<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HaberAlp.com - Son Dakika Haberleri - Haberler - Politika Haberleri - Yerel Haberler -  Milliyetçi Haber</title>
    <link>https://www.haberalp.com</link>
    <description>HaberAlp.com - Son Dakika Haberleri - Haberler - Politika Haberleri - Yerel Haberler -  Milliyetçi Haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberalp.com/rss/sabri-senel-yazilari" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 05 Jul 2026 21:25:46 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/rss/sabri-senel-yazilari"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane’nin Acı Feryadını Kim Duyacak?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushanenin-aci-feryadini-kim-duyacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushanenin-aci-feryadini-kim-duyacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabri Şenel, Gümüşhane'nin susuzlukla geçen geçmişini anlatarak siyanürlü madenciliğin doğa, su ve gelecek nesiller üzerindeki risklerine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabri Şenel yazdı…</p>

<p><strong>Gümüşhane Kabaköy </strong>dağlarında yıllarca çobanlık yaptık. Yazları çok sıcak geçerdi, su kaynağı çok kısıtlıydı ve yazın bölge adeta Kerbela olurdu. Su içmek için suyu çok uzak mesafelerden getirirdik. Bazen ayağımıza giydiğimiz kara lastiğe, kısıtlı su kaynağı olan gözeden su doldurur, öyle içerdik.</p>

<p>Yaz boyunca hayvanlarımız susuz kalırdı, yeterli su bulamazdık. Allah’ın dilsiz kulları hayvanlar yüzümüze adeta yalvarırcasına bakardı. Bazen aşırı sıcaktan hayvanları gelek (büvelek) ısırır, her tarafa kaçışır ve dağılırlardı. Akşamüstü hayvanları toparlamak çok zor olurdu; her birini bir köşeden, ağaç dibinden çıkarırdık, kaybolanlar olurdu. Geceleri kaybolan hayvanları bulmak için aydınlatıcı gazla çalışan, "lüks" denilen lamba ile aramaya çıkılırdı. İnsan, hayvan, bitki suya hasret kalırdık.</p>

<p>Su kaynağı civarında çok az da olsa su emaresi, yeşillik ve çimen olurdu. O çimenin etrafında çobanlar birlikte kazı yapardık. Hayvanlara içirmek için suya ulaşmaya çalışırdık ama ne mümkün; ağzımız, burnumuz kururdu. "Su! Su!" diye öyle feryat ederdik ki adeta kayalar yankı yapardı. İşte yabani hayvanlar da bundan nasibini alır, mağdur olurdu. Tilki vb. susuzluktan ölen hayvan leşlerine sıkça rastlardık. İşte bu zor doğa şartlarında hayvancılık yapılırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsanlar çaresizlikten ilden göç edince ve Osmanlı döneminde maden üretimi için yakılan ormanların üzerinden asırlar geçince, doğa kısmen kendini yenilemiş ve yeşillenir olmuştu. İşte bu yeşili, ormanı ve seyrek olan bitki örtüsünü yeniden bitirmemek gerekir. Siyanürle altın imalatı için kullanılacak su kaynakları, Gümüşhane'yi kaçınılmaz olarak çölleştirir. Aşırı sıcakta siyanür havuzunun suyu hiç dayanır mı? Sular buharlaşır, uçar havaya karışır, doğaya siyanürlü yağmurlar yağar. Siyanürlü zehir; Harşit, Kelkit ve Çoruh vadilerinin, dolayısıyla ülkenin felaketi olmaz mı? Bu, doğanın bitişi; bitkinin, evcil veya yabani hayvanların intiharıdır.</p>

<p>Bu kaçınılmaz felaketi ne doğa, ne bitki, ne de insan hak etmiştir. Gümüşhane ve bu ülke bunu asla hak etmedi. Bu satırları tarihe not düşmek, dünyevi ve uhrevi sorumluluğumuzun gereği olarak yazıyoruz. Vicdanı olan bu gidişata seyirci kalamaz. Yerin üstü, altından daha değerlidir; partileriniz sizin olsun, doğamıza dokunmayınız. Son pişmanlığın fayda vermeyeceği an gelmeden lütfen elimizi vicdanımıza koyalım.</p>

<p>1 ton ham altın için 5 milyon ton taş öğütülüyor. 1 ons altının yurt dışındaki üretim maliyeti 1300 dolar, bizde ise 300 dolardır. Bu, ucuz iş gücü ve imalatta en ucuz yöntem olan siyanürle altın ayrıştırmak vb. düşük maliyetlerden dolayıdır. Bu da "istihdam sağlanıyor" gerekçesiyle asgari ücret veya ona yakın bir ücretle ucuz işçi çalıştırmaktır. Bunun bir diğer izahı; emek sömürüsü, ülke sömürüsü ve sömürge madenciliğidir. Altından en büyük payı maden işleten şirketler almaktadır. Devlete düşen altın gelir payı %2'dir. Altından elde edilen gelirin %98'i bu ülke halkının cebine maalesef girmiyor.</p>

<p>Sömürge ve vahşi madenciliğe karşı çıkmak, vatana sahip çıkmaktır. Vatana sahip çıkmak; köyüne, ilçesine, iline ve ülkesine sahip çıkmaktır. 1 gram altın imal etmek için 4 ton su kullanılıyor. Bu suyu kim içecek, inek mi? Bu kadar su kaynağı il coğrafyasında asla yoktur. Yazın Harşit Vadisi neredeyse susuzluktan kuruma tehlikesi yaşıyor. Var olan su, evsel ve çevresel kirlilikten dolayı çok kirli ve sakıncalı bir hal alıyor. İstihdam boyutu asla abartılmamalıdır, geçici bir durumdur. En çok madenciliğin olduğu bölge ve ülkeler, en fakir ülkelerdir.</p>

<p><strong>GÜMÜŞHANE VE ÜLKE İÇİN SORUYORUZ:</strong></p>

<p>Çıkarılan altının %2’si, kromun %3,75'i, demirin %4'ü, alüminyumun %5'i, bakırın %8'i, bentonitin %1,25'i, çinkonun %11,25'i beyana bağlı olarak devlete kalan pay oranıdır. Avrupa'nın 30 yıl önce terk ettiği siyanürlü yöntemlerle altın imalatı yapılıyor.</p>

<p>Soruyoruz: Kamunun aldığı bu pay oranıyla doğaya, toprağa, havaya, suya, bitkiye, hayvana ve dahası insan sağlığına verilen tahribat karşılanır mı? Sahi, dünyada bu oranla maden arama ruhsatı veren başka ülke var mıdır?</p>

<p>...</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushanenin-aci-feryadini-kim-duyacak</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/07/gumushanenin-aci-feryadini-kim-duyacak-sabri-senel.jpg" type="image/jpeg" length="73011"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane Bunu Hak Etti Mi?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushane-bunu-hak-etti-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushane-bunu-hak-etti-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabri Şenel, Gümüşhane'nin göç sorunu, vahşi madencilik tehdidi, çevresel tahribat ve kalkınma potansiyelini tarihsel perspektifle ele alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sabri Şenel</strong> yazdı...</p>

<p>TÜİK’in nüfus istatistiklerine göre, en çok göç veren ve nüfusu azalan iller sıralamasında Gümüşhane yine ilk sırada yer aldı. Öte yandan, en çok maden arama izni verilen iller sıralamasında %93 gibi korkunç bir oranla Gümüşhane’nin bulunması, şehir adına ikinci bir rekor oldu! Maalesef rekorlar ili haline geldik. Sahi, Gümüşhane bunu hak etti mi?</p>

<p>Gümüşhane, çeyrek asra varan bir süredir iktidara ve Cumhur İttifakı’na en çok destek veren illerin başında gelmektedir. Bu büyük, istikrarlı ve sadık desteğin karşılığı, böylesi bir ekonomik ve sosyal mahrumiyet olmamalıydı. Siyaset üstü olan bu durum; iktidara oy veren vermeyen tüm hemşehrilerimizin üzerinde hassasiyetle kafa yorması gereken, sosyal ve insani bir sorumluluk görevidir.</p>

<p>Şehrin siyasetçileri (başta iktidar ve muhalefet temsilcileri), il içi ve il dışı STK’lar, akademik çevreler, yerel basın, Gümüşhane Üniversitesi ve kamu bürokratları; sorunların tespiti ve çözüm yolları konusunda siyaset üstü ortak bir akılla hareket etmeli, birlikte çözümler üretmelidir. Hepimiz sorumluluk derecemize göre bu meseleye kafa yormalıyız. Kısır polemiklerle, argo bir dille konuyu tartışmak; kırıp dökmek, sataşmak ya da olumsuzlukları halının altına süpürerek sorunu görmezden gelmek hiç kimseye bir şey kazandırmaz.</p>

<p>Dünyanın ya da ülkenin neresinde olursak olalım; iş insanı, siyasetçi, akademisyen, bilim insanı, şair, yazar veya aydın olarak aklımız ve gönlümüz mutlaka ata topraklarımızda olmalıdır. Şehrin vizyonu yenilenmeli; akıl ve bilimin ışığında yeni bir duruş ve yol haritası çizilmelidir. Bu gidişata dur demek, tersine göçü özendirmek ve şehri hemşehrilerimiz için nasıl yeniden bir cazibe merkezi haline getirebileceğimiz sorusuna doğru cevaplar bulmak zorundayız.</p>

<p><strong>TARİHİN TEKERRÜRÜ: 1461'DEN BUGÜNE DEĞİŞEN EKOLOJİ</strong></p>

<p>Bugün Gümüşhane; yeterli yatırım yapılmadığı, istihdam imkânları sınırlı ve kısıtlı olduğu için göçe mecbur ve mahkûm edilmiştir. Gümüşhane’nin önüne "kaçınılmaz bir kader" gibi koyulan bu kara yazgıyı anlamak ve değiştirmek için aslında kentin çevre tarihine (environmental history) bakmak gerekir.</p>

<p>Tarihsel belgeler incelendiğinde görürüz ki; 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet Trabzon seferine giderken ordusuyla bu bölgeden geçmiş, dönemin tarihçileri Harşit Vadisi ve çevresinin ordunun ilerlemesini engelleyecek kadar gür, balta girmemiş ormanlarla kaplı olduğunu yazmıştır. Yani Gümüşhane, aslında yemyeşil bir coğrafyaydı.</p>

<p>Ancak 16. ve 17. yüzyıllarda madenciliğin zirve yapmasıyla, yer altı tünellerinin tahkimatı ve en önemlisi gümüşü saf hale getiren devasa "cevher eritme ocakları" için yüz binlerce ton odun yakıldı. Yakındaki ormanlar bittikçe dağlar hızla çölleşti. Öyle ki, 1701 yılında şehri ziyaret eden dünyaca ünlü Fransız botanikçi ve seyyah Joseph Pitton de Tournefort, seyahatnamesinde Gümüşhane (Argyropolis) için şu sarsıcı notu düşmüştü:</p>

<p><strong>"Maden ocaklarının eritme fırınlarında o kadar çok odun yakılmış ve bitki örtüsü öyle bir tahribata uğramış ki, gece konakladığımızda yakmak için birkaç dal parçası bile bulamadık. Dağlar tamamen çıplak kalmış."</strong></p>

<p>Bugün eski yerleşim yeri olan Süleymaniye Mahallesi civarındaki o karakteristik, ağaçsız ve çıplak dağ görüntüsü; yüzyıllar önce imparatorluğun hazinesini doldurmak için feda edilen o muazzam ormanların bıraktığı acı bir mirastır.</p>

<p><strong>DÜNÜN BALTASI, BUGÜNÜN SİYANÜRÜ: VAHŞİ MADENCİLİK TEHDİDİ</strong></p>

<p>Dün sadece gümüşü eritmek uğruna koskoca bir coğrafyanın ormanları yok edilip dağlar kel bırakılmıştı. Bugün ise aynı dağlar bu kez siyanürle, dinamitle ve modern makinelerle, yani "vahşi madencilikle" tamamen insansızlaştırılma ve geri dönülemez bir ekolojik felaket tehdidiyle karşı karşıyadır. İşte bu noktada ciddi endişeler taşıyoruz. Vahşi madencilik şehri daha da boşaltacak ve göç konusunda yıllarca açık ara önde gitmemize neden olacaktır.</p>

<p>Gümüşhane’nin dik yamaçlarında yağmur ve kar sularıyla beslenerek hırçınlaşan Harşit ve Kelkit çayları, maden işletmeciliğinin siyanür ve benzeri kimyasal atıklarını vadiler boyunca süratle taşıyacak; bitki, hayvan ve insan sağlığını olumsuz etkileyecek felaketlere yol açacaktır. Geçici maden istihdamı, şehrin işsizlik sorununu asla çözemez. Devletimiz, şehirdeki bu kontrolsüz madencilik faaliyetlerinden feragat etmeli; şehre daha kalıcı, insani ve çevre dostu istihdam fırsatları sağlamalıdır. İstihdam, ekmek ve aş parası elbette baş tacıdır; ancak bunun sonucu şehri bir enkaz haline getirecekse durup düşünmek gerekir. Kaldı ki, madencilikten kamunun aldığı payın, meydana gelecek doğal bir felaketin külfetini karşılaması imkânsızdır. Vahşi madenciliğin olduğu yerde turizm olmaz, insan kalmaz; hayvancılık, yaban hayatı ve ilin eşsiz florası korkunç zararlar görür.</p>

<p><strong>POTANSİYEL VE GERÇEKLİK: ŞİFA DİYARINDA PAHALILIK REKORU</strong></p>

<p>Oysa Gümüşhane doğası, havası, suyu, tarihi ve kültürel mirasıyla adeta doğal bir hastane gibidir; iç ve dış sağlık turizmi açısından potansiyel bir şifa diyarıdır. Ülkenin en çok yaylasına sahip olan illerinden biri olmamızın yanı sıra, Giresun ve Trabzon gibi komşu illerin bazı yaylaları bile Gümüşhane sınırları içindedir. Tarım, hayvancılık, organik tarıma dayalı turizm potansiyeli, beslenme kalitesi, hava ve su kaynakları açısından en şanslı illerden biri olmamıza rağmen, pahalılık açısından sanırım rekor yine bize aittir.</p>

<p>Vatandaşlarımızdan fiyatların yüksekliği konusunda çok ciddi şikâyetler alıyoruz. Sahi, bu şehirde kaliteli ve ucuz olan hangi tarım veya hayvancılık ürünü var? Geçenlerde Gümüşhane’de bir markete girdim ve "Gümüşhane’ye ait yerli bir ürününüz var mı?" diye sordum, "Yok" dediler. Yeterli üretimin olmadığı yerde pahalılık kaçınılmazdır. Şehrin pestil ve köme sektöründeki saygın müteşebbislerini bu durumdan istisna tutuyor ve alkışlıyorum. Ancak bu ürünler için bile şehrin yerli dut ve ceviz üretimi son derece yetersizdir; bu konuda acilen alarm verilmelidir.</p>

<p>Şehrimizin bitki örtüsü Trabzon, Giresun, Erzincan gibi çevre illerden çok farklı ve zengindir. Burası, ilaç sanayisi için bulunmaz bir tıbbi-aromatik ham madde diyarıdır. İşte bu noktada Ar-Ge çalışmalarıyla, bilişim teknolojileriyle Gümüşhane madene gömülmek yerine pekâlâ bir *"bilişim vadisi"* veya teknoloji üssü haline getirilebilir.</p>

<p><strong>ŞEHRİN VİCDANI VE MAKUS TALİH</strong></p>

<p>Şehir yöneticileri; ortak akılla, bilimle ve bölge gerçekleriyle yüzleşerek doğruların yanında duramazlarsa, kazandıkları akademik ve bilimsel kariyerlerin kendilerine hiçbir faydası olmaz. Şehrin vicdanı er ya da geç onları mahkûm eder. Zira bu diyar; haksızlığa itiraz eden, kitabın ortasından konuşan asil insanların, zirve şahsiyetlerin ve ariflerin diyarıdır. Onlar her zaman yüksek sesle konuşmazlar ama altın kalpleriyle "adam gibi adamları" dirhem dirhem tartar, haklarında tarihi hükmü verirler.</p>

<p>Bütün mesele, insanımızı doğru bilgilendirmekten geçer. Gelin doğru işler yapalım ve insanımızı bu doğruların paydaşı kılalım. Bölge insanımız; milli ve mukaddes değerlerine bağlı olduğu kadar akla, bilime ve çağdaş değerlere de son derece yatkındır. İnsanları iş ve aşla mahkûm ederek korkutmak, sindirmek, aba altından sopa göstermek geçici sonuçlar verse de unutmayalım ki yalancının mumu yatsıya kadar yanar.</p>

<p>Şehrin makus talihi, ancak geçmişin çevre hatalarından ders çıkarıp bugünün gerçekleriyle yüzleşmekle değişir. Algı operasyonları ve politik bağnazlıklar geçici başarılar getirse de sonu her zaman nedamettir. Geçen yıllar geri dönmüyor; bu vesileyle tüm aydınları, bürokratları ve halkımızı köyüne, ilçesine, beldesine, iline ve ülkesine sahip çıkmaya davet ediyorum.</p>

<p>Küresel ısınmanın dünyayı tehdit ettiği bir çağda, Doğu Karadeniz ve özellikle Gümüşhane; ayakta kalmanın, hayatta kalmanın, nefes almanın ve soluklanmanın diyarıdır.</p>

<p>Gümüşhane'nin ve Gümüşhanelilerin zirvelerde, derelerde, vadilerin derinliklerinde ve sert kayalıklarında yankılanan çığlığını kim duyacaktır? Bu sese kim kulak verecektir?</p>

<p>Hiçbir tedbirin ve pişmanlığın fayda etmeyeceği gün gelmeden önce bir şeyler yapmak, hatta daha fazlasını yapmak gerekmez mi?</p>

<p>Bu satırlar; şehrimizin dağına, taşına, toprağına, havasına, suyuna, doğasına, tarihî ve kültürel mirasına duyulan vefanın ve sadakatin bir gereğidir. Aynı zamanda vatan sevgimizin, "Ah vatan! Vah vatan!" diye dile gelen hasret duygularımızın mayalandığı sıla diyarımıza, ülkemize, tarihimize ve geleceğimize karşı taşıdığımız sorumluluğun ve borcun ifadesidir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>16.06.2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushane-bunu-hak-etti-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 17:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/06/gumushane-bunu-hak-etti-mi-1.jpg" type="image/jpeg" length="33946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane: Zirve Uçurumlarında Biten Hayatlar!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushane-zirve-ucurumlarinda-biten-hayatlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushane-zirve-ucurumlarinda-biten-hayatlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane’nin sarp dağ geçitlerinde yaşanan acı kayıpları anlatan Sabri Şenel, Kostan ve Pöske dağlarında hayatını kaybedenlerin hikâyeleri üzerinden tünel yatırımlarının önemine dikkat çekiyor. Yolun medeniyet ve hayat olduğu vurgulanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane, Doğu Karadeniz’in denize paralel uzanan dağlarının aksine; her tarafı sarp kayalıklarla çevrili, zor geçitleri aşarak iline, ilçesine ve köyüne ulaşılan bir ildir. Bu yüzden, "dağların avucundaki altın kalpli insanların şehri" yakıştırması yapılır.</p>

<p>Doğada ayakta kalabilmek adına insanın en çetin tabiat şartlarıyla mücadele ettiği bir coğrafyadır burası. Bu il; ekmeğini taştan çıkaranların, çileyle yoğrulanların, gidenin ardından hasretle ömür tüketenlerin ve geride kalanların sırf hayatta kalabilmek için çocuk yaşta omuzladığı zorlu hayat öykülerinin beşiğidir.</p>

