<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HaberAlp.com - Son Dakika Haberleri - Haberler - Politika Haberleri - Yerel Haberler -  Milliyetçi Haber</title>
    <link>https://www.haberalp.com</link>
    <description>HaberAlp.com - Son Dakika Haberleri - Haberler - Politika Haberleri - Yerel Haberler -  Milliyetçi Haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberalp.com/rss/yerel" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 22 May 2026 12:12:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/rss/yerel"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhaneli İş Adamından Örnek Davranış!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushaneli-is-adamindan-ornek-davranis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushaneli-is-adamindan-ornek-davranis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şiran Devlet Hastanesi bünyesinde oluşturulan modern diş polikliniği düzenlenen törenle hizmete açıldı. İş insanı Mehmet Kılıç’ın destek verdiği yatırım, bölgedeki sağlık hizmetlerine önemli katkı sağlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane’nin Şiran ilçesinde sağlık altyapısını güçlendirecek önemli bir yatırım daha vatandaşların hizmetine sunuldu. Şiran Devlet Hastanesi bünyesinde oluşturulan modern diş polikliniği, düzenlenen törenle açıldı. İş insanı Mehmet Kılıç’ın katkılarıyla hayata geçirilen poliklinik, ilçede uzun süredir hissedilen önemli bir ihtiyacı karşılayacak.</p>

<p><img alt="Gümüşhaneli İş Adamından Örnek Davranış 1-1" height="514" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/05/gumushaneli-is-adamindan-ornek-davranis-1-1.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="689" /></p>

<p><strong>AÇILIŞA YOĞUN KATILIM</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açılış programına Musa Küçük başta olmak üzere Vali Yardımcısı Serhat Doğan, Şiran Kaymakamı Zeynep Topçu, Şiran Cumhuriyet Savcısı Mustafa Gökçe, Vedat Soner Başer, İl Sağlık Müdürü Dr. Necip Yemenici, siyasi parti temsilcileri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p><strong>MUSA KÜÇÜK: “ŞİRAN İÇİN ÖNEMLİ BİR KAZANIM”</strong></p>

<p>Programda konuşan Milletvekili Musa Küçük, ilçeye kazandırılan sağlık yatırımının yalnızca Şiran için değil çevre bölgeler için de büyük önem taşıdığını belirtti. Vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine daha hızlı ve kaliteli şekilde ulaşacağını ifade eden Küçük, projeye destek veren iş insanı Mehmet Kılıç’a teşekkür etti.</p>

<p>Küçük, konuşmasında memleketine yatırım yapan herkesin önemli bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Şiran Devlet Hastanemiz bünyesinde hizmet verecek diş polikliniğimizin ilçemize hayırlı olmasını diliyorum. Bu süreçte büyük destek sağlayan kıymetli hemşehrimiz Mehmet Kılıç, örnek bir dayanışma sergilemiştir. Memleketine sahip çıkan herkese teşekkür ediyoruz.”</p>

<p><img alt="Gümüşhaneli İş Adamından Örnek Davranış" height="507" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/05/gumushaneli-is-adamindan-ornek-davranis.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="700" /></p>

<p><strong>İŞ İNSANLARINA YATIRIM ÇAĞRISI</strong></p>

<p>Milletvekili Musa Küçük, Şiranlı iş insanlarına da çağrıda bulunarak ilçeye yapılacak her yatırımın geleceğe katkı sağlayacağını ifade etti. Konuşmasında birlik ve dayanışma vurgusu yapan Küçük, memlekete yapılan yatırımların bölgenin gelişimi açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong>MEHMET KILIÇ’TAN SAĞLIK HİZMETİNE DESTEK</strong></p>

<p>Bakım, onarım ve cihaz desteği Mehmet Kılıç tarafından karşılanan polikliniğin, özellikle bölgedeki vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırması bekleniyor.</p>

<p><strong>VATANDAŞLARDAN MEMNUNİYET MESAJI</strong></p>

<p>Yapılan duaların ardından kurdele kesimiyle gerçekleştirilen açılış sonrası davetliler polikliniği gezerek yetkililerden bilgi aldı. İlçe sakinleri ise sağlık alanında atılan bu adımdan dolayı memnuniyet duyduklarını dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushaneli-is-adamindan-ornek-davranis</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/05/gumushaneli-is-adamindan-ornek-davranis-4.jpg" type="image/jpeg" length="65936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul metrolarında logo çıkmazı: Ahmet Erdemli’den ulaşımda sembol tartışmasına eleştiri]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/istanbul-metrolarinda-logo-cikmazi-ahmet-erdemliden-ulasimda-sembol-tartismasina-elestiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/istanbul-metrolarinda-logo-cikmazi-ahmet-erdemliden-ulasimda-sembol-tartismasina-elestiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kutlu Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erdemli, İstanbul’da metro girişlerindeki M ve U logo farkını gündeme taşıdı. Bir yabancı turistle yaşadığı diyaloğu aktaran Erdemli, hizmetin siyasi sembol yarışına dönüşmesini “trajikomik” olarak değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde metronun evrensel simgesi olan "M" harfi yerine, Türkiye’de projenin bütçesine göre "U" veya "M" harflerinin kullanılması, şehri ziyaret eden yabancı turistlerin kafasını karıştırmaya devam ediyor. Konuyu bizzat deneyimleyen Kutlu Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erdemli, sahada karşılaştığı bu absürt durumu gündeme taşıdı.</p>

<h3><strong>​EVRENSEL STANDARTLARIN YERİNİ SİYASİ SEMBOLLER Mİ ALDI?</strong></h3>

<p>​Bir metro girişinde yolunu bulmaya çalışan bir turiste rehberlik eden Erdemli, turistin "M" simgesini ararken kendisini "U" tabelasına yönlendirmesi üzerine yaşadığı şaşkınlığı aktardı. Turistin, bu iki farklı sembolün nedenini sorması üzerine durumu açıklamakta güçlük çektiğini belirten Erdemli, yaşananları şu sözlerle değerlendirdi:</p>

<p>​"Bir turistin metro sorması üzerine kendisine 'U' harfini takip etmesi gerektiğini söylediğimde büyük bir şaşkınlık yaşadı ve bu farklılığın sebebini sordu. Ülkemizi dışarıya karşı olumsuz bir fotoğrafın içine hapsetmemek adına durumu izah etmeye çalıştım. Ancak gerçek şu ki; metrolarda bile bu denli bir ayrışmaya gidilmesi, siyasetin hizmetin önüne geçtiğinin en somut ve maalesef trajikomik ispatıdır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>​"HİZMET YARIŞI AYRIŞTIRMAYA DÖNÜŞMEMELİ"</strong></h3>

<p>​Erdemli, Ulaştırma Bakanlığı bütçesiyle yapılan hatlara "U", belediye tarafından yapılanlara ise "M" harfi konulmasının, ulaşım standartlarını bozduğunu ifade etti. Siyasetin en temel kamu hizmetlerine kadar sirayet etmesinin toplumsal ayrışmayı derinleştirdiğini vurgulayan Kutlu Parti Genel Başkan Yardımcısı, bu durumun hem vatandaş hem de turist nezdinde prestij kaybına yol açtığına dikkat çekti.</p>

<p>​İstanbul’un ulaşım simgelerindeki bu karmaşa, kamu yönetiminde koordinasyon ve ortak kurumsal kimlik arayışının ne kadar elzem olduğunu bir kez daha tartışmaya açtı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, İstanbul</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/istanbul-metrolarinda-logo-cikmazi-ahmet-erdemliden-ulasimda-sembol-tartismasina-elestiri</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/03/istanbul-metrolarinda-logo-cikmazi-ahmet-erdemliden-ulasimda-sembol-tartismasina-elestiri.JPG" type="image/jpeg" length="40368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siz Hiç Tandır Yorganının Altında Uyudunuz Mu?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/siz-hic-tandir-yorganinin-altinda-uyudunuz-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/siz-hic-tandir-yorganinin-altinda-uyudunuz-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edibe Aydın, 1950-1960’lı yılların Urfa’sında aileyi birleştiren tandır ve mangal kültürünü anlatıyor. Nostaljik bir yolculuğa çıkarak tandır kürsüsünden anlatılan masallara, zayıflayan aile bağlarından günümüzün teknoloji bağımlılığına kadar uzanan sıcak bir hayat hikayesi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Urfa, kış mevsiminin en kısa yaşandığı illerimizden biridir. Uzun süren yazın ve kış hazırlıklarıyla dolu yoğun sonbaharın ardından, Aralık ayında kapıya dayanan kış, Şubat ortasında yerini bahara bırakırdı. Ancak bu kısa süreye rağmen, kışın oldukça sert geçtiği yıllar da hafızalarımızda yer etmiştir.</p>

<h3><strong>Mangal Kültüründen Gelen Sıcaklık</strong></h3>

<p>Çocukluğumun geçtiği 1950-1960'lı yıllarda ısınma yolculuğumuz mangal kömürü ile başladı; ardından odun, kömür ve gaz sobaları geldi. O dönemlerde her biri birer sanat eseri olan pirinç mangallar, altlarındaki göz kamaştıran tepsilerle odanın başköşesinde yer alırdı. Ateş kor haline gelince mangal ortaya çekilir, çevresinde tatlı sohbetler eşliğinde közde pişen kahveler keyifle içilirdi. Evimizin bir odasında soba, iki odasında mangal, babaannemin odasında ise o eşsiz <strong>"tandır"</strong> vardı.</p>

<h3><strong>Tandırın Kurulumu ve "Tandır Kürsüsü"</strong></h3>

<p>Tandır, incelikli bir hazırlık gerektirirdi. Mangaldaki közlerin şiddeti azalınca, toprak bir çanağın içine külle desteklenen közler konur ve bu kap bakır bir tepsiyle tandırın altına yerleştirilirdi. Tandırın ana gövdesini <strong>"tandır kürsüsü"</strong> oluştururdu. Bu kürsü; yaklaşık 60-70 cm kenar uzunluğuna ve 50 cm yüksekliğe sahip, kare şeklinde ahşap bir sehpaydı.</p>

<p>Üzerine önce koruyucu bir örtü, onun üzerine de rengarenk basmalarla kaplanmış devasa bir yorgan serilirdi. Yorganın dört bir yanı kürsüden aşağı sarkar, çevresine "sap yastıklar" ve minderler dizilirdi. Kürsünün üzerine konan büyük tepsi ise hem bir çay masası hem de bir yemek sofrası görevini görürdü.</p>

<h3><strong>Aileyi Birleştiren Bir Kültür Mirası</strong></h3>

<p>Tandır, sadece bir ısınma aracı değil; ailenin kalbiydi. Mindere oturup ayaklar yorganın altına uzatıldığında, o sıcaklık tüm evi sarardı. Uzun kış gecelerinde, <em>"Heket heket laklakoz biri sıçan biri boz"</em> tekerlemesiyle başlayan ve günümüz dizi filmleri gibi gecelerce süren masallar anlatılırdı. Çocuklar masalın ve sıcağın etkisiyle uykuya dalarken; evin yaşlıları günü burada geçirir, aile sorunları göz göze, omuz omuza burada çözülürdü. Öğrenciler ödevlerini bu kürsünün üzerinde yapar, huzur bu sıcak yorganın altında filizlenirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Günümüzle Bir Karşılaştırma</strong></h3>

<p>Bugün herkesin elinde bir telefonla ayrı odalara, ayrı köşelere çekildiği modern yaşamla kıyasladığımızda; aile bağlarının neden zayıfladığını ve sorumluluk duygusunun neden azaldığını daha iyi anlıyoruz. Tandır, bir nesli birbirine kenetleyen gerçek bir huzur düzeneğiydi.</p>

<p><strong>Yazan:</strong> Edibe Aydın</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM, Şanlıurfa</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/siz-hic-tandir-yorganinin-altinda-uyudunuz-mu</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/03/siz-hic-tandir-yorganinin-altinda-uyudunuz-mu.jpg" type="image/jpeg" length="90001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Eğitim-Sen’den Son Uyarı: Okullarda Can Güvenliği Kalmadı!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/turk-egitim-senden-son-uyari-okullarda-can-guvenligi-kalmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/turk-egitim-senden-son-uyari-okullarda-can-guvenligi-kalmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Çekmeköy'de öğretmen Fatma Nur Çelik'in öğrencisi tarafından katledilmesi üzerine Türk Eğitim-Sen sert bir eylem gerçekleştirdi. Eğitimde şiddetin durdurulması için acil güvenlik ve yasal düzenleme talepleri dile getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da eğitim camiası bir kez daha yas tutuyor. Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen Türk Eğitim-Sen üyeleri, cinayete kurban giden Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik için seslerini yükseltti. "Geleceğimiz Tehlikede" sloganıyla yapılan eylemde, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin durdurulması için somut adımlar atılması talep edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Türk Eğitim Sen’den Son Uyarı 2" height="377" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/03/turk-egitim-senden-son-uyari-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="650" /></p>

<p><strong>EĞİTİM ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET NE ZAMAN SON BULACAK?</strong></p>

<p>Türk Eğitim-Sen şubeleri tarafından yapılan ortak açıklamada, bir öğrenci tarafından hunharca katledilen Fatma Nur Çelik’in kaybının derin bir acıya yol açtığı vurgulandı. Saldırıda yaralanan Zeynep Aybars Taşdemir ve öğrencimiz için acil şifalar dilenirken, sendika temsilcileri şu soruyu sordu: "Daha kaç can yitireceğiz?"</p>

<p><strong>"BU HADİSE GELİYORUM DEMİŞTİR"</strong></p>

<p>Haber metninde yer alan iddialara göre, merhume Fatma Nur Çelik’in daha önce disiplin kurulunda can güvenliği endişesini dile getirdiği ifade edildi. Buna rağmen etkili önlemlerin alınmamış olması, sorumluluğun ağırlığını bir kez daha gündeme getirdi. Eğitim çalışanlarına şiddet vakalarının artması, okullardaki güvenlik zafiyetlerini açıkça ortaya koyuyor.</p>

<p><img alt="Türk Eğitim Sen’den Son Uyarı-1" height="488" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/03/turk-egitim-senden-son-uyari-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="650" /></p>

<p><strong>TÜRK EĞİTİM-SEN’DEN 6 MADDELİK ACİL UYARI</strong></p>

<p>Eylem sırasında eğitim sistemindeki aksaklıklar şu başlıklarla sıralandı:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Disiplin Yönetmelikleri: Mevcut kurallar caydırıcılıktan uzaktır.</li>
 <li>Okul Güvenliği: Ödenek yetersizliği nedeniyle güvenlik görevlisi ve kamera sistemleri eksiktir.</li>
 <li>Şikâyet Hatları: Asılsız ihbarlara zemin hazırlayan hatlar eğitimcilerin itibarını zedelemektedir.</li>
 <li>Liyakat Sorunu: Şeffaf olmayan yönetici atamaları mesleki huzuru bozmaktadır.</li>
 <li>Hedef Gösterme: Eğitimcileri tahkir eden açıklamalar şiddeti beslemektedir.</li>
 <li>Yasal Mevzuat: Şiddete yönelik düzenlemeler yetersiz kalmaktadır.</li>
</ul>

