<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>HaberAlp.com - Son Dakika Haberleri - Haberler - Politika Haberleri - Yerel Haberler -  Milliyetçi Haber</title>
    <link>https://www.haberalp.com</link>
    <description>HaberAlp.com - Son Dakika Haberleri - Haberler - Politika Haberleri - Yerel Haberler -  Milliyetçi Haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberalp.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 16:39:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sümer Devleti’nin Sonu]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/sumer-devletinin-sonu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/sumer-devletinin-sonu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Doğu’nun tarihsel kökenleri, Sümerler, Gutiler ve Amoritler üzerinden ele alınarak günümüz jeopolitiğiyle ilişkilendiriliyor. Bölgedeki etnik, siyasi ve kültürel çatışmalara dair dikkat çeken analiz ve yorumlar sunuluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Günlerdir, haftalardır bir konu üzerinde hem düşünüyor hem de araştırmalar yapıyorum. Okuduğum veya not aldığım yerlere tekrar dönüyorum. Neden ve niçin? Çünkü bu bölge, “Orta Doğu” adıyla İngiliz aklı ile kurulmuş bir bölgedir. Lakin ne kavgası bitti ne de normalleşti. Kendimce bir tespit yaptım; ne kadar doğru bilemiyorum ancak akla en yakın olanı bu. Sanırım bölge insanları ve coğrafya ile benzeşen noktaları siz de göreceksiniz. Öncesini zaten biliyorsunuz; ben final bölümünü yazacağım.</p>

<p>M.Ö. 2000 yılı dolaylarında, Ur şehrinin Gutilerin (Kürtlerin o tarihteki adı) eline düşmesi, bizzat uygarlığın sonu gibi geçici bir görüş olarak değerlendirildi. (“Gutiler, Sümer devletine İran Zagros Dağları bölgesinden gelmiş göçer bir halktır. Bölgeye iş ve aş için çoban ve tarım işçisi olarak geldiler. Kendi dillerinde konuşmaları önce yasaklıydı, sonra serbest bırakıldı ve olağandışı bir doğum oranı ile çoğalan bir topluluk oldular”)</p>

<p>3. Ur Hanedanı’nın son kralı İbbi-Sin’in yenilgiye uğratılması, tanrılardan birinin yenilmesi anlamına geliyordu. Bu hanedan, bir asırdan fazla bir süre boyunca Sümer ovasını tam anlamıyla kontrol altına almıştı ve birçok açıdan Sümerlerin kaydettiği başarıların doruk noktasını yönetiyordu. Mimarlık, mühendislik, edebiyat ve sanat gibi alanlarda teknik mükemmelliğin yeni seviyelerine ulaşılmıştı. Eski dünyanın tanıklık ettiği en eski ve en karmaşık krallıklardan birinin çöküşü, Yakın Doğu dolaylarında ve bizzat Mezopotamya’daki yansımalarıyla akıl almaz bir felaket gibi görünmüş olabilir. (Bana göre aynen öyle oldu.)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bunun etkisi, belki de bölgenin tamamında giderek artan siyasal hoşnutsuzluğun başlangıç tarihidir. Bu kargaşada batıya doğru Hurriler ve Amoritler gibi yeni halklar, sayıları giderek artan gruplar halinde Kuzey Suriye’ye doğru hareket ediyor; ardından güneyi ve doğuyu itiyorlardı. (Bahsi geçen Amoritler de Suudi Arabistan civarından iş bulmak ve çalışmak için gelen Araplardı; yani göçmendiler.)</p>

<p>Küçük şehir devletlerinin bilinen biçimi parçalanıyordu; yani Sümerlerin kurup geliştirdiği ve yönettiği şehir devletleri. Artık yeni diller, yeni alışkanlıklar ve hatta at gibi yeni hayvanlar görülmeye başlıyor; yeni askeri teknikler yeni bir tehdidi beraberinde getiriyordu. Sümer kültürü içindeki bu gelişmeleri alıp kullanarak bir hanedan çıkardılar: Babilli Amorit Hanedanı. Bu aile, Arap ve Sami ırklarından oluşan bir topluluktu. Gutileri de çok iyi kullandılar; sonra Zagros Dağları’na geri sürdüler.</p>

<p>Bugün Sümerlerin yerinde Türkiye Cumhuriyeti, Gutilerin yerinde Kürtler, Babilli Amoritlerin yerinde de İsrailli Araplar var. Dikkat ediniz, “Yahudiler” demiyorum. Hz. Musa’nın evrensel İslam olan dinini etnik bir kavga dini haline getirenler, bu hanedan ardılları ve onlara inanmış Arap kavimleridir.</p>

<p>Bugün ülkemizdeki kaosu planlayanlar, dikkat ettiyseniz bir sloganı Sayın Cumhurbaşkanımıza söylettiler: “Burası Türk, Arap ve Kürtlerin vatanıdır” diye. Bu üç ayrı etnik grubun hiçbir ortak paydası yoktur. Arapların inandığı İslam, Muhammedi İslam değildir. Kürtlerin inandığı İslam ise biz Türklerin inandığı İslam’a en yakın olanıdır. (Tabii ki hurafe ve rivayet kültürü kökenli İslam’ı kastetmiyorum.)</p>

<p>Dikkat ettiyseniz, Kürtçülük davası güdenlerin aslı Kürt değildir; büyük çoğunluğu Arap kavimlidir. Demem o ki arkadaşlar, Osmanlı hayalinin arka planında ABD’de yaşayan Arap asıllı sözde Yahudiler vardır. Bu oyunu yakın tarihte vefat eden Hazar asıllı bir Musevi lider bozdu. Dikkat ettim, o öldükten bir hafta sonra Yeni İpek Yolu’na muadil “Baharat Yolu” ile kamuoyuna çıkan ABD’li kişilerin kimler olduğunu artık siz bilin.</p>

<p>Tarih dinlerin değil, milletlerin mücadelesi ile kaimdir. Yeni Hazar liderinin tıpkı babası gibi oyun kurması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum. Yoksa elde ne para kalır ne parayı yiyecek insan ne de sürülüp ekilecek toprak!</p>

<p><strong>Necati YÜZÜAK</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR - SANAT</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/sumer-devletinin-sonu</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/04/sumer-devletinin-sonu.jpg" type="image/jpeg" length="17923"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nasıl bir düğün yapmalıyız?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/nasil-bir-dugun-yapmaliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/nasil-bir-dugun-yapmaliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günümüzde artan düğün maliyetleri ve gösteriş anlayışı ele alınırken, sade ve İslami ölçülere uygun düğünlerin önemi vurgulanıyor. Evliliği zorlaştıran unsurlara dikkat çekilen yazıda, gençler için rehber niteliğinde öneriler sunuluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir önceki makalemde, <a href="https://www.habername.com/yazi-dugun-ve-nikahlarimiz-uzerine-14971.htm" rel="nofollow"><strong>DÜĞÜN VE NİKÂHLARIMIZ</strong></a> adı altında, geçtiğimiz yaz aylarında çokça katıldığım düğünlerdeki gözlemlerim ve tecrübelerim ışığında görüşlerimi serdetmiştim. Bu makalemde ise önümüzdeki yıllarda düğün yapacak dostlara bir kılavuz ve hatırlatma olması amacıyla ‘’ Nasıl düğün yapabiliriz?’’ üzerine kafa yormaya çalıştım.</p>

<p>Öncelikle toplumun temel taşı olan ailenin temelinin atıldığı bir konuya dikkat çekerek, üzerimize giydirilmeye çalışılan deli gömleklerinden birini çıkarmaya gayret etmek istiyorum.</p>

<p>Maalesef günümüzde devasa bir düğün endüstrisi oluştu: Gelinlik, damatlık, nişanlık, kuaför, kozmetik, çiçek, müzik, kamera, davetiye, takılar, ev döşemesi, balayı, düğün mekânı… Salon mu olacak, köşk mü, yalı mı, kır düğünü mü, feribot mu? Derken düğünler, adeta bir güç ve servet gösterisine dönüşmüş durumda.</p>

<p>İki saatliğine giyilen pahalı gelinlik ve damatlıklar, hiçbir işe yaramayan tabak setleri, kullanılmayan dantelli havlular, ayda yılda bir kullanılan misafir odaları... Bütün bunlar, bize yabancı bir dünyanın; egoizmin, savurganlığın ve enaniyetin bir yansıması veya eziklik duygusunu bastırma hareketleri gibi görünmektedir bana.</p>

<p>Kısacası, henüz yolun başındayken ‘’Başkaları ne der ?’’kaygısıyla yapılan meşakkatler sonucu evlilik çekilmez hâle getiriliyor. “Ömürde bir kere” denilerek yapılan israf ve düğünlerdeki gereksiz harcamalardan kaynaklı ekonomik sıkıntılar, kalp kırıklıklarına, tartışmalara yol açıyor. İki kişi çalışmasına rağmen maaşlar krediye, evin ihtiyaçlarına, kiraya giderken ekonomik sıkıntılar yüzünden birbirlerini kalpleri kırılıyor. Evde kavgalar başlıyor ve ne yazık ki boşanmalara sebep olabiliyor</p>

<p>Düğünlerde, <strong>“Allah rızası” yerine “El âlem ne der!”</strong> anlayışı hâkim olunca herkesin şikâyet edip ama yine de ağına düştüğü tuhaf bir cendere sonucu rahmetin yerini zahmet, muhabbetin yerini nefret, bereketin yerini borç almaktadır.</p>

<p>Bu nedenle de evlilikten korkan, evlilik korkusunu üstünden atamayan, geciktiren yeni bir gençlik akımıyla karşı karşıyayız… Oysa geciktirilen ve zorlaştırılan her evlilik gençliğe yapılmış en büyük kötülüktür. Burada mesele sadece lüks ve israf meselesi değil, aynı zamanda bir toplumun ifsadı söz konusu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle evlilikler kolaylaştırılmalı, düğünler; israf ve gösterişten uzak, mutlu yuvalar kurmaya vesile olacak şekilde, zamana ve ekonomik şartlara uygun olarak planlanmalıdır.</p>

<p><strong>DÜĞÜN EĞLENCESİ NASIL OLMALI?</strong></p>

<p>İslâm, bir bütün olarak hayatın her safhasını en güzel sûrette tanzim eder. Hayatın bazı safhalarında yaşanıp bazı safhalarında terk edilemez. Düğünlerdeki asıl maksat duyurmaktır. Yani şu erkekle bu kadının beraberlikleri nikâh üzeredir, onlardan doğan çocuklar da nikâhlı iki insanın çocuklarıdır, bilinsin diye düğün yapılır.</p>

<p>İslami düğünler; israftan kaçınılan, alkolsüz, kadın-erkek karışık olmayan, mahremiyet sınırlarına uyulan ve sünnete uygun olarak yemek ikramı (velime) içeren sade merasimlerdir. Kur'an tilaveti, sohbetler, ilahiler veya nezih gösterilerle dini atmosfere uygun, ilan edilerek (duyurularak) yapılan neşeli buluşmalardır.</p>

<p>Düğünlerin yas evine çevrilmesi doğru değildir. Haram-helal sınırları gözetildiği sürece düğünlerde meşru ölçülerde sevinmek ve eğlenmekte sakınca yoktur. Her yörenin kendine göre adetleri vardır. Bu adetler devam ettirilebilir, halaylar çekilebilir. İnançlarımız doğrultusunda, erkeklerin bayanları göremeyeceği bir mekân düzenlemesiyle düğünlerimiz yapılabilecek hale getirilebilir.</p>

<p>Maalesef pek çok düğün, İslâmî ölçü ve hassasiyetlerden uzaklaşarak icra ediliyor. Hâlbuki Müslüman’ın düğünü, kadın-erkek, mahremiyetin çiğnendiği, helâl-haram sınırlarının unutulduğu gayrimüslimlerin düğünü gibi bir merasim olmamalıdır. Daha en başında haram işlenen ,mahremiyet ihlal edilen bir düğünün hayırlı olması için yapılan dualar ne kadar bereket getirir, doğacak çocuklar gerçekten hayırlı olur mu?</p>

<p>Kadınların seslerinin dışarıya gitmediği, müzik çalan, fotoğraf çeken, kameraya kaydedenin bayan olduğu; katılımcıların düğünde oynayanları telefona kaydetmedikten sonra kadınlar kendi aralarında ve erkeklerde kendi aralarında düğün merasimleri yapabilirler. Mesela; kadınlara ait bir mekânda; düğünlerimizde kamerayı neden erkekler kullanır, orkestranın başında neden erkek vardır? Anlayabilmiş değilim</p>

<p><strong>ÖNERİLER</strong></p>

<p>Peygamber Efendimiz (s.a.v.):Abdurrahman bin Avf a hitaben “Bir koyunla da olsa velime yemeği ver.” buyurarak düğünlerde yemek verilmesini tavsiye etmişlerdir. Maddi durumu müsait olan ailelerin, kendi tâkatına uygun şekilde velime yemeğini vermesi iyi olur. Dini konularda duyarlı, varlıklı ailelerin düğünlerinde yemek verilmemesi, nikahla geçiştirilmesi doğru değildir. Madem ömürde bir defa yapılıyor, mali durumu müsait olanların yemek ikramını en güzel şekilde yapması iyi olur diye düşünenlerdenim.</p>

<p>Şimdi işler tersine döndü. Düğünler, ayak üstü ikramsız, nikahla geçiştirilip yemek verilmezken, yemek gönderilmesi gerekirken cenaze evinde şimdi cenaze sahipleri yemek veriyor.</p>

<p><strong>Yukarıda değindiğim hassasiyetler doğrultusunda;</strong></p>

<ul>
 <li>Değerlerimize uygun düğün organizasyonu yapan firmalar kurulabilir.</li>
 <li>Nikâh salonuna gelin ve damadın girişinde ve nikâh esnasında organizatörün seçmiş olduğu rastgele müzikler yerine sözsüz ilahi parçaları, salavatlar veya kendi istediğimiz yerel müzikleri tercih edilebilir.</li>
 <li>Gelin ve damat pasta keserken İngilizce şarkı eşliğinde değil besmele ile pastalarını kesilebilir.</li>
 <li>Düğünlerde organizasyon firması tarafından zorla kamera çekimi ,fotoğraf çekimi gibi şeylerle mafya usulü tırtıklama ile gönülsüz olarak paralar ödüyoruz.</li>
</ul>

<p><strong><em>“Ne yapalım işte gelmişiz.”</em></strong> denilerek hiç saklamayacağımız fotoğraflara rızasız paralar ödememek için önlemler almak lazım.</p>

<ul>
 <li>Düğünlere gelen davetliler genelde damat ve gelini tanımazlar. Babaları ve anneleri için gelirler. O nedenle ebeveynler gelen davetlileri ya kapıda durarak karşılamalı ya da tüm masaları tek tek dolaşarak misafirlerine “Hoş geldiniz.” demeleri uygun olur.</li>
 <li>Düğünlerde cuma vaazı gibi vaazların yapılması gerekmez. Önemli olan tebrikleşmek ve ilan etmiş olmaktır. Dinlenmeyecek bir Kur'an tilavetine bile gerek duyulmayabilir.</li>
 <li>Evlenecek çiftlere, Milli Eğitim(Halk Eğitim), Diyanet aracılığı ile oluşturulacak bir çalışma ile evliliğin milli ve manevi önemi, eşlerin karşılıklı sorumlulukları vesaire gibi konularda eğitim verilebilir.</li>
</ul>

<p>SON SÖZ</p>

<p>Evlilikler kolaylaştırılmalı, zorlaştırılmamalıdır. Geciktirilen ve ağırlaştırılan her evlilik, gençliğe ve geleceğimize vurulmuş bir darbedir.</p>