<p>Şehir; Zigana, Kürtün Vadisi, Kazıkbeli Geçidi, Tersun Dağı, Pöske Dağı, Köse Dağı, Vavuk Dağı ve Kostan Dağı gibi bilinenlerin ötesinde yüzlerce tehlikeli zirveye sahiptir. Aynı zamanda zirve şahsiyetlerin ve emsalsiz bir bitki örtüsünün de diyarıdır.</p>

<p>Zigana Dağı, bugüne dek nice hayatlar aldı, nice ocaklar söndürdü. Zigana'da yaşanan kazalar ve yitip gidenlerin hayat öyküleri yazılsa buna yürek dayanmaz.</p>

<p>İşte yüreğimizi kor gibi yakan Türk milletini hüzne boğan bir acı hikayeyi sizlere aktarmak istiyorum. Zigana’nın uçurumlarında Türk milletine büyük hizmetler veren Ülkü Ocakları genel başkanı hemşerimiz canımız “Ali Metin Tokdemir” Gümüşhane milletvekili adayı olduğu dönemde daha hayatının baharında iken umut ve gelecek vaad eden şehrin ve Türk milletinin yiğit evladı elim bir kazada buzlu yoldan kayarak elverişsiz yol koşullarında aracı uçuruma yuvarlanarak şehit olmuştur.</p>

<p>Eski tünelin açılışını yıllarca beklemiştik fakat bu, sorunu tam anlamıyla çözmemişti. Yeni tünelin açılışı ise hem ilimize hem de bölgemize adeta nefes aldırdı. Emeği geçen, katkı sunan herkese teşekkür ederiz.</p>

<p>Ancak, şehri Karadeniz’e bağlayan en makul güzergâh olan Torul-Kürtün-Tirebolu yolu bir "ölüm vadisi" olmaya devam ediyor. Buradaki altyapı çalışmalarının geciktirilmesinin hiçbir makul izahı yoktur. Yeni ocakların sönmemesi için ilgilileri acilen göreve davet ediyoruz.</p>

<p>Bu yazıda, üç ayrı geçitte yaşanan üç talihsiz ve sarsıcı olaydan bahsetmek istiyorum. Aslında her bir geçit güzergâhı kim bilir ne acılar yaşatmış, ne evlere ateş düşürmüştür...</p>

<p><strong>Kostan Dağı'nın Eğitim Şehidi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk olarak, Gümüşhane merkezini Yağmurdere'ye bağlayan Kostan Dağı'nda yaşanan vahim ve bir o kadar da ibret verici olayı hatırlatmak isterim.</p>

<p>Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yılları... Köylerde okuma yazma bilenlerin yok denecek kadar az olduğu o zorlu dönemde, Ege illerinden genç bir öğretmenin tayini Yağmurdere civarındaki köylerden birine çıkar. Öğretmenimiz, eğitim-öğretim yılının ilk yarısının ardından sömestir tatilinde memleketine gider. Dönüş yolunda ise amansız kış şartları yüzünden Kostan Dağı geçit vermez, yollar kapalıdır.</p>

<p>Komşu Yayladere köyündeki tüm ısrarlara ve uyarılara rağmen, sabah okulda öğrencilerinin başında olma arzusuyla bavulunu omuzlar ve yola düşer. Lakin o gün akşamüzeri, karlı ve sisli Kostan Dağı'nda yolunu kaybeder. Kaybolduğu fark edilince günlerce aranır ama bir türlü ulaşılamaz. Memleketine haber salınır; ailesi gelir, feryat figan içinde günlerce acıyla bulunmasını bekler. Devlet seferber olur ancak çabalar sonuç vermez. Nihayet bahar gelip karlar eridiğinde, o fedakar bedene ulaşılır.</p>

<p>Köye eğitim vermek, ışık kaynağı olmak, çocukları geleceğe hazırlamak isteyen bu idealist öğretmen; canını vererek en ağır bedeli öder ve eğitim şehidi olur. İşte bu yüzden yarım kalan Kostan Dağı Tüneli derhal açılmalı ve bu şehit öğretmenin adı o tünele verilerek hatırası yaşatılmalıdır.</p>

<p><strong>Pöske Dağı'nda Yiten Gençlik</strong></p>

<p>Bir diğer acı olay ise Pöske Dağı'nda yaşanmıştır. Pöske; bölgeyi ve Gümüşhane'nin Kelkit ilçesini Erzincan’a bağlayan tek geçittir. O geçit vermez dağlarda kamyonlar muavinsiz yola çıkamazdı. Çünkü olağanüstü şartlarda, kamyonun yüzlerce metrelik uçuruma yuvarlanmaması için tekerleklere anında takoz atmak gerekirdi.</p>

<p>Yine dondurucu bir günde Pöske Dağı'nda bir kamyon arıza yapar ve yolda kalırlar. Şoför, muavini kamyonda bırakarak yoldan geçen başka bir araca biner. Parça getirmek üzere Erzincan'a doğru yola çıkarken genç muavine sıkı sıkı tembih eder: "Sakın araçtan aşağı inme, dağlardan aç çakal sesleri geliyor."</p>

<p>Endişe içinde Erzincan'a gidip dönen şoför, muavini kamyonda bulamaz. Şaşırır kalır, korktuğu başına gelmiştir. Her yerde aranır, jandarmaya haber verilir fakat tüm çabalar nafiledir. Gencin, muhtemelen zorunlu bir ihtiyaç için kamyondan aşağı indiği ve bekleyen aç yaban hayvanlarına yem olduğu düşünülür. Belki bir umut başka bir araçla Erzincan'a gitmiştir diye beklense de tüm araştırmalar sonuçsuz kalır.</p>

<p>Bahar gelip karlar eridiğinde acı gerçek gün yüzüne çıkar; etrafta sadece birkaç kemiğine rastlanır. Çakallar, genci aracın civarından alıp götürmüş ve parçalamıştır. İşte bu sebeple Pöske Dağı Tüneli de bir an evvel yapılmalı ve hayatının baharında o dondurucu dağ başında can veren bu muavinin adı o tünele verilmelidir.</p>

<p><strong>Öğretmen Mehmet Arif Tungul o günleri şöyle özetliyor:</strong></p>

<p><strong><i>“Zihnim birden 70 yıl geriye gitti. Çünkü çocukluğum o dağlarda geçti. Doğru dürüst ayakkabımızın, paltomuzun olmadığı o dönemlerin çilesini bilen ve yaşayanlardanım.</i></strong></p>

<p><strong><i>Babam şoför Osman Gümüşhane'nin en eski şoförlerindendi. Fikri Karabeyoğlu'nun Panhart marka Türkiye'ye ilk gelen burunsuz kamyonun şoförüydü. Babam beni farklı kentlere götürdüğünde, insanlar bu kamyonun etrafına toplanıp sanki uzaydan gelmiş bir araca bakar gibi bakarlardı...</i></strong></p>

<p><strong><i>Gümüşhane ile Erzincan arası yol 135 kilometreydi ve o yol ancak 7 saatte gidilir; 90 kilometre olan Trabzon'a ise 6 saatte gidilirdi..”</i></strong></p>

<p>Sonuç: Yol Medeniyettir, Hayattır!</p>

<p>Aynı acılar ve benzer talihsiz olaylar; Köse Dağı, Vavuk Dağı, Tersun Dağı gibi birçok geçitte maalesef defalarca yaşanmıştır. Tünel teknolojisinin geçmişe göre çok geliştiği çağımızda, tünel inşa etmek artık daha az külfetli ve çok daha az maliyetlidir.</p>

<p>Söz konusu tüneller çok acil olarak ulaşıma açılmalı, inşası başlayanlar hızla bitirilmeli, ihalesi yapılmayanlar ise derhal gündeme alınmalıdır. Gümüşhane kamuoyu bu sürecin çok sıkı bir takipçisi olmalıdır.</p>

<p>Bu tüneller; ilçeleri, bölge yerleşim yerlerini ve civar vilayetleri Gümüşhane’ye güvenle bağlayacaktır.</p>

<p>Yol medeniyettir, hayattır, gelecektir, üretimdir...</p>

<p>Hasret çekenler yüzlerce kilometre yol katedip; ailesine, köyüne, iline tam kavuşacakken; dibi görünmeyen tehlikeli uçurumlarda, ölüm yamaçlarında ve o son virajlarda can vermemelidir!</p>

<p>4.06.2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushane-zirve-ucurumlarinda-biten-hayatlar</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/06/gumushane-zirve-ucurumlarinda-biten-hayatlar.jpg" type="image/jpeg" length="74159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nişanlı Çiftin Alkışlanacak Vefa Hikayesi!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/nisanli-ciftin-alkislanacak-vefa-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/nisanli-ciftin-alkislanacak-vefa-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sancaktepe Sınav Okulları’nın yardım gecesine konu olan Gizem ve Sedat çiftinin vefa dolu hikayesi yürekleri ısıttı. Hastalığa rağmen verilen sözden dönmeyen genç çift, fedakarlık ve insanlık dersi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sancaktepe Sınav Okulları, başarılı eğitim-öğretim hizmetlerinin yanında, alkışlanacak sosyal sorumluluk projelerine imza atmaya devam ediyor. Okul bünyesinde her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen geleneksel yardım geceleri, bu yıl da toplumsal bir yaraya merhem oldu. Bu geceler vasıtasıyla sadece ihtiyaç sahiplerine maddi destek sağlanmıyor; aynı zamanda en büyük varlığımız ve güvencemiz olan, altından bile kıymetli "yardımlaşma" duygusu ve geleneği yüceltiliyor.</p>

<p>İnsanı yaşatma merkezli her davranış takdire şayandır. Felaketlerin kimin kapısını çalacağını kestirmek zordur; varlıktan darlığa düşebilir, sağlıklıyken bir anda amansız bir hastalığa yakalanabiliriz. Yardıma muhtaç olan insanın bize yakınlığının hiçbir önemi yoktur. Gerçek insan olmak; yara sarmak, derde derman olmak ve darda kalanın elinden tutmaktır. Çünkü biliriz ki, düşenin elinden tutanların, kendisi düştüğünde de elinden tutanı olur. Ne ekersek onu biçtiğimiz bu dünyada, sağlıklıyken ve imkânımız varken muhtaçlara yardım etmek, aslında geleceğe yapılan en büyük toplumsal yatırımdır.</p>

<p><strong>Hastalıkla Sınanan Bir Aşk ve Değişmeyen Sözler</strong></p>

<p>Gelelim bu yılki yardım gecesine vesile olan yürek burkan ama bir o kadar da umut veren hikayeye...</p>

<p>Her şey Gizem ve Sedat’ın birbirlerini severek nişanlanmasıyla başladı. Geleceğe dair güzel hayaller kuran genç çiftin nişanlılık süreci; karşılıklı sadakat, vefa, sevgi ve saygıyla doluydu. Birbirlerine iyi günde de kötü günde de beraber olacaklarının sözünü vermişlerdi. Ancak günler akıp giderken Sedat amansız bir hastalığa yakalandı. Başlangıçta tedavi için umutlar taze olsa da aradan geçen yıllara rağmen uygulanan tedavilerden olumlu bir netice alınamadı.</p>

<p>Durum böyle olunca, çevredekiler ve aileler bu nişanlılığın evliliğe dönüşemeyeceğini yüksek sesle dillendirmeye, olumsuz yorumlar yapmaya başladı. Ancak Gizem, büyük bir irade göstererek: *"Ben bir söz verdim ve asla geri adım atmam. Empati yapıyorum; ben hasta olsaydım Sedat beni asla bırakmazdı"* diyerek evlilik kararının arkasında durdu.</p>

<p><strong>"Asla Bırakmam" Diyerek Bütün Ezberleri Bozdu</strong></p>

<p>Bu belirsiz ve zorlu süreçte Gizem, kendini büyük bir vicdani sorumluluk altında hissetti. "Eğer ayrılırsak Sedat’ın durumu manen daha da kötüleşir" düşüncesiyle, nişanı bozma ihtimalini aklının ucundan bile geçirmedi. Sonunda genç çift hayatlarını birleştirdi.</p>

<p>Evlilik sonrasında Sedat’ın hastalığı maalesef daha da ağırlaştı ve genç adam yatağa bağımlı hale gelerek bakıma muhtaç oldu. Eşine olan sevgisini ve bağlılığını bir an bile kaybetmeyen Gizem, Sedat’ın bakımını ve hizmetini kusursuz bir şekilde sürdürdü. Fakat hayat şartları ağırdı. Kendi aile çevresi destek olmaya çalışsa da, bu durumun getirdiği maddi yük tek bir ailenin altından kalkabileceği gibi değildi.</p>

<p><strong>Sancaktepe Sınav Okulları Yaralara Merhem Oldu</strong></p>

<p>Bu zorlu mücadeleden, Sancaktepe Sınav Okulları Müdürü Mahsun Bey, ortak tanıdıklar vasıtasıyla haberdar oldu. "Çorbada bizim de tuzumuz olsun" diyerek hemen harekete geçen Mahsun Bey, aileyi ziyaret etti, rızalarını aldı ve resmi prosedürleri yerine getirerek bir yardımlaşma gecesi düzenleme kararı aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geceye katılım yoğun oldu. Düzenlenen program sayesinde hem fedakar çiftin maddi yaraları olabildiğince sarıldı hem de Gizem Hanım bu asil ve örnek davranışı nedeniyle manen ödüllendirildi.</p>

<p><strong>Boşanma ve nişan atmaların rekor seviyelere ulaştığı günümüz şartlarında, Gizem Hanım’ın gösterdiği bu vefa, tüm nişanlı ve evli çiftlere ders niteliğinde bir model oldu. Vicdan sahibi ve "kâmil insan" olmak tam da böyle bir şeydir; herkesin harcı değildir.</strong></p>

<p>Bu yüce davranışı duyan herkes fedakar gelinimize övgüler ve iltifatlar yağdırıyor. Bu altın kalpli davranışı sergileyen başta *Gizem Hanım’ı* yürekten kutluyor, onun sesine kulak vererek destek olan tüm yardımsever insanlara candan teşekkür ediyoruz.</p>

<p>Dualarımız ve gönlümüz seninle... Allah Sedat kardeşimize acil şifalar versin. Çağrımıza cevap veren güzel gönüllü dostlar, iyi ki varsınız; Allah sayınızı artırsın!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/nisanli-ciftin-alkislanacak-vefa-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 21:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/05/nisanli-ciftin-alkislanacak-vefa-hikayesi.jpg" type="image/jpeg" length="94965"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atatürk Sömürgeciliğe Karşı Yükselen Milli Ve Evrensel Modeldir]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ataturk-somurgecilige-karsi-yukselen-milli-ve-evrensel-modeldir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ataturk-somurgecilige-karsi-yukselen-milli-ve-evrensel-modeldir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabri Şenel’in kaleminden Atatürk’ün antiemperyalist mücadelesi, milli devlet anlayışı ve Türk milletine bıraktığı bağımsızlık mirası üzerine çarpıcı değerlendirme. 19 Mayıs ruhu, Cumhuriyet değerleri ve milli egemenlik vurgusu bu yazıda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk binlerce yıllık Türk devlet ve millet geleneğinin evrensel insani birikimin özü ve özetidir. O, katıldığı tüm savaşlarda ve verdiği mücadelelerde Türk aklının rehberliğinde doğuştan gelen ruh ve beden kabiliyetini kullanmış, akıl ve tarih bilinciyle hareket etmiş ve böylece eşsiz zaferler kazanan bir lider olmuştur. Bir Osmanlı subayı olan Atatürk gerek yaptığı okumalarla gerekse etrafında olup biten olaylardan çıkardığı derslerle kendisini geliştirmiş ve pratik zekasının hakkını vererek Türk tarihi ve insanlık tarihinde hem millî hem de evrensel anlamda tarihe adını altın harflerle yazdırmış, bugün bile onu tanıyanları kendisine hayran bırakan bir şahsiyet olarak ön plana çıkmıştır.</p>

<p><br />
Atatürk mazlum milletlere umut rol model olmasıyla, sömürgeciliğe karşı verdiği mücadeleyle, antiemperyalist duruşuyla millî ve evrensel yüz akımız olup başta Türk milleti olmak üzere birçok halk ona çok şey borçludur. O insanlığa verdiği değerle, Türk milletini her alanda güçlü kılmak için ortaya koyduğu mücadeleyle “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” vizyonuyla binlerce yıllık insanlık tarihinde izine ender rastlanan kişilik olmuştur. Buna rağmen bugün dünyada üzerinde bu kadar itibar suikastı yapılan, dirisine ve ölüsüne iftira kampanyaları düzenlenen başka bir lider yoktur. Peki bunun sebebi nedir? Atatürk niçin hedeftir?</p>

<p><br />
Atatürk’e iftira ve itibar infazı yapanların onu gerçek anlamda tanımadıkları bir hakikattir. Atatürk kimdir? Atatürk bir zamanlar sınırları üç kıtaya yayılan bir cihan imparatorluğunu tarihten silmek isteyenlerin planlarını bozan, 1683 Viyana bozgunu ile başlayan mağlubiyetler serisini Sakarya’da durduran, Millî Mücadele’de elde ettiği zaferlerle batı güçlere karşı aşağılık kompleksini bitiren, Padişah’ın kulum dediği bir millete egemenlik hakkı tanıyan, Türk milletinin makus kaderini değiştirerek tarihin akışına yön veren ve Türk milleti üzerindeki sömürge hesaplarını bozan Türkün altın kalpli evladıdır. Türk milletinin yaşam ile ölüm arasında uçurumun kenarında olduğu, bağımsızlığın ABD mandası veya İngiliz himayesine tercih edildiği, emperyalist güçlere karşı başarı şansının olmadığına inanılan bir dönemde Türk milletinden aldığı güçle imkansızı başaran, Türk bağımsızlığının sembolü ve simge ismidir.<br />
Atatürk yenilemez denilen emperyalist güçleri yenip sadece Türk milletindeki özgüven duygusunu güçlendirmekle kalmamış, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra açtığı kurumlarla ve başta ekonomi olmak üzere her alanda kendisine ilke edindiği bağımsızlık felsefesiyle Türk milletinin kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde durmasını istemiştir. Türk milleti ve insanlık Atatürk’ün ölümüyle çok şey kaybederken, onun emperyalist güçlere karşı verdiği mücadele ve bağımsızlık vizyonu dünyanın her tarafında sömürgeciliğe karşı ilham kaynağı ve emsal olmuştur.</p>

<p><br />
Lakin bugün Atatürk’ün savunduğu değerler, kurmuş olduğu Cumhuriyet, yurtta sulh ve cihanda sulh politikası, bağımsız yaşama vizyonu ve Türk milletini her alanda güçlü kılma gibi hedefleri ABD başta olmak üzere birçok emperyalist devletin hedefi haline gelmiştir. ABD ve onun işbirlikçileri bu yolda, millî temeller üzerine inşa edilmiş Türk Devletini millî kimlikten, Atatürk, Türk bayrağı ve İstiklal Marşı gibi ortak değerlerden uzaklaştırma ve bu sayede Türk devletini tasfiye etmek için uğraş vermektedirler. Etrafımızda tavsiye ve telkin modeliyle Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Yemen’i ve Filistin’i etnik mezhep cehennemine çeviren bu güçler İran’la ilgili hedeflerine ulaştıktan sonra Türkiye’yi parçalamanın hesaplarını yapmaktadırlar.</p>

<p><br />
Emperyalistlerin bu hesapları Türkiye’yi bir yol ayrımına sürüklemektedir. Bu yol ayrımında Türkiye ya Atatürk’ün ilkeleri ve kuruluş değerleri üzerinden yeni bir Türk Rönesans’ı başlatacak hem kendisinin hem de komşularının parçalanmasının önüne geçecek ya da etnik, mezhepçi ve dinci ambalajlı bölücülüğe teslim olarak emperyalizme kul köle olacaktır. Bu kul kölelikle bölgesinin ve komşularının parçalanmasına hizmet edecektir.</p>

