<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HaberAlp.com - Son Dakika Haberleri - Haberler - Politika Haberleri - Yerel Haberler -  Milliyetçi Haber</title>
    <link>https://www.haberalp.com</link>
    <description>HaberAlp.com - Son Dakika Haberleri - Haberler - Politika Haberleri - Yerel Haberler -  Milliyetçi Haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberalp.com/rss/egitim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 18:35:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/rss/egitim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahramanmaraş Olayları Ve Diğer Toplumsal Olayları Hazırlayan Süreçler Gerçeği(3)]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/kahramanmaras-olaylari-ve-diger-toplumsal-olaylari-hazirlayan-surecler-gercegi3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/kahramanmaras-olaylari-ve-diger-toplumsal-olaylari-hazirlayan-surecler-gercegi3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de toplumsal olayların arka planı, sosyal medya etkisi, komplo teorileri ve Soğuk Savaş döneminin ABD–SSCB mücadelesi ekseninde ele alınıyor. Kahramanmaraş Olayları ve 1970’li yılların siyasi gelişmeleri tarihsel bağlamıyla analiz ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="✍️" draggable="false" height="20" role="img" src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/svg/270d.svg" title="İYİ Parti Ümraniye'den “Bayrak Yürüyüşü” 1" width="20" /> | <strong>Mehmet ARSLAN</strong> Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı</p>

<p>Değerli okuyucular, dünyada ve Türkiye’mizde büyük değişimler oluyor. Çok okuyup araştırmanın yerini, başkasının yayınlayıp veya paylaştığı bilgilerin doğru mu yanlış mı olduğu bilinmeden alınması aldı. Gerçeklere ulaşmamızın önünde iki büyük engel vardır:</p>

<ol>
 <li><strong>Sosyal medya engeli:</strong> İnsanların zihinlerinde bir sosyal medya hâkimiyeti çok aktif haldedir. İnsanlarımızın çoğu bir yazı ya da haberi beğendiyse, doğru mu yanlış mı bu konuda yayımlanmış eserler var mı yok mu bakmadan hemen bir arkadaşına veya bir başkasına gönderiyor.</li>
 <li><strong>Komplo teorileri engeli:</strong> Komplo teorileri ülkemizde bayağı eskilere dayanır. Türk Osmanlı Devleti’nde bu teorilerin baş devletleri İngiltere, Fransa, Rusya ve Almanya iken, 1946'lardan sonra ABD, Rusya biraz da İngiltere oldu. Bu durum 1991 yılından sonra Rusya’nın bu komplo hikâyelerinde adı çok az geçmeye başladı. 2002 yıllarından sonra ise komplo teorileri tahtında ABD tek başına kaldı. Ama yanına da uşağı hükmünde İsrail’ li aldı. Siyasal İslam’ın iktidarına ABD’nin destek vermesiyle, eskiden anlatılan komplo teorilerindeki sanık devletlerde beraat ettirilerek temize çıkartıldı. Mesela sola göre dünyada tek şeytan devlet ABD’dir. Siyasal İslama göre ise tek şeytan İsrail’dir. Çünkü İsrail aynı zamanda dünya jandarması olan ABD’yi de yönetendir. O sebeple İsrai ABD’yi de yönettiği için dünyayı da yönetmiş sayılıyor. Hatta son zamanlarda kendisini ülkücü konumda sınıflandıranlar bile ülkemizde 1980 öncesi olayların tek sorumlusunu olarak sadece ABD’yi işaret etmektedirler.</li>
</ol>

<p>Öncelikle ifade etmeliyim ki, Çarlık Rusya’sından başlayarak SSCB ve şimdiki Rusya Federasyonu, İngiltere, Fransa, Almanya tarih boyunca, ABD ise 1830’lardan sonra Türkiye’deki bütün olumsuzlukların arkasında olmuştur. Bu durum devletimizin ve hükümetlerin duyarlı bakışlarıyla farklılıklar göstermiştir. Mesela İngilizler ve Fransızlar doğu ve güneydoğu yörelerimizi hep kaşımışlardır. Rusya 1774 yılından sonra balkanlardaki milletleri, 1820’den sonra ise hem balkanlar hem de Doğu Anadolu’daki yaşayan azınlıkları desteklemişlerdir. SSCB olarak devam ederken ise 1919’dan sonra sosyalist, Marksist, komünist, bölücü ve yıkıcı hareketlerin en büyük destekçisi ve finansörü olmuştur. Rusya, Demir Perde ülkeleri yerli işbirlikçi bulma konusunda ABD ve Batı gibi zorluk çekmemiştir. Marksist ideoloji gereği her ülkede destekçisinden çok daha fazla Türkiye’mizde destekçi bulmuştur ve bu durumu ise büyük ölçüde tabana yayma başarısını göstermiştir. Rusya’daki Marksist düzeni kendilerine hami olarak görüp bağlılık gösteren ve parlamentomuzda bile temsil edilen partilerini kurdular.</p>

<p>Türkiye’miz bulunduğu konum itibarıyla ABD ve Avrupa’nın hem kale bekçisi hem de sömürge alanı olma baskısı bir yanda, diğer yanda ise komşusu ve korkunç bir askeri gücü olan 2. Dünya Savaşının Avrupa’daki en güçlü galibi olan SSCB’nin emrindeki Demir Perde bloğuna dahil edilerek diğer dünya devi ABD ile daha rahat mücadele edilmek için ilk hedef olarak belirlenen ülkeydi. Yani iki arada bir deredeydi.</p>

<p>Değerli okuyucular, yukarıdaki yazdıklarımın Kahramanmaraş Olayları diğer olaylarla ne ilgisi var diye düşünürseniz, konuyu anlamaktan uzaklaşırsınız. Türkiye’deki toplumsal olayların çoğu, iki kutuplu dünyanın çıkar hesaplarının mücadele alanlarıdır. Bir olayda Rusya varsa, karşısında görünür veya görünmez ABD de vardır. Bunun tersi de aynıdır. Yani Kahramanmaraş olayları, ABD ve Batı ülkeleriyle, SSCB ve destekçilerinin uzun yıllar ince ince işleyerek örmeye çalıştığı yedek devlet anlayışının dışa vurumudur.</p>

<p>Daha önceki bahsettiğimiz gibi; Türkiye’de proletarya diktatörlüğünün gerçekleşmesi için Marksist teori gereği yapılan silahlı hareketler, 9 Mart 1971 müdahalesiyle Marksist işçi, aydın, öğrenci ve asker hareketi ile rejim değişikliğine giden en yakın yoldu. Fakat 12 Martçılar duruma hâkim oldular. 9 Martçılara geçit vermediler. 9 Mart kalkışmasında rolü olanları tutukladılar. 12 Mart nedeniyle Marksistler deyim yerindeyse dağılmıştır. TİP, seçim yasalarındaki değişikliklerle girdiği etkisizleşmeden sonra kapatılırken, Marksist silahlı mücadele çıkışı da başarısız olmuş ve önemli kadrolarını kaybetmiştir. Daha sonra yapılan operasyonlarda yakalanamayan Marksistler etkisiz hale getirilmişti. Hemen hemen Marksistlerin hepsi, 1974’te çıkartılan genel affa kadar cezaevindeydi. Marksist gençlik liderlerinin bir kısmı devlet güçleriyle çatışırken etkisiz hale getirilmiş, çok daha fazlası hüküm giyerek hapse atılmıştır. Türk Toplumu da bir türlü ısınamadıkları Marksistlerin Türkiye’deki etkisinin kırılmasından memnundur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıkıyönetim şartları altında sağlanan çatışmasız ortam sayesinde kampüsler bir nebze normale dönüp güvenlikli şartlar altında eğitim tekrar başladı. 12 Martçılar Ülkü Ocakları Birliğini de kapatmışlardı. Bu süreçte yargılanan ve cezaevine gönderilen Ülkücüler de vardı. Çatı örgütü kapatılan Ülkücü hareket, teşkilatlanma faaliyetlerine yeni çatı örgütü Ülkü Ocakları Derneği ile ağırlık verdi. Ülkücüler, ocaklarda eğitimler vererek büyük bir okuma seferberliğini üyeler arasında başlattı ve yurtta büyük bir memnuniyet uyandırdı.</p>

<p>Yılların paşası İsmet İnönü’yü deviren Ecevit başbakandı. 15 Mayıs 1974 tarihinde genel af çıkartmıştı. Haziran 1971'de Amerika Birleşik Devletleri'nin baskısıyla yasaklanan haşhaş ekimi, 1 Temmuz 1974'te serbest bırakıldı. Bu durum da haşhaş ekicileri tarafından memnuniyetle karşılandı. Kıbrıs’ta darbe yaparak adayı ele geçirmeye çalışan Rumlara, hükümet ve muhalefetin de desteğini alarak müdahale edildi. Türk halkının bu müdahaleyi gönülden destek vermesi, Ecevit adına çok olumlu bir durumdu. Ecevit, çıkarılan genel af, haşhaş ekim izni ve Kıbrıs başarısını oya tahvil etmek için 17 Kasım 1974'te istifa ederek TBMM'yi erken genel seçime zorlamak istedi. Fakat TBMM erken seçime gitmedi. Sadi Irmak’ın kurduğu partiler üstü hükümet güvenoyu alamamıştı. Ecevit’in zamanında çıkarılan genel af ile hapiste bulunan sicilli Marksistler de dışarı çıktı. Dışarı çıkar çıkmaz eski ideolojik çalışmalarına kaldıkları yerden, eskisinden daha ateşli ve daha teşkilatlı olarak devam etmeye başladılar. Ülkenin bütünde hızlı ve illegal bir şekilde teşkilatlanmaya başladılar.</p>

<p>Zaten daha önce, 12 Mart muhtırasının sonrasında memurlara sendika yasağı getirilmesiyle ve 3 Eylül 1971'de daha önceleri büyük eylem ve direnişlerde amiral gemisi görevi yapan Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) kapatılması üzerine, TÖS üyesi öğretmenler 4 Eylül 1971'de "Türkiye Öğretmenler Birliği" (TÖB) kuruldu. Ankara Valiliği’nin itirazı üzerine 23 Kasım 1971'de genel kurul yaparak derneğin adı "Türkiye Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği" (TÖB-DER) olarak değiştirildi. İçişleri Bakanlığı derneğin isminde "Türkiye" sözcüğünün bulunamayacağını bildirmesi üzerine 8 Temmuz 1973 tarihinde derneğin adı "Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği" olarak düzenlendi. Yani TÖS isim olarak kapandı ama aynı yöneticiler ve aynı üyeler TÖB-DER’i kurmuştu.</p>

<p>643 şubeye sahip olan TÖB-DER'in bir sendika değil de dernek olmasına rağmen, 1977 yılında Dünya Öğretmen Sendikaları Federasyonu'na (FISE) üye olmuş, üye sayısı FISE'ye gönderilen raporda 115.000 iken, daha sonraları "Hızlandırılmış Eğitim" uygulamasıyla mezun olanların da katılımıyla 165.000'e ulaşmıştır. Kapatıldığında, Türkiye'deki öğretmenlerin üçte ikisi (220.000) TÖB-DER üyesiydi. 1978 yılında ise Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (DİSK) onur üyeliğine kabul edilmiştir.</p>

<p>Sadi Irmak hükümeti güvenoyu alamayınca I. Milliyetçi Cephe Hükûmeti, Süleyman Demirel'in başkanlığında, 31 Mart 1975 tarihinde kuruldu. Adalet Partisi, Millî Selamet Partisi, Cumhuriyetçi Güven Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin koalisyonu ile kurulan hükümet, 21 Haziran 1977 tarihine kadar görev yaptı. Bu hükümet zamanında Marksist yapılanma her alanda ve çok kapsamlı olarak ülkenin her tarafına yayıldı. Bu Marksist yapılanma, İslam inancının özünü kavrayamayan bazı Sünni fanatik insan ve grupların, iyi gözle bakmadığı Alevi vatandaşlarımızın bu durumunu çok iyi kullanarak onların büyük çoğunluğunu kendi taraflarına çekmiştir. Alevi ve hakiki Türk olan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu, Marksistlerin propagandalarına inanıp, bazı Sünnilerin de yanlışlarına kızarak Marksistleri destekleyerek onlara büyük güç kattılar ve katmaya devam ettiler. Marksistler, halklara özgürlük söylemleri ile Türkiye’de bir Marksist federatif sistem kurmak istediler. Bu sebeple de Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’daki bölücü fikirlere destek vermişlerdir.</p>

<p><strong>PKK kurulmadan önce adı Apocular olan grup kurulmuştu. Apocuların 1975'te Dikmen'de yaptığı bir toplantıda, üniversiteyi bırakarak Marksist-Leninist bir grup oluşturma ve bağımsız bir Kürt devleti için savaşma kararı alındı. Alınan kararlar arasında Türk milliyetçilerine saldırılar düzenleme, militan solcularla münazaralar ile Kürt milliyetçiliğini tanıtma ve gösteriler ile dikkat çekme yer alıyordu. Yıllar içinde bu on altı kişiden sadece Öcalan grupta kalmış, bazıları kendi kuruluşunda rol oynadıkları yapı tarafından öldürülmüştür.</strong></p>

<p><em><span face="Tahoma, sans-serif" style="color:#262626">Devam edecektir</span></em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/kahramanmaras-olaylari-ve-diger-toplumsal-olaylari-hazirlayan-surecler-gercegi3</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/01/yazarlar/mehmet-arslan-yazdi.jpg" type="image/jpeg" length="42848"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Merhamet Temelli Eğitim]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/merhamet-temelli-egitim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/merhamet-temelli-egitim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Allah’ın yeryüzünde yaratılmışlara canlılara en büyük hediyesi merhamettir. Merhamet; kalpleri kin, öfke ve intikam gibi hastalıklardan temizlemektir. Irkı, rengi, ne olursa olsun “yaratılanı hoş gördük yaratandan ötürü” anlayışıyla can taşıyan her varlığa kalp inceliği gönül yumuşaklığı ve muhabbet nazarıyla bakmaktır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Allah’ın yeryüzünde yaratılmışlara canlılara en büyük hediyesi merhamettir. Merhamet; kalpleri kin, öfke ve intikam gibi hastalıklardan temizlemektir. Irkı, rengi, ne olursa olsun “yaratılanı hoş gördük yaratandan ötürü” anlayışıyla can taşıyan her varlığa kalp inceliği gönül yumuşaklığı ve muhabbet nazarıyla bakmaktır.</p>

<p>Merhameti olmayın adaleti, adaleti olmayanın da merhameti olmaz. Adalet ve merhamet ikiz kardeş gibidir. Aile içi şiddet ve cinayetlerin güncelliğini koruduğu çağımızda merhamet eğitimine her şeyden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Aileden başlayarak, okulda, sokakta ve toplumun tüm kurumlarında adaleti tesis etmenin en önemli yolu merhametten geçer. Merhamet ve adalet kavramlarının ilk verileceği yer hiç şüphesiz başlangıçta aile ocağı ve daha sonra okullardır. Çocuklarımıza, vurup düşürmenin değil, tutup kaldırmanın; erdemin, bencillikte değil, merhamet ve iyilikte gizli olduğunu okullarda vererek gelecek neslin dünyaya düzgün bir yerden bakmasını sağlamız gerekir.</p>

<p>Türkiye’nin teknik anlamda eğitim sorunundan daha çok, insan yetiştirme sorunu vardır. Anaokulundan başlayarak üniversite bitene kadar 17-18 sene eğitim yapıyoruz yine de kötülükleri önleyemiyoruz. Maalesef modern toplumun çocukları sadece kendi başarısını gözetmesi, başka çocukları önemsememesi üzerinde kodlanıyor. Eğitim sistemi ve ebeveynler olarak son 40-50 yıldır akademik başarıya odaklandırıldık. Çocuklarımızı başarılı olmaları için bir çılgınlık halinde bir sınavdan öteki sınavlara sokarak bir yarışın içinde tutuyoruz. Çocuğumuz yarışma ve başarı odaklı eğitimdeki rekabet ve hırstan dolayı rakip gördüğü herkesin ezilmesi gerektiğini düşürerek zulmetmeye başlayabilir. Oysa merhametli olmak, ikramda bulunmak, mükemmel olmaktan çok daha iyidir.</p>

<p><em>“Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar</em>.” (1)</p>

<p>Kapitalist düzenin mimarı olan Batı tasavvurunda “İnsan insanın kurdudur. / Büyük balık, küçük balığı yutar. / Altta kalanın canı çıksın” paradigması hâkimdir. &nbsp;“Gelinen noktada Batı düşünce ve düşünme biçimini temel alan eğitim sistemimiz, evrensel ölçütleri birinci plana alan bir anlayışla sadece öğretime odaklanmış, bireyin duygu, ruh, gönül ve vicdanını dikkate almayan, kendi gerçeğinden uzaklaşmış nesiller yetiştirmeye devam etmektedir. Oysaki eğitim ruh inşa eden bir sistemdir. Kapitalist, modernist ve nihilist bir paradigmayla evrensel insan yetiştirme tuzağından kurtularak kültür temelli eğitim yapılmadıkça gerçek bir eğitim yapılamaz.” (2) &nbsp;</p>

<p>Nurettin Topçu, “ilköğretimde, ruhun terbiyesi; ortaöğretimde, aklın terbiyesi; yüksek öğretimde ise ihtisaslaşma olmalıdır” der. Çocuklarımıza daha ilköğretimde ruhun terbiyesi çerçevesinde merhamet eğitimini verirsek sonraki süreçte diğer öğrendiklerini bunun üzerine bina edebilir.</p>

<p>Bu nedenle eğitim ve öğretimin temelinde merhamet olmalıdır. Merhamet eğitimi; kalbin katılığını, kabalığını ortadan kaldıran, pasını silen, kin, öfke, intikam, şehvet ve ihtiras gibi kötü huylardan kalbi temizleyen bir eğitimdir. Merhametten yoksun bırakılan insan, aklıyla daha sistematik, zulümlere ve zorbalıklara imza atarak. “Hayvandan da daha aşağı” bir seviyeye inebilir.</p>

<p>İki dünya savaşını çıkarmak, Nagazaki’de, Hiroşima’da ve bugün Gazze’de, Doğu Türkistan’da olduğu gibi milyonlarca insanın ölmesine ve sakat kalmasına sebep olmak, “merhamet” ile tüm irtibatlarını kesmiş insanların işidir. Asrımızın, nemrutlarına ve zorbalarına karşı, dünyamızı emin bir yer kılmanın tek yolu&nbsp;<strong>“<em>Merhamet Eğitimidir</em>.</strong></p>

<p>Nazi zulmünden kurtulmış bir okul müdürünün okuldaki öğretmenlerine yollamış olduğu mektupta; “Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar… Sizlerden isteğim şudur: Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma ve matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak önem taşır.”</p>

<p>Maarifle gelinen&nbsp;nokta felekati ve çıplaklığı ile gözler önüne seriliyor. Eğitim zihne yığılan bilgi ve sınavlardan ibaret hale getirilmiş durumdadır. Ders kitaplarında ve maddenin &nbsp; ve menfaatin tanrı haline getirildiği bir algı ve anlayış enjekte ediliyor. Bu eğitim yöntemiyle asıl problemin farkında bile olmadan karşı taraf iktidarda değilken muktedir oluyor.&nbsp;</p>

<p>Bu nedenle ders kitaplarının dilinin değiştirilerek bizim eğitim anlayışımız doğrultusunda toplumun temel inançlarına uygun hale gelmesi lazım. Eskimeyen klasik temel eserlerimiz, Mesnevi’de, Bostan Gülistan’da, Beydaba’da, Dede Korkut’da geçen hikayelerden yola çıkarak merhamet, adalet, iyilik, diğergam olmak gibi değerlerle çocuklarımızın ruhlarını sağlam temeller üzerine örmemiz gerekiyor. Aksi takdirde acımasız, merhametsiz, altta kalanın canı çıksın ya da başarı odaklı eğitim yarışı bizi de çocuklarımızı da bitirebilir.</p>

<p>Maalesef Son yıllarda modern eğitim anlayışı diyerek sosyal medya fenomenlerinin öğütleri ve kişisel gelişimcilerin tavsiyeleri ile çocuk yetiştiriyoruz. Geleneklerimiz ananelerimiz örf ve adetlerimiz varken, onları beğenmeyip; birkaç kitaptan alıntı yaparak takipçi çoğaltmak için hiç çocuk büyütmeden çocuk eğitimi kitapları yazan çağdaş tiplerin peşine düştük. Dijital dünyanın hız ve haz girdabı ile asosyalleştiren insanımız yolda birisi bir kazaya uğrasa ona merhamet nazarıyla bakıp kurtarmak yerine ilk olarak selfie çekimi yapmayı düşünüyor.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığı’nın son koymuş olduğu adabı muaşeret derslerinin içi iyi doldurulursa bu konuda olumlu bir adım olarak kaydedebiliriz. Ancak&nbsp;<strong><em>“Merhamet Eğitimi”</em></strong>&nbsp;ilk önce ailede, anne ve babayla başlar. Aile olarak davranışlarımızla da merhamet eğitimini evde vermemiz ve &nbsp;örnek olmamız gerekiyor. Birisine yardım ederken, hayvanlara şefkat ve sevgi gösterilirken çocuklarımızla beraber yaparak onların iyilik yapma, iyiliği çoğaltma ve merhamet duygularını beslemeliyiz. Eğer sadece puan ve başarı hikayeleri anlatıp arkadaşlarıyla kıyaslama yapıp öne geçme gibi örneklerden bahsedersek çocukta merhametten ziyade hırs ve rekabet duyguları gelişecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merhamet konusunda, Necip Fazıl Kısakürek’in eserinden sinemaya uyarlanan&nbsp;<strong><em>“Reis Bey”</em></strong>&nbsp;herkese tavsiye edeceğim en güzel filmlerden. Filmde geçen manifesto gibi cümlelerle yazımı bitiriyorum.</p>