<p>Rabbim, yuva kuran evlatlarımızı <strong><em>“Bir yastıkta ihtiyar, iki cihanda bahtiyar”</em></strong> eylesin.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/nasil-bir-dugun-yapmaliyiz</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2024/01/yazarlar/mustafa-altinsoy-yazdi.jpg" type="image/jpeg" length="32896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar Sınav Anadolu Lisesi'nde Eğitim Şurasını Aratmayacak Eğitimciler Buluşması]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/uskudar-sinav-anadolu-lisesinde-egitim-surasini-aratmayacak-egitimciler-bulusmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/uskudar-sinav-anadolu-lisesinde-egitim-surasini-aratmayacak-egitimciler-bulusmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’un her kademesinden eğitim duayenlerinin katıldığı kahvaltılı toplantı; Üsküdar Altunizade Sınav Okulları sahibi, değerli eğitimci, dava ve gönül adamı Sabri Şenel’in ev sahipliğinde 4 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’un her kademesinden eğitim duayenlerinin katıldığı kahvaltılı toplantı; Üsküdar Altunizade Sınav Okulları sahibi, değerli eğitimci, dava ve gönül adamı <strong>Sabri Şenel</strong>’in ev sahipliğinde 4 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirildi. Altunizade Mahallesi, Kısıklı Caddesi’ndeki okul binasında saat 10.00’da başlayan bu anlamlı buluşmaya, <strong>kamudannethaber.com</strong> sitemizin yazarı ve genel yayın yönetmeni <strong>Mehmet Arslan</strong> da katıldı.</p>

<p>Mehmet Arslan, kamuoyunda ses getiren bu organizasyona dair haber merkezimize şu açıklamalarda bulundu:</p>

<p>“Üç yıldan beri planlı olarak organize ettiğim **'Eğitimci Dostlar Buluşması'**nın bu yılki ikinci toplantısını, İstanbul Anadolu Yakası’nda ikamet eden 50 civarında eğitimci dostumuzla gerçekleştirdik. Buluşmamız; Sınav Kurumları ve Göksu Sürücü Kursları sahibi iş insanı, dava arkadaşımız Sabri Şenel Bey’in nazik davetiyle, eğitime taze bir kan verebilmek amacıyla devraldığı Üsküdar Sınav Koleji salonunda yapıldı.</p>

<h3><strong>Geniş Katılımlı Bir "Eğitim Şurası Gibi Buluşma"</strong></h3>

<p>Kahvaltılı toplantımıza; emekli il ve ilçe milli eğitim müdürleri, emekli şube ve okul müdürleri, emekli öğretmen arkadaşlarımız, hâlen görevde olan yönetici ve öğretmenler katıldı. Ayrıca üniversitelerde görev yapan akademik personel, emekli albaylar, bürokratlar, Türk Ocakları başkanları, Anadolu Aydınlar Ocağı başkan yardımcıları, iş insanları, gazeteci ve yazarlar da bizleri yalnız bırakmadı.</p>

<p>Beş yıldızlı otellerin açık büfe menülerini aratmayacak zenginlikteki kahvaltımız, görevlilerin nezaketli servisleriyle keyifli bir atmosferde başladı. Yemek duasının ardından programın akışı hakkında bilgi verip hoş geldiniz selamlaması için sözü okul müdürüne bıraktım. Sonrasında söz alan konuşmacılar hem kendilerini tanıttılar hem de uzmanlık alanlarına dair etkileyici konuşmalar gerçekleştirdiler. İstanbullu eğitimci ve aydınlar olarak adeta Türkiye’yi masaya yatırdık; başta eğitim olmak üzere pek çok meseleyi istişare ettik.</p>

<p>Katılımcılarımızdan ünlü tarihçi Veli Şirin çok dikkatli olunması gereken günlerden geçiyoruz diyerek son zamanlarda gazetelerde dillendirilen NATO askeri yapılanması adı altında oluşum iddilarına değindi. Tarihçi Şirin, Türklerin en büyük felaketlerinden birisi 93 Harbi diye adlandırılan <strong jsaction="" jscontroller="zYmgkd" jsuid="JCcS6d_7">24 Nisan 1877 - 3 Mart 1878</strong> tarihleri arasında gerçekleşen Osmanlı-Rus Savaşı'dır. Bu savaş bu aylarda bitmişti. Ruslar doğuda Erzurum'a batıda ise Yeşilköye kadar gelmişler. Çok zor durumda kalan Türkiye 4 Haziranda 1878 de'de imzalanan Kıbrıs Sözleşmesi ile Rus Tehdidine karşı İngilizlerin almak amacıyla yöetimi geçici olarak İngilizlere verilmişti. Daha sonra ingilizler 1. Dünya Savaşında Kıbrıs'ı ilhak etmişti. Şimdi bu zamanda Adanada NATO Kolordusu ve İstanbul Boğazında NATO Boğaz Koruma gücü kurulmak isteniyor. Çok dikkatli olunması gerekiyor ve bu birliklere Türkiyenin ihtiyacı yoktur diyerek olası tehlikelere dikkat çekti.</p>

<h3><strong>Sabri Şenel’e Teşekkür ve Eğitim Tespitleri</strong></h3>

<p>Eğitimle ilgili çarpıcı tespitlerin ve çözüm önerilerinin dile getirildiği toplantıda, eksikliklerin giderilmesi yönünde tavsiyeler sunuldu. Konuşmacıların tamamı, Üsküdar Sınav Koleji sahibi Sabri Şenel’e eğitime yaptığı katkılardan dolayı teşekkür etti. Katılımcılar, Sabri Bey’in yıllardır bireysel gelişimi ve bilgi arayışını ön planda tutan örnek bir iş insanı olduğuna vurgu yaptılar. Yaklaşık 350 evladımızın eğitim gördüğü bu Anadolu lisesinde, usta eğitimcilerin elinde vatanına hizmet edecek gençlerin yetişiyor olması bizleri gururlandırdı.</p>

<h3><strong>"Milli Şehidimize Vicdan Borcu"</strong></h3>

<p>Tam bir eğitim şurası havasında geçen buluşmanın sonunda sözü ev sahibimiz Sabri Şenel’e bıraktım. Sabri Bey, organizasyondan dolayı şahsıma ve davete icabet eden tüm konuklara teşekkür ederek başladığı konuşmasında; İstanbul’un çeşitli ilçelerindeki eğitim yatırımlarından ve Üsküdar Sınav Kolejindeki hedeflerinden bahsetti. Kapılarının tüm eğitimcilere açık olduğunu belirterek, ‘Burasını kendi eviniz gibi kabul edin, eğitim kalitesini hep birlikte yükseltelim’ mesajını verdi.</p>

<p>Kapanış konuşmamda, eğitime gönül veren Sabri Şenel’e destek olmamız gerektiğini ifade ettim. Ayrıca Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Sekreteri Emekli Albay Hicabi Meral’in hatırlatması üzerine; <strong>Boğazlıyan Kaymakamı Milli Şehit Mehmet Kemal Bey</strong>’in şehadetinin 104. yılı vesilesiyle 10 Nisan 2026 Pazartesi günü Kadıköy’de düzenlenecek anma törenine değindim. Bu törene katılmanın bir vicdan görevi olduğunu belirterek, 2007 yılında şehidimizi andığımız o günlerde, kumpas davalarıyla Türk devlet yapısının hedef alındığı karanlık süreçleri ve vatan evlatlarının uğradığı haksızlıkları bir kez daha hatırlattım.</p>

<p>Programımız, eski okul müdürü ve şair Köksal Cengiz Bey’in kaleme aldığı <strong>'Selam Olsun Başbuğum'</strong> adlı şiirini okumasıyla sona erdi. Hatıra fotoğrafları çekilip çay eşliğinde edilen sohbetlerin ardından, bizleri en iyi şekilde ağırlayan Sabri Bey’e ve okul ekibine teşekkür ederek okuldan ayrıldık.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="365" src="https://www.kamudannethaber.com/images/files/2026/04/69d3783ea38db.jfif" width="650" /><img alt="" height="487" src="https://www.kamudannethaber.com/images/files/2026/04/69d3786c4d9a1.jfif" width="650" /><img alt="" height="366" src="https://www.kamudannethaber.com/images/files/2026/04/69d37885b0930.jfif" width="650" /><img alt="" height="365" src="https://www.kamudannethaber.com/images/files/2026/04/69d378a92167b.jfif" width="650" /></p>

<p><a href="https://www.kamudannethaber.com/images/habergaleri/2026/04/12312293141775466307.jpeg" rel="nofollow" title="2026/04/12312293141775466307.jpeg"><img alt="2026/04/12312293141775466307.jpeg" height="100%" src="https://www.kamudannethaber.com/images/habergaleri/2026/04/12312293141775466307.jpeg" width="100%" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/uskudar-sinav-anadolu-lisesinde-egitim-surasini-aratmayacak-egitimciler-bulusmasi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/04/uskudar-sinav-kolejinde-egitim-surasini-aratmayacak-egitimciler-bulusmasi.JPG" type="image/jpeg" length="38666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşte batı]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/iste-bati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/iste-bati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı’nın pandemi sürecindeki tartışmalı uygulamaları ile Türk toplumunun geleneksel değerlerini karşılaştıran, ahlak, merhamet ve milli kimlik üzerine düşündüren bir değerlendirme.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>-İlk iktisat kitabımızda yazardı, Madakaskarda yaşlıları ağaca çıkarıp ağacı silkelerler, ağaçta tutunamayıp düşen yaşlıları verimsiz oldukları gerekçesi ile katlederlermiş.<br />
Doğal olarak bu bize çok ilkel gelirdi.<br />
///</p>

<p>Peki şu andaki batı da durum ne?</p>

<p>-Son gün haberleri, solunum cihazlarının yetersizliği yüzünden İtalya’da corona tedavisinde yaşlılar terkedilip gençlerin tedavilerinin yapıldığı şeklinde.<br />
///</p>

<p>-Yine korona virüsü nedeniyle yapılan yorumlarda “insan mı, yoksa ülke ekonomisi mi?” dendiğinde İngilizlerin ülke ekonomisini tercih edecekleri yönünde.<br />
///</p>

<p>-Nitekim geçmişte Çanakkale savaşında İngilizlerin ekonomileri çok zarar gördüğü, savaş sonrası bu insanlara iş aş temin etmek sıkıntı yaratacağı için, kendi insanını gözden çıkararak iki bin askerinin de tedavi gördüğü sargı yerinde (sahra hastanesi) kırk bin Türk askerini yok etmek için bombalamış ve bilinçli olarak ikibin kendi İngiliz askerlerinin tamamını da öldürmüştü.<br />
///</p>

<p>-Yine Fransa’da virüse karşı bulunan bir aşının, Fransız hekimlerce acımasızca Afrika insanı üzerinde denenmesi teklifi.<br />
///</p>

<p>-Başka bir haber, İtalya’ya giden maske yüklü geminin üç katı fiyat verilerek ABD ye yönlendirilmesi, “maske savaşları” ve “ maske korsanlıkları,”<br />
///</p>

<p>ABD Almanya'nın, Almanya İtalya'nın, Çekya İtalya'nın maskelerine el koydu.<br />
Kenya'da Almanya'nın maskeleri kayboldu.<br />
İtalya Tunus'un alkol gemisine el koydu.<br />
///</p>

<p>-Bu corona salgını dolayısıyla “ikiyüz bin ABD vatandaşının ölümünün başarı “ olacağı beyanında bulunabilen bir ABD lideri.<br />
///</p>

<p>İşte yıllarca ekonomik kalkınmışlıkları nedeniyle bizi ağzı açık hayran yapmak istedikleri batının geldiği yer.</p>

<p>Batı ekonomik yönden her ne kadar ileri olsa da; insandan, insanlıktan, merhametten, sevgiden uzaklaştıkça mutluluğun yerini mutsuzluk, huzurun yerini huzursuzluk, sadakatin yerini sadakatsizlik, toplumsallığın yerini bireysellik, doyumun yerini tatminsizlik almakta.</p>

<p>Bunun sonucunda bu ülkelerin gündemlerinden uyuşturucu bağımlılığı, boşanmalar, cinayetler ve intiharlar hiç düşmemektedir.<br />
///</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bizim geleneğimizde ise yaşlının tecrübe, bilgi ve bilgeliğinden dolayı ünvanı “Aksakallı”, yeri ise baş köşedir.</p>

<p>Yine bizde çocuklara şefkat, eşler için iyi günde kötü günde sadakat, aza kanaat, sağlığa şükür, hastalığa hamt etmek, komşulukta dayanışma ve paylaşmak esastır.<br />
///</p>

<p>Olmamız gereken milli değerlerimizden uzaklaşarak küresel, bireyci, sömürgeci batılı gibi mi olmak, yoksa örf, adet, milli değerlerine, gelenek ve göreneklerine bağlı üniter bir Türkiye Cumhuriyeti devleti mi?</p>

<p><strong>Ernail Koç</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/iste-bati</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2025/08/yazarlar/ernail-koc-yazdi.jpg" type="image/jpeg" length="22976"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkeş Anlatıyor: 11 Saat, Aç-Susuz Sorguya Çektiler]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/turkes-anlatiyor-11-saat-ac-susuz-sorguya-cektiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/turkes-anlatiyor-11-saat-ac-susuz-sorguya-cektiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alparslan Türkeş’in 12 Eylül sonrası 11 saatlik sorgu sürecinde yaşadığı usulsüzlükleri ve insanlık dışı muameleyi kendi anlatımıyla ortaya koyan çarpıcı bir röportaj.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>O gün beni 13.30’dan gece 00.30’a kadar devamlı sorgulamaya tuttu. Tam 11 saat... Düşünün bir kere, 11 saat yemek yemeden aç, susuz olarak, kuru bir sandalye üzerinde beni sorgulamaya tuttu.</p>

<p>Ben 16 sene milletvekilliği yapmış insanım. Genel seçimlere girdim, oy aldım ve milletvekili oldum. Bir partinin uzun seneler genel başkanlığında bulundum. Türkiye Cumhuriyetinin başbakan yardımcılığını yaptım. Ondan önce de Türk Silahlı Kuvvetlerinde Kurmay Albaylık rütbesine kadar çıktım. Senelerce hizmetlerim oldu. Yaşım da bir hayli ileri, yâni yaşlı bir insan durumundayım. Böyle bir insanın 11 saat aç, susuz bir şekilde sorguya çekilmesi ne demektir?</p>

<p>Sorgulama da, altı üstünü tutmayan sözler… Şimdi onları anlatacağım misâllerle. Zor durumda kaldığım zaman, yâni tuvalet ihtiyacım olduğu zaman, nöbetçilerle beni şeye götürürlerdi. İhtiyacımı gördükten sonra yine gelirdim ve beni yine o kuru sandalyenin üzerine oturttururdu. 11 saat onun saçmalıklarını dinledim, durdum. Saçmalıklarda bulundu.</p>

<p>Kanunsuzluk yaptı 11 saat boyunca. Güyâ beni sorguya çekiyordu. MHP, anayasaya göre kurulmuş, meşru bir siyasî parti. Ben de o siyasî partinin genel başkanlığını yaptım. Tabii bu parti, siyasî görüşlerini bildiri hâlinde yayınlamıştır. Teşkilâtlarına genelgeler göndermiştir. Partinin bütün dosyalarını elde etmiş. Şimdi alıyor genelgelerden birisini eline, yazının baş tarafını açık bırakıyor. Aşağı kısmını başka bir kâğıtla kapalı tutuyor. Başındaki başlığı gösteriyor bana, “ Bunu siz mi yazdınız?” ., diye soruyor. Halbûki usûl kanununda böyle bir şey yok. Usûl kanununda, soruşturmada, eğer bir belge hakkında bir bilgi alınmak isteniyorsa, belge, olduğu gibi sanığa verilir. Sanık onu okur, bakar, inceler ve ona göre sorgulama yapılır. Sanığa sorulur, bu belgeyi siz mi yazdınız, denilir meselâ. Sanık da, ben yazdım veya ben yazmadım, der. Ondan sonra sorgulama derinleştirilir.</p>

<p>Şimdi bir kere usûle aykırı olarak, altını kapatıyor. Üstte bir yazı var, el yazısı falan. Bunu gösteriyor, bu yazı sizin mi?, diyor. Yâhut bu belgeyi siz mi yazdınız?, diye soruyor. Veyahut belgenin üstünü kapatıyor, alt tarafta imza yerini açıyor, bu imza sizin imzanız mı?, diyor. Gene belgenin orta yerinde herhangi bir paragrafı gösteriyor. Okumamı, ne demek istediğimi, o belgeyi yazıp yazmadığımı soruyor. Yani bilmece çözer gibi... Bunlar, sorgu tutanakları okunduğu zaman, incelendiği zaman kolayca görülür, anlaşılır yaptığı usûlsüzlükler. Kendisi işlediği bu usûlsüzlükleri aynen tutanaklara işletmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yardımcısı gelince durumu farketmiş ve yaptığının usülsüz olduğunu, eğilip kulağına söylemiştir. Onun üzerine ikinci defa, tekrar o belgeleri açık bir şekilde elime vererek, gerçek bir şekilde sorgulamasına gitmiştir. Ama sorgu tutanaklarına bunlar geçti. Hepsi belli bunların, ilk yaptığı sorgu belli, ikincisi de belli. Karşımdaki adam bu! Güyâ beni sorguya çekiyor!”</p>