<p><br />
İşte bu noktada yapmamız gereken Atatürk’ün “Milletinin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” sözünden hareketle, bağımsızlığımızı ve birliğimizi parçalamak isteyenlere karşı bir bütün olarak mücadele etmektir. Aksi takdirde bu topraklarda bağımsız yaşama imkânımız kalmayacak ve şanlı geçmişimiz karanlığa gömülecektir. Bu mücadelenin en önünde onun kurduğu cumhuriyet sayesinde önemli makam ve görevlere gelenler olmalıdır. Atatürk önderliğinde Millî Mücadele kazanılmamış olsaydı ve Cumhuriyet kurulmasaydı bu görev sahiplerinin o makamlara oturma imkânı yoktu. Ona vefa göstermesi gerekenlerin vefasızlığı bindikleri dalı kesmektir ve bu gidişle pişman olmaya dahi vakit bulamayacaklardır.</p>

<p><br />
Dünya’nın birçok bölgesinde Atatürk’ün ortaya koyduğu vizyon örnek alınırken bu vizyona sahip çıkmak ve baş tacı etmek hem Türk milleti hem de insanlık için kurak toprakların suya hasreti gibi bir ihtiyaçtır. Muhtaç olduğumuz kudret işte bu vizyonda ve milli hafızada kayıtlıdır. Millî hafızasını kaybedenler başka milletlerin kulu, kölesi, kuklası ve sömürgesi olmaya mahkumdurlar. Türk milleti tarihi gerçeklerle yüzleşmek, uğradığı zilleti ve kuşatmayı atlatmak için tarihi yolculuğuna kazasız belasız devam etmek zorundadır. Durumu Türk milletinin engin feraset ve basiretine, ortak aklına gerçek milli iradesine havale ediyor milletimize güveniyoruz.</p>

<p><br />
Sultan Alpaslan’ın 1071 Malazgirt Zaferi ile kapılarını açtığı, Emir Timur’un İzmir’i, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethederek Türklerin kalıcı hakimiyetini sağladığı Anadolu toprakları, 1918 Mondros Mütarekesi’nden sonra emperyalist güçlerin işgaline maruz kalmış, birçok kaynağa göre Yunan Başbakanı Venizelos’un oğlu Sofoklis’in “Kalk da milletini kurtar ey Osman” sözünü işitmiş ve Osman gazinin kabrinin tekmelenmesine şahit olmuştur. İşte Osman Gazi’nin kabrine yapılan saygısızlığın intikamını alan, Cumhuriyet’e kadar Konstantinopolis olarak ifaden edilen İstanbul başta olmak üzere Türkiye’deki beş yıla yaklaşan işgali bitiren, Türk milletini bu topraklardan silme anlaşması olan Sevr’i tarihin çöp sepetine atan, binlerce yıllık Turan yurtlarını ebedi yurt yapan, Allah’ın ve tarihin Türk milletine lütfettiği eşsiz lider Atatürk’tür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Atatürk ve Türk milleti için bu yolda en önemli dönüm noktası ise 19 Mayıs 1919’dur. Zira 19 Mayıs, Atatürk’ün Millî Mücadele’yi başlattığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık meşalesinin yaktığı ve Türk milletini uçurumun kenarından çekmeye başladığı gündür.</p>

<p>Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bu vatanın bağımsızlığı için hayatlarını ortaya koyanları bir kez daha minnetle anıyoruz. Atatürk’ün ruhu kıyamete kadar Türk milletine ve insanlığa ışık ve ilham kaynağı olacak, savunduğu fikirler getirdiği binlerce yıllık Türk töresinin, geleneklerinin varlık ve beka şartı olmaya devam edecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ataturk-somurgecilige-karsi-yukselen-milli-ve-evrensel-modeldir</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/05/ataturk-somurgecilige-karsi-yukselen-milli-ve-evrensel-modeldir.jpg" type="image/jpeg" length="75777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Biz Oralara Gitmeden Onları Görmeden Sevdik!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/biz-oralara-gitmeden-onlari-gormeden-sevdik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/biz-oralara-gitmeden-onlari-gormeden-sevdik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabri Şenel’in kaleminden Türkistan seyahati, Özbekistan ve Kazakistan izlenimleriyle Türk dünyasına duyulan özlem, tarihsel mücadele ve birlik vurgusunu anlatan duygu yüklü bir yazı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkistan seyahatimizde Özbekistan ve Kazakistan’ı kısmen ziyaret ederek Türkiye’ye döndük. Gezinin tadı damağımızda kaldı ama aklımız, gönlümüz, hayalimiz hep oralarda asılı kaldı. Ruh ve mana dünyamızda hâlâ oralarda olmaya devam ediyoruz.</p>

<p>Gençlik yıllarımızda hayallerimizi, rüyalarımızı süsleyen esir Türk ellerini ne mutlu bize ki bu dünyada gözümüz gördü, özgür oldu. Darısı özerk Türk cumhuriyetlerinin başına; onlar da kendilerinin egemen olduğu bağımsız ülkelere kavuşur. Çok şükür artık hayaller, rüyalar gerçek oldu.</p>

<p>Sıla hasreti bitti. Hiç gitmediğimiz yerleri, görmediğimiz, tanımadığımız insanları çok sevdik, içten özledik. Çünkü onlar bizdik, biz onlardık. Hepimiz asil, şerefli Türk milletinin evlatlarıydık.</p>

<p>Komünist akımların bölgeyi ve dünyayı kasıp kavurduğu Soğuk Savaş yıllarında oralardan çok zor haber alırdık. Oraların farkında olmayan, kulakları sağır, gözleri kör, dilleri lal; sessiz, tepkisiz, edilgen bir dönemde birileri vardı ki oralar üzerine şiir yazar, ağıt yakar, makale yazar, dertlenir; kendini aşan bir farkındalıkla onları gündeminden hiç çıkarmazdı.</p>

<p>Türkiye’nin dışında yaşayan Türkleri ağzına alanlar “faşist”, “ırkçı” iftirasına uğrardı. Milyonlarca Türkistanlı, komşu ülkelerle birlikte esir düştü; zira onlar kaderine terk edilmişti. Hâlbuki Buhara Türkleri başta olmak üzere Kurtuluş Savaşı’nda Türkistan’dan, Rusya üzerinden büyük bölümü Rusların el koyduğu yardım kesintili de olsa gelmişti. Onlar, asırlar öncesinden ve bir asır önce de kardeşliğini hiç terk etmedi.</p>

<p>Ama koca bir Türkistan, milyonlarca insan Rusya ve Çin eline esir düşmüştü. Türkiye’de ve dünyada bütün bu kara propagandayı, yüreklerin feryadı, gönüllerin ateşi demir perdeyi iman dolu göğsünde eritti. Türk milletinin prangalanmak istenen evlatları, Türk milliyetçileri, inandığı gerçekleri haykırmaya devam ediyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkistan’ın özgür, bağımsız olması için karşılıksız sevdaya tutulmuştuk. Bizden kaçırılan Türkler, bizden kaçırılan Müslümanlar yok kabul edilirdi. Gençtim; bir gün Türkistan haritasının karşısına geçtim, elimi üzerine koydum. Üzerinde saatlerce kafa yorar, hayal kurardım. Kısıtlı da olsa gelen haberlerle içlenir, bilenir, hayıflanır, ah çeker, umutlanırdık.</p>

<p>Bizler, bir imana aksiyona dönen çelik gibi bir iradeyle, şartlar ne olursa olsun onları hep savunduk. Çoğu kez hüzünlendik, ağladık ve sonunda tarih ve zaman bizi haklı çıkardı. Gümüşhane’nin kavruk dağlarında kavruk yüzlü evlatları gibi, ülkemin vicdan sahibi evlatlarını iyi ki analar doğurdu. Onlar vatan için şehit olurken, psikolojik ve kültürel harbin tarafı olarak anlatmaya, iknaya; dışımızda bizim gibi Türk dünyasının varlığından insanları haberdar etmeye çalışırdık.</p>

<p>Soğuk Savaş döneminde, 1945 yılında yine bir Türk yurdu olan Kırım esaret altındaydı; nüfusunun tamamı sürgün edilen ya da katledilen Kırım’ın Yalta şehrinde ABD’den Davit Ruzvelt, Rusya’dan Stalin ve İngiltere’den Çorçil’in katıldığı toplantıda dünyanın nüfuz bölgeleri belirleniyordu. Türk dünyasının ve dünyanın kaderi çiziliyordu. Türkiye ABD’nin, Türk cumhuriyetleri Rusya’nın nüfuz bölgesine düşmüş; emperyalistler dünyayı paylaşmıştı.</p>

<p>Türklerin payına kan, gözyaşı, soykırım ve ölüm düşmüştü. İnsanlık tarihinin ender gördüğü emperyalist zulüm Türklere reva görülmüştü. Bu zulümleri anlata anlata dilimizde tüy bitmişti. Bıkmadık, usanmadık. Türkiye’ye yönelik komünist hareketler karşısında toplumun en dinamik alyuvarı olan Türk milliyetçileri destansı bir mücadelenin tarafı olmuş, yılmamış; nice şehitler vermiştik. Kandırılan ülkemin evlatlarını karşımıza diktiler; talihsiz bir süreç yaşamıştık.</p>

<p>Elbette bu mücadelede doğrular yapıldığı gibi yanlışlar da yapılmıştı ama niyet hayırdı. İşte böyle bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği, tahmin ve tavsiye ettiği Türk dünyasının varlığı o döneme hazırlıkta moral ve motivasyon kaynağımızdı.</p>

<p>Biz, İsa Yusuf Alptekin, Mustafa Cemiloğlu vb. kahramanları çocukken tanımıştık. ABD’nin iki yüzlü tavrına, kaçak güreşine, komünizm karşıtlığına güvenemezdik. Bunun için “Ne Amerika ne Rusya ne Çin; her şey Türke göre, Türk için.” diyerek her türlü emperyalizme karşı kutlu başkaldırıda bulunmuştuk.</p>

<p>İşte ömrünü bu karşılıksız sevdaya adayan, ömrünü bu uğurda tüketen, mücadele eden ve Hakk’a yürüyen kahramanları saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Türkiye başta olmak üzere dünyanın her tarafındaki Türk milliyetçilerinin bu kutlu, destansı direnişi Sovyet emperyalizmini bitirmişti ve ardından pırıl pırıl Türk cumhuriyetleri kuruldu.</p>

<p>Ama iş bitmedi. İşte Türk milletinin fedakâr, cefakâr, vefakâr evlatları; Ahmet Yesevi, Maturidi, Emir Timur diyarı için durumdan vazife çıkardı. Bir gönül seferberliği başladı. Milletimizin ve devletimizin bölgeye ilgisi ve katkısı için minnettarız. Lakin zamanın çok iyi değerlendirilmesi, fırsatların kaçırılmaması, doğru işlerin ivedilikle yapılması tarihe ve gelecek kuşaklara boynumuzun borcudur.</p>

<p>Zira Türk milletinin tek millet olma bilinci, dünyadaki her Türk evladı için stratejik güvencedir. Tarihin özeti şudur: Ayrışarak, vuruşarak kaybettik; birleşerek var olmak zorundayız. Bu birleşme önce gönüllerde, sonra İsmail Gaspıralı’nın dediği gibi “Dilde, işte, fikirde birlik” ile hayata geçmelidir.</p>

<p>Bu, hem Türk milleti hem de mazlumlar için suya hasret kurak toprağın suya kavuşması gibidir. O kutlu Türk yurtlarına selam olsun. Türk ulusunun manevi ölümsüz önderlerine Allah rahmet eylesin. Gitmek isteyenlere Allah nasip etsin.</p>

<p><br />
<i><strong>Sabri Şenel</strong>  - 5.05.2026</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/biz-oralara-gitmeden-onlari-gormeden-sevdik</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/05/biz-oralara-gitmeden-onlari-gormeden-sevdik-2.jpg" type="image/jpeg" length="71724"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Türkistan yollarından Ahmet Yesevi'nin manevi iklimine bir yolculuk. 'Türklük kader, din tercihtir' diyen büyük bilgenin izinde Türk dünyasının yeniden uyanışını ve gönül fetihlerini keşfedin."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkistan seyahatimizin bu bölümünde, gümrüğü kolay geçmek için Özbekistan’ın başkenti Taşkent’ten gece saat 04.00’te çıktık. Sınıra yaklaşık 25 kilometre mesafe var; gümrük geçişi sonrası Kazakistan’a girdik. Kazakistan, yüz ölçümü bakımından Türkiye’nin yaklaşık dört katı büyüklüğünde, çok geniş topraklara sahip bir ülke. Bağımsızlık sonrası %35 olan Kazak Türkü nüfusu, bugün iki katına çıkarak %70 oranına ulaştı. Ülkede Kazak Türklerinden başka, diğer etnisiteye mensup insanlar da yaşamaktadır. Özellikle Rus nüfusu kalabalık; Rus ve Çin etkisi bir tehdit unsuru olarak varlığını hissettiriyor. Bu topraklarda ülke güvenliği, varlık ve beka çok önemli bir faktördür.</p>

<p>Çimkent ve diğer yerleşim yerlerini geçtikten sonra Kazakistan’ın en önemli illerinden Türkistan vilayetine ulaştık. Bu bölge, diğer adıyla "Yesi" olarak anılır. Hasretini çektiğimiz Türkistan’ın piri Hoca Ahmet Yesevi’nin diyarına sonunda ulaştık. Önce onun çok büyük hürmet ettiği; tasavvuf misyonunu kutsal topraklardan buraya getiren, Peygamberimizden bir hurma emanetini teslim alma görevini ifa eden sahabe Arslan Baba’nın hikâyesini dinledik ve kabrini ziyaret ettik. Ardından Türk iş adamlarının yaptığı birbirinden kıymetli otelleri, sosyal tesisleri ve Diyanetin yaptırdığı camileri gezdik. Bölgeye Türkiye’nin ilgisi alkışlanmaya değer; tabii asla yeterli değil, daha fazlasına ihtiyaç var. Buraları anlatmak yetmez; gezmek, görmek, yaşamak ve hissetmek gerekir. Bölge, Ahmet Yesevi’nin manevi mührünü her haliyle hissettiren; İslam’ın Türk yorumunun ete, kemiğe ve ruha büründüğü; gönüllerin fethi ile manevi iklimin ihya edildiği kritik bir kader kavşağıdır.</p>

<p><img alt="Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak 3" height="563" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/05/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak-3.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Ahmet Yesevi, aynı zamanda <i>Divan-ı Hikmet</i> adlı eseriyle bir şairdir. Gönül adamı olmak, adamlığın kemale ermiş halidir. Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Yunus Emre ve daha niceleri... Bu mayanın Anadolu’ya, Kafkaslar’a ve Balkanlar’a ulaşan o büyük Türk-İslam inkılabının kilometre taşlarının döşendiği gönül fetihlerinin tohumu buralarda oluştu. Burası, nice ulu çınarların kök salmasına vesile olmuş kutlu bir diyardır.</p>

<p>Ahmet Yesevi; İslam’ı sevgi ve hoşgörü temelli bir yaklaşımla anlatan, Türk milletine aidiyetini fıtri ve ilahi bir emrin tecellisi olarak gören, "Türklük kader, din tercihtir." diyen, milliyetsiz İslam anlayışını reddeden, Türklüğü ile onur ve gurur duyan yüce bir Türk bilgesidir. Gönüller yapan, gönül fethini hedefleyen ve bu uğurda Alpler, Alperenler yetiştiren; vefatı sonrası bu misyonda milyonlarcasının yetişmesine vesile olan büyük bir dava erenidir. Bugün o ruha, o mayaya, o öze o kadar ihtiyaç var ki! Türk milleti ve bunalan insanlık, o büyük inkılaba muhtaçtır. Bir yerlerden yeniden başlamak, insanın manevi huzur ve mutluluk bulması, insanı yaşatmak için o misyona büyük ihtiyaç vardır.</p>

<p>Sonunda Ahmet Yesevi’nin kabrinin bulunduğu alana girdik; büyük bir heyecan yaşıyoruz. Önce o döneme ait ek binaları, hamamı ve yaşamını sürdürdüğü mekânlardaki eşyaları, sanat eserlerini inceleyerek bilgiler edindik. Tarihî Türk hamamını ve belli sanatların icra edildiği orijinal eserleri tanıyarak tarihe yolculuk yaptık. İzlenimlerimiz ve görseller bizi adeta yedi asır öncesine götürdü. Kafilemiz sessiz, samimi ve büyük bir sükûnet içinde anlatılanları dinliyor, manevi bir haz alıyordu. Yüzlerdeki merak ve burukluk, bu büyük zatı tanımanın verdiği rahmet ve minnet duygularıyla birleşiyordu. O dönemde dünya, henüz bu yerleşik düzenin yanından bile geçmemişti. İslam’ın yorumu, Türk kültür ve medeniyet değerleri, bilimsel gelişmeler itibarıyla bölge altın çağını yaşamıştı.</p>

<p>Merakla çilehaneyi ve kabri görmek için sabırsızlanıyorduk. Kazak Türkü rehberimiz dersine iyi çalışmış, en küçük ayrıntıyı bile özenle aktarıyordu. Yesevi’nin çilehanesine girdiğimizde orijinal eserler, yazılar ve görsellerle karşılaştık. Ahmet Yesevi; büyük bir fedakârlıkla, dur durak demeden, at üstünde veya yayan; karda, ayazda, sıcakta gezdiği Türkistan civarı, İran, Anadolu, Kafkasya ve Balkanlar'da büyük bir değişimin tohumlarını ekmiştir. İnsanların İslam’ı kabul etmesine vesile olmuş; saf, duru, vahye uygun, aklı ve bilimi esas alan bir gayretin insanı olmuştur. 63 yaşından ömrünün sonuna kadar kendisini çilehaneye kapatmış; sohbet ve cuma namazı dışında dışarı çıkmamıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>O, Türk olduğunu açık ve net biçimde söylem ve eyleme dökmüş; tasavvufi çizginin bir millete ait olma ilahi gerçeğini akıl ve nakil eşliğinde insanlık tarihine altın harflerle yazmıştır. İnsanın bedenini değil; beynini ve gönlünü değiştirmeyi hedeflemiştir. Bugün hâlâ o misyonun hasreti çekilmekte; Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli ve Hacı Bayram Veli gibi ulu bilgelerle birlikte bu çizgi yol haritamız olmaya devam etmektedir. Buradan yeni bir Türk Rönesans’ı başlatmalı; Türk’ün değerlerine sımsıkı sarılarak söylemden çok eylem ortaya koymalıyız.</p>

<p><img alt="Türkistan Gezi İzlenimleri Ve Ahmet Yesevi İle Büyük Türk İnkılabını Yeniden Başlatmak 4" height="563" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/05/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak-4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Aksi takdirde başka milletlerin humuslu toprağı, tahrif edilmiş dinlerin piyonu oluruz. Bugün İslam’ı siyasallaştıran güçlerin oyunları ortadadır. Hangi çağda huzurlu olmuşsak, günü o doğrultuda akıl ve bilimle güncelleyerek geleceğe yürümeliyiz. Ne dinimiz ne de töremiz kula kulluğu kabul eder. Türk milleti onurlu ve şerefli bir millettir; aç kalır, fakir olur ama asla köleliği ve uşaklığı kabul etmez.</p>

<p>Büyük Türk inkılabını; Ahmet Yesevi, Maturidi, Emir Timur, El-Harezmi, El-Biruni, Uluğ Bey, Gaspıralı İsmail, Ziya Gökalp, Cengiz Aytmatov, Atatürk ve Aziz Sancar gibi ulu Türk bilgeleri, bilim insanları ve binlerce yıllık geleneklerimiz oluşturmalıdır. Türk Cumhuriyetlerinde dolaşırken ortak kelimeler olmasına rağmen anlaşmakta güçlük çekiyoruz. Bu hem zaman kaybı hem de iletişim eksikliğidir. Edirneli ile Hakkarili bugün anlaşıyorsa, bu Türkiye Cumhuriyeti ve Türkçe eğitim sayesindedir.</p>