<p>“Ağlayanlardan olmak varken ağlatan olmak reva mıdır? / Ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz. /Siz merhametten ve acıma duygusundan yalnız zarar geleceğine inanmışınız. /Baş aşağı bir cemiyeti başyukarı edecek bir anlayış ancak merhamet temeli üzerine kurulabilir”</p>

<p><strong>Mustafa ALTINSOY</strong></p>

<p>1.Doğan Cüceloğlu</p>

<p>2.İsmail Aydoğan. Kültür temelli eğitim</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/merhamet-temelli-egitim</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jan 2024 15:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/yazarlar/mustafa-altinsoy-yazdi.jpg" type="image/jpeg" length="30726"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çekmeköy Sınav Kurs Merkezi’nden Gurur Veren Başarı!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/cekmekoy-sinav-kurs-merkezinden-gurur-veren-basari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/cekmekoy-sinav-kurs-merkezinden-gurur-veren-basari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çekmeköy Sınav Kurs Merkezi, öğrencilerine sağladığı etkili eğitim programları ve başarı odaklı çalışmalarıyla adından söz ettirmeye devam ediyor. Merkezden yetişen öğrenciler arasında elde edilen önemli bir başarı, öğrenci Berra Gökçe AKÇAN’ın TYT sınavında Türkiye genelinde 7. sıraya yerleşmesi oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çekmeköy Sınav Kurs Merkezi, öğrencilerine sağladığı etkili eğitim programları ve başarı odaklı çalışmalarıyla adından söz ettirmeye devam ediyor. Merkezden yetişen öğrenciler arasında elde edilen önemli bir başarı, öğrenci Berra Gökçe AKÇAN’ın TYT sınavında Türkiye genelinde 7. sıraya yerleşmesi oldu.</strong></p>

<p>Berra Gökçe AKÇAN’ı tebrik eden merkez yönetimi, bu başarıda emeği geçen tüm öğretmenlere teşekkür etti. Merkezin sunduğu kaliteli eğitim programları sayesinde öğrencilerin sınavlarda başarılı sonuçlar elde ettiği belirtilirken, başarı grafiğinin yükselmeye devam etmesi bekleniyor.</p>

<p>Çekmeköy Sınav Kurs Merkezi, öğrencilerine sağladığı birebir takip ve destek imkanlarıyla öne çıkarken, geleceğin liderlerini yetiştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p><img alt="" decoding="async" fetchpriority="high" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" src="https://habermax.net/wp-content/uploads/2023/12/412330108_7074550819271448_7171190388745272431_n.jpg" srcset="https://habermax.net/wp-content/uploads/2023/12/412330108_7074550819271448_7171190388745272431_n.jpg 960w, https://habermax.net/wp-content/uploads/2023/12/412330108_7074550819271448_7171190388745272431_n-300x225.jpg 300w, https://habermax.net/wp-content/uploads/2023/12/412330108_7074550819271448_7171190388745272431_n-768x576.jpg 768w" style="width: 650px; height: 488px;" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/cekmekoy-sinav-kurs-merkezinden-gurur-veren-basari</guid>
      <pubDate>Wed, 20 Dec 2023 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/cekmekoy-sinav.jpg" type="image/jpeg" length="90923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğrenci velilerine çok önemli uyarılar!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ogrenci-velilerine-cok-onemli-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ogrenci-velilerine-cok-onemli-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Daha önce yazdığım Türkiye’de Veli Sorunu başlıklı makaleden sonra “Peki hocam, konuyla ilgili tavsiyeleriniz ve çözüm önerileriniz nelerdir?”  şeklinde geri dönüşler olunca bu makaleyi kaleme alarak konuyla ilgili düşüncelerimi aktarmaya çalıştım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce yazdığım&nbsp;<strong>Türkiye’de Veli Sorunu</strong>&nbsp;başlıklı makaleden sonra “Peki hocam, konuyla ilgili tavsiyeleriniz ve çözüm önerileriniz nelerdir?”&nbsp; şeklinde geri dönüşler olunca bu makaleyi kaleme alarak konuyla ilgili düşüncelerimi aktarmaya çalıştım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Makalemde öğrenci eğitiminden ziyade<strong>&nbsp;temelde&nbsp;</strong>velilerin yapması gereken bazı davranış biçimlerine ve genel ilkeler üzerine vurgu yapmak istiyorum. Bu makaleyi velilerimizin hem paylaşarak hem de zaman zaman dönüp okuyarak empati yapmalarını tavsiye ediyorum.</p>

<ul>
 <li>Okullarda çocuklarımıza sadece zihnen ve bedenen eğitim verilmekte ancak duygusal ve ruhsal eğitim verilmemektedir. Gençler, ruhsal ve duygusal eğitimden uzak yetiştiği için iradelerini kontrol edememektedirler. Çocuk eğitimi üzerine uzun yazılar yazılıyor, güzel kitaplar çıkarılıyor. Bütün yazılanlara rağmen eğitim sistemimizde ruhlara dokunulmadığı ve kendi kavramlarımızla iletişim kuramadığımız için eğitimde çıktılar, yani çocuklarımız istediğimiz gibi yetişmiyor.</li>
 <li>Maalesef çocuklarımız ana babasına hizmetçilerim gözüyle bakıyor, onları para kaynağı olarak görüyor. Liseden sonra onlara karşı gelip “Siz bir şey bilmez köylülersiniz.” diyor. Üniversite sınavlarında ülke derecesi yapıyor, en iyi üniversitenin en iyi bölümünde okuyor, irade terbiyesi almadığı için kendine hâkim olamıyor. Uyuşturucu alışkanlığına veya diğer kötü huylara yakalanıyor ya da devlete düşman oluyor. İlkokula tertemiz giden çocuklarımız üniversiteden kirlenmiş olarak çıkıyor.</li>
</ul>

<ul>
 <li>Eğitim, ilk önce ailede başlar. Bir insanın işi, makamı, maddi imkânları, statüsü ne olursa olsun çocuğunun ilk ve en önemli öğretmeni odur. Çocuklar anne ve babalarını taklit ederek öğrenirler. Yedi yaşına kadar anne ve babanın her yaptığını iyi, her söylediğini doğru olarak kabul ederler. Bu yönüyle aile, çocuğun ilk okuludur. Sorumluluk almayı, beceri edinmeyi, yeteneklerini geliştirmeyi, sınırlarını, kendine güvenmeyi, sosyal davranışları, toplumsal kurallara uymayı, sorunlarını çözebilmeyi, saygıyı, empati yapmayı; genel bir ifadeyle olumlu veya olumsuz pek çok kişilik özelliklerini ilk öğretmenleri anne ve babadan öğrenirler.</li>
 <li>Öncelikle sizin çocuğunuz özel olduğu gibi herkesin çocuğu da özeldir. Dolayısıyla “Dünyada bir tane iyi çocuk vardır herkes de ona sahiptir.” anlayışının herkeste olduğunun bilinmesi gerekir.<em>&nbsp;<strong>Hiç kimsenin sınırsız bağımsızlığa sahip olmadığını çocuklarımıza öğretmemiz gerekir.</strong>&nbsp;</em>Sizin sınırlarınız olduğu gibi diğer insanların da sınırları vardır. Özgürlük adı altında sınırsız davranış alanı pompalanmaya çalışılarak sınırsız ve sorumsuz gençlerin yetişmesi anarşi ve karmaşayı da beraberinde getirecektir. Sınır konulmayan bir gençlik, freni patlamış araç gibi önüne geleni yıkar geçer.</li>
 <li>İlkokul, çocuğun öğrenim hayatındaki en önemli dönemdir.&nbsp;<strong><em>Hayatta en önemli şans ilkokulda iyi bir öğretmene rastlamaktır.</em></strong>İlkokulda (özel-resmi okul fark etmez) iyi bir sınıf öğretmeni bulmanız gerekiyor.Çocuğun ilkokul dönemi ve sınıf öğretmeni ne kadar iyi olursa okul ve hayat başarısı da o kadar iyi olur. Çocuk, öğretmenini severse dersini de sever. Öğretmenini model olarak alır. Öğretmenin dikkatini çekmek için dersine daha çok çalışır.</li>
 <li>Çocuklarımızı prensesler gibi biraz fazla konformist ve rahat yetiştiriyoruz.&nbsp;Onun için her sıkıştıklarında“Bu ülkede yaşanmaz, tası tarağı toplayıp yurt dışına gitmek lazım.” diyen, bu ülke için kafa yormak yerine, battığında gemiyi ilk terk edecek olan çıt kırıldım çocukların ileride hayata atıldıklarında zorluk çekeceğini bilmemiz gerekir. O nedenle başları her sıkıştığında yollarını açmak yerine bırakın, uzaktan takip ederek, sizin kontrol ve yönlendirmeniz ile yollarını kendileri açsın. Düştüğünde kalkmasını öğrensin. Yoksa ileride herkes tarafından ezilip iteklenip dışlanabilir.</li>
 <li>Öğretmenin; saygın, etkin, değerli görülmediği hiçbir öğretim yaklaşımı hedefine varamaz. Velilerin saygı göstermediği öğretmene öğrenci hiç saygı duymaz. Çocuğun yanında okulla, öğretmenle, öğrenme ile ilgili olumsuz konuşmalar yapılmamalıdır. Çocuk okulla ilgili şikâyette bulunursa konu araştırılmalı, okul idaresi ve öğretmenlerle görüşülmelidir.</li>
 <li>Veliler olarak işlerimizin yoğunluğu nedeniyle çocukların eğitiminde asli vazifelerimizi okullara devrettik, her şeyi öğretmene yüklüyoruz. Öğretmenler de aynı zamanda birer velidir. Çocuklarımızın görmek istemediğiniz yaramazlıklarını öğretmenlerimiz bizden daha iyi görebilmektedir. Öğretmene değer vererek, tecrübelerine saygı duymak gerekir. Öğretmenleri itibarsızlaştırmak, bir toplumun temeline dinamit koymaktan farksızdır. Bizim kültürümüzde öncelikle hürmet edilen kişiler anne, baba ve öğretmendir.</li>
 <li>Çocuğun arkadaşları doğru seçilmeli, akraba ilişkilerinden, sosyal ve kültürel etkinliklerden asla uzak tutulmamalıdır. Arkadaşlarını eve davet etmek istediğinde engel olmayın.&nbsp; Arkadaşının ailelerini tanıyıp kimlerle arkadaşlık yaptığını tespit etmeli, iyi aileler varsa tanışıp dostluk kurmalı. Çocuklar, arkadaşlarıyla ya da kardeşleriyle aralarında çatışma yaşayabilirler, bu çok normaldir. Böyle anlarda olaylara hemen müdahale etmek yerine birbirleriyle uzlaşmaları için zaman ve fırsat tanıyarak problem çözme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilirsiniz. Eğer çözüm bulamazlarsa onları dinleyerek çözüm yollarını bulmaları konusunda yol göstermeye çalışabilirsiniz.</li>
 <li>Çocuğunuzun hangi alana yönelmek istediğini onunla konuşarak belirleyin. Çocuğunuzun yetenekli olduğunu düşündüğünüz alanlarda uzmanlaşmış ve başarı sağlamış insanların hayat hikâyelerini çocuğunuzla paylaşın. Her çocuğun kapasitesi, yetenekleri ve ilgi alanları farkıdır. Yapabileceklerinden fazlasını beklemeyin, Çocuklarımız yeteneğine, ilgi alanına, becerisine göre meslek seçmelidir. Onları bizim zamanında olmak istediğimiz mesleklere değil, onların kabiliyet ile tercih edecekleri bir mesleğe yönlendirerek bir ömür boyu sevmedikleri işi yapmak zorunda bırakmayalım.</li>
 <li>Çocuklara küçük yaştan itibaren değerlerimiz, tarihimiz, dilimiz ve kültürümüz anlayacağı yöntemle vermeli, öğretilmelidir. Çocuklara kendi kahramanlarımız sevdirilerek tarihî şahsiyetleri ve hizmetlerini çocuklara anlatmak ve onların kimlik ve kişiliğinden etkilenmelerine çalışmak gerekir. Çocuğun güzel ahlaklı, sağlam karakterli olarak yetişmesi için çocuğa öncelikle; sevgi, saygı, sabır, adalet, doğruluk, helal lokma, kul hakkı, ana baba hakkı, komşu hakkı, yardımlaşma, paylaşma, nezaket kuralları gibi değerlerimizin öğretilmesi ve yaşamının bir parçası haline getirilmesi sağlanmalıdır. Üzerinde yaşadığımız topraklarla ilgili hesaplar henüz bitmedi, bitmez de. Çocuklarımıza İstanbul’un, Kudüs’ün, Çanakkale ve İstiklal savaşlarının önemi anlatılmalı. 15 Temmuzların, Gazzelerin yaşanmaması için, arkamızdan gelecek neslin sağlam, kavi, bilinçli insanlar olması gerekiyor. Çocuklarımız için hiçbir şey kendi vatanına, milletine, değerlerine hizmet etmekten daha önemli olmamalıdır.</li>
 <li>Çocuk ailenin sadece refahına değil, hayatına da ortak olmalıdır. Yaz tatilleri öğrencilerin bilgi, yetenek ve becerilerinin geliştirildiği, sorumluluklarının arttığı, gerçek hayatı tanıma ve geleceğe hazırlanma dönemi olarak görülmelidir. Özellikle 12 yaşından sonra erkek çocuğun güvenilir birinin yanında, ilgisi olan bir alanda çıraklık yapması yararlı olur. Bu yolla para kazanmanın zorluğunu, mesaiye zamanında gitmeyi, işyerinin kurallarına uymayı, insanların kişiliğini tanımayı ve gerçek hayatla ilgili çok şeyler öğrenirler.</li>
 <li>Bütün eğitim ve hayat süreci sağlam karakter üzerine bina edilmelidir. Gençliğimizin içinde bulunduğu en büyük bunalımlardan biri, kimlik ve kişilik bunalımıdır. Anne ve babaların çocuklarından öncelikle beklentileri, okul ve sınav başarısı değil, güzel ahlaklı, sağlam karakterli iyi insanlar yetiştirmek olmalıdır.&nbsp;<strong>Sadece&nbsp;<em>akademik ve başarı odaklı bir eğitim, tasarımı gereği çocuklara bencilliği öğretir</em>.</strong>&nbsp;Çünkü böyle bir sistemde çocuklar için başarının tanımı, yanında oturan arkadaşının başarısızlığıyla eşdeğerdir.</li>
 <li>Evde herkesin uyacağı kuralları olmalı, ben yapamadım o yapsın, ben yiyemedim o yesin anlayışıyla çocukların her dediği yapılmamalı, her istediği alınmamalıdır. Aksi takdirde evde sizi kendisine hizmet ettiren krallar ve kraliçeler oluşmaya başlar. Bir insanın makamı, maddi imkânları, statüsü ne olursa olsun ebeveyn rolünde çocuklarına karşı sorumlulukları vardır.&nbsp; Haftanın bazı günlerinde akşam yemekleri evde beraber yenilerek o gün yaşananlar ve tecrübeler paylaşılarak herkesin katılımıyla aile saati uygulaması yapılmalıdır. Bu saatte televizyon, tablet, akıllı telefonlar, bilgisayar kapatılarak beraber kitap okuma etkinliği yapılmalı. Aile üyeleri iletişim halinde birbiriyle bilgiler paylaşılarak herkese kendini ifade etme imkânı verilmelidir.</li>
</ul>

<p><strong>Mustafa ALTINSOY&nbsp;</strong>12 Aralık 2023</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ogrenci-velilerine-cok-onemli-uyarilar</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Dec 2023 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/ogrenci-velilerine-cok-onemli-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="93014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyük sorun eğitim]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/buyuk-sorun-egitim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/buyuk-sorun-egitim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İbrahim Sarı, E-kitap. Türkiye'nin Büyük Sorunu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti büyük savaşlar, eşsiz fedakarlıklardan sonra kurulduğunda nüfus olarak 12-13 milyon insandan oluşan, halkın büyük bir çoğunluğunun okuma yazma bilmediği bir dönemde yolculuğuna başlamıştır. Üniversite mezunu insanların yüzlerle ifade edildiği bir dönem içerisinde ülke on beş yıl gibi kısa bir dönem içerisinde yapılan devrimleri hazmetmiş ve olumlu bir gelişme göstermiştir.&nbsp;</p>

<p>Bu gelişme ülkeyi savaştan çıkmış olmasına rağmen hızlı bir gelişim evresine sürüklemiş her anlamda gelişen bir Türkiye yaratmıştır. &nbsp;</p>

<p>Bu gelişmeler bugünün Türkiye sinin temel taşları olarak kabul edilmesine rağmen ilerleyen zaman içerisinde karşı devrim yaşayan Türkiye önce duraklama daha sonrasında ise gerileyen bir anlayış içerisinde uygar devletler arasındaki yerinden uzaklaşmıştır. Günümüz eğitim anlayışı içerisinde eğitim ve öğretim denilen kavramlar, çağın gereklerine göre toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaklaşmış durumdadır.&nbsp;</p>

<p>Milyonlarca okuyan gencin okuma amacı netliği ve geleceği dışında devletin tek isteği girişimci öğrenci adı altında kağıt üzerinde eğitimli insanlar yetiştirmek. Bu amacın altında yüzlerce aranacak ve çıkacak cevap olmasına rağmen bu gün bunların tek cevabı ülkenin ekonomik yapısında her geçen gün artan işsizlik ve dışa bağımlı, üretmeyen yaşam biçimi.&nbsp;</p>

<p>Geleceği öngörmeyen ve kurgulamayan siyasi bir program içerisinde bulunan bir yönetim anlayışı ile, geleceğe uygun insan yetiştirmek yerine, girişimci adı altında üniversiteleri de sadece bir bölüm bitirmiş olmak için gören ama sonucunda iş bulma imkanlarının son derece belirsiz olduğu, dolayısıyla geleceği güvence altında olamayan ve bundan da haklı olarak büyük bir endişe duyan bir gençlik yetiştirmeyi seçmiştir.&nbsp;</p>

<p>Üniversitelerde aldığı eğitime rağmen, geleceği düşünülmeden yapılmış bu hamleler, okul sonrasında gençlerde ancak sosyal bir travmaya yol açabilir.&nbsp;</p>

<p>22-23 yaşlarında okuduğu bölümlerden mezun olmuş gencecik insanlar, aldıkları diplomalarla kendilerine kazandırdıklarını düşündükleri rekabet avantajını mezuniyet sonrası karşılarına çıkan yüzlerce beklenmedik durum karşısında anlamsız bularak alanları dışında bir hayat için tekrar çabalamaya başlıyor. Bu çabalama karşısında ise tek kaybeden bireyler veya okumuş gençlik değil Türkiye oluyor. &nbsp;Milyonlarca okumuş insan, eğitimini aldığı, kendisini geliştirdiği meslek eğitimi dışında kalarak &nbsp;&nbsp;&nbsp;işsiz damgasını yiyerek etkisiz hale düşmektedir.</p>

<p>Doğal olarak örgün eğitimle, çocuklarımıza verdiğimiz eğitim ve öğretim sisteminde, iyi vatandaş olmak, sorumluluk sahibi olmak, dürüst olmak, vergi, askerlik gibi yurttaşlık sorumluluklarını yerine getirmek gibi pek çok sosyal konuda da yönlendiriyor ve bilinçlendiriyoruz.&nbsp;</p>

<p>Ancak bütün bu olumlu şartlanmalara rağmen, çocuk dış dünya ile ilk iletişim kurduğunda, kendisine öğretilen teorik bilgilerin pratik hayatta geçersiz olduğunu yaşamanın verdiği büyük hayal kırıklığını yaşıyor. Bunun da önemsenmesi gereken bir sorun olduğunu düşünüyorum.</p>

<p>Malesef Eğitim sistemimiz bugün, bir sorunlar yumağı haline gelmiştir. Bu sorunların da temel nedeni, sorunları çözmek için üretilen çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi konusunda, gerek siyasi iradenin ve gerekse eğitim ile ilgili anayasal kurumların ayak diretmesidir. Yani çözümsüzlüğü, çözüm görme anlayışlarıdır.&nbsp;</p>

<p>Yatıyoruz onlar... Kalkıyoruz onlar...&nbsp;</p>

<p>Bazen düşünüyorum da, sanki Türkiye 300-500 kişiden ibaret, geri kalanı da teferruat! Bu üç - beş yüz kişinin de 15-20'si her gün ekranlarda, yazılı basında. Bıkmadılar, usanmadılar! Milletin bıkıp usanması da kimseyi ilgilendirmiyor.</p>

