Erturk Akşun  Kimdir?

 

Çorum’da doğdu. Trakya Üniversitesi’nde fizik okudu ama hayatı hep edebiyatla ve kitapla kesişti. İyi de oldu. Kitapçılık serüveni yol üzeri kitap sergisinden kitapçı tezgâhlarına, yayınevi sahipliğinden mağaza, satış ve satın alma müdürlüğüne, nihayetinde genel yayın yönetmenliğine uzandı... Şu anda Destek Yayınları’nda bu görevi yürütüyor. Kitapla ilgili “ne iş olsa yaparım abi” kıvamında bir yaşam geride bıraktığı. Okumayı seviyor ve okuyarak para kazanıyor; bu da onu mutlu ediyor.

İlk kitabını 40’lı yaşlarda yazdı, biyografik anlatı roman tarzında olan bu kitap şua an Ateş ismiyle kitapçı raflarında, sonrasında 1920’li yıllardaki Beyaz Rusların İstanbul’a kaçışını anlatan bir tarihi roman denebilecek Agafya kitabı çıktı. On Sekiz saat ise politik polisiye idi. Hayatında olduğu gibi yazarlık serüveninde de tekrarı sevmeyen yazarımız, bu günlerde Ve Kızın Adı Gece kitabıyla 90’lı yılları anlatan bir dönem ve aşk romanı yazmış bulunuyor.

 

 

Ve Kızın  Adı  Gece  Kitap Arka  Kapak Yazısı

 

Bir erkeğe verilebilecek en büyük hediye, zeki, güzel ve cesur bir kadın tarafından sevilmektir.

***

Meyhaneden çıkıp yürümeye başladığımızda serin ve sisliydi hava...

Sağ yanımızdan bir ırmak akıyordu.

Meriç, Tunca’yla buluşmak için sakin sakin şırıldıyordu yanı başımızdan.

Sesinde yüzdük karanlık suyun.

Sanki günler boyu yürüdük el ele...

Sessiz sedasız, çocuklardık. Meriç’in sisli gecesinde, gökyüzünde hissedilen garip kuşatılmışlık altında, göremediğimiz yıldızların buz tutmuş yalnızlıklarında birbirine sarılan iki ruhtuk.

Bu bir meydan okumaydı aslında;

İkinin bire meydan okuması.

***

“Benimle ölür müsün?” diye sordum...

“Seninle ölürüm” dedi.

“Benimle yaşar mısın?” dedim...

“Seninle yaşarım...” dedi.

“Benimle evlenir misin?” dedim, sustu... Şaşkınlıktan mı, heyecandan mı bilemedim. Daha da büyümüştü gece karanlığı gözleri...

“Nasıl yani?” dedi. “Tanışmamızın üzerinden kaç saat geçti ki?”

“Binlerce dakika, binlerce mücevher değerinde dakika. İçine dünyalar sığan binlerce dakika” dedim.

 

 

Kitap  yazmanın  dışında  çok iyi  kitap yazdırdığınızdan  bahsettiniz  sizce   herkes  kitap yazabilir mi ?

Kesinlikle dünyada ki her işi herkes yapabilir bence. Yeter ki gerekli zaman ayrılsın, emek verilsin. Bu işin zanaat kısmı. Zanaat el yatkınlığı, bol tekrardan oluşur. Ama herkesin yazdığı kitap edebiyat eseri olmaz. İşte bu işin sanat kısmıdır. Artık bir çok yazarlık atölyeleri, yazarlık kursları, yazarlık üzerine yüzlerce kitap mevcut. İnsan yeter ki bunlara çalışsın zaman ayırsın mutlaka kitap yazabilir, ama bu büyük kitap olmayabilir.

 

Ülkemizdeki  kitap  okuma  alışkanlığını  yeterli  buluyor musunuz ?

Bunu şu şekilde yanıtlamak istiyorum. Ülkemizde kitap satışları her geçen gün artmaktadır ama bu aynı oranda kitap okunduğu anlamına gelmemektedir. Kitap artık hem ülkemizde hem de dünyada bir metadır. Meta olan her şeyde satılmaya mahkumdur. Ülkmeizin asıl sorunu iyi okuyucuların olmamasıdır. İyi okuyuculuk daha entelektüel bir faaliyettir. Bizim iyi yazarlardan daha çok iyi okurlara ihtiyacımız var.

 

Yurtdısında  oturan  dostlarımıza  kitaplarınızı  nereden  almaları  konusunda    nasıl  bir  yönlendirme  yapmalarını  söylesek  doğru olur.

 

Yurtdışında yaşayan dostlarımız artık internet alışverişinin hızlandığı günümüzde Türkiye’deki kitaplara daha kolay ulaşma imkanına sahipler. Örneğin Tıkla24 diye bir iste var, nerdeyse birkaç gün içerisinde Türkiye’deki kitapı avrupanın her yerine ulaştırabiliyorlar.

 

Bu zamana  kadar  kaç tane  yayınlanmış  kitabınız  bulunmaktadır.

 

İlk kitabım Ateş, ilk yayınlandığında ismi Ateş, Güneş ve Ada’ydı. Sonra Ateş olarak hem gözden geçirdim hem de üzerindeki acemiliği attım. Sonra bir tarih araştırması yaparken Beyaz Ruslar’la karşılaştım. İstanbul’a kısa süreliğine gelmişler ve İstanbul’un eğlence aşk, ve daha bir çok kültür hayatını değiştirerek gitmişlerdi. Beyaz Ruslar’la ilgili belge ve bilgi toplarken bunun romanını yazmaya karar verdim ve Agafya böyle çıktı. Sonra On Sekiz Saat geldi, politik polisye olarak. Her kitabım tarz olarak birbirinden farklıdır. Tekrarı hiç sevmem. Yeni kitabımız Ve Kızın Adı Gece’de 1990’larda ve günümüzde geçen, siyasi zemine oturan bir aşk hikayesi diyebiliriz.

 

Sosyal  medyadan sizi  takip  edebilir miyiz ?

Tabiki,

İnstagram: erturkaksun

Twiter: Erturkaksun

Facebook: erturkaksunkitaplari

Kitap