<p>Gaspıralı İsmail’in "Dilde, fikirde, işte birlik" sözü bir öngörü harikasıdır. Türk dünyasını güçlü kılacak her türlü potansiyel mevcuttur; ancak bunu harekete geçirecek samimi bir iradeye ve vizyona ihtiyaç vardır. 350 milyonluk Türk dünyası, sömürüyü sonlandırmak için beyin göçüne engel olmak zorundadır. Türk çocukları sayesinde bu coğrafya, bilimin ve eğitimin cazibe merkezi olmalıdır. Tarihte Türkler birbirleriyle savaşarak çöküşe geçti; aynı yanlışı yapmamak için farklılıkları zenginlik kabul etmeliyiz.</p>

<p>21. asrı "Türk asrı" yapacak potansiyel elimizdedir. "Türkiye Yüzyılı" yaklaşımı bu noktada eksik kalabilir; doğrusu tüm Türk dünyasını kapsayan "Türk Asrı"dır. Türk asrı ve Türk milliyetçiliği, bütün Türklerin müşterek paydasıdır. İnsan odaklı bir Türk çağını dünya bekliyor. Ahmet Yesevi’nin kabrine yürüme mesafesinde olduğumuz bu son gecede, onların gördüğü rüyaların gerçek olması tarihsel bir gerekliliktir. Büyük hedefler hayallerle başlar.</p>

<p>Çağımız Türk çağı, asrımız Türk asrı olmalıdır.</p>

<p><strong>Sabri ŞENEL</strong> - 1.05.2026</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 19:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/05/turkistan-gezi-izlenimleri-ve-ahmet-yesevi-ile-buyuk-turk-inkilabini-yeniden-baslatmak-2.jpg" type="image/jpeg" length="24232"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkistan seyahati notları]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/turkistan-seyahati-notlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/turkistan-seyahati-notlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabri Şenel’in kaleminden "Ata Yurdu" Türkistan’a dair derin bir yolculuk. İstanbul’dan Buhara’ya, Semerkant’tan Taşkent’e uzanan bu notlarda; Türk tarihinin altın çağını, İslam medeniyetine hizmet eden büyük bilgeleri ve acı tatlı hatıralarıyla yaşayan bir coğrafyanın ruhunu keşfedeceksiniz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Havalimanı’ndan başlayan yolculuk, adeta doğduğum topraklara giderken yaşadığım duygularla örtüşüyordu; zira iki yıldır memleketim Gümüşhane’ye gidemedim. Sanki kendi memleketime gider gibiydim, aynı duyguları yaşıyordum. Burası sıla diyarı değil; ata yurtları, Turan topraklarıydı. Ömrümüz Türk milletine hasretle, aşkla geçmişti. Kaderin bizden ayırdığı, aynı soydan geldiğimiz boylarla aynı Türk ailesinin parçalarıydık. Tarihsel süreçler bu hissiyatı zayıflatsa da aynı kanı ve soyu taşıdığımız insanlar, yüce Türk milletinin evlatlarıydı.</p>

<p>Bu şuurla, bu bilinçle yetiştik; bu, sosyolojinin, dinin, tarihin, aklın, bilimin ve Türk milletinin parçası olmanın gereğiydi. Komünizm döneminde SSCB’nin baskı ve zulüm politikaları dikkatlerimizi hep buralara yoğunlaştırmıştı; aklımız, gönlümüz hep buralardaydı. "Ağlama sen nazlı gardaş, ölirem ağlayı ağlayı" türküsünü hep gözyaşları içinde söylerdik. İşte bu hasret ve umutlar, bizi ve Türkistan Türklerini bir kader kavşağına getirmişti. Sonunda pırıl pırıl Türk Cumhuriyetleri 1991 yılında hep birden bağımsızlığını ilan etti; özerk Türk toplulukları ve esaret altındaki Türkler nefes alır oldu.</p>

<p>Zorluklara rağmen bu dünya, hassas ve fedakâr Türk milletinin evlatları olan Ahmet Yesevi ve Alperenlerine, misyonu olan yüce Türk bilgelerine vefa olarak artık sıra Türkiye Türklerindeydi. Bütün olumsuzluklara, zor şartlara rağmen yılların ihmali artık tarih olmalı, yeni bir sayfa açılmalıydı. Bu konuda Türk devletinin ve Türk milletinin fedakâr, cefakâr evlatlarına yürekten teşekkür ederiz. Buna rağmen yapılacak çok şey vardı; verilen hizmetlere teşekkür etmekle birlikte yeni kardeşlik, birlik ve bütünlük için yeni adımlar atılmalıydı. Ama asla "ağabey" veya üstenci bir tavırla değil, aynı safta kardeşçe yol almalıydık; zira Türk milleti dünyanın her yerinde tek millettir. Bu, milli bilincin, varlık ve bekamızın olmazsa olmaz şartıdır.</p>

<p>Özbekistan, Harezm bölgesinde yolumuz, Karaman Türklerinin hâlen yaşadığı ana yurdu olan bir köye düştü. Harezm bölgesinde tarih, kültür ve inanç önderlerinin, manevi önderlerin kabirlerini ve eserlerini izleyerek tarihe yolculuk yapmaya devam ediyoruz.</p>

<p><strong>TÜRK ÇAĞININ OĞUZLARLA BAŞLANGIÇ YILLARI VE SULTAN ALPARSLAN’IN DOĞDUĞU BÖLGE!</strong></p>

<p>Türk boylarının Özbekistan Kızılkum Çölü’ndeki tarihi serüvenine, Oğuzların çöldeki çileli mücadelesine ve Sultan Alparslan’ın doğduğu bölgede tarihe yolculuk yaptık! Dünyada tarihi eserlerin çok yoğun bulunduğu ender yerleri sırasıyla geziyoruz. Buhara’da olmak, binlerce yıllık Türk tarihinin huzurunda olmaktır. Allah’a böyle bir millete mensup olduğumuz için sonsuz şükür ve dua ediyoruz. Ait olduğumuz milletin insanlığa ve İslam dinine hizmetinden bir kez daha onur ve gurur duyduk. Bölge, tarihi yapılarla adeta açık hava müzesine dönmüş; bu kadar tarihi yapının bir arada olduğu başka bir ülkeye ve şehre az rastlanır. Buhara’da Selçuklu’dan kalan tek caminin önünde durduk, izledik ve resimledik.</p>

<p><strong>BU MEYDANI GÖRMEDEN ÖLMEYİN!</strong></p>

<p>Semerkant Registan Meydanı’ndayız. Semerkant’tayız, Abdülhâlik Gucdüvânî’nin dergâhındayız! Semerkant’ta Bayezid-i Bistâmî’nin manevi huzurundayız! Semerkant’ta astronomi ve matematik bilgini Uluğ Bey’in manevi huzurundayız. Zengin tarihi, kültürel, mimari mirası gezmekle bitmez; şehirleri bizzat görmek gerekir. Gezimizde tur firması sahibi Mehmet Bey’in bozkurtça uluyan minik kızı Feride, milli futbolcu Merih Demiral’ın bozkurt işaretine Türkistan’dan adeta bir cevaptır. Bütün Türkler bir millettir. Tarih sahnesine Türkler yeniden geliyor.</p>

<p><img alt="Bu Meydani Görmeden Ölmeyi̇n" height="315" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/04/bu-meydani-gormeden-olmeyin.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p>Semerkant’ta Emir Timur’un kabrinin başındayız. Timur hakkında, onun doğduğu toprakta olmak müthiş bir duygudur. Semerkant’a bağlı Yenikışla köyünde Türkmen evine misafir olduk. Rahmetli ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Bu meydanı görmeden ölmeyin.” diyor. Semerkant Registan Meydanı’nda Uluğ Bey Medresesi’ndeyiz. Uluğ Bey, Emir Timur’un torunudur. Meydanın etrafındaki üç medresede dini ilimler yanında astronomi başta olmak üzere birçok ilim dalında insanlığa Türkün altın çağını yaşatmışlardır. ABD, aya ilk ayak bastığı yere Uluğ Bey ismini vermiş; o dönemki Uluğ Bey, Farabi, İbn-i Sina ve El-Harezmî’nin öğretileri ders olarak okutulmaktadır. Dünyadaki bugünkü bilimsel gelişmelerin temelinde Türk bilgelerinin emeği, alın teri ve cefası vardır. İnsanlık Türklere çok şey borçludur. Türk asrının yeniden başlaması işte bu ruha, öze ve misyonu güncellemeye bağlıdır.</p>

<p>Allah’ın peygamberine gelen vahyin mesajını onun sünneti ile korumak, hadis rivayeti için yollara düşenleri anmak, anlamak ve manevi huzurunda olmak çok hoş bir duygudur. Bu uğurda çile, cefa çekmek; vahyin mesajını bozmaya çalışanlara karşı Peygamberimizin evrensel mesajını insanlığa saf, duru biçimde sunmak Türkistan coğrafyasının en temel özelliğidir. İşte Kütüb-i Sitte’nin hadis rivayetçileri, Peygamberimizin sünneti ile vahyi korumanın hem âlimi hem de neferi oldular. İşte bu karşılıksız sevdanın yolunun yolcusu; Kütüb-i Sitte’nin dört hadis rivayetçisi olan Buhari, Müslim ve Tirmizi’nin milletinden olmak Türk milleti için çok büyük onurdur. Ahmet Yesevi’yi Anadolu’ya gönderen işte bu manevi iklimdir. Bizi Anadolu’da, Kafkaslar’da, Balkanlar’da Müslüman yapanlar bu yolun yolcularıdır. Manevi hazzı yüksek, Türk milletine ve İslam alemine Türk-İslam yorumu ile hizmet eden çok kıymetli manevi şahsiyetlerin kabri başında ellerimizi Mevla’ya açtık. “Yarabbi, Türk milletine ve insanlığa esareti, zulmü yeniden tattırma ulu Allah’ım!” diye çok dua ettik.</p>

<p>Sahih-i Buhari adına yapılan ve bir ay önce hizmete açılan görkemli binalar; Mekke ve Medine’deki kutsal beldelerdeki ruhu, özü ve manevi havayı yansıtıyordu. İslam’ın Türk yorumu milyonların İslam’ı tercih etmesini sağlıyor; aradan asırlar geçmesine rağmen bugün hâlâ dün gibi güncele cevap vererek bilgelikte el üstünde tutuluyor. Kur’an’ın mesajının sahih hadislerle anlaşılmasını sağlayacak titizlikle araştırılıp insanlığa sunulmuş, çok büyük bir ihtiyaç karşılanmış; hurafe, bidat ve uydurma hadislere meydan okunmuş; İslam’ın itikat ve ameli düzenleyen vahye örtüşmesi sağlanmıştır.</p>

<p>Semerkant’ta Maturidi’nin kabrini ziyaret ettik. Etrafta adına yakışır hummalı bir çalışma ile yeni bina ve çevre düzenlenmesi yapıldığı için Özbekistan devletine teşekkür ederiz. Onun düşünceleri çevresinde şekillenen Maturidilik; İslam inanç tarihinde akıl-nakil dengesini gözetmesiyle tanınan ana akım Ehl-i Sünnet temsilcisidir. Gerek dil ve üslup özellikleri gerekse yaşadığı Semerkant ve çevresinin Türklerin çoğunlukta bulunduğu bir bölge olması göz önüne alındığında, Maturidi’nin Türk asıllı olduğu bilinmektedir. Maturidi, Hanefi mezhebinin dördüncü, hatta üçüncü kuşak âlimlerindendir.</p>

<p><strong>BATIDA OSMANLI VE DOĞUDA BABÜRLERİN BATIŞ SEBEBİ?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Babürlüler, Timurlular, Şeybaniler ve hanlıklar; Abdülhâlik Gucdüvânî çizgisinde kurulan büyük devletlerdir. Bugünkü Hindistan’da kurulan Türk devleti Babürlüler, Selçuklu ve Osmanlı işte bu ruh ve mana ikliminde kuruldu. Osmanlı ve Babürlüler, Ahmet Yesevi çizgisini terk ettiği için batmış ve tarih sahnesinden silinmiştir.</p>

<p>Tarihî süreçlere damgasını vurmuş olan, mağlubiyeti hiç tatmamış; Ankara Savaşı ile sağlanan zaferle hemen Türkistan’a dönmeyen Timur, İzmir’e yönelmiş ve şehri Ada Şövalyeleri’nden savaşla ele geçirerek Türk milletine hediye etmiştir. Semerkant’ta son olarak bir sahabe kabri ve adına yapılan, Özbekistan mimarisini yansıtan, birbirinden rengârenk el emeği göz nuru çinilerin süslediği gizemli bir mekânda dolaştık. Burada yatan sahabe Kusem bin Abbas, Peygamberimizin amcasının oğludur. Efendimizin "Bana en çok benzeyen" dediği ve cenazesini yıkama görevinde bulunan bu sahabe, binlerce kilometre yol katederek buralara gelmiş ve tebliğ görevini yapmıştır. İşte bu vazife Maide Suresi 54. ayette işaret edilen Türklere yüklenmiş; Türkler de saf, temiz, duru misyonu üç kıta, yedi deniz hükümranı hatta dünyanın uçsuz bucaksız, çok geniş coğrafyalarına ulaştırmıştır. Türklerin kurduğu tarikat, cemaat ya da devletler bu amaca asırlarca hizmet etmiştir. Semerkant-Taşkent yolunda Gümüşhane’ye gider gibiyiz; ne farkı var? Taşkent’e geldik, tarihi ve günü birlikte yaşamaya devam ediyoruz.</p>

<p><img alt="Türkistan Seyahati Notları 2" height="415" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/04/turkistan-seyahati-notlari-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<p><strong>TAŞKENT ŞEHİTLER ANITI’NDAYDIK!</strong></p>

<p>Taşkent’te Şehitler Meydanı’ndayız. Stalin’in, İkinci Dünya Savaşı yıllarında milyonlarca Türkü katlettiği; aydınları, özgürlük mücadelesi veren muhalif veya engel gördükleri insanlar başta olmak üzere yakınlarını darağaçlarına götürdüğü toplu katliamların yapıldığı alçak zulüm ve karanlık yılları temsilen yapılan anıtın ve şehitler adına yapılan okulun önündeyiz.</p>

<p>Bugün Taşkent’te yüreğimiz burkuldu. İnsanlık dışı bir dönemi yeniden hatırladık.</p>

<p><strong>Şehitler Hatırası</strong></p>

<p>Taşkent’te bulunan Şehitler Hatırası Anıtı, Sovyet dönemi baskılarında hayatını kaybeden binlerce kişiyi anmak için inşa edilmiştir. 1930’larda Stalin’in tasfiyeleri sırasında; binlerce Özbek aydını ve vatandaşı sürgün edilmiş, işkence görmüş ve idam edilmiştir. Anıtın bulunduğu bölgenin, 13.000’den fazla kişinin idam edildiği yer olduğuna inanılmaktadır.</p>

<p>Bu anıt kompleksi, Özbekistan’ın tarihindeki bu karanlık dönemi unutturmamak ve kayıpların anısını yaşatmak için 2000 yılında açılmıştır. Geçmişi hatırlamak, geleceği inşa etmektir. Unutmayalım, unutturmayalım; milletleri yaşatacak olan müşterek tarih bilincidir.</p>

<p><strong>SEN DAİM KALBİMİZDESİN CİĞERİM!</strong></p>

<p>Yanan ateş, annelerin hiç sönmeyecek yürek ateşidir. Gerek 1917 Bolşevik İhtilali gerek İkinci Dünya Savaşı; milyonlarca insanın katledildiği, sürgüne gönderildiği, anaların gözyaşlarının sel gibi aktığı, hatta ağlayacak ananın bile kalmadığı, gözyaşı pınarlarının kuruduğu, insanların neslini kökünü kurutan Sovyet komünizmi dönemi ve özellikle Stalin; en çok insan kanı, özellikle Türk kanı akıtan adi bir diktatör olarak hiç unutulmamalıdır. Bunu tekrar denemek isteyenlerin kanlı hevesleri kursaklarında kalmalıdır.</p>

<p>Şehitleri unutma, unutturma; unutursan yok olursun. İşte o meydanda yanan ateş ve anne anıtı, annelerin hiç sönmeyecek yürek yangınıdır. Aslında Türkistan sıla; diğer Turan yurtları gurbettir. Biz buralardan giden ataların torunlarıyız. Buralara gelmek atalarımıza vefadır. Türkistan’dan tüm Turan yurtlarına ve Türkün yaşadığı her yere selam olsun. Bir gün mutlaka Turan ideali gerçekleşecek; Türk milleti ve dünya insanlığı huzura kavuşacaktır. Bu, bir bayrak, bir sancak gibi evlatlarımıza, torunlarımıza vasiyetimizdir.</p>

<p>Taşkent’te örnek bir davranışa şahitlik ettik. Yetim iki Özbek kızını ülkelerinden alıp İstanbul’da okutan ve her türlü masrafını karşılayan İnayet Bebek ve eşi mimar ablamız örnek aile; kızlarla bugün Taşkent’te buluştular. Bu buluşmada, kızların anne ve babaya bir sarılmaları vardı ki görülmeye değerdi. Herkes gözyaşlarına boğuldu. Ben hikâyeyi biliyordum, tevafuk her şey yanımda oldu; gözyaşlarıma engel olamadım. Öyle bir "Annem! Babam!" demeleri vardı ki nefesleri kestiler. İşte insanlık budur; bu örnek davranışı için model aileyi kutluyorum.</p>

<p>Taşkent’i gezmeye devam ediyoruz. Taşkent, Türkistan’ın modern şehir yüzü olma yolunda; 1966 depremi ile yerle bir olan şehir yeniden ayağa kalktı, yaşanılır pırıl pırıl bir şehir oldu. İnsanlar sel gibi buraya akıyor, İstanbul’u aratmayan bir trafik yoğunluğu var. Şehrin gece yüzünden görüntüleri izledik. Yazmaya devam edeceğim.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/turkistan-seyahati-notlari</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 21:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/04/turkistan-seyahati-notlari-sabri-senel-1.jpg" type="image/jpeg" length="12323"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Milliyetçi Partilere Tarihi Çağrı!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/milliyetci-partilere-tarihi-cagri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/milliyetci-partilere-tarihi-cagri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabri Şenel'den Milliyetçi partilere tarihi çağrı: Türkiye’de milliyetçilik, milli birlik ve beka vurgusu ile vahşi madencilik ve doğa tahribatına karşı güçlü bir uyarı ve ortak mücadele çağrısı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş paradigması, binlerce yıllık Türk tarihinin devlet ve millet geleneklerinin özü olan <strong>Türk milliyetçiliğine</strong> dayanmaktadır. Milliyetçilik; Türk milletini, devleti, vatanı ve her türlü varlığını koruma, kollama ve yüceltme fikriyatıdır. Bu anlayış, vazgeçilmez bir esastır.</p>

<p>Milliyetçi reflekslerinden vazgeçen ya da söylemde kalıp aksiyona geçemeyen yapılar, tarih boyunca ağır bedeller ödemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından belirlenen “Altı Ok” ilkelerinden biri olan milliyetçilikten bugün fiilen uzaklaşmıştır. Parti tabanının, demokratik ve meşru yollarla bu ilkeye yeniden sahip çıkması ve partiyi kuruluş değerlerine döndürmesi gerekmektedir.</p>

