TARIM İLAÇLARI VE KİMYASAL GÜBRE BAĞIMLILIĞIMIZ

28 Nisan 2020 Salı 21:46

Türkiye’nin yıllık kimyasal gübre ihtiyacı yaklaşık 6 milyon tondur. Ülkemiz fosfat kayası, potasyum ve doğalgaz gibi gübre üretimi için gerekli hammaddelerden yoksun bir ülkedir. Bu nedenle toplam kimyasal gübre tüketimimizin yarısı nihai ürün olarak ithal edilmekte kalan yarısı da girdi ithal edilerek yurt içinde üretilmektedir. Üretimde kullanılan girdilerin yaklaşık %90’ı da ithal edilmektedir.

TARIM İLAÇLARI VE KİMYASAL GÜBRE BAĞIMLILIĞIMIZ
 Türkiye’nin yıllık kimyasal gübre ihtiyacı yaklaşık 6 milyon tondur. Ülkemiz fosfat kayası, potasyum ve doğalgaz gibi gübre üretimi için gerekli hammaddelerden yoksun bir ülkedir. Bu nedenle toplam kimyasal gübre tüketimimizin yarısı nihai ürün olarak ithal edilmekte kalan yarısı da girdi ithal edilerek yurt içinde üretilmektedir. Üretimde kullanılan girdilerin yaklaşık %90’ı da ithal edilmektedir. 

Gerek kimyasal gübrede neredeyse tamamen dışa bağımlılığımız, gerekse doğal gıdalara olan ihtiyacın gittikçe artması ülkemizi bitki besleme ve gübreleme uygulamalarında yeni çözümlere zorlamaktadır.  Bu nedenlerle, yüksek verimli üretime odaklanmak ve bunu sadece kimyasal gübre ile sağlamak yerine, yüksek kaliteli ve sağlıklı üretimi öne alarak, toprak ve su kaynaklarımızı ve diğer doğal kaynakları da koruyarak verimliliği başka yollarla artırmanın çareleri bulunmalıdır. Bu itibarla; İyi Tarım Uygulamaları (İTU) veya ‘’tarımsal kalite yönetim sistemleri’’ yolu ile daha sağlıklı ürünler üretmenin gereklerini yerine getirmelidir.


Japon Mucizesi’nin öncüsü kabul edilen W.E.DEMING’in daha çok endüstriyel üretimde kaliteyi artırmayı amaçlayan prensipleri ortaya koyan Deming’in daha çok sanayi için söylediği “Sanki yaşamak için çok gerekliymiş gibi, bozuk ve hatalı ürünler ile dolu bir dünyada yaşamayı öğrendik. Artık yeni bir felsefeyi hayata geçirmenin zamanı gelmiştir’’ sözü günümüzde artık tarım için de geçerlidir.


FAO verilerine göre artan dünya nüfusunu günümüzdeki düzeyde besleyecek tarımsal üretim için günümüzde 180 milyon tonlarda olan kimyasal gübre kullanımı  2030’larda 200 milyon tona yükselme  gerektiğini göstermektedir. Yine FAO’nun rakamlarına göre dünyada tüketilen gübrenin %69 u gelişmiş ülkelerde, % 31 i ise gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde tüketilmektedir. Nüfus artış hızının yüksek, gübre kullanımının düşük olduğu (Türkiye’ninde içinde bulunduğu) gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde halihazırda tarımsal üretimde yetersizlikler olması nedeniyle tarımsal üretimin hızla artırılması gerekliliği gübre ihtiyacını daha hızlı artıracaktır. Kimyasal gübre ve ilaçlar gibi kullanılan girdilerin su ve toprak kalitesindeki etkileri ile enerji alanındaki darboğazlar artık tarımda da  çevresel duyarlılığı artırmış ve çevresel et değerlendirmesini zorunlu hale getirmiştir.


Çevresel duyarlılıklarında artmasıyla Dünya’da, hastalıklara dayanıklı, bitki besin maddesi ve pestisid  ihtiyacı daha az bitkisel üretim yönünde araştırmalar hızlanmıştır. Bodur meyveler türünün gelişmesi gibi gelişmeler buna örnek verilebilir.
Ancak; bir tarafta, kuraklığa, sıcağa, soğuğa, böceklere, virüslere, hastalıklara daha dayanıklı, verimliliği daha yüksek bitkiler üretilmesi, diğer tarafta sağlıklı ve kaliteli üretim zorunluluğu, konunun sağlık, çevre, hukuk ve etik boyutlarının tartışılmasını da beraberinde getirmiştir. Gen kaynaklarının korunması, biyogüvenlik, insanlarda alerjik reaksiyonların artma riski, antibiyotiğe dirençli mikroorganizmaların gelişmesi gibi konular bu tür çalışmalara mesafeli yaklaşılmasına neden olmaktadır.
Geldiğimiz nokta insanoğlunu bitki besin maddeleri ve ilaçları konusunda yeni çözümler bulmak zorunda bırakmaktadır. Organik gübre üretiminin artırılmasına dönük çalışmalar artmıştır ancak henüz bitki basin maddesi ihtiyacını karşılayacak noktaya gelememiştir. 