<p><strong>TASARRUF EDİLMEYECEK TEK ALAN: EĞİTİM VE GÜVENLİK</strong></p>

<p>Okulların sadece eğitim yuvası değil, güvenli alanlar olması gerektiği hatırlatıldı. Birçok okulda güvenliğin sadece nöbetçi öğretmenler aracılığıyla sağlanmaya çalışılması "kabul edilemez bir sorumluluk" olarak nitelendirildi. Her okula mutlaka özel güvenlik görevlisi tahsis edilmesi ve kesici/delici aletlerin girişini engelleyecek denetimlerin artırılması gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>KALICI ÇÖZÜM İÇİN "AĞIRLAŞTIRILMIŞ SUÇ" TALEBİ</strong></p>

<p>Türk Eğitim-Sen, 2019 ve 2023 yıllarında TBMM'ye sunulan kanun tekliflerini hatırlatarak; eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin Türk Ceza Kanunu’nda ayrı ve ağırlaştırılmış bir suç tipi olarak düzenlenmesini talep etti. Ayrıca, her 100 öğrenciye bir rehber öğretmen düşecek şekilde norm kadro düzenlemesi yapılması gerektiği savunuldu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, İstanbul</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/turk-egitim-senden-son-uyari-okullarda-can-guvenligi-kalmadi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/03/turk-egitim-senden-son-uyari.jpg" type="image/jpeg" length="37941"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane’den Seçilen Ve Şehre Hiç Gitmeyen Milletvekili!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushaneden-secilen-ve-sehre-hic-gitmeyen-milletvekili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushaneden-secilen-ve-sehre-hic-gitmeyen-milletvekili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ernail Koç yazdı: Gümüşhane’den vekil seçilen ancak şehre ayak basmayan, TBMM’de Gümüşhane hakkında tek kelime etmeyen o ismin trajikomik hikayesi. Siyasetin sömürge valisi mantığıyla işlediği o çarpıcı analizi siz değerli okurlarımız için sunuyoruz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sömürge valisi bile sömürdüğü ülkenin başında dururken; Seçilen milletvekili Gümüşhaneli olmadığı, hayatında Gümüşhane’yi hiç görmediği gibi seçildikten sonra da hiç gitmemiştir.</p>

<p>Daha da garip olan ise, TBMM de Gümüşhane Milletvekili olmasına rağmen Gümüşhane ile ilgili tek söz almamış, kanun teklifi veya herhangi bir çalışmada da bulunmamıştır.</p>

<p>Siyaset konulu traji komik bir film yapmak isteseniz böyle bir senaryo yazamazsınız.</p>

<p><strong>SAKİN İNSANIMIZ VE MEMLEKETİMDE BİR TUHAF SEÇİM SONUCU</strong></p>

<p>1965 yılında yapılan genel seçimlerde Yeni Türkiye Partisi Gümüşhane Milletvekili Adayı Avukat Hüseyin Eskicioğlu 5 binden fazla oy alıyor fakat bu oy seçilmesi için yeterli değil.</p>

<p>O yıllarda uygulanan “Milli Bakiye Sistemi” uyarınca İstanbul'dan Yeni Türkiye Partisi adayı olan Ali İhsan Çelikkan'ın oylarına ilave edilir ve böylece Hüseyin Eskicioğlu’nun oyları ile Ali İhsan Çelikkan Gümüşhane milletvekili olur.</p>

<p>İşin garip tarafı Ali İhsan Çelikkan Gümüşhaneli olmadığı, hayatında Gümüşhaneyi hiç görmediği gibi seçildikten sonra da hiç gitmemiştir.</p>

<p>Daha da garip olan ise, TBMM de Gümüşhane Milletvekili olmasına rağmen Gümüşhane ile ilgili tek söz almamış, kanun teklifi veya herhangi bir çalışmada da bulunmamıştır.</p>

<p>Bir tarihte dönemin Gümüşhane İl Emniyet Müdürü ile sohbetimizde bizzat bana da söylediği ilin 2000 yılı resmî suç raporuna göre tüm ilde yılda 360 suç işlenmiş, bunun sadece bir tanesi vurgun, diğerlerinin tamamı kız kaçırma veya su kavgası üzerine olmuştu.</p>

<p>Yani ilde her güne bir olay dahi düşmüyor.</p>

<p>Diğer şahit olduğum da şu;</p>

<p>İstanbul’da o dönem emniyet görevlisi olan bir hemşerimiz anlatmıştı;</p>

<p>İl Emniyet müdürüne;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Sayın müdürüm iddia ederim ki bugün İstanbul’da işlenen suçların hiçbirinin faili Gümüşhaneli değildir.</p>

<p>Nitekim araştırdığımızda o gün suç işleyen tek bir Gümüşhaneli yoktu” demişti.</p>

<p>İşte memleketim Gümüşhane’den insan ve bir seçim manzarası.</p>

<p>‘Ağzına vur ekmeğini elinden al’ dedikleri bu olsa gerek.</p>

<p>Bu insanlar böyle bir seçime rıza gösterebiliyorlar.</p>

<p>Hakikaten,</p>

<p>“Bir başkadır benim memleketim.”</p>

<p>Tam filmlere konu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushaneden-secilen-ve-sehre-hic-gitmeyen-milletvekili</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2025/08/yazarlar/ernail-koc-yazdi.jpg" type="image/jpeg" length="20434"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul’da Hocalı Katliamı’nın 34. Yılına Özel Anma Programı: "Unutmadık, Unutturmayacağız"]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/istanbulda-hocali-katliaminin-34-yilina-ozel-anma-programi-unutmadik-unutturmayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/istanbulda-hocali-katliaminin-34-yilina-ozel-anma-programi-unutmadik-unutturmayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hocalı Katliamı’nın 34. yıl dönümünde İstanbul’da İSTAD tarafından düzenlenen anma programında, Türkiye-Azerbaycan kardeşliği ve Karabağ zaferi vurgulandı. Detaylar haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hocalı Katliamı’nın 34. yıl dönümü vesilesiyle 22 Şubat 2026 tarihinde İstanbul’da kapsamlı bir anma programı gerçekleştirildi. <strong>İstanbul Türkiye Azerbaycan Dayanışma ve Kültür Derneği (İSTAD)</strong> ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte, Karabağ savaşının acı hatıraları ve kazanılan zaferin önemi vurgulandı.</p>

<p><img alt="A" height="487" loading="lazy" src="https://anadoluyakasihaber.com/wp-content/uploads/2026/02/A-2-591x443.jpg" width="650" /></p>

<h3><strong>İSTAD MERKEZİNDE DUYGU DOLU ANLAR</strong></h3>

<p>Program, İSTAD merkezinde düzenlenen <strong>fotoğraf sergisi</strong> ve panel eşliğinde yapıldı. İSTAD Başkan Yardımcısı Metin Yıldırım’ın sunumuyla başlayan tören; saygı duruşu, Türkiye ve Azerbaycan milli marşlarının okunması ve şehitlerin ruhu için okunan <strong>Kur’an-ı Kerim tilaveti</strong> ile devam etti. Etkinliğe sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasi partiler, basın mensupları ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.</p>

<p><img alt="" height="366" src="https://anadoluyakasihaber.com/wp-content/uploads/2026/02/G-2.jpg" width="650" /></p>

<h3><strong>SEFER KARAKOYUNLU: "HOCALI’NIN HESABI SORULMALIDIR"</strong></h3>

<p>Açılış konuşmasını yapan <strong>İSTAD Başkanı Sefer Karakoyunlu</strong>, Hocalı’da yaşanan insanlık suçunun uluslararası mecrada tanınması gerektiğini ifade etti. Karakoyunlu, "Hocalı’da katledilen yaşlı, kadın ve çocukların tek suçu Türk olmaktı. Bu acı unutulmayacak ve sorumlular mutlaka hesap verecektir," dedi. Ayrıca <strong>Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin</strong> sarsılmaz bir bağla geleceğe taşınacağını belirtti.</p>

<h3><img alt="" height="366" src="https://anadoluyakasihaber.com/wp-content/uploads/2026/02/E-2.jpg" width="650" /></h3>

<h3><strong>KENAN ABBASOV: "DÜNYAYA ÖRNEK BİR DAYANIŞMA"</strong></h3>

<p>Azerbaycan İstanbul Konsolosu <strong>Kenan Abbasov</strong>, iki devletin her platformda sergilediği ortak duruşa dikkat çekti. Abbasov, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki sarsılmaz bağın tüm dünyaya örnek teşkil ettiğini vurguladı.<br />
 </p>

<p><strong><img alt="" height="366" src="https://anadoluyakasihaber.com/wp-content/uploads/2026/02/D-4.jpg" width="650" /></strong></p>

<h3><strong>TARİHSEL SÜREÇ VE 44 GÜNLÜK VATAN MUHAREBESİ</strong></h3>

<p>Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Teymur Rzayev</strong>, SSCB döneminden bugüne Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesini teknik bir perspektifle ele aldı. Rzayev, işgal altındaki toprakların kurtarılma sürecine değinerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"44 gün süren vatan mücadelesi, dünya harp tarihine altın harflerle geçmiştir. Cumhurbaşkanı <strong>İlham Aliyev’in liderliği</strong> ve kahraman ordumuzun kararlılığıyla toprak bütünlüğü yeniden sağlanmıştır."</p>

<p><img alt="" height="304" src="https://anadoluyakasihaber.com/wp-content/uploads/2026/02/B-2.jpg" width="650" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Program, katılımcıların Hocalı temalı fotoğraf sergisini gezmesi ve çekilen hatıra fotoğrafları ile sona erdi.</p>

<p><img alt="" height="488" src="https://anadoluyakasihaber.com/wp-content/uploads/2026/02/C-2.jpg" width="650" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, İstanbul</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/istanbulda-hocali-katliaminin-34-yilina-ozel-anma-programi-unutmadik-unutturmayacagiz</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/02/istanbulda-hocali-katliaminin-34-yilina-ozel-anma-programi.jpg" type="image/jpeg" length="79137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denizli’de Türk Milliyetçiliği Tarihine Yoğun İlgi: Yeni Eser Okuyucuyla Buluştu]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/denizlide-turk-milliyetciligi-tarihine-yogun-ilgi-yeni-eser-okuyucuyla-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/denizlide-turk-milliyetciligi-tarihine-yogun-ilgi-yeni-eser-okuyucuyla-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Milliyetçiliği Tarihi sadece Tanzimat'la mı sınırlı? 50 yıllık birikimin ürünü olan "Dil ve Edebiyatta Türk Milliyetçiliği Tarihi" kitabı Denizli'de okuyucuyla buluştu. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği panel ve imza gününün detayları haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk kültür hayatına önemli bir katkı sunan <strong>"Dil ve Edebiyatta Türk Milliyetçiliği Tarihi"</strong> adlı eser, İstanbul’un ardından Denizli’deki okuyucularıyla bir araya geldi. 50 yıllık bir birikimin ürünü olan çalışma, Türk milliyetçiliğinin kökenlerine dair ezber bozan yaklaşımıyla dikkat çekiyor.</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong>TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ TANZİMAT İLE Mİ BAŞLADI?</strong></span></p>

<p>Yazar, 1970’li yıllardan bu yana milliyetçilik tarihinin yalnızca Tanzimat sonrası dönemle sınırlandırılmasına ve bu fikrin 1789 Fransız İhtilali’nden "ithal" edildiği iddialarına karşı çıkıyor. Eserin temel tezi; Türklerde milliyetçilik fikrinin <strong>Sözlü Edebiyat ve Destanlar Dönemi'nden</strong> itibaren genetik bir kod olarak var olduğudur. Başlangıçtan Tanzimat’a kadar pek çok ilim ve devlet adamının milli hassasiyetlerini nazım ve nesir türündeki eserlerle ortaya koyduğu vurgulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#c0392b"><strong>50 YILLIK BİRİKİM İKİ CİLTTE TOPLANDI</strong></span></p>

<p>Yaklaşık 5-6 yıl önce yazımına başlanan ve 2025 yılı ortalarında tamamlanan dev eser, <strong>Türk Edebiyatı Vakfı</strong> tarafından iki cilt halinde yayımlandı. İlk imza günü İstanbul’da büyük ses getiren kitabın ikinci durağı Denizli oldu.</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong>DENİZLİ’DE GENÇLERDEN YOĞUN İLGİ</strong></span></p>

<p>8 Şubat Pazar günü Denizli Çatalçeşme Parkı Oda Tiyatrosu’nda düzenlenen panelde, <strong>Dr. Sakin Öner</strong> başkanlığında "Türk Gençliği" konusu ele alındı. Panel sonrasında Yeni Ufuk Dergisi ve Töre Devlet Kitabevi’nde düzenlenen imza gününde en dikkat çekici detay, katılımcıların <strong>yüzde 80’inin üniversite öğrencisi</strong> gençlerden oluşmasıydı. Gençlerin bu yoğun ilgisi, eserin hedefine ulaştığının en önemli göstergesi olarak değerlendirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, KÜLTÜR - SANAT, Denizli</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/denizlide-turk-milliyetciligi-tarihine-yogun-ilgi-yeni-eser-okuyucuyla-bulustu</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/02/denizlide-turk-milliyetciligi-tarihine-yogun-ilgi-yeni-eser-okuyucuyla-bulustu.jpg" type="image/jpeg" length="74230"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane, çırpınan Kürtün'e sahip çıkmalı ve yuvada kalmasını sağlamalı!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushane-cirpinan-kurtune-sahip-cikmali-ve-yuvada-kalmasini-saglamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushane-cirpinan-kurtune-sahip-cikmali-ve-yuvada-kalmasini-saglamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kürtün halkı, toptan veya parekende olarak inşaat malzemeleri, temel gıda, züccaciye, nalbur, tuhafiye gibi bütün ticaretini Doğankent, Tirebolu, Görele, Espiye, Güce, Şalpazarı, Beşikdüzü ilçeleri ile yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kürtün halkı, toptan veya parekende olarak inşaat malzemeleri, temel gıda, züccaciye, nalbur, tuhafiye gibi bütün ticaretini Doğankent, Tirebolu, Görele, Espiye, Güce, Şalpazarı, Beşikdüzü ilçeleri ile yapıyor.</p>

<p>Gümüşhane'den kalkıp İstanbul, Ankara, Bursa gibi illere şehirler arası yolcu taşıyan otobüsler Kürtün'den geçtiği için Kürtün halkının bir kısmı bu otobüslere biniyor.</p>

<p>Kürtün halkının bir kısmı Tirebolu, bir kısmı Trabzon otobüs firmaları ile şehirler arası yolculuk yapmayı tercih ediyor.</p>

<p>Gümüşhane ile Kürtün'ün ticari faaliyetleri şehirler arası otobüs yolculuğu dışında yok denilecek seviyede.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdari bağlılık dışında Gümüşhane ile Kürtün'ün kültürel bir bağıda bulunmuyor.</p>