<p>Aslında milliyetçi hassasiyet, parti tabanında her zaman var olmuştur. Ancak küresel güçler; geçmişte İngiltere, bugün ise ABD, AB ve İsrail etkisiyle milliyetçiliği etnikçiliğe dönüştürerek, parti üst yönetimlerini çeşitli operasyonlarla kendi çizgilerinin dışına itmiş ve farklı yönlere sürüklemiştir. Bu durum, Atatürk sonrası dönemde yaşanan yön değişiminin hazin bir sonucudur.</p>

<p>Bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) başta olmak üzere yeni milliyetçi ve Türkçü partilerin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur. Türk milletinin milliyetçilik refleksi zaman zaman yükselmiş, zaman zaman ise düşüş göstermiştir. Ancak bu hassasiyet, toplumun her kesiminde varlığını sürdürmüştür.</p>

<p>Milliyetçilik, yalnızca bir siyasi akım değil; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan, 150 yılı aşan bir dönüşümün ideolojik temelidir. Türk milleti, tarih boyunca karşılaştığı tehlike ve tehditler karşısında her zaman güçlü bir var olma refleksi göstermiştir. Bu refleksin yönünü ise tehditlerin boyutu belirlemiştir.</p>

<p>Bugün gelinen noktada, Cumhuriyet en yüce değerdir. İktidar icraat yapmakla, muhalefet ise doğruya destek, yanlışa karşı çıkmakla yükümlüdür. Her iki taraf da Türk milleti adına hareket etmek zorundadır.</p>

<p>Bu çağrı özellikle milliyetçi partileredir. Türk milliyetçiliği, siyasal karşılığı yüzde 70’lere ulaşan en güçlü fikriyat alanlarından biridir. Türk milleti ve milliyetçileri yok sayılarak hiçbir dayatma kabul ettirilemez. Etnik kimlikler üzerinden yeni kimlikler oluşturmak ve ortak milli kimliği zayıflatmak, sonu belirsiz ve tehlikeli bir süreçtir.</p>

<p>Terör örgütü PKK ve siyasi uzantılarıyla yürütülen siyaset anlayışı, Türk milletinin kabul edeceği bir yaklaşım değildir. Bu tür girişimler, seçimlerde millet iradesi tarafından net şekilde karşılık bulacaktır.</p>

<p>Öte yandan, köy kanununda yapılan değişikliklerle köylünün kendi toprağı üzerindeki inisiyatifi zayıflatılmış, maden kanunundaki düzenlemelerle ise küresel madencilik şirketlerine geniş alanlar açılmıştır. Altın madenciliğinden elde edilen gelir son derece düşük kalırken, çevreye verilen zarar çok daha büyük boyutlara ulaşmaktadır.</p>

<p>Özellikle Gümüşhane, %93 maden arama oranıyla ciddi bir tehdit altındadır. Türkiye’nin en fazla yaylaya sahip illerinden biri olan bu bölgede, doğal yaşam alanları, su kaynakları ve ormanlar büyük risk altındadır. Maden faaliyetleri sonrası tarım alanlarının yok olması, göçün artması ve yaşamın sona ermesi kaçınılmazdır.</p>

<p>Benzer durumlar Giresun ve Kaz Dağları gibi bölgelerde de yaşanmaktadır. Türkiye’nin farklı noktalarında halk, toprağını korumak için mücadele etmektedir. Ancak bu süreçte güvenlik güçleri ile vatandaşların karşı karşıya gelmesi, üzücü görüntülere neden olmaktadır.</p>

<p>Demokratik sistemlerde sadece iktidar değil, muhalefet de sorumluluk taşır. Bu nedenle milliyetçi muhalefetin daha aktif rol alması, toplumsal tepkileri organize etmesi ve halkın sesi olması gerekmektedir.</p>

<p>Şair Dilaver Cebeci’nin şu dizeleri bugün daha anlamlıdır:<br />
“Baş koymuşum Türkiye’nin yoluna,<br />
Düzlüğüne yokuşuna ölürüm,<br />
Asırlardır kıratımı suladım,<br />
Irmağının akışına ölürüm.”</p>

<p>Bu sözler, milletin iradesini harekete geçirme çağrısıdır. Bugün, doğa katliamına karşı ses yükseltme zamanıdır.</p>

<p><strong>VAHŞİ MADENCİLİK VE DOĞA KATLİAMINA HAYIR!</strong></p>

<p>Kur’an-ı Kerim’de buyrulduğu üzere:<br />
“Göğü Allah yükseltti ve mizanı O koydu; sakın dengeyi bozmayınız.” (Rahmân, 7-8)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İslam, akıl, bilim ve milli menfaatler; mevcut politikaların uzun vadede ciddi zararlar doğuracağını açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>Türk milleti, devlet, vatan ve birlik için var olan tüm siyasi yapılar; küçük hesapları bir kenara bırakarak ortak çözüm üretmelidir. Bir araya gelemeyenlerin ülkeyi bir arada tutması mümkün değildir.</p>

<p>Bugün harekete geçme günüdür. Bu süreçte atılacak adımlar, karar vericilerin elini güçlendirecek ve yanlış politikalardan dönülmesini sağlayacaktır. Türk milleti bunu başaracak iradeye sahiptir.</p>

<p>Bu milli duruşa, partili ya da partisiz herkesin destek vereceğine olan inanç tamdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/milliyetci-partilere-tarihi-cagri</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/04/milliyetci-partilere-tarihi-cagri.jpg" type="image/jpeg" length="37013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ey Kürt kardeşim, yarın Filistin gibi olmayalım!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ey-kurt-kardesim-yarin-filistin-gibi-olmayalim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ey-kurt-kardesim-yarin-filistin-gibi-olmayalim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kürt-Türk kardeşliği, emperyalizm eleştirisi ve Filistin örneği üzerinden birlik çağrısı yapan Sabri Şenel, Türkiye’nin birlik, bütünlük ve millî kimlik vurgusunu güçlü bir dille ele alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><i>Sabri Şenel yazdı.</i></p>

<p>Kürtleri İngiliz, Fransız ve Ruslar kullandı; ABD ve İsrail kullanmaya devam ediyor. Emperyalistler böyledir; son kullanım süresi dolunca kullanır, atar. Ey Türk’ün asil evladı kardeşim, Filistin’in başına bugün gelen yarın senin başına gelecektir. Utanılacak, pişman olunacak iş yapma! Kanma, kandırma! Sonra pişmanlık duyma! Onurlu bir hayatın yolu, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletinin onurlu birlik, bütünlük ve kardeşliğinden geçer.</p>

<p>Emperyalistler yarın bölgeden defolup gider ama biz birlikte yaşamaya mecburuz. Gelinimiz, damadımız, yeğenlerimiz var. Onlar petrole, doğalgaza, madene çöker; sonunda toprağına, suyuna, havana çöker. Çünkü onlar kendilerini efendi, diğer dünya milletlerini köle gören; bölünmüş, parçalanmış, hükmedecekleri ve sömürecekleri bir dünyanın peşindedir.</p>

<p>Muharref Tevrat’ta şöyle yazar: “Senden büyük milletlerin mülkünü alacaksın; ayak tabanının bastığı yer senin olacak.” (Tesniye 11, 12, 13, 19 ve devamı)</p>

<p>Uyanalım, birlikte var olalım, ihanet oyununu bozalım; aksi pişmanlık, kölelik ve yok oluştur. Kendimizi yemlenen, fonlanan, beslenen, zehirlemek isteyen emperyalist kuklaların eline bırakmayalım. Mesela Barzani sözde bağımsızlık referandumu yaparak kutlama yaptığında İsrail bayrakları dalgalandırmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyonizm, Kürtlerin İsrailoğullarından olduğu yalanını yayar. Aslında Yahudilik kandan, soydan gelir; Yahudi olunmaz, Yahudi doğulur. Dolayısıyla hiçbir insan sonradan Yahudi dinine giremez. Bu bakış, hahamların uydurduğu Tevrat öğretisidir. İşte Kürt kardeşim, bu çirkin emperyalist oyunu bozmalı; Kürtlüğü ile Müslümanlığı ile gurur duymalı, Türk milletinin parçası ve eşit yurttaşı olduğunu terk ederse Siyonizm’e taşeron olur. Bu oyun mutlaka bozulacaktır.</p>

<p><strong>Türkler ne kadar Türkse, Kürtler de o kadar Türktür!</strong></p>

<p>Öcalan asla Türk milletinin öz kardeşi Kürtlerin temsilcisi, kurucu önderi değildir. Hiç kimse Siyonizm kuklası terör örgütü PKK’yı Türk devletine muhatap yapamaz. Samimi hiçbir Kürt, Siyonizm taşeronu PKK’yı Türk milletine tercih etmez. Yanlış hesap geri dönecek, tarihin çöp sepetine atılacaktır.</p>

<p>Kardeşlik kıyamete kadar sürecektir. Biz bir aradayız; sokakta, işte, aşta beraberiz. Her insanımız İsrail’in Filistinlilere yönelik katliamına şiddetle karşıdır. Bunu hep birlikte iliklerimize kadar yaşıyoruz. Kaderde, sevinçte, tasada bir olan bu yüce Türk milleti; Alevi, Sünni, Kürt, Roman, Arap, Boşnak demeden bir bütündür.</p>

<p>Fas’tan Endonezya’ya 22 İslam ülkesinin sınırlarını değiştirmeyi hedefleyen ve “Büyük İsrail Projesi” olarak ifade edilen planlarla yeni Filistinler ortaya çıkarıp kan ve gözyaşının aktığı bir düzen kurmak isteyenler; küreselleşmenin şehir devletleri peşinde, üniter millî devletleri yıkmayı İsrail için istemektedirler.</p>

<p>ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye temsilcisi Tom Barrack bunu açıkça ifade etmekte, “Millî devletler İsrail için bir tehdittir.” diyebilmektedir. Ancak bu beyanlara ne iktidardan ne de muhalefetten karşı bir açıklama gelmemekte, “Haddini bil!” denilmemektedir. Bu büyükelçi istenmeyen adam ilan edilmemektedir.</p>

<p>Ne Süleymaniye’de askerimizin başına çuval geçirildiğinde gerekli diplomatik tepki gösterilmiş ne de müstemleke valisi gibi konuşan bu zat susturulabilmiştir. Türk milleti ve devletinin millî onuru ile oynanmaktadır.</p>

<p>Türk hem etnik kimlik hem de millî kimliktir; Kürt ise etnik kimliktir. Atatürk bunu, “Ne mutlu Türk’üm diyene.” sözüyle ifade etmiştir. Millî devletin temel paradigması budur. Türklük için etnik kimlik bağlamında kan bağı gerekli görülür; ancak millî kimlik için etnik köken, kafatası ölçümü ya da kan bağı aranmaz. Etnik kimlik üzerinden ilişkileri tanımlamak ve tarif etmek, yalnızca kabile devleti anlayışına götürür. BOP’un hedeflerinden biri de budur.</p>

<p>Anayasal tanıma göre: “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” Kaldı ki etnik veya din temelli ayrıştırıcı söylemler içinde, soyca Türk olan birçok kişi bulunduğu gibi; soyca Türk olmayıp kendini Türk kimliğiyle tanımlayan ve bu aidiyeti güçlü biçimde benimseyen milyonlarca insan da vardır.</p>

<p>Atatürk, Türklüğün hem sosyolojik hem de yasal tanımını ortaya koymuştur. Bu çerçevede Türklük, kan ve soy ötesinde; kültürel ve hukuki bir aidiyet ve mensubiyet ifade eder.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ey-kurt-kardesim-yarin-filistin-gibi-olmayalim</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/04/ey-kurt-kardesim-yarin-filistin-gibi-olmayalim.jpg" type="image/jpeg" length="17408"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane’nin evlatları Harşit ve Kelkit çayında ne zaman çimecek?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushanenin-evlatlari-harsit-ve-kelkit-cayinda-ne-zaman-cimecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushanenin-evlatlari-harsit-ve-kelkit-cayinda-ne-zaman-cimecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kirli sudan insan canlı hayvan herkes nasibini alıyor. Altın vb. madeni işletmeciliğinin yeraltı yerüstü suları havaya, doğaya verdiği zarara karşı deve kuşu tiyatrosu rolüne soyunmak, milliyetçi muhafazakar ve Cumhuriyet değerleri ile barışık şehre insana yakışıyor mu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Gümüşhane </b>elektrik ihtiyacını yıllarca İnönü mahallesindeki santralden karşılardı. Ortaokul öğrencileri olarak biz de santrale su taşıyan kanallarda eğitim sezonunun son ayı olan mayısta kanallarda suya girerdik.</p>

<p>Çünkü dağların avucundaki şehrin çocukları olarak bizim denizimiz yoktu. <b>Harşit</b>, şehir merkezini terk ettikten sonra vadi boyunca Torul istikametinde her dere kenarında suya girilirdi. Zira Gümüşhane’de kışları çok soğuk yazları ise dayanılmaz aşırı sıcaklar yaşanır.</p>

<p>Aynı şekilde Harşit’i besleyen <b>Kabaköy</b> Kale Deresi ve <b>Pirahme</b>t gibi derelerde yörenin çocukları suya girer, yazın tadını çıkarır doyasıya eğlenirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bizim tatilimiz derelerde, bahçelerde, bostanlarda, dağlarda ve yaylalarda geçerdi.</p>

<p>Harşit o yıllarda bağ, bostan ve insan için hem içme suyu hem sulama için temiz su kaynağıydı. Köyler en yüksek oranda nüfus barındırır, hayat çok canlı, bereketli ve hareketliydi. Vadinin tüm dere yatakları doğal bir temizlenme işlevi görüyor, göbek elması başta emsalsiz meyvelerin ünü saraylara ve ülke dışına taşmıştı. Şehir, ilçe ve köylerinde doyasıya hayatın tadı çıkarılıyordu. Tadına doyulmaz binbir çeşit sebze, meyve hayatın parçasıydı.</p>

<p>Köyler boşalınca bağ, bahçe ve köyler viran olmuştu. Harşit uzun süre gidenlere ardından iç çekerek ağladı, gözyaşı döktü. Sonra gözyaşları azaldı. Zira nehrin berrak gözyaşı gibi suları kirlendi. Ardından bağlar, bostanlar, bahçeler yok oldu ve göçmen kuşlar gidip artık gelmez oldu.</p>

<p>Dutlar yok olunca bülbüller, kuşlar terk etti. Cevizler azalınca kargalar azaldı. Kargalardan gurutu korumak için bekleyen çocuklar şehirden ilçe ve köylerden gidince, tandırlar, ocaklar söndü. Dönen değirmen taşları durdu. Sonunda okullar kapandı.</p>

<p>Şehrin her tarafında hayvancılık nerede ise bitince gurutta yapılmaz oldu. Doğa, adeta kendi kaderine terk edilince vadi çölleşti. Şehrin nimetleri birer birer tükendi. Güzün köylerden yüklenen erzak kamyonları diğer şehirlere gitmez oldu.</p>

<p><img alt="Gümüşhane’nin evlatları Harşit ve Kelkit çayında ne zaman çimecek 20.18.40" class="img-fluid detail-photo" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2024/01/gumushanenin-evlatlari-harsit-ve-kelkit-cayinda-ne-zaman-cimecek-201840.jpeg" style="width: 585.99px; height: 666.042px;" / width="577" height="656"></p>

<p><b>Son yaşlılar birer birer hakka yürüyünce, şehrin hayat sırları toprağın altına gitti. </b></p>

<p>Evet, Harşit’te, Kelkit’te nehrin temiz suları geri gelirse, giden tam geri gelmese de umutlar yeniden yeşerir.</p>

<p>İşte o zaman göçmen kuşlar geri döner, zümrüt vadi yeniden eski ihtişamına döner. Nehirler üzerinde yapılan barajlara suyun süratle ulaşması ve erozyonu önlemek için yapılan dere ıslahı betonları adeta doğal hayatı, yabani hayvanları evcil hayvanları cezalandırır gibi oldu.</p>

<p>Dere ıslahındaki dikey betonlar yatay eğimli doğal hayata duyarlı yapılamaz mıydı?</p>

<p>Ayı su içmek için indiği dereden çıkmak için dağı, taşı delen ürkütücü sesler çıkarıyor adeta feryâd ediyor. O kızgınlık ve hışımla kalan bahçe ve bostanları kırıp geçiriyor viran ediyor.</p>

<p>İnsanlar ayı korkusundan çevreye verdiği zarardan sebze ekmez meyve dikmez oldu. Ayılar, yabani hayvanlar himayeli insanlar tedbirsiz ve sahipsiz kaldı.</p>

<p>Neredeyse ayılar, tilkiler, kurtlar vb. yerleşim yeri sakini oldu. Ayı ve yabani hayvanların suya erişimini zorlaştırmak nasıl bir hayvan severliktir?</p>

<p>Yabani hayvan avı yasak, cezası büyük ama suya erişimi de evcil ve yabani hayvanlara fiili bir cezaya eziyete dönüşmüştür.</p>

<p>Vadinin kirli suları sebze ve meyve ağaçlarına korkunç zarar veriyor. Sebzeler, meyveler hastalanıyor, kuruyor. Hastalıklar kol geziyor. Şehir, ilçe, köyler ve beldelerin&nbsp; birçoğu, kirlenen sulardan dere kenarlarına yakın kurulan drenaj kuyuları ile içme suyu ihtiyacını karşılıyor.</p>

<p>Özetle kirli sudan insan canlı hayvan herkes nasibini alıyor. Altın vb. madeni işletmeciliğinin yeraltı yerüstü suları havaya, doğaya verdiği zarara karşı deve kuşu tiyatrosu rolüne soyunmak, milliyetçi muhafazakar ve Cumhuriyet değerleri ile barışık şehre insana yakışıyor mu?</p>

<p>Bu değerler ve insan oluşumuz, çevre duyarlılığı ve ahlak üretemiyorsa gerçekten vatan, insan sevgimiz, sıla hasretimiz, şehir köy sakini oluşumuz ne anlam ifade eder?</p>

<p>Zararın neresinden dönülürse elbette kardır. Ancak <b>tarihi, kültürel, doğal mirası ile cennet şehir yeni bir Gümüşhane vizyonu ile varlığını sürdürebilir.</b></p>

<p>Biz o köylerde nice fidan gibi gençlerin kanser vb. hastalıkların pençesine düştüğünü ve hakka yürüdüğünü, hüznü iliklerimize kadar hissederek yaşadık. Şehir milyonlarca yurtiçi ve yurtdışı gurbetçinin ebedi sıla diyarı olmaya devam edecektir.</p>

<p>Milli insani ve sıla duyarlılığı insan olmanın şehrin ülkenin evladı olmanın gereğidir. Bunu yadırgamak, şehre, ülkeye dair kanaatlerimizi abuk subuk beyanlarla eleştirmek, yok kabul etmek, savsaklamak hiç kimsenin ne hakkı ne de haddi değildir.</p>

<p>Bizim vatan sevgimiz doğduğumuz o kayalardan, topraklardan, esen rüzgarlardan, gözelerden mayalandı. O zirve geçitleri gibi gerçeği dillendirmek, doğrunun yanında yanlışın karşısında dimdik durmayı gerektirir.</p>

<p>Kuşakkaya, Zigana, Tersun dağı, Almazataş, Kostan dağı, Vavuk dağı, Köse dağı, Pöske dağı gibi şehrin, ülkenin yanında dik durmayı emreden vatan sevgisinin özüdür mayasıdır.</p>

<p><b>Gümüşhane’nin yaşadığı adeta vatan topraklarının kaderi gibidir.</b></p>

<p>Sınır aşan sular, Akdeniz, Karadeniz, Marmara ve Ege denizlerine dökülen tüm dere, çay ve nehir yataklarındaki yerleşim yerleri aynı kaderi yaşıyor.</p>

<p>Doğa bu denli katledilemez, terk edilemez, ihmal edilemez, uğruna ömür tüketilen ve can verenlerin bize emaneti, ebedi adresi cennet vatan dünya cennet olmaya layıktır.</p>

