ERCİYES KURULTAYI OHAL KAPSAMINDA ENGELLENDİ

31 Temmuz 2017 Pazartesi 23:51

İnsanlar Ankara'dan İstanbul'a yürüyor, 15 Temmuz'da neredeyse her yerde demokrasi nöbetleri tutuluyor, fakat iş Erciyes Kurultayına geldiği zaman güvenlik bahane edilerek engelleniyor! Elbette birilerinin de çok işine geliyor!

ERCİYES KURULTAYI OHAL KAPSAMINDA ENGELLENDİ

 er yıl Kayseri’de düzenlenen Erciyes Zafer Kurultayı geçen sene olduğu gibi bu sene de güvenlik gerekçesi ile iptal edildi. İptal kararına tepki gösteren Ülkücü camianın önde gelen sanatçılarında Ozan Arif yazılı bir açıklama yaptı.

“Türkiye'de herkes her türlü toplantıyı, faaliyeti yapabilir... Kendi öz vatanında Türkler hiçbir faaliyet yapamazlar!..” diyen Ozan Arif, önlerine çıkarılan engellere isyan etti.

Ünlü Ozan, yaşananlara çok sert tepki gösterirken, kurultayın geçen yıl da aynı gerekçelerle engellendiğini söyledi.

İşte Ozan Arif’in açıklamasından öne çıkanlar:

“ÖZÜR...

VE TEŞEKKÜR…

İmkansızlıkla başa çıktık!

Önümüze konulan engellerle başa çıktık!

Manialarla, tuzaklarla, olumsuz propagandalarla bile başa çıktık!

Hatta ben hasta olmama, en ağır tedavileri görmeme rağmen, yani hasta hasta yola çıkacak kadar hastalığımla bile başa çıktım!

Velhasılı ne olursa olsun orda olacaktım!

Ama (Hepinizden özür diliyorum Ülküdaşlarım!)

Bir kez daha öğrendik ki;

Türkiye'de herkes her türlü toplantıyı, faaliyeti yapabilir...

Ama herkes herkes...

Hem de Türkiye’nin en gözde şehirlerinin en gözde meydanlarında yapabilirler...

Ammaaa...

Bu ülkede, yani Türkiye'de, yani kendi adını taşıyan kendi öz vatanında Türkler hiçbir faaliyet yapamazlar!..

Bırakın en gözde şehirlerin en gözde meydanlarını, ıssız dağların başında, yaylalarda bile yapamazlar yaylalarda...

İşte bir örneğini tekrar yaşıyoruz.

Geçen yıl "OHAL" bahanesiyle yasakladıkları, Erciyes Türk Kurultayını bu yıl da yasakladılar...

Yürüyüş değil...

Nümayiş değil...

Gayet masum bir kurultay...

Ama adı Türk Kurultayı...

Türk'ün Türk'le meşveret kurması...

Hatta bu vatanı, bu milleti, bu dini, bu devleti (riya için veya siyasi çıkar için değil) samimi olarak karşılıksız seven Ülkücülerin birbiriyle kucaklaşma merasimi de diyebilirsiniz...

İşte bu yasak bu....

Peki bir belge verdiler mi?

Geçen yıl vermediler ki bu sene versinler!

Belge-melge yok yassak o kadar...

Esasında halâ top çeviriyorlar...

Halâ bizi oyalıyorlar...

Temmuz ayının başından beri çektirdikleri çileyi buraya yazmakla bitiremeyiz.

Vurdurmadıkları kapı, uğratmadıkları makam, gezdirmedikleri komisyon kalmadı...

Aynı makamlara, aynı arzularımızı, aynı arzuhalimizi, defalarca dilekçe tazeletip döndürüp durdular bizi...

Ama dedim ya yok yok yok...

Sadece Vali Bey'in ilk ziyaretimizde şifai olarak;

"Tamam yapabilirsiniz.." vaadini esas aldıktan sonra bu sevincimizi sizinle paylaşmıştım...

Şimdi de bir belge vermeden yapılamayacağını bildirdikleri için üzüntümüzü sizinle paylaşmayı uygun gördüm.

Evet değerli Ülküdaşlarım;

06 Ağustos 2017 tarihinde yapacağımızı duyurduğumuz

"Erciyes Türk Kurultayı" hangi sebepten olduğunu bile bilmediğimiz saiklerle yaptırılmıyor...

Daha anlaşılır bir dille yasak... Yasak...

Onlar da biliyorlar Ülkücülerin devlet erkini kullanan bazı kahpeler yüzünden devlet güçleriyle karşı karşıya gelmeyeceğini...

Onlar da biliyorlar Ülkücülerin geleneğinde "1 Mayıs" yapanlar gibi devletle sidik yarışına girme alışkanlığının olmadığını...

Onun için yasak...

Hülasa bu kahpe rüzgarın nereden estirildiğini bilmeyecek kadar aptal değiliz...