<p>Kürtün halkının Kıpçak kökenli Konacık, Cayra, Karaçukur, Aşağıkaradere köyleri haricinde tamamı Çepni kökenli.</p>

<p>Kürtün'ün Kıpçak kökenli köyleri kültür ve şive olarak Torul köyleri ile birebir aynı özelliği taşıyor.</p>

<p>Gümüşhane ve diğer ilçeleri ile kültürel bağı bulunmayan Kürtün, kendisi gibi Çepni kökenli olan Trabzon ve Giresun ilçeleri tarafından Trabzon ve Giresun'a dahil edilmek isteniyor.</p>

<p>Kürtün halkı bunu red ediyor ve direniyor.</p>

<p>Kürtün' e Trabzon ve Giresun sen bizdensin deyip sahip çıkmaya çalışıyor.</p>

<p>Tamamen Kürtün'ü alamasalarda parça parça almaya çalışıyorlar.</p>

<p>Kürtün direniyor.</p>

<p>Gümüşhane Kürtün'e sahip çıkmıyor.</p>

<p>Trabzon ve Giresun :</p>

<p>Bize bağlanın bütün köy ve yayla yollarınızı sıcak asfalt yaptıracağız ve</p>

<p>bütün yaylalarınızı turizm cenneti yapacağız.</p>

<p>Boşuna çile çekiyorsunuz diyor.</p>

<p>Kürtün halkı Gümüşhane'den umutlu bir şekilde bu teklifi red ediyor.</p>

<p>Gümüşhane'ye aidiyet ve sadakât ila bağlı olan Kürtün, Gümüşhane'den sahiplenme bekliyor ve sahiplenmeyi göremiyor. Kürtün halkının telefon numarasının son rakamı ve araç pilakası her şeye rağmen hep 29 olmaya devam ediyor ve bütün bunlara rağmen ne kadar daha 29 olmaya devam edecek ?</p>

<p>Kürtün halkı Gümüşhane'nin ilçesi olarak nereye kadar kendini mağdur edecek ?</p>

<p>Ne kadar mağduriyete dayanacak ?</p>

<p>Onu zaman gösterecek !</p>

<p>Kürtün, Gümüşhane bana sahip çıksın diye çırpınıyor !</p>

<p>Gümüşhane, iş işten geçmeden bu çırpınışı görmeli ve il olduğunun farkına varıp, Kürtün'ün ihtiyaçlarını giderip Kürtün' e sahip çıkmalı !</p>

<p>1- Gürgenli, Demirciler, Gündoğdu, Çayırçukur, Şendere, Yeşilköy için tahsis edilen ortak içme suyu projesi ne zaman ihale edilecek ?</p>

<p>Kürtün'ün bu büyük köyleri temel yaşam hakkı olan içme suyuna ne zaman kavuşacak ?</p>

<p>Para yok siz susuz kalınmı denilecek ?</p>

<p>2- Kürtün ile Gümüşhane'nin bağlantısını sağlayan ve projesi 2017 yılında onaylanan Torul Tirebolu kara yolu inşaatı yapılmayarak Kürtün halkının mal ve can kaybına sebep olunup Kürtün halkı ne kadar daha mağdur edilecek ?</p>

<p>3- Baraj suları altında kalan Yukarı Kürtün Gurup Yolu köprüsü ne zaman yapılacak ?</p>

<p>Köprü için yetkilileri sıkıştırdığımızda Yukarı Kürtün Gurup Yolu kara yolları bünyesine alınması için talepte bulunduk. Köprüyü ve yolun problemli kısımlarını kara yolları yapacak. Sonucu bekliyoruz deyip mevcut yola dahi bakılmayarak vatandaş ne kadar daha mağdur edilecek ?</p>

<p>MEHMET ASLAN TINLAMAZ ÇOLAKOĞLU - 27.01.2024. 10 : 06</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushane-cirpinan-kurtune-sahip-cikmali-ve-yuvada-kalmasini-saglamali</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Feb 2024 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/02/gumushane-cirpinan-kurtune-sahip-cikmali-ve-yuvada-kalmasini-saglamali.jpg" type="image/jpeg" length="58995"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane’nin evlatları Harşit ve Kelkit çayında ne zaman çimecek?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushanenin-evlatlari-harsit-ve-kelkit-cayinda-ne-zaman-cimecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushanenin-evlatlari-harsit-ve-kelkit-cayinda-ne-zaman-cimecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kirli sudan insan canlı hayvan herkes nasibini alıyor. Altın vb. madeni işletmeciliğinin yeraltı yerüstü suları havaya, doğaya verdiği zarara karşı deve kuşu tiyatrosu rolüne soyunmak, milliyetçi muhafazakar ve Cumhuriyet değerleri ile barışık şehre insana yakışıyor mu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Gümüşhane </b>elektrik ihtiyacını yıllarca İnönü mahallesindeki santralden karşılardı. Ortaokul öğrencileri olarak biz de santrale su taşıyan kanallarda eğitim sezonunun son ayı olan mayısta kanallarda suya girerdik.</p>

<p>Çünkü dağların avucundaki şehrin çocukları olarak bizim denizimiz yoktu. <b>Harşit</b>, şehir merkezini terk ettikten sonra vadi boyunca Torul istikametinde her dere kenarında suya girilirdi. Zira Gümüşhane’de kışları çok soğuk yazları ise dayanılmaz aşırı sıcaklar yaşanır.</p>

<p>Aynı şekilde Harşit’i besleyen <b>Kabaköy</b> Kale Deresi ve <b>Pirahme</b>t gibi derelerde yörenin çocukları suya girer, yazın tadını çıkarır doyasıya eğlenirdi.</p>

<p>Bizim tatilimiz derelerde, bahçelerde, bostanlarda, dağlarda ve yaylalarda geçerdi.</p>

<p>Harşit o yıllarda bağ, bostan ve insan için hem içme suyu hem sulama için temiz su kaynağıydı. Köyler en yüksek oranda nüfus barındırır, hayat çok canlı, bereketli ve hareketliydi. Vadinin tüm dere yatakları doğal bir temizlenme işlevi görüyor, göbek elması başta emsalsiz meyvelerin ünü saraylara ve ülke dışına taşmıştı. Şehir, ilçe ve köylerinde doyasıya hayatın tadı çıkarılıyordu. Tadına doyulmaz binbir çeşit sebze, meyve hayatın parçasıydı.</p>

<p>Köyler boşalınca bağ, bahçe ve köyler viran olmuştu. Harşit uzun süre gidenlere ardından iç çekerek ağladı, gözyaşı döktü. Sonra gözyaşları azaldı. Zira nehrin berrak gözyaşı gibi suları kirlendi. Ardından bağlar, bostanlar, bahçeler yok oldu ve göçmen kuşlar gidip artık gelmez oldu.</p>

<p>Dutlar yok olunca bülbüller, kuşlar terk etti. Cevizler azalınca kargalar azaldı. Kargalardan gurutu korumak için bekleyen çocuklar şehirden ilçe ve köylerden gidince, tandırlar, ocaklar söndü. Dönen değirmen taşları durdu. Sonunda okullar kapandı.</p>

<p>Şehrin her tarafında hayvancılık nerede ise bitince gurutta yapılmaz oldu. Doğa, adeta kendi kaderine terk edilince vadi çölleşti. Şehrin nimetleri birer birer tükendi. Güzün köylerden yüklenen erzak kamyonları diğer şehirlere gitmez oldu.</p>

<p><img alt="Gümüşhane’nin evlatları Harşit ve Kelkit çayında ne zaman çimecek 20.18.40" class="img-fluid detail-photo" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2024/01/gumushanenin-evlatlari-harsit-ve-kelkit-cayinda-ne-zaman-cimecek-201840.jpeg" style="width: 585.99px; height: 666.042px;" / width="577" height="656"></p>

<p><b>Son yaşlılar birer birer hakka yürüyünce, şehrin hayat sırları toprağın altına gitti. </b></p>

<p>Evet, Harşit’te, Kelkit’te nehrin temiz suları geri gelirse, giden tam geri gelmese de umutlar yeniden yeşerir.</p>

<p>İşte o zaman göçmen kuşlar geri döner, zümrüt vadi yeniden eski ihtişamına döner. Nehirler üzerinde yapılan barajlara suyun süratle ulaşması ve erozyonu önlemek için yapılan dere ıslahı betonları adeta doğal hayatı, yabani hayvanları evcil hayvanları cezalandırır gibi oldu.</p>

<p>Dere ıslahındaki dikey betonlar yatay eğimli doğal hayata duyarlı yapılamaz mıydı?</p>

<p>Ayı su içmek için indiği dereden çıkmak için dağı, taşı delen ürkütücü sesler çıkarıyor adeta feryâd ediyor. O kızgınlık ve hışımla kalan bahçe ve bostanları kırıp geçiriyor viran ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsanlar ayı korkusundan çevreye verdiği zarardan sebze ekmez meyve dikmez oldu. Ayılar, yabani hayvanlar himayeli insanlar tedbirsiz ve sahipsiz kaldı.</p>

<p>Neredeyse ayılar, tilkiler, kurtlar vb. yerleşim yeri sakini oldu. Ayı ve yabani hayvanların suya erişimini zorlaştırmak nasıl bir hayvan severliktir?</p>

<p>Yabani hayvan avı yasak, cezası büyük ama suya erişimi de evcil ve yabani hayvanlara fiili bir cezaya eziyete dönüşmüştür.</p>

<p>Vadinin kirli suları sebze ve meyve ağaçlarına korkunç zarar veriyor. Sebzeler, meyveler hastalanıyor, kuruyor. Hastalıklar kol geziyor. Şehir, ilçe, köyler ve beldelerin&nbsp; birçoğu, kirlenen sulardan dere kenarlarına yakın kurulan drenaj kuyuları ile içme suyu ihtiyacını karşılıyor.</p>

<p>Özetle kirli sudan insan canlı hayvan herkes nasibini alıyor. Altın vb. madeni işletmeciliğinin yeraltı yerüstü suları havaya, doğaya verdiği zarara karşı deve kuşu tiyatrosu rolüne soyunmak, milliyetçi muhafazakar ve Cumhuriyet değerleri ile barışık şehre insana yakışıyor mu?</p>

<p>Bu değerler ve insan oluşumuz, çevre duyarlılığı ve ahlak üretemiyorsa gerçekten vatan, insan sevgimiz, sıla hasretimiz, şehir köy sakini oluşumuz ne anlam ifade eder?</p>

<p>Zararın neresinden dönülürse elbette kardır. Ancak <b>tarihi, kültürel, doğal mirası ile cennet şehir yeni bir Gümüşhane vizyonu ile varlığını sürdürebilir.</b></p>

<p>Biz o köylerde nice fidan gibi gençlerin kanser vb. hastalıkların pençesine düştüğünü ve hakka yürüdüğünü, hüznü iliklerimize kadar hissederek yaşadık. Şehir milyonlarca yurtiçi ve yurtdışı gurbetçinin ebedi sıla diyarı olmaya devam edecektir.</p>

<p>Milli insani ve sıla duyarlılığı insan olmanın şehrin ülkenin evladı olmanın gereğidir. Bunu yadırgamak, şehre, ülkeye dair kanaatlerimizi abuk subuk beyanlarla eleştirmek, yok kabul etmek, savsaklamak hiç kimsenin ne hakkı ne de haddi değildir.</p>

<p>Bizim vatan sevgimiz doğduğumuz o kayalardan, topraklardan, esen rüzgarlardan, gözelerden mayalandı. O zirve geçitleri gibi gerçeği dillendirmek, doğrunun yanında yanlışın karşısında dimdik durmayı gerektirir.</p>

<p>Kuşakkaya, Zigana, Tersun dağı, Almazataş, Kostan dağı, Vavuk dağı, Köse dağı, Pöske dağı gibi şehrin, ülkenin yanında dik durmayı emreden vatan sevgisinin özüdür mayasıdır.</p>

<p><b>Gümüşhane’nin yaşadığı adeta vatan topraklarının kaderi gibidir.</b></p>

<p>Sınır aşan sular, Akdeniz, Karadeniz, Marmara ve Ege denizlerine dökülen tüm dere, çay ve nehir yataklarındaki yerleşim yerleri aynı kaderi yaşıyor.</p>

<p>Doğa bu denli katledilemez, terk edilemez, ihmal edilemez, uğruna ömür tüketilen ve can verenlerin bize emaneti, ebedi adresi cennet vatan dünya cennet olmaya layıktır.</p>

<p>Şehirleri, ülkeyi yaşanmaz kılan her yanlışa karşı durmak, doğrulara destek olmak önce şehitlere, ceddimize vefa gelecek kuşaklara borcumuzdur.</p>

<p>Vatan sevgisi imandandır. Vatanı olmayanın imanı, namus şeref ve haysiyeti tehlikeye düşer.</p>

<p><b>Sabri Şenel</b> – 31.01.2024 - İstanbul/<b>Ümraniye</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushanenin-evlatlari-harsit-ve-kelkit-cayinda-ne-zaman-cimecek</guid>
      <pubDate>Wed, 31 Jan 2024 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/gumushanenin-evlatlari-harsit-ve-kelkit-cayinda-ne-zaman-cimecek.jpg" type="image/jpeg" length="64824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kütahya Valisi Musa Işın: Uygur Türkleri de Filistinliler kadar mazlumdurlar!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/kutahya-valisi-musa-isin-uygur-turkleri-de-filistinliler-kadar-mazlumdurlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/kutahya-valisi-musa-isin-uygur-turkleri-de-filistinliler-kadar-mazlumdurlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kütahya Valisi Musa Işın ” Biz, Filistin’i biliyoruz. Ama Uygur Türkleri de en az Filistin halkı kadar  zulüm altındadırlar.” açıklamasında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kütahya&nbsp; Valiliği&nbsp; ile Dumlupınar Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen&nbsp; Kütahya şehir merkezinde (Zafer Meydanında) “İnsanlığın Gözyaşı Filistin İçin ”&nbsp; temalı(Çağrılı) Afiş Sergisinin açılışında&nbsp; Kütahya Valisi&nbsp;Musa Işın&nbsp;bir konuşma yaptı. Vali Musa Işın&nbsp; konuşmasında&nbsp; mazlum Doğu Türkistan Türklerini unutmadı ve onların&nbsp; dramatik durumunu&nbsp; şu sözlerle dile getirdi : ” Gazze’de Mazlum&nbsp; Filistin&nbsp; halkının nasıl katliama tabi tutulduğunu hepimiz görmekteyiz ve&nbsp; bu&nbsp; &nbsp;soykırımı&nbsp; bütün dünya canlı olarak seyretmektedir. Biz Filistin’i biliyoruz ama Uygur Türkleri en az Filistin halkı kadar büyük bir zulüm ve işkence altındadır. Allah onlarla beraber olsun.” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img decoding="async" height="332" loading="lazy" src="https://bilecik11.com/wp-content/uploads/2023/11/bilecik-haber_kutahya-da-filistin-icin-cagrili-afis-sergisi-duzenlendi-66265.jpg" width="669" /></p>