<p>Alparslan Türkeş, anlatmaya devam ediyor. Sanki o günleri tekrar yaşıyormuş gibi., Yaşı yetmişe ulaşmasına rağmen hâlâ dinç, hâlâ gür sesli. Arada sırada yerinden doğruluyor, sesini yükseltiyor, sorgulamayı anlatıyor...</p>

<p><br />
(Kaynak: 1 Ekim 1987 tarihli Türkiye gazetesinde Yavuz Selim röportajı)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/turkes-anlatiyor-11-saat-ac-susuz-sorguya-cektiler</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/04/turkes-anlatiyor-11-saat-ac-susuz-sorguya-cektiler.jpg" type="image/jpeg" length="96437"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkeş Bey'e ABD Ajanı Diyen Marks'ın Çocuklarına ve İnanan Zavallılara]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/turkes-beye-abd-ajani-diyen-marksin-cocuklarina-ve-inanan-zavallilara</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/turkes-beye-abd-ajani-diyen-marksin-cocuklarina-ve-inanan-zavallilara" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Yönetimi Ve Planlama uzmanı Mehmet ARSLAN'dan Alparslan Türkeş hakkında ortaya atılan CIA ajanlığı iddialarının tarihsel arka planı, Soğuk Savaş şartları, ABD eğitimi ve arşiv belgeleri ışığında kapsamlı bir analiz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ağız ishaline yakalanmış bazı insanlar yıllardan beri Türkeş Bey'e çeşitli iftiralar atmışlardır. Çok iyi hatırlıyorum namaz ve abdest sahibi insanlardan bazıları Türkeş'in müslümanlığını tartışmak için damadının (Hamit Homriş) İngiliz subayı olduğunu. Müslüman adam kızını Müslüman olmayana nasıl verir derlerdi. Bunları daha çok Adalet Partisini destekleyen Nurcular grubundan bazıları söylüyordu. Yine bunlar gibi ara ara akıl fukarası bazı zır cahiller Alparslan Türkeş Bey'in ABD adamı olduğunu söylüyorlar. Alparslan Türkeş'in bir ABD ajanı (özellikle CIA ajanı) olup olmadığı konusu, Türk siyasi tarihinde uzun yıllardır fikir rakipleri tarafından dillendirilen bir meseledir. Ancak bu iddia, somut bir "ajanlık sözleşmesi" veya belgesinden ziyade, yorumlar, iddialar ve dönemin Soğuk Savaş şartlarında Marksist-Leninist ideolojinin iftira kampanyalarına dayanan soyut suçlamalarla şekillenmiştir.</p>

<p>İddiaların Kaynağı Olarak Dillendirilen: ABD’deki Eğitimi ve Ruzi Nazar ile Tanışması</p>

<p>ABD Eğitimi (1947-1948): İddiaların temelini, Türkeş'in 1947 ve 1955-1957 yıllarında Türk Silahlı Kuvvetleri adına Amerikan askeri yardımı çerçevesinde ABD'de aldığı istihbarat, akademik ve kontrgerilla eğitimi oluşturur. İkinci Dünya Savaşının bitiminde savaşa girmeden 20 bin civarında şehit vermemiz üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri, orduyu modernleştirmek ve donanımını artırmak üzere o zamanın en güçlü devletlerine asker yollamaktaydı. TSK, 1948 yılında ABD’ye eğitim almak için gönderilecek subayları yazılı ve sözlü sınavlarla alacağını duyurmuştu.</p>

<p>Alparslan Türkeş’in 1948 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde askeri eğitim almak amacıyla katıldığı sınav süreci, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinden seçilecek personel için oldukça zorlu bir eleme maratonuydu. Bu sınavlara Türkiye genelinden toplam 120 subay müracaat etmiştir.</p>

<p>Sınav ve Eleme Süreci</p>

<p>Süreç, hem akademik bilgiyi hem de fiziksel ve psikolojik dayanıklılığı ölçen aşamalardan oluşuyordu:</p>

<p>Yazılı Sınav: 120 kişilik grup içerisinden yazılı sınavı başarıyla geçen 35 kişi mülakata ve uygulamalı testlere kalmıştır.</p>

<p>Sözlü Sınav ve Mülakat: Bu aşamada adayların liyakati, dil yeterliliği ve temsil kabiliyeti ölçülmüştür.</p>

<p>Sonuç: Tüm elemelerin sonunda Alparslan Türkeş, seçilen 16 subay arasına girerek ABD'ye "Piyade Okulu" (The Infantry School) ve "Harp Akademisi" (Command and General Staff College) eğitimleri için gönderilmeye hak kazanmıştır. Bu dönem, Türkeş'in askeri kariyerinde strateji ve teşkilatçılık konularında derinleştiği, "gerilla harbi" ve "nükleer strateji" gibi modern askeri doktrinlerle tanıştığı kritik bir dönüm noktasıdır.</p>

<p>Alparslan Türkeş'in askeri kariyerinde ABD'deki eğitim süreci iki farklı döneme ayrılmaktadır ve 1955 yılındaki sınavlar, onun ikinci gidişine (Harp Akademisi eğitimi) tekabül etmektedir. 1955 yılında ABD’deki Kara Harp Akademisi (Command and General Staff College) bünyesinde eğitim görmek üzere açılan sınavlara Türkiye genelinden toplam 63 subay müracaat etmiştir.</p>

<p>Sınav Seçim Süreci Detayları</p>

<p>Bu sınavlar, ilk gidişine oranla çok daha spesifik ve kurmaylık seviyesinde bir akademik hazırlık gerektiriyordu:</p>

<p>Yazılı Sınav: 63 aday arasından yazılı sınavı başarıyla geçen kişi sayısı 7'dir.</p>

<p>Final Seçimi: Tüm elemeler ve sözlü mülakatlar sonucunda bu 7 aday arasından sadece 2 subay başarılı sayılmıştır.</p>

<p>Kazananlar: Sınavı kazanan bu iki isimden biri Kurmay Binbaşı Alparslan Türkeş, diğeri ise Kurmay Binbaşı Refik Tulga'dır. 1955-1957 yılları arasında Washington'da NATO Türk Temsil Heyeti üyeliği sırasında Amerika Üniversitesi'nde (University of America) Uluslararası Ekonomi eğitimi almıştır. Bu başarısının ardından Türkeş, Kansas eyaletindeki Fort Leavenworth'ta bulunan askeri akademide eğitimini tamamlamış ve 1957 yılında Türkiye'ye dönmüştür. Bu eğitim, onun modern askeri stratejiler ve kurmaylık vizyonu üzerinde belirleyici bir rol oynamıştır.</p>

<p>Alparslan Türkeş'in 1959 yılında Almanya'ya gönderilme süreci, önceki ABD görevlerinden farklı olarak bir "sınav" usulüyle değil, doğrudan atama ve görevlendirme yoluyla gerçekleşmiştir.</p>

<p>Görevlendirmenin Mahiyeti</p>

<p>Türkeş, 1955-1957 yılları arasındaki ABD eğitimini üstün başarıyla tamamlayıp yurda döndükten sonra, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde "nükleer strateji" ve "modern harp teknikleri" konularında en yetkin isimlerden biri haline gelmiştir. 1959 yılında Almanya'daki NATO nükleer eğitim merkezine gönderilmesi bir seçme sınavından ziyade, uzmanlık alanına binaen yapılmış bir kadro atamasıdır.</p>

<p>Sürecin Önemli Noktaları</p>

<p>Makamı: Bu dönemde Türkeş, Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde kurulan NATO Şubesi Müdürü olarak görev yapıyordu.</p>

<p>Eğitimin Amacı: Almanya’nın Oberammergau kasabasında bulunan NATO okulunda verilen eğitim, özellikle nükleer silahların kullanımı, savunma stratejileri ve atom harbi üzerineydi.</p>

<p>Liyakat Esası: Önceki yıllarda girdiği zorlu sınavları birincilikle veya dereceyle bitirmiş olması, onun bu tür kritik ve teknik yurt dışı görevlerine sınavsız, doğrudan "uzman personel" sıfatıyla gönderilmesini sağlamıştır.</p>

<p>Ayrıca, 1959 yılında Almanya'da Atom ve Nükleer Okulu'na gönderilmiştir. Dönemin şartlarında (Soğuk Savaş'ın başlaması) ABD'nin Türkiye'ye eğitim desteği vermesi olağan bir durumdu.</p>

<p>Dönüş ve Sonrası</p>

<p>Türkeş, bu eğitimi tamamladıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve nükleer silahlar konusundaki bilgisini askeri planlamalara dâhil etmiştir. Ancak bu görevden kısa bir süre sonra, 1960 yılındaki askeri müdahale süreci başlamış ve kendisi 27 Mayıs'ın kilit isimlerinden biri haline gelmiştir.</p>

<p>Ruzi Nazar İlişkisi</p>

<p>Türkeş'in, CIA'in Türkiye'de faaliyet gösteren Özbek asıllı ajanı Ruzi Nazar ile tanışıklığı ve görüşmeleri bilinmektedir. Ruzi Nazar bir Türk ve komünist karşıtıdır. Türkeş de gençliğinden beri komünist karşıtıdır. O zamanın Türkiye’sinde çok az insan hariç, vatandaşların kahir ekseriyeti komünizmi 1. düşman olarak görmektedir. SSCB’nin Avrupa’nın %60’ını direkt ya da dolaylı olarak idare etmesi, bu durumu pekiştirmiştir. 1956 yılında Macaristan’ın, 1968 yılında Çekoslovakya’nın bırakın komünizmden ayrılmayı, kendi milli sosyalizmlerini istemeleri sonucunda dünyaya meydan okuyarak Çekoslovakya’yı çiğnemiştir. Bu durum ve dünyada kanlı komünizm ihtilalleri, SSCB’nin daha önceki toprak talepleri Türkiye’yi çok korkutarak komünizmle mücadele konusunda Batıya daha çok yaklaştırmıştır. O zamanlar müttefikimiz olan ve SSCB’ye karşı bize destek veren ABD adına çalışan Ruzi Nazar’ın Türk Dünyasındaki SSCB karşıtları ile temasta olması çok normal bir durumdu. O zamanlar konjonktür gereği biraz da mecbur olduğumuz ABD-Türkiye yakınlaşması ve haliyle iki Turancı olan Ruzi Nazar ve Türkeş’in görüşmeleri, komünizm yayılmasına engel olarak görüldüğü için Marksist-komünist-sosyalistler tarafından Türkiye’nin en milliyetçi devlet adamı olan Türkeş’i ABD ajanı olarak dillendirilmesine vesile olmuştur.</p>

<p>Belgeler Ne Diyor? (Amerikan Arşivleri)</p>

<p>Son yıllarda erişime açılan CIA ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı belgeleri üzerinde yapılan akademik çalışmalar farklı bir tablo ortaya koymaktadır:</p>

<p>Mesafe ve Temkin: Araştırmalar, belgelerin çoğunun Türkeş'in ABD politikalarına şüpheyle yaklaştığını, "Turanist" (Türk Birliği) fikirleri nedeniyle ABD tarafından tehlikeli veya kontrol edilmesi zor bir aktör olarak görüldüğünü göstermektedir.</p>

<p>27 Mayıs Süreci: 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Türkeş'in, ordudan tasfiye edilecek subayların tazminatları için ABD'den 12 milyon dolar talep ettiği ve bu parayı aldığı belgelerle sabittir. Ancak Türkeş bunu bir "ajanlık faaliyeti" değil, devletin ihtiyacı olan bir dış yardım olarak değerlendirmiştir.</p>

<p>27 Mayıs 1960 darbesi sonrası Alparslan Türkeş’in Milli Emniyet Hizmeti (MAH) —günümüzdeki adıyla MİT— içerisindeki yabancı etkisini tasfiye etmeye çalıştığı iddiası, Türk istihbarat tarihi açısından kritik bir dönüm noktasıdır. Bu konudaki gelişmeleri şu başlıklarla özetleyebiliriz:</p>

<p>MAH’ın O Dönemki Durumu: 1950’li yıllarda, özellikle Truman Doktrini ve Marshall Yardımı sonrası, Türk istihbarat birimi MAH'ın personellerinin maaşlarının bir kısmının ABD (CIA) tarafından ödendiği ve teknik donanımın tamamen onlara bağlı olduğu tarihsel bir vakadır. Bu durum, kurumun bağımsızlığı üzerinde ciddi bir gölge oluşturuyordu. Türkiye’nin resmi istihbarat teşkilatı ABD’nin yönetimindeydi!</p>

<p>Türkeş'in Müdahalesi: 27 Mayıs darbesinin "kudretli albayı" ve Başbakanlık Müsteşarı olan Alparslan Türkeş, devlet mekanizmasını yeniden yapılandırırken MAH'a da el atmıştır:</p>

<p>Amerikan Odasının Kapatılması: Türkeş'in, MAH binası içerisinde bulunan ve Amerikalı istihbaratçıların doğrudan erişimi olan özel odayı kapattırdığı iddia edilmektedir.</p>

<p>Maaş Ödemelerinin Kesilmesi: Amerikalılar tarafından ödenen personel maaşlarını reddederek, kurumun tamamen Türk bütçesiyle finanse edilmesi gerektiğini savunmuştur.</p>

<p>Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu Hazırlığı: Türkeş, MAH'ın modernize edilerek daha profesyonel ve "milli" bir yapıya kavuşması (MİT'in temelleri) için çalışmalar başlatmıştır.</p>

<p>Bu Tasfiyenin Sonuçları: Türkeş'in bu hamleleri, hem kurum içindeki statükoyu hem de ABD’nin Türkiye’deki istihbarat ağını rahatsız etmiştir. Birçok siyasi analist ve tarihçi, Türkeş'in 13 Kasım 1960'ta "14'ler" olarak adlandırılan grupla birlikte tasfiye edilip Hindistan’a sürgüne gönderilmesinin arkasındaki ana nedenlerden birinin bu "istihbaratı millileştirme" çabası olduğunu savunur.</p>

<p>Alparslan Türkeş, Ruzi Nazar ve "Ajanlık" İftiralarının Mantıksızlığı</p>

<p>1. "Amerikan Odası"nın Kapatılması ve 14’ler Olayı</p>

<p>Birçok tarihçiye göre, 13 Kasım 1960'ta Alparslan Türkeş ve beraberindeki 14 subayın (14'ler) bir gece baskınıyla tasfiye edilip Hindistan gibi uzak ülkelere sürgüne gönderilmesinin en büyük dış nedeni, Türkeş'in MAH ve ordu üzerindeki Amerikan etkisini kırma girişimidir.</p>

<p>Türkeş, Başbakanlık Müsteşarlığı döneminde MAH bünyesindeki personelin dahi giremediği, sadece Amerikalılara tahsis edilmiş olan **"Amerikan Odası"**nı kapatmıştır. Bu hamle, ABD’nin Türkeş'i "tasfiye edilmesi gereken kişi" olarak kodlamasına yol açan en kritik olaydır. Gizliliği kaldırılmış Amerikan belgeleri de ABD'nin bu tasfiyeyi büyük bir memnuniyetle karşıladığını ve darbe içindeki diğer gruplara diplomatik destek verdiğini açıkça ortaya koymaktadır.</p>

<p>2. Ruzi Nazar: Türkistan Ülküsü ve Stratejik Mücadele</p>

<p>Ruzi Nazar (1917–2015), Türkistan’ın bağımsızlığına adanmış ömrüyle 20. yüzyılın en stratejik figürlerinden biridir. Mücadelesi, Soğuk Savaş’ın derinliklerinde yürütülen istihbari bir operasyon dizisidir:</p>

<p>1. Safha (Lejyonerlik): Kızıl Ordu subayıyken Almanlara esir düşmüş, "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığıyla Sovyet işgaline karşı Türkistan Lejyonu’na katılmıştır.</p>

<p>2. Safha (CIA ve Strateji): 1950’lerde ABD’ye geçerek mücadelesini ideolojik zemine taşımıştır. Voice of America üzerinden Türk halklarına hürriyet fikirlerini aşılamış, "Yeşil Kuşak" stratejisinin mimarlarından biri olmuştur. 1959-1971 Ankara yıllarında ise Türkiye’nin komünizmle mücadelesine ve Orta Asya milliyetçi damarının canlı tutulmasına destek vermiştir.</p>