<p>Dinî konularda bakıyoruz Malum Hocamız, hamdolsun, elhamdülillah her şeyi biliyor. Sanki Yüce Rabbım Kuran-ı Kerim'i ona indirmiş de o da bize anlatacak. Bilmediği konu yok maşallah. Aklınca her şeyi biliyor. Her programda dinî konularda uzmanlar..&nbsp;</p>

<p>Bir de &nbsp;Hoca kılıklılar var, kasıla kasıla, her cümlede bir özür dileyerek, rica ederek başlıyorlar konuşmalarına. Onlarda her konuda uzman maşallah.&nbsp;</p>

<p>İnsan düşünüyor da ne çıkarları var?&nbsp;</p>

<p>Her program yapımcısı, bunlara para ödemez, parasız çıktıklarını tahmin ediyorum. Ne menfaatleri var parasız programlara çıkmakta? Bedava reklam yapıyorlar televizyon programlarında. Büroları dolup taşıyor. Allah ne verdiyse, ya Allah ya tazyik!</p>

<p>Mehmet Ali Erbil'imize ne diyelim? Yıllardır Çarkıfelek ve benzeri programları yapıyor, bazen de Türkiye'nin en büyük sunucusu olarak tanıtılıyor. "Ben biliririm, en iyisini yaparım" havalarında. Dönüp dönüp Çarkıfelek sunuyor.&nbsp;</p>

<p>Kim demiş Türkiye'mizde insan mı yetişmiyor !</p>

<p>da, birisine yapıştık mı ondan kopamıyoruz?</p>

<p>Birde profesörlerimiz var, Akşam- Sabah TV’lerde boy gösteriyor… kansere yakalanmamamız için faydalı bilgiler veriyorlar bizlere.&nbsp;</p>

<p>Ama verdiği bilgilerin hiçbir faydası olacağını sanmmıyorum.</p>

<p>* Onu yemeyin, bunu içmeyin, şunu yapmayın, bunu yapmayın!</p>

<p>Adam sanki profesör değil de bizim yaratıcımız hâşâ. Talimat veriyor.&nbsp;</p>

<p>Kızgın kızgın! İnsanların nasıl yaşaması gerektiğini biliyor da, öyle yaşanamayacağını bilmiyor.</p>

<p>Ona kalırsa evimizde inek besleyeceğiz, sütünden yoğurt ve peyniri de kendimiz yapacağız. Peynirin suyu faydalıymış ama kendi yaptığımız peynirin. Olur evde değil mandrada oturalım. Yanına da ahır inşa ettik mi, her şey tamam. Pardon bir de domatesimizi, biberimizi, patlıcanımızı, kabağımızı kendimiz yetiştirecekmişiz. Odamızın birini de tarla olarak kullanırız. Geniş balkonu ve terası olanlar bu konuda avantajlı! Tarlayı oralara taşırlar.</p>

<p>Abi biz, yarın ne yiyeceğimizi bilmiyoruz ki, sayın profesörümüzün önerdiklerini yiyelim. Çalışanlarımızın çoğu işyerlerinden, çalışma koşullarından ve aldıkları ücretten memnun değiller.</p>

<p>Dilenci halk yaratıldı. Ellerinde sefertaslarıyla belediyelerin, bilmem başka hangi makamların önünde kuyruk oluşturan, aldıkları bedava yemekleri ve ekmekleri sokaklarda yiyen göçebe benzeri bir millet. Bunun adı da "Sosyal Devlet" oluyor, yapılana "Yardım" deniyor.</p>

<p>"3 çocuk yapın!" ısrarından vaz geçti başbakanımız. Şimdi sayıyı 5-6'ya çıkardı. İleriyi düşünüyormuş, 2037 yılında yaşlı bir ülke olacakmışız. Avrupa ülkelerinin nüfus artışı üç aşağı beş yukarı şöyle:</p>

<p>Almanya: Yüzde 0.27</p>

<p>Avusturya: Yüzde 0.24</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belçika: Yüzde 0.16</p>

<p>Çek Cumhuriyeti: Yüzde 0.07</p>

<p>Danimarka: Yüzde 0..3</p>

<p>Estonya: Yüzde - 0.55</p>

<p>Finlandiya: Yüzde 0.16</p>

<p>Fransa: Yüzde 0.37</p>

<p>Hollanda: Yüzde 0.55</p>

<p>İngiltere: Yüzde 0.23</p>

<p>İrlanda: Yüzde 1.12</p>

<p>İspanya: Binde 1</p>

<p>İsveç: Binde 0.2</p>

<p>İtalya: Binde 0.7</p>

<p>Macaristan: Yüzde - 0.32</p>

<p>Polonya: Yüzde -0.03</p>

<p>Portekiz: Yüzde 0.18</p>

<p>Yunanistan: Yüzde 0.21</p>

<p>Bulgaristan: Yüzde -0.86</p>

<p>Romanya: Yüzde -0.12</p>

<p>Bu ülkelerin hemen hepsi belirli bir refah seviyesine ulaşmışlar, hele bazılarının refah seviyelerini anlatmak için kelimeler yetmez. Bunlar aptal da biz mi akıllıyız?</p>

<p>Sokaklarda büyüyen, kapkaççılıkla iştigal eden, eğitimsiz, mesleksiz, çoğu vatan sevgisinden yoksun, madde bağımlısı insanlar genç olsalar ne olur?</p>

<p>Türkiye'de yetişen kaliteli insanların çoğu kapağı yurt dışına atıyorlar. Türkiye'de yaşayan bizler de zamlar, gıda yetersizliği, düzensizlik, kanunların iyi işlemeyişi ve birçok sebeplerden kalitemizi yitiriyoruz. Kalitesiz insanların arasında, kalitelilerin ortaya çıkması zor. Zira ötekilerin sesi ve kanunsuz davranışları ortalığı karıştır- maya yetiyor. Politikacılarımızın çoğunun &nbsp;basiretsiz oluşu, birbirleriyle konuşarak değil de kavga ederek bu ülkeye yönetmeyi denemeleri, kadrolaşmaları çok kötü oluyor. Bugünkü kötü tabloyu ortaya çıkarıyor.</p>

<p>İnsan zor yetişiyor, hele kaliteli insanların yetişmesi daha da zor. Onları harcayıp, yaşam koşulları dışına iteleyeceğimize, onlara sahip çıkmalıyız. Yetişmiş insanımızın yurt dışına gitmesini değil de, ülkesinde kalmasını özendirmeliyiz.&nbsp;</p>

<p>Şu "Çok çocuk yapın!" ısrarından da vazgeçmeli. Önce ortalıkta dolaşan çocuklara sahip çıkalım, onları eğitelim, bunu başardıktan sonra çok çocuk isteyelim.</p>

<p>Türkiye'de kaliteli insan yetişiyor. Ama bunları ülkemizde tutamıyoruz. Tuttuklarımızı da harcıyoruz. Mesele İnsan Yetiştirmek…</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/buyuk-sorun-egitim</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/buyuk-sorun-egitim.JPG" type="image/jpeg" length="46563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğretmenler Günü]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ogretmenler-gunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ogretmenler-gunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim, her şeyin başı ve temelidir. Eğitim olmadan hiç bir şey olmaz. Eğitim düzelirse, her şey düzelir; eğitim bozulursa her şey bozulur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eğitim</strong>, her şeyin başı ve temelidir. Eğitim olmadan hiç bir şey olmaz. Eğitim düzelirse, her şey düzelir; eğitim bozulursa her şey bozulur.</p>

<p>Şikâyet edilen bütün kötülüklerin ortadan kalkması, yerlerine iyi şeylerin hâkim olması, ancak eğitimle mümkündür. Yol eğitimden geçer, başka yolu yoktur.</p>

<p>Bir ülkeyi yok etmek istiyorsanız, eğitimini çökerttiğiniz zaman, hedefe ulaşmış olursunuz. Bu kadar basit!</p>

<p>İşte onun içindir ki,&nbsp;100. yılını kutladığımız cumhuriyetin kururcusu&nbsp;<strong>Gazi Mustafa Kemal</strong>&nbsp;<strong>Atatürk</strong>&nbsp;eğitimin önemini şöyle vurgulamıştır:</p>

<p>"<strong>Eğitimdir ki, bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.</strong>" (1)</p>

<p>Eğitim, hayat-memat, var ya da yok olma meselesidir. Bu sebeple ülkenin ve milletin geleceği, yetişen çocukların alacağı eğitime bağlıdır. Eğitim geleceğimizdir.&nbsp;Şüphesiz ki eğitim ortamları okul binaları önemlidir. Ama hiçbir şey öğretmenin önüne geçemez. Eğitim ve öğretmen her zaman bir numaradır. Eğitimin kalitesi de buna bağlıdır. Eğitimin kalitesi, güzel ve muhteşem binalarla değil, kaliteli öğretmen kadrosuyladır.</p>

<p><strong>Doğan Cuceloğlu</strong>`nun tabiriyle: "<strong>Eğitimin kalitesi hiç bir zaman öğretmenin kalitesini aşamaz. Okul, öğretmenleri kadar iyi olabilir; ne fazla ne eksik. Eğitimin en güçlü aktörü öğretmendir.</strong>"</p>

<p>Aynen böyle. Onun için düzgün ve kaliteli öğretmen yetiştirmek zorundayız.</p>

<p>Öğretmenlik en şerefli ve en kutsal bir meslektir. Öğretmen, her meslek erbabını yetiştiren değerli bir insandır ve asla yanlış yapma şansı yoktur. Çünkü eğittiği insandır. En kıymetli varlığımız olan çocuklarımızı onlara emanet ediyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Onun için&nbsp;<strong>Addison</strong>&nbsp;şöyle der:</p>

<p>"<strong>Heykeltıraş, mermer için ne ise; öğretmen de çocuk için odur.</strong>"</p>

<p>Öğretmenlik "<strong>Tanrı Mesleği</strong>" olarak bilinir. Doğrudur, ilk ve en büyük muallim- öğretmen Hz. Allah (cc)`tır. Bu konuda âyeti kerimeler vardır. (2)&nbsp;</p>

<p>Öğretmenlik, sonra Peygamber mesleğidir. Peygamberler bu işi yapmak üzere insanlar arasından seçilerek gönderilmişlerdir. Sevgili Peygamberimiz:</p>

<p>"<strong>Ben, ancak muallim-öğretmen olarak gönderildim."</strong>&nbsp;buyurmuştur. (3)</p>

<p>&nbsp;Hz.&nbsp;<strong>Ali</strong>&nbsp;(kv): "&nbsp;<strong>Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.</strong>" diyerek öğretmenin değerini izah etmiştir.</p>

<p>&nbsp;<strong>Atatürk</strong>&nbsp;bu konuda şöyle demiştir:</p>

<p><strong>"Milletleri kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir</strong>."</p>

<p>"<strong>Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır</strong>."</p>

<p>"<strong>Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.</strong>"</p>

<p><strong>Diyojen</strong>: "&nbsp;<strong>Yer&nbsp;yüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum</strong>." der.</p>

<p><strong>Socrates</strong>&nbsp;ise: "<strong>Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez.</strong>" sözüyle öğretmenin değerini ve önemini özetlemiştir.</p>

<p>Öğretmen, vefakâr ve fedakârdır. Yeter ki gönlüne girebilelim. Aslında öğretmenin gönlünü almak da zor değildir. “<strong>Nasılsınız? İyi misiniz? Yapacağımız bir şey var mı?</strong>” deyip hal hatır sordunuz mu, bu bile yeter. Tecrübeli ve başarılı yönetici, öğretmenini balık suda rahat eder gibi rahat ettirir ve başarı kazandırır. Bunları uzun yıllar bizzat yaşayan bir eğitimci olarak çok gördük.</p>

<p>Öğretmenlik, aynı zamanda bir sevgi mesleğidir. Çünkü öğretmen yerine göre bir anne-baba, bir ağabey ve abladır. Eğitimin temeli de sevgidir. Sevgi olmadan bu meslek yapılmaz. Hakkıyla yapıldığı zaman da tadına doyum olmaz. Bu sebeple öğretmenler her zaman saygı ve hürmete layıktır.</p>

<p>Tüm yönetici ve öğretmenlerimizin öğretmenler gününü en içten duygularımla kutlar; başta başöğretmen&nbsp;<strong>Atatürk&nbsp;</strong>ve şehit&nbsp;<strong>Aybüke&nbsp;</strong>öğretmenin şahsında tüm şehit öğretmenlerimize ve tüm şehitlerimize rahmet; sağ olanlara da sağlıklı, huzurlu, mutlu, başarılı nice yıllar dilerim.</p>

<ol>
 <li>Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 1999, c: ll, s: 198;&nbsp; MEB, Milli Eğitim dergisi 1993, Atatürk'ün Eğitim Felsefesi ve Geliştirdiği Eğitim Sisteminin Değiştirilmesi, 12; DergiPark, 2007, sayı: 16, Can EKİZ,&nbsp; Atatürk ve Eğitim Anlayışının Milli Karakteri, s: 33-34.</li>
 <li>Bu konuda “Kur’an-i Kerim’de Muallim” konulu 4 yazım var. Bkz. Tekin, İlyas, &nbsp;Türkay dergi, sayı: 39, 41, 42, 44.</li>
 <li>İbni Mâce, Mukaddime, 17.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ogretmenler-gunu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Nov 2023 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/11/ilyas-tekin-yazdi.jpg" type="image/jpeg" length="96743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Filistin’de Eğitim Bilinci]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/filistinde-egitim-bilinci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/filistinde-egitim-bilinci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vatanlarını savunan mazlum Filistin ve Gazze halkına zalim İsrail’in yaptığı zulüm ve soykırım üzerine ilahiyatçılar, tarihçiler, gazeteciler ve bölge hakkında bilgi birikimi olanlar güzel yazılar yazıp, analizler ortaya koydular. Ben de konuya  eğitim tarafından bakmak istiyorum.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vatanlarını savunan mazlum Filistin ve Gazze halkına zalim İsrail’in yaptığı zulüm ve soykırım üzerine ilahiyatçılar, tarihçiler, gazeteciler ve bölge hakkında bilgi birikimi olanlar güzel yazılar yazıp, analizler ortaya koydular. Ben de konuya&nbsp; eğitim tarafından bakmak istiyorum.</p>

<p>19 Haziran 2022’de bir başka dünyaya açılan kapı, rüya şehir Kudüs’ü bir grup arkadaşla ziyaret ettik. Geziye eşim ve oğlumla birlikte katılmak nasip oldu. İstanbul’dan saat 07.00’de kalkan uçağımız, 09.00’da 20. Yüzyılın başlarında Osmanlı’nın stratejik şehirlerinden, bir lojistik merkezi ve liman şehri olan Yafa’nın yanı başında kurulan Tel Aviv Havaalanına indi.</p>

<p>Yafa, İslam’ın fetih hareketlerinde bölgenin askeri ve ticari faaliyetlerinin yürütüldüğü sınır karakolu, askeri merkezi olarak görev yapmış. Portakal bahçelerinin arasında bağlık bahçelik bir şehir. Kudüs’ü elde etmek isteyen her ülke önce bu liman şehrine göz dikmiş.</p>

<p>Şehirde nereye baksanız, yüzyıllarca hüküm süren Osmanlı medeniyetinin izlerini adım başı görmek mümkün. Kudüs’ü ve bütün Filistin’i baştanbaşa ilmek ilmek işleyen ecdadımız, burada sayısız mabet, külliye, çeşme ve imarethane miras bırakmış. Osmanlı’da İstanbul’dan sonra ilk belediye yönetimi Kudüs’te kurulmuş. II. Abdülhamid döneminde Yafa, El Halil, Gazze, Nasıra ve Taberiye’de birer okul açılmış.</p>

<p>Gezimizde Yafa’daki Hasan Bey Camii, Bahr Camii,1812’de Sultan Mahmut döneminde yaptırılan Mahmudiye Camii Külliyesini ve Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılı münasebetiyle yaptırılan saat kulesini ziyaret ettik.</p>

<p>İngiliz işgalindeki bölgede Yahudiler, Yafa’nın varoşlarında oluşturdukları Yahudi yerleşim bölgesi olan Tel Aviv’i modern bir çehre ile büyüttüler. Şehrin siyasi kimliği hızla değişti. Yafa’nın ellerinden çıktığını, Kudüs’ün de çıkmak üzere olduğunu anlayan Müslümanlar, Mayıs 1921’de ayaklandı. Ancak onlara arka çıkacak bir Osmanlı Devleti ve halife olmadığından Müslümanların şehirleri sahipsizdi. Her kalkışma bir kırımla sonuçlandı, her çatışmadan İsrail güçlenerek çıktı.</p>

<p><strong>KUDÜS VE FİLİSTİN HAKKINDA KISA VE GENEL BİLGİLER</strong></p>

<p>Her medeniyetin kendi anlayışına göre taştan kutsal mekânlar ve eğitim binaları inşa ettiği Kudüs’ten tarih fışkırıyor. Hal böyle olunca herkes Kudüs’te kendinden bir şeyler buluyor. Mesela Kanuni Sultan Süleyman, Kudüs’e çok hizmet ettiğinden burada Hz. Süleyman’dan sonra ikinci Süleyman olarak anılıyor.&nbsp; Bu nedenle güçlü olan, bölgeyi yönetme hakkını kendinde gördüğünden Kudüs üzerinde söz sahibi olmak istiyor.&nbsp;</p>

<p>Filistin’in tamamı işgal altında. Filistinlilerin yönetiminde kendi içinde özerk Eriha, El Halil, Abdülhalim ve Filistin devletinin başşehri Kudüs’e 30 km uzaklıktaki Ramallah gibi birkaç şehir var. İsrail, Filistin’i resmen tanımadığından Filistinlilerin yurtdışı dışı çıkışları Ürdün üzerinden yapılıyor. Mescid-i Aksa’nın masrafları Ürdün Vakıflar Genel Müdürlüğünce karşılanıyor.</p>

<p>Dünyadan tecrit edilen Gazzelilerin Kudüs’e girmesi yasak. Ancak özel izinle 75 yaş üzerindekiler ibadet için kontrollü olarak Kudüs’e girebiliyor. Bizim gibi dışarıdan gelenlerin de Gazze’ye girmesinin yasak olduğunu söylediler. Gazze’deki Filistinlilere yardımı maalesef onlara en çok zulmeden ülkenin İsrail parası şikel veya büyük şeytan Amerikan parası dolarla yapmak da insana ayrı bir acı veriyor.</p>

<p><strong>FİLİSTİN’DE EĞİTİM BİLİNCİ&nbsp;</strong></p>

<p>Bundan yaklaşık yüz sene önce Cemal Paşa’nın aynı zamanda asker olan özel kalemi Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı adlı kitabında şunları söyler:&nbsp;<em>“Trenle Kudüs’e gidiyorum</em><em>. Trende bir Yahudi genç bol bol Siyonizm propagandası yaparak diyor ki, Siz Siyonizm’e karşı mücadele etmekle aldanıyorsunuz, bu toprakları bizim kadar kimse imar edemez. Çünkü bizim kadar kimse sevemez! dedi.”</em></p>

<p><em>“Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın / Gündüz geceye muhtaç bana da sen lazımsın”</em>&nbsp;mısralarındaki gibi bu topraklarda yaşayan Filistinliler ve Yahudiler tamamen bilinçli bir eğitimden geçiriliyor. Yahudilerin bu kadar dirençli ve uzun vadeli planlar yapmasını biraz da eğitim sistemine ve verilen eğitime bağlamak lazım.</p>

<p>İsrail devleti bilinçli bir şekilde yurt dışındaki Yahudilerin gelip burada kalmaları için ucuz, kiralık binalar yapıp veriyor. Batı Kudüs’ü devamlı büyüterek modern bir şehir oluşturmuşlar. Yahudiler, Filistinlilerden korktukları için bir saldırı olduğunda kolay savunma yapmak için evlerini genelde tepelerde kuruyorlarmış. Yahudilerin hedeflerini gerçekleştirmek için birçok sosyal amaçlı vakıfları varmış. Buradaki Filistinlilerin evlerine Yahudiler milyon dolarlar verdiği halde Müslümanlar evlerini bilinçli olarak satmıyormuş. Bu yüzden İsrail, Filistinlilere çok yüksek vergi koyuyor, ev yaptırmıyor, evlerini tamir etmelerine izin vermiyormuş.</p>

<figure><img alt="" decoding="async" fetchpriority="high" sizes="(max-width: 940px) 100vw, 940px" src="https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-22.png" srcset="https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-22.png 940w, https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-22-300x194.png 300w, https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-22-768x498.png 768w" style="width: 650px; height: 421px;" /></figure>

<p>Lut kavminin helak olduğu, deniz seviyesinden 450 metre aşağıdaki Ölü Deniz kıyısına gittiğimizde gördüklerimizden birisi de Gargat ağacıydı. Yahudiler, bu ağacın Müslümanların bir saldırısında arkasına saklandıkları zaman kendilerini koruyacağına inanıyor. Yukarıdaki resimdeki gibi bu ağaçtan bolca dikilmesi, yine bir bilinç göstergesi.</p>

