong></p>

<p><strong>Birincisi;</strong>&nbsp;01 Ekim 2023’te TBMM’nin açılış oturumu zamanında Suriye’den iz bırakarak gelen iki PKK/YPG’li Ankara’da İçişleri Bakanlığı’nın önünde eylem yapmaya kalktı. Bugüne kadar “YPG’nin hedefi Türkiye değildir IŞİD’dir bu yüzden yardımcılarımızdır” diyen ABD, Türkiye’ye bir mesaj verdi. Mesaj ise ‘artık YPG’nin hedefi sensin’.&nbsp;</p>

<p><strong>İkincisi;&nbsp;</strong>5 Ekim 2023 tarihinde Suriye’ye yönelik askeri harekât sırasında ABD güçleri Türkiye’ye ait ANKA-S SİHA aracını düşürdü. Bugüne kadar YPG’nin hedefi Türkiye değildir IŞİD’dir bu yüzden yardımcılarımızdır diyen ABD, Türkiye’ye bir mesaj verdi. Mesaj ise ‘artık YPG’nin hedefi sensin’. Bu terörist eylemlerinden hemen sonra haklı olarak PKK/YPG’ye karşı yaptığı hava harekâtı sırasında Türkiye’nin uyarılarına rağmen PKK’nın yanın ayrılmayan ABD güçleri tarafından F-16 ile bir SİHA’mız düşürüldü ve düşürüldüğüne dair açıklama yaptılar. Tarihte ilk defa bir NATO devleti NATO müttefikinin hava vasıtasını kasten düşürdü ve açıklama yaptı.</p>

<p><strong>Üçüncüsü;</strong>&nbsp;07 Ekim’de başlayan İsrail’in Filistin’e yaptığı soykırım harekâtından 2 gün sonra Amerikan Uçak Gemisi görev grubu bünyesinde USS Gerald R. Ford Uçak Gemisi “Gambot Diplomasisi” uygulayarak Abdülhamit Han Sondaj Gemisinin hemen yanında durdu hem de Sevilla Üniversitesi Haritasının sözde Türkiye- Yunanistan sınırında. Yani bu; ‘buradan Batı’ya geçmeyeceksin bizim tanıdığımız sınırlar budur, Yunanistan’ı destekliyoruz, Doğu Akdeniz’de ayağını denk al’ mesajı vermiştir.&nbsp;</p>

<p><strong>Dördüncüsü;&nbsp;</strong>14 Ekim 2023 tarihinde ABD Başkanı Joe Biden, Türkiye’yi yazılı ve sözlü olarak “Türkiye’nin Suriye’deki faaliyetleri ABD’nin ulusal güvenliğine ve dış politikasına olağanüstü bir tehdittir” değerlendirmesinde bulundu. ABD Başkanı Joe Biden, Türkiye’yi yazılı ve sözlü olarak Suriye’deki faaliyetleri nedeniyle ABD’nin ulusal güvenliğine ve dış politikasına olağanüstü bir tehdit olarak değerlendirmesidir.</p>

<p><strong>Beşinci gösterge ise</strong>; &nbsp;15 Ekim 2023 tarihinden itibaren Mısır, Ürdün, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve BAE gibi bölgedeki tüm ülkeleri ziyaret eden, telefon görüşmeleri yapan ABD, bölgedeki tek NATO üyesi ülke olan müttefiki Türkiye’yi muhatap almamıştır. Halbuki Biden ve Blinken’ın ilk görüşmeleri gereken ülke Türkiye olmasına rağmen bu ‘biz sizi karşı cephede’ görüyoruz mesajıydı.</p>

<p><strong>Son mesaj ise</strong>; 29 Ekim 2023’te Rojawa Batı Kürdistan Özerk Yönetimi” denilen teröristler sözde Kürdistan haritası yayınladılar. O büyük Kürdistan haritasında da başkent Diyarbakır olarak gösteriliyordu. Son mesaj ise; Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümünde ABD “YPG PKK ile eşit değildir; YPG’nin hedefi Kürdistan demek değildir, YPG bizim müttefikimizdir onlar IŞİD ile savaşıyor” söylemleri olmuştur.</p>