<p>3. Safha (Bağımsızlık): 1991’de SSCB dağılınca anavatanı Özbekistan’a dönmüş ve Devlet Başkanı İslam Kerimov tarafından bir kahraman gibi ağırlanmıştır.</p>

<p>3. Marksist-Leninist Terminoloji ve İftira Mekanizması</p>

<p>Soğuk Savaş yıllarında Marksist ve komünist çevreler, alt edemedikleri herkesi "CIA ajanı, faşist, emperyalist uşağı ve halk düşmanı" olarak suçlamışlardır. Bu durum basit bir hakaret değil, sistematik bir yaklaşımdır:</p>

<p>Dost-Düşman Paradigması: Sınıf savaşımı teorisine göre, işçi sınıfının (komünizmin) yanında olmayan herkes otomatikman "halk düşmanı"dır.</p>

<p>Emperyalizm Yaftası: Sosyalist olmayan her türlü milliyetçi veya muhafazakar hareket, emperyalizmin yerli işbirlikçisi olarak damgalanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Faşizm Kavramının İstismarı: Komünizme karşı olan her türlü sert devlet otoritesi veya milliyetçi refleks, muhatabı gayrimeşru kılmak için "faşizm" olarak adlandırılır.</p>

<p>4. Çelişkiler ve Tarihi Gerçekler</p>

<p>Marksist-Leninistlere göre Ruzi Nazar, Sovyet sistemini yıkmaya çalıştığı için "halk düşmanı"ydı. Türkeş de çocukluğundan beri Turancı ve komünizm karşıtı olduğu, üstelik Nazar ile tanıştığı için aynı kefeye konulmuştur. Ancak bu alçakça iftiraları atanların cevaplayamadığı zıtlıklar şunlardır:</p>

<p>Eğer Türkeş ABD ajanıysa, neden MAH binasındaki Amerikan Odası'nı kapattı?</p>

<p>ABD, kendi "ajanı" olduğu iddia edilen birinin sürgüne gönderilmesine neden onay verdi ve destekledi?</p>

<p>12 Eylül darbesinde ABD’li yetkililer "Bizim çocuklar başardı" derken, Türkeş neden yıllarca hapis tutuldu ve Ülkücü gençlere akıl almaz işkenceler yapıldı?</p>

<p>Yahudi Marks'ın çocuklarına son kez sormak gerekir: ABD, kendi ajanı olduğuna inandığınız birine karşı darbe yaptırır mı? Eğer öyle olsaydı, o çok güvendiğiniz istihbarat ağları bu darbeyi Türkeş'e çok daha önceden haber vermez miydi?</p>

<p>En üzücü ve durum ise kendilerine ülkücü diyen sosyal medyanın esiri olmuş yaşadığı dünü unutarak yarına Marksın çocuklarının eskisiyle bakan insanlardan bazılarının da bu konuyu dillendirmesidir. Bu durum da herkesi kendileri gibi samimiyetsiz olarak zannetmelerinin en belirgin örneğidir.</p>

<p>Dermansız ağız ishaline yakalanmış zavallılar, şimdi anladınız mı beyinsizliğinizin ne kadar meydanda olduğunu!</p>

<p>Bu vesile ile ölümünün 29 yılında Türk insanına bir ülkü aşılayarak milletler mücadelesinde her türlü yabancı uşaklara karşı Türk Yurdu’nun korunmasının yanında Turan Yurdu’nu da hedef gösteren fikir ve dava adamı, Türkoğlu Türk Başbuğ Alparslan Türkeş Bey’e Rabbim rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. Amin</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/turkes-beye-abd-ajani-diyen-marksin-cocuklarina-ve-inanan-zavallilara</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/04/turkes-beye-abd-ajani-diyen-marksin-cocuklarina-ve-inanan-zavallilara.jpg" type="image/jpeg" length="33505"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Demokratik Değişimin Ahlaki Temelleri]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/demokratik-degisimin-ahlaki-temelleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/demokratik-degisimin-ahlaki-temelleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin geleceği için ahlaki temelli bir siyasi dönüşüm çağrısı: adalet, liyakat, hukukun üstünlüğü ve toplumsal akıl ile inşa edilecek bir “Türkiye Rönesansı” vizyonu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Siyasi dönüşümün ahlaki altyapıya ihtiyacı;</p>

<p>Tasavvurumuzdaki Türkiye Rönesansı yalnızca düşünüş biçimi değişimi, ekonomik büyüme veya teknolojik sıçramayla gerçekleşmeyecektir.</p>

<p>Bu dönüşümün ahlaki bir altyapıya da ihtiyacı vardır.<br />
Çünkü tarih bize şunu defalarca göstermiştir:<br />
Adalet üretmeyen devletler büyüyebilir ama medeniyet kuramaz. Güven inşa etmeyen kurumlar işleyebilir ama toplumsal dönüşüme öncülük edemezler.<br />
Ahlaki ve adil zeminden yoksun bir kalkınma ise eninde sonunda kendi çelişkisiyle çöker.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Demokratik değişim bu yüzden bir siyasi tercih meselesi olmaktan önce ahlaki bir zorunluluktur.<br />
Hukukun üstünlüğü; yalnızca yatırım ortamını iyileştiren teknik bir düzenleme değil, insanın onurunu güvence altına alan ahlaki bir taahhüttür.<br />
Ehliyet ve liyakat; yalnızca verimliliği artıran bir yönetim ilkesi değil, emeğin karşılığını gören bir adalet anlayışının temelidir.<br />
Basın özgürlüğü; yalnızca demokratik bir gösterge değil, toplumun kendi kendini düzeltme kapasitesinin vazgeçilmez aracıdır.</p>

<p>Prefrontal korteksin uzun vadeli muhakemesi ile limbik sistemin anlık tepkileri arasındaki o köklü gerilim, siyaset sahnesinde de kendini göstermektedir.<br />
Anlık çıkar hesapları mı, yoksa uzun vadeli toplumsal akıl mı? Kimlik korkusunu körüklemek mi, yoksa ortak aidiyet zemini inşa etmek mi?<br />
Bölünmüşlüğü yönetmek mi, yoksa toplumsal bütünlüğü derinleştirmek mi?</p>

<p>Türkiye'nin önündeki seçim tam da burasıdır. Bu seçim sadece sandıkta değil, önce zihinlerde ve vicdanlarda yapılmak zorundadır.</p>

<p>ÇAĞRI: OKUYUCUYA, TOPLUMA VE TARİHE NOT !<br />
Orta Doğu yanıyor.<br />
Bu ateşin ortasında Türkiye duruyor; hem o ateşin içinde hem de ondan farklı bir yerde. Bu paradoks, hem en büyük tehlikemiz hem de en büyük fırsatımızdır.</p>

<p>Bu çalışmalar bir manifesto değildir, bir parti programı hiç değildir.<br />
Bin yılın birikimini, son iki asrın acılarını ve önümüzdeki 25 yılın imkânlarını birlikte okuma çabasıdır.<br />
Tarihe not düşme cesaretidir.<br />
Belki de her şeyden önce, bir uyanış daveti.</p>

<p>Davetten kastımız şudur: Türkiye'nin entelektüel sorumluluk taşıyan her ferdi; bilim insanı, sanatçı, siyasetçi, gazeteci, öğretmen, genç, yaşlı, sağcı, solcu, dindar, laik, bu ülkenin geleceğine ortak bir akıl ve vicdan meselesi olarak bakma sorumluluğunu taşımaktadır.<br />
Çünkü rönesanslar seçilmiş azınlıkların yanında, uyanmış çoğunlukların eseridir.</p>

<p>Ateşin ortasında bile birlikte kalabilmek; bu coğrafyanın en büyük mucizesi, Türkiye'nin en güçlü stratejik sermayesi ve yeni bir aydınlanmanın en sağlam temelidir.</p>

<p>Bu hikâye henüz tamamlanmamıştır. Tamamlanması, hepimizin sınav konusudur.</p>

<p>Zira insanlık, dış dünyada şehirler kurmadan önce kendi zihninde bir düzen kurmak zorundadır. Bugün hâlâ aynı eşiğin üzerindeyiz. Eğer bireyler ve toplumlar korkularını yönetebiliyorsa ve paranoyanın tutsağı olmuyorsa; öfkelerini dönüştürebiliyorsa; kısa vadeli çıkarlar yerine uzun vadeli hukuk bilinci ve adalet duygusunu seçebiliyorsa, orada tartışmasız gelişmiş bir medeniyet vardır.<br />
Aksi durumda ABD/İSRAİL saldırılarında olduğu gibi en gelişmiş teknolojiler bile yalnızca daha sofistike bir barbarlık üretirler.</p>

<p>Çünkü medeniyet ne binalarda, ne adalet saraylarında, ne de üst düzey teorilerle kodifiye edilmiş metinlerde başlar. Medeniyet; insanın kendi beynine hükmedebilmesi, başta hukuk olmak üzere denetimli mekanizmalar oluşturması ve kapsayıcı, dengeleyici kurumlar üretebilme kapasitesinin toplamıdır.</p>

<p>Türkiye Rönesansı'nın hedefi de tam olarak budur: Bir toplumun prefrontal kapasitesini; yani akıl, planlama, empati ve uzun vadeli muhakeme gücünün kurumsal düzeyde inşa edilmesi...</p>

<p><strong>Rubil GÖKDEMİR</strong><br />
Demokratik Değişim Hareketi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/demokratik-degisimin-ahlaki-temelleri</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/04/yazarlar/rubil-gokdemir-yazar.JPG" type="image/jpeg" length="80322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zihnimizi Kurtarmadan Geleceği Kuramayız!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/zihnimizi-kurtarmadan-gelecegi-kuramayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/zihnimizi-kurtarmadan-gelecegi-kuramayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin en büyük sorununun zihinsel karmaşa olduğunu vurgulayan Rubil Gökdemir, bilim, inanç ve kültür arasındaki dengeyi savunarak kutuplaşmaya karşı akıl, özgürlük ve toplumsal uzlaşı çağrısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aziz milletim,</p>

<p>Bugün size ekonomiden, dış politikadan ya da günlük siyasetin kısır tartışmalarından bahsetmeyeceğim.<br />
Bugün size, bu ülkenin asıl meselesinden bahsedeceğim: zihnimizin dağınıklığından!</p>

<p>Evet…<br />
Türkiye’nin en büyük sorunu;<br />
bilimle inancı, akılla kültürü, bilgiyle kanaati birbirine karıştırmamızdır.</p>

<p>Biz ne yaptık?<br />
Bilimi, inancı yargılamak için kullandık.<br />
İnancı, bilimi sınırlamak için kullandık.<br />
Sonuç ne oldu?<br />
Kavga… gerilim… kutuplaşma…</p>

<p>Aynı ülkenin insanları, aynı hakikatin farklı yüzleriyle savaşır hale geldi!<br />
Buradan açık ve net söylüyorum:<br />
Bu kavga sahte bir kavgadır!<br />
Bu çatışma yapaydır!<br />
Bu ayrışma, yanlış düşünmenin ürünüdür!</p>

<p>Aziz milletim,<br />
Bilim başka bir şeydir!<br />
İnanç başka bir şeydir!<br />
Kültür bambaşka bir şeydir!</p>

<p>Bilim ölçer.<br />
İnanç anlam verir.<br />
Kültür yaşatır.</p>

<p>Sen ölçüyü anlamın yerine koyarsan hata yaparsın!<br />
Sen anlamı ölçünün yerine koyarsan yine hata yaparsın!</p>

<p>İşte biz yüz yıllardır bu hatayı yapıyoruz!<br />
Buradan ilan ediyoruz:<br />
Bu ülkenin yeni bir kavgaya değil, yeni bir dengeye ihtiyacı var.<br />
Ne bilimi ezen bir anlayışa izin vermeliyiz,<br />
Ne de inancı küçümseyen bir kibire yol vermeliyiz.</p>

<p>Diyoruz ki:<br />
Her şey yerinde olacak!<br />
Her alan kendi sınırında olacak!<br />
Peki ne yapacağız?<br />
İlk olarak, çocuklarımıza doğru düşünebilmeyi öğreteceğiz!<br />
Ezber değil, sorgulama!<br />
Kör inanç değil, bilinçli tercih!<br />
Taklit değil, akıl!</p>

<p>Okullarda artık şu öğretilecek:<br />
Bilim nedir, inanç nedir, kültür nedir, farkları nedir?<br />
Çünkü farkı bilmeyen toplum,<br />
her şeyi birbirine karıştırır!</p>

<p>Devlete sesleniyoruz:<br />
Artık toplumu tanımadan politika yapmanızın dönemi bitecek! Bu milletin kültürünü, benimsediği evrensel ilkeleri ve sosyolojik gerçekliğini yok sayarak siyaset yapamazsınız!</p>

<p>Yine diyoruz ki:<br />
Her karar, bu toplumun haklı taleplerine bakılarak alınmalıdır!</p>

<p>Medyaya sesleniyoruz:<br />
İnsanları birbirine düşüren tartışmalar değil, polemik değil; anlatan, açıklayan, öğreten bir dil istiyoruz!</p>

<p>Ve en önemlisi…<br />
Milletimize sesleniyoruz:</p>

<p>Sen kavga etmek zorunda değilsin!<br />
Sen yapay kavgalara taraf olmak zorunda değilsin!</p>

<p>Çünkü bu ülke ya bilim ya inanç seçmek zorunda değil!<br />
Bu ülke aklı da seçer, inancını da yaşar!</p>

<p>Mücadelemizin şiarı şudur:<br />
Cehalete karşı akıl!<br />
Kutuplaşmaya karşı uzlaşma ve denge!<br />
Dayatmaya karşı özgürlük!</p>

<p>Ve buradan son sözümüz:<br />
Türkiye’nin yeni bir sıçrama yapması yollarla, binalarla değil…<br />
Zihinlerle olacaktır!<br />
Zihnimizi kurtaracağız!<br />
Düşüncemizi berraklaştıracağız!<br />
Ve bu ülkeyi yeniden ayağa kaldıracağız!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çünkü biz biliyoruz:<br />
Zihni karışık bir toplum, güçlü bir devlet kuramaz!<br />
Ama zihni net bir millet, kendini değiştirmekle kalmaz dünyayı değiştirir!</p>

<p><strong>Rubil GÖKDEMİR Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/zihnimizi-kurtarmadan-gelecegi-kuramayiz</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/04/yazarlar/rubil-gokdemir-yazar.JPG" type="image/jpeg" length="91645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sabri Şenel’den Dikkat Çeken Uyarılar: “Bu Gidişat Sürdürülemez”]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/sabri-senelden-dikkat-ceken-uyarilar-bu-gidisat-surdurulemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/sabri-senelden-dikkat-ceken-uyarilar-bu-gidisat-surdurulemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabri Şenel’den Türkiye, BOP, ekonomi ve dış politika üzerine çarpıcı açıklamalar. Liyakat, üretim ve toplumsal birlik vurgusuyla dikkat çeken analiz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ülkücü camianın tanınmış isimlerinden siyaset bilimci <strong>Sabri Şenel</strong>, Türkiye’nin mevcut yönetim anlayışına yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Şenel’in sözleri, hem siyasi iklime hem de devlet yönetimine dair önemli eleştiriler içerdi.</p>

<p><img alt="Sabri Şenel" height="398" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/04/sabri-senel.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="410" /></p>

<p><strong>TRACTOR FORMASIYLA MESAJ: “TURAN COĞRAFYASI TEK MİLLETTİR”</strong></p>

<p>Konuşmasına Tractor Takımı formasını göstererek başlayan Şenel, Tabriz’in Türk toprağı olduğunu vurguladı. Bölgedeki Türklerin milliyetçi ve bilinçli duruşuna dikkat çeken Şenel, Türk milletinin yalnızca Türkiye sınırları içinde değerlendirilemeyeceğini ifade etti.</p>

<p>İran’daki Türk nüfusuna değinen Şenel, “İran, Türkiye’den sonra Türklerin en çok yaşadığı ülkedir” diyerek Turan coğrafyasına işaret etti.</p>