<p>Filistinlilerin de İsrail’in üstün silahlarına ve baskılarına rağmen ölümü göze alarak şehit olacaklarını bile bile ölüme gitmelerini de yine onların verdikleri şuurlu eğitime bağlamak lazım.</p>

<p>Sizlere bazı gözlemlerim ve birkaç fotoğraf eşliğinde Kudüs’te görerek şahit olduğumuz eğitim anlayışı ile ilgili bazı örnek vermek istiyorum.</p>

<p>Samuel (1) peygamberin kabrinin de içinde olduğu Samuel Tepesinde kale gibi büyük bina var. Birinci dünya savaşında Türk ordusunun karargâh olarak kullandığı bu binanın altındaki bir bölüm şu anda cami olarak kullanılıyor. Burayı ziyaretimizde bir Yahudi lisesinde okuyan kızların burayı ziyarete getirildiğini gördük. Onların aşağıdaki fotoğraflarına baktığımızda hiç bizim liseli kızlara benzemediklerini, gayet mazbut giyimli olduklarını, ağırbaşlı ve çok hanımefendice davrandıklarını müşahede ettim.</p>

<figure><img alt="" decoding="async" sizes="(max-width: 910px) 100vw, 910px" src="https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-20.png" srcset="https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-20.png 910w, https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-20-300x170.png 300w, https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-20-768x436.png 768w" style="width: 650px; height: 369px;" /></figure>

<figure><img alt="" decoding="async" sizes="(max-width: 916px) 100vw, 916px" src="https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-19.png" srcset="https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-19.png 916w, https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-19-300x163.png 300w, https://www.maarifinsesi.com/wp-content/uploads/2023/11/image-19-768x418.png 768w" style="width: 650px; height: 354px;" /></figure>

<p>Bizim anaokullarında ve ilkokullarda “soyut kavramlardan bahsetmeyelim” düşüncesiyle dinden bahsetmeyerek, sanki din yokmuş tavrıyla eğitim verilirken, Kudüs’te Yahudilerin anaokulu çocuklarının ağlama duvarının önüne getirilip eğitim verildiğini görüntüledim.</p>

<p><strong>TÜRKLERİN GAZZE SAVUNMASI ve BİZİM BİLİNÇ DÜZEYİMİZ</strong></p>

<p>Yine Zeytindağı adlı kitaptan devam edelim:&nbsp;<em>“İngilizler yorgun olan Gazze’deki Türk ordusuna iki defa taarruz ettiler. Denizden büyük gemi topları şehri kaç defa hâk ile yeksan etti. Artık harap olan Gazze, on defadan fazla harple yıkılmış, yeniden yapılmıştı. Gazze’yi ilk müthiş hücumdan kurtaran bu alay, kendinden en aşağı dört, beş defa üstün kuvvetlere karşı Gazze’yi kurtardı. Bir düzine demir yağmuru altında kalan askerlerimiz Gazze cephesinde birçok kahramanlıkla gösterdiler, hiç kimse şahsi kendi geleceğini ve istikbalini düşünmüyordu.”</em></p>

<p>Ümmet coğrafyamızı kana bulayanlar, 700 yıl bölgede hüküm süren ve yukarıda anlatıldığı şekilde daha yüz yıl öncesine kadar savunmasını yaptığımız, bizim olan Filistin’i unutturmaya çalışarak bizleri Kürt, Türk, Arap diye ırklara bölenler, ne yazık ki bizlere “Ne işimiz var Suriye’de, Libya’da, Filistin’de?” demeyi de&nbsp;öğrettiler. Kendileri de halen Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de ve ülkemizde çalışmalar yapıyorlar. Ne işleri var peki buralarda?</p>

<p>“Sömürü” yalnızca bir ülkenin yeraltı/üstü kaynaklarıyla ilgili değildir. Daha vahimi insan kaynaklarında, en vahimi ise zihinlerdedir. Kudüs’ü yüz yıldır ihmal edişimiz, okullarımızda anlatılmayışı, sadece Miraç hadisesinde adını duymamız zihnimizin sömürüldüğünün en önemli belirtilerinden biridir.</p>

<p>Bizde kendilerine mikrofon uzatılıp, Müslüman olmanın en temel göstergesi olan&nbsp;<strong>“La ilahe illallah Muhammedün Rasulullah&nbsp;</strong>ne demektir?” diye sorulduğunda kahkaha eşliğinde “bilmiyorum” cevabını verilirken, Mescid-i Aksa’da küçük yaşlardaki çocukların sabah namazını kıldıktan sonra hafızlık çalıştığını gördüm<strong>.&nbsp;</strong>9-10 yaşına gelen bir çocuk Kuran’ı Kerim hafızı oluyormuş. Bu yüzden Hamas ve Filistin halkı yenilmez. Çünkü dünyada nüfus oranına göre, en çok kitap okuyan, en çok hafız yetiştiren, ilkokulu bitirmeden yabancı dil (genelde İngilizce) öğrenen şuurlu bir Filistin halkı var.</p>

<p>Türkiye’ye dönüşte uçakta 15 kadar Filistinli lise öğrencisinin öğretmenlerinin nezaretinde koro halinde hep bir ağızdan (binek) seyahat duasını (Subhanellezi seğğera lana haze ve künne lehu mugrinin ve inna ila rabbina le mungalibun) (2)</p>

<p>سُبْحَانَ الَّذ۪ي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَۙ&nbsp; وَاِنَّآ اِلٰى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ</p>

<p>okumaları onların ne kadar bilinçli bir eğitimden geçtiklerinin göstergesi olarak görülebilir.</p>

<p>Tabi ki şu anda İsrail zulmü altında inleyen Filistinli çocuklarımıza üzülüyoruz, ağlıyoruz ama bir taraftan da kendimize, kendi çocuklarımızın şuursuzluğuna ağlayalım. Kendi çocuklarımız bilmem kaç yaşına gelmiş, namaz kılmıyor. Çocuklarımız kimlerin peşinden gidip, kimi örnek alıyor ona bakalım. Yıllardır İslam’ın bayraktarlığını yapan bir neslin torunları olarak bu hale hangi eğitim sistemiyle getirildiğimizi düşünmenin ve tedbirler almanın zamanıdır.</p>

<p>Filistin meselesi bizim için sadece coğrafi ve siyasi bir mesele değil aynı zamanda dini, millî ve insani bir meseledir. Filistin bir medresedir; insanlığa ders veriyor, ders alıyor. Korkak ve soysuz İsrail askerlerine cesurca meydan okuyan Filistinli kadınlar ve çocuklar geleceğimiz için büyük umuttur. Bu insanlık savaşının sonunda sadece İsrail’i değil, emperyalist ülkeler ABD, İngiltere, Fransa, Almanya’yı da mağlup edecek olan Filistinlilerin attığı taşlar olacaktır.</p>

<p>“Sustum artık.</p>

<p>Bana ne tabip lazım</p>

<p>Ne de kurşun döksünler bundan böyle</p>

<p>Zaten kurşun dökmüyorlar artık</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurşunu çocukların göğsüne saplıyorlar!” (3)</p>

<p><strong>Mustafa ALTINSOY&nbsp;</strong>- 13 Kasım 2023&nbsp;</p>

<p>(1) Smahel: Tevrat metinlerine göre İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden biridir. Harun Aleyhisselam’ın neslinden olup Musa Aleyhisselam’ın dinini tebliğ etmiştir.</p>

<p>(2) “Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz; yoksa biz buna güç yetiremezdik. Biz şüphesiz Rabbimiz’e döneceğiz.</p>

<p>(3) Nurettin Durman, Şair</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/filistinde-egitim-bilinci</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Nov 2023 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/11/filistin-de-egitim.png" type="image/jpeg" length="43786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğitimde Veli Sorunu]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/egitimde-veli-sorunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/egitimde-veli-sorunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitimimizde öğrenci sorunundan daha çok, ne yazık ki veli sorunu var.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eğitimimizde öğrenci sorunundan daha çok, ne yazık ki veli sorunu var.</p>

<p>Son on yılda her şeyi bilen ve öğretmenlere mesleğini öğreten, çoğunluğunu bayanların oluşturduğu bir veli kitlesi meydana geldi. Bunlar sosyal medyada iyi örgütlendiklerinden etki ve güçleri okulun önüne geçmiş durumda.&nbsp;“Benim çocuğum” diye başlarlar ve asla başladıkları cümleye bir nokta koymazlar. Onlar hep haklıdır. İstişare edemezsiniz, fikir alışverişinde bulunamazsınız.</p>

<p>Veliler, okulları eğitim-öğretim yuvası olarak görmekten uzaklaşmış, çocuklarının güvenliğinin ve bakımının sağlandığı mekânlar olarak görmeye başlamışlardır. Okuldan bu hizmeti alırken de otorite olarak kendilerinin kabul edilmesini, önceliğin kendilerinde olmasını, kendilerinin uygun bulduğu yöntem ve tekniklerin kullanılmasını istemektedirler. Okul yönetimleri ve öğretmenleri de velilerin ve öğrencilerin isteklerini uygulayan, hizmet veren kişiler olarak görmektedirler.</p>

<p>Velilerin öğretmenlerle ilişkilerinde dikkat etmesi gereken birçok önemli nokta vardır. Anne babalarının çocuklarının gelişimi sürecinde öğretmenlere ve okulun işleyişine müdahaleci olmadan katılması, okulla işbirliği halinde olması, esasen, veli-okul işbirliği öğrenci başarısını yükselteceği gibi, öğrencinin davranış sorunlarını da büyük oranda azaltacaktır. Ancak bu durum, velilerin sınıftaki öğretmene karşı saygı sınırlarını aşan müdahaleci ve yargılayıcı tutumlarıyla değil, hem öğretmene hem çocuğa bilinçli, duyarlı, pozitif yaklaşımlarıyla, okuldaki eğitim öğretimi, destekleyen tutumlarıyla mümkün olabilir. (1)</p>

<p>Çocuklarının eğitimiyle ilgili asli vazifelerin neredeyse tamamını okullara devreden günümüzdeki&nbsp; veli anlayışıyla çocukların tüm sorumlulukları da okulların üzerine yıkılmış durumdadır. Aileler; çocuklarının yanlışlarını ve yaramazlıklarını görmüyor, sorgulamıyor, kabullenmiyor, onlara nasıl sahip çıkacaklarını, nasıl terbiye edeceklerini bilmiyorlar. Bütün sorumluluğu yönetici ve öğretmene yükleyerek sorunlardan kaçıyor, çözümünü erteleyerek sorunlar zincirini devam ettiriyor.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki eğitim, ilk önce ailede başlar. Çocuklar, kendilerini okul hayatına hazırlayacak beceri ve yetenekleri, anne-babalarının gözetiminde aile ortamında kazanarak geliştirirler. Bu yönüyle aile, çocuğun ilk okuludur. Sorumluluk almayı, beceri edinmeyi, yeteneklerini geliştirmeyi, sınırlarını, kendine güvenmeyi, sosyal davranışları, toplumsal kurallara uymayı, sorunlarını çözebilmeyi, saygıyı, empati yapmayı; genel bir ifadeyle olumlu veya olumsuz pek çok kişilik özelliklerini geliştirmeyi bu okulda öğrenen çocukların ilk öğretmenleri de anne ve babalardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuğunu nasıl yetiştireceğini bilmeyen, kendi çocuğuna karşı yetersiz kalan, (belki öğretmen kadar alanda eğitimi olmayan) veliler, her gün ortalama 30 öğrencinin her sorunuyla ilgilenen öğretmene hesap sormayı bir başarı ve popülarite olarak görüyorlar.&nbsp;“Bir veli toplantısına katılan ebeveyn olarak göreceğiniz manzara, yaşadığınız çevreye göre değişecektir. Toplantıya katılan tüm velilerin çocukları pırlanta gibidir, kimseye zarar vermeyen ahlâk abidesidir.” (2)</p>

<p>“Aman, çocuğuma dokunmayın” anlayışıyla çocuğunu adeta putlaştıran veliler de var. “Sakın benim çocuğuma engel olma, terbiyesine karışma, fazla disipline etme!” diye emrediyorlar. Öğretmenler nasihat ettiğinde işi başka mecralara taşıyarak “Benim çocuğumun dünya görüşüne karışamazsın, çocuklara yönelik en küçük bir kızma ve eleştiride “Çocuğumun psikolojisi bozuldu, çocuğuma şiddet uygulandı” anlayışıyla öğretmenler şikâyet ediliyor.</p>

<p>Bu şekilde öğretmenlerin üzerine gidilerek şiddete varan baskılar uygulanınca öğretmenler de işin eğitim yönünü neredeyse bırakmışlar, sadece öğretim boyutunda kalarak sınıftan dersini verip çıkmaya başlamışlardır. Okul disiplini olmadan, okulda eğitim ve öğretimin gerçekleşmesi mümkün müdür? Disiplinin olmadığı yerde huzur, huzurun olmadığı yerde başarı olmaz. Okulda, otorite karmaşası sürerken eğitim-öğretimde ne kadar yol alınabilir? Oysa velilerin korudukları çocuklarla öğretmenler en fazla 4 yıl uğraşırken, ebeveynleri ömür boyu uğraşacaklar…</p>

<p>Hadi bizim eğitim anlayışımızı ve öğretmenlerimizi beğenmeyip her ağızlarını açtıklarında referans gösterdikleri batıda bir okuldan örnek verelim<em>.</em></p>

<p><em>&nbsp;</em>Portekiz’de okul duvarlarına velilere yönelik aşağıdaki metni asmışlar;&nbsp;</p>

<p><em>“Sevgili Veliler,</em></p>

<p><em>Hatırlatmak isteriz ki “Merhaba, Lütfen, Rica ederim, Özür dilerim, Teşekkür ederim” gibi ifadeler önce evde öğrenilir.</em></p>

<p><em>Yine dürüstlük, arkadaşa, yaşlılara ve öğretmenlere saygı da ilk önce evde öğrenilir. Temiz olmak, ağzında yiyecek varken konuşmamak ve düzenli olmak da önce evde öğrenilir.</em></p>

<p><em>Sorumluluklarını bilmek, eşyalarına ve değerlerine sahip çıkmak ve başkalarının eşyalarına el sürmemek yine evde öğrenilen şeylerdir.</em></p>

<p><em>Bizler okulda yabancı dil, tarih, coğrafya, fizik, kimya ve biyoloji gibi şeyler öğretiriz. Unutmayın ki eğitim evde başlar!”</em></p>

<p>Özellikle büyükşehirlerde sosyal hayatın karmaşıklığına paralel olarak eğitim-öğretim faaliyetlerine, veli boyutunun etkin olarak yansımasıyla ciddi problemler belirmeye başladı. Özel okulların birçoğundaysa paranın gücü eğitimin gücünden daha belirgin hale gelmiş durumda. Her şeyi bilen(!) veliler, bu okullarda daha da hâkim ve etkin olduklarından her istediğini yaptırıyor. İsterlerse öğretmeni bile değiştirtebiliyorlar. Öğretmen kim ki? Onun maaşını zaten veli vermiyor mu? Öğretmenin görevi; anasının babasının bile baş edemediği, parasıyla şımarttığı, kendisine her türlü terbiyesizliği yapan çocukları affederek, ekmeğinden olmamak için dadılık etmeye çalışmaktadır.</p>

<p>Bu okullarda çalışan öğretmenler “Kişiliğimize, karakterimize, doğru bildiklerimize göre öğretmenlik yapacak olursak hemen işimizden oluruz. Bu yüzden karaktersiz, kişiliksiz, ezik ve silik olmak zorundayız.” diyorlar. Resmi okullarda ise geleceği müdürün inisiyatifinde olan ücretli öğretmenler de işinden olmamak için suya sabuna dokunamıyor.</p>

<p>Veli ve öğrencilerin (sorunların kaynağının birisinin de kendisi olabileceğini kabullenmeyip) okul yönetimlerini ve öğretmenleri CİMER vb. yerlere şikâyete yönelmesi büyük sorunları da beraberinde getirmektedir. Her an şikâyet edilme kaygısı okul yönetimlerini ve öğretmenleri görevlerini yapamaz hale getirmiştir. Öğretmen, gereksiz soruşturmalarla uğraştırıldığından sınıfta hakkıyla ders anlatamamaktadır. İlgili makamların da her türlü şikâyeti dikkate alıp, okullara muhakkik, müfettiş göndermesi öğrenci ve veliyi yanlış tutumlarında daha da cesaretlendirmektedir. Bu durum okul yönetimlerini ve öğretmenleri suçlu gösterip, itibarını düşürerek otoritesini sarsmaktadır. Görev yaptığım illerde hiç yoktan sebeplerle “Çocuğumu şöyle dövdü, böyle taciz etti” gibi iftiralarla şikâyet edilen öğretmenlerimiz oldu. Ancak daha sonra öğretmenimizin masumiyeti anlaşıldığında öğretmenimiz çok zor durumda kalırken veli’ye attığı bu iftira karşısında hiçbir yaptırım uygulanmamaktadır.</p>

<p>Okullarda yönetici ve öğretmenler üzerinde kurulan veli baskısı, eğitim çalışanlarının en çok rahatsızlık yaşadıkları sorunların başında geliyor. Veli memnuniyeti ve öğrenci merkezli eğitim anlayışının sonucu olarak, öğretmeni zor durumda bırakan her şeyi bilen(!) bir kitle oluştu. Hayvan hakları kanununun insanlığı mahkûm ettiği bir dönemde hayvanlara gösterilen sevgi, saygı ve hassasiyet maalesef ilme, bilgiye ve öğretmene karşı saygı çocuklarımıza öğretilmemektedir. “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” noktasından öğretmenin sınıfta bıçaklandığı, hatta sokak ortasında öldürüldüğü noktaya gelinmiştir.</p>

<p>Elbette öğretme yaklaşımları günümüz nesline göre güncellenmeli ama okula, öğretmene yaklaşım da güncellenmeli. Öğretenin; saygın, etkin, değerli görülmediği hiçbir yaklaşım hedefine varamaz. Öğretmenleri itibarsızlaştırmak, bir toplumun temeline dinamit koymaktan farksızdır. Öğretmenler, kendini bilmez velileri ve öğrencileri memnun etme memurları değildir. Nurettin Topçu, “Maarif demek, muallim demektir.” diyor. Velilerin saygı göstermediği öğretmene öğrenci hiç saygı duymaz.</p>

<p>Yaşanan sorunların çözüm noktasına bilinçli ve eğitimli ebeveynleri koyabiliriz. Bunun için Anne-Baba Okulları açılmalıdır. Çünkü ebeveynler ailede ve okulda çocuklarına yeterli ve doğru rehberlik yapamıyorlar. Konferans, seminer gibi etkinliklerle yüz yüze ortamlarda velilere ulaşmak zorundayız. “Elbette okullarımızın velileri eğitmek gibi temel bir sorumluluğu yoktur. Ancak verilen eğitimin çıktılarının sağlıklı olması için, çocuğun eğitim ve gelişim süreçleriyle ilgili olarak velilerin (ebeveynlerin) eğitilmesine ve bilinçlendirilmesine ihtiyaç vardır. Çünkü devlet, toplum temeli üzerine, toplum aile üzerine, aile de anne-baba üzerine kuruludur.” (3)</p>

<p>Tabi bu eğitimler yalan yanlış arabesk hikâyelerle insanların duygularını sömüren kişisel gelişimcilerle olmaz. Hiç evlenmediği halde çocuk eğitimi kitapları, darmadağın bir hayatı olduğu halde aile eğitimi kitapları yazıp bunları satmak isteyenlerle, fenomenlerle de olmaz. Nesil yetiştirme konusunda uzun bir evlilik deneyimi olan uzman eğitimcilerle velilere dokunmak zorundayız.</p>

<p>“Veliye, öğretmenin her işine sonsuz karışma özgürlüğü verilmesi eğitim ve öğretimi bitirme noktasına getirdi. O nedenle Millî Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin, herkesin kendi sınırlarını bilmesi için velilerimize ve kamuoyuna seslenerek “Velilerimizden ricamız, öğretmen arkadaşlarımıza öğretmenliği öğretmesinler, kendileri ebeveynlik yapsınlar.” demek ihtiyacını duymuştur.</p>

<p><strong><em>Yazıma son verirken kendi vatanlarını savunma mücadelesi veren kahraman Filistinlileri selamlıyor, şehit olanlara Allah’tan rahmet diliyorum.</em></strong></p>

<p><strong>Mustafa ALTINSOY</strong></p>

<p>———————————————————————————————————–</p>

<p>1. Mehmet ÖZDOĞRU, “İlkokullarda Öğretmen-Veli İlişkisinde Yaşanan Sorunlara İlişkin Öğretmen &nbsp;&nbsp;Görüşleri.”&nbsp;<a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1500886" rel="nofollow">https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1500886</a></p>

<p>2. Mustafa Süs, “Çok Bilmiş Veliler” başlıklı makalesinden.</p>

<p>3. Mustafa Uslu, “Veli Eğitimlerine İhtiyaç Var mıdır?” başlıklı makalesinden.</p>