<p><strong>“ABD YPG ŞAPKASINI ÇIKARMIŞ, PKK OLDUĞUNU GÖSTERMİŞTİR”</strong></p>

<p>Nihayetinde bu niyet artık açıkça ifade edilmeye de başlamıştır. Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş Yıldönümünde, 29 Ekim 2023,’de sözde Rojawa Batı Kürdistan Özerk Yönetimi denilen teröristler sözde Kürdistan haritasını resmi olarak ilk defa yayınladılar. O büyük Kürdistan haritasında da başkent Diyarbakır olarak gösteriliyordu. &nbsp;Artık YPG de şapkasını çıkarmış, aslında PKK olduğunu göstermiştir. ABD’nin bugüne kadar, “YPG PKK’dan farklıdır, YPG İŞİD ile savaşan, Türkiye ile ilgili bir amacı olmayan bir müttefik güçtür” lafları da artık rafa kendileri tarafından kaldırılmıştır.</p>

<p><a data-fancybox="" href="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x729/s/dosya/yuklenenler/2023/12/6_1701695416_jZSi4m.jpg" rel="nofollow" title="Haber Görselini Büyük Boyutta Göster"><img alt="Yaycı: Elazığ'ı Çekersen Kalkan Düşer" data-ll-status="loaded" data-src="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x729/s/dosya/yuklenenler/2023/12/6_1701695416_jZSi4m.jpg" src="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x729/s/dosya/yuklenenler/2023/12/6_1701695416_jZSi4m.jpg" style="width: 650px; height: 370px;" /></a></p>

<p><em><strong>4.Bu savaşın gelecekte ülkemize ve bölgemize etkisi nasıl olur?</strong></em></p>

<p>Hatırlayınız, 07 Ekim İsrail Filistin arasındaki olaylar başlamadan önce bu bölgede bir anda YPG/PKK'ya bir el, Deyrizor güneyine inin diye talimat verdi. Ardından PKK/YPG, Arap köylerine saldırdı ve Arap aşiretleri de karşılık verdi. Türkmen güçleri de bu Arap aşiretlerine destek vererek PKK'nın bölgenin aşağıya doğru inmesini engellemeye çalıştılar. Ancak PKK, bölgede hala inmeye devam etmektedir.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri veya diğer bağımsız devletler bir tehdit algıladıkları durumda, bu tehdidin ortadan kaldırılması için aksiyon alma zorunluluğunu taşırlar. O aksiyon ise o tehdidin ortadan kaldırılması şeklinde pratiğe dökülür.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE MİĞFERİNİ SIKICA TAKMALI”</strong></p>

<p>O zaman Türkiye’ye karşı Amerika Birleşik Devletleri’nin bir aksiyon alması muhtemel değil, mukadderdir. Bu çıkarımı 40 yıllık bir asker ve aynı zamanda bir uluslararası ilişkiler hocası olarak sunmaktayım. O nedenle Türkiye gelinen noktada miğferini sıkıca takmalı ve sınırlarını güven altına almalıdır.<br />
Türkiye için tehlike şudur: PKK/YPG'nin kuzeyden güneye inerek, İsrail’in de güneyden Suriye'den ve Lübnan’dan (güya kendisine bu topraklardan saldırılıyor gerekçesi ile) toprak alarak ABD kontrolündeki bölgeye ulaşması durumunda, İsrail ve PKK/YPG birleşir ve böyle bir durumda da İsrail Türkiye'ye komşu olur.&nbsp;</p>

<p><a data-fancybox="" href="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x853/s/dosya/yuklenenler/2023/12/manset-1-2_1701695464_mloP5f.jpg" rel="nofollow" title="Haber Görselini Büyük Boyutta Göster"><img alt="Yaycı: Elazığ'ı Çekersen Kalkan Düşer" data-ll-status="loaded" data-src="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x853/s/dosya/yuklenenler/2023/12/manset-1-2_1701695464_mloP5f.jpg" src="https://i.elazighakimiyethaber.com/c/80/1280x853/s/dosya/yuklenenler/2023/12/manset-1-2_1701695464_mloP5f.jpg" style="width: 650px; height: 433px;" /></a></p>