<p><strong>BOP, İRAN VE BÖLGESEL GERİLİMLER</strong></p>

<p><strong>“Amaç enerji kaynaklarını kontrol etmek”</strong></p>

<p>Şenel, konuşmasında Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını <strong>Büyük Ortadoğu Projesi (BOP </strong>kapsamında değerlendirdi. Bu sürecin temel hedefinin petrol ve doğal gaz kaynaklarını kontrol etmek olduğunu belirtti.</p>

<p>Ayrıca, bölgede <strong>dört parçalı Kürdistan </strong>kurulmak istendiğini öne süren Şenel, İran’ın kendini savunma hakkına sahip olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Sivil kayıplara dikkat çekti</strong></p>

<p>Şenel, saldırılarda yaşanan sivil kayıplara dikkat çekerek, özellikle çocuk ölümlerinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bu durumun Filistin’de yaşananlarla benzerlik taşıdığını dile getirdi.</p>

<p><strong>Tarihsel değerlendirme: “İran tarihi Türk tarihidir”</strong></p>

<p>Şenel, İran’ın 5000 yıllık tarihinin büyük ölçüde Türk tarihi olduğunu savundu. Sakalar, Afşarlar, Selçuklular ve Safeviler gibi Türk devletlerini örnek göstererek, Pers tarihinin sınırlı bir dönemle değerlendirilmesinin yanlış olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="Sabri Şenel 2" height="405" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/04/sabri-senel-2.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="409" /></p>

<p><strong>“BÜYÜK KÜRDİSTAN, BÜYÜK İSRAİL’İN ARACIDIR”</strong></p>

<p><strong>Zionist-evangelist vurgusu</strong></p>

<p>Şenel, <strong>Büyük Kürdistan</strong> projesini, <strong>Büyük İsrail </strong>hedefinin bir parçası olarak değerlendirdi. Bu yaklaşımı “Zionist-evangelist anlayış” olarak tanımlayan Şenel, herhangi bir millet ya da inançla sorunu olmadığını ancak tahrif edilmiş yorumlara karşı çıktığını belirtti.</p>

<p><strong>İÇ POLİTİKA UYARILARI: “TOPLUM BÖLÜNMEMELİ”</strong></p>

<p><strong>“Türkiye ayrışarak değil birleşerek güçlenir”</strong></p>

<p>Türkiye’deki toplumsal ayrışmanın tehlikeli boyutlara ulaştığını belirten Şenel, siyasi kamplaşmanın ülkeye zarar verdiğini söyledi.</p>

<p>“Bu ülke ayrışarak değil, birleşerek güçlenir. Bugün yapılan en büyük hata, toplumu kamplara bölmektir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>LİYAKAT VE DEVLET YÖNETİMİ ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p><strong>“Liyakat yoksa sistem çöker”</strong></p>

<p>Şenel, devlet kadrolarında <strong>liyakat</strong> ilkesinin geri plana itilmesini sert sözlerle eleştirdi:</p>

<p>“Liyakat yoksa sistem çöker. Devlet yönetimi sadakatle değil, ehliyetle ayakta kalır.”</p>

<p><img alt="Sabri Şenel 3" height="430" src="https://haberalpcom.teimg.com/haberalp-com/uploads/2026/04/sabri-senel-3.JPG" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="408" /></p>

<p><strong>EKONOMİ VE EĞİTİM SİSTEMİ ELEŞTİRİSİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Üretmeyen ekonomi güçlü olamaz”</strong></p>

<p>Ekonomik değerlendirmelerde bulunan Şenel, <strong>ithalata dayalı büyüme </strong>modelini eleştirdi. Türkiye’nin üretimden uzaklaşmasının ciddi riskler doğurduğunu belirtti.</p>

<p>“Üretmeyen bir ekonomi güçlü olamaz. Kendi kaynaklarına dayanmayan bir sistem, dışa bağımlılıktan kurtulamaz” dedi.</p>

<p>Eğitim sistemine de değinen Şenel, gençlerin geleceğinin yanlış politikalar nedeniyle riske atıldığını ifade etti.</p>

<p><strong>DIŞ POLİTİKA UYARISI: “DÜNYA YENİDEN ŞEKİLLENİYOR”</strong></p>

<p>Şenel, Türkiye’nin dış politikada kritik bir süreçten geçtiğini belirterek küresel dengelerin hızla değiştiğine dikkat çekti.</p>

<p>“Dünya yeniden şekilleniyor. Türkiye bu süreci doğru okuyamazsa ciddi risklerle karşı karşıya kalır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>SON MESAJ: “ARTIK HERKES SORUMLULUK ALMALI”</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda hem siyasetçilere hem topluma çağrıda bulunan Şenel, sorumluluk vurgusu yaptı:</p>

<p>“Artık herkes elini taşın altına koymalı. Bugün susarsak, yarın çok geç olabilir.”</p>

<p>Konuşmasını “Bu gidişat sürdürülemez” sözleriyle tamamlayan Şenel, Türk milletinin birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/sabri-senelden-dikkat-ceken-uyarilar-bu-gidisat-surdurulemez</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/04/sabri-senelden-dikkat-ceken-uyarilar-bu-gidisat-surdurulemez.jpg" type="image/jpeg" length="34100"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin’den ABD’ye Sert Mesaj: “Dünya Gerçek Tehdidi Unutmamalı”]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/cinden-abdye-sert-mesaj-dunya-gercek-tehdidi-unutmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/cinden-abdye-sert-mesaj-dunya-gercek-tehdidi-unutmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çin Büyükelçiliği, ABD’nin II. Dünya Savaşı’ndan bu yana bombaladığı ülkeleri listeledi. Açıklamada çifte standart ve küresel sistem eleştirisi öne çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Moskova’daki <strong>Çin Büyükelçiliği</strong>, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana <strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong> tarafından bombalanan ülkelerin yer aldığı kapsamlı bir liste yayımladı. Açıklama, uluslararası kamuoyunda tartışma yarattı.</p>

<p><strong>ABD’nin bombaladığı ülkeler listelendi</strong></p>

<p><strong>1945’ten günümüze uzanan dikkat çekici liste</strong></p>

<p>Büyükelçilik tarafından paylaşılan listede şu ülkeler yer aldı:</p>

<p>Japonya (6 ve 9 Ağustos 1945),<br />
Kore ve Çin (1950–1953),<br />
Guatemala (1954, 1960, 1967–1969),<br />
Endonezya (1958),<br />
Küba (1959–1961),<br />
Kongo (1964),<br />
Laos (1964–1973),<br />
Vietnam (1961–1973),<br />
Kamboçya (1969–1970),<br />
Grenada (1983),<br />
Lübnan (1983–1984),<br />
Libya (1986, 2011, 2015),<br />
El Salvador (1980),<br />
Nikaragua (1980),<br />
İran (1987, 2025),<br />
Panama (1989),<br />
Irak (1991, 1991–2003, 2003–2015),<br />
Kuveyt (1991),<br />
Somali (1993, 2007–2008, 2011),<br />
Bosna (1994–1995),<br />
Sudan (1998),<br />
Afganistan (1998, 2001–2015),<br />
Yugoslavya (1999),<br />
Yemen (2002, 2009, 2011, 2024–2025),<br />
Pakistan (2007–2015),<br />
Suriye (2014–2015).</p>

<p><strong>“GERÇEK TEHDİDİ UNUTMAMALIYIZ”</strong></p>

<p><strong>Çin’den çifte standart eleştirisi</strong></p>

<p>Çin Büyükelçiliği, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Dünya için gerçek tehdidin kim olduğunu asla unutmamalıyız.”</p>

<p>Bu açıklamayla birlikte, küresel sistemin <strong>çifte standart</strong> uyguladığı vurgulandı.</p>

<p><strong>ULUSLARARASI TOPLUM ELEŞTİRİLDİ</strong></p>

<p><strong>“Kınama yok, yaptırım yok”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, Batı dünyasının ABD’ye yönelik tutumu da eleştirildi. ABD’nin askeri müdahalelerine karşı uluslararası kamuoyunda güçlü bir tepki oluşmadığı ifade edildi.</p>

<p>“Uluslararası toplum sessiz kaldı. ABD eylemleri nedeniyle herhangi bir yaptırımla karşılaşmadı” değerlendirmesi yapıldı.</p>

<p><strong>İRAN-İSRAİL GERİLİMİ ÜZERİNDEN MESAJ</strong></p>

<p><strong>“ABD’nin ahlaki zemini yok”</strong></p>

<p>Açıklamanın, İran ile İsrail arasında yaşanan gerilim sürecinde yayımlanması dikkat çekti. Çin tarafı, İran’ın misilleme saldırılarının ardından ABD ve müttefiklerinin İran’ı “küresel tehdit” olarak tanımlamasına tepki gösterdi.</p>

<p>Bu kapsamda, <strong>küresel tehdit </strong>söyleminin sorgulanması gerektiği ifade edildi.</p>

<p><strong>“BU ARTIK DİPLOMATİK MESAJ DEĞİL”</strong></p>

<p><strong>Küresel düzene açık eleştiri</strong></p>

<p>Çin Büyükelçiliği’nin yayımladığı liste, yalnızca diplomatik bir açıklama olarak değil, mevcut küresel düzene yönelik açık bir eleştiri olarak değerlendirildi.</p>

<p>Açıklamada, Batı medyası ve hükümetlerinin <strong>ikiyüzlü</strong> bir tutum sergilediği öne sürüldü. ABD’nin geçmişteki askeri müdahalelerine karşı sessiz kalındığı ifade edildi.</p>

<p><strong>“Dünya gerçekleri hatırlamalı”</strong></p>

<p>Çin tarafı, yayımlanan listenin amacının uluslararası kamuoyuna ABD’nin geçmişteki askeri operasyonlarını hatırlatmak olduğunu belirtti.</p>

<p>Açıklama, “Güç kimdeyse hukuk onun elinde, ancak bu düzen sonsuza kadar böyle devam etmeyecek” mesajıyla son buldu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/cinden-abdye-sert-mesaj-dunya-gercek-tehdidi-unutmamali</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/04/cinden-abdye-sert-mesaj-dunya-gercek-tehdidi-unutmamali.jpg" type="image/jpeg" length="47044"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağlamak İstiyorum !]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/aglamak-istiyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/aglamak-istiyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bazı toplumların en büyük çıkmazı, sorunlarının karmaşıklığından değil; o sorunları algılama biçimlerinden doğar.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zihin eğitimi ile düşünüş biçimimizi değiştirdiğimizde, problemleriniz "teknisyenlik" düzeyindeki bilgi ve pratik uygulamalarla halledilir.</p>

<p>Türkiye'de yaşadığımız kriz ise; ekonomik, siyasal ya da kurumsal krizden çok daha derin bir krizdir:<br />
ZİHİNSEL MİMARİ KRİZİ...</p>

<p>Bu krizin özü; insan zihninin bütüncül yapısının çözümlenmesiyle ancak anlaşılabilir.<br />
Esas itibariyle insanı çözümleyebilmek için beynimizin RASYONEL/AKLÎ bölüm ve sisteminin BİLİM, VERİ, ELEŞTİREL DÜŞÜNME ve ANALİZ üretecek şekilde eğitilmesi, DUYGU/ANLAM üretme bölüm ve sisteminin ise EMPATİ, AHLAK, BAĞ KURMA özelliklerine göre eğitilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Gerçeklerle yüzleşmek için Kurumsal eğitime dair verilere baktığımızda; gerçekten siz de ağlamak isteyeceksiniz.<br />
İlk ve orta öğretimde 18 milyon öğrenci, 1,2 milyon öğretmen rakamıyla karşılaşıyoruz. Yaklaşık %90'ına denk gelen devlet okulları için bütçeden %83 maaş ve SGK giderlerine ayrılan 2,9 trilyon TL para harcıyoruz. MEB "Abide" adlı programının ölçümlerine göre 8 ve 9. sınıfa gelmiş öğrencilerin %59,8'i "Modern Dünyada Yaşamını Sürdürecek Kadar Türkçe Bilmiyor".<br />
Aynı şekilde öğrencilerin %66,1'i de "Olaylar Arasında Neden Sonuç İlişkisi Kuramıyor"muş.</p>

<p>Görüldüğü üzere Türkiye'nin çıkışı yeni bir insan modeli yetiştirmekten geçiyor. Yanlış anlaşılmasın sakın; otoriter modernleşme örneklerinde olduğu gibi "doktriner eğitim tezgahı" önermeyeceğim. Bütünüyle bilimsel verilerle "insanı" özne kabul ederek, demokratik, çoğulcu, sosyolojik gerçekliğe uygun zihin eğitimi temelli bilimsel yöntemlerden bahsedeceğim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zihin kodları bilimsel verilerle inşa edilmiş bir toplum olmadan ne demokrasi işler, ne ekonomi sürdürülebilir olur, ne de toplumsal güven oluşturabiliriz.</p>

<p>Yeni Türkiye Aydınlanması veya Rönesansı için diğer alanlarda da planlandığı gibi eğitim sisteminin yeniden ve kökten yapılandırılması gerekmektedir.<br />
Özü itibariyle BİLGİ YÜKÜ DEĞİL, ZİHİN EĞİTİMİ;<br />
* Nasıl düşüneceğini öğretmek,<br />
* Nasıl hissedeceğini, anlamlandırmayı öğretmek...<br />
Bu eğitim için zorunlu MÜFREDATIN;<br />
* Analitik düşünme (bilim, felsefe, matematik)<br />
* Duygusal zekâ (birey ve toplumla empati, iletişim kurma ve duygu eğitimi) ana bölümlerini ihtiva etmesi gerekir.</p>

<p>Bu kapsamda EZBERE DAYALI SİSTEM DERHAL TASFİYE EDİLMELİDİR.<br />
* Ezber düşük güvenli birey ve toplum üretir.<br />
* Empati, anlama yüksek güvenli birey ve toplum üretir.</p>

<p>Kök sebepler kapsamında olmak üzere; Türkiye'nin kalkınma sorunun temeli ekonomik değil, zihinsel mimari sorunudur.</p>

<p>Türkiye'nin geleceği eğer retorik yapmıyorsak, ne daha fazla okul yapmakta, ne daha fazla üniversite açmakta, ne de üçüncü dünya kategorisinde kalarak çok çalışmak veya üretmekte değil, GERÇEK SIÇRAMA, AYDINLANMA, RÖNESANS; insanımızın nasıl düşündüğünü, nasıl hissettiğini ve nasıl karar verdiğini yeniden inşa etmekten geçer.</p>

<p>Bu inşa için; insan zihnini üçlü bir bütün olarak ele almak zorunluluğu vardır:<br />
* Analitik akıl, duygusal zekâ ve bedensel regülasyon becerisi.</p>

<p>Türkiye sürdürülebilir kalkınma, demokratik/hukuki kurumsallaşma ve toplumsal refah hedeflerine ulaşabilmesi için gerekli olan ZİHİNSEL KAPASİTE DÖNÜŞÜMÜNÜ sağlamak üzere, asgari 20 yıl uygulanacak ulusal düzeyde politikalar, kurumlar ve uygulama çerçeve programını belirlemek zorundadır.<br />
BU POLİTİKALAR KAPSAMINDA;<br />
* Eğitim sistemi,<br />
* Kamu yönetimi,<br />
* Medya ve toplumsal iletişim,<br />
* Özel sektör insan kaynağı alanları bulunmalıdır.</p>

<p>ÖZET VE SON SÖZ; Ayrıntıları 3-5-10-15 ve 20 yıllık ölçülebilir periyodik aşamalarda ele alınacak bir programla, Türkiye eşsiz kaynak ve avantajlarıyla kendi aydınlanmasını üreteceği gibi, bölgesinde mutlu insanların yaşadığı lider ülke, dünya da ise ilk 8-10 büyük ekonomi arasına girmiş güçlü bir devlet ve müreffeh bir toplum olacaktır.(*)</p>

<p>(*) Hatırlatmak zorundayım ki, bu satırların yazarı "ıslah ve iflah olmaz bir iyimser"dir.</p>

<p><strong>Rubil GÖKDEMİR Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/aglamak-istiyorum</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/04/yazarlar/rubil-gokdemir-yazar.JPG" type="image/jpeg" length="30891"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[3. Dünya Savaşı mı?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/3-dunya-savasi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/3-dunya-savasi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[3. Dünya Savaşı iddiaları, İsrail’in kuruluş süreci, Büyük İsrail hedefi ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler üzerine dikkat çeken analiz. Tarihsel olaylar ve güncel politikalar çerçevesinde çarpıcı değerlendirme.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1. Dünya Savaşı'nda, İngiliz ve Arapların işbirliği ile, kurulması planlanan İsrail devleti için toprak kazanıldı. İngilizler Kudüs'ü işgal ettiğinde Filistinliler bayram ediyordu.</p>