<p>—İlber Ortaylı’nın veliler konusundaki yorumu:&nbsp;<a href="https://twitter.com/HuzeyfeBilge/status/1573625612706762754?s=20&amp;t=DlyDvis5kSSnExlWFJvPCQ" rel="nofollow">https://twitter.com/HuzeyfeBilge/status/1573625612706762754?s=20&amp;t=DlyDvis5kSSnExlWFJvPCQ</a>&nbsp;</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/egitimde-veli-sorunu</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Oct 2023 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/10/egitimde-veli-sorunu.png" type="image/jpeg" length="31279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kürtçe'nin yüzde 99'u Kürtçe değildir]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/kurtcenin-yuzde-99u-kurtce-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/kurtcenin-yuzde-99u-kurtce-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kürtçe'nin Etimolojik sözlüğünü hazırlayan Rusya Bilimler Akademisine göre Kürtçe'nin yüzde 99'u Kürtçe değildir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kürtçe'nin Etimolojik sözlüğünü hazırlayan Rusya Bilimler Akademisine göre Kürtçe'nin yüzde 99'u Kürtçe değildir.</p>

<p>% 40.96 sı Arapça,</p>

<p>%39.09 u Farsca,</p>

<p>% 14.96 sı Türkçe,</p>

<p>% %2.21 Ermenice'den oluşturulmuştur.</p>

<p>Rusya Bilimler Akademisi tarafından hazırlanan Kürt Dilinin Etimolojik Sözlüğü’ne göre Kürtçenin söz varlığının % 99’dan fazlasının kökeni başka dillerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>-%40.96’sı Arapça;</p>

<p>-% 39.09’u Farsça</p>

<p>(&lt;Farsça %29.23, + Eski İranca %8.85 + Fars Ağızları %1.11) ;</p>

<p>-%14.96’sı da Türkçedir.</p>

<p>-%14.96’sı da Türkçedir. (Türkçe %14.73 + Azerice&lt;%0.23).</p>

<p>-Bu üç dilden alınan kelimelerin toplamı yaklaşık olarak % 95’tir. % 2.21’lik Ermenice kelimeyi de katarsak bu oran %97’ye yükselmektedir.</p>

<p>-Daha küçük oranlarda kelimesi olan dilleri de katınca bu oran %99’u geçmektedir.</p>

<p>1'den 10'a kadar bile sayıları ancak Farsça ile sayanlar kürtçe diye sayıklamaya devam etsinler. ..</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/kurtcenin-yuzde-99u-kurtce-degildir</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Oct 2023 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/10/kurtce.JPG" type="image/jpeg" length="10518"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel okul öğretmenleri dikkat! Yargıtay’dan fazla mesai kararı: Okulda kalınan süre değil, ders sayısı gerçerli sayıldı]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ozel-okul-ogretmenleri-dikkat-yargitaydan-fazla-mesai-karari-okulda-kalinan-sure-degil-ders-sayisi-gercerli-sayildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ozel-okul-ogretmenleri-dikkat-yargitaydan-fazla-mesai-karari-okulda-kalinan-sure-degil-ders-sayisi-gercerli-sayildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel eğitim kurumlarında çalışan yüz binlerce öğretmene, kötü haber Yargıtay'dan geldi. Yüksek Mahkeme, özel okul öğretmeninin fazla çalışmasının okulda kaldığı süreye göre değil; girdiği ders sayısına göre hesaplanması gerektiğine hükmetti. Emsal karara göre, özel kurumlarda çalışan öğretmenler, sadece girdikleri ders süresine göre mesai alabilecek. Zümre başkanı olan öğretmenler de sadece girdikleri derse göre mesai alabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel bir okulda Almanca öğretmeni olarak çalışan K.L., ücret alacaklarının ödenmemesi sebebiyle istifa etti. İş Mahkemesi'nin kapısını çalan davacı öğretmen, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta sonu çalışma ücreti, zümre başkanlığı ücret farkı, eğitim öğretim ödeneği ve yabancı dil tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline hükmedilmesini talep etti. Davalı kurum avukatı, davanın reddini istedi. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne hükmetti. Kararı davalı kurum avukatı temyiz edince devreye Yargıtay 9. Hukuk Dairesi girdi.</p>

<p><strong>OKULDA KALINAN SÜRE ESAS ALINMADI</strong></p>

<p>Emsal nitelikteki kararda, özel eğitim kurumlarında öğretmenlerin, kurumda geçirdikleri süreye göre değil girdikleri ders süresine göre fazla mesai alabilecekleri hatırlatıldı. Kararda şöyle denildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Uyuşmazlıkta, mahkemece hükme dayanak alınan raporda davacının haftalık 45 saati geçen çalışması olmadığı değerlendirilerek bu alacak talebinin yerinde olmadığı belirlenmiştir. Davalı özel okulda Almanca öğretmenliği yapan davacının ücretlendirilmesi ders saati üzerinden gerçekleşmektedir. Davacı, sözleşmesinde belirlenen haftalık ders saatinden daha fazla sayıda derse girdiğini iddia etmemiş, okulda kaldığı sürenin haftalık 45 saati aştığı iddiasıyla fazla mesai ücretine hak kazandığını iddia etmiştir. Hatta 5 sene branşında zümre başkanı olarak görevlendirilmesi sebebiyle ders sayısının azaltıldığını ancak okulda bulunma süresinin arttığını ileri sürmüştür. Davacının iddiasının aksine şehirde bulunan özel okullarda eğitimin tam gün sürmesi sebebiyle öğlen 1 saat yemek arası verilmesi yerleşik bir uygulama olup, davalı okulda aksi yönde uygulama olduğuna dair bir delil de bulunmamaktadır. Dosya çerçevesine göre davacının fazla mesai ücret talebinin reddi gerektiği anlaşılmakla, yazılı şekilde kabule dair verilen karar hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. Davacının Almanca zümre başkanı olarak ek ücret talebine dayanak bir sözleşme ya da işyeri uygulaması bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacının davalı işyerinden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı farklı bir okul tarafından kendisine ek ücret ödendiğine dair sunduğu ücret bordrosuna dayanılarak hesaplama yapılan rapor çerçevesinde alacağa hüküm olunması da isabetli değildir. Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden bozulmasına oy birliği ile karar verildi."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ozel-okul-ogretmenleri-dikkat-yargitaydan-fazla-mesai-karari-okulda-kalinan-sure-degil-ders-sayisi-gercerli-sayildi</guid>
      <pubDate>Sat, 30 Sep 2023 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/09/ozel-okul-ogretmenleri-dikkat-yargitaydan-fazla-mesai-karari-h97119-93569.jpg" type="image/jpeg" length="43186"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nerede hata yapıyoruz?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/nerede-hata-yapiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/nerede-hata-yapiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yavrularımız ,ailelerimize, öğretmenlerimize ,devletimize emanet. Bu emanete sahip çıkmak milletin has evlatları olarak yetişmeleri boynumuzun borcudur. Çünkü milletimizin geleceği bu evlatlarımızın elinde şekillenecektir. Evlatlarımızı eğitim ve öğretimde hangi amaçlara göre ve nasıl kişilik ve kimlik kazandırarak yetiştireceğiz?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Selam üzerinize olsun.</p>

<p>Yavrularımız ,ailelerimize, öğretmenlerimize ,devletimize emanet. Bu emanete sahip çıkmak milletin has evlatları olarak yetişmeleri boynumuzun borcudur. Çünkü milletimizin geleceği bu evlatlarımızın elinde şekillenecektir. Evlatlarımızı eğitim ve öğretimde hangi amaçlara göre ve nasıl kişilik ve kimlik kazandırarak yetiştireceğiz?</p>

<p>“…Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan…“2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;”(*) Milli Eğitim Temel&nbsp; Kanunu’nda belirtilen bu amaçlar doğrudur, bu konuda söylenecek fazla bir söze de gerek yoktur.</p>

<p>Bu amaçlarımızın ne kadarını gerçekleştirebildik? Türk milletinin değerlerini eğitim boyunca verebildik mi? Bakanlığımızın adı “Millî Eğitim Bakanlığı” ancak eğitimimiz ne kadar milli? Eğitim-Öğretim iki kanatlı hangi kanata daha çok önem veriyoruz? Soruları çoğaltmak mümkün ama gerek yok.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğitim meselemizi varlık ve beka meselesi olarak kabul etmeliyiz. Zira eğitim sorunu halledilmeden diğer sorunların hiçbiri çözülemez. Eğitim sistemimizde milli ve yerli olmayan ne kadar unsur varsa temizlenmelidir. İdeali ve iddiası olmayan bir milletin varlığını devam ettirmesi mümkün değildir.</p>

<p>(*).Milli Eğitim Temel Kanunu.</p>

<p><strong>İbrahim Kumaş</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/nerede-hata-yapiyoruz</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Sep 2023 19:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/09/yazarlar/ibrahim-kumas-9350.jpg" type="image/jpeg" length="56949"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İBB'den öğrencilere 6 bin TL destek! Başvurular başladı]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ibbden-ogrencilere-6-bin-tl-destek-basvurular-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ibbden-ogrencilere-6-bin-tl-destek-basvurular-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İBB’nin “Genç Üniversiteli Desteği” projesinde öğrencilere geri ödemesiz olarak verilecek 6000 TL’lik eğitim desteği için başvurular başladı. Destekten faydalanmak isteyen öğrenciler, 20 Ekim tarihine kadar İBB’nin “İstanbul Senin” mobil uygulaması üzerinden başvuru yapılabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)</strong>&nbsp;<em>“Genç Üniversiteli Desteği</em>” projesi kapsamında üniversite öğrencilerini ekonomik anlamda desteklemek için 75 bin öğrenciye<strong>&nbsp;6000 TL</strong>'lik eğitim yardımında bulunuyor.</p>

<p>Başvurmak isteyen öğrencilerin kendisinin ya da ailesinin İstanbul'da ikamet etmesi, devlet ya da vakıf/özel üniversitelerinde yüzde 100 burslu okuması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ara sınıf ve son sınıf öğrencilerinin de yılsonu başarı notunun 100 üzerinden en az 53 ya da 4 üzerinden 2,00 olması da istenen kriterler arasında yer alıyor.</p>

<p>Destekten faydalanmak isteyen öğrencilerin İBB'nin “İstanbul Senin” uygulamasını indirerek, uygulama üzerinden başvuru yapması gerekiyor.</p>

<p>Proje ve kriterler hakkında detaylı bilgiler de “İstanbul Senin” mobil uygulamasında yer alıyor. 26 Eylül'de başlayan başvurular 20 Ekim tarihine sonlanacak.</p>

<p>“Genç Üniversiteli Desteği” kapsamında, projenin yapıldığı ilk dönem olan 2019-2020 eğitim öğretim döneminde 29 bin 423 öğrenciye destek sağlandı.</p>

<p>2020-2021 eğitim öğretim döneminde 33 bin 763 öğrenciye, 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde 51 bin 992 öğrenciye destek verildi.</p>

<p>2022-2023 eğitim-öğretim döneminde ise 75 bin öğrenciye 4 bin 500 TL geri ödemesiz eğitim yardımı sağlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ibbden-ogrencilere-6-bin-tl-destek-basvurular-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 27 Sep 2023 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/09/ibb-universite-destek-1.JPG" type="image/jpeg" length="64013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Batı Trakya Türkleri'nin Yunanistan’ın eğitim hakkını ihlal etmesi protestoları sürdürüyor]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/bati-trakya-turklerinin-yunanistanin-egitim-hakkini-ihlal-etmesi-protestolari-surduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/bati-trakya-turklerinin-yunanistanin-egitim-hakkini-ihlal-etmesi-protestolari-surduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan'da Batı Trakya Türkleri, çocuklarının sağlıklı eğitimini engelleyerek insan hakları ihlalleri yapan makamlara protestolarını sürdürüyor!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan'da Batı Trakya Türkleri, çocuklarının sağlıklı eğitimini engelleyerek insan hakları ihlalleri yapan makamlara protestolarını sürdürüyor!</p>

<p>Neredesin Türkiye? Kardeşlerin destek bekliyor!</p>

<p><a href="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2023/09/f6dtwo0xoaaat6h.jpg" rel="nofollow" title="fancybox"><img alt="detail-photo-fancybox-1" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2023/09/f6dtwo0xoaaat6h.jpg" /></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2023/09/f6dtwrjxcaaqglw.jpg" rel="nofollow" title="fancybox"><img alt="detail-photo-fancybox-2" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2023/09/f6dtwrjxcaaqglw.jpg" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, EĞİTİM, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/bati-trakya-turklerinin-yunanistanin-egitim-hakkini-ihlal-etmesi-protestolari-surduruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 20 Sep 2023 13:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/09/f6dtv1jwaaahatz.jpg" type="image/jpeg" length="61491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ezbere / Tekrara Dayanan Eğitim]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ezbere-tekrara-dayanan-egitim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ezbere-tekrara-dayanan-egitim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllardan beri genel kabulmüş gibi herkesin ezberleyerek yozlaştırıldığı bir kavram var: Ezbere eğitim. İlk etapta kulağa hoş gelen bu kavram, eğitim camiamızda, seminerlerde ve basın-yayın organlarında uzun zamandan beridir koro halinde “Ezberci eğitim öğrenciyi geri bırakıyor, bu yöntem eğitime büyük zarar veriyor. Ezberci eğitim sıkıcıdır, bundan vazgeçin, ezberci eğitime karşıyız.” diye tutturulmuş gidiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardan beri genel kabulmüş gibi herkesin ezberleyerek yozlaştırıldığı bir kavram var:&nbsp;<strong>Ezbere eğitim</strong>. İlk etapta kulağa hoş gelen bu kavram, eğitim camiamızda, seminerlerde ve basın-yayın organlarında uzun zamandan beridir koro halinde “Ezberci eğitim öğrenciyi geri bırakıyor, bu yöntem eğitime büyük zarar veriyor. Ezberci eğitim sıkıcıdır, bundan vazgeçin, ezberci eğitime karşıyız.” diye tutturulmuş gidiyor.</p>

<p>Acaba gerçekten “ezberleme” ideal eğitimin önündeki engellerden biri mi? Ezber yöntemi eskiden de problem olarak görülüyor muydu? İftihar ettiğimiz büyüklerimiz de bu yönteme karşı mıydı? Doğunun veya Batının büyük zekâları, medeniyetimizin temelini atan, harcını koyan devasa şahsiyetler hangi yöntemle başarılı oldu? Günümüz dünyasında eğitim nasıl yapılıyor?</p>

<p>Öğrenmenin temelinde tekrar yapmanın yattığını söylemek mümkündür. Ne kadar güçlü bir hafızaya sahip olunsa da tekrarlamak öğrenmede anahtar kavramdır. Ezber “eğitimin temelidir.” Lakin ezberde kalmayıp akıl yürütme eğilimine geçmek lazım. Hafızası daha güçlü olan genç insanlar bile kısa sürede öğrendiklerini tekrar yapmadıkları için kalıcı hale getirememektedir. Öğrendiğini düşündüğü bilgileri çok geçmeden unutmaktadır.</p>

<p>Toplumlarda akıl yürütebilen insan sayısı az olduğundan ezberden vazgeçmek toplumu ve insanları cahilleştirir. Eğitimde her bilgi ezberletilmez, ancak ezberin şart olduğu yerlerde bu yöntemin kullanılması gerekir.&nbsp;&nbsp;Ezberci eğitimi öteleyerek ya da hor görerek birçok insanın toplumun ve kendisinin faydasına olabilecek ezberlerden uzaklaştırılmasına da yol açılabiliyor.</p>

<p><strong>Ezberlemek ne demek?&nbsp;</strong></p>

<p>“Farsçadan dilimize geçen ezber etmek kavramı ‘göğüs üzerine almak, sinede saklamak, kalbe almak’ anlamlarına gelmektedir. Ezberlemenin Arapçadaki ifadesi hıfzetmektir. Hıfzetmek tabirinin anlamı ise ‘korumak, muhafaza etmek, saklamaktır. Bu kavramın İngilizcesi ise “learn by heart”, yani ‘kalp ile öğrenmek, kalp yoluyla elde etmek’ biçimindedir. Türkçemizin konuşulduğu farklı bölgelerde ise ezberleme kavramının ‘yâda almak, yâdında tutmak’ şeklinde dillendirildiğini, yâd kelimesinin de gönül ve kalp ile yakın temasının olduğunu da biliyoruz.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Bize kalırsa bu mesele, eğitim metotlarının uygulama sahalarına dair bir zihin karışıklığına işaret ediyor. Ezber yönteminin uygulanacağı yerler var, uygulanmayacağı yerler var. Yani ezber edilecek şeyin evvelemirde içimize sinmesi şart. Bir başka ifadeyle kalpte muhafaza etmeye değmeyecek şeyleri ezberlemenin faydası yoktur. Kalbin mutmain olduğu ve hafızanın hazmettiği her ezber, şahsiyet binamızı oluşturan bir tuğladır.” (1)</p>

<p>Hangi bilim dalını ele alırsak alalım temel kavramları ve temel formülleri ezberlenerek işe başlanılır. Ezberlenen formüllerin nedensellik bağı zihinde çözülür ve anlamlı hale gelir. Bu kavramlar ve formüller üzerinden artık yeni problemlerin çözümüne seri bir şekilde intibak sağlanabilir. Zihinde çerçeve bilgi hazır bulunursa her yeni durum hakkında bunun üzerinden çıkarım yapma imkânı verilmiş, zihin işlevsel hale gelmiş olur. Nitekim ilkokuldan itibaren matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi en temel alanların formüleri ve çalışma prensipleri basit haliyle verilir. Şayet en temel formüller, en temel kavramlar ezberi istenmeyen ilan edilirse yeni durumlarla karşılaşan zihinler şaşırmakta, seneler içerisinde öğrendiği varsayılan konular karşısında bir yabancı gibi kalabilmektedir.</p>

<p>Bir bilgisayar mühendisinden uzmanı olduğu yazılım dilinin bütün inceliklerini öncelikle tanıması sonra aşina olup ezberlemesi beklenir. Tıp fakültesine başlayan bir öğrenci zorunlu olarak insan anatomisinin bütün parçalarının Latince isimlerini ezberleyerek işe başlamak zorundadır. Sosyal bilimlere geldiğimizde iş daha da fazla ezberi gerektirmektedir.&nbsp;</p>

<p><strong>Ezber eğitim zararlı mı?</strong></p>

<p>Toplumun önüne geçen insanların konuşma yapabilmesi için ezberinde birkaç kıssadan hisse, güzel söz, birkaç fıkra olmalı, şiirler ezberlemesi yerine geldiği zaman manzarayı koyması çok önemlidir. Münevver insan birkaç türkü bilmeli ezberlemeli, şiir yazabilmek için bol bol şiir okumalı, şiir ezberlemeli ki şiir konusunda bir melekiyet kazansın. Ezber metoduyla hazmedilmiş bilginin pratiğe dökülmesi ile en güzel sonuçların alınacağına şahit oluyoruz. Onun için çocuklarımızı ezber eğitim diyerek ezberden tamamen uzak tutmak, ezber eğitimi tamamen tu kaka etmek yerine pedagojik olarak uygulanması gereken yerlerde yapılmasına yardımcı olmalı, hatta teşvik etmeliyiz.&nbsp;Sayın Cumhurbaşkanımızın hitabet açısından başarısını biliyoruz. Ancak hitabetini destekleyen en önemli unsurun ezberinde bulunan şiirler olduğu da hepimizin malumudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birikim anlamındaki tecrübe ile denemekten gelen deneyim çok farklı şeyler. Nice badirelerden geçmiş ustaların birikim ve deneyimlerinden yararlanmak, Tecrübeli insanları dinlemek, onlara çıraklık etmek elbette çok önemlidir. Bize çok şey katar, ama asıl olan bizzat denemektir.</p>

<p>Alanında başarılı olan teknik elemanlar ve teknik öğretmenler bir işi devamlı yaptıkları ve nasıl yapacaklarını çok iyi ezberledikleri için o işle ilgili uzman olmuşlardır. Mesela meslek lisesinde bir motoru yüzlerce defa söküp takan bir insan veya bir beyaz eşyanın hangi parçası sökülürse arkasında ne var? Bir arabanın motorunun kaportasının, diferansiyelinin, vites kutusunun, şanzımanının devamlı sökülüp yapılması ile bir anlamda ezber yaparak ünsiyet ve beceri kazanarak yaptığı işte usta olmaktadır. Aldığı yığınla teorik eğitim olmasına rağmen bir pilota ehliyet kazandıran şey, aylarca devam eden uçuş denemelerindeki uygulama yeterliliğidir. Uçma pratiği yoksa yığınla okuduğu kitapların, teorik hesaplama bilgisinin bir kıymeti olmayacaktır.</p>

<p>Güzel sanatlar dairesine giren sahne sanatlarında, sinema ve tiyatroda ezber metodu olmazsa olmazdır. Hafıza ve şuur bilimi olan Tarih, hayatın estetiği olan edebiyat, ritmi olan müzik, toplumun nabzını tutan sosyoloji ve psikoloji gibi disiplinler sadece teorik bilimler midir? Eşyanın mahiyetini keşfetmeye odaklı felsefe, yaşamın her anına temas eden ilahiyat ilimleri…Bu ilim dallarının her biri bizatihi hayatın içende olduğundan hepsinde hele dil öğrenme faaliyetlerinde ezberin gerekliliği herkesin malumudur.</p>