<p>Daha sonra Kürsüye gelen&nbsp; Dumlupınar Üniversitesi ( DPÜ) Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak,&nbsp; ” insanlığa karşı işlenen suçlar sona erene kadar sesimizi yükselteceğiz. Türk devleti ve Milleti olarak&nbsp; gücümüzün yettiği&nbsp; kadar zulme karşı çıkmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Tören sırasında&nbsp; Vali&nbsp;Musa Işın’ın yanına gelen Sabahat Özcan isimli bir vatandaş, kendi yazdığı “İsrail-Filistin Savaşı” adlı şiiri okudu. Özcan’ın şiiri sergiye katılan&nbsp; herkesi duygulandırdı.<img alt="featured" decoding="async" height="320" loading="lazy" src="https://bilecik11.com/wp-content/uploads/2023/11/bilecik-haber_kutahya-da-filistin-icin-cagrili-afis-sergisi-duzenlendi-66266.jpg" width="570" /></p>

<p>Kütahya kent merkezindeki Zafer Meydanı’nda açılan “İnsanlığın Gözyaşı Filistin İçin ” temalı&nbsp; Sergide 17 üniversiteden 34 sanatçı, 41 eserle Filistin’de yaşanan zulme dikkat çeken eserlerini sergiliyor.</p>

<p><strong>MİNNET VE ŞÜKRAN&nbsp; :</strong>&nbsp;<strong>&nbsp;Çin’in işgalindeki Doğu Türkistan’da yaşayan Türklere yönelik insanlık ve soykırım suçlarının adeta unutturulduğu bir süreçte Aziz Devletimizin Kütahya İlimizdeki en yüksek makamını temsil eden&nbsp; Vali’miz&nbsp; Sayın Musa Işın Beyefendi’nin&nbsp; &nbsp;mazlum Uygur Türklerine güç veren&nbsp; dertli yüreklerine derman ve yaralarına merhem olan bu çok değerli açıklaması için minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz. Allah kendisinden razı olsun.&nbsp;</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, Kütahya</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/kutahya-valisi-musa-isin-uygur-turkleri-de-filistinliler-kadar-mazlumdurlar</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jan 2024 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/kutahya-valisi-musa-isin.jpg" type="image/jpeg" length="89562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul için korkunç deprem senaryosu: 100 bin bina yıkılacak]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/istanbul-icin-korkunc-deprem-senaryosu-100-bin-bina-yikilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/istanbul-icin-korkunc-deprem-senaryosu-100-bin-bina-yikilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afet yönetimi uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, olası Marmara depreminde İstanbul'da yaklaşık 100 bin binanın yıkılacağını söyledi. Kadıoğlu, "Her bina başına 100 kişi koyarsak, 10 milyon arama kurtarmacı lazım" ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Olası <strong>Marmara depremi</strong>nde <strong>İstanbul</strong>’da çok kayıp verileceğini ifade eden İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. <strong>Mikdat Kadıoğlu</strong>, Türkiye’de afete dair plan ve programın olmadığını ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Kadıoğlu, şöyle konuştu:</p>

<p>-Deprem olduktan sonra bu şehri yeniden nasıl yapılandıracağız, enkazı nereye dökeceğiz, kalıcı konutları nerede yapacağız? Buna yönelik plan ve program yok. Tamamen refleks üzerine hareket ediyoruz, bu bizim en büyük problemimiz. &nbsp;</p>

<p>-Büyük bir seferberlik yapılırsa 3-5 senede deprem riskini azaltabiliriz. Bunu tek başına bakanlık, valilik, belediye yapamaz, bütün herkes bir araya gelecek.</p>

<p>-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan herkesi toplamalı, yurt dışından kredi alması gerekiyorsa alınmalı ve herkesi yönlendirmeli, yoksa bu işin altında kalacağız.</p>

<p><strong>“DEPREME, YARIN OLACAKMIŞ GİBİ HAZIRLANMAMIZ LAZIM”</strong></p>

<p>Marmara Bölgesi’ndeki fayların 1509,1766 ve 1902 yıllarında kırıldığını ifade eden Prof. Dr. Kadıoğlu, şöyle konuştu:&nbsp;</p>

<p>-Kuzey Anadolu Fay Hattı Marmara Denizi’nin içinden geçiyor. En son 1999’da Kocaeli’nde kırıldı.</p>

<p>-1902’de kırılan bir kısım var ortadaki kısmın kırılmasını bekliyoruz. En eski kırılan 1509, o daha önce kırılır, orada enerji birikmiş diye düşünüyoruz. Marmara’da deprem olacak mı olmayacak mı diye bir şey söz konusu değil, deprem olacak ama tam zamanını, gününü ve saatini bilmiyoruz.</p>

<p>-Baktığınız zaman 500 yılı geçtik, o yüzden depremin eli kulağında. Bana ‘deprem ne zaman olacak ?’ diye soranlara ‘yarın olacak’ diyorum. Depreme, yarın olacakmış gibi hazırlanmamız lazım.</p>

<p>-Bu oynanacak bir kumar değil, burada canımız söz konusu. Herkes; aile, birey, iş yeri, sanayi, fabrika, sokak, okul, ilçe, şehir ve ülke yarın deprem olacakmış gibi hazırlanmak zorunda.</p>

<p><img data-id="81227" id="81227" src="https://sozcu01.sozcucdn.com/sozcu/production/uploads/images/2024/1/8992a478bd75b0cf6e80ce9f9c61a95fjpg-I57LdHx2J0GT--FgLaAkxg.jpg" style="height: 366px; width: 650px;" /></p>

<p><strong>“BU BİR MİLLİ GÜVENLİK VE BEKA PROBLEMİ”</strong></p>

<p>Türkiye’de 1999 Gölcük depreminden sonra çok şey yapıldığını ancak yapılanların yetmediğini söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu, şöyle konuştu:&nbsp;</p>

<p>-İstanbul’da 100 bin binanın yıkılacağını biliyoruz. Her bina başına 100 kişi koysak, 10 milyon arama kurtarmacı lazım. Böyle bir şey yok, ölmeye planlanmış gibiyiz.</p>

<p>-Bir an önce bu 100 bin binayı 100 binaya indirmemiz lazım. Eğer bu riski önceden azaltmazsak bu afetin altından kalkamayız, afeti yönetemeyiz, mümkün değil. Bu bir arama kurtarma problemi değil, bu bir risk yönetimi problemi.</p>

<p>-Apartmanımızda metrekare ve kuruş hesabı yapmamalıyız, herkes sağlam evde oturmak istiyor ama para vermek istemiyor, herkes ‘evim sağlam olsun’ diyor ama metrekaresi küçülmesin istiyor, böyle bir şey yok.</p>

<p>-O yüzden benim tavsiyem şu; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’a gelip belediye başkanları, valilik, STK’lar, ticaret odası, sanayi odası hepsini toplayıp acil olmayan bütün yatırımları dondurup ‘bu 100 bin binayı deprem olmadan nasıl güçlendirebiliriz’ diye düşünmeliler.</p>

<p>-Bu bir milli güvenlik ve beka problemi. Türkiye’nin gayri milli hasılasının büyük bir kısmının yok olma tehlikesi var. Büyük miktarda insan kaybedeceğiz. Türkiye için en büyük problem bu.</p>

<p><img data-id="81228" id="81228" src="https://sozcu01.sozcucdn.com/sozcu/production/uploads/images/2024/1/64720329efcc4cdb3cc52eac1166d89ajpg-hZC9xfW6nUuVP_MQ6ViyIA.jpg" style="height: 366px; width: 650px;" /></p>

<p><em><strong>Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu</strong></em></p>

<p><strong>“BİZ AFET YÖNETİMİNİ TERSTEN ANLAMIŞIZ”</strong></p>

<p>- En basit bir hesapla 100 bin binanın yıkıldığı yerde 10 milyon arama kurtarmacı lazım. İstanbul’dakilerin aileleri de afetzede olmasa diğer illerdeki insanları toplayıp anında buraya getirsek hepsi 40 bin kişi. Her enkazın başına bir kişi bile koyamayız, koysak bile ölenleri geri getiremeyeceğiz.</p>

<p>-‘Biz insanları nasıl enkaz altından kurtarırız değil,’ ‘ne yaparsak insanlar enkaz altında kalmaz’ diye çalışmamız lazım. Biz afet yönetimini tersten anlamışız. ‘Afet olacak, arayacağız, kurtaracağız’ bu afet yönetimi değil. Kriz yönetiminden risk yönetimine geçmemiz lazım.</p>

<p><strong>“DENİZCİLİKTEN TAŞIMAYI, ULAŞIMI VE TAHLİYEYİ PLANLAMAMIZ GEREKİYOR”</strong></p>

<p>İstanbul’un kıyılarında daha önce tsunami oluştuğunu ve yine olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Kadıoğlu, “Tsunami kıyılarda yaşayanların bilmesi gereken bir tehlike. Tersaneler, limanlar, kıyıdaki iskeleler bunlar çoğu dolgu alanlarında yapılmış, bunlar mutlaka zarar görecek, hiçbir şeye güvenemeyiz, hepsini kontrol etmemiz gerekiyor. Ona göre biz denizcilikten taşımayı, ulaşımı ve tahliyeyi planlamamız gerekiyor” dedi.</p>

<p><img data-id="81229" id="81229" src="https://sozcu01.sozcucdn.com/sozcu/production/uploads/images/2024/1/a4187330c2027e71223c382222630de5jpg-BwIVhBnKn0C_8auSjLRFLQ.jpg" /></p>

<p><br />
<strong>“İSTANBUL KAPTANI OLMAYAN PUSULASIZ BİR GEMİ GİBİ OKYANUSTA GİDİYOR”</strong></p>

<p>İstanbul’un obez bir şehir haline geldiğini söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>-İstanbul yaşanmaz bir şehir haline dönüştü. İstanbul’un yolları, toprakları ve havası bu trafiğe ve insana yetmiyor, İstanbul’un suyu yetmiyor, artık çöküntüye giden bir şehir.</p>

<p>-İstanbul’da bir günde iki, üç yere gidemezsin, en fazla bir yere gidebilirsin. İstanbul’u büyüterek yaşanmaz bir hale getirdik.</p>

<p>-İstanbul’un sınırları ve karakterinin belli olması lazım, kaç milyon kişiyi besler, herkesin buraya mı gelmesi lazım?</p>

<p>-İstanbul sanayi kenti mi, turizm kenti mi, eğitim kenti mi? Buna karar vermemiz lazım. İstanbul şu anda kaptanı olmayan pusulasız bir gemi gibi okyanusta gidiyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>“BU İŞİN ALTINDA KALACAĞIZ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Deprem krizi ile ilgili plan ve programın olmadığını söyleyen Prof. Dr. Kadıoğlu şunları ekledi:</p>

<p>-Yer bilimci arkadaşlar 7.4, 7.6 civarında büyüklükte bir depremin Çınarcık fayında olacağını bekliyor. Bu işin afet yönetiminde biz faylarla uğraşmayız, yer bilimcilerden en kötü senaryoyu alıp ona hazırlanmaya çalışırız.</p>

<p>-Kahramanmaraş’ta bir sismik boşluk olduğunu biliyorduk, yani Türkiye’de nerede deprem olacağı biliniyor. Şu an da 5-6 nokta var, birisi Marmara, burada deprem olacak bunu herkes biliyor ama deprem olduktan sonra bu şehri yeniden nasıl yapılandıracağız, enkazı nereye dökeceğiz, kalıcı konutları nerede yapacağız? buna yönelik plan ve program yok.</p>

<p>-Tamamen refleks üzerine hareket ediyoruz, bu bizim en büyük problemimiz. &nbsp;Büyük bir seferberlik yapılırsa 3-5 sene de deprem riskini azaltabiliriz.</p>

<p>-Bunu tek başına bakanlık, valilik, belediye yapamaz, bütün herkes bir araya gelecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan herkesi toplamalı, yurt dışından kredi alması gerekiyorsa alınmalı ve herkesi yönlendirmeli yoksa bu işin altında kalacağız.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, İstanbul</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/istanbul-icin-korkunc-deprem-senaryosu-100-bin-bina-yikilacak</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jan 2024 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/istanbul-deprem.JPG" type="image/jpeg" length="66298"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Harşit’in esrarengiz serüveni!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/harsitin-esrarengiz-seruveni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/harsitin-esrarengiz-seruveni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane'de güzellikler var idi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;&nbsp; Harşit Çayı, Gümüşhane Deresinin kanı canıdır, amma epey can da almıştır söz aramızda.</p>

<p>&nbsp; Vavuk Dağının dibinden başlar, eskilerin Gögerçinlik dediği Güvercinlik Köyünün çayırından, ordan Duymadık Deresini alır, sonrası acayip.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Gelir Çalık Hanlarına, burada kabarmaya başlar; Tarhanas Köyü tarafından üç dere gelir. Biri Varyemez tarafından gelen ve Erikli'de birleştikleri yere son varan kol. Diğeri Tarhanas'ın içinden gelen kol, öteki de Tarhanas'ın Çalık Köyü tarafından gelen. Bu üç kol, Çalık Köyünün Bingili denen yerinde birleşir, işte Harşit'in ilk büyük kaynakları bunlar.</p>

<p>&nbsp; Gögerçinlik'ten gelen kol ile&nbsp; bunlar, Çalık Hanlarının karşısındaki Sifon Derenin ağzında birleşir, yola revan olurlar.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Kale'nin altında Hur Köylerinden gelen iyi bir kol, büyük arkadaşına Hama Köyünde sarılır, harıl gürül giderlerken, Zimon Köyünden ak berrak bir arkadaş daha gelir ki, eski maden mağaralarının soğuk mu soğuk arkadaşıdır.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Hama'ya vardıkalrında; Dölek, Arapdere, Kabakööy ve Sobran derelerinden gelen kardeşler katılır kervana, ver elini Murat Hanları.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Murat Hanlarında ta Kızılcaköy'den, Tezenelerden Kırıklı'ya varıp Pöske Dağından gelen derelerle birleşir, doğru Pirahmet'in altında ana kolla birleşirler.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Harşit'i Yukarı Derede Harşit yapan işte bu kardeşler.</p>