<p>İsrail devleti için toprak kazanılmıştı ancak Avrupa'da işleri tıkırında olan Yahudileri kendi istekleri ile Filistin topraklarına getirmek mümkün değildi.</p>

<p>2. Dünya Savaşı'nın amacı Avrupa'daki Yahudileri Filistin topraklarına getirmekti. Yani kurulacak olan İsrail devleti için İsrail milletini oluşturmak. Şaşırtıcı gelebilir ancak bu planın baş aktörü Hitler'di. Hitler'i destekleyen ve o göreve getiren Siyonist üst akıldı. Nitekim yapılan araştırmalar, Hitler ordusunda Yahudi kökenli çok sayıda üst rütbeli subay olduğunu ortaya çıkarmıştır.</p>

<p>Hitler, aslında Yahudi kökenli olmayan Hazar musevilerine (Aşkenazlara, yani Hazar Türklerine) soykırım uygularken, gerçek Yahudilerin Avrupa'dan Filistin'e göçü sağlandı.</p>

<p>Bir taşla 3 kuş vurulmuştu. Bir yandan Yahudi ırkından olmayan Museviler yok edilirken, diğer yandan İsrail milleti oluşturuldu. Daha da ilginç olanı; savaşın ardından Almanya'dan alınan yüklü tazminatlar ile İsrail devletinin kuruluşu finanse edildi.</p>

<p>Sırada Büyük İsrail'in kurulması, yani vadedilmiş toprakların ele geçirilmesi vardı. Bunu mevcut İsrail nüfusu ile gerçekleştirmek mümkün olmayacağından, bölgede kullanılabilecek halklara ihtiyaç vardı.</p>

<p>Bu amaca yönelik olarak öncelikle Kürtlerin içindeki Barzani gibi kripto Yahudiler kullanıldı. Bu iddia size komplo teorisi gibi gelebilir. Tarihteki ilk kadın haham Asenath Barzani hakkında biraz araştırma yaparsanız bu iddianın gerçekliğini anlamış olursunuz.</p>

<p>Kürtleri büyük İsrail hedefi için kullanmak için onların kayıp 13. Yahudi kabilesi olduğu yalanıyla çok sayıda Kürt'ü kandırmayı başardılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu amaca hizmet eden sadece Kürtlerin içindeki kripto Yahudiler değildi.<br />
Türkiye'de kripto Ermeni sandığımız etkili Kürtlerin çoğusu Pakraduni'dir. Yani kripto Yahudi'dir. Bu Pakaratlar Kürt maskesi ile ülkemizdeki bölücü Kürtçülüğün önderliğini yapmışlardır.</p>

<p>Bu gerçekleri bilenler için, HDP'nin Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'nin 2019 yılında bir seçim konuşmasında; "Bugün Türkiye'nin en bereketli toprakları burası. Buralar vaat edilmiş topraklar. Musa bütün ömrünü bu toprakları arayarak geçirdi. Geldiler bu toprakları da kuruttular" sözleri hiç de şaşırtıcı değil.</p>

<p>Bunların dışında, Türkiye'de Türk ve Müslüman gibi görünen Yahudileri yani Sabetaycıları bilmeyen yoktur sanırım. Türkiye, 1949 yılında İsrail devletini tanıyan ilk Müslüman ülkedir. Ciasal İslamcılar bunu eleştiriyor gibi görünüyor olsa da, AKP iktidarı döneminde İsrail'e birçok konuda destek olunmuştur. Mesela İsrail 2010 yılında OECD'ye üye olmuştur. Türkiye bu üyelik için veto hakkını kullanmamıştır.</p>

<p>Bu kadarla da kalmıyor. Konuşmalarında İsrail'e karşı mangalda kül bırakmayan yöneticilerimiz, Gazze'deki soykırım sürecinde bile İsrail ile ticarete devam etmişlerdir. İsrail'in dış ticaretinde Türkiye 6. sıradadır.<br />
İsrail'in ihtiyacı olan petrol Türkiye üzerinden geçen boru hattı ile Azerbaycan'dan sağlanmaktadır.</p>

<p>Sadece Irak ve Türkiye'de değil, İran'da da çok sayıda kripto Yahudi olduğu bilinmektedir.</p>

<p>Kısa yazmak istedim, uzadı, kusuruma bakmayın. Bitiriyorum.</p>

<p>Yukarıda yazdığım gibi, bu süreçte amaç Büyük İsrail hedefine ulaşmak.</p>

<p>İran savaşı sürerken İsrail ordusu hızlı bir şekilde Lübnan'ın güneyini işgale başladı. Gazze'nin ilhakına ilişkin yasayı meclisinden geçirdi.</p>

<p>Başlayan bu 3. Dünya Savaşı Siyonizmin planladığı gibi gitseydi, İsrail Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye'nin güneyini işgal edecek, Suriye, Irak, Türkiye ve İran'dan koparılacak parçalarla büyük Kürdistan (Barzanistan) kurulacak ve İsrail gelecekte topraklarına katacağı büyük Kürdistan'a komşu olacaktı.</p>

<p>İran'ın beklenmeyen direnişi şimdilik bu planları bozmuş gibi görünüyor ancak, Siyonizm bu hedefinden vazgeçmez.</p>

<p>Bu planın tamamen ortadan kalkması Türklerin ve Kürtlerin uyanmasına bağlıdır. Ne yazık ki şu anda böyle bir uyanış görünmüyor.</p>

<p><strong>Erol koçer</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/3-dunya-savasi-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/04/3-dunya-savasi-mi.jpg" type="image/jpeg" length="42947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sabri Şenel’den Kritik Uyarı: Türkiye Ateş Çemberinde]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/sabri-senelden-kritik-uyari-turkiye-ates-cemberinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/sabri-senelden-kritik-uyari-turkiye-ates-cemberinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabri Şenel, Türkiye’nin çevresindeki gelişmeler, BOP projesi, İran uyarısı ve milli kimlik üzerine dikkat çeken açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Siyaset bilimci <strong>Sabri Şenel, </strong>yayımladığı son mesajında Türkiye’nin etrafındaki <strong>“ateş çemberi”</strong> ve küresel projeler hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Dünyanın en kıymetli coğrafyasında tarihi bir dönemeçten geçildiğini belirten Şenel, <strong>milli bilinç</strong> ve <strong>uyanışın önemine</strong> vurgu yaptı.</p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>BOP PROJESİYLE SINIRLAR DEĞİŞTİRİLİYOR MU?</strong></span></h3>

<p><strong>22 İslam Ülkesi Hedefte</strong></p>

<p>Şenel, son 25 yıldır bölgede uygulanan <strong>Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) </strong>kapsamında 22 İslam ülkesinin sınırlarının değiştirilmek istendiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Irak, Suriye, Libya ve Yemen’de yaşanan gelişmelerin tesadüf olmadığını belirten Şenel, sürecin arkasında daha büyük bir plan olduğunu savundu.</p>

<p>“Asıl hedef, <strong>Nil’den Fırat’a uzanan bölge</strong> üzerinde siyonist ve evanjelist amaçlara hizmet eden bir parçalanma oluşturmaktır.”</p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>“SEVR’İ YENİDEN HAYATA GEÇİRMEK İSTİYORLAR”</strong></span></h3>

<p><strong>Kuzey Suriye Vurgusu</strong></p>

<p>Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen yapıya dikkat çeken Şenel, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“<strong>İsrail’e tampon bir Kürdistan </strong>kurmak istiyorlar. Tarihin çöp sepetine attığımız <strong>Sevr Antlaşması</strong> yeniden hortatılmak isteniyor. Terör örgütleri bu projenin taşeronudur.”</p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>İRAN UYARISI: “ATEŞLE OYNAMAYIN”</strong></span></h3>

<p><strong>Türkiye Doğrudan Etkilenir</strong></p>

<p>İran’a yönelik olası müdahalelerin Türkiye’yi doğrudan etkileyeceğini belirten Şenel, sert uyarılarda bulundu:</p>

<p>“<strong>İran’ı bombalayanlar sonuçlarına katlanır</strong>. İran giderse Türkiye de gider. <strong>İncirlik Üssü</strong> üzerinden yapılacak bir harekât kabul edilemez. Türk milleti böyle bir durumda sessiz kalmaz.”</p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>İÇ SİYASET ELEŞTİRİSİ</strong></span></h3>

<p><strong>“Vekilleri Millet Seçmeli”</strong></p>

<p>Şenel, iç siyasete ilişkin değerlendirmelerinde parlamentodaki temsil gücünün zayıfladığına dikkat çekti.</p>

<p>“Milletvekilleri, liderlerin iki dudağı arasında değil, <strong>milletin gerçek iradesiyle</strong> seçilmelidir.”</p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>MİLLİ KİMLİK VE DİL VURGUSU</strong></span></h3>

<p>Türkiye’nin kuruluş değerlerine sahip çıkılması gerektiğini ifade eden Şenel, <strong>Türkçe’nin resmi dil</strong> olmasının tartışılamayacağını belirtti.</p>

<p>“<strong>Türkçe</strong>, ayyıldızlı bayrağımız gibi şerefimiz ve namusumuzdur.”</p>

<h3><span style="color:#c0392b"><strong>“YILDIRIM OLURUZ, KASIRGA OLURUZ”</strong></span></h3>

<p><strong>Atatürk’e Atıf</strong></p>

<p>Şenel, açıklamasını Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’taki sözlerine atıfta bulunarak tamamladı:</p>

<p>“Başımıza bombalar yağarsa tepkimiz <strong>yıldırım </strong>olur, <strong>kasırga</strong> olur. Bu millet, şehit ve gazilerinin emaneti olan vatanı böldürmez.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA, GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/sabri-senelden-kritik-uyari-turkiye-ates-cemberinde</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/03/sabri-senelden-kritik-uyari-turkiye-ates-cemberinde.jpg" type="image/jpeg" length="66503"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cuma Nacar: “İran dostumuzdur, Türkiye tuzaklara düşmemelidir”]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/cuma-nacar-iran-dostumuzdur-turkiye-tuzaklara-dusmemelidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/cuma-nacar-iran-dostumuzdur-turkiye-tuzaklara-dusmemelidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Millet Partisi Genel Başkanı Cuma Nacar, ABD ve İsrail’in İran politikalarına tepki göstererek Türkiye’nin çatışmaya çekilmek istendiğini söyledi. Nacar, “İran dostumuzdur, Türkiye tuzaklara düşmemeli” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Millet Partisi Genel Başkanı <strong>Cuma Nacar</strong>, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Nacar, söz konusu gelişmelerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve Ortadoğu’yu tehlikeli bir kaosa sürüklediğini ifade etti.</p>

<p><strong>ORTADOĞU’DA GERİLİM TIRMANIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Uluslararası hukuk ihlal ediliyor”</strong></p>

<p>Nacar açıklamasında, <strong>ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının</strong> uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek, bu sürecin bölgesel istikrarsızlığı artırdığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>“ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, uluslararası hukuku ihlal etmekte ve Ortadoğu’yu tehlikeli bir kaosa sürüklemektedir.”</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>TÜRKİYE İÇİN KRİTİK UYARI</strong></p>

<p><strong>“Türkiye çatışmanın parçası hâline getirilmek isteniyor”</strong></p>

<p>Türkiye’nin bölgesel bir çatışmanın içine çekilmek istendiğini savunan Nacar, NATO üzerinden yürütülen girişimlere dikkat çekti.</p>

<p><strong>“Türkiye, bölgesel bir çatışmanın parçası hâline getirilmek istenmektedir. NATO yapılanmaları üzerinden yürütülen bu süreç hem Anayasa’ya hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırı girişimler barındırmaktadır.”</strong> dedi.</p>

<p><strong>NATO YAPILANMALARI VE ASKERİ PLANLAR</strong></p>

<p><strong>“Anadolu Kavağı’ndaki girişimleri kaygıyla izliyoruz”</strong></p>

<p>Nacar, NATO kapsamında planlanan askeri yapılanmalarla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p><strong>“NATO Müşterek Kolordu Karargâhı kurulması planının ardından, Anadolu Kavağı’nda bir NATO Deniz Unsur Komutanlığı kurulması çabalarını kaygıyla izlemekteyiz.”</strong></p>

<p><strong>ABD VE TRUMP AÇIKLAMALARINA DİKKAT ÇEKTİ</strong></p>

<p><strong>“Övgüler stratejik bir hamledir”</strong></p>

<p>ABD’nin olası kara harekâtına ilişkin açıklamalarına değinen Nacar, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında yaptığı övgülerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“ABD’nin kara savaşına gireceği yönündeki açıklamalar ve bu aşamada Trump’ın Erdoğan’a yönelik ‘güzellemeleri’, Türkiye’yi İran’a saldırının aparatı hâline getirme arzusunu açıkça göstermektedir.”</strong> dedi.</p>

<p><strong>“Uluslararası siyasette sözler çoğu zaman niyet değil, hesap taşır. Türkiye, duygusal yönlendirmelerden uzak; bağımsız ve millî çıkarlarını gözeten bir yol izlemelidir.”</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE SAVAŞA DEĞİL BARIŞA HİZMET ETMELİDİR”</strong></p>

<p><strong>“Kara harekâtı tuzağına düşülmemeli”</strong></p>

<p>Türkiye’nin İran’a yönelik olası bir askeri operasyona dahil olmaması gerektiğini vurgulayan Nacar, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>“Türkiye asla İran’a yönelik kara harekâtı tuzağına düşmemeli; ateşe odun taşıyan değil, yangını söndüren bir güç olmalıdır. Kudurgan güçlerin yanında yer almak, tabii ki Türkiye’ye yakışmaz.”</strong></p>

<p><strong>“ORTADOĞU ORTADOĞULULARINDIR” VURGUSU</strong></p>

<p><strong>Tarihsel ve kültürel bağlara dikkat çekti</strong></p>

<p>Türkiye ile İran arasındaki ilişkilere değinen Nacar, iki ülke arasındaki tarihsel bağların önemine işaret etti:</p>

<p><strong>“Türkiye ile İran arasında asırları aşan bir komşuluk hukuku, tarihsel denge ve kültürel bağlar bulunmaktadır.”</strong></p>

<p>Bilge Lider <strong>Aykut Edibali’nin</strong> sözlerine atıfta bulunan Nacar, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>“‘Ortadoğu Ortadoğulularındır’ ifadesi, bölge halklarının kaderini dış müdahalelere teslim etmeme iradesinin günümüzde de geçerli bir manifestosudur.”</strong></p>