<p>Mesela, ezber eğitim olması hafızlık olur mu? Hafızlık yaparken beyin gelişiyor ve daha da açılıyor. Hafızların genelde toplumdaki en zeki insanlardan olduğu kabul edilir. Çünkü 600 sayfayı hafızaya almak için, belirli bir zekâya, gayrete, tekrara ve devamlı ezbere ihtiyaç vardır.</p>

<p>Şimdi bunları ezberci eğitim diye kenara mı koyacağız. Meselenin özüne dair bazı şeyleri doğru kavrarsak ezber eğitiminin hakkını vereceğimize inanıyorum. Bizim karşı durmamız gereken ezber değil, ilgi ve merak uyandırmadan&nbsp;sınav için eğitim yapmak, yani öğrenme&nbsp; olmadan bilgi yüklemektir. Böyle bir süreç, iştah oluşturmadan yemek yedirmeye benzemektedir. O bilgi beyne mal olmadığından çabucak beyinden silinmektedir. Beynin ön belleğinde kalmaktadır, kalıcı hafızaya mal olmamaktadır. Sonucunda çocukta merak ve öğrenme duygusu sönmektedir.</p>

<p>Ezberlemek aslında bir eğitim metodu ve eğitimin bir parçasıdır, birçok eğitimin temelini de ezber oluşturuyor. Onun için bize öğretilen, ezberleri bozarak eğitimde birçok faydası bulunan ezberleme tekniğini yeniden keşfetmeliyiz. Çünkü ezber metodu hafızayı bir tür cilalama, onun içinde biriken bilgi yığınlarının üzerini temizleme ve belirli bir düzende tasnif etme aracıdır.</p>

<p>Sonuç itibariyle kötü olan şey ezberlemek değil; kendini tekrar etmek, yani ezbercilik girdabına düşmektir. Her mecrada olduğu gibi eğitim denilince de her zaman Batı eğitim sistemlerini örnek göstermekten vazgeçip ezber konusundaki bu algımızı sorgulamamız gerekir diye düşünüyorum.&nbsp;</p>

<p>12 Eylül 2023</p>

<p><strong>Mustafa ALTINSOY</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ezbere-tekrara-dayanan-egitim</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Sep 2023 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/09/yazarlar/mustafa-altinsoy-yazdi.jpg" type="image/jpeg" length="75225"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kim kaybetti? Ülkemiz ve öğrenciler!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/kim-kaybetti-ulkemiz-ve-ogrenciler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/kim-kaybetti-ulkemiz-ve-ogrenciler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kim kaybetti? Ülkemiz ve öğrenciler!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>- 60 aylık çocuklara okul zorunluluğu getirerek okullarda ezdirdiniz.<br />
- "Bu çocuklar daha çok küçükler okula kayıtlarını yasaklayın" dedik ama 8 yıl bu çocukların geleceklerini yok ettiniz!&nbsp;<br />
- Süper Liseleri kapatmayın, çocuklar o okullara gitmek adına, ilköğretimden yüksek not alabilmek için çok çalışıyor. "Çocukların bu istek ve azimlerini kırmayın" dedik ama dinlemediniz! Süper liseler kapanınca öğrencilerde boş verip bir daha aynı heyecanla çalışmadılar.&nbsp;<br />
- Bitişik el yazısını ne diye zorunlu ediyorsunuz? Öğrenciler bu yazıyı güç öğreniyor, hatta öğrenemiyor! Kitaplardaki, dergilerdeki yazıları düz yazı olarak okuyor ama siz öğrencilere el yazısı yazdırmaya devam ettiniz. Öğrencilerin yedi yılı zayi&nbsp;oldu!&nbsp;<br />
- "Düz Liseleri kapatmayın, isteyen öğrenci buralara devam etsin" dedik ama dinletemedik. Siz o güzel, başarılara imza atan okulları kapattınız!&nbsp;<br />
- Her yerde İmam Hatip Liseleri açmayın, ihtiyaca göre açın, hiç bir okul kazanamayan öğrencileri, Meslek Liseleri varken İmam-Hatiplere yığdınız, her mahalleye açtınız, öğrenciler isteksiz bu okullara kayıt oldu. Netice de deizmi hortlattınız.&nbsp;<br />
- "İmam-Hatiplerin kalitesini yok ediyorsunuz" dedik,&nbsp;inandıramadık ama sonucu gözlerinizle gördünüz, en başarısız okul bu okullar.&nbsp;<br />
- Anadolu Liseleri'ne adrese dayalı başarısız öğrencileri doldurarak başarılarını yok ettiniz!&nbsp;<br />
- Fen Liseleri eski günlerinden çok uzakta!&nbsp;<br />
- Açık Liseleri türettiniz , parayı veren düdüğü çaldı! Sonuç çok acı oldu!&nbsp;<br />
- Devamsızlığı kaldırarak öğrencilerin ciddiyetlerini zedelediniz!&nbsp;<br />
- Sınıf tekrarını kaldırdınız, öğrenciyi tembelliğe alıştırdınız!&nbsp;<br />
- Serbest kıyafet yönetmeliği çıkarttınız, okulları jönler ve aktristler &nbsp;okullarına çevirdiniz!&nbsp;<br />
- Okullarda öğrencilerin aidiyet duygularını körelttiniz!&nbsp;<br />
- Bir kez olsun bizi dinlemediniz!&nbsp;<br />
- Canımızı çok acıttınız!&nbsp;<br />
- Üniversite mezunu öğrencilerin seviyelerini &nbsp;lise mezunu öğrencilerin seviyesine indirdiniz!&nbsp;<br />
- Okullara işi bilen müdürü değil de yandaşlarınızı atayarak eğitimin kalitesini aşağı &nbsp;çektiniz.&nbsp;<br />
- Liyakati yok ettiniz.&nbsp;<br />
- Okulun eğitim biçimine göre branş'ı uygun müdürler &nbsp;atanmalı dedik ama dinletemedik.&nbsp;<br />
- Fen Lisesi Müdürlüğü'ne ilahiyat mezunu, Anadolu lisesi müdürlüklerine beden eğitimi öğretmeni atadınız.&nbsp;<br />
-Bunu farklı branşlarda da yaptınız. Burada ilahiyat mezunlarını veya Spor Akademisi mezunları arkadaşlarımızı küçük düşürmek değil maksadım iyi anlaşılsın. O arkadaşlar kendi branşlarına uygun okullarda müdür &nbsp;olarak atanabilir hak ettiyseler eğer.&nbsp;<br />
- Üniversite sınavlarında yüz bin öğrenciye sıfır çektirdiniz!&nbsp;<br />
- Kalitesiz okulları paraya odakladınız!&nbsp;<br />
- Yurt sorununu çözmeyerek öğrencileri cemaatlere zorunlu muhtaç ettiniz.&nbsp;<br />
&nbsp;- Daha bir çok &nbsp;acı reçete yazacağımda uzun olacağı için okuyanı olmayacak bu sefer!&nbsp;<br />
- Şimdi devamsızlık, sınıf tekrarı geri geliyor, diğerleride geri gelecek elbet bir gün!&nbsp;<br />
- Ne demiştik!&nbsp;<br />
- Eğitim yap-boz tahtası! olmuş!&nbsp;<br />
- Kaybeden sadece öğrenciler mi?&nbsp;<br />
- Hayır!&nbsp;<br />
- Bütün ülke kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sami ÇELİK</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/kim-kaybetti-ulkemiz-ve-ogrenciler</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/09/ogrenci.jpg" type="image/jpeg" length="81780"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümşhane Üniversitesi yeniden dünya sıralamasında]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gu-yeniden-dunya-siralamasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gu-yeniden-dunya-siralamasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya’nın en büyük kamu araştırma kuruluşu olan Consejo Superior de Investigaciones Científicas’un (CSIC) oluşturduğu “Webometrics Ranking of World Universities” (Dünya Üniversitelerinin Webometrics Sıralaması) sonuçları ilan edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlan edilen araştırmaya göre Gümüşhane Üniversitesi dünya sıralamasındaki yerini 362 basamak artırarak 3.535’inci sıraya yükseltti. Araştırmaya dahil edilen Avrupa ülkesindeki 6000 üniversite arasında da 1089’uncu sırada yer alan Gümüşhane Üniversitesi Türkiye’den 209 üniversitenin yer aldığı araştırmada Türkiye’nin en başarılı 111’inci üniversitesi oldu.</p>

<p>Yapılan değerlendirmelere göre dünya sıralamasında birinci sırada Harvard, ikinci sırada Stanford üniversiteleri yer alırken, üçüncü sıraya MIT (Massachusetts Institute of Technology) yerleşti.&nbsp;</p>

<p>Dünya genelinde ilk defa 2020 yılında sıralamaya giren Gümüşhane Üniversitesi 3897 olan sıralamasını bu yıl 3535’e yükseltmiş oldu. 11.989 üniversitenin değerlendirildiği sıralamada Gümüşhane Üniversitesi sıralamasını 362 basamak artırarak önemli bir başarıya daha imza atmış oldu.&nbsp;</p>

<p>Araştırmada Gümüşhane Üniversitesi Etki Sıralamasında 8616’ıncı, Açıklık Sıralamasında 2198’inci ve Mükemmellik Sıralamasında ise 3465’inci sırada yer aldı.&nbsp;</p>

<p>Alınan başarı hakkında açıklama yapan Rektör Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek şunları söyledi: “Üniversitemiz, dünyanın en saygın üniversite sıralama listelerinden biri olan ‘Webometrics Ranking of World Universities’ tarafından yayınlanan sonuçlarla büyük bir başarı elde etti. Üniversitemiz, bu sonuçlarla Dünya Üniversitelerinin Webometrics Sıralaması’nda 2020 yılındaki sıralamasından 362 basamak birden yükselerek 3535’inci sırada yer aldı. Bir üniversitenin SCImago yüksek eğitim kurumları sıralamasındaki yeri o üniversitenin; uluslararası internet ortamında ve web sitelerindeki görünürlüğünü, uluslararası akademik organizasyonları görünür bir şekilde hayata geçirebilme yeteneğini ve sanal ağlarda veri paylaşımındaki etkinliğini gösteriyor. Elde edilen başarı, Üniversitemizin sadece ülkemizde değil, aynı zamanda uluslararası alanda da tanınmasının bir göstergesidir. Bu sonuçlar, azimle çalışmanın, bilimsel üretkenliğin ve kalitenin bir ödülüdür. Üniversitemizin yakalamış olduğu başarısı burada emeği geçen tüm öğrencilerimizin, akademisyenlerimizin ve personelimizin özverili çalışmalarının bir sonucudur. Bundan sonraki hedefimiz, elde ettiğimiz başarıyı daha da ileriye taşımak ve uluslararası alanda daha fazla tanınır hale gelmektir. Bu vesileyle de elde edilen başarının hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”</p>

<p>Webometrics araştırmasına ait bilgilere erişmek için:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya sıralaması için:&nbsp;<strong><a href="https://www.webometrics.info/en/world" rel="nofollow"><span style="color:#2980b9;">https://www.webometrics.info/en/world</span></a></strong></p>

<p>Avrupa sıralaması için:&nbsp;<strong><a href="https://www.webometrics.info/en/Ranking_Europe" rel="nofollow"><span style="color:#2980b9;">https://www.webometrics.info/en/Ranking_Europe</span></a></strong></p>

<p>Ülke sıralaması için ise:&nbsp;<strong><a href="https://www.webometrics.info/en/Europe/Turkey" rel="nofollow"><span style="color:#2980b9;">https://www.webometrics.info/en/Europe/Turkey</span></a></strong>&nbsp;sayfaları ziyaret edilebilir.<br />
<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gu-yeniden-dunya-siralamasinda</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Sep 2023 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/09/gumushane-universitesi-yeniden-dunya-siralamasinda.jpg" type="image/jpeg" length="96393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’nin yabancı öğrenci gerçeği!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/turkiyenin-yabanci-ogrenci-gercegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/turkiyenin-yabanci-ogrenci-gercegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YÖK Başkanı Erol Özvar, yabancı öğrenci sayısının son 22 yılda, 18 binden 301 bine çıktığını müjdeledi. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin yabancı öğrenci gerçeğini, sayısal verilerle analiz etmeliyiz. Dünyada, uluslararası öğrenci sayısı son 50 yılda, 800 binden 7 milyona çıktı. Uluslararası öğrenci pazarının finansal değeri 300 milyar dolara çıktı. 1.1 milyon öğrenci sayısı ve yıllık 44.7 milyar dolar gelirle küresel öğrenci pazarının patronu Amerika. 2030'da uluslararası öğrenci sayısı 10 milyona, finansal karşılığı da yıllık 500 milyar dolara çıkacak. Türkiye, 7 milyon uluslararası öğrenciden sadece yüzde 2.9'unu alabildi. Kaç para kazandık? Kızmayın ama yabancıları hayrına okutuyoruz (!)</p>

<p>SURİYELİLER BİRİNCİ</p>

<p>Türkiye'de, 301 bin 694 yabancı öğrenci var.&nbsp;<br />
Bunların 58 bin 214'ü Suriye,&nbsp;<br />
34 bin 78'i Azerbaycan,&nbsp;<br />
22 bin 641'i İran,&nbsp;<br />
18 bin 250'si Türkmenistan,&nbsp;<br />
16 bin 178'i Irak&nbsp;<br />
ve&nbsp;<br />
10 bin 43'ü Somali uyruklu. Belki de adını ilk kez duyacağınız Andorra, Monaco Prensliği, Butan, Saint Lucia, Trinidad ve Tuvalu gibi ada ülkelerinden 1'er öğrenci kaptık (!) Diktatör Kim Jong'un ülkesi Kuzey Koreli 2 öğrenci de kapağı ODTÜ'ye attı. Uluslararası bir öğrenci gittiği ülkeye, yıllık en az 40 bin dolar para bırakır.&nbsp;<br />
Vakıf üniversiteleri, bölümüne göre yabancı öğrencileri yıllık ortalama 5 ile 30 bin dolara alıyor.&nbsp;</p>

<p>Devlet üniversiteleri yabancıları beleş okutuyor!</p>

<p>ANAOKULUNDAN UCUZ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ODTÜ, Boğaziçi, İstanbul Cerrahpaşa, İÜ Çapa, Dokuz Eylül, Ege tıp dahil yabancı öğrenciler, Türkiye'deki devlet üniversitelerine, döviz karşısında her gün eriyen TL ödeyerek giriyor.&nbsp;<br />
Mühendislik, mimarlık, iktisat, işletme, ilahiyat, eğitim fakültesi dahil yıllığı 8 bin TL ile 208 bin TL arası ücretleri, 1 yılda 2 taksite bölüp ödüyorlar. Anaokullarından ucuza, üniversite diplomasını böyle alıyorlar. En çok yabancı öğrenci; Anadolu Üniversitesi'nde 16 bin 441, Karabük'te 11 bin 908, İÜ'de 9 bin 938, Dumlupınar'da 7 bin 255, Erzurum Atatürk'te 916. En az yabancı öğrenci ise 11 kişiyle Muş Alparslan Üniversitesi ve 27 kişiyle Tarsus Üniversitesi'nde.</p>

<p>SORULARI VERSEYDİNİZ</p>

<p>Yabancı öğrenciler, Türk öğrenciler gibi YKS'de 3.5 milyon adayla yarışmıyor. Çok basit bir sınav olan Yabancı Öğrenci Sınavı'na (YÖS) giriyorlar. Üniversiteler zaten, “*Oran, orantı, sayılar, denklemler, paralel, yamuk” gibi sınavda soru gelecek konuları önceden ilan ediyor. Yabancılara 80 soru sorulup, soyut düşünme becerisi, matematik bilgisi ölçülüyor. YÖS 2023 sonuçları netleşti. 2023-2024 yabancı öğrenci ücretleri açıklanıyor. En çok yabancı öğrencisi olan Karabük Üniversitesi'nde bu yıl tıp 125 bin, diş hekimliği 90 bin, bilgisayar mühendisliği 35 bin, tıp mühendisliği 25 bin, öğretmenlik 12 bin TL diye bölümler sıralandı.</p>

<p>İNDİRİM DE YAPIYORLAR</p>

<p>Gaziantep Tıp 208 bin, Dokuz Eylül Tıp 100 bin, Ondokuz Mayıs Tıp 100 bin, Çapa Tıp 150 bin lira oldu. Devlette, yabancılara diş hekimliği 60-80 bin, eczacılık 30-75 bin, veterinerlik 20-30 bin, mimarlık 15-20 bin, hukuk, iktisat, işletme 11-12 bin, ilahiyat, eğitim fakültesi 10-12 bin lira. MYO'lar mı? 4 bin+4 bin liradan 2 taksitle yıllık 8 bin lira. YÖS sınavında 30 puanı tutturan da üniversitelere giriyor. İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi'nde yabancılara tıp eğitimi bu yıl 53 bin, mühendislik eğitimi 21 bin TL! Zam yapılır mı? Göreceğiz. Yabancı öğrenciler 4-10 Eylül'de üniversitelere yerleştirilecek. Ailesi ve kendisi Türkiye'de ikamet izni alanlar yani Suriyelilere yüzde 25 indirim var.</p>

<p>DİPLOMALAR SEBİL</p>

<p>Türkiye'deki 124 tıp fakültesinde, devlet üniversitelerinin kontenjanı 15 bin 232. Cerrahpaşa Tıp'ta Türklere 229, yabancılara 30 kontenjan ayrıldı. Cerrahpaşa Tıp'a en son sıradan giren Türk öğrencinin puanı 543.697'dir. Vakıf üniversitelerinde, Türk öğrenciler için tıp eğitimi ücret ortalaması 324 bin lira. Cerrahpaşa Tıp'ta 53 bin TL'ye, Dokuz Eylül Tıp'ta 100 bin TL'ye, Çapa Tıp'ta 150 bin TL'ye yabancılara tıp eğitimi verilemez. Yıllık tıp eğitimi ücreti 1.6 milyon TL olan Harvard Tıp'a denk tıp eğitim verilen fakültelere Suriyeliler, Somalililer giriyor. Niye? Yabancı, kontenjanı ayrıldı. Hiç olmazsa ülkedeki 301 bin yabancı öğrenciden AB ortalaması yıllık 40 bin dolar alsaydınız Hazine'ye yıllık 12 milyar dolar (325 milyar TL) gelir kaydedilirdi. Bütçesini Hazine'den alan devlet üniversiteleri, tıp başta olmak üzere üniversite diplomalarını yabancılara sebil gibi hayrına dağıtamaz. Yabancılar bedavaya okuyup, önce oturum izni sonra vatandaşlık alıyor. Para pulu geçtik. Türkiye'deki hastanelerde 3-5 yıla kadar Türkler derdini, Arapça tercümanla anlatmak zorunda kalırsa hiç şaşırmayın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/turkiyenin-yabanci-ogrenci-gercegi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Sep 2023 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/09/turkiyenin-yabanci-ogrenci-gercegi.JPG" type="image/jpeg" length="77455"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2023 KPSS sonuçları açıklandı!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/2023-kpss-sonuclari-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/2023-kpss-sonuclari-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KPSS A Grubu ve Öğretmenlik Sınavı sonuçları açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>23 Temmuz 2023&nbsp;</strong>tarihinde uygulanan&nbsp;<strong>2023-</strong><strong>KPSS&nbsp;A Grubu ve Öğretmenlik (Genel Yetenek-Genel Kültür, Eğitim Bilimleri)&nbsp;</strong>ile&nbsp;<strong>29-30 Temmuz 2023&nbsp;</strong>tarihlerinde uygulanan&nbsp;<strong>2023-KPSS (Alan Bilgisi)&nbsp;</strong>ve&nbsp;<strong>6 Ağustos 2023</strong>&nbsp;tarihinde uygulanan&nbsp;<strong>2023-KPSS Öğretmenlik Alan Bilgisi (ÖABT)</strong>&nbsp;sınavlarına ait madde analizleri incelenmiş, cevap anahtarlarının kontrolleri tamamlanmış, itirazlar bilimsel açıdan değerlendirilmiş olup 29 Temmuz 2023 tarihinde uygulanan 2023-KPSS (Alan Bilgisi) İktisat Testi Temel Soru Kitapçığı'ndaki 34 numaralı sorunun “E” olarak verilen cevabının “D” olarak değiştirilmesine; 06 Ağustos 2023 tarihinde uygulanan 2023-KPSS Öğretmenlik Alan Bilgisi (ÖABT) Beden Eğitimi Testi Temel Soru Kitapçığı'ndaki 72 numaralı sorunun “E” olarak verilen cevabının “B” olarak değiştirilmesine, Biyoloji Testi Temel Soru Kitapçığı'ndaki 14 numaralı sorunun “E” olarak verilen cevabının “A” olarak değiştirilmesine, Türk Dili ve Edebiyatı Testi Temel Soru Kitapçığı'ndaki 7 numaralı sorunun iptal edilmesine karar verilerek değerlendirme süreci tamamlanmıştır.</p>