<p>Aradaki ufaklıkları saymadım.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Buradan sonra Tekke Köyünde Selseki yatağında bu köyün iki, hatta üç deresi gelir ki, birisi maden suyudur.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Selseki, aslında Tekke Köyünün ilk Osmanlı kayıtlarındaki ilk adı, "sel seküsü (sekisi)" demek ki, yakın zamanlara kadar gerçekten öyle idi. Geniş bir yatağı vardı "seki" kısmında.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Sonrası Akçakale, Sorda, Bağlarbaşı, Halgent Suyu ve doğruca Gümüşhane Bahçelerinin kalbine.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Bahçeler kısmı ilk yerleşmelerden beri tamamıyla Türk, elimdeki Osmanlı nüfus kayıtlarında hiç gayrimüslim yok.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Şehirden iki dere gelir Bahçelere, ikisi de aslında maden mağaralarının sularıdır çoğunlukla, bir de Musalla Dağının solundan (aşağıdan bakınca) gelen dere vardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Topal Çiftliğinden gelen değirmen suyunun eşi yoktur, Kızılköy&nbsp; Deresi de üstüne ki, Kızılköy'ün suyunun bir kısmını Kadirbeyoğlu Ali Bey, Ali Bey Konağı denen konağının altından geçirmişti vaktiyle. O semte de "Alibeyler" diyorduk, yıkanların evi yıkılsın.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daltaban Konağının yanından gelen dere de ilave edilince, ver elini Limon Deresi.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Limon Deresi, bir bakıma "sera deresi" özelliğindedir. Limon Deresine Canca Kalesi tarafından arı duru gür bir soğuk su iner ki, yazın boğucu sıcağında Limon Deresine serinlik verir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Limon Deresinde çok özel bir Gümüşhane eriği vardır, aşısızdır, iyi ki aşısız, ilin yemyeşil olur, zaman geçtikçe sararır, biraz daha vakit geçince kurtlanır. Bu eriğin aynından Canca Köyü mezarlığında vardır, tam Rüfene Köyünün karşısında, ama o erik Limon Deresindekinin yanından geçemez, çünkü öteki erik Limon Deresinin.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Kalkar göç eder doğruca Kozana Köyünün altına. Kozana dediysem, buradaki iki köyden ilkidir Kozana, ona bitişik yukarıda Haşara Köyü var.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Kozana'nın suyu ile Haşara'nın maden suyu ve bolca deresini alır da geniş mi geniş olur Taunlu Mahallesinde. Yerli halkın "Davunlu" dediği bu mahallenin hemen üstü "Refioğlu". İlerde Haşara ve Kozana'yı yazarsam kalanını anlatırım.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sırada Harava Deresini almak var ki, buraya şimdilerde İkisu diyorlar. Bazı uyanık uydurukçu rumcular, bu derenin adının "Dipotamus" olduğunu yazar ki, uyduruğun böylesi ancak rum fıkralarında olur. Türkçe "ikisu" adını "di-potamus" diye rumcaya çevirmek ne zaman tarih olmuşsa?</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama İkisi yetmez, onun karşısından ta Godil ve Godil Bahçeleri köylerinden gelip, Pumpulak ve Mastıra'dan gelen sularla birleşmek var.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Artık Torul'a çok az kaldı, dere de iyice ağırlaştı ve çoğaldı, yavaş yavaş yoruluyor benim gibi.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Şimdilik bu kadar uzatmak yetti sanıyorum.</p>

<p>Daha su coşkunları, sel baskınları, ağıtlar kâğıtlar var.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; Yakında inşallah, sevgiler.</p>

<p>Selahattin Tozlu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/harsitin-esrarengiz-seruveni</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jan 2024 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/harsitin-esrarengiz-seruveni.jpeg" type="image/jpeg" length="21224"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane’nin yeni şehir vizyonu nasıl olmalıdır?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushanenin-yeni-sehir-vizyonu-nasil-olmalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushanenin-yeni-sehir-vizyonu-nasil-olmalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane Torul İkisu Arzular Kabaköy beldesi Tohumoğlu arasında, Harşit vadisinin akış istikametince sağ yamaçların güneye bakan kısımlarında, zemin açısından yapılaşmaya uygun sert kaya zemininde yeni yeşil alanlarla birlikte yamaçlarda yeşillikler içerisinde yükselen yeni şehrin geleneksel Gümüşhane evlerini andıran görüntüsü ortaya çıkmalıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane Torul İkisu Arzular Kabaköy beldesi Tohumoğlu arasında, Harşit vadisinin akış istikametince sağ yamaçların güneye bakan kısımlarında, zemin açısından yapılaşmaya uygun sert kaya zemininde yeni yeşil alanlarla birlikte yamaçlarda yeşillikler içerisinde yükselen yeni şehrin geleneksel Gümüşhane evlerini andıran görüntüsü ortaya çıkmalıdır.</p>

<p>Güneş enerjisi panellerinin bina damlarını süslediği en son teknoloji ile birlikte enerji ihtiyacı da karşılanır.</p>

<p>Şehrin imar ve mimari tasarımında araziden çıkan taşın yapı imalatında kullanıldığı hafriyat maliyetlerinin minimize edildiği bir yapılaşma anlayışı yeni Gümüşhane’nin vizyonu olmalıdır.</p>

<p>Şehrin emsalsiz özel iklimi, doğası, bölgenin tarihi kültürel yapı mirasıyla barışık yeni yerleşim yerleri şehrin yeni konut ihtiyacına cevap veren alanlar olmalıdır.</p>

<p>Konuyla alakalı Gümüşhane Üniversitesi ve akademisyenlerin yeni bilimsel çalışmalarıyla aklı bilimi klavuz yapan yeni şehircilik anlayışı bilimsel ve bölgesel gerçeklerle buluşmalıdır.</p>

<p>Yani özetle İkisu, Mescitli, Kızılcaköy, Kuşakkaya, Akçakale, Bağlarbaşı, Tekke Pirahmet, Beşyol ve Arzular Kabaköy beldesine Tohumoğlu’na ulaşacak şehri güneş enerjisinden daha çok istifade ettirecektir.</p>

<p>Harşit’in Tohumoğlu’ndan kaldırılacak suyunu güney yamaçlarında inşaa edilecek yeni su kanallarıyla gezdirecek yeşil ve dinlenme alanlarında buluşturacak bir şehircilik vizyonudur.</p>

<p>Vadinin kalan bahçelerini katliamdan betonlaşmadan kurtaracak kamu hazinesinin mülkünü milletin ekonomik ucuz maliyetli konut elde edilmesine fırsat sunacaktır.</p>

<p>Bu ucuz arsa maliyeti ile oluşacak avantaj rant belediyeciliği değil millete hizmet belediyeciliğine dönüşecek ucuz konforlu ekonomik konut elde etme fırsatı sunacaktır.</p>

<p>Bu aynı zamanda Gümüşhane’de sebze ve meyve bahçeleri yeniden yeşerirse gidip gelmeyen göçmen kuşlar tekrar geri döner.</p>

<p>Harşit berrak suları ve debisi ile eski ihtişamına kavuşur. Suları güçlenir vadi çölleşmekten kurtulur. Şehrin yeni konut talebi veya yerleşim yeri ihtiyacını şehir merkezinden başlayarak kuzeye ve doğuya doğru tedricen dengeli ölçüde her iki yöne doğru gelişmesi sağlanmalıdır.</p>

<p>Bunun belli bir parti önceliği yoktur. Bu partiler üstü yeni şehir vizyonu olmalıdır. Vadinin kısıtlı yeşil alanları bağları bahçeleri daha fazla betonlaşmaya kurban edilmemeli yeşili su kaynakları korunmalı şehrin efsane meyve sebze bahçeleri geri gelmeli tarım sebze meyve üretiminin lokomotifi olduğu üretim yeni kızıl elması olmalıdır.</p>

<p>Üretmeden doğayı korumadan asla ayakta kalamayız. Ülkenin yaşadığı doğal felaketler Gümüşhane’nin deprem fay hatlarına kısmi uzaklığı ve sert zeminleri yeni şehirleşme alanları için fırsattır.</p>

<p>Deprem sel heyelan vb. felaketler için Harşit, vadi boyunca yaklaşık 200 km’yi bulan vadinin uzunluğu yapılaşma muhtemel sel felaketlerinin riskli alanlarıdır.</p>

<p>Giresun’un ilçelerinde yaşanan sel felaketi tedbiri erkenden almak için büyük bir uyarıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Allah şehrimizi ve ülkemizi benzeri felaketlerden korusun.</p>

<p><b>Sabri ŞENEL</b> – 18.01.2024 – İstanbul/<b>Ümraniye</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushanenin-yeni-sehir-vizyonu-nasil-olmalidir</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jan 2024 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/gumushanenin-yeni-sehir-vizyonu-nasil-olmalidir-1.jpg" type="image/jpeg" length="45959"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşar Okuyan’la bir Gümüşhane anısı!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/yasar-okuyanla-bir-gumushane-anisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/yasar-okuyanla-bir-gumushane-anisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşar Okuyan’a rahmet dileklerimizle...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Agah Oktay Güner, Yaşar Okuyan Beyler <strong>Gümüşhane</strong>'ye gelmişlerdi, Kõr valinin zamanları! Vali demeye bin şahit lazım.Bizler okula gidemiyoruz, okuma hakkımız o zamanın şartlarında gaspedildiği için kamu oyu çalışmalarının bir parçası olarak mitink düzenlemiştik.</p>

<p>Ben o zaman il Ocak bşk yardımcısıyım. İmam Hatibin õnü pazar yeri denilen alanda mitink yapıyoruz! Agah Bey konuşuyor, vali beyin militan tutumuna vilayet binasına da bakıp o gür sesi ile ver yansın ediyor!</p>

<p>Bu vali beni iki defa nezarete aldırmıştı, hakaretler etmişti, birinde makamında hakaretler ederken kardeşim Hamza Çelikle beraberdik! Mitinkte Yaşar Okuyanla yanyanayım, Yaşar Bey bana başkan orda bir sorun var oraya bak dedi. Îmam Hatibin alana bakan duvarına bez bir afiş asmıştık , konuşma bitince inidirecektik. Oraya gittim, Îmam Hatip'in Müdürü ordaki arkadaşlara bunu hemen alın burdan deyip ağzına geleni sõylüyor , hakaretler yağdırıyordu! Îş gittikce sertleşiyor , adamın bize kindarlığını zaten biliyoruz!</p>

<p>Ben o anki durumu uygun bir dille Müdür efendiye izah ettim, az sonra afişi alacağımızı izah etmeme rağmen adam bas bas bağırıyor! Adamın , derdi belli olay çıkartıp bir noktada da yukarıdan Vilayet binasından bakan kõr valiye şirinlik yapmaktı. Gençler bana bakıyor gõz kırpsam adamı yere yıkacaklar! Darlandım , adama yanaştım alçak sesle bana bak , senin ne yapmak istediğini anladık , mitingi sabote etmeye çalışıyorsun , bizleride Müslüman olarak gõrmeyip sevmediğini de biliyoruz! Sen kaşındın şu an burdan defolup gitmezsen seni bu şehirde yaşatmayız dedim! Adam sessizce durumu anladı ve gitti.</p>

<p>Konuşmaların yapıldığı platforma Agah Beyin ve <strong>Yaşar Okuyan</strong>'ın yanına gittim. Yaşar Bey , nedir bşk, dedi. Îmam Hatibin Müd afişi kaldırın diyor, dedim." Siz ne dediniz de gitti " dedi. Nazik bir şey dedim , Yaşar Bey güldü... Mitink bitince Kelkite doğru gitmeye devam ettik.</p>

<p>Yaşar Okuyanla yıllar sonra CHP - MHP ortak Cumhurbaşkanlığı seçiminde Îzmit'te karşılaşıp tokalaştık , ayaküstü biraz konuştuk...</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Değişik partilerde gõrevler yapsa da Türk Milliyetçiliği ile haşır neşirdi vesselam!</p>

<p>Ruhu şad mekanları cennet olsun inş.</p>

<p><strong>Cevat NAS</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/yasar-okuyanla-bir-gumushane-anisi</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Dec 2023 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/yasar-okuyan.jpg" type="image/jpeg" length="51118"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elazığ'da Cengiz Aytmatov Parkı ve Anıtı açıldı]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/elazigda-cengiz-aytmatov-parki-ve-aniti-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/elazigda-cengiz-aytmatov-parki-ve-aniti-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ'da Cengiz Aytmatov Millet Parkı ve Cengiz Aytmatov Anıtı'nın açılışı düzenlenen törenle yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kentte, 18 Ağustos 2016'da 3 polisin şehit düştüğü, 217 kişinin yaralandığı terör saldırısının gerçekleştirildiği İl Emniyet Müdürlüğü binasının bulunduğu alana&nbsp;<strong>Millet Bahçesi&nbsp;</strong>yapıldı. Valilik ve belediye tarafından parka dünyaca ünlü Kırgız yazar, diplomat ve devlet adamı Cengiz Aytmatov'un adı verildi. Park içerisinde de Aytmatov adına anıt&nbsp;<strong>heykel&nbsp;</strong>yapıldı.</p>

<p>Cengiz Aytmatov Millet Parkı ve Cengiz Aytmatov Anıtı'nın açılışı dolayısıyla düzenlenen törende, şehitler için saygı duruşunda bulunuldu,<strong>&nbsp;İstiklal Marşı&nbsp;</strong>okundu, mehteran takımı gösteri sundu, manasçı Musaoğlu Tölebek tarafından Manas Destanı'ndan bölümler okundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törende konuşan Vali Ömer Toraman, Türk dünyasının en önemli kültür ve sanat etkinliklerinden biri olan ve 15'incisi onuruna düzenlenen Hazar Şiir Akşamları vesilesiyle 2007'de Elazığ'a gelen Cengiz Aytmatov'un hafızalarda unutulmaz bir yer bıraktığını söyledi.</p>

<p>Aytmatov'un Türk milletinin büyük bir içtenlikle benimsediği ve okuduğu yazar ve devlet adamı olduğunu ifade eden Toraman, "Cengiz Aytmatov, 'Elazığ'ı Türk halkının manevi azığı olarak görüyorum' diyerek, bizlere şu vasiyetini emanet etmiştir; Türk dünyasında bilimi, uygarlığı ve kültürü geliştirmek için birlik olmamız, birlikte hareket etmemiz ve dayanışma içerisinde olmamız gerekir. Onun bu rehberliği ve yol göstericiliği üzerine bugün mutluyuz ki&nbsp;<strong>Türk Devletleri Teşkilatı</strong>&nbsp;gibi önemli bir müesseseye kavuşmuş bulunuyoruz. İnşallah bu Türk Devletleri Teşkilatı daha da ileriye giderek bir Türk birlik teşkilatına dönüşecektir." dedi.</p>

<p><img alt="Elazığ'da Cengiz Aytmatov Millet Parkı ve Cengiz Aytmatov Anıtı açıldı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20231221_33243012.jpg" /></p>

<p></p>

<p><strong>"Kardeş Türkiye Cumhuriyeti'nin elde ettiği başarılar, Türk dünyasının gururu"</strong></p>

<p>Kırgızistan'ın&nbsp;<strong>Ankara&nbsp;</strong>Büyükelçisi Ruslan Kazakbayev de 6 Şubat'ta meydana gelen<strong>&nbsp;Kahramanmaraş&nbsp;</strong>merkezli depremlerden dolayı Türk halkına tekrar geçmiş olsun dileklerini ilettiğini belirtti.</p>

<p>Kazakbayev, "Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünya siyasetinde, ekonomisinde, askeri alanda, ticari, kültürel, yeni teknolojiler ve diğer bütün alanlarda çok daha güçlüdür ve dünyanın önde gelen lider ülkelerinden biridir. Kardeş Türkiye Cumhuriyeti'nin elde ettiği başarılar, Türk dünyasının gururudur." dedi.</p>