<p><strong>SONUÇ: DENGELİ VE BAĞIMSIZ POLİTİKA ÇAĞRISI</strong></p>

<p><strong>“Türkiye sağduyunun sesi olmalı”</strong></p>

<p>Nacar açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p><strong>“Türkiye, bu kritik dönemde aklın, sağduyunun ve barışın sesi olmalıdır. Savaşa katılmadan, ancak haksızlığa sessiz kalmadan dengeli bir duruş sergilemeli; adaletin ve komşuluk hukukunun yanında olarak hem kendi güvenliğini hem de Ortadoğu’nun geleceğini korumalıdır.”</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/cuma-nacar-iran-dostumuzdur-turkiye-tuzaklara-dusmemelidir</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/03/cuma-nacar-iran-dostumuzdur-turkiye-tuzaklara-dusmemelidir-1.png" type="image/jpeg" length="18643"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gönlü zengin çocuk!]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/gonlu-zengin-cocuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/gonlu-zengin-cocuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pendik–Kartal sahil yolunda yağmurlu bir günde yaşanan bu dokunaklı hikâye, küçük bir çocuğun büyük yüreğini ve iyiliğin en saf halini gözler önüne seriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün ,günlük yürüyüşümü ,Pendik-Kartal arasında ki yan yoldan yapıyordum.<br />
Hava sisli,çise ve yağmurlu idi!<br />
Hava soğuk,<br />
Bir de rüzgar vardı!<br />
Yaya yollarında ki çukurlara basıyor,paçalarım ıslanıyordu!<br />
Gelen araçların fırlattığı sulardan kaçmaya çalışıyordum.<br />
Bazen kaçamıyordum.<br />
Ama,<br />
Yine de kararlıydım 10 bin adım atmaya.<br />
Yanımdan gelen -geçenler oluyordu.<br />
Karşımdan, elinde kağıt toplama aygıtını çekip gelen bir çocuk belirdi.<br />
Yanıma gelince ,<br />
"Abi ,Allah rızası için para verir misin"diyordu.<br />
O'na bakarak durdum,<br />
-Param yok,<br />
-Param olmadığı için otobüse binemedim,<br />
-Bak yürüyorum,<br />
-Ayaklarımda ıslandı"dedim.<br />
Çocuk ,derin,derin gözlerime ve ayaklarıma baktı!<br />
"Kaç liraya ihtiyacın var abi,? dedi"<br />
- 20 lira,dedim.<br />
"Ben vereyim abi" dedi.<br />
-Olur ,dedim.<br />
Çocuk,<br />
Elini koynuna attı,bir naylon poşet çıkardı,<br />
Poşetin içinden buruşuk,buruşuk bir tomar para çıkardı,<br />
Eline iki tane 10 lira aldı.<br />
"Al abi"dedi.<br />
Duygulandım,ağlayasım geldi.<br />
"Sağol evladım,dedim.<br />
Bu sefer,<br />
Ben 500 lira çıkarıp O'na uzattım,<br />
"Bu ne şimdi"dedi!<br />
Sevindi,sevindi!<br />
Ben sevindim,O sevindi.<br />
-Helal olsun sana çocuk ,dedim!<br />
Yoluna devam etti.<br />
Ben de arkasından baka kaldım.<br />
Gönlü zengin olan bu çocuğun geleceği de parlak olur inşallah.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sami ÇELİK</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/gonlu-zengin-cocuk</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/03/gonlu-zengin-cocuk.jpg" type="image/jpeg" length="11892"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Niçin “Türk” Değil de “Türkiyeli”? İşte Arka Planı?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/nicin-turk-degil-de-turkiyeli-iste-arka-plani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/nicin-turk-degil-de-turkiyeli-iste-arka-plani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de “Türk” ve “Türkiyeli” tartışması yeniden gündemde. Demografik yapı, küresel politikalar ve dikkat çeken bir iyilik hikâyesi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>... ve kıymetli Halil İnalcık hocam;<br />
Şu anda ülkemiz için en büyük sorunlardan birisi sığınmacı meselesi.<br />
BOP projesi ile başarılı olamayanlar sığınmacılarla demografik yapımızı bozma peşindeler.<br />
Ülkemizde Türk olarak azınlık durumuna düşmekle karşı karşıyayız.<br />
///<br />
Üniter yapımızdan rahatsızlık duyan küresel güçlerin mensup oldukları ülkelere dikkat edersek milli kimliklerine ne kadar bağlı oldukları meydanda iken ABD Büyük elçisi Tom Barrack yeni dönem İngiliz ajan Lawrence’liğe soyunup;</p>

<p>“Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir. Benim için İzmir, Yahudilerin, Müslümanların, Hıristiyanların bir arada yaşadığı, bu toplulukların harmanlandığı bir örnek. Bu tüm dünyada ve Orta Doğu’da olması gereken bir durumdur. Bence Türkiye, tüm bunların merkez noktası olabilir…”<br />
diyerek Osmanlıcılığa heveslendirip Üniter yapımızı bozup çok uluslu, çok kültürlü, tek hedef ülke olarak istediklerini elde etmeyi daha kolay hale getirmeye çalışıyorlar.<br />
Soran da olmuyor ki İsraili de o hayalini kurduğunuz yeni Osmanlı topraklarına dahil etmek istermisiniz?<br />
Sorsanız elbette hayır der!</p>

<p>Siz hiçbir Alman’a Almanyalı, Hiçbir Fransız’a Fransalı, Hiçbir İngiliz’e İngiltereli diyemezsiniz.</p>

<p>Bizden ise Türk değil Türkiyeli denmemiz istenmektedir.</p>

<p>Türkiye milletin değil coğrafyanın ismidir, Türk ise bütün etnik kimlikleri kucaklayan milletin ismidir.</p>

<p>Nitekim Azerbaycan eski cumhurbaşkanı Rahmetli Ebulfeyz Elçibey;<br />
“Sen unutsan da düşman Türk olduğunu unutmaz” derken kastettiği de budur.<br />
Ernail Koç<br />
PROF. DR. HALİL İNALCIK HOCADAN<br />
HAREKETLE BUGÜN,</p>

<p>Osmanlı’da Türklere şu denilirdi;<br />
Aman Türk’üm deme sonra devletin parçalanır.<br />
Türk bu korkuyla kendi kimliğinden korkar ve ondan kaçar oldu.<br />
Ama devlet diğer etnik gruplara hoşgörülüydü, her türlü etnik hürriyeti tanıdı.<br />
Devlete ısınırlar sandı.</p>

<p>Türkler Osmanlıyız veya Müslümanız derken, diğer gruplar Arap, Rum, vs. kendi kimliklerini geliştirip biçimlendirdiler.</p>

<p>Ama ne zaman ki devlet tökezledi ve beklenen o gün geldi, hepsi devlet içinde devlet olmuş halde birer birer Türk’ün karşısına dikildiler.</p>

<p>Türk hazırlıksız, şaşkın ve kimliksizdi.<br />
Kendisine anlatılan din kardeşliği bir halde yara bere içinde Anadolu’ya sıkıştı.<br />
Sonra oraya da gelip gırtlağına sarıldılar.</p>

<p>En son Halife’nin de aslında kendine yabancı olduğunu farkeden Türk, 1920 itibariyle, Mustafa Kemal’in etrafında kenetlenip yeni bir kimlik inşasına girilecekti.</p>

<p>Bu Türk tarihinde Ergenekon’dan çıkıştan daha zor hamle idi.</p>

<p>Çünkü çok geç kalmışlardı.<br />
Ve bu girişime fetvalarıyla karşı çıkan güçlü bir ulema sınıfı vardı.</p>

<p>Prof. Dr. Halil İnalcık<br />
///</p>

<p>Buraya kadar yazılanlar Halil İnalcık hocaya ait.<br />
///</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Benim yorumum ise;</p>

<p>Mekanınız cennet olsun hocam,</p>

<p>Lozanda aynı güçler Osmanlı’da olduğu gibi yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinde de azınlık imtiyazlarının devam etmesi için az mı mücadele ettiler?</p>

<p>Bugün de yapılmak istenen aynı değilmi?</p>

<p>Etnik kimlik üzerinden,<br />
Mezhep üzerinden,<br />
İslamiyet üzerinden siyaset yapılmıyor mu?</p>

<p>Türklük üzerinden konuştuğunuz zaman ırkçılıkla suçlanmıyormusunuz?</p>

<p>Etnik kimlik üzerinden siyaset yapanlara karşı çıktığınızda özgürlük düşmanı ilan edilmiyormusunuz?</p>

<p>Mezhep üzerinden veya İslamiyet üzerinden siyaset yapılmasına karşı çıktığınızda islam düşmanı diye sizi suçlamıyorlar mı?</p>

<p>O ulema sınıfını yeniden hortlatmaya çalışmıyorlar mı ?<br />
///</p>

<p>Neyzen Tevfik ne güzel söylemiş;</p>

<p>Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,<br />
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti!</p>

<p><strong>Ernail Koç</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/nicin-turk-degil-de-turkiyeli-iste-arka-plani</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/03/nicin-turk-degil-de-turkiyeli-iste-arka-plani.jpg" type="image/jpeg" length="95616"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dostluğa dair]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/dostluga-dair</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/dostluga-dair" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dost, “Sevilen ve güvenilen yakın arkadaş, sıkı fıkı görüşülen kimse, gönüldaş” olarak tanımlanır. İyi arkadaşlıklar sonucu elde edilen, hasbî, fakat hesabî olmayan bir ilişkiye dayanan dostluk ise “kibritu’l ahmer” gibi nadir bulunan değerli bir kişiliği ifade eder. İnsanın onlarca, hatta yüzlerce tanıdığı olabilir, fakat dostları çok azdır ve genellikle de belli sayı ile sınırlıdır. Çünkü dostluk kolay kolay elde edilemez; emek, çaba, fedakârlık ve vefa ister; bunlardan da önce duygu, düşünce ve inanç birlikteliği ister. Zira dostluk, satın alınan bir meta değil; karakter, saygı, sevgi, itibar ve özgüven gibi satın alınamayan bir davranış ve bir hayat tarzıdır. Bu nedenle insanın tanıdıkları çok olsa da dostları azdır, ama sayıları az da olsa bu dostlar, vefalı oldukları için insana huzur veren kişilerdir.<br />
Gerçek dostların yanında, dost görünen fakat dostluk vasfını taşımayan kimseler de var ki bunların gerçek yüzleri ortaya çıktığında<br />
Ümit Yaşar Oğuzcan da,</p>

<p>“Sanırdım gündüzdü onlarla gecem,<br />
İçimde ümitti dost bildiklerim,<br />
Ne zaman yıkılıp yere düştüysem,<br />
Bırakıp da gitti, dost bildiklerim.” diyerek, vefasız sahte dostlardan söz eder.</p>

<p>Sonuç olarak dostluk; insanı olgunlaştıran, yalnızlığını paylaşan, hatalarını törpüleyen ve kalbine huzur veren en kıymetli bağlardan biridir. Fakat unutulmamalıdır ki herkes iyi bir dost arar; fakat çoğu kimse nedense iyi bir dost olmayı düşünmez. Oysa hakiki dostluk, aramakla değil, olmaya talip olmakla başlar. İnsan, aradığı dostun özelliklerini önce kendi şahsında inşa etmelidir ki aradığı dostu bulabilsin! Çünkü gerçek dostluk, aradığı dostu bulmadan önce inşa edilen ve kazanılan bir değerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevlânâ da hatasız bir dostun olamayacağına dikkat çekerek bize şöyle bir nasihatte bulunur:</p>

<p>“Yüzde ısrar etme, doksan da olur<br />
İnsan dediğinde noksan da olur.<br />
Sakın büyüklenme, elde neler var<br />
Bir ben varım deme, yoksan da olur<br />
Hatasız dost arayan dosttan da olur.”</p>

<p>ALINTI</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/dostluga-dair</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 21:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/03/dostluga-dair.jpg" type="image/jpeg" length="88957"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ateş Çemberinde Bir İstisna: Orta Doğu Sosyolojisi Ve Türkiye]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/ates-cemberinde-bir-istisna-orta-dogu-sosyolojisi-ve-turkiye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/ates-cemberinde-bir-istisna-orta-dogu-sosyolojisi-ve-turkiye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Doğu’daki savaşların yalnızca askeri değil; mezhep, kimlik ve tarihsel fay hatlarını tetikleyen sosyolojik kırılmalar olduğuna dikkat çeken bu analiz, Türkiye’nin iki asırlık modernleşme süreciyle bölgeden ayrışan “toplumsal bütünlük” istisnasını vurguluyor. Türkiye’nin en büyük gücünün, farklılıklarına rağmen birlikte kalabilme kapasitesi olduğu ifade ediliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Orta Doğu yine yanıyor.<br />
Barutun kokusu haritaların kaderini, paranoya haline getirilmiş korkunun dili, toplumların istikametini tayin ediyor.<br />
ABD'nin hegemonya kavgası ve dini dogmatizm ve saldırganlığı güvenlik ideolojisi haline getirmiş İsrail ile "direniş hattı" kurmak iddiasındaki İran arasında devam eden ahlaksız savaş, yalnızca askeri bir hesaplaşma değildir; bu, aynı zamanda bölgenin dini dogmatizmle tahkim edilmiş sosyolojik fay hatlarının yeniden kırılmasıdır.<br />
Çünkü Orta Doğu’da savaşlar sadece cephelerde verilmez.<br />
Kimlikler savaşır. Mezhepler konuşur. Hafızalar hesaplaşır.<br />
Irak’ta etnisite ve mezhep, devleti aşındıran iki ayrı akıntı gibi birbirini besler.<br />
Suriye’de iç savaş, yalnızca bir iktidar mücadelesi değil; parçalanmış bir toplumun kendi iç yankısıyla çöküşüdür.<br />
Lübnan ise bir “denge mucizesi” olarak sunulsa da, aslında her krizde yeniden çözülen kırılgan ve kompartımanlara bölünmüş bir mutabakattır.</p>

<p>Bu coğrafyada hukuk devleti, demokrasi çoğu zaman bir ideal değil, dini, ideolojik sosyolojik gerçekliğe çarpan çöldeki bir serap, bir hayaldir.<br />
Dışarıdan ithal edilen modeller, toprağın ruhunu tanımayan tohumlar gibidir; filizlenmezler, tutmazlar, hatta bazen toprağı daha da çoraklaştırırlar.</p>

<p>İşte bu yüzden, bugün yaşanan büyük gerilim —Tahran’dan Tel Aviv’e, Basra’dan Şam’a, Körfeze uzanan hat boyunca— yalnızca devletleri değil, toplumların iç dokusunu da sarsmaktadır.<br />
Çünkü burada devletler kırıldığında, toplumlar da çözülür.</p>

<p>Ve tam da bu noktada bir istisna belirir: TÜRKİYE.<br />
Türkiye, aynı coğrafyanın içinde yer alır; fakat aynı sosyolojik yazgıyı taşımaz.<br />
Bu fark bir tesadüf değil, uzun ve sancılı bir tarihsel yürüyüşün sonucudur.<br />
Kimse bu tespitlerimizi parti-purtu hesaplarına ucuz malzeme yapmasın. Bin yılın, son iki asrın özetini yazıyoruz.<br />
İşte bu sebeple bu coğrafyanın üç kıtanın ve medeniyetlerin kesişim noktası olduğunu sakın kimse unutmasın.</p>

<p>Bu istisnanın iki asırlık modernleşme çabasının,<br />
Devlet aklıyla yürütülen kurumsal dönüşümün,<br />
tüm eksiklerimize karşın hukukun, ekonominin ve toplumsal yapının ortak acı ve sevinçlerle yoğrulmuş ortak zeminde buluşalabilmesi olduğunu sakın kimse unutmasın.<br />
Daha tamamlanmamış bu süreç, Türkiye’yi sadece bir devlet olarak değil, bir “toplumsal bütünlük projesi” olarak da şekillendirmiştir.</p>

<p>Elbette Türkiye kusursuz değildir.<br />
Toplumsal gerilimleri, hukuk ve demokrasi açığı, kimlik tartışmaları, gelir ve servet dağılımındaki adaletsizlikleri, siyasal dalgalanmaları vardır.<br />
Ancak bütün bu fay hatlarına rağmen, toplumun büyük kısmını kapsayan bir ortak aidiyet zemini hâlâ mevcuttur. Bu, Orta Doğu’da nadir görülen bir durumdur.</p>

<p>Bugün İran ile İsrail arasındaki gerilim tırmanırken, bölge ülkeleri yeniden kendi iç kırılganlıklarıyla yüzleşmektedir.<br />
Çünkü dış savaşlar, iç gerçekleri görünür kılar.</p>

<p>Türkiye için mesele, bu ateş çemberinde taraf olmak ya da olmamak değildir yalnızca.<br />
Asıl mesele, kendi sosyolojik istisnasını koruyabilmek, derinleştirebilmek ve tahkim edebilmektir.</p>

<p>Zira Türkiye’nin en büyük gücü; askeri kapasitesi, jeopolitik konumu ya da diplomatik manevra kabiliyeti değil; toplumunun, tüm farklılıklarına rağmen birlikte kalabilme ihtimalidir.<br />
Bu ihtimal, bu ülkenin en büyük stratejik sermayesidir.</p>