<p><a href="https://sonuc.osym.gov.tr/Sorgu.aspx?SonucID=9716" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="SonuçlarİçinTıklayınız" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/sonuclaricintiklayiniz.jpg" /></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adaylar, sınav&nbsp;<strong>sonuç</strong>larına&nbsp;<strong>25 Ağustos 2023&nbsp;</strong>tarihinde saat&nbsp;<strong>10.00’dan</strong>&nbsp;itibaren&nbsp;<strong>ÖSYM</strong>’nin&nbsp;<strong><a href="https://sonuc.osym.gov.tr/Sorgu.aspx?SonucID=9716" rel="nofollow">https://sonuc.osym.gov.tr</a></strong>&nbsp;adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle erişebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/2023-kpss-sonuclari-aciklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Aug 2023 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2023/08/2023-kpss-sonuclari-aciklandi-42d3a479.gif" type="image/jpeg" length="71631"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı 'çok ciddiyiz' deyip son dakika kararlarını açıkladı!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/milli-egitim-bakani-cok-ciddiyiz-deyip-son-dakika-kararlarini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/milli-egitim-bakani-cok-ciddiyiz-deyip-son-dakika-kararlarini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanı Tekin, eğitim gündemini değerlendirmek amacıyla medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Bakan Tekin, eğitim gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Millî Eğitim</strong> Bakanı <strong>Yusuf Tekin</strong>, Başkent Öğretmenevinde gerçekleştirilen programda, maarif meselesinin çok daha geniş, çok daha vizyoner bir anlayışla ele alınması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>SÜRPRİZ KARARLAR</strong></p>

<p>Liselerde&nbsp;<strong>sınıf tekrarı</strong>nın olmamasından kaynaklanan sorunlara değinen Bakan Tekin&nbsp;"Bu zaten bizim de&nbsp;gündemimizdeydi, dolayısıyla bununla ilgili bir tedbir alacağız, yeni dönemde sınıf tekrarının mümkün olduğu bir süreç söz konusu olacak.”&nbsp;dedi.</p>

<p>Örgün eğitim çağındaki çocukların zorunlu haller dışında açık liseye kayıt yapmalarını istemediklerini dile getiren Tekin, açık liseye geçişlerin zorlaşacağını açıkladı.</p>

<p>Öğrencilerin devamsızlık durumlarına da değinen Bakan Tekin,&nbsp;"Önümüzdeki eğitim öğretim yılı sonunda çocuklarımız af ya da benzeri beklenti içerisinde olmasınlar. Devamsızlık ve sınıf tekrarı konusunda çok ciddiyiz. Şimdiden arkadaşlarımızı uyarmış olalım, sonra bir problemle karşılaşmamak adına…”&nbsp;dedi.</p>

<p><strong>"TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK AİLESİYİZ"</strong></p>

<p>Resmi ve özel olmak üzere yaklaşık 74 bin okulda 20 milyon öğrenci ve 1 milyon 210 bin öğretmenle 86 milyon vatandaşın tamamına hitap eden bir Bakanlık olduklarını belirten Tekin,&nbsp;“Bu vasfıyla Türkiye'nin en büyük ailesiyiz ve bir aile mantığıyla da hareket etmeye çaba sarf ediyoruz.”&nbsp;dedi.</p>

<p><strong>ÇOK SAYIDA DÜZENLEME HAYATA GEÇİRİLDİ</strong></p>

<p>Bakan Tekin, Öğretmenler Odası Buluşmaları ve paydaşlarla görüşmeler sonrasında ders çizelgelerinin güncellenmesi, seçimlik ders seçeneklerinin genişletilmesi, özel öğretim kurumlarıyla ilgili ihtiyaç duyulan düzenlemeler, deprem bölgesindeki öğretmenlerin yer değiştirme hakkı, depremzede öğrenciler için LGS’de ilave kontenjan, öğretmenevlerin de konaklama ile ilgili talebi, zorunlu hizmet affı, yer değiştirme sürecinde yaşanan tıkanıklara ilişkin konular olmak üzere çok sayıda düzenlemeyi sahadan beslenerek hayata geçirdiklerini kaydetti.</p>

<p><strong>DEPREM BÖLGESİNDEKİ ÇALIŞMALAR</strong></p>

<p>Öncelikle deprem bölgesinde yapılanlara ilişkin bilgi paylaşan Tekin, bölgedeki öğretmenler, öğrenciler ve okullar konusunda kapsamlı bir çalışma yaptıklarını belirtti.</p>

<p>Bir iletişim ağı kurduklarını kaydeden Tekin, bölgede halihazırda çalışan ve yeni atanan 192 bin öğretmenin tamamının arandığını, barınma ve diğer hususlardaki ihtiyaçların karşılandığını söyledi.</p>

<p>Yıkılan ya da kullanılamaz durumda 11 bin civarında dersliğin bulunduğunu belirten Bakan Tekin,&nbsp;“Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla çelik yapılarla yaklaşık 60 günde inşa edilebilen derslikler veya okullar inşa ettik. Bu çelik yapılar aslında betonarme yapılardan pek de farkı olmayan kullanım açısından, hatta daha kompakt eğitim yapıları. Hem hızlı yapılıyor, en az betonarme binalar kadar kullanım ömrüne sahip. Dolayısıyla bizim şu anda 400 civarında derslik çelik yapılarla inşa edip 1 Eylül tarihi itibarıyla eğitim-öğretime bunlarla başlayacağız. İkincisi; hem üretim imkanı açısından, hem bütçe olanakları açısından ikinci bir faz olarak da toplam 4 bine yakın çelik yapı yapmayı planlıyoruz, onların bir kısmını da şubat ve önümüzdeki Eylül ayında yetişecek şekilde planlamamızı yaptık. Dolayısıyla 1 Eylül tarihi itibarıyla eğitim öğretim yılını sorunsuz bir şekilde başlatacak tedbirlerimizi aldık.”&nbsp;dedi.</p>

<p>Tekin, onarımla birlikte kullanılabilecek durumdaki yaklaşık 45 bin dersliğin onarımın da tamamlandığını söyledi.</p>

<p><strong>ZORUNLU 'TELAFİ EĞİTİM' PROGRAMI</strong></p>

<p>Öğrencilerin öğrenme kayıplarına değinen Bakan Tekin,&nbsp;“Çocuklarımız, gençlerimiz açısından yaz aylarında isteğe bağlı telafi programları organize ettik. Öğrenci kardeşlerimiz istedikleri takdirde istediği her dersin telafi imkânını kendisine sunduk, bunlara da yoğun bir katılım oldu. Fakat 1 Eylül itibarıyla bunlar tamamlanacak, 11 Eylül tarihi itibarıyla da bölgedeki 11 ilin tamamındaki öğrencilerimize yaklaşık 4 haftalık zorunlu bir telafi eğitim programı başlamış olacak, bu eğitime katılmak okullardaki öğrencilerimiz için zorunlu olacak.”&nbsp;dedi.</p>

<p>Depremzede öğrencilere LGS yerleştirmeleri kapsamında pozitif ayrımcılık yaptıklarını hatırlatan Tekin,&nbsp;“Türkiye’nin her tarafındaki okullarında bu arkadaşlarımız için kontenjan oluşturduk, bunu da bölgedeki arkadaşlarımızın yoğun bir şekilde kullandığını gördük. Ayrıca LGS yerleştirmeleri bittikten sonra hala bölgedeki öğrencilerimizden başka illere konaklamalı olarak gitmek isteyenler varsa, onlar için de pansiyonlu okullarımızın boş kapasitelerini kendileriyle tekrar paylaştık. İsteyen öğrencilerimiz Türkiye’nin neresinde olursa olsun, pansiyonlarımızda boş yer olan okullarımızı tercih edip oralarda başlayabileceklerini kendileriyle paylaşmış olduk.”&nbsp;diye konuştu.</p>

<p><strong>"ÖZEL OKULLAR DESTEK OLACAK"</strong></p>

<p>11 ildeki öğrencilerden eğitime erişimde problem yaşayanların kayıtlı oldukları okullara taşınmasıyla ilgili bir genelge yayınlayarak bir kolaylık daha sağladıklarını belirten Tekin,&nbsp;“Taşıma yönetmeliğimiz normal koşullarda belediye sınırları içerisinde taşımaya imkân vermiyor idi, biz 81 il valiliğine bu kapsamda depremzede öğrenciler için mevzuattaki bu hükmü esnetmelerini, onların taşınmalarında kolaylık sağlamalarını kendileriyle paylaşmış olmuş. Yine aynı şekilde bölgedeki arkadaşlarımız özel öğretim kurumlarıyla konuşarak dernek temsilcileriyle, özel okullardan 1 yıl süreyle ücretsiz yararlanmaları için kontenjanımızı bu yıl için de dernek temsilcileriyle konuşarak tekrar devamını temin etmiş olduk. Burada da talep olursa kontenjanları ölçüsünde özel okullar bize bu anlamda destek olacak.”&nbsp;bilgisini paylaştı.</p>

<p>Öğretmenlere yönelik bir dizi iyileştirme çalışması yaptıklarını hatırlatan Tekin şöyle devam etti:</p>

<p>“Bunlardan bir tanesi öğretmenlerimiz yaz aylarında öğretmenevlerini kullanmakta sıkıntı yaşadıklarını söylemişlerdi. Biz, öğretmenevlerinde öğretmen arkadaşlarımızı hem ücret olarak hem de kapasite olarak yer ayrılmasıyla ilgili bazı değişiklikler yaptık. Yine aynı şekilde öğretmen arkadaşlarımızın sahadan, bize ulaştırdıkları problemlerden, özellikle yer değiştirme süreciyle ilgili öğretmen arkadaşlarımız açısından önemli düzenlemeler gerçekleştirdik.”</p>

<p>Velilerin özel okul ücretleriyle ilgili talep ve beklentilerine değinen Bakan Tekin, geçen hafta Özel Öğretim Kurulları Yönetmeliğinde bir değişiklik yaptıklarını hatırlatarak,&nbsp;“Velilerin şöyle eleştirileri vardı; özel okul ücretleri sınırlandırıldı, ama özel okullardaki servis ve yemek ücretlerinde fahiş zamlar yapıldığı için veliler zor durumda kalıyorlar. Bu sorunların çözümü için özel okul temsilcileriyle bir araya geldik. Onların da talepleri oldu, bu talepler doğrultusunda biz gerçekleştirebileceğimiz talepleri yönetmelikte gerçekleştirerek bu sektördeki sıkıntıyı da çözmeye çalıştık. O da hem sektör temsilcilerinden, hem de velilerin eleştirilerini minimize etmek açsından ciddi geri dönüşleri oldu.”&nbsp;değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>LİSELERE SINIF TEKRARI GELİYOR</strong></p>

<p>Bakan Tekin, yardımcı kitaplar, seçimlik dersler gibi bazı konularla yaptıkları çalışmayı yakın zamanda kamuoyuyla paylaşacaklarını vurgulayarak,&nbsp;“Özellikle okul terkleriyle ilgili yaşanan sorunlar var, onlarla ilgili değişiklikler eğitim öğretim yılı başlamadan önce ilgili mevzuat değişiklikleriyle kamuoyuyla paylaşılmış olacak. Aynı şekilde özellikle ortaöğretim kurumlarındaki öğretmen arkadaşlarımızın çok dile getirdikleri hususlar oldu. Bunlardan bir tanesi, özellikle liselerde sınıf tekrarının olmamasının kaynaklanan sorunlardan söz edildi. Bu zaten bizim de gündemimizdeydi, dolayısıyla bununla ilgili bir tedbir alacağız, yeni dönemde sınıf tekrarının mümkün olduğu bir süreç söz konusu olacak.”&nbsp;bilgisini paylaştı.</p>

<p><strong>AÇIK LİSEYE GEÇİŞLER ZORLAŞACAK</strong></p>

<p>Açık öğretime kayıtlı öğrenci sayılarına değinen Bakan Tekin,&nbsp;“Özellikle 11. sınıftan 12. sınıfa geçen ortaöğretim öğrencilerinin arasında yaygınlaşmaya başlayan, özellikle pandemi ile başlayıp depremle devam eden süreçte açık liseye kaymalar söz konusuydu. Açık liseye kaymalarla ilgili de bir dizi tedbiri önümüzdeki günlerde mevzuat değişiklikleriyle almış olacağız. Bu bizim için çok önemli; hem örgün eğitim çağındaki bir gencimizi yaygın eğitim kurumlarına gitmesini doğru bulmuyoruz, hem de açık okullara devam eden bu çocuklarımız özellikle çok sayıda arkadaşımızın eleştirdiği bu merdiven altı, izinsiz kurslar üzerinden bir hazırlık sürecine devam ediyor. Bu merdiven altı yapılarla mücadele etmek açısından da 11. sınıftan 12’ye geçen öğrenciler içerisinden açık liseye erişim, açık liseye nakil süreçlerini zorlaştırarak eğitim verdiğini iddia eden yapılarla da mücadele etmiş olacağız. Dolayısıyla açık liseye geçişleri zorlaştıracağız. Şunu açıkça söyleyeyim: Pandeminin yarattığı kısıtlılıklar çerçevesinde özellikle açık lise sınavlarının elektronik ortamda yapma süreci vardı. Şimdi tekrar eski haline dönüştürüp açık liseye geçişleri bir prosese bağlamak istiyoruz. Zorunlu haller dışında örgün eğitim çağındaki çocuklarımızın açık liseye kayıt yapmalarını istemiyoruz.”&nbsp;ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>DEVAMSIZLIĞA AF YOK</strong></p>

<p>Öğrencilerin devamsızlık durumlarına da değinen Bakan Tekin,&nbsp;“Aynı şekilde devamsızlıkla ilgili ben buradan bir kez daha söyleyeyim, bu konuda önümüzdeki eğitim öğretim yılı sonunda çocuklarımız af ya da benzeri beklenti içerisinde olmasınlar. Devamsızlık ve sınıf tekrarı konusunda çok ciddiyiz. Şimdiden arkadaşlarımızı uyarmış olalım, sonra bir problemle karşılaşmamak adına…”&nbsp;ifadelerini kullandı.<br />
Öğretmenlerin yer değişikliği taleplerini karşılamak için ellerinden gelen her imkanı sağlamaya çalıştıklarını kaydeden Tekin,&nbsp;“Öğretmen arkadaşlarımıza yer değişikliği için kendilerine yardımcı olacak bütün normları açtık. Bir takvim işlettik, daha önce ilan edilen yer değişikliği takvimi işlettik. Buna rağmen yer değişikliğini yapamayan, ama bizim de hala boş normlarımızın oluştuğu okullar için önümüzdeki hafta sonu bittikten sonra yer değiştirme işlemleri için bir takvim daha başlatacağımızı öğretmen arkadaşlarımıza paylaştık. Yani hem il içi, hem iller arası, hem de mazerete bağlı yer değişikliği taleplerinin bir kez daha kendilerine bütün okulları açarak yardımcı olacağımızı söyledik.”&nbsp;diye konuştu.</p>

<p>Bakan Tekin, Cumhuriyet’in 100. yılı dolayısıyla Bakanlık olarak ciddi bir etkinlik takvimi oluşturduklarına işaret eden Bakan Tekin şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Etkinlik takvimi oluşturmak amacıyla bir komisyon teşkil ettik, etkinlik başlıkları oluşturduk, etkinlik hazırlık sürecimiz başladı. İllere de bu kapsamda neler yapabileceklerine dair, nasıl yapabileceklerine dair somut önerilerimizi, yönlendirmelerimizi içeren bir genelgeyi illerle paylaştık. İnşallah Cumhuriyet’in 100. yılında Milli Eğitim Bakanlığı olarak biz de kendi üstümüze düşeni yapmış olacağız. Öğretmen arkadaşlarımızın coşkuyla kutladıkları bir Cumhuriyet’in 100. yılı sürecini de yaşamak itiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Her türlü eleştiriye açık olduklarını vurgulayan Bakan Tekin,&nbsp;“Özellikle eğitim öğretim süreci ve bu süreçte bize yapacağınız önerilere açık olduğumuzu sizlere bir kez daha deklare etmek istiyorum.”&nbsp;dedi.</p>

<p><strong>"ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SÜRECİ REVİZE EDİLECEK"</strong></p>

<p>Yeni dönemde en çok önem verdikleri konulardan birinin öğretmen yetiştirme süreçleri olduğunu vurgulayan Bakan Tekin,&nbsp;“En çok üzerinde duracağım konu 2017 yılında üzerinde yüzlerce toplantı, çalıştay yaparak oluşturduğumuz bir metnimiz vardı; Öğretmen Yetiştirme Strateji Belgesi. Bütün yasal prosedürleri tamamlamıştık. Öğretmen Yetiştirme Strateji Belgemiz ve Türkiye’deki öğretmen yetiştirme sürecini lisans düzeyindeki fakültelerden ele alıp öğretmen olarak istihdam edilme sürecinden öğretmen olarak istihdam edildikten sonraki hizmet içi eğitim sürecine kadar hem öğretmen niteliklerinin artırılması hem de eğitim öğretim sürecinin sağlıklı hale getirilmesi… Dolayısıyla öğretmen yetiştirme süreci benim bu dönemdeki çözmek istediğim en temel problemlerden bir tanesi. Yeni dönemde inşallah öğretmen yetiştirme sürecini ele alıp bunu tepeden tırnağa revize etmek istiyoruz. Bu sürecin içinde öğretmen arkadaşlarımızın özlük haklarının iyileştirilmesinden, öğretmen arkadaşlarımızın en temel eleştirilerinden bir tanesi olan öğretmenin sosyal statüsü ve itibarıyla ilgili almak istediğimiz tedbirler var. İnşallah yani ana çalışma konularımızdan bir tanesi bu olacak.”&nbsp;dedi.</p>

<p><strong>"ÖZEL OKULLAR, DEVLETİN EĞİTİM ÖĞRETİM ALANINDAKİ VAZİFELERİNİ ÜSTLENEN PAYDAŞLARINDAN BİR TANESİ"</strong></p>

<p>Bir soru üzerine özel öğretim kurumlarının yapısına değinen Bakan Tekin şunları söyledi:</p>

<p>“Bir çocuğunu devlet okuluna göndermek isteyen her bir velimize eğitim öğretim olanağı sunmak durumundayım bir kere bunu yapacağız. İki, bu olanağı sunduktan sonra eğitim niteliğiyle ilgili koşulları en optimum düzeye çıkartacak tedbirleri almak durumundayım. Biz Bakanlık bünyesindeki okullarla ilgili olarak böyle bir süreci yürütüyoruz.&nbsp; Ancak bütün bunlara rağmen çok değişik gerekçelerle, çok farklı gerekçelerle kendi çocuğunu devlet okulunda değil de özel okulda okutmak isteyen vatandaşlarımız, velilerimiz olabilir. Sonuçta Türkiye demokratik bir hukuk devleti ve içinde bulunduğumuz modern&nbsp;dünyanın ana unsurlarından bir tanesi de bu çeşitliliğin sağlanmış olması. Millî Eğitim Bakanlığının müfredatlarının uygulandığı, Millî Eğitim Bakanlığının öğretmen seçme süreci dahil birçok konuya müdahale edebildiği okullar. Hal böyle olunca ben özel okulları ilkesel olarak devletin eğitim öğretim alanındaki vazifelerini üstlenen paydaşlardan bir tanesi olarak görüyorum.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel okul fiyatlarındaki artış konusuna da değinen Bakan Tekin,&nbsp;“Özel okul dernekleriyle bu konuları defaten görüştük. Okul ücretleriyle ilgili olarak yönetmeliğimizde velileri de tatmin edecek, özel okulları da tatmin edecek bir orta yol… Daha önce TEFE-TÜFE oranında artışlar yapabiliyordu, sonra deprem süreci, pandemi süreci sebebiyle orada fiyat skalasının oluşturulmasında farklı parametreler devreye girdi. Özel okullar kendi maliyetlerini, giderlerini karşılayamadıkları için bunları farklı yollarla karşılama uğraşına girdi, yani okul servisleri ve yemek ücretleriyle... Dolayısıyla, biz şimdi ücretlerle ilgili TEFE-TÜFE ilkesini getirdikten sonra özel okullar, derneklerin bize taahhüdü, servis ve yemek ihtiyacıyla ilgili konularda da makul düzeyde yapacaklar, biz de kendilerini zaten denetleyeceğiz. Bu denetim alanının içerisinde kalan okullar bizim paydaşımız. Ama bu denetimin dışına çıkmak isteyen, bize taahhütlerini veya bizim mevzuatımızın dışında yollara tevessül etmek isteyen özel okullara karşı da biliyorsunuz hem özel öğretim kurumlarıyla ilgili yasal düzenlemelerimizde hem de yönetmelik düzeyindeki ikincil mevzuat düzeyimizde cezalandırma mekanizmalar var, idari cezalar uygulayabilecek durumdayız.”&nbsp;diye konuştu.</p>

<p>Meslek liselerinin,&nbsp; mezunlarının kendi alanlarında istihdam edildiği, amacına uygun hizmet veren yapılar olarak yaygınlaştırılacağını anlatan Bakan Tekin, bir soru üzerine okulların yıkım ve güçlendirme çalışmalarına ilişkin de bilgi paylaştı. Bakan Yusuf Tekin, konunun 6 Şubat depremi sonrasında kamuoyunun daha çok gündemine geldiğini,&nbsp; Bakanlığın ise sürekli gündeminde olduğunu, hem deprem bölgesinde hem de diğer bölgelerde yıkım ya da güçlendirme kararı verilen okullarla ilgili gerekenin yapılmaya devam ettiğini kaydetti. İstanbul’da farklı bir durum yaşandığını, orada yeni okul yapılacak arazi bulmakta güçlük olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Tekin, bu noktada da Çevre ve Şehircilik Bakanlığının destek sağladığını ifade etti.</p>