<p><strong>Kırgızistan&nbsp;Cumhurbaşkanlığı</strong>&nbsp;Başdanışmanı Arslan Kapayoğlu Koyçiyev de bu güzel etkinlikte Elazığlılarla bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.</p>

<p>Elazığ'ın kadim bir şehir olduğunu anlatan Koyçiyev, "21. yüzyıl Türk devrinin, Türk kökenli halkların yüzyılıdır, bunun en bariz örneğidir, Böylesine güzel bir etkinliği çok büyük bir delil olarak görüyorum." diye konuştu.</p>

<p><strong>Elazığ</strong>&nbsp;Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ise dünya edebiyatının en önemli kalemleri arasında yer alan fahri hemşehrileri Cengiz Aytmatov'un adını kentte yaşatmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.</p>

<p>Aytmatov'un sadece Türk dünyasının değil tüm insanlığın kabul ettiği kıymetli bir değer olduğunu dile getiren Şerifoğulları, "Aytmatov dünyaca tanınmış bir yazar olmasının yanı sıra siyasetçi ve devlet adamlığı gibi pek çok sıfatıyla da zamanın ruhunu okuyan örnek bir şahsiyet. Eserlerinde insanı merkeze alan ve 'Bir insan için en zor şey insan kalabilmektir' sözüyle düşünce dünyamızda önemli bir yer edinen Aytmatov, eserlerinde ön plana çıkardığı değerlerle gelecek nesiller için ilham kaynağı olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Elazığ'da Cengiz Aytmatov Millet Parkı ve Cengiz Aytmatov Anıtı açıldı" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/aa_picture_20231221_33243020.jpg" /></p>

<p>Konuşmaların ardından Cengiz Aytmatov Millet Parkı ve Cengiz Aytmatov Anıtı'nın açılışı gerçekleştirildi.</p>

<p>Törene, Kırgızistan Cumhuriyeti Yazarlar Birliği Başkanı Nurlan Kalibekov, Kırgızistan Cengiz Aytmatov Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Abdıldacan Akmatalıyev, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Serhat Kabaklı, Avrasya Yazarlar Birliği Başkanı Yakup Ömeroğlu, İl Kültür ve&nbsp;<strong>Turizm</strong>&nbsp;Müdürü Ahmet Demirdağ, kurum ve kuruluşların temsilcileri ve akademisyenler ile vatandaşlar katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, Elazığ</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/elazigda-cengiz-aytmatov-parki-ve-aniti-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/cengiz-aytmatov-millet-parki-ve-cengiz-aytmatov-anitiaa-2160078-1.jpg" type="image/jpeg" length="87484"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özdağ;” Askeri hastaneler yeniden kurulmalı”]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ozdag-askeri-hastaneler-yeniden-kurulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ozdag-askeri-hastaneler-yeniden-kurulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, bir dizi ziyaret için geldiği Gümüşhane’de 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından kapatılan askeri hastanelerin yeniden kurulması gerektiğini savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayburt temaslarının ardından parti otobüsüyle <b>Gümüşhane</b>’ye gelen <b>Ümit Özdağ</b> burada kent merkezinde esnaf ziyaretinde bulundu. Kendisiyle fotoğraf çektiren gençlerin kitaplarını da imzalayan Özdağ, Yemen Kahvecisinde basın açıklaması yaptı. Zafer Partisi İl Başkanı Nurettin Saraç ve parti yöneticilerinin eşliğinde gerçekleştirilen programda konuşan Özdağ, dün akşam Kuzey Irak’taki Hakurk bölgesinde bölücü terör örgütü mensuplarının sızma girişimi sırasında meydana gelen çatışmada aralarında Şiranlı hemşehrimizin de olduğu şehitlerin olduğunu hatırlattı.</p>

<p><b>“Örgütün elinde olmaması gereken uzun menzilli özel silahlar kullandığı doğrultusundadır” </b>“Bugün ne yazık ki Türk milleti için kara bir gün” ifadelerini kullanan Özdağ, “Irak’ın kuzeyinde Hakurk bölgesinde Hakkari Dağ ve Komando Tugayına bağlı birliklere yapılan bir saldırıda şehit ve yaralılarımız var. Hepsi sizin evladınız ama birisi Gümüşhane Şiranlı, İsmail Yazıcı kardeşimiz. Hepsine Allah rahmet eylesin. Yaralılarımıza da acil şifalar diliyoruz.&nbsp; Bu olayın gelişme şekliyle ilgili almış olduğum bilgi: PKK'nın bu saldırıda normal olarak elinde olmaması gereken uzun menzilli özel silahlar kullandığı doğrultusundadır. Konunun fazla teknik detayına girmek kamuoyu önünde doğru olmamakla birlikte konunun ayrıntılarının önümüzdeki günlerde umarım yetkililer tarafından Türk kamuoyuna taşınması ve bütün açıklığıyla anlatılması da gerçekleşir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>“Eski harp cerrahları hükümete “Bırakın Mehmetçiğe yardım edelim” çağrısı yapıyor” </b></p>

<p>Bu alçakça saldırının Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir an önce tekrar askeri sağlık sistemini ve askeri hastaneleri kurması gerektiği gerçeğini ortaya çıkardığını savunan Özdağ, “15 Temmuz'dan sonra, FETÖ’cü darbe girişiminden sonra İsviçre ordusu gibi yüzyıllardan beri savaşmayan bir ordunun bile askeri hastaneleri ve askeri sağlık sistemi varken dünyanın en deneyimli harp cerrahlarının olduğu Türk ordusunun askeri sağlık sistemi dağıtılmış ve inanılmaz bir şekilde yılların deneyimi ve birikimiyle oluşmuş olan, dünyadaki en iyi askeri sağlık sistemlerinden bir tanesi AK Parti tarafından imha edilmiştir. Şimdi eski harp cerrahları, eski askeri doktorlar bugün bir kampanya başlatarak hükümete çağrıda bulundular. Bırakın Mehmetçiğe yardım edelim diyorlar. Harp cerrahisi özel bir ihtisas alanıdır. Her doktor bu işin uzmanı değildir, olamaz, olmamalıdır da zaten. Elimizde şu anda çoğu sivil sektöre gitmek zorunda kalan birçok çok değerli harp cerrahı vardır. Bunlar çocuklarımızın belki hayatını kurtaracak belki daha az kayıplarla hayatta kalmalarını sağlayacaktır. Eskiden Diyarbakır Askeri Hastanesi için şu ifade kullanılırdı: Kapıya kadar canlı getirin bize yeter, ondan sonrasını biz başarırız, hayatta tutarız. Şimdi Türkiye'nin etrafındaki çember daralır ve güvenlik güçlerimize, askerlerimize yapılan alçakça saldırılar artarken ve önümüzdeki süreçte daha da yoğunlaşacağı anlaşılırken hükümet askeri sağlık sistemini kurmak için neyi beklemektedir? Daha kaç şehit verilmesi lazımdır? Türk milletinin başı sağ olsun, Türk Silahlı Kuvvetlerinin başı sağ olsun, Hakkari Dağ ve Komando Tugayının kahraman subay, astsubay ve uzman erbaşlarının başları sağ olsun. Bu alçakça saldırıda ağır yaralanan 15'e yakın askerimizin olduğunu duyuyoruz. Allah'tan onlara da acil şifalar diliyoruz. Bugün başka bir konu üzerinde konuşmayı yersiz ve gereksiz buluyorum” diye konuştu.</p>

<p>Genel Başkan Özdağ, Zafer Partisi olarak saat 14’te Türkiye'nin her yerinde Zafer Partisi İl Başkanlıkları olarak Atatürk anıtlarına şehitler ve gaziler anısına karanfil bıraktıklarını hatırlattı. Özdağ, soru almayıp başka bir konuya değinmeyeceğini belirterek konuşmasını tamamladı.</p>

<p>Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ daha sonra Sivas’a gitmek üzere kent merkezinden ayrıldı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ozdag-askeri-hastaneler-yeniden-kurulmali</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/umit-ozdag-1.jpg" type="image/jpeg" length="64249"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane’de destanlaşan hayat hikayeleri!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushanede-destanlasan-hayat-hikayeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushanede-destanlasan-hayat-hikayeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anlattığım hayat öyküsü Kelkit, Şiran, Köse, Torul, Kürtün vb. diğer il, ilçe ve köylerimizin birbirine benzeyen hayat öyküsüdür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>26 yaşıma kadar <b>Gümüşhane</b>, Erzurum ve Trabzon vilayetlerinde geçen yılların hayat <b>hikaye</b>si aslında birçok insanın farklı illerde yaşananların benzer özetidir.</p>

<p>Dedem Rus işgali esiri İstiklal Harbi gazisi ve okuma yazması yoktur. Babam fakirliğin diz boyu olduğu yıllarda her gün Sakal Tutan dağından 7,5 km yolu yaya katederek <b>Kabaköy</b>’e bağlı Kale nahiyesine giderek ilkokulu bitirmiştir.</p>

<p>Aslında köyde herkes birkaç istisna dışında olağan üstü fakirdir. Kalaycı, taş ustası, amele, küçük çiftçi ailelerin çocuklarıyız. Gurbette bu mesleklerle hayata tutunup kıt kanaat geçinen, karnını zor doyurup giyecek basit karamando kumaş ve basma el yordamıyla dikilen tekstil ürünleriydi.</p>

<p>Genelde elde dikilen dikiş makinesinin nadir birkaç evde bulunduğu ayakkabı olarak çarıktan sonra kara lastikle buluşan bir nesiliz.</p>

<p>Çobanlıkla başlayan aile bütçesine katkımız kısıtlı birkaç evlek sebze meyve bahçelerini sulamak, yazın tırpanla ot biçmek, at, eşek ve katır sırtında dağların tepelerinden yamaçlardan ot, buğday, çavdar sapı taşımak, harman sürmek köyün geleneksel işlerinde ailemize destek verirdik.</p>

<p>Yaz sonu yaya 4 saatlik yoldan uzak ayar meşesinden odun taşımakla yazı bitirirdik. Köyde ilkokul bitince ortaokulu okumak için Gümüşhane merkeze iner bir dairenin her odasında iki veya üç kişi kaldığımız tuvaleti, mutfağı ortak kullandığımız eski evlerde otururduk.</p>

<p>Şehrin henüz yolu olmayan mahallelerine eve en yakın noktaya köyden indirdiğimiz tezek çuvallarını çocuk halimizle sırtımızda kaldığımız evlere taşırdık. Bazen sırtımızdan düşen tezek çuvalı yuvarlanıp bayırın dibini bulurdu. Tezek çuvalın yuvarlanmasının tesiriyle kırılıp ufalanıp toz olurdu.</p>

<p>Artık kısmet deyip olduğu yerden kalan tezekleri çuvala doldurup kan ter içinde daha dikkatlice eve taşımaya çalışırdık. Tezek ve yakacak çok kısıtlı olduğu için bazen soba geçince kalan tezek ya da odun kömürünü mangala aktarır, bir büyük ahşap sehpanın altına yerleştirir, üstüne bir bez serer altında hem ısınır hem üzerinde ders yapardık.</p>

<p>Gümüşhane soğuğunda tam ısınmayan odamızda ayaklarımız ısınırken sırtımız buz keserdi.</p>

<p>Ne anne ne baba vardı baba zaten gurbetten hiç geri gelmezdi. Öğrenci arkadaşlardan babaannesi olan şanslıydı. Babaannesi olanlar öğrenci torunlarıyla beraber kalırdı.</p>

<p>Bizim babaannemiz ben beş yaşındayken ölmüştü. Biz bu şanstan mahrumduk. 6 yıl Gümüşhane’de öğrenciliğin çilesini diz boyu çektik. Ekmeğimiz köyden gelirdi. Köy fırınında yapılan ekmeği bir hafta 15 günlük olarak getirir, yağı alınmış <b>lor minziye</b> talim ederdik. Makarna en çok yediğimiz yemekti. Hafta sonları köyün çocukları ile bakır sini üzerinde Trabzon hamsisi pişirir, lezzetinden adeta parmaklarımızı yerdik.</p>

<p>Bizim ağabeyimle evimiz köylü öğrencilerin uğrak yeriydi. Çocuktuk şehir bize gurbetti. Evimiz şehre yolu düşen otel parası olmayan ya da fakir ağabeylerin konaklama adresi olurdu.</p>

<p>Bir gün Trabzon’da çalışıp gelen bir ağabey eve misafirimiz oldu. Ondan bize bit geçmesi sonucu çok zor anlar yaşardık. Okulda elimi kafama atınca bit yakalar çaktırmadan infaz ederdim.</p>

<p>Yine bir gün başka birisi uyuz olmuştu. Onu evde misafir ettik ondan uyuz kapmıştım. Doktor bana bir hafta istirahat verdi. Okula gidemedim köyde evimize çok misafir geldiği için misafiri önemsemek gazi dedemin bize kazandırdığı bir davranıştı.</p>

<p>Köyümüz civar köylerde cami olmadığı için cuma namazı için köyümüze gelen komşu köylülerine her cuma sonrası öğlen yemeği verilirdi. Annem o gün tarlaya bahçeye bostana gitmez misafiri ağırlardı. Gerçi dedem askerde diş çekmeyi öğrendiği için dişi ağrıyan diş çektirmek isteyen herkes civar köylerden bize gelirdi.</p>

<p>Günlerce ağrı çeken hastalar dişleri çekilince rahatlar, günlerce ağrıdan uykusuz kalınca çoğu kez derin uykuya dalar gecelemek için köydeki evimizde kalırdı.</p>

<p>Dedem asla diş çekme ücreti almaz üstelik yemek ikram eder hastaları misafir ederdik. Gazi dedem sadece ülkeyi işgalden kurtarmadı nice günlerce diş ağrısı çeken garibanlara şifa olurdu. B</p>

<p>Biz dedeme babaannemin öğretmesi ile “Ağa” derdik bu ağalık ağır hayırsever insanlara verilen isim takısıdır.</p>

<p>Babaannem bize köyün yaşlı analarına “aba” erkeklerin yaşlılarına “emi” denmesini öğretti. Köyün tüm insanları akraba muamelesi görürdü. O yüzden bu kültürü şehre taşıdık kuru ekmeğimizi makarna ya da çorbayı gariban misafirlerle paylaşırdık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ortaokul başlangıcı şehre intibakta fakirlikle birleşince okulda kıyafetlerimiz şehirli memur ve varlıklı aile çocuklarına bazen alay konusu olurdu. Çok utanır içimize kapanırdık. Kahvaltı çoğu kez yapamazdık okul kantininden paramız olunca poğaça veya simit alırdık.</p>

<p>Derslere çoğu kez aç girerdik. Bir gün Fen Bilgisi dersinde sebze ve meyveler işleniyor. Tahtada konuyu bana öğretmen anlattırıyor. Öğretmen muzdan bahsedince etrafa garip garip baktım ve sustum.</p>