<p><strong>“OLAYLARI TÜRKİYE’Yİ MERKEZE ALARAK DEĞERLENDİRMELİYİZ”</strong></p>

<p>Unutulmamalıdır ki, olayları Türkiye’yi merkeze alarak değerlendirmek ve gelişmelerin Türkiye’ye mevcut ve gelecekteki olası etkilerini analiz etmek öncelik olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığını tehlikeye atacak herhangi bir hamlenin olması durumunda Türk milletinin de büyük tehlikeyle karşı karşıya kalacağını, Türk Devleti ve Milletinin zayıflaması durumunda da bütün mazlumların ve İslam dünyasının savunmasız kalacağını unutmayalım. Bölgede Büyük İsrail projesinin önündeki en önemli hedef Türkiye'dir.&nbsp;</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu ateş çemberi içerisindedir. Devlet bizim devletimizdir, devletimize hepimizin sahip çıkması gerekir. Diğer devletlerin neler yaptığına iyi bakmak, görmek lazımdır. Türkiye miğferini çok iyi takmalıdır netice itibariyle ateş çemberi Türkiye’nin çevresindedir. Türkiye ateş çemberinin içerisinde kendi hak ve menfaatlerini daima düşünmeli ve çok dikkatli olmalıdır.&nbsp;</p>

<p>Bölgedeki bu açmazda Türkiye’nin Filistin’i girdaptan çıkarmaya yönelik sunacağı stratejik adımlar dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Kaynak:&nbsp;elazighakimiyethaber <strong>Fevza Nur Dikici</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/yayci-elazigi-cekersen-kalkan-duser</guid>
      <pubDate>Tue, 05 Dec 2023 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/cihat-yayci-1.JPG" type="image/jpeg" length="22532"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayyüce Taş Türkeş: “Türkiye, Urumçi’de konsolosluk açmalı!”]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ayyuce-tas-turkes-turkiye-urumcide-konsolosluk-acmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ayyuce-tas-turkes-turkiye-urumcide-konsolosluk-acmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İYİ Parti Türk Dünyasından sorumlu Genel Başkan yardımcısı ve Adana Milletvekili Sayın Ayyüce Taş Türkeş, “Türkiye’nin Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de Konsolosluk açmasının şart olduğunu ” açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özgür Asya (rfa.org/Uyghur)radyosunun Uygurca haber sitesinde yer alan habere göre, 28 Kasım 2023 tarihinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlık ettiği tüm bakanlar ve Milletvekillerinin katıldığı 2024 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM genel Kurulunda söz alan <strong>İYİ Parti </strong>Türk Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı <strong>Ayyüce Taş Türkeş</strong>, partisinin kurulduğu 2017 yılından bu yana Uygur meselesini TBMM başta olmak üzere ulusal ve uluslararası tüm platformlarda gündeme getirmeye çalıştığını bu arada Türkiye’nin Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de konsolosluk açmasının ülkemiz için şart olduğunu belirterek sözleri şöyle sürdürdü:</p>

<p><img alt="" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2023/12/alparslan-turkes-ayyuce-turkes-tas.jpg" style="width: 650px; height: 526px;" /></p>

<p><b>Babam Başbuğ Türkeş’i ve Doğu Türkistan Liderlerini Rahmet ve Saygı İle Anıyorum</b></p>

<p>Bugünkü konuşmamda anavatanımız <strong>Doğu Türkistan</strong>’dan ve bu mazlum ülkenin sorunlarından söz etmek istiyorum.&nbsp;&nbsp; Sözlerime Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin Kurucu Cumhurbaşkanı Hoca Niyaz Hacım,2.Cumhureiyetin Cumhurbaşkanı Ali Han Töre Saguni’ye Doğu Türkistan davasını 1950’lı yıllarda Türkiye merkezli olarak başlatan Türkiye’ye ve tüm dünyaya duyuran bu davaya ömürlerini adamış Doğu Türkistan Liderleri Merhum Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin’e merhum Babam Başbuğ Alparslan Türkeş’i Osman Batur başta tüm Doğu Türkistan milli kahramanlarını minnet ve şükranla anıyor ve aziz ruhlarına rahmetler dileyerek başlamak istiyorum.&nbsp; Hayatını Doğu Türkistan davasına adamış Merhum liderlerimizin, Kahramanlarımızın ve şehitlerimizin aziz ruhu şad, mekanları cennette olsun.</p>