Bu sefer şunu da anladık ki;

Sadece bu sene değil bu düzen böyle devam ettiği müddetçe,

Ülkücülerin orada Başbuğ'larının yadigârı olan o

"Erciyes Türk Kurultayını" yapma şansları yok...

Veya biz beceremedik!.. Beceremiyoruz!..

İşte onun için de herkesten özür diliyorum!..

Başta Başbuğ'umun ruhaniyetinden özür diliyorum...

Sonra birilerinin iptal etmesine rağmen Erciyes Türk Kurultayı'nı yaşatmak için, Tekir Yaylası’nda kahrından yanımızda can veren Erciyes şehidimiz,

"Paşa Tambay" ülküdaşımın ruhaniyetinden özür diliyorum...

Ayrıca bu yılki yapılacak kurultayımızı şereflendirmek üzere yaptığımız davetimizi tereddütsüz kabul eden Hocalarımızdan, değerli dava büyüklerimizden, Türkiye’de Türk boylarına yolbaşçılığı yapan soydaşlarımızdan, Azerbaycan'dan, Batı Trakya'dan, Kırımdan, Türkmeneli'nden davet ettiğimiz konuklarımızdan özür diliyorum...

Özelliklede 6 Ağustos’ta Erciyes'te olmak üzere iznini ayarlamış olan gurbetçilerimizden, 

Dahası var;

Edirne'den Batman'a, Kars'tan Muğla'ya kadar kendi imkanlarıyla her yıl gelen, bu sene de Başbuğ'umuzun emanetine sahip çıkmak üzere geleceğini bildiren hatta yola çıkan siz değerli ülküdaşlarımdan özür diliyorum...

............

Özür dilemenin yanında teşekkür etmeden geçemeyeceğim yürekler de var!

Başta Afşar yiğidi Kayserili iş adamı Necip Diçer...

Birilerinin iptal ettiği yıllardan bu yana o kurultayın yapılması daha doğrusu yaşaması için varını-yoğunu ortaya koyan, gelen misafirlerin, sanatçıların geliş gidiş uçak, yeme, konaklama masraflarından tutunda, afiş, duyuru hatta dağın başına son model sahne, seslendirme, ışıklandırma kuruluncaya kadar her türlü masrafın altına giren bu ülküdaşıma teşekkür ediyorum.

Yine aynı şekilde geçen yıl olduğu gibi, bu yılda kurultayın yapılması için her türlü desteğe hazır olduğunu bildiren Kayserili gurbetçilerden Ali Taş ülküdaşıma,

Bafralı İş adamı, (iş adamlığından ziyade) bir ülkü sevdalısı değerli kardeşim Osman Parlak Bey'e teşekkür ediyorum.

Kaç yıldır yeri geldi bir iftar yemeği şeklinde, yeri geldi 300, yeri geldi 3000, yeri geldi son yıllarda 10-15 bin ülküdaşımızla yaptığımız kurultaylara kendi işlerini terkederek bilâ-bedel yani ücretsiz, beş kuruş almadan katılan İsmail Türüt, Esat Kabaklı kardeşlerime özellikle şükranlarımı belirtiyorum.

Yine Avrupa'da olduğu gibi Tekir yaylasında da beni yalnız bırakmayan, Cuma Kayacık edeme, Volkan Kutlu gönüldaşıma, hatta 6 Ağutos’ta Tekir'de olmak için şimdiden Türkiye'de olan Mehmet Ali Bilgiç kardeşime, Yüksel Üzüm ülküdaşıma çok teşekkür ediyorum...

Ve tabi ki bu zamana kadar varlığı ile Erciyes'i esas yaşatan yine sizlere teşekkürü bir borç biliyorum.

Esasında yazacağım çok şey var...

Ama yazamıyorum...

Hırsla kalkıp zararla oturmak istemiyorum.

Beyler iptal etti edeli kurultay yapabilsek de yapamasak da hep Ağutosun ilk Pazar günü Tekir'de oldum...

Zaman zaman çadırlarınızda sizlerle, zaman zaman da bir taşın başına oturarak yalnız başıma Başbuğ'lu günlerimizi hayal ettiğim oldu...

Ama bu sefer onu da yapamayacağım, yani orada olamayacağım!

Zira bu sefer ne hırpalanmış moralim, ne de ağır bir tedavi görmekte olan bedenim Erciyes'in garipliğine dayanacak kadar güçlü değil...

Beni affedin...

Eğer ömrüm olursa, eğer sıhhatim el verirse gelecek yıl kurultay yapılmasa bile orada bir taşın dibinde de olsa gelen yüreklerle buluşmak üzere hepinizi Cenab-ı Allah'a emanet ediyorum.

Bir de dünyanın bin-bir türlü hali var bana hakkınızı helal edin.

Ve...

Tekrar özür diliyorum...

Tekrar özür diliyorum...

Tekrar özür diliyorum...

Ne yapalım yapamadık...

Yaptırmadılar işte...”


Yorum Gönder

@name x