<p>Özel okullarda çalışan öğretmenlerin ücretlerine ilişkin de bir soruyu yanıtlayan Millî Eğitim Bakanı Tekin,&nbsp; özel okulların dernek temsilcileriyle kendisinin iki kez görüşme yaptığını, konuyu yakından takip ettiğini aktardı. Hukuki açıdan özel okullarda çalışan öğretmenlere bir taban aylık belirlenmesinin mümkün olmadığını, özel okulların tamamında değil ama bazılarında ücret politikası konusunda sıkıntılar yaşandığını da dile getiren Tekin, temsilciler ile sürekli konuştuklarını, çözüm için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.</p>

<p><strong>"MÜMKÜN OLDUĞUNDA FAZLA ARKADAŞIMIZI İSTİHDAM ETMEK İÇİN ÇABA GÖSTERMEYE DEVAM EDCEĞİZ"</strong></p>

<p>Atanamayan öğretmenler konusundaki soruları da yanıtlayan Tekin, şöyle konuştu:</p>

<p>“Millî Eğitim Bakanı olarak Bakanlık bünyesinde çalışan öğretmen arkadaşlarımızın sayısının artmasını çok arzu ederim, ama şimdi burada mevzu politize edilecek bir boyutta değil. Şimdi bu&nbsp;siyaset&nbsp;malzemesi yapılıp bütün atanamayan öğretmenleri atayacağız diyen bir siyasetçi ya Türkiye’de rakamlar hakkında bilgi sahibi değil ya da popülizm uğruna insanların kaderleriyle ve gelecekleriyle oynuyor. Şimdi atanamayan bütün öğretmenleri atayacağız demek, o gençlerin gelecekleriyle oynamak gibi bir şey. O yüzden ben bu söylemlerden politikacılarımızın kaçınmasını arzu ediyorum. Biz Bakanlık olarak zaten Sayın Cumhurbaşkanımızla sürekli konuşuyoruz. Bakın şu an hâlihazırda Bakanlık sistemindeki öğretmen arkadaşlarımın yaklaşık yüzde 80’ine yakını Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakan ya da Cumhurbaşkanı olduğu dönemde atanmış. Yani bu kadar çok öğretmen ataması yapılmışken, niye tekrar atama yapılmasıyla ilgili olumsuz bir tavır içerisinde olalım? Öyle bir şey yok, yeni öğretmen ataması kuşkusuz olacak. Biz Bakanlık olarak hassas bir dil kullanmaya çalışıyoruz atanan ya da atanamayan bütün kardeşlerimize, bütün öğretmenlerimize, adaylarımıza, herkese kardeş muamelesi ile yaklaşmaya çaba sarf ediyoruz. Lütfen bunları bu arkadaşlarımız da bu anlamda kaderleriyle oynayacak cümlelerden kaçınsın arkadaşlarımız. Biz de mümkün olduğunca fazla sayıda arkadaşımızı istihdam etmek için çaba göstermeye devam edeceğiz.”</p>

<p><strong>"REFORM KAVRAMI BENİ RAHATSIZ EDİYOR"</strong></p>

<p>Mevcut yapı içerisinde kendisinin bir örnek vermek için değindiği konunun başka bir tanımlamaya göre reform olarak adlandırılabileceğini söyleyen Tekin, “Reform kavramı beni rahatsız ediyor. Ben kendi adıma bir sosyal bilimci olarak şunu hissediyorum: Bu tür reform ifadeleri kamuoyunda çok farklı beklentileri ve farklı rahatsızlıkları beraberinde getiriyor. O yüzden reformdan ziyade sistemin içerisinde yapmayı düşündüğümüz şeyleri açıklamayı tercih ediyorum, bu benim kişisel tercihim.” diye konuştu.</p>

<p><strong>ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU</strong></p>

<p>Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin de konuşan Tekin, Anayasa Mahkemesi’nin kanunun bazı maddelerini iptal kararı verdiğini hatırlatarak, gerekçeli karar kendilerine ulaştığında buna uygun olarak hareket edeceklerini söyledi. Tekin,&nbsp;“Benim arzum, Öğretmenlik Meslek Kanununun öğretmenlerin talepleri doğrultusunda, belki biraz daha kapsamlı bir şekilde, çünkü bizim çok farklı sayıda kanuna derç edilmiş öğretmenlerimizi ilgilendiren hükümler var. En azından onların hepsi tek bir çatı kanunda birleştirilebilir.”&nbsp;dedi.</p>

<p>Dershanelerin kapatılması sürecinde Anayasa Mahkemesi’nin “belli alanlarda takviye gereklidir” kararı sonrasında özel öğretim kurslarının ders bazlı olarak kurumsal hizmet sunacak yapılar olarak planlandığını anlatan Bakan Tekin, bugün dershane benzeri yapıların yeniden oluştuğu eleştirisine karşılık olarak şunları söyledi:</p>

<p>“ÖSYM’nin üniversite sınavı için soru hazırlama ekibinin içerisinde öğretmen arkadaşlarımızın, yani Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinden ders anlatan öğretmenlerin girmesini sağladık ve dolayısıyla okullarımızı ve kitaplarımızı, yani dershane mücadelesinin bir parçası olarak işlevsel hale getirdiğimizi söyledik. Şimdi biraz bu konulara tek sadece merdiven altı ya da dershanecilik üzerinden bakmamak lazım. Bakanlığın alması gereken tedbirler var, biz o tedbirleri alarak tekrar bu dershaneyle ilgili ihtiyacı ortadan kaldırmak istiyoruz.</p>

<p>Bu yapılarla ilgili polisiye tedbirler ya da yasal tedbirler değil, Bakanlığın kendi içerisinde alması gereken operasyonel tedbirler olduğuna inanıyorum. Bunlardan bir tanesi biraz önce anlattığım süreç, biz de inşallah onu yapmış olacağız.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/milli-egitim-bakani-cok-ciddiyiz-deyip-son-dakika-kararlarini-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Aug 2023 14:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/08/milli-egitim-bakani-cok-ciddiyiz-deyip-son-dakika-kararlarini-acikladi-ogrenciler.jpg" type="image/jpeg" length="86400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Azınlık okullarındaki masumane(!) yönetmelik değişikliğini kim niçin yaptı?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/azinlik-okullarindaki-masumane-yonetmelik-degisikligini-kim-nicin-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/azinlik-okullarindaki-masumane-yonetmelik-degisikligini-kim-nicin-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Azınlık okulları (cemaat mektepleri, ekalliyet mektepleri), Osmanlı Devleti’nin idaresi altında yaşayan; aralarında dil, ırk ve din farkı bulunan, özel anlaşmalarla verilen haklardan yararlanan başta Rum, Ermeni ve Yahudi (Musevi) olmak üzere bazı dinî azınlık gruplarının açtığı okullardır. Bu okullara Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup ancak ilgili azınlığa mensup olanların çocukları kayıt olabilirler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Azınlık okulları</strong> (cemaat mektepleri, ekalliyet mektepleri), Osmanlı Devleti’nin idaresi altında yaşayan; aralarında dil, ırk ve din farkı bulunan, özel anlaşmalarla verilen haklardan yararlanan başta Rum, Ermeni ve Yahudi (Musevi) olmak üzere bazı dinî azınlık gruplarının açtığı okullardır. Bu okullara Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup ancak ilgili azınlığa mensup olanların çocukları kayıt olabilirler.</p>

<p>Osmanlı’da var olan azınlık ve yabancı okulları, Türkiye Cumhuriyeti’nin konu ile ilgili yasalarına uymak şartıyla Lozan Antlaşması sonrası Millî Eğitim Bakanlığına bağlanarak günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir.</p>

<p><strong>Azınlık Okulları Lozan Barış Görüşmelerinde Çok Tartışılan Konulardandı…</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yabancı ve azınlıkların açmış oldukları okulların durumu Lozan Barış görüşmeleri devam ederken çok tartışılmış en son Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkaracağı yönetmeliğe uyulması kararı ile varlıkları teminat altına alınmıştır. Türkiye’nin millî menfaatleri aleyhinde propaganda yapılmaması; Tarih, Coğrafya ve Türkçe derslerinin Türk öğretmenler tarafından verilmesi ve Milli Eğitim Bakanlığı müfettişleri tarafından denetlenmesi ile ilgili yönetmelik uygulanmıştır. Bugün de yabancı okullar ülkemizde eğitim faaliyetlerini sürdürmekte ve bu okullardan ülkemizin yönetiminde etkili olan isimler yetişmektedir.</p>

<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdür yardımcısı olarak görev yaptığım 2009 -2012 yılları arasında özel okulların iş ve işlemlerine bakan bölüme&nbsp;<strong>Özel Okullar Bölümüne</strong>&nbsp;nezaret ediyordum. Bu tarihlerde yaklaşık 1500 özel okul 500 civarı Anaokulu ile azınlık okulları da özel okullar bölümüne bağlıydı. Sorumluluğum gereği azınlık okulların hepsini ziyaret edip, yetkilileri ile görüşüp tanıştım. Karşılıklı diyalog halinde olduk, sorunlarını dinledik. Halen Milletvekili olan Garo Paylan da o dönemde hem ayakkabı ticaretiyle uğraşıyor hem de Bakırköy Ermeni okulunun mütevelli heyetinde başkanlık görevini yapıyordu, diye hatırlıyorum. Kendisiyle o günlerde ve daha sonraki süreçte birkaç defa görüştük.</p>

<p><strong>İstanbul’da yüz bin civarında Ermeni Vatandaşımız olduğundan en çok öğrencisi olan azınlık okulu Ermeni cemaati vakıfları tarafından açılan okullardır…</strong></p>

<p>O tarihlerde İstanbul’da yaşayan Rum nüfusu 3000 civarında ve genelde de yaşlı nüfusa sahip olduğu için&nbsp;<strong>Rum okullarında</strong>&nbsp;öğrenci pek yoktu. Olanlarda beş, on öğrenci ile idare ediyordu. Öğrencisi olmayan Rum okullarının görkemli binalarını başka amaçlarla kullanmak için kapatılmasını Rum okulları yetkililerinin kendileri özellikle talep ediyordu. Fakat Milli eğitim bakanlığı olarak kapatmanın doğru olmayacağı görüşü hakimdi. Çünkü biz burada bir Rum Okulu kapattığımızda Yunanistan da mütekabiliyet esasına göre Batı Trakya’da (İskeçe, Gümülcine, Dedeağaç da) bir Türk okul kapatma hakkı söz konusuydu. O nedenle devlet; okulunuz açık, öğrenciniz varsa gönderin biz kapatmıyoruz şeklinde diplomatik bir yöntem izliyordu.</p>

<p>İstanbul’da yaşayan yaklaşık yüz bin civarında&nbsp;<strong>Ermeni vatandaşımız</strong>&nbsp;olduğu için en çok öğrencisi olan azınlık okulu da haliyle Ermeni cemaatinin vakıfları tarafından açılan bu okullardı. Genelde ekonomik bakımdan güçlü olmayan fakir Ermeni ailelerin çocuklarının bu okullara geldiğini vakıf yetkilileri ve orada çalışan öğretmenler ifade etmişlerdi. Bu okulların eğitim kalitesi düşük olduğu için hali vakti yerinde olan Ermeniler çocuklarını bu okullara vermekten ziyade, batı kültürü doğrultusunda öğrenci yetiştirmeyi hedefleyen özel Fransız Koleji gibi ücretleri oldukça yüksek olan okullara veriyorlardı.</p>

<p><strong><em>Son bilgilere göre ise 16 Rum okulunda 201 öğrenci, 34 Ermeni okulunda 2618 öğrenci, bir Musevi okulunda 529 öğrenci ve bir Süryani anaokulunda 44 öğrenci bulunmaktadır.</em></strong></p>

<p></p>

<p><strong>Azınlık Okullarına Öğretmen Atanması…</strong></p>

<p></p>

<p>Görev yaptığım dönemde azınlık okullarına yukarıda bahsi geçen yönetmelik doğrultusunda Türkçe ve Sosyal dersi öğretmenleri, il milli eğitim müdürlüğü özel okullar bölümü tarafından atanıyordu. Bu okullarda görev almak için müracaat eden öğretmenler arasından liyakate uygun öğretmeni bölüme bakan müdür yardımcısı seçip, İl Milli Eğitim Müdürü ve Valilik onayıyla atanıyordu. Sayısal bölüm öğretmenlerinin alımına ise azınlık okullarının kendi yönetimi karar veriyordu.</p>

<p>Daha önceki yıllarda bu okullara rastgele öğretmenler de atanmıştı. Hatta zihniyet olarak aşırı uçlardaki öğretmenlerin ataması sonucunda Türk dili, kültürü ve tarihi ile ilgili pek bir şey verilmediğini, orada önceden görev yapan duyarlı öğretmenler benimle paylaşmışlardı. Bu nedenle öğretmen seçimine çok dikkat etmeye çalışıyordum. Her sene o okullara atanabilecek öğretmenleri tek tek gözden geçiriyor, iyi yetişmiş yüksek lisans, doktora yapmış alanında kaliteli, liyakatli ve uygun öğretmenleri göndermeye çalışıyordum. İki yıl önce rahmetli olan yazar öğretmenlerden Asım Gültekin’in görevlendirilesini de bu okullardan birisine yapmıştık. Hatta bir Ermeni okulunun yetkilisi; bizim istediklerimizden ziyade kendi istediklerine atıyor diye beni bir yerlere şikâyet etmişti.</p>

<p></p>

<p><strong>2015 Yönetmelik Değişikliği Sorunu…</strong></p>

<p></p>

<p>Biraz araştırma yapınca gördüm ki; Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde 2015 yılında değişiklik yapılarak (madde 28 /2 /a) Azınlık okullarında yönetici ve öğretmen görevlendirilmesi aşağıdaki esaslara göre yapılır hale getirilmiş:</p>

<p>(Değişik: RG-4/7/2015-29406) Türkçe ve Türkçe kültür dersi öğretmenleri, 20/5/1955 tarihli ve 6581 sayılı Azınlık okulları Türkçe ve Türkçe Kültür Dersleri Hakkında Kanun hükümlerine göre&nbsp;<strong>okul müdürlüğünün teklifi,</strong>&nbsp;valiliğin onayı ile en fazla 5 yıl süre ile görevlendirilirler. Bu öğretmenlerin görev süreleri, okul müdürlüğünün teklifiyle uzatılabilir. Bunlardan biri, okul müdürlüğünün görüşü alınarak valilikçe müdür başyardımcısı olarak görevlendirilir.</p>

<p><strong>İlgili azınlık okulunun teklifi</strong>&nbsp;İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yani Valilik onayı ile görevlendirilir diye yönetmelikte&nbsp;<strong>küçük, masumene!</strong>&nbsp;bir değişiklik yaparak devletimizi devreden çıkarmışlar. Dolayısıyla azınlık okulları sayısal bölümün öğretmenlerinin yanında Türkçe ve sosyal dersi öğretmenlerini de kendileri seçmiş oluyorlar. Milli Eğitim ve valilik ise seçme yerine sadece seçileni onay makamı gibi kalmış oluyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Kurum Hafızası…</strong></p>

<p></p>

<p><strong>Türkiye’nin milli meselesi olan Milli Eğitime bağlı azınlık ve cemaat okulları konusu çok önemlidir.</strong>&nbsp;Lozan’da açık ve net olarak; Türkiye’nin milli menfaatleri aleyhine propaganda yapmaması, tarih, coğrafya ve Türkçe derslerinin Türk öğretmenler tarafından verilmesi ve MEB müfettişleri tarafından denetlenmesi ilgili yönetmelik ile düzenlenmiş. Bu dersleri verecek öğretmenleri Türkiye Cumhuriyeti devleti adına bu erk’e sahip olan milli eğitim yetkililerinin önerisiyle valilik tarafından atanması gerekiyor. Konunun hassasiyetinden dolayı Cumhuriyetin ilk yıllarında hazırlanan yönetmelik ile bu okullara öğretmen görevlendirme konusunun çok iyi düşünüldüğü anlaşılıyor. Ancak son değişikliği yaparken konunun hassasiyetine vakıf olmayan bizim bürokrasinin ikna edildiği anlaşılıyor!</p>

<p>Osmanlının devamı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak milliyeti ne olursa olsun hiç kimseyle, hiçbir vatandaşımızla sorunumuz yoktur. Osmanlı hoş görüsünü aynen devam ettirme gayreti içindeyiz.</p>

<p>Bütün bunları geçtiğimiz Nisan ayında TBMM’ye Ermenilerle ilgili bir önerge verilince konunun ehemmiyetine binaen gündeme getirme ihtiyacı duydum. Şüphesiz bütün Ermeni vatandaşlarımızın gizli emeller içinde olduğunu düşünemeyiz. Nitekim yine bir Nisan ayında bir Ermeni okulunu ziyaret ediyordum. Orada Amerika’nın Ermeni tasarısı ile ilgili konu gündeme gelince okuldan bir yetkili; “<em>Hocam bizim içimizde de çok farklı görüş ve düşüncede olan insanımız mevcut diyerek şöyle dertlenmişti; HRANT DİNK öldürülmeden önce içimizdeki birçok kişi onu yerli düşündüğü ve Türkiye’de ortak yaşam için zeminler oluşturmaya, öneriler getirmeye çalıştığı için eleştiriyor ve ona sahip çıkmıyorlardı. Öldürülünce bir sembol yapılıp, sanki herkes Hrant ‘ı seviyormuş gibi rollere girdiler”</em>&nbsp;demişti.</p>

<p></p>

<p><strong>Öneriler…</strong></p>

<p></p>

<p>Dışişleri Bakanlığı’nda konuyla ilgili bilgi birikimi ve hafızasının mutlaka mevcut olduğunu sanıyorum. Ancak bizim Millî Eğitim Bakanlığında konunun hassasiyetini bilen kayıtlı hafıza ya da tecrübeli bir isim yok diye biliyorum. Eğer böyle bir kurumsal hafıza olsaydı yönetmelikteki masumane gibi gözüken bu değişikliğe müsaade edilmezdi diye düşünüyorum. Konu sadece bu okullara kayıtlı öğrenci meselesi değildir. Konunun mütekabiliyet esasına göre Batı Trakya tarafı, bu okulların kullandığı binalar ile ilgili tasarruflar olduğu gibi, güvenlik sorunu gibi konuları da kapsayacak şekilde değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.</p>

<p>Millî Eğitim Bakanlığımız acilen Özel Öğretim Kurumları yönetmeliğinin 28.inci maddesindeki atama usulü ile ilgili konuyu araştırarak, bu konuda tekrar değişiklik yapılmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kurumsal hafızaya sahip olmak adına Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü bünyesinde bir azınlık okulları&nbsp;<strong>daire başkanlığı ya da şube müdürlüğü</strong>&nbsp;oluşturulabilir. Söz konusu bu okullar sadece İstanbul’da olduğu için İstanbul’da bir şube müdürü&nbsp;<strong>sadece bu bölüme</strong>&nbsp;<strong>ve bu okullara</strong>&nbsp;bakıp, bununla ilgili hafızanın kaybolmaması sağlanabilir. Nitekim; Yunanistan’daki Türk okulunda görev yapan bir öğretmen arkadaşımız; ‘<strong>Yunanistan azınlık koordinatörü Minas Minayidis 1935’den 1995’e kadar bu okullara atama işlerini kesintisiz olarak sürdürmüştür. Hangi köye hangi öğretmeni yerleştirdi ise Ondan habersiz kimse değiştiremezdi’</strong>…diye ifade etmiştir</p>

<p>Azınlık Okulları Türkçe ve Türkçe Kültür Dersleri Öğretmenleri Hakkında Kanun hükümlerine göre öğretmenleri atama usulü gözden geçirilerek liyakatli, ehliyetli, yetenekli ve aynı zamanda tarih bilincine sahip, yerli düşünce ve endişeleri olan öğretmenlerin atanması için gerekli düzenleme yapılmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Çünkü azınlıklar, azınlık psikoloji ile daha örgütlü toplum oldukları için okullarında görev yapacak öğretmeni azınlık okulu seçip teklif getirirse ismi ve soy ismi Türkçe gibi olsa da bilmem ne …. oğlu soy isimli dönme Ermeni, Rum ve Musevi kökenli öğretmen bulabilirler.</p>

<p>Ermenilerin Türkiye aleyhine alttan alta hangi faaliyetler içinde bulunduklarını, ince ince nasıl ilerlemeye çalıştıklarını daha somut olarak görmek için dışardan bir göz olarak Mısırlı gazeteci Sabır Meşhur ’un aşağıdaki videosunun izlenmesini tavsiye edebilirim.</p>

<p><strong>Mustafa Altınsoy</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/azinlik-okullarindaki-masumane-yonetmelik-degisikligini-kim-nicin-yapti</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Aug 2023 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/08/azinlik-okullari-gercegi.jpg" type="image/jpeg" length="56410"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