<p><b>Dr. Tohti Başta Çin Zindanlarındaki Tüm Uygur Aydınlarını Selamlıyorum</b></p>

<p>Doğu Türkistan’da Çin tipi toplama Kampları ile Çin zindanlarında baskı, zulüm ve işkenceler altında ölüme terkedilen, başta ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Uygurların Kazakların ve diğer tüm Türk halklarının temel insanı haklarının uygulamada verilmesini yasal ve barışçıl yollarla talep eden Uygurların vicdanı ve Doğu Türkistan Kahramanı Uygur Türkü aydın Doç. Dr. İlham Tohti başta olmak üzere yüzlerce akademisyen bilim insanı din adamları şair, yazar ve sanatçılar ve sporcular olmak üzere tüm Uygur aydınlarına ve kamplarda acı çeken Uygur kardeşlerime, Türkiye başta olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan tüm Uygur kardeşlerime en kalbi selamlarımı gönderiyorum.</p>

<p><b>Türk-İslam Dünyası ve İnsanlık Uygurlara Sahip Çıkmalıdır&nbsp; </b></p>

<p>İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayyüce Taş Türkeş Konuşmasında Türk Cumhuriyetlerine, Müslüman ülkelere ve insan dünyasına Uygurlara sahip çıkma çağrısında bulundu ve söyle devam etti: “Tarihimizin başlangıç ​​noktası, kültürümüzün ana merkezi olan Doğu Türkistan ve Doğu Türkistan’ın sorunu,&nbsp; bu ülkede yaşayan 20 milyondan fazla Uygur Türkünün sorunu olduğu gibi,&nbsp; Türk halkının ve Türk dünyasının da sorunudur. Doğu Türkistan liderleri İsa Yusuf Alptekin ve Mehmet Emin Buğra bundan 70 yıl önce bu konuyu Türkiye’de gündeme getirip kamuoyunun gündemine getirmiştir. Doğu Türkistan sorunu sadece Türkiye’nin değil, Türk ve İslam ülkelerinin, insan haklarına saygılı tüm insanlığın bir sorunudur. Dolayısıyla Doğu Türkistan’daki baskı zulüm ve etnik soykırıma sessiz kalmak sadece milletimize ve vicdanımıza karşı değil, aynı zamanda insanlık dünyasına karşı da bir sorumsuzluktur.</p>

<p><b>Çin, sadece Uygurları yok etmekle yetinmiyor, yarattığı parlak Türk Kültür ve Medeniyetini de yok etmek istiyor</b></p>

<p><strong>Çin</strong> devleti Doğu Türkistan’da yaşayan <strong>Uygur</strong>lar başta diğer Türk halklarını yok etmekle kalmıyor tarihte onların yarattığı parlak kültürü tamamen yok etmek politikası izliyor.&nbsp;&nbsp;Dillerini, dinlerini, örf adet, gelenek-göreneklerini engelleyerek yasaklamaktadır. Bu uygulamalara tepti gösterenleri ise silah kullanarak ve katliamlar yaparak bastırıyor.&nbsp; Çin Doğu Türkistan’da büyük katliamlar yapmaktadır. Çin’in son yıllarda yaptığı katliamlar şunlardır;</p>

<p>&nbsp;04 Nisan 1990’da ki Kaşgar/Barin katliamı,</p>

<p>05 Şubat 1997’de ki Gulca Katliamı</p>

<p>5 Temmuz 2009’da ki Urumçi katliamı</p>

<p>Mayıs 2014 Aksu Soganlık Katliamı</p>

<p>28 Temmuz Yarkent İlişku Katliamı ve diğerleri</p>

<p>Çin yönetimi 2017’de başlattığı&nbsp; “Aşırılık ve Törürcülerle Savaş" Kampanyası uygulaması ile milyonlarca masum Uygurları toplama kampları ile Çin hapishanelere doldurmuştur. Diğer yandan ise, Çin yönetimi, Uygur Türklerinin kadim tarihten gelen özgün kültürlerini sistematik bir şekilde tarih sahnesinden silmeye başlamıştır.</p>