Yapılması gereken ama henüz yeterli seviyede geliştirilemeyen, topraktaki verimin temel kaynağı olan organizmaların korunması ve üretimin biyogenetik yöntemler yerine organik ve biyolojik yollarla  artırılmasıdır.


Gübre kullanım etkinliğinin artırılması, kullanılan gübreyi, çevresel ve sağlık risklerini azaltıp, ekonomik açıdan da verimi artırmaktadır. Tarım teknolojilerindeki yeni gelişmeler, üreticilerin eğitilmesi ve bilinçli üretici sayısını artırmayı zorunlu kılıyor.
Çevre ve insan sağlığına zarar vermeyen, doğal kaynakları koruyan, gıda güvenliğini artıran, tüm aşamaları izlenebilir tarımsal üretim yapan üreticilerle üretim miktarını artırmak tarımsal üretimde yapılabilecek önemli işlerdendir. Bu cümleden olarak,  azda olsa iyi Tarım Uygulamaları gibi çağdaş kalite yönetim sistemlerinin ülkemiz tarımında da uygulanmaya başlanması  ümit verici gelişmelerdir.

Tarım ilaçları konusunda ülke olarak durumumuz tıbbi ilaçlarda olduğu gibi neredeyse %100’e yakın oranlarda dışa bağımlı olmamızdır. Yıllık 75 bin tona yakın ilaç ihtiyacımızın hemen hemen tamamı ithalatla karşılanmaktadır. İlaç ihracatımız ise yok denecek kadar semboliktir.

TARIM SEKTÖRÜ DIŞ TİCARETİMİZ
FAO, TRADEMAP ve TÜİK  2018 yılı verilerine göre Türkiye; toplam birincil tarım, hayvancılık, orman ve su ürünleri ihracatı 13.360,  ithalatı ise 13.461 milyon USD’dir. Kıyaslama yapabilmek açısından aynı mal grubunda Hollanda 71 milyar ihracat ve 52 milyar USD ithalat yapmaktadır.


Aynı tabloyu, tarım ürünlerini girdi olarak kullanıp üretim yapan; yiyecek-içecek,  tütün mamulleri, gıda sanayi, tekstil, ağaç ve mobilya, deri vb ürünlerinin de dahil edildiği  verilerle birlikte değerlendirirsek Türkiye 54 milyar dolar  ihracat ve 28 milyar dolar ithalat yapmıştır.  Ülkemizin 1/20’si kadar toprağı ve 1/5’i kadar nüfusu olan  Hollanda ise; neredeyse ülkemizin toplam dış ticaretine yakın 141 milyar ihracat ve 114 milyar ithalat yapmıştır.


Tarım sektörü dış ticaret tablomuzun kalemlerinden de görüleceği üzere ülkemiz 82 milyar dolarlık tarım ürünleri dış ticaret hacmi içerisinde; canlı hayvanda 1,7 milyar, hububatlarda 1,9 milyar, yağlı tohumlar, endüstriyel-tıbbi ve aromatik bitkiler grubunda 1,6 milyar, hayvansal ve bitkisel yağlarda 165 milyon, gıda endüstrisi kalıntı ve atıklar ile bunlardan yapılan hayvan yemlerinde 1,2 milyar, gübrelerde 1 milyar, albuminoidal maddeler nişastalar enzimler ile ham deriler ve postlar gruplarında 500 milyon, geri dönüştürülmüş kağıt karton  ve kağıt hamurları grubunda 2,3 milyar, yün, kıl, pamuk ve pamuk ipliği ile diğer bitkisel elyaf ve kumaşları grubunda 1 milyar dış ticaret açığı, toplam tarım ve tarım sanayi ürünlerinde ise 25 milyar dolar fazla vermektedir. Aynı grupta Hollanda’nın tarım sektörü dış ticaret toplamı 255 milyar $ olup (Türkiye’nin 3 katından fazla) 27 milyarda fazla vermektedir.
  
Toplam dış ticaret rakamları incelendiğinde; ülkemiz 168 milyar ihracat, 223 milyar ithalat 391 milyar toplam dış ticaret hacmi içerisinde 55 milyar açık verdiği halde, Hollanda 586 milyar ihracat, 522 milyar ithalat ve 1,1 triyon  dış ticaret hacmiyle 64 milyar fazla vermektedir. 


Dış ticaretimiz analiz edildiğinde hangi alanlarda üretim yetersizliği olduğu açık olarak görülebilmektedir.
 Dış ticaret açığı verdiğimiz ve yetersiz olduğumuz alanları incelediğimizde; açığın daha çok organizasyon eksiklikleri ve verimlilik düşüklüğünden dolayı üretim yetersizliği ve özellikle, meyve, sebze ve tahıl grubunda tüketim fazlalığı ile aşırı fire ve kayıplardan kaynaklandığı  açık olarak görülmektedir. Ülkemiz, etkin organize edildiği taktirde insan gücü ve  verimli kullanıldığında toprak ve su varlıkları ile söz konusu eksiklikleri kolayca kapatabilecek durumdadır.

DEVAM EDECEK MEHMET YALBURDAK
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x