<p>Belki de bu yüzden, Orta Doğu’da gerçek anlamda barışın yolu; önce devletlerin değil, toplumların bütünleşmesinden geçer.<br />
Türkiye’nin hikâyesi henüz tamamlanmış değildir; 25 YILLIK TÜRKİYE RÖNESANSI ile bu hikaye menziline varacaktır.<br />
Bu hikâye, bu coğrafyada hâlâ mümkün olanın en güçlü kanıtları ve rol modeli olarak tamamlanmak zorundadır.<br />
Ateşin ortasında bile, birlikte kalabilmek bu aydınlanma hikayesiyle mümkündür.<br />
Gayret, dua veya temennilerimiz bu hikaye içindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Rubil GÖKDEMİR - Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/ates-cemberinde-bir-istisna-orta-dogu-sosyolojisi-ve-turkiye</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 21:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/04/yazarlar/rubil-gokdemir-yazar.JPG" type="image/jpeg" length="87172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul metrolarında logo çıkmazı: Ahmet Erdemli’den ulaşımda sembol tartışmasına eleştiri]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/istanbul-metrolarinda-logo-cikmazi-ahmet-erdemliden-ulasimda-sembol-tartismasina-elestiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/istanbul-metrolarinda-logo-cikmazi-ahmet-erdemliden-ulasimda-sembol-tartismasina-elestiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kutlu Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erdemli, İstanbul’da metro girişlerindeki M ve U logo farkını gündeme taşıdı. Bir yabancı turistle yaşadığı diyaloğu aktaran Erdemli, hizmetin siyasi sembol yarışına dönüşmesini “trajikomik” olarak değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünya genelinde metronun evrensel simgesi olan "M" harfi yerine, Türkiye’de projenin bütçesine göre "U" veya "M" harflerinin kullanılması, şehri ziyaret eden yabancı turistlerin kafasını karıştırmaya devam ediyor. Konuyu bizzat deneyimleyen Kutlu Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erdemli, sahada karşılaştığı bu absürt durumu gündeme taşıdı.</p>

<h3><strong>​EVRENSEL STANDARTLARIN YERİNİ SİYASİ SEMBOLLER Mİ ALDI?</strong></h3>

<p>​Bir metro girişinde yolunu bulmaya çalışan bir turiste rehberlik eden Erdemli, turistin "M" simgesini ararken kendisini "U" tabelasına yönlendirmesi üzerine yaşadığı şaşkınlığı aktardı. Turistin, bu iki farklı sembolün nedenini sorması üzerine durumu açıklamakta güçlük çektiğini belirten Erdemli, yaşananları şu sözlerle değerlendirdi:</p>

<p>​"Bir turistin metro sorması üzerine kendisine 'U' harfini takip etmesi gerektiğini söylediğimde büyük bir şaşkınlık yaşadı ve bu farklılığın sebebini sordu. Ülkemizi dışarıya karşı olumsuz bir fotoğrafın içine hapsetmemek adına durumu izah etmeye çalıştım. Ancak gerçek şu ki; metrolarda bile bu denli bir ayrışmaya gidilmesi, siyasetin hizmetin önüne geçtiğinin en somut ve maalesef trajikomik ispatıdır."</p>

<h3><strong>​"HİZMET YARIŞI AYRIŞTIRMAYA DÖNÜŞMEMELİ"</strong></h3>

<p>​Erdemli, Ulaştırma Bakanlığı bütçesiyle yapılan hatlara "U", belediye tarafından yapılanlara ise "M" harfi konulmasının, ulaşım standartlarını bozduğunu ifade etti. Siyasetin en temel kamu hizmetlerine kadar sirayet etmesinin toplumsal ayrışmayı derinleştirdiğini vurgulayan Kutlu Parti Genel Başkan Yardımcısı, bu durumun hem vatandaş hem de turist nezdinde prestij kaybına yol açtığına dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>​İstanbul’un ulaşım simgelerindeki bu karmaşa, kamu yönetiminde koordinasyon ve ortak kurumsal kimlik arayışının ne kadar elzem olduğunu bir kez daha tartışmaya açtı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL, İstanbul</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/istanbul-metrolarinda-logo-cikmazi-ahmet-erdemliden-ulasimda-sembol-tartismasina-elestiri</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2026/03/istanbul-metrolarinda-logo-cikmazi-ahmet-erdemliden-ulasimda-sembol-tartismasina-elestiri.JPG" type="image/jpeg" length="59435"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İçimizdeki İblis Ve Orta Doğu’nun Ateş Çemberi]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/icimizdeki-iblis-ve-orta-dogunun-ates-cemberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/icimizdeki-iblis-ve-orta-dogunun-ates-cemberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rubil Gökdemir, Orta Doğu’daki çatışmalar üzerinden; dogmatizm, güç ve haklılık ilişkisini sorgulayan bu metin, insanın içindeki “iblis” metaforu ile ahlaki çöküşü analiz ederken, kalıcı barışın ancak zihniyet dönüşümüyle mümkün olacağını vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En büyük dua veya temennim;<br />
dini veya ideolojik dogmatizm, kaba ve vahşi güce dayalı haklılık veya meşruiyet üretmeye çalışanların, aynı şekilde karşı yıkıma maruz kalmaları ve sonsuza kadar tövbe ve pişmanlıkla terbiye edilmeleridir.<br />
Aksi halde insanlık içinde taşıdığı iblise teslim olacaktır.</p>

<p>İnsanlık, kendi elleriyle kurduğu medeniyetin enkazı altında kalmayı en çok da haklılık iddiasını mutlaklaştırdığı zamanlarda öğrenmiştir.<br />
Tarih, kendini “tek doğru” ilan edenlerin, o doğrunun uğruna insanı yok sayanların ve en nihayetinde gücü haklılığın yerine koyanların trajedileriyle doludur. Bugün Orta Doğu’da yaşananlar, bu kadim hakikatin bir kez daha kanla yazılmış hâlidir.</p>

<p>Bölge, sadece coğrafi bir alan değildir; aynı zamanda insanlığın zihinsel ve ahlaki kırılmalarının sahnesidir. İnançların, ideolojilerin, kimliklerin ve çıkarların iç içe geçtiği bu coğrafyada, her aktör kendi haklılığını mutlaklaştırırken, karşısındakini şeytanlaştırmakta beis görmemektedir.<br />
Oysa asıl tehlike, karşıdaki “şeytan” değil, insanın kendi içinde büyüttüğü iblistir.</p>

<p>İblis; sadece metafizik bir figür değil, aynı zamanda insanın içindeki kibir, öfke ve tahakküm arzusunun sembolüdür.<br />
Bu iblis, kendini en çok şu üç biçimde gösterir:<br />
Birincisi, dogmatik körlük. Dini veya ideolojik bir inancı, sorgulanamaz ve tartışılamaz bir mutlaklık haline getirmek…</p>

<p>İkincisi, güce tapınma. Haklılığı, adaleti ve merhameti değil; silahı, zorbalığı ve korkuyu referans almak…</p>

<p>Üçüncüsü ise, karşıyı insanlıktan çıkarmak. Onu bir düşman değil, yok edilmesi gereken bir nesne olarak görmek…</p>

<p>Halihazırda Orta Doğu’nun ABD/İSRAİL saldırılarıyla başlayan bugünkü dramı, tam da bu üç iblisin ittifakından doğmaktadır.<br />
Her biri kendi haklılığından emin taraflar, aslında aynı hatanın farklı yüzlerini temsil ediyor. Bir taraf “ilahi emir” diyerek yıkımı meşrulaştırıyor, diğer taraf “tarihsel hak” diyerek aynı yıkımı yeniden üretiyor.<br />
Bir başkası ise “güvenlik” veya “bekâ” söylemiyle, şiddeti kalıcı bir yönetim biçimine dönüştürüyor. Sonuç değişmiyor: Şehirler yıkılıyor, çocuklar ölüyor, umutlar tükeniyor.<br />
Bu noktada sormamız gereken soru şudur: Gerçekten kim haklı?</p>

<p>Eğer haklılık, daha fazla can yakabilme kapasitesiyle ölçülüyorsa; o zaman insanlık çoktan kaybetmiştir. Eğer meşruiyet, korku salma gücünden türetiliyorsa; o zaman hiçbir medeniyet iddiası samimi değildir. Ve eğer bir dava, kendi dışındaki herkesi yok sayarak var oluyorsa; o dava, aslında kendi sonunu hazırlıyordur.</p>

<p>Bu yüzden en büyük temenni şudur:<br />
Dini veya ideolojik dogmatizmle, kaba ve vahşi güce dayanarak haklılık üretmeye çalışanlar, aynı yöntemlerin yıkıcı sonuçlarıyla yüzleşmelidir. Bu bir intikam arzusu değil; bir denge talebidir. Çünkü insanlık, ancak yaptığının sonuçlarını yaşayarak öğrenir.</p>

<p>Adalet, sadece mazlumu korumak değil; zalimi de yaptığının bedeliyle terbiye etmektir. Eğer bu denge kurulmazsa, zulüm kendini yeniden üretir. Ve her yeni zulüm, bir sonrakini doğurur.</p>

<p>Orta Doğu’da eksik olan şey tam da budur:<br />
Sonuçların öğretici gücü.</p>

<p>Çünkü bugün bölgede birçok aktör, yaptıklarının gerçek bedelini ödemeden yoluna devam edebilmektedir. Bu da onları daha cesur, daha acımasız ve daha sorumsuz kılmaktadır. Oysa tarih bize şunu öğretir: Bedelsiz güç, en tehlikeli güçtür.<br />
İşte bu yüzden, temennimiz bir “yıkım arzusu” değil; bir “uyanış çağrısıdır.”<br />
İnsanlığın, kendi içindeki iblisle yüzleşmesi için bir zorunluluktur.</p>

<p>Zira eğer bu yüzleşme gerçekleşmezse, insanlık iki seçenekle karşı karşıya kalacaktır:<br />
Ya kendi içindeki iblisi tanıyacak ve onu dizginleyecek…<br />
Ya da o iblise teslim olarak, kendi varlığını anlamsızlaştıracaktır.</p>

<p>Bugün Orta Doğu’da yaşananlar, sadece bölgesel bir kriz değildir. Bu, insanlığın ahlaki kapasitesinin testidir. Bu sınavda başarısız olunursa, coğrafyalar değişse bile sonuç değişmeyecektir. Aynı hikâye, farklı yerlerde yeniden yazılacaktır.<br />
O halde mesele, sadece ateşi söndürmek değildir.<br />
Asıl mesele, o ateşi sürekli üreten zihniyeti dönüştürmektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu dönüşüm ise kolay değildir. Çünkü iblis, en çok insanın kendini haklı hissettiği anlarda güçlenir. “Ben doğruyum” dediğimiz anda, karşıyı yok sayma ihtimali başlar. Ve işte tam o noktada, insanlık kaybetmeye başlar.</p>

<p>Bu yüzden belki de en büyük erdem, haklı olma ihtimalimize rağmen kendimizi sınırlayabilmektir. Güçlü olsak bile merhameti seçebilmek… Haklı olsak bile adaleti aşmamaktır.<br />
Çünkü gerçek medeniyet, gücü kontrol edebilme yeteneğidir.</p>

<p>Eğer Orta Doğu’da bir gün kalıcı bir barış olacaksa, bu barış silahların susmasıyla değil; zihniyetlerin değişmesiyle mümkün olacaktır. İnsanlar, kendi içlerindeki iblisle yüzleşmeden, dış dünyada huzur inşa edemezler.<br />
Son söz olarak şunu söylemek gerekir:<br />
İnsanlık, kendi içindeki karanlığı tanımadan aydınlığa ulaşamaz.<br />
Ve belki de en büyük dua şudur:<br />
İnsanın içindeki iblisin, kendi yaptıklarıyla yüzleşmesi…<br />
Ve o yüzleşmenin, onu sonsuz bir pişmanlıkla değil; kalıcı bir hikmetle terbiye etmesi.</p>

<p>Aksi halde, iblisin kazandığı her savaş, aslında insanlığın kaybettiği bir gelecektir.</p>

<p><strong>Rubil GÖKDEMİR Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNCEL</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/icimizdeki-iblis-ve-orta-dogunun-ates-cemberi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/uploads/2023/04/yazarlar/rubil-gokdemir-yazar.JPG" type="image/jpeg" length="90258"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MUSTAFA KEMAL ATATÜRK]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/foto-galeri/mustafa-kemal-ataturk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/foto-galeri/mustafa-kemal-ataturk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Otomobil</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/foto-galeri/mustafa-kemal-ataturk</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2020 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/images/album/mustafa_kemal_ataturkun_31003_800.jpg" type="image/jpeg" length="82542"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Oktay Sinanoğlu kimdir? İşte Oktay Sinanoğlu hakkında merak ettiğiniz her şey...]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/foto-galeri/oktay-sinanoglu-kimdir-iste-oktay-sinanoglu-hakkinda-merak-ettiginiz-her-sey</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/foto-galeri/oktay-sinanoglu-kimdir-iste-oktay-sinanoglu-hakkinda-merak-ettiginiz-her-sey" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Otomobil</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/foto-galeri/oktay-sinanoglu-kimdir-iste-oktay-sinanoglu-hakkinda-merak-ettiginiz-her-sey</guid>
      <pubDate>Sat, 20 May 2017 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/images/album/425981.jpg" type="image/jpeg" length="39827"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İSTANBUL'DAKİ EN İYİ 10 MİMAR SİNAN ESERİ]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/foto-galeri/istanbuldaki-en-iyi-10-mimar-sinan-eseri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/foto-galeri/istanbuldaki-en-iyi-10-mimar-sinan-eseri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Otomobil</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/foto-galeri/istanbuldaki-en-iyi-10-mimar-sinan-eseri</guid>
      <pubDate>Sat, 20 May 2017 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/images/album/01_4.jpg" type="image/jpeg" length="98773"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[100 yıl önce İstanbul]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/foto-galeri/100-yil-once-istanbul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/foto-galeri/100-yil-once-istanbul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Otomobil</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/foto-galeri/100-yil-once-istanbul</guid>
      <pubDate>Sat, 20 May 2017 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/images/album/100-yil-once-istanbul-national-geographic-istanbul-1608963.jpg" type="image/jpeg" length="35276"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[vw 1200 64AV835 Restorasyon]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/foto-galeri/vw-1200-64av835-restorasyon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/foto-galeri/vw-1200-64av835-restorasyon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Otomobil</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/foto-galeri/vw-1200-64av835-restorasyon</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Feb 2017 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/images/album/20150111_140443.jpg" type="image/jpeg" length="17380"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BİLİNENİN AKSİNE ÇABUK ACIKTIRAN 8 YİYECEK]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/foto-galeri/bilinenin-aksine-cabuk-aciktiran-8-yiyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/foto-galeri/bilinenin-aksine-cabuk-aciktiran-8-yiyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Otomobil</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/foto-galeri/bilinenin-aksine-cabuk-aciktiran-8-yiyecek</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Nov 2016 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/images/album/bilinenin-aksine-cabuk-aciktiran-8-yiyecek_x_14786_b.jpg" type="image/jpeg" length="11125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HANGİ İLAÇLA NE YENMEZ? DİKKATLİ OLMAMIZ GEREKEN 8 BESİN]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/foto-galeri/hangi-ilacla-ne-yenmez-dikkatli-olmamiz-gereken-8-besin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/foto-galeri/hangi-ilacla-ne-yenmez-dikkatli-olmamiz-gereken-8-besin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Otomobil</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/foto-galeri/hangi-ilacla-ne-yenmez-dikkatli-olmamiz-gereken-8-besin</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Nov 2016 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/images/album/hangi-ilacla-ne-yenmez-dikkatli-olmamiz-gereken_x_57923_b.jpg" type="image/jpeg" length="99810"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MERAL AKŞENER'E DENİZLİ'DEN ANLAMLI HEDİYE]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/foto-galeri/meral-aksenere-denizliden-anlamli-hediye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/foto-galeri/meral-aksenere-denizliden-anlamli-hediye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Otomobil</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/foto-galeri/meral-aksenere-denizliden-anlamli-hediye</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Feb 2016 15:26:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/images/album/2021083.jpg" type="image/jpeg" length="40196"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MERAL AKŞENER KİMDİR?]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/foto-galeri/meral-aksener-kimdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/foto-galeri/meral-aksener-kimdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Otomobil</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/foto-galeri/meral-aksener-kimdir</guid>
      <pubDate>Wed, 20 Jan 2016 17:41:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/images/album/111.jpeg" type="image/jpeg" length="12654"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KIŞ AYLARINDA ISINMAK İÇİN 20 SÜPER ÖNERİ]]></title>
      <link>https://www.haberalp.com/foto-galeri/kis-aylarinda-isinmak-icin-20-super-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberalp.com/foto-galeri/kis-aylarinda-isinmak-icin-20-super-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Otomobil</category>
      <guid>https://www.haberalp.com/foto-galeri/kis-aylarinda-isinmak-icin-20-super-oneri</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Nov 2015 14:10:00 +0200</pubDate>
      <enclosure url="https://haberalpcom.teimg.com/crop/1280x720/haberalp-com/images/album/kis-aylarinda-isinmak-icin-20-oneri_x_16537_b.jpg" type="image/jpeg" length="98378"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
