Hilebaz,
Düzenbaz,
Yobaz,
Kumarbaz,
Fetbaz,
Cambaz.
...baz,... baz,... baz. Uzar gider.
 
Günlük dilimizde sıkça kullandığımız bu sözcüklerin ne manaya geldiğini iyi bilirsiniz. Bilmeyenler de hemen sözlüğe bakıversin!.. Yazının başlığına bakıp da “yeni bir sözcük mü icat etmeye kalkıyorsun” diye sorarsanız, “haddime değil ama zorunluluktan kaynaklandı” derim.
Kur’an-ı Kerim’li pastaları kesip yemeler. Hac maketleri ile yapılan soytarılıklar. Kur’an-ı Kerim’le yapılan seçim mitingleri. Son noktaya mı geldik? Bilemiyorum!..
Oluk oluk Müslüman kanı akıtılacağını, camilerde Kur’anların yakılacağını bile bile saltanat uğruna BOP memuru olanlar, eş başkanlığından iftihar edenler... Büyük İsrail projesi için Müslümanların yaşadığı toprakları peşkeş çekenler... Sonra da dönüp içeride kendi insanlarını, başörtüsü ile İmam Hatip ile 28 Şubat yaygaraları ile kandırıp kandırıp her Cuma tivıtırdan bir Bakara -makara sallayanlar. Haçlı seferlerini başlatan Papa Hazretlerinin heykelinin altında Hıristiyan Anayasasına bağlılık imzası atanlar... 13 yıldır Allah ile kandırılmayı anlattık. Galiba yeterli olmadı. Hâlâ bir anlatamama boşluğu ve sıkıntısı var.
İslam’ı tertemiz yaşayanları anlatmak için “mütedeyyin” derdik. Unuttuk bu güzel içi dolu dolu muhteşem kavramı.
Sosyolojik çerçevede dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalışacağım meramımı. Sürçü lisan edersem affola.
Mütedeyyin Müslüman yozlaşan insani değerler için tuzsa “dinbaz”, bu manada tuzun kokması halidir.
Günümüzde hortlayan, insani tüm değerleri yozlaştıran finans kapitalizmin iş birlikçisi olarak ortaya çıkan “dinbaz”lık dönemi Müslümanlar için en ciddi tehdittir.
İslam tarihinde ‘Asrı Saadet’ten hemen sonra ortaya çıkan “haricilik” sapkınlığını da bünyesinde barındıran adeta müşriklik ve münafıklığın son çağın finans kapitalizm ile iş birliği yapma durumu. Dindar Müslüman zümreyi ortadan kaldırmak için organize olmuş siyasi, ticari ve  “dini”  organizasyonun  sosyal yapılanmaya  son 13 yılda verdiği zararı dikkatle gözden geçirin.
Mümin; elinden, dilinden, sözünden emin olunan insandır. “Muhammedül Emin” sıfatlı Peygamberimizin ümmeti olma gereğidir. “Dinbaz” ise sürekli aldatan, iktidarı, siyasi ve ticari çıkarları için yalan ve her türlü propagandayı insafsızca kullanan Müslüman gibi görünen azgınlar zümresidir.
Mümin; iman ehli tüm insanları severken “dinbaz”  kendi menfaatleri için  Müminleri bile birbirlerine düşman etmeyi kendine düstur edinir. Bu konuda şeytana paralel bir metot izler.
İşi ehline vermek farz olduğu halde yani; Müminlere liyakata ve yeteneğe göre görev dağılımı yapması gerekirken  “dinbaz” liyakate değil “biat”a değer verir. Kendi süfli sistemini yaratmak için.
“Dinbaz”ın kendi menfaat ve çıkarları için kullanmayacağı ve istismar etmeyeceği hiçbir kutsal değer yoktur. Buna yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim de dahil edilebilir. Bunun İslam tarihinde en acı örneği Sıffin savaşında mızrak uçlarına takılan Kur’an sahifeleridir.
“Dinbaz”, “aldanmışız” derken bile Müslüman ahaliyi kandırmayı ve Müminleri birbirine düşman ederek kendi kirli çıkarlarını yaşatmayı düşünür.
“Dinbaz” ların siyasete ve idareye hâkim olduğu beldelerde, toplumda düşmanlık, ahlaksızlık, liyakatsizlik, yozlaşma, dinî ve millî değerlerde çöküş ortaya çıkar.
“Dinbaz”  için helal rızık önemli değildir. Müminlere  “Dârülharb” fitnesi ile helal rızkı unuttururlar. Rızık konusunda şüphe yaratıp, finans kapital felsefesinde olduğu gibi ne kazanırsan nerden kazanırsan kazan makbuldür anlayışını ustaca yayıp haramı yaygınlaştırırlar. Ondan sonra ihaleleri yandaşlara verip kazan kazan anlayışı ile saltanatlarını pekiştirirler.
“Dinbaz” hakkın gücüne değil, gücün hakkına inanır. Güçsüzken mazlum rolündedir. Eline gücü geçirince zalimlerin zalimi olur. Güçlünün hakkına boyun eğdiği için; haklının savunucusu değil, güçlünün hizmetkârı olurlar. Bundan dolayı onları ya İngiliz muhibbi olarak ya da Amerikan BOP projesinin memuru ve hizmetkârı olarak görürsünüz.
“Dinbaz”a sözlük tanımını ise şöyle yapıyorum;
Müslümanlar arasında, bugüne kadar görülmemiş şekilde dini kullanan ve Müslümanları aldatan en donanımlı ve sapkın bir zümrenin temsil ettiği dini yorum ve yaşam tarzı.
Not; Bu satırları, yalnızca benim kalemimden dökülmüş olarak okumayın. Bu, dinini ve vatanını canından çok seven, tertemiz mütedeyyin Müslüman Türklerin ortak samimi duygularıdır. Bendeniz kendi duygularımı da katıp sadece ortak oldum. Etrafımızı kuşatan “dinbaz”ları iyi tanımlayıp herkese de anlatın diye!..