<p>Şehirleri, ülkeyi yaşanmaz kılan her yanlışa karşı durmak, doğrulara destek olmak önce şehitlere, ceddimize vefa gelecek kuşaklara borcumuzdur.</p>

<p>Vatan sevgisi imandandır. Vatanı olmayanın imanı, namus şeref ve haysiyeti tehlikeye düşer.</p>

<p><b>Sabri Şenel</b> – 31.01.2024 - İstanbul/<b>Ümraniye</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushanenin-evlatlari-harsit-ve-kelkit-cayinda-ne-zaman-cimecek</guid>
      <pubDate>Wed, 31 Jan 2024 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/gumushanenin-evlatlari-harsit-ve-kelkit-cayinda-ne-zaman-cimecek.jpg" type="image/jpeg" length="20049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane’nin yeni şehir vizyonu nasıl olmalıdır?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushanenin-yeni-sehir-vizyonu-nasil-olmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushanenin-yeni-sehir-vizyonu-nasil-olmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane Torul İkisu Arzular Kabaköy beldesi Tohumoğlu arasında, Harşit vadisinin akış istikametince sağ yamaçların güneye bakan kısımlarında, zemin açısından yapılaşmaya uygun sert kaya zemininde yeni yeşil alanlarla birlikte yamaçlarda yeşillikler içerisinde yükselen yeni şehrin geleneksel Gümüşhane evlerini andıran görüntüsü ortaya çıkmalıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane Torul İkisu Arzular Kabaköy beldesi Tohumoğlu arasında, Harşit vadisinin akış istikametince sağ yamaçların güneye bakan kısımlarında, zemin açısından yapılaşmaya uygun sert kaya zemininde yeni yeşil alanlarla birlikte yamaçlarda yeşillikler içerisinde yükselen yeni şehrin geleneksel Gümüşhane evlerini andıran görüntüsü ortaya çıkmalıdır.</p>

<p>Güneş enerjisi panellerinin bina damlarını süslediği en son teknoloji ile birlikte enerji ihtiyacı da karşılanır.</p>

<p>Şehrin imar ve mimari tasarımında araziden çıkan taşın yapı imalatında kullanıldığı hafriyat maliyetlerinin minimize edildiği bir yapılaşma anlayışı yeni Gümüşhane’nin vizyonu olmalıdır.</p>

<p>Şehrin emsalsiz özel iklimi, doğası, bölgenin tarihi kültürel yapı mirasıyla barışık yeni yerleşim yerleri şehrin yeni konut ihtiyacına cevap veren alanlar olmalıdır.</p>

<p>Konuyla alakalı Gümüşhane Üniversitesi ve akademisyenlerin yeni bilimsel çalışmalarıyla aklı bilimi klavuz yapan yeni şehircilik anlayışı bilimsel ve bölgesel gerçeklerle buluşmalıdır.</p>

<p>Yani özetle İkisu, Mescitli, Kızılcaköy, Kuşakkaya, Akçakale, Bağlarbaşı, Tekke Pirahmet, Beşyol ve Arzular Kabaköy beldesine Tohumoğlu’na ulaşacak şehri güneş enerjisinden daha çok istifade ettirecektir.</p>

<p>Harşit’in Tohumoğlu’ndan kaldırılacak suyunu güney yamaçlarında inşaa edilecek yeni su kanallarıyla gezdirecek yeşil ve dinlenme alanlarında buluşturacak bir şehircilik vizyonudur.</p>

<p>Vadinin kalan bahçelerini katliamdan betonlaşmadan kurtaracak kamu hazinesinin mülkünü milletin ekonomik ucuz maliyetli konut elde edilmesine fırsat sunacaktır.</p>

<p>Bu ucuz arsa maliyeti ile oluşacak avantaj rant belediyeciliği değil millete hizmet belediyeciliğine dönüşecek ucuz konforlu ekonomik konut elde etme fırsatı sunacaktır.</p>

<p>Bu aynı zamanda Gümüşhane’de sebze ve meyve bahçeleri yeniden yeşerirse gidip gelmeyen göçmen kuşlar tekrar geri döner.</p>

<p>Harşit berrak suları ve debisi ile eski ihtişamına kavuşur. Suları güçlenir vadi çölleşmekten kurtulur. Şehrin yeni konut talebi veya yerleşim yeri ihtiyacını şehir merkezinden başlayarak kuzeye ve doğuya doğru tedricen dengeli ölçüde her iki yöne doğru gelişmesi sağlanmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bunun belli bir parti önceliği yoktur. Bu partiler üstü yeni şehir vizyonu olmalıdır. Vadinin kısıtlı yeşil alanları bağları bahçeleri daha fazla betonlaşmaya kurban edilmemeli yeşili su kaynakları korunmalı şehrin efsane meyve sebze bahçeleri geri gelmeli tarım sebze meyve üretiminin lokomotifi olduğu üretim yeni kızıl elması olmalıdır.</p>

<p>Üretmeden doğayı korumadan asla ayakta kalamayız. Ülkenin yaşadığı doğal felaketler Gümüşhane’nin deprem fay hatlarına kısmi uzaklığı ve sert zeminleri yeni şehirleşme alanları için fırsattır.</p>

<p>Deprem sel heyelan vb. felaketler için Harşit, vadi boyunca yaklaşık 200 km’yi bulan vadinin uzunluğu yapılaşma muhtemel sel felaketlerinin riskli alanlarıdır.</p>

<p>Giresun’un ilçelerinde yaşanan sel felaketi tedbiri erkenden almak için büyük bir uyarıdır.</p>

<p>Allah şehrimizi ve ülkemizi benzeri felaketlerden korusun.</p>

<p><b>Sabri ŞENEL</b> – 18.01.2024 – İstanbul/<b>Ümraniye</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushanenin-yeni-sehir-vizyonu-nasil-olmalidir</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jan 2024 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/gumushanenin-yeni-sehir-vizyonu-nasil-olmalidir-1.jpg" type="image/jpeg" length="87327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane’de destanlaşan hayat hikayeleri!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushanede-destanlasan-hayat-hikayeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushanede-destanlasan-hayat-hikayeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anlattığım hayat öyküsü Kelkit, Şiran, Köse, Torul, Kürtün vb. diğer il, ilçe ve köylerimizin birbirine benzeyen hayat öyküsüdür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>26 yaşıma kadar <b>Gümüşhane</b>, Erzurum ve Trabzon vilayetlerinde geçen yılların hayat <b>hikaye</b>si aslında birçok insanın farklı illerde yaşananların benzer özetidir.</p>

<p>Dedem Rus işgali esiri İstiklal Harbi gazisi ve okuma yazması yoktur. Babam fakirliğin diz boyu olduğu yıllarda her gün Sakal Tutan dağından 7,5 km yolu yaya katederek <b>Kabaköy</b>’e bağlı Kale nahiyesine giderek ilkokulu bitirmiştir.</p>

<p>Aslında köyde herkes birkaç istisna dışında olağan üstü fakirdir. Kalaycı, taş ustası, amele, küçük çiftçi ailelerin çocuklarıyız. Gurbette bu mesleklerle hayata tutunup kıt kanaat geçinen, karnını zor doyurup giyecek basit karamando kumaş ve basma el yordamıyla dikilen tekstil ürünleriydi.</p>

<p>Genelde elde dikilen dikiş makinesinin nadir birkaç evde bulunduğu ayakkabı olarak çarıktan sonra kara lastikle buluşan bir nesiliz.</p>

<p>Çobanlıkla başlayan aile bütçesine katkımız kısıtlı birkaç evlek sebze meyve bahçelerini sulamak, yazın tırpanla ot biçmek, at, eşek ve katır sırtında dağların tepelerinden yamaçlardan ot, buğday, çavdar sapı taşımak, harman sürmek köyün geleneksel işlerinde ailemize destek verirdik.</p>

<p>Yaz sonu yaya 4 saatlik yoldan uzak ayar meşesinden odun taşımakla yazı bitirirdik. Köyde ilkokul bitince ortaokulu okumak için Gümüşhane merkeze iner bir dairenin her odasında iki veya üç kişi kaldığımız tuvaleti, mutfağı ortak kullandığımız eski evlerde otururduk.</p>

<p>Şehrin henüz yolu olmayan mahallelerine eve en yakın noktaya köyden indirdiğimiz tezek çuvallarını çocuk halimizle sırtımızda kaldığımız evlere taşırdık. Bazen sırtımızdan düşen tezek çuvalı yuvarlanıp bayırın dibini bulurdu. Tezek çuvalın yuvarlanmasının tesiriyle kırılıp ufalanıp toz olurdu.</p>

<p>Artık kısmet deyip olduğu yerden kalan tezekleri çuvala doldurup kan ter içinde daha dikkatlice eve taşımaya çalışırdık. Tezek ve yakacak çok kısıtlı olduğu için bazen soba geçince kalan tezek ya da odun kömürünü mangala aktarır, bir büyük ahşap sehpanın altına yerleştirir, üstüne bir bez serer altında hem ısınır hem üzerinde ders yapardık.</p>

<p>Gümüşhane soğuğunda tam ısınmayan odamızda ayaklarımız ısınırken sırtımız buz keserdi.</p>

<p>Ne anne ne baba vardı baba zaten gurbetten hiç geri gelmezdi. Öğrenci arkadaşlardan babaannesi olan şanslıydı. Babaannesi olanlar öğrenci torunlarıyla beraber kalırdı.</p>

<p>Bizim babaannemiz ben beş yaşındayken ölmüştü. Biz bu şanstan mahrumduk. 6 yıl Gümüşhane’de öğrenciliğin çilesini diz boyu çektik. Ekmeğimiz köyden gelirdi. Köy fırınında yapılan ekmeği bir hafta 15 günlük olarak getirir, yağı alınmış <b>lor minziye</b> talim ederdik. Makarna en çok yediğimiz yemekti. Hafta sonları köyün çocukları ile bakır sini üzerinde Trabzon hamsisi pişirir, lezzetinden adeta parmaklarımızı yerdik.</p>

<p>Bizim ağabeyimle evimiz köylü öğrencilerin uğrak yeriydi. Çocuktuk şehir bize gurbetti. Evimiz şehre yolu düşen otel parası olmayan ya da fakir ağabeylerin konaklama adresi olurdu.</p>

<p>Bir gün Trabzon’da çalışıp gelen bir ağabey eve misafirimiz oldu. Ondan bize bit geçmesi sonucu çok zor anlar yaşardık. Okulda elimi kafama atınca bit yakalar çaktırmadan infaz ederdim.</p>

<p>Yine bir gün başka birisi uyuz olmuştu. Onu evde misafir ettik ondan uyuz kapmıştım. Doktor bana bir hafta istirahat verdi. Okula gidemedim köyde evimize çok misafir geldiği için misafiri önemsemek gazi dedemin bize kazandırdığı bir davranıştı.</p>

<p>Köyümüz civar köylerde cami olmadığı için cuma namazı için köyümüze gelen komşu köylülerine her cuma sonrası öğlen yemeği verilirdi. Annem o gün tarlaya bahçeye bostana gitmez misafiri ağırlardı. Gerçi dedem askerde diş çekmeyi öğrendiği için dişi ağrıyan diş çektirmek isteyen herkes civar köylerden bize gelirdi.</p>

<p>Günlerce ağrı çeken hastalar dişleri çekilince rahatlar, günlerce ağrıdan uykusuz kalınca çoğu kez derin uykuya dalar gecelemek için köydeki evimizde kalırdı.</p>

<p>Dedem asla diş çekme ücreti almaz üstelik yemek ikram eder hastaları misafir ederdik. Gazi dedem sadece ülkeyi işgalden kurtarmadı nice günlerce diş ağrısı çeken garibanlara şifa olurdu. B</p>

<p>Biz dedeme babaannemin öğretmesi ile “Ağa” derdik bu ağalık ağır hayırsever insanlara verilen isim takısıdır.</p>

<p>Babaannem bize köyün yaşlı analarına “aba” erkeklerin yaşlılarına “emi” denmesini öğretti. Köyün tüm insanları akraba muamelesi görürdü. O yüzden bu kültürü şehre taşıdık kuru ekmeğimizi makarna ya da çorbayı gariban misafirlerle paylaşırdık.</p>

<p>Ortaokul başlangıcı şehre intibakta fakirlikle birleşince okulda kıyafetlerimiz şehirli memur ve varlıklı aile çocuklarına bazen alay konusu olurdu. Çok utanır içimize kapanırdık. Kahvaltı çoğu kez yapamazdık okul kantininden paramız olunca poğaça veya simit alırdık.</p>

<p>Derslere çoğu kez aç girerdik. Bir gün Fen Bilgisi dersinde sebze ve meyveler işleniyor. Tahtada konuyu bana öğretmen anlattırıyor. Öğretmen muzdan bahsedince etrafa garip garip baktım ve sustum.</p>

<p>Bu halim sınıfta gülüşmelere sebep oldu. Sıraya oturunca gözyaşlarına boğulduk. Babam gurbette annem köyde dedeme hizmet edip köy işlerini yapmak hayvanlara bakmak zorundaydı. Hayvan bakar yeterli et, süt ve tereyağı yiyemezdik. Zira hayvan sayısı kısıtlıydı. Tarla sürmek için öküz, taşımak için at eşek bakmak gerekiyordu.</p>

<p>Zor coğrafya kısıtlı tarım alanları hayatı çekilmez kılıyordu. <b>Gurbet </b>imdadımıza yetişti. Önce babam Almanya’ya gitti. Etrafı fakir olduğu için onlara eşek at almak veya evlat evlendirmek için akraba komşuya sürekli yardım etmek zorundaydı.</p>

<p>Büyük fedakarlık mali yük altına girdiği için çok yardım etmesi gereken insanlar var olduğu için fakirlik yine bir türlü yakamızdan düşmüyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ortaokul sonlarına doğru artık yavaş yavaş köyde şehirde inşaat işlerine gidiyorduk. Çoğu kez amelelik, kamyonlara taş yüklemek, dereden kum doldurmak, şehirde arsa hafriyatını boşaltmak, köyün içme ve sulama suyu kanalları, köy konağı inşaatında amele olarak çalışmıştım.</p>

<p>Ramazan günleri hem oruca yeni başladığımız yıllar yaz ayı çok sıcak ama orucu asla bozmazdık. Ağzımız burnumuz kurur nefes nefese kalır, iftar saatini iple çekerdik. Bütün uğraş aile bütçesine katkı anne ve babamın yüküne ortak olmak içindi,</p>

<p>Bir gün dölek deresinde rahmetli babamın kuzeni Ahmet Bayır amca ile tırpanla çayır biçerken temmuz başı ot ayı hava çok sıcak oruçluyuz. Ahmet Amca elbisemle suya girmemi istedi. Dereye girdim sırılsıklam oldum. Kıyafetim üstümde kurudu.</p>

<p>İftara kadar tırpan sallamaya devam ettim. Ot biçme bitince odun etme faslı başladı. At eşek köyden saat 05.30 da çıkar saat 09.30’da meşeye varırdık. Babam bir testere getirmişti Almanya’dan. Herkeste yoktu bu alet. Arkadaşlarla ortak kullanırdık.</p>

<p>Ormanda genelde Orman Dölek köyüne yakın olduğu için güveç imalatında çamur kadar odun gerektiği için onlar daha çok yaş ağaç keserdi. Biz de kesilen ağaçların kuruyan diplerini ya da ayak kurusu dediğimiz kuruyan ağaçları keserdik. Bir eşek ya da atın taşıyacağı yükü keser, hazırlar sırtlarına semer bağlı hayvanlara ustaca yükler köye dönüş yoluna düşerdik.</p>

<p>Gidişe göre geliş iniş olduğu için daha kolaydı yorgunluğa rağmen neşeliydik. Zira yaptığımız işin çok önemli olduğunu ailemizi sevindirir takdir cümlelerine muhatap olurduk.</p>

<p>Bu uğraş haftalarca sürerdi sonra fasulye, meyve, ceviz toplama, patates çıkarma sırasıyla bu işlerin içinde olurduk. Meyveler toplandıktan sonra gençler ağaçlarda kalan meyveleri toplamayı “<b>ganzolof</b>” olarak adlandırır, dalda sahibi tarafından toplanmayan elma, armut, ceviz için ağaçları taş yağmuruna tutar, isabet ettirdiklerimizi ağaç altından toplayıp yerdik.</p>

<p>Onlar çocuklar ve kuşların helal edilen nasipleriydi. Patates tarlasından kazma ile patates sökmek maharet isterdi. Patatesi yaralamadan sökmek şarttı. Annem her işin ustasıydı. Pratik hızlı çok verimli iş görürdü. Patates çıkınca orada çaydanlık veya tencere ile patates haşlamak çok büyük zevkimizdi.</p>

<p>Bazen fasulye otlarının üstüne tencerede pişen patatesi süzer afiyetle yerdik. Gelecek senenin patates ekimi için tarlada kuyu açar, içini tohumluk patatesle doldururduk. Arasına elma koyar gelecek yılın nisan sonlarına doğru patates ekimi yapılmak için kuyular açılır, biz kuyudan patatesten çok elma yeme hayali kurardık.</p>

<p>Zira mart, nisan, mayısta köyde hiç meyve kalmazdı. Temmuz başı dut ve vişne ile meyve ve fasulye siftahı sezonu açılırdı. İlk çıkan taze fasulyenin kokusu bugün hala burnumda tüter.</p>

<p>Bugün o patates kuyularını yapmak çok zor zira ayı, domuz köyde sebze ve meyve ekimini imkansız hale getirdi. Hayvanlarda haklı o zamanki yeterli ekim ve mahsul onlarında ihtiyacını karşılardı. Onların rızkını Allah insan üzerinden veriyor.</p>

<p>Doğa denge ister bu dengeyi kurma yükümlülüğü insana düşer. Bu enerjimizin yöneldiği alan bugün belde olan iki güzide köyler Arzular ve Kabaköy’de futbol tutkusuydu.</p>

<p>Köylerimizde futbol çok sevilirdi civar köylerle futbol maçları en önemli heyecan verici gündemdi. Gümüşhane’de köy takımı olan belli sayıda köylerdendik. Bu lise yıllarımızda okul takımını iki yıl şampiyon yaptık. Turnuvanın gol kralı olmuştuk.</p>

<p>Ardından üniversite için şehirden ayrıldım. Erzurum’a gittim ilk yıl arkadaşlarla aramızda para toplayıp sermaye yaptık. Gümüşhane Arzular ve Kabaköy’den 2 tona yakın şeker fasulyesi satın aldık. O dönemde Trabzon’dan İran’a yük taşıyan BMC kamyonunun Tohumoğlu kavşağında üstüne koyduk, Erzuruma götürdük.</p>

<p>O yıllarda 3,5 saatte gittiğimiz 220 Kilometre yolu kamyonla 11 saatte gittik. Kop dağını aşınca Kurnaköy’de kamyonda yatarak geceledik. Ardından Erzurum’a vardık. Fasulyeden numuneleri otel ve lokantalara verdik ardından telefonlar yağdı. Anında yok sattık. Kapış kapış fasulye tükendi.</p>

<p>Zira <b>Gümüşhane fasulyesi</b> doğanın şehre hediyesi yöreye has emsalsiz damak tadı üründür. Bugün çoraklaşan vadi aslında çok cazip fasulye üretme diyarıdır.</p>

<p><b>Anlattığım hayat öyküsü Kelkit, Şiran, Köse, Torul, Kürtün vb. diğer il, ilçe ve köylerimizin birbirine benzeyen hayat öyküsüdür.</b></p>