<p>Bu halim sınıfta gülüşmelere sebep oldu. Sıraya oturunca gözyaşlarına boğulduk. Babam gurbette annem köyde dedeme hizmet edip köy işlerini yapmak hayvanlara bakmak zorundaydı. Hayvan bakar yeterli et, süt ve tereyağı yiyemezdik. Zira hayvan sayısı kısıtlıydı. Tarla sürmek için öküz, taşımak için at eşek bakmak gerekiyordu.</p>

<p>Zor coğrafya kısıtlı tarım alanları hayatı çekilmez kılıyordu. <b>Gurbet </b>imdadımıza yetişti. Önce babam Almanya’ya gitti. Etrafı fakir olduğu için onlara eşek at almak veya evlat evlendirmek için akraba komşuya sürekli yardım etmek zorundaydı.</p>

<p>Büyük fedakarlık mali yük altına girdiği için çok yardım etmesi gereken insanlar var olduğu için fakirlik yine bir türlü yakamızdan düşmüyordu.</p>

<p>Ortaokul sonlarına doğru artık yavaş yavaş köyde şehirde inşaat işlerine gidiyorduk. Çoğu kez amelelik, kamyonlara taş yüklemek, dereden kum doldurmak, şehirde arsa hafriyatını boşaltmak, köyün içme ve sulama suyu kanalları, köy konağı inşaatında amele olarak çalışmıştım.</p>

<p>Ramazan günleri hem oruca yeni başladığımız yıllar yaz ayı çok sıcak ama orucu asla bozmazdık. Ağzımız burnumuz kurur nefes nefese kalır, iftar saatini iple çekerdik. Bütün uğraş aile bütçesine katkı anne ve babamın yüküne ortak olmak içindi,</p>

<p>Bir gün dölek deresinde rahmetli babamın kuzeni Ahmet Bayır amca ile tırpanla çayır biçerken temmuz başı ot ayı hava çok sıcak oruçluyuz. Ahmet Amca elbisemle suya girmemi istedi. Dereye girdim sırılsıklam oldum. Kıyafetim üstümde kurudu.</p>

<p>İftara kadar tırpan sallamaya devam ettim. Ot biçme bitince odun etme faslı başladı. At eşek köyden saat 05.30 da çıkar saat 09.30’da meşeye varırdık. Babam bir testere getirmişti Almanya’dan. Herkeste yoktu bu alet. Arkadaşlarla ortak kullanırdık.</p>

<p>Ormanda genelde Orman Dölek köyüne yakın olduğu için güveç imalatında çamur kadar odun gerektiği için onlar daha çok yaş ağaç keserdi. Biz de kesilen ağaçların kuruyan diplerini ya da ayak kurusu dediğimiz kuruyan ağaçları keserdik. Bir eşek ya da atın taşıyacağı yükü keser, hazırlar sırtlarına semer bağlı hayvanlara ustaca yükler köye dönüş yoluna düşerdik.</p>

<p>Gidişe göre geliş iniş olduğu için daha kolaydı yorgunluğa rağmen neşeliydik. Zira yaptığımız işin çok önemli olduğunu ailemizi sevindirir takdir cümlelerine muhatap olurduk.</p>

<p>Bu uğraş haftalarca sürerdi sonra fasulye, meyve, ceviz toplama, patates çıkarma sırasıyla bu işlerin içinde olurduk. Meyveler toplandıktan sonra gençler ağaçlarda kalan meyveleri toplamayı “<b>ganzolof</b>” olarak adlandırır, dalda sahibi tarafından toplanmayan elma, armut, ceviz için ağaçları taş yağmuruna tutar, isabet ettirdiklerimizi ağaç altından toplayıp yerdik.</p>

<p>Onlar çocuklar ve kuşların helal edilen nasipleriydi. Patates tarlasından kazma ile patates sökmek maharet isterdi. Patatesi yaralamadan sökmek şarttı. Annem her işin ustasıydı. Pratik hızlı çok verimli iş görürdü. Patates çıkınca orada çaydanlık veya tencere ile patates haşlamak çok büyük zevkimizdi.</p>

<p>Bazen fasulye otlarının üstüne tencerede pişen patatesi süzer afiyetle yerdik. Gelecek senenin patates ekimi için tarlada kuyu açar, içini tohumluk patatesle doldururduk. Arasına elma koyar gelecek yılın nisan sonlarına doğru patates ekimi yapılmak için kuyular açılır, biz kuyudan patatesten çok elma yeme hayali kurardık.</p>

<p>Zira mart, nisan, mayısta köyde hiç meyve kalmazdı. Temmuz başı dut ve vişne ile meyve ve fasulye siftahı sezonu açılırdı. İlk çıkan taze fasulyenin kokusu bugün hala burnumda tüter.</p>

<p>Bugün o patates kuyularını yapmak çok zor zira ayı, domuz köyde sebze ve meyve ekimini imkansız hale getirdi. Hayvanlarda haklı o zamanki yeterli ekim ve mahsul onlarında ihtiyacını karşılardı. Onların rızkını Allah insan üzerinden veriyor.</p>

<p>Doğa denge ister bu dengeyi kurma yükümlülüğü insana düşer. Bu enerjimizin yöneldiği alan bugün belde olan iki güzide köyler Arzular ve Kabaköy’de futbol tutkusuydu.</p>

<p>Köylerimizde futbol çok sevilirdi civar köylerle futbol maçları en önemli heyecan verici gündemdi. Gümüşhane’de köy takımı olan belli sayıda köylerdendik. Bu lise yıllarımızda okul takımını iki yıl şampiyon yaptık. Turnuvanın gol kralı olmuştuk.</p>

<p>Ardından üniversite için şehirden ayrıldım. Erzurum’a gittim ilk yıl arkadaşlarla aramızda para toplayıp sermaye yaptık. Gümüşhane Arzular ve Kabaköy’den 2 tona yakın şeker fasulyesi satın aldık. O dönemde Trabzon’dan İran’a yük taşıyan BMC kamyonunun Tohumoğlu kavşağında üstüne koyduk, Erzuruma götürdük.</p>

<p>O yıllarda 3,5 saatte gittiğimiz 220 Kilometre yolu kamyonla 11 saatte gittik. Kop dağını aşınca Kurnaköy’de kamyonda yatarak geceledik. Ardından Erzurum’a vardık. Fasulyeden numuneleri otel ve lokantalara verdik ardından telefonlar yağdı. Anında yok sattık. Kapış kapış fasulye tükendi.</p>

<p>Zira <b>Gümüşhane fasulyesi</b> doğanın şehre hediyesi yöreye has emsalsiz damak tadı üründür. Bugün çoraklaşan vadi aslında çok cazip fasulye üretme diyarıdır.</p>

<p><b>Anlattığım hayat öyküsü Kelkit, Şiran, Köse, Torul, Kürtün vb. diğer il, ilçe ve köylerimizin birbirine benzeyen hayat öyküsüdür.</b></p>

<p>Bizden önceki kuşaklar çok daha ağır bedel ödemiştir. Şehrimiz ağır bir Rus işgali yaşadı. Ermeni, Rum çetelerinin düşmanla işbirliği zulmünü yaşadı. Asırlarca beraber yaşadığımız insanca yaşadıkları daha sonra bunun azınlık imtiyazına döndüğü fakir kadim Türk köylerinin devletin vatanın yükünü çektiği 10 yıl 15 yıl askerlik yapan köylerden askere giden 10 askerin ancak 3’ünün köyüne döndüğü birçoğunun şehit olduğu, gelenlerin kör, topal, sakat kaldığı nesillerin torunlarıyız.</p>

<p>Kabaköy sakinleri sırtlarında Rumların taş evlerine taş taşıyıp boğaz tokluğuna genç yaşta belleri bükülüp kırk elli yaşlarına varmadan hakka yürüdüğünü bugün kabir taşlarından ve hikayelerinden öğreniyoruz.</p>

<p>İşte o taş taşıyan amele taş ustası kalaycı topraksız çiftçi vb. ağır meslekleri icra eden neslin bir iki alt kuşağı torun ve evlatlarıyız.</p>

<p>Gurbet ve göç yaşadığımız zor coğrafyanın atalarımıza ve bizim kuşaklara dayattığı mecburiyettir.</p>

<p>Buna rağmen Türk insanında isyan yoktur. Çile vefa ve sadakat vardır. Dünün kalaycı, taş ustalarının torunları bugün şehirlerin büyük sanayici, müteahhit aranan örnek esnafı, işçisi, memuru, komşusu, bürokratıdır.</p>

<p>O ceddin torunlarına yakışan bugün model insan olmaktır. Bizim hiç kimseye minnet ve diyet borcumuz yoktur. Helalinden kazanmak karşılıksız vatan millet sevgisi bize hayatın çilesini çeken ceddimizin kıyamete kadar sürecek kutlu mirasıdır.</p>

<p>Selam olsun bu çileyi yaşayan kahramanlara!</p>

<p>Ölenlere rahmet olsun!</p>

<p>Sılamızın kutsalı köyümüz ilimiz ülkemiz ve turan coğrafyasının mazlumlarına ve zulüm gören herkese selam olsun!</p>

<p>Biz tarihler boyunca çilemizden acımızdan gurbet hasreti ile yeniden doğarız.</p>

<p>Hayata tutunma ayakta kalma var olma çilenin mücadelenin fedakarlığın destan kahramanlar diyarı hemşerilerim ve tüm ülke insanının bitmeyen yürüyüşüdür.</p>

<p><b>Sabri ŞENEL</b> – 23.12.2023 – İstanbul/<b>Ümraniye</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushanede-destanlasan-hayat-hikayeleri</guid>
      <pubDate>Sat, 23 Dec 2023 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/gumushanede-destanlasan-hayat-hikayeleri.jpg" type="image/jpeg" length="57437"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gümüşhane Kabaköy’den kalaycılık hikayeleri]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gumushane-kabakoyden-kalaycilik-hikayeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gumushane-kabakoyden-kalaycilik-hikayeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane eski Kale nahiyesine bağlı Arzular, Kabaköy, Erdemler, Süle, Zimon ve Yetirmez köylerinde yok olmak üzere olan kalaycılık sanatı icra edilirdi. Kabaköy’den sırtlarında körük yaya yola çıkan yedi kişilik kalaycı ekibi, Pirahmet Kırıklı köyleri istikametinde Pekin dağı zirvesini aşarak, yeni adıyla Ünlü Pınar’ın altından geçip İskah köyünün üstünden, Çilhoroz geçidine tırmanırlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Gümüşhane</b> eski Kale nahiyesine bağlı <b>Arzular, Kabaköy, Erdemler, Süle, Zimon</b> ve <b>Yetirmez </b>köylerinde yok olmak üzere olan kalaycılık sanatı icra edilirdi. Kabaköy’den sırtlarında körük yaya yola çıkan yedi kişilik kalaycı ekibi, <b>Pirahmet Kırıklı</b> köyleri istikametinde Pekin dağı zirvesini aşarak, yeni adıyla Ünlü Pınar’ın altından geçip<b> İskah</b> köyünün üstünden, <b>Çilhoroz</b> geçidine tırmanırlar.</p>

<p>Ardından Şiran’ın köylerini birer birer geçerek Şiran ilçe merkezinin altından ilerleyip Gölova yolunu takip ederek Mindaval deresine girerler.</p>

<p>Yanlarında peksimet acıkınca çeşme başlarında ekmek su atıştırır tabana kuvvet yola revan olurlar.</p>

<p><b>Birinci Ordu</b> diye tabir edilen <b>Tokat</b>’ı geçerek Amasya, Çorum civarına varırlar. Yolculuk günlerce köyden köye ilden ile sürer uzun bir yol alırlar.</p>

<p>Çorum’da ekip ikiye ayrılır ekibin biri <b>Çorum</b> merkeze bağlı <b>Eskice </b>köyde ilk körüğü kurarlar.</p>

<p>Civar köylere haber salarlar. Bir köyün bakır kaplarını kalaylar bitirir diğer köylere geçerler. Bu uğraş günlerce aylarca sürer. Bakır kapları kalaylama, lehim vb. ücreti olarak bazen nakit bazen harman zamanına veresiye yaparlar.</p>

<p>Yazın hububat, buğday, arpa, çavdar vb. hasat edilince tekrar takas usulü yapılan alışverişin tahsilatını yapmak için yazın tekrar o köylere gider, alacaklarını tahsil ederler.</p>

<p>Ekipte hepsi rahmetli olan <b>Fehmi Bayır, Şükrü Şenel, Salih Şenel, Zekeriya Kural, Halis Kural, Yusuf Kural</b> ve <b>Ahmet Bayır</b> vardır. <b>Zekeriya Kural</b> oğlu <b>Cengiz Kural</b> yaşanan hikayeyi şöyle anlatır;</p>

<p>“Gurbette arkadaşlarla, tabii herkes bir odada, hepsi gece yataklarına girmiş, birisi sormuş yahu lâmbayı kim söndürecek?&nbsp; Herkes birbirine bakıyor, tabii o zamanın lambası gazla yanıyor, üfleyeceksin bir kerede sönmedi tekrar üfleyeceksin, sonra karanlıkta gidip yatağını bulacaksın!&nbsp; Kara lamba ya da şüşeli lamba, rahmetli <b>Halis Kural</b> amca hemen sessizliği bozup demiş ki;</p>

<p>“Siz zahmet etmeyin ben söndürürüm, almış yanından ayakkabısını (gara lastik), lambaya yapıştırmış lamba devrildi şişesi kırıldı ve söndü. Odada derin bir sessizlik herkes birazdan günlerin yorgunluğu derin uykuya daldı”</p>

<p>Gurbet elde bazen kendi yemeklerini kendileri yapan ya da köylülerin verdiği yemeklerle idare edip günler geçiyordu. 4 aylık çalışma bitti aynı yoldan dönüş başladı. Yazın Kabaköy’de ev işleri, ot, ekin yakacak odun kesme zamanı mecburi köyde olmak gerekirdi. Zira Temmuz ot ekin zamanıdır. Köyde işler bitince yaz sonu tekrar hasılatı tahsil etmek için Çorum’a tekrar giderler.</p>

<p>Tahsilat zamanı babam <b>Salih Şenel</b> şöyle bir tahsilat hikayesi anlatır.</p>

<p>“Kendi tahsilatımızı bitirdik, ama rahmetli Fehmi Bayır amca bir köy ağasından parasını alamamakta ağa Fehmi amcayı sürekli oyalamaktadır. Bunu duyunca bizde çok üzüldük. Fehmi amcadan ağanın ismini öğrenip bir gün tarladan öküz arabası ile buğday sapı çeken öküz arabasının önüne çıktım. Tatsızlık çıkar mı? diye endişeliyiz. Yanımda Fehmi amca var. Köyün ağasının kağnısı uzaktan görünür bize yanaşınca durur. Yolda toz duman içinde cazır cızır öten öküz arabası durunca sesi kesilir. Kağnıdan aşağı inen ağaya şöyle dedim;</p>

