EMİNİM bazıları için sürpriz olmamıştır.

Mesela 30 Mayıs’ta Foreign Policy Dergisi’nde çıkan “Türkiye’nin bir sonraki askeri darbesi” başlıklı yazıyı yazanlar, mutlaka “Biz söylemiştik” demişlerdir.

Ya da Washington’da en az iki yıldır, “Türk askeri gücüne yeniden kavuştu, politikaya döndü” analizleri yapanlar, kesin şimdi haklı çıkmanın gururunu yaşıyorlardır. Hatta daha ötesi... Yine eminim cuma akşamı sağcı Fox News televizyonuna çıkıp işin başarılı olmasını beklediğini söyleyen Ralph Peters gibi bir sürüsü de olmuştur. Amerikan Ordusu’nun eski istihbaratçılarından emekli Yarbay. “Durum çok net. Bu darbe, Türkiye’nin İslami bir diktatörlük olmaktan kurtulması için son şansıdır. Sakın hata yapmalım. Bu darbede rol alanlar iyi adamlar” diyordu Peters.

ŞİMDİ “Yok” diyorlar. Cuma akşamı olayın bir darbe teşebbüsü olduğunun anlaşılmasının hemen ardından gittiğim Dışişleri Bakanlığı binasında akşam bir Amerikalı diplomatla konuşuyoruz. “Kim söylemiş bu sığınma meselesini” diye sordum. Israrla kimsenin böyle bir şey demeyeceğini savundu. Ama ben de MSNBC’den kimsenin böyle bir şeyi uyduramayacağını anlattım. BU arada etrafa yayılan yanlış bilgileri hiç saymıyorum tabii. Amerikan televizyonlarında sanki darbe teşebbüsü başarıya ulaşıyormuş gibi öyle yanlış bilgiler verildi ki... Sokaklarda darbe karşıtı göstericileri darbeyi destekleyen halk kitleleri zanneden CNN... Erdoğan’ın ülke dışına kaçmaya çalıştığını haber verenler...

İşin iki farklı boyutu olacak.

Birincisi, bu sorunun cevabı, Erdoğan’ın şimdi içeride atacağı adımlara bağlı. Ne kadar sertleşeceğine... Bastırılan bu darbe teşebbüsünden sonra meşru siyasetin bundan nasıl etkileneceğine.

Ancak ikincisi, Fethullah Gülen bundan sonra Türk-Amerikan ilişkilerinin tartışmasız en önemli gündem maddesi olacak.

HEPSİNİ artık bir kenara bırakın. Washington ve Ankara arasındaki YPG çatlağını... IŞİD’le mücadelede Türkiye’nin atacağı adımları. Askerden askere ilişkilerdeki farklılıkları...

Bundan sonra iki ülkenin temsilcileri bir masanın etrafına oturduğunda ilk açılacak konu her zaman Gülen meselesi olacak.

O akşam Dışişleri yetkilisiyle konuşurken, “Bizim için değişen bir şey yok, Fethullah Gülen bir LPR” diyordu. Yani hakkı olduğu halde Gülen’in halen ABD vatandaşı olmadığını, yasal kalıcı ikâmet eden (Lawful Permanent Resident) biri olduğunu söylüyordu.

Ancak hükümetin olayı Gülencilerin bir kalkışması olarak yorumlamasına bakınca şimdi Amerikalıların bu açıklamadan daha fazlasını yapması gerekecek.

Washington’da Türk vergi mükelleflerinin paralarıyla elinde puro, sırtında kürk, lüks otel bahçelerinde gazetecilerle buluşup Gülencilerin Amerika’daki faaliyetlerini anlatan avukatların üstünde bir seviyede artık bu iş. Kan döküldü.

Şimdi bütün öykü baştan yazılacak.
Türk-Amerikan ilişkileri Suriye’deki gelişmelerle farklılıkları aşma yoluna girmişken, bütün dengeler yeniden şekillenecek.

Ve Washington, Gülen için “LPR” demeye devam ederse, asıl kriz şimdi başlayacak.

Tolga Tanış