<p>Bizden önceki kuşaklar çok daha ağır bedel ödemiştir. Şehrimiz ağır bir Rus işgali yaşadı. Ermeni, Rum çetelerinin düşmanla işbirliği zulmünü yaşadı. Asırlarca beraber yaşadığımız insanca yaşadıkları daha sonra bunun azınlık imtiyazına döndüğü fakir kadim Türk köylerinin devletin vatanın yükünü çektiği 10 yıl 15 yıl askerlik yapan köylerden askere giden 10 askerin ancak 3’ünün köyüne döndüğü birçoğunun şehit olduğu, gelenlerin kör, topal, sakat kaldığı nesillerin torunlarıyız.</p>

<p>Kabaköy sakinleri sırtlarında Rumların taş evlerine taş taşıyıp boğaz tokluğuna genç yaşta belleri bükülüp kırk elli yaşlarına varmadan hakka yürüdüğünü bugün kabir taşlarından ve hikayelerinden öğreniyoruz.</p>

<p>İşte o taş taşıyan amele taş ustası kalaycı topraksız çiftçi vb. ağır meslekleri icra eden neslin bir iki alt kuşağı torun ve evlatlarıyız.</p>

<p>Gurbet ve göç yaşadığımız zor coğrafyanın atalarımıza ve bizim kuşaklara dayattığı mecburiyettir.</p>

<p>Buna rağmen Türk insanında isyan yoktur. Çile vefa ve sadakat vardır. Dünün kalaycı, taş ustalarının torunları bugün şehirlerin büyük sanayici, müteahhit aranan örnek esnafı, işçisi, memuru, komşusu, bürokratıdır.</p>

<p>O ceddin torunlarına yakışan bugün model insan olmaktır. Bizim hiç kimseye minnet ve diyet borcumuz yoktur. Helalinden kazanmak karşılıksız vatan millet sevgisi bize hayatın çilesini çeken ceddimizin kıyamete kadar sürecek kutlu mirasıdır.</p>

<p>Selam olsun bu çileyi yaşayan kahramanlara!</p>

<p>Ölenlere rahmet olsun!</p>

<p>Sılamızın kutsalı köyümüz ilimiz ülkemiz ve turan coğrafyasının mazlumlarına ve zulüm gören herkese selam olsun!</p>

<p>Biz tarihler boyunca çilemizden acımızdan gurbet hasreti ile yeniden doğarız.</p>

<p>Hayata tutunma ayakta kalma var olma çilenin mücadelenin fedakarlığın destan kahramanlar diyarı hemşerilerim ve tüm ülke insanının bitmeyen yürüyüşüdür.</p>

<p><b>Sabri ŞENEL</b> – 23.12.2023 – İstanbul/<b>Ümraniye</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushanede-destanlasan-hayat-hikayeleri</guid>
      <pubDate>Sat, 23 Dec 2023 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/gumushanede-destanlasan-hayat-hikayeleri.jpg" type="image/jpeg" length="51251"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane Kabaköy’den kalaycılık hikayeleri]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushane-kabakoyden-kalaycilik-hikayeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushane-kabakoyden-kalaycilik-hikayeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane eski Kale nahiyesine bağlı Arzular, Kabaköy, Erdemler, Süle, Zimon ve Yetirmez köylerinde yok olmak üzere olan kalaycılık sanatı icra edilirdi. Kabaköy’den sırtlarında körük yaya yola çıkan yedi kişilik kalaycı ekibi, Pirahmet Kırıklı köyleri istikametinde Pekin dağı zirvesini aşarak, yeni adıyla Ünlü Pınar’ın altından geçip İskah köyünün üstünden, Çilhoroz geçidine tırmanırlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Gümüşhane</b> eski Kale nahiyesine bağlı <b>Arzular, Kabaköy, Erdemler, Süle, Zimon</b> ve <b>Yetirmez </b>köylerinde yok olmak üzere olan kalaycılık sanatı icra edilirdi. Kabaköy’den sırtlarında körük yaya yola çıkan yedi kişilik kalaycı ekibi, <b>Pirahmet Kırıklı</b> köyleri istikametinde Pekin dağı zirvesini aşarak, yeni adıyla Ünlü Pınar’ın altından geçip<b> İskah</b> köyünün üstünden, <b>Çilhoroz</b> geçidine tırmanırlar.</p>

<p>Ardından Şiran’ın köylerini birer birer geçerek Şiran ilçe merkezinin altından ilerleyip Gölova yolunu takip ederek Mindaval deresine girerler.</p>

<p>Yanlarında peksimet acıkınca çeşme başlarında ekmek su atıştırır tabana kuvvet yola revan olurlar.</p>

<p><b>Birinci Ordu</b> diye tabir edilen <b>Tokat</b>’ı geçerek Amasya, Çorum civarına varırlar. Yolculuk günlerce köyden köye ilden ile sürer uzun bir yol alırlar.</p>

<p>Çorum’da ekip ikiye ayrılır ekibin biri <b>Çorum</b> merkeze bağlı <b>Eskice </b>köyde ilk körüğü kurarlar.</p>

<p>Civar köylere haber salarlar. Bir köyün bakır kaplarını kalaylar bitirir diğer köylere geçerler. Bu uğraş günlerce aylarca sürer. Bakır kapları kalaylama, lehim vb. ücreti olarak bazen nakit bazen harman zamanına veresiye yaparlar.</p>

<p>Yazın hububat, buğday, arpa, çavdar vb. hasat edilince tekrar takas usulü yapılan alışverişin tahsilatını yapmak için yazın tekrar o köylere gider, alacaklarını tahsil ederler.</p>

<p>Ekipte hepsi rahmetli olan <b>Fehmi Bayır, Şükrü Şenel, Salih Şenel, Zekeriya Kural, Halis Kural, Yusuf Kural</b> ve <b>Ahmet Bayır</b> vardır. <b>Zekeriya Kural</b> oğlu <b>Cengiz Kural</b> yaşanan hikayeyi şöyle anlatır;</p>

<p>“Gurbette arkadaşlarla, tabii herkes bir odada, hepsi gece yataklarına girmiş, birisi sormuş yahu lâmbayı kim söndürecek?&nbsp; Herkes birbirine bakıyor, tabii o zamanın lambası gazla yanıyor, üfleyeceksin bir kerede sönmedi tekrar üfleyeceksin, sonra karanlıkta gidip yatağını bulacaksın!&nbsp; Kara lamba ya da şüşeli lamba, rahmetli <b>Halis Kural</b> amca hemen sessizliği bozup demiş ki;</p>

<p>“Siz zahmet etmeyin ben söndürürüm, almış yanından ayakkabısını (gara lastik), lambaya yapıştırmış lamba devrildi şişesi kırıldı ve söndü. Odada derin bir sessizlik herkes birazdan günlerin yorgunluğu derin uykuya daldı”</p>

<p>Gurbet elde bazen kendi yemeklerini kendileri yapan ya da köylülerin verdiği yemeklerle idare edip günler geçiyordu. 4 aylık çalışma bitti aynı yoldan dönüş başladı. Yazın Kabaköy’de ev işleri, ot, ekin yakacak odun kesme zamanı mecburi köyde olmak gerekirdi. Zira Temmuz ot ekin zamanıdır. Köyde işler bitince yaz sonu tekrar hasılatı tahsil etmek için Çorum’a tekrar giderler.</p>

<p>Tahsilat zamanı babam <b>Salih Şenel</b> şöyle bir tahsilat hikayesi anlatır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Kendi tahsilatımızı bitirdik, ama rahmetli Fehmi Bayır amca bir köy ağasından parasını alamamakta ağa Fehmi amcayı sürekli oyalamaktadır. Bunu duyunca bizde çok üzüldük. Fehmi amcadan ağanın ismini öğrenip bir gün tarladan öküz arabası ile buğday sapı çeken öküz arabasının önüne çıktım. Tatsızlık çıkar mı? diye endişeliyiz. Yanımda Fehmi amca var. Köyün ağasının kağnısı uzaktan görünür bize yanaşınca durur. Yolda toz duman içinde cazır cızır öten öküz arabası durunca sesi kesilir. Kağnıdan aşağı inen ağaya şöyle dedim;</p>

<p>-Siz bu işi niçin yapıyorsunuz çocuklarınızı geçindirmek için değil mi? Bu insanda çocuklarını geçindirmek için sizin kaplarınızı kalayladı. Bu insanın lütfen alın terinin bedelini ödeyin mağduriyetini giderin. Onunda rızık ve yol gözleyen yavruları var. İşin ciddiyetini anlayan sesini çıkarmayan ağa başını mahcubiyetle sallayıp “tamam ödeyeyim” dedi. Sözüne devam ederek “yarın paranız hazır” dedi.</p>

<p>Ertesi gün borcunu ödedi ve bizde hep birlikte sevinçle gurbetten sılaya dönüş yolculuğuna başladık. Gidiş ve dönüş mesafesi aynı olsa da dönüşte sevdiklerimize sılamıza kavuşma umudu dönüş yolculuğunu daha neşeli hale getiriyordu.</p>

<p>Bir başka kalaycı takımının yaşadığı hikayeyi <b>Mevlüt Yakut</b> anlatıyor;</p>

<p>Rahmetli babam Dursun Yakut’unda dahil olduğu rahmetli Dursun Kural usta olduğu ekipte Tokat ili merkez köylerinde kalayları biter. Kalay satan esnaftan veresiye kalay satın alır çalışıp geri dönüşte ödemeyi taahhüt eder. Diğer köylere doğru yol alırlar. Ancak bir türlü iş alamaz gittikçe kalay aldıkları köyden uzaklaşırlar. Borçlarını ödeme imkanları olmaz dönüş yoluna doğru köye sılaya Kabaköy’e varırlar. Borçlarını ödeyememenin para kazanamamanın ezikliği ile köye dönerler. Bu ekip bir daha oralara gurbete yolları düşmez. Tokat’a gidemezler aradan yıllar geçer. Kabaköy’den yukarı köylere doğru vurulan yol işinde çalışmaya başlarlar. Ay sonu herkesin yevmiyeleri hesaplanır. Mütaahhit tarafından işçilere ödeme isim isim çağrılarak yapılırken sıra Dursun Kural dedeye gelmiştir. Mütaahhit sesli bir şekilde “Dursun Kural senin yevmiyelerin Tokat’ta sana kalay satan babam Mustafa efendiye olan borcun karşılığında kesilmiştir.” der.</p>

<p>Dursun Kural dede orada adeta dona kalır çok mahçup olur. Mahcubiyet yanında buruk bir sevinç yaşar zira borç ahirete kalmamış ödeme fırsatı doğmuştur. Borcu da Mustafa Efendi de gözünün önüne gelir. Boynu bükük bir şekilde “Gurbete çıkamadık Tokat’a gidemedik çıkınca ödeyecektik” der ayrılır. Babam Dursun Kural ve ekipte olanlar bu borç hepimizin diyerek aralarında borcu bölerler. Dursun dedeye kendi paylarına düşen kısmı öderler. O gurbet arkadaşlığı dostluk onları kenetlemiştir.</p>

<p>Gurbet adeta yöre insanının değişmez kaderidir. Hepsinin ruhu şad mekanları cennet olsun.</p>

<p><strong>Sabri Şenel</strong> - 13.12.2023 - İstanbul-Ümraniye</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushane-kabakoyden-kalaycilik-hikayeleri</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/gumushane-kabakoyden-kalaycilik-hikayeleri.jpg" type="image/jpeg" length="87466"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP kurultay sonuçlarını nasıl okumalıyız?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/chp-kurultay-sonuclarini-nasil-okumaliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/chp-kurultay-sonuclarini-nasil-okumaliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Kurultayı, sonucu bir sürpriz olmuştur. Ölünceye kadar genel başkan olarak kalmanın anlamı yoktur. Objektif olmak gerekirse CHP kurultayında bütün zorlamalara, kurşun asker delege, engelli demokrasi tartışmalarına rağmen, değişimi gerçekleştiren Demokrasi ve Cumhuriyettir. Akıl bilim hukuk ve Demokrasi ebedi var olmanın güvencesidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>CHP Kurultayı</b>, sonucu bir sürpriz olmuştur. Ölünceye kadar genel başkan olarak kalmanın anlamı yoktur. Objektif olmak gerekirse CHP kurultayında bütün zorlamalara, kurşun asker delege, engelli demokrasi tartışmalarına rağmen, değişimi gerçekleştiren Demokrasi ve Cumhuriyettir. Akıl bilim hukuk ve Demokrasi ebedi var olmanın güvencesidir.</p>

<p>CHP tabanı bunu fırsat bilerek partiyi gerçek <b>Atatürk</b> ruhu kuruluş ilkeleriyle buluşturmak için teyakkuz ilan etmelidir. <b>CHP </b>Türk’le, Atatürk’le ve Cumhuriyet değerleriyle buluşmalıdır.</p>

<p>CHP Kurultayı, andımız okunarak başlamalı, “Ne mutlu Türküm diyene” diyerek bitirilmelidir. Aksi Atatürk’ü tasfiye onun ruhuna Cumhuriyet ilkelerine ihanettir.</p>

<p>CHP Kurultayı, etnik bölücülüğün ülkeyi tehdit ettiği küresel etnik projelerin peş peşe servis edildiği kritik süreçte Türk milli kimliğine fiilen etnik kimlik muamelesi yapılmıştır.</p>

<p>CHP Kurultayı, Cumhuriyet ve Demokrasi için bir umut olmasına rağmen Atatürk’ün ilk defa “Yüce Türk Milleti” sözü ile milli kimlik vurgusu kurultay süresince&nbsp; “Türk” yok denecek kadar konuşma ve görsellerde az yer almıştır.</p>

<p>Kurultay sonucu CHP, Türk devlet, vatan ve millet geleceğinin tehdit altında olduğu bir dönemde emperyalizme karşı mücadelede Atatürk modeli ile buluşması ülkeye nefes ve fırsattır. Aksi fiyaskodur.</p>

<p>CHP Kurultayı, Türkiye’ye Cumhuriyeti getiren Atatürk ve Cumhuriyetin kuruluş kadrosunun fabrika ayarlarına ve kuruluş ilkelerine geriye dönüşe vesile olur.</p>

<p>CHP Kurultayı, Demokrasi ve Cumhuriyete ülkenin ne kadar ihtiyacı olduğunun açık göstergesidir. Umarım diğer partilere gerçek demokrasiye geçişte örnek ve emsal olur.</p>

<p>“APONUN HEYKELİNİ DİKECEĞİZ” diyen Selahattin Demirtaş’a selam duran bir değişim; küresel “Yeni CHP” projesine hizmet eder.</p>

<p>Gerçek Değişim CHP’nin Atatürk çizgisine kuruluş kodlarına dönmesiyle mümkündür. CHP Genel başkan adayları <b>Kemal Kılıçdaroğlu</b> ve <b>Özgür Özel</b> “APONUN HEYKELİNİ dikeceğiz” diyen Selahattin Demirtaş’ı selamlama yarışına girmeleri tam bir fiyasko ve hayal kırıklığıdır.</p>

<p>“<b>Apo</b>’nun heykelini dikeceğiz” Kavalacı etnik bölücü sever siyaset dilini <b>HDP</b>’yi aratmayan BOP’un yeni versiyonu küresel lobi dili “yeni CHP” Türkiye’nin umudu değil felaketidir.</p>

<p>Bu etnikçi dil acilen Atatürk ve Cumhuriyetin kuruluş değerlerine evrilmelidir. Aksi CHP’yi marjinalleştirir.</p>

<p>CHP’li Özgür Özel sahi niçin Tunceli’ye değil de “Dersim’e selam olsun” diyor. O ilin adını Atatürk koymadı mı?” Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyen Demirtaş’a bu aşk neden?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu siyaset dili BOP’çudur. CHP kongresinde “bölücülere selam olsun” sözleri salonu ayağa kaldırıp protesto edilmedikçe CHP asla Atatürk’ün partisi olamaz.</p>

<p>Bu etnik bölücü bakış kafa ile CHP sittin sene iktidara gelemez. Sokaktaki vatandaş “Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı” olmasın dedi. Israrla oldu kaybetti. “CHP Genel Başkanı adayı olmasın” denildi. Oldu yine kaybetti. Milletin hassasiyet ve beklentilerinin aksine siyaset hüsranla sonuçlanır.</p>

<p>Kurşun asker imtiyazlı delege ile sonuç sürpriz olmuştur. Umarız Ali-Veli gitti Veli-Ali geldi hayal kırıklığı olma!</p>

<p>CHP Kurultay sonuçları Türk milletine hayırlı uğurlu olsun.</p>

<p><b>Sabri ŞENEL</b> – 5.11.2023 / İstanbul-Ümraniye</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, POLİTİKA, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/chp-kurultay-sonuclarini-nasil-okumaliyiz</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Nov 2023 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/11/chp-kurultay-sonuclarini-nasil-okumaliyiz.jpg" type="image/jpeg" length="70922"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane’nin doğa çevre ve vatan şehidi Ömer Bulut’un ardından!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushanenin-doga-cevre-ve-vatan-sehidi-omer-bulutun-ardindan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushanenin-doga-cevre-ve-vatan-sehidi-omer-bulutun-ardindan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kaderin cilvesi suladığı fidanlar yazın kurak geçen mevsim ve etrafta kuruyan otların hangi sebepten çıktığı belli olmayan nedenden dolayı tutuşması ve yangının ani gelişmesi nedeniyle canhıraş söndürme yaparken yanarak hakka yürüdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Gümüşhane</b> Köse ilçesi <b>Kayadibi köyü</b> bayraklı tepe mevkiinde Ömer Bulut, diktiği 12.000 fidanın kuru otların tutuşması nedeniyle çıkan <b>yangın</b>da talihsiz biçimde hayatını yitirmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir sevda uğruna vatan toprağının bağrına düşen <b>şehit</b>ler kervanına bir yenisi daha eklenmiştir. Vatanı savunmak bir çakıl taşını toprağını doğasını korumaktır.</p>

<p>İşte bu yüce duygularla çocukluk döneminde hayalini kurduğu ekmek kavgası için çıktığı Avrupa’da gurbet ellerinde sıla hasreti ile hep bu hayali kurdu. Emekli olunca yılların birikimi kazancının büyük bölümünü fidan yetiştirmeye harcayarak 20 yıla yakın bir sürede bozkırı yeşertmiştir. Hem bedenen hem de mesaisini vererek binbir zahmet çile çekerek büyük bir çaba ortaya koymuştur.</p>

<p>Örneğine az rastlanır bir aşkla şevkle adeta fidanlarla yattı, kalktı. Büyük bir emek verdi. Bu dünyada cennet bahçeleri gibi yemyeşil bir orman kurdu.</p>

<p>Kaderin cilvesi suladığı fidanlar yazın kurak geçen mevsim ve etrafta kuruyan otların hangi sebepten çıktığı belli olmayan nedenden dolayı tutuşması ve yangının ani gelişmesi nedeniyle canhıraş söndürme yaparken yanarak hakka yürüdü.</p>

<p>Otlar küçük ve büyük baş hayvanların yayılması otlatmasıyla tüketilseydi hem et ve süte dönüşür hem de yangının büyümesine sebep olmazdı!</p>

<p>Evet dağlar meralar hayvan bekliyor. Cefakar vefakâr amcamızın yanmış bedenine daha sonra ulaşıldı. Bu ulvi kutlu çaba her türlü saygı ve takdire layıktır. Bu toprakları vatan yapan muhteşem asil bir duygudur. Kuru kuru vatan sevgisi olmaz vatan sevgisi imandandır.</p>

<p>Vatan sadece cephelerde asker veya güvenlik üniformasıyla savunulmaz. Her millet evladı çocukluktan son nefese kadar vatan savunması yapmak milli, dini ve insani bir görevdir.</p>

<p>Bu yüce duygu ve çaba bir milli insani bilinç olarak mutlaka evlatlarımıza eğitimle sosyal ve milli sorumluluk olarak verilmelidir. Her yıl erozyonla vb. doğal felaketlerle topraklarımız denizlere taşınıyor.</p>