<p><a data-fancybox="" href="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2023/09/ayyuce-turkes-1.jpg" rel="nofollow"><img alt="Ayyüce Türkeş’ten Soylu’ya: Sinan Ateş katliamıyla ilgili şaibeli bir şahsiyet" src="https://elipshabercom.teimg.com/crop/1280x720/elipshaber-com/uploads/2023/09/ayyuce-turkes-1.jpg" style="width: 650px; height: 404px;" /></a></p>

<p><b>Türkiye, Başkent Urumçi ‘de Konsolosluk Açmalı </b></p>

<p>TBMM’nin 24 Kasım’daki genel kurul toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş, Doğu Türkistan meselesinin Türk halkının milli davası olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Günümüzde Uygurların durumu çok ciddidir ve baskı, zulüm ve soykırım uygulamalarında on binlerce soydaşımızın hayatlarını kaybettiğine dair haberler dünya medyasında yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir çözüm bulmak için önce Urumçi’de bir <strong>konsolosluk</strong> açmasının şart olduğunu düşünüyorum. Doğu Türkistan meselesi aynı zamanda Türk devletinin milli bir görevidir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti devletimiz Doğu Türkistanlı Kardeşlerimizin durumları hakkında ilk elden bilgi sahibi olmak ve onlara en azından yanlarında olduğumuzu göstermek için Pekin’deki Büyükelçiliğimizin yanı sıra başkent <strong>Urumçi</strong>’de de bir Konsolosluk açmalıdır. Şu anda Türkiye’nin Çin’in Guangzhou, Şangay, Chengdu ve Hong Kong’da da konsoloslukları bulunmaktadır. Çin’in ise, Ankara’da Büyükelçiliği ve İstanbul’da da bir Başkonsolosluğu bulunuyor. Bildiğimiz kadarı ile&nbsp; Türkiye uzun yıllardır Urumçi’de konsolosluk açılmasını&nbsp; Çin yönetiminden talep ediyordu ancak Çin buna izin vermiyor.&nbsp; Böyle bir durumda Türkiye,&nbsp; elinden geldiğince ve imkanları ölçüsünde Uygur kardeşlerimizin vatanlarında temel insanı haklarına sahip olarak özgürce yaşamalarına yardımcı olmalıdır. Mümkün olduğu kadar. Doğu Türkistan’da yaşayan kardeşlerimiz ve yaşananlar hakkında hakkında doğru bilgi alabilmek için Urumçi’de Konsolosluk açmamızın şart olduğunu düşünüyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>Uygur Kardeşlerimiz Ülkelerindeki Yakınları İle İletişim Kurabilmelidir</b></p>

<p>Türkiye’de yaşayan Uygur Kardeşlerimiz 2017’den beri ülkelerindeki aile ve yakınları ile hiç bir şekilde iletişim kuramıyor. Uygur Kardeşlerimizi bu sıkıntılarından kurtulabilmeleri için yardımcı olmalı ve onların ailelerine kavuşmalarını sağlamalıyız. Çin toplama kampları ile Çin hapishanelerinde tutulan Türk vatandaşı soydaşlarımız ülkemize iade edilmesini sağlamalıyız. Gözaltı kamplarında ve cezaevlerinde bulunan Uygur Türklerinin Türkiye’ye iadesini talep etmeliyiz. İYİ Parti olarak kurulduğumuz günden beri Doğu Türkistan halkının sesi olmaya çalışıyoruz. Çin hükümeti Partimizin Doğu Türkistan meselesi ile ilgisi ve sorunlarının aşılması noktasındaki çabalarından derinden rahatsızdır. Çin’in Ankara Büyükelçiliği 2021 yılında 5 Nisan 1990 Barın katliamı şehitleri için anma mesajı yayınlayan Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener Hanımefendi’yi hadsiz ve hayasızca tehdit etmiştir.&nbsp; Türkiye’nin Doğu Türkistan meselesiyle sürekli ilgilenmesi ve gündemde tutarak devamlı takip etmesi Çin yönetimini mutlaka etkileyecektir. Doğu Türkistan sorunu Türk halkının ve Türk devletinin milli sorunudur. Doğu Türkistan davasına sahip çıkmak milli görevimizdir.” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ayyuce-tas-turkes-turkiye-urumcide-konsolosluk-acmali</guid>
      <pubDate>Sat, 02 Dec 2023 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/ayyuce-turkes.jpg" type="image/jpeg" length="28561"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