<p>-Siz bu işi niçin yapıyorsunuz çocuklarınızı geçindirmek için değil mi? Bu insanda çocuklarını geçindirmek için sizin kaplarınızı kalayladı. Bu insanın lütfen alın terinin bedelini ödeyin mağduriyetini giderin. Onunda rızık ve yol gözleyen yavruları var. İşin ciddiyetini anlayan sesini çıkarmayan ağa başını mahcubiyetle sallayıp “tamam ödeyeyim” dedi. Sözüne devam ederek “yarın paranız hazır” dedi.</p>

<p>Ertesi gün borcunu ödedi ve bizde hep birlikte sevinçle gurbetten sılaya dönüş yolculuğuna başladık. Gidiş ve dönüş mesafesi aynı olsa da dönüşte sevdiklerimize sılamıza kavuşma umudu dönüş yolculuğunu daha neşeli hale getiriyordu.</p>

<p>Bir başka kalaycı takımının yaşadığı hikayeyi <b>Mevlüt Yakut</b> anlatıyor;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rahmetli babam Dursun Yakut’unda dahil olduğu rahmetli Dursun Kural usta olduğu ekipte Tokat ili merkez köylerinde kalayları biter. Kalay satan esnaftan veresiye kalay satın alır çalışıp geri dönüşte ödemeyi taahhüt eder. Diğer köylere doğru yol alırlar. Ancak bir türlü iş alamaz gittikçe kalay aldıkları köyden uzaklaşırlar. Borçlarını ödeme imkanları olmaz dönüş yoluna doğru köye sılaya Kabaköy’e varırlar. Borçlarını ödeyememenin para kazanamamanın ezikliği ile köye dönerler. Bu ekip bir daha oralara gurbete yolları düşmez. Tokat’a gidemezler aradan yıllar geçer. Kabaköy’den yukarı köylere doğru vurulan yol işinde çalışmaya başlarlar. Ay sonu herkesin yevmiyeleri hesaplanır. Mütaahhit tarafından işçilere ödeme isim isim çağrılarak yapılırken sıra Dursun Kural dedeye gelmiştir. Mütaahhit sesli bir şekilde “Dursun Kural senin yevmiyelerin Tokat’ta sana kalay satan babam Mustafa efendiye olan borcun karşılığında kesilmiştir.” der.</p>

<p>Dursun Kural dede orada adeta dona kalır çok mahçup olur. Mahcubiyet yanında buruk bir sevinç yaşar zira borç ahirete kalmamış ödeme fırsatı doğmuştur. Borcu da Mustafa Efendi de gözünün önüne gelir. Boynu bükük bir şekilde “Gurbete çıkamadık Tokat’a gidemedik çıkınca ödeyecektik” der ayrılır. Babam Dursun Kural ve ekipte olanlar bu borç hepimizin diyerek aralarında borcu bölerler. Dursun dedeye kendi paylarına düşen kısmı öderler. O gurbet arkadaşlığı dostluk onları kenetlemiştir.</p>

<p>Gurbet adeta yöre insanının değişmez kaderidir. Hepsinin ruhu şad mekanları cennet olsun.</p>

<p><strong>Sabri Şenel</strong> - 13.12.2023 - İstanbul-Ümraniye</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SABRİ ŞENEL YAZILARI, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gumushane-kabakoyden-kalaycilik-hikayeleri</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/gumushane-kabakoyden-kalaycilik-hikayeleri.jpg" type="image/jpeg" length="17351"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir gönül Entellektüeli: Sabri Şenel]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/bir-gonul-entellektueli-sabri-senel</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/bir-gonul-entellektueli-sabri-senel" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal Medyada paylaşım yapması ile haberdar olduğum, ölüm döşeğinde bile yanındakilere beni kıbleye doğru çevirin namazımı eda edeyim diyen son günlerinde şuuru gidip gelmesine rağmen ve ölüm döşeğinde namaz kılan bir babanın (Salih) milli ve manevi duygularla büyütüp beslediği yine halis bir anne Binnaz Hanım'ın (Elmas) süt verdiği oğlu da işte o baba ve annenin sağlam mayasından böyle bir değer olacaktı şüphesiz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>S</b>ağduyu sahibi muhabbet eri,&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>A</b>dalet yolunda akıtır teri.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>B</b>ir huzur içinde mekânı yeri,&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>R</b>engârenk her yere uzanan eldir,&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>İ</b>stikrarlı o da&nbsp;<b>Sabri ŞENEL</b>’DİR.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>İsmail HAYAL</b></p>

<p>Sosyal Medyada paylaşım yapması ile haberdar olduğum, ölüm döşeğinde bile yanındakilere beni kıbleye doğru çevirin namazımı eda edeyim diyen son günlerinde şuuru gidip gelmesine rağmen ve ölüm döşeğinde namaz kılan bir babanın (Salih) milli ve manevi duygularla büyütüp beslediği yine halis bir anne Binnaz Hanım'ın (Elmas) süt verdiği oğlu da işte o baba ve annenin sağlam mayasından böyle bir değer olacaktı şüphesiz.</p>

<p>Şüphesiz ki atalarımız;</p>

<p><b>"Oğul babanın özetidir"&nbsp;</b>diye boşuna kelam etmemişler.</p>

<p>Coğrafya insanın kaderidir sözünden bahisle Gümüşhane Kabaköy'de doğan bu çocuk ileride bu şehrin İstanbul'da ki gurur kaynağı olacak Sabri Şenel'den başkası değildi elbet.</p>

<p>Altmışlı yılların başı yani 58 senesi Gümüşhane Merkez Kabaköy’de gözlerini dünyaya açtı.</p>

<p>İlkokulu köyünde tamamladı. Bu aralarda küçük yaşına rağmen bir eşeğin veya bir atın iki tarafına monte ettiği dolaplarda envai çeşit sebze meyve ile yukarı köyleri karış karış gezerek çerçilik yapan, çoğunlukla para yerine takasla çavdar Arpa ve buğday alarak ileride çok büyük bir işadamı olacağının sinyallerini verdi.</p>

<p>Orta öğrenimini Gümüşhane’de tamamladıktan sonra sırasıyla İstanbul Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü ve Erzurum Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdi.</p>

<p>PTT Genel Müdürlüğü ve çeşitli bankaların müfettişlik sınavlarını kazanmasına rağmen içindeki o ruh sayesinde memurluğu değil serbest çalışmayı tercih etti.Takas usulü sebze meyve ticareti ve Çerçilik ile başladığı ticari hayatını ileride okullardaki üstün başarısı, kitaplarla olan dostluğu ve girişimcilik ruhu ile bugün İstanbul Ümraniye, Çekmeköy Üsküdar ve Sancaktepe İlçelerinde faaliyet gösteren Sınav Okul Kurs ve Kolejlerin, Göksu Dil Okullarının, Göksu Sürücü Kurslarının ve Meslek Kurslarının kurucusu ve halen işletmecisi olarak ispat eden bir değerimiz oldu.</p>

<p>Aynı zamanda Serbest Muhasebeci, Bagımsız Denetçi ve Mali Müşavirliğin yanı sıra Trafik ve Çevre Bilgisi Öğretmeni olarak hayatına farklı bir renk kattı.</p>

<p>İstanbul Gümüşhaneliler Derneği Kurucu Başkanı olarak on yıl başkanlık görevinde bulunarak Gümüşhane için sosyal ve kültürel alanda sayısız işlere imza attı. Çok geniş bir alanda STK yöneticisi Ayrıca çeşitli spor kulüplerinde, cami derneklerinde yöneticilik yaptı. Gümüşhane merkez Kabaköy Derneği kurucusu ve 13 yıl başkanlığını yürüttü.</p>

<p>Aydınlar Ocağı Genel Merkezi İlim İstişare Heyeti Üyesi ve Anadolu Aydınlar Ocağı Yönetim Kurulu Üyesi halen her iki ocakta ilim istişare kurulu üyesi olarak daima okumaya, araştırmaya kendini geliştirmeye, çevresini aydınlatmaya, hakikatleri anlatmaya, yanlış bilgileri düzeltmeye gayret göstermektedir.</p>

<p>Şenel, milli ve manevi çizgisine en yakın MHP içinde 4 dönem Ümraniye İlçe Başkanlığı, İstanbul İl Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyeliği, 1989 ve 1991 Kâğıthane 1999 2004 ve 2014 Mahalli İdareler Seçimlerinde Belediye Başkanı adayı ve yine 2007 ve 2011 2015 Haziran 2015 1 Kasım Genel Seçimlerinde Milletvekili adayı oldu.</p>

<p>Bunca geniş biyografisi yanında o doğduğu bu şehirden, köyünden, insanından, yaylasından, hastasından, akrabalarından, geçmişinden asla kopmadı.</p>

<p>Bedeni öyle inanıyorum ki İstanbul'da ama ruhu her gece Gümüşhane'de ve Kabaköy'de atıyor. İnternet ortamında, ulusal yerel TV ve kanallarda gün geliyor tarihimizi doğru anlatmaya gayret eden entelektüel, gün geliyor SMA hastası bir yavrumuza ses ve derman oluyor.</p>

<p><b>Mevlana</b>&nbsp;diyor ki;</p>

<p><b>"Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefası var mı? Asıl ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefalıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir..."</b></p>

<p>Ezcümle Sabri Şenel Gümüşhane kimliğini sözde değil özde taşıyan şehre ve ülkeye karşılıksız sevdalı bir değerimiz, ağabeyimiz, öğretmenimiz. Rabb'im yokluğunu göstermesin inşallah.</p>

<p><b>Ş</b>erefli bir baba gurur özünde,</p>

<p><strong>E</strong>rdemli bir insan durur sözünde.</p>

<p><b>N</b>eşesi besbelli vurur yüzünde,</p>

<p><b>E</b>meğin yanında bir akan seldir,</p>

<p><b>L</b>iyakatli o da<b>&nbsp;Sabri ŞENEL'DİR.</b></p>

<p><b>İsmail Hayal - Gümüşhane</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/bir-gonul-entellektueli-sabri-senel</guid>
      <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/bir-gonul-entellektueli-sabri-senel.jpg" type="image/jpeg" length="16278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihçi yazar Dr. Mustafa Çalık vefat etti]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/tarihci-yazar-dr-mustafa-calik-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/tarihci-yazar-dr-mustafa-calik-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhaneli tarihçi, yazar, siyaset bilimci Dr. Mustafa Çalık, kanser tedavisi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde İstanbul’daki bir hastanede tedavi altına alınan ve 4.evre kanser olduğu bilinen Çalık, bugün Hakk’ın rahmetine kavuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye Günlüğü Dergisi Genel&nbsp;Yayın Yönetmeni de olan Dr. <strong>Mustafa Çalık</strong>’ın cenazesinin ne zaman defnedileceği ilerleyen saatlerde belli olacak.</p>

<p>Çalık sosyal medya hesabından 26 Eylül tarihli paylaşımında "Muhtemelen bu sizlerle son hasbihâlim ve muhaberem olmuş olabilir; zîrâ, 2022'nin Kasım ayı ortalarında hastalığımın (kanser) nüksetmesinden sonra her ne kadar inişli çıkışlı bir süreç yaşadıysam da şu an itibariyle malûm illetin 4. safhasında bulunuyorum. Umûmî vaziyetim eskilerin tâbiriyle "hızla vahâmete doğru seyrediyor" değil; hekimlerimiz de henüz ümitlerini kesmiş değiller, ama mevcut hâlimin çok kritik olduğunu onlar da söylüyorlar. Elbette ki, İmam Ma'türîdî'nin ifâdesiyle insanı ölümden koruyan tedbir değil, esasen "ecel"idir. Buna da inanıyorum; "yatan ölmez yeten ölür" darbımeselinin doğruluğu ve hikmetine de; lâkin bütün bunları son âna kadar mükellef tutulduğumuz "tedbir" ve modern tıbba duyduğum saygının karşısına da koyamıyorum." ifadelerini kullanmıştı.</p>

<h1><strong>Dr. Mustafa Çalık kimdir?</strong></h1>

<p>1956 yılında Gümüşhane Çalık köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini, Gümüşhane’de tamamladı. 1972 yılında Türk Ülkücüler Teşkilatı Gümüşhane Şubesi’nin Denetleme Kurulu’nda bulundu. 1975’de Elmadağ MHP İlçe Gençlik Kolları Başkanlığı’na seçildi. 1977’de Ülkü Ocakları Genel Merkez Yönetim Kurulu’na seçildi. Propaganda Masası sorumluluğuna getirildi. 1978-1979 yıllarında MHP Araştırma Merkezi ve Parti Okulu’nda vazife yaptı. 1978 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.</p>

<p>12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra bir grup arkadaşıyla beraber, Yeni Sözcü dergisinin kuruluşunda bulundu. Fazıl Mustafa müstearıyla köşe yazıları yazdı. 1983’te Hamle dergisinin çıkışına katkıda bulundu. Müstear isimle bu derginin yazar kadrosunda yer aldı. 1980 yılında Uzman Yardımcısı olarak çalışmaya başladığı Devlet Planlama Teşkilatı’nda 1984’de uzman oldu. 1985-1987 yılları arasında ABD’de Denver Üniversitesi’ne bağlı Milletlerarası Çalışmalar Lisansüstü Okulu (GSIS)’da milletlerarası politika master’i yaptı. 1989 yılına kadar DPT’de çalıştı. Aynı yıl görevinden istifa ederek, bir grup arkadaşıyla birlikte Türkiye Günlüğü dergisini yayınlamaya başladı. 1981 yılında SBF’de başladığı siyaset ilmi doktorasını, ‘MHP Hareketi’nin Siyasi Sosyolojik ve Kültürel Kaynakları’ başlıklı bir tez savunarak, 1992 yılında tamamladı. 1983-1984 ders yılında Ankara ve Hacettepe üniversitelerinin muhtelif bölümlerinde Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersleri verdi.</p>

<p>1996-1997 ders yılında Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi’nde ‘Değişim ve Yenileşme Tarihimizin Temel Problemleri’ başlıklı lisansüstü bir ders okuttu. Halen Türkiye Günlüğü dergisinin Genel Yayın Müdürlüğü’nü yapıyor. Türk Ocakları Yüksek Hars Heyeti azalığı yaptı. 18 Nisan 1999 genel seçimlerinde MHP’den Gümüşhane (ikinci sıra) milletvekili adayı oldu ve az bir oy farkıyla seçilemedi. Yeni Ufuk (1997) ve Ayyıldız (1999) ve Bugün (2006) gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Bir ara BBP Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu.</p>

<p>Akademik çalışma sahası, siyasî kültür ve siyasî sosyoloji çerçevesinde bilhassa Türk siyasî hayatı ve siyasî kurumlar alt dalıdır.</p>

<p>Halen Türkiye Günlüğü dergisinin Genel Yayın Müdürlüğü’nü ve kendi kurduğu Cedit Neşriyât’ın editörlüğünü yürütmektedir. Bunun dışında doğduğu köyde orta ölçekli hayvancılık yapmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, YAŞAM, Gümüşhane</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/tarihci-yazar-dr-mustafa-calik-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Dec 2023 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/12/mustafa-calik-vefat-etti.jpg" type="image/jpeg" length="69903"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