<p>Orman varlığı ve yeşil doğayı erozyonu önleyerek vatan savunması yapılır. Vatan savunması doğa ve çevreyi koruma bilincini geliştirmek hassasiyetleri artırmakla mümkündür.</p>

<p>Bu örnek çabayı alkışlıyor tüm insanlara özellikle Gümüşhaneli hemşerilerimize örnek olmasını diliyoruz. Okullardan çocukların gençlerin Ömer Bulut amcanın kabrini ziyaret ederek onu örnek rol model alınmasını emsal çabaların artmasına katkı yapılması gerekir.</p>

<p>80 yaklaşan yaşında istirahat etmeyip kendini doğaya adaması takdire şayandır. Onun manevi hatırasına evlatlarına sembolik olarak ödül verilmesi marifetin iltifata mazhar olmasıdır.</p>

<p>Ömer Bulut’un resmen de şehit olarak ilan edilmesini onun manevi mirasına saygı ve vefanın gereği olarak görüyoruz. Yeni Ömer Bulut’lar çıkması için devletimizden, Sayın valimiz, kaymakamımız ve yetkililerden bunu bekliyoruz.</p>

<p>Onun her yıl ölüm yıl dönümü vb. sebeplerle sosyal aktivitelerle anılması orman varlığı yeşil doğa ağaçlandırma bilincinin geliştirilmesine katkı olarak bir fırsat görüyoruz.</p>

<p>Çevreye, ormana, doğaya sahip çıkmak vatana sahip çıkmaktır. Dağlarımız meralarımız çölleşmesin orman aynı zamanda yağmur su berekettir serinlik oksijen nefestir hayattır.</p>

<p>Ekolojik dengenin ebedi kılınması diğer canlı hayvan türlerine hayat hakkı tanımaktır. İnsanın bu çabası üzerimizden rızıklanan diğer insan hayvan ve her türlü canlının yaşamasına imkan sağlanmaktır.</p>

<p>Bu İnsan olmanın mümin vasfının bu milletin evladı olmanın gereğidir. Bayraklı tepe bir anıt mezar tesis ister. Bu konuda gönüllü anıt mezar yapmak isteyenlerin var olduğu haberini aldık.</p>

<p>Hayırsever kişiler ilgilerle temas kurup Ömer Bulut amcanın aziz ruhu burada ölümsüzleşmelidir. O’na vefa göstermek boynumuzun borcu olmalı.</p>

<p>Kendisine tüm şehit ve gazilerimize Allahtan rahmet diliyoruz.</p>

<p><b>Sabri ŞENEL</b> – 2ç11ç2023 / İstanbul-Ümraniye</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, YAŞAM, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushanenin-doga-cevre-ve-vatan-sehidi-omer-bulutun-ardindan</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Nov 2023 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/11/gumushanenin-doga-cevre-ve-vatan-sehidi-omer-bulutun-ardindan.jpg" type="image/jpeg" length="51830"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kelkit Vadisi Platformu ve vadinin gerçekleri]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/kelkit-vadisi-platformu-ve-vadinin-gercekleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/kelkit-vadisi-platformu-ve-vadinin-gercekleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane Şiran ŞİDEF’in ilçede düzenlediği panel, özellikle hem ilçe hem bölgede büyük olumlu yankı yapmıştır. İlçenin Karadeniz’e ve dünyaya Anadolu’nun doğu, güney doğuya, orta doğuya bağlayacak daha kolay daha az maliyetle ulaşımını sağlayacak Tersun Dağı tünelinin açılması için zirvede yapılan basın açıklaması umutları yeşertmiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Kelkit Vadisi</b>, vadinin beslendiği farklı il ve ilçelerin zirvelerinden başlayan uzun bir yolculukla çayın Yeşil Irmak’la birleşip, Karadeniz’e ulaşan ezelden ebede süren saf, temiz, berrak suların bitmeyen akışıdır.</p>

<p>Vadi havzasında yaşayan insanlar kadim Türk yurtlarının evlatlarıdır. Binlerce yıldır birbirine her türlü <b>tarih</b>i kültürel ve akrabalık bağlarıyla bağlanmış, Kelkit çayının suları gibi saf temiz pırıl pırıl insanlardır.</p>

<p><b>Gümüşhane</b>’nin şirin bir ilçesine ismini vermekten öte, çok geniş stratejik bir nehir havzasının coğrafi adıdır. <b>Sivas, Erzincan, Gümüşhane, Giresun, Tokat</b> vb. birçok il, ilçe ve köylerin kendini bu havza ile tanımladığı, aidiyet duyduğu bunun gündelik yaşama yansıdığı adeta et tırnak gibi olduğu, kader birliği yaptığı cennet vatan köşesidir.</p>

<p>Nehrin Gümüşhane <b>Kelkit</b>, <b>Şiran</b>, Köse ilçeleri Giresun Alucra, Çamoluk, Şebinkarahisar ilçeleri, Sivas Koyulhisar vb. ilçeleri benzer ortak sorunları yaşıyor.</p>

<p>İşte bu sorunların çözümüne STK boyutuyla katkı yapacağını düşündüğümüz <b>platform </b>için katkı yapan emek veren herkese minnettarız.</p>

<p>Akıl, bilim, tarih ve bölge gerçekleriyle bir araya gelen platform yöneticileri birliğin gücünü sinerjiye dönüştürecek umut veren bu teşebbüsü yürekten alkışlıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gümüşhane Şiran <b>ŞİDEF</b>’in ilçede düzenlediği panel, özellikle hem ilçe hem bölgede büyük olumlu yankı yapmıştır. İlçenin Karadeniz’e ve dünyaya Anadolu’nun doğu, güney doğuya, orta doğuya bağlayacak daha kolay daha az maliyetle ulaşımını sağlayacak Tersun Dağı tünelinin açılması için zirvede yapılan basın açıklaması umutları yeşertmiştir.</p>

<p>Kelkit vadisi platformu haberi daha da umutlandırmıştır. Zira bir il, ilçe boyutunu aşan sorunlar için böyle bir ortak akla dayanışmaya çok acil ihtiyaç vardı. Bu son derece isabetli bir karar olmuştur.</p>

<p>Platformun daha geniş bir alana yayılacak ilçelerle takviye edilerek çok olumlu neticeler alınacağını düşünüyorum. Bölge aynı zamanda ülkenin işgalden kurtuluşuna katkı yapan 19 Mayıs 1919 Samsun, Amasya, Sivas, Erzurum milli mücadele fitilinin ateşlendiği kurtuluş hattının da güzergâhıdır.</p>

<p>Şehir merkezlerine çok uzak çok ihmal edilen ilçeler aynı kaderi yaşayan layıkıyla hizmet almakta zorluk çekenler için bölge gerçeklerinin ortak aklın kıyama kalkması herkesin menfaatinedir.</p>

<p>Bilimsel toplantılarla sorunlar çözüm yolları konusunda idareler siyaset kurumu ile daha ciddiye alınacak bir kamuoyu baskısı yapmak için son derece önemli bir adımdır.</p>

<p>Bölgenin kalkınması, sorunlarının çözümü, ekonomik potansiyelin geliştirilmesi bölge insanın ve siyaset kurumunun ilgisini sorunların çözümünü daha fazla kolaylaştıracaktır.</p>

<p>Platformun kuruluşuna emek veren gayret gösteren katkı yapan herkesi yürekten tebrik eder takdir duygularımızı ifade etmek isterim.</p>

<p>Platformun çabalarını dikkatle takip edip destek vereceğimizi, gelişmeleri ilgiyle izleyeceğimizi, güzel haberleri atılan olumlu adımları alkışlayacağımızı ifade etmek isterim.</p>

<p>Bölge insanı olarak biz de platformun parçası olacağımızı ifade eder, platformun çalışmalarında başarılar dileriz. Yolunuz açık olsun.</p>

<p><b>Sabri Şenel</b> - 5.10.2024 - <b>Gümüşhane</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/kelkit-vadisi-platformu-ve-vadinin-gercekleri</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Oct 2023 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/10/sabri-senel-kelkit-vadisi-platformu-ve-vadinin-gercekleri.jpg" type="image/jpeg" length="75542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İslam öncesi Araplar kız çocuklarını diri diri toprağa gömerken bakın Türkler ne yaparmış?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/islam-oncesi-araplar-kiz-cocuklarini-diri-diri-topraga-gomerken-bakin-turkler-ne-yaparmis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/islam-oncesi-araplar-kiz-cocuklarini-diri-diri-topraga-gomerken-bakin-turkler-ne-yaparmis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İslam öncesi Araplar kız çocuklarını diri diri toprağa gömerken bakın Türkler ne yaparmış?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eski örf ve adetlerimizden kırk çıkması yaşayanlarımız olmuştur nasıl bir muhteşem kültürdür? İşte örnekleri;</p>

<p>Doğum yapan bir annenin, 40'ının çıkmasının/uçmasının eski Türk adetlerinden olması ve taaa Göktürkler’e kadar uzanması inanılmaz ilginçtir.. Yeni anne ve bebeklerin 40 gün dışarıya çıkmama adeti aslında annenin ve bebeğin doğumdan sonraki altı hafta boyunca bağışıklık sisteminin yeterince güçlü olmamasına alınmış bir önlem.</p>

<p>Daha sonra ise 40 Uçurması için yakın akraba evine gidilir.</p>

<p>Gidilen akraba ona harika bir sürpriz hazırlar.</p>

<p>Bir sepetin içine minik minik keseler koyar.vbunların anlamları çok başkadır.</p>

<p>Ömrün Parlak olsun diye altın</p>

<p>Bol kazancın olsun diye para</p>

<p>Torunlarını görecek kadar uzun bir ömrün olsun diye un</p>

<p>Ağzının tadı bozulmasın güler yüzlü ol diye şeker</p>

<p>Tüm zorluklara karşı dayanıklı ol diye tuz</p>

<p>Ömrün bereketli olsun diye pirinç</p>

<p>HER kapı kolaylıkla açılsın diye anahtar</p>

<p>Güzel bir meslek sahibi ol diye makas</p>

<p>Okumayı yazmayı sev diye kalem</p>

<p>Sağlıklı bir hayatı olsun diye yumurta</p>

<p>Misler gibi kok diye çiçek</p>

<p>Güçlü kuvvetli ol diye taş</p>

<p>Ömrü boyunca bol kazançları olsun diye bozuk Para;</p>

<p>Kalbi pamuk gibi yumuşak olsun diye pamuk</p>

<p>Kendisine, evine ve kırk uçurmaya gittiği eve bereket gelsin diye</p>

<p>Pirinç</p>

<p>Nasıl ince bir detay, nasıl bir insana saygıdır bu..</p>

<p>Türklüğümüz güzel ve yerinde adetlerindendir..</p>

<p>Alıntı</p>

<p>Ne çok eksik bildiklerimiz varmış..</p>

<p><b>Sabri Şenel</b> – 18.09.2023 / İstanbul</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/islam-oncesi-araplar-kiz-cocuklarini-diri-diri-topraga-gomerken-bakin-turkler-ne-yaparmis</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Sep 2023 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/04/yazarlar/sabri-senel-yazari-10-1500x1004.jpg" type="image/jpeg" length="68748"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sahi neler oluyor?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/sahi-neler-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/sahi-neler-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Önce TC’ler kaldırıldı. Sonra Cumhuriyetin birikimi iş, aş kapısı fabrikalar bugünkü arsa fiyatının çeyrek fiyatına yerli yabancıya peşkeş çekildi.
Andımız yasaklandı. İngilizce, Arapça tabela istilası başladı. İtiraz edenler düzmece Ergenekon, balyoz davalarına muhatap oldu. Bu davaların altından fetö çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Önce TC’ler kaldırıldı. Sonra Cumhuriyetin birikimi iş, aş kapısı fabrikalar bugünkü arsa fiyatının çeyrek fiyatına yerli yabancıya peşkeş çekildi.</p>

<p>Andımız yasaklandı. İngilizce, Arapça tabela istilası başladı. İtiraz edenler düzmece Ergenekon, balyoz davalarına muhatap oldu. Bu davaların altından fetö çıktı.</p>

<p>Bütün bunlar yapanın yanına kar kaldı. Sınırlardaki mayınlar söküldü ülke sığınmacı istilasına uğradı.</p>

<p>PKK açılımı Güneydoğu’da şehirlerde kurtarılmış bölgelere çanak tuttu yüzlerce şehit vererek ilçelerde devlet hakimiyeti yeniden tesis edildi.</p>

<p>Açılımın mucitleri hiç bir pişmanlık özür beyanında bulunmadı. Sanki açılım derin dondurucuya kondu.</p>

<p>Bir anda Emevi Camiinde namaz kılalım derken milyonlarca sığınmacı ülkeyi yol geçen hanına çevirdi.</p>

<p>Gelenler Suriye’den çok doğum oranları ile nüfus patlaması yaptı. Suriyeliler yetmedi ardından 18 ve 30 yaş aralığında gençler anne babasız kız kardeş hiç bir bayan olmadan Taliban’a yenilen ve terhis edilen Afgan askerler binlerce km yol katederek Türkiye’ye geliyor.</p>

<p>Bunun tesadüfi olduğu rastgele geldiği söylenebilir mi?</p>

<p>Bu esrarengiz kavimler göçünü andıran nüfus hareketi nüfuz sağlamaya yol açtı. Toplumda bu yöneliş her kesimde ciddi endişelere yol açtı. Ülkenin geleceği konusunda sığınmacılar içindeki terör örgütü atıklarının var olma ihtimali çok büyük huzursuzluğa sebep olmuştur.</p>

<p>Gelenlerin talepleri konusunda oluşturulan fiili durum çok büyük sorunlar yumağı olmaya adaydır.</p>

<p>Patlama yapan gayrimenkul fiyatları artan kiralar artan enflasyon tahammül sınırlarını aşmıştır.</p>

<p>Gelecek günlerde oluşturulan fiili sığınmacı statükosunun PKK açılımına ikiz kardeş olmayacağını kim garanti edebilir?</p>

<p>Belli ki küresel emperyalist talepleri azdırıp milli devleti ortadan kaldıracak oldu bittiler daha çok Türkiye’nin başını ağrıtacaktır.</p>

<p>Kürtçe açılıma Arapça açılımı mı geliyor?</p>

<p>İklim anlaşması ile sanayileşme engellenecek Türk milletine özerklik federasyon dayatılıyor.</p>

<p>Şehir merkezlerindeki TSK kışlaları imar rantının gözdesi oldu.</p>

<p>Şimdi sırada ABD taşeronu 12 Eylül cuntacılarının yaptığı Anayasa 12 defa değiştirilmesine rağmen hala darbe karşıtlığı üzerinden Anayasanın ilk dört maddesi değiştirme hazırlığımı yapılıyor?</p>

<p>ABD ve küresel çeteler dün İngilizlerin tarikat cemaat vb. mandacılığı savunan yapıları kullandıkları gibi bugün aynı yöntemle BOP dini kullanarak 52 İslam ülkesinin birçoğundaki gibi kukla federatif özerk idareler kurmak istiyor.</p>

<p>Ülkeleri küresel çetelerin şehir devletleri planına uygun olarak mezhep etnik temelde bölüp hükmedecekler.</p>

<p>İşte bu yapıları kurmak istiyorlar. Milli mücadelenin kuruluş ruhuna saldırılar bitmek bilmiyor. Bir bakıyorsun CIA, derin lobiler, küresel dizayn STK’ları desteklenen fetö gibi tarikat ve cemaatler Türkiye için aynı etnik mezhep dini temelde tasfiye beyanlarında bulunuyor.</p>

<p>Bu Türkiye’de besleme devşirme dönme veya etnik dinci, bölücü özel görevlilerin diline düşüyor.</p>

<p>Siyasetin iktidar muktedir muhalefet yanlışları karşısındaki her türlü demokratik tepkiler ve muhalefet tasfiye ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplum baskı altına alınıyor. Türk milletinin dini hassasiyeti üzerinden operasyon hep dincilik üzerinden yapılıyor.</p>

<p>Tarih adeta tekerrür ediyor. Türk milleti gerçekleri öğrendiğinde bu oyun bitecektir. Artık uyanık olma zamanı ortak aklı milli hafızayı hissettirme zamanıdır.</p>

<p><b>Sabri Şenel</b> – 11.09.2023 / İstanbul</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/sahi-neler-oluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Sep 2023 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/09/sahi-neler-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="60631"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane’nin küçültülmesinde nerede kalmıştık?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushanenin-kucultulmesinde-nerede-kalmistik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushanenin-kucultulmesinde-nerede-kalmistik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane’nin küçültülmesi Trabzon-Gümüşhane sorunu değil haksızlık hukuksuzluk ve adaletsizlik sorunudur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Gümüşhane</b>’nin küçültülmesi <b>Trabzon</b>-Gümüşhane sorunu değil haksızlık hukuksuzluk ve adaletsizlik sorunudur.</p>

<p>Bu sorun çözülmediği müddetçe konunun ısrarla takipçisi olmaya devam edeceğiz.</p>

<p>Seçimlerde siyasi istismar konusu olmasın diye konuyu pek yazıp çizmek istemedik.</p>

<p>Gümüşhane seçmeni ve ilgili herkes siyasi iradesini ortaya koydu. Yeni seçilen milletvekillerimize başarılar diler, bu sorunun çözümünde <b>Kürtün</b>’e bağlı bu üç köyümüz olan <b>Kırgeriş, Bağlama</b> ve <b>Damlı </b>köylerinin arazilerinin köylere iadesini acilen bekliyoruz.</p>

<p>Bu konuda Trabzon-Gümüşhane veya başka insanlarımızın vermiş olduğu vicdanı desteğe yürekten teşekkür ederiz.</p>

<p>İnsanlar için aile, mesken, köy, mahalle, il, ilçe, devlet, hukuk ve siyaset güvencesinde olmalıdır. Bunun iktidarı muhalefeti partisi yoktur. Gümüşhane veya Trabzon’u yoktur.</p>

<p>Hak hukuk vicdan varsa bu haksızlık hukuksuzluk er geç mutlaka düzelecektir. Bu haksız idari tasarrufu mahkeme kapılarında adalet aramaya bırakmak idarenin siyasetin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.</p>

<p>İdare objektif, adil karar vermelidir. Köyüne, mahallesine, iline, ülkesine sahip çıkamayanın vatan sevgisi tartışılır. Zira <b>“Vatan sevgisi imandandır.”</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>O köylerin merasında hayvan otlatanlar bu kararla asla kaçak hayvan otlatan durumuna düşürülemez. İdare veya kamu açısından bu değişikliğe niçin gerek görüldü bunu anlamak mümkün değildir.</p>

<p>İnsanların arasına yanlış idari kararla husumet tohumu ekecek istismara fitneye yol açacak karar ve davranışlardan kaçınılmalı bu asla kabul edilemez. <b>“Devletin dini adalettir.”</b> Çok ivedi adalet bekliyoruz.</p>

<p>Türkiye’de adalet vardır gerçeğinin gereği olarak mahkemede bu hakkın tescil edileceğine inanıyoruz. Sorunu topu taca atar gibi yargıya bırakmak asla mazur görülemez. Mahkemeye kalmadan önce siyaset ve idare bu haksızlığı düzeltmelidir. Gümüşhane, küçültülmeyi, itilmeyi, kakılmayı asla hak etmedi. <b>İmtiyaz değil adalet bekliyoruz.</b></p>

<p><b>Sabri Şenel</b> – 29.08.2023 / İstanbul</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushanenin-kucultulmesinde-nerede-kalmistik</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Aug 2023 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/08/gumushanenin-kucultulmesinde-nerede-kalmistik.jpg" type="image/jpeg" length="72752"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
