İSLAM'DA REFORM DEĞİL, İSLAM'DA TECDİT (YENİLEME)

12 Mart 2018 Pazartesi 23:33

Av. Faruk Ülker, İslam'da "güncelleme" tartışmalarına son noktayı koydu. Oldukça etkileyici açıklamalarla işin doğrusunun ne olduğunu anlattı.

İSLAM'DA REFORM DEĞİL, İSLAM'DA TECDİT (YENİLEME)
 İSLAM'DA REFORM DEĞİL

İSLAM'DA TECDİT (YENİLEME)
(Birinci bölüm)

TECDİT, Arapça kökenli kelime olup; yenileme tazeleme demektir.Sayın Cumhurbaşkanının 8.Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla; kamuoyunda tepkilere neden olan FETVALARI VEREN HOCALARA tepki göstererek:

'' İSLAM'I 14-15 ASIR ÖNCESİ HÜKÜMLERİ İLE BUGÜN UYGULUYAMAZSINIZ, İSLAM'IN GÜNCELLENMESİNİN GEREKTİĞİNİ BİLMEYECEK KADAR DA ACİZ BUNLAR, İSLAM HÜKÜMLERİNİN GÜNCELLENMESİ VARDIR...İSLAM'DA GÜNCELLEŞMENİN, REFORM OLMAYACAĞI; şimdi bunları söyledik diye bizi de tefe koyup çalarlar....'' mealindeki televizyonda yaptığı bir konuşma ile İslam'ın belki en önemli konusu gündeme taşınmış oldu...

Eğer bu radikal cümleleri Sayın Cumhurbaşkanından bir başka siyasi parti lideri ya da konuya ehil dahi olsa yazar düşünürlerden birisi söylemiş olsaydı; derhal İslam düşmanı ve dinsiz, ataeist ilan edilmesinden tutun da, halkın dini duygularını dejenere ettiğinden, dini inançlara saldırarak infiale sebep olduğundan hakkında dava açılıp akla hayale gelmeyecek her türlü karalamanın muhatabı olacağını tahmin etmek zor olmasa gerek!...

''İSLAM'IN GÜNCELLEŞMESİ'' konusu özelliği itibarıyla kamuoyunda tartışılmaya başlanır başlanmaz hemen Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın ise özetle şu açıklamayı yapmak zorunda kalmıştır...

'' ....BU MECELLE KURALINA GÖRE; zamanın değişmesiyle, içtihat hükümleri ve yorumları da değişir ve yeniden yorumlanmaya ihtiyaç duyarlar. Kur'an ve Sünnetin ortaya koyduğu hükümler ise sabittir...''

Türkiye'nin içinde bulunduğu değişik algılarla insanların, okur yazarların, düşünce sahiplerinin, gazetecilerin, siyaseten linç edilmeye ve hapse atılmaya müsait olduğu bir ortamda, '' İSLAM'DA TECDİT'' konusuna bir kaç yazar ve düşünür dışında bugüne kadar, hep suskun kalınmış ya da geçiştirilmiştir... İslam Felsefe Profesörü, gazeteci, siyasetçi Yaşar Nuri Öztürk ve Prof.Hüseyin Atay ve buna benzer bir kaç isim istisnadır...

Bi'ad kültürünün egemenlikte olduğu, tartışma kültürünün yaşanmadığı, linç kültürünün yaygınlaştığı ve ötekileştirildiği her ülkede buna benzer nedametli ve çetrefelli konulara el atılamadığından asırlarca bu konular bakir kalmış olup; konuyu cesaretle ele almak isteyenler hemen dinsizlik yaftasıyla damgalanmışlardır!... İşte bu ve buna benzer baskıcı ve dışlayıcı kültür, İSLAM'N DÜŞÜNCE ATMOSFERİNDE DONUKLUĞUN sebepleri arasında en önemli etken olarak gösterilebilir!...

İslam'da TECDİT (YENİLEME) Cumhurbaşkanı Sayın ERDOĞAN'IN tabiriyle ''GÜNCELLEME'' asla İslam'da Reform sayılamaz...Bize göre de aslında geç kalınmış bir söylemdir ve hiç bir şekilde reform ile karıştırılmaması gerekir...Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk Hocamız da, İslam'da yenilenmenin gereğini şu şekilde açıklamıştır:

''...11 Eylül terör olayından sonra İslam'ın gerçek yapısında olduğu gibi tanınması,dünya için hava ve su kadar önemlidir.İslam bugün insanlığın her zamankinden daha çok ortak meselesidir.Bu ortak mesele insanlığın geleceği için mutluluk ve barış getirecek bir yapılandırmaya yeniden insanlığın önüne çıkarılması bunun kahır ve ızdırap faturası bütün insanlık için çok ağır olacaktır.Dünya bütün siyasal ve kısa vadeli hesapları bir kenara iterek, evlatlarımızın geleceğini mutlu kılmak için bu ortak problemi hem gönül hem de elbirliğiyle çözmek zorundadır.Aksi halde ıstırap faturası katlanarak büyüyecek ve insanlık çok acı çekecektir...''

Konu insanlarımızın günlük yaşantılarındaki daralmaya alan açabilmek açısından son derece önemli olduğundan; her türlü siyasi mülahazalardan ve kişisellikten ayrı olarak değerlendirilmesi gereken bir konudur...Şu kişinin veya bu kişinin ya da herhangi bir siyasetçinin, konuyu gündeme getirmesinin önemi de yoktur bence...

DİNDARLIK ADINA DİNCİLİK TAASSUBU!...

Dindar geçinen dincilerin tasallut ve taassuplarından kurtulabilmek ve İslam'ın özünde yer almayan konularda,kendi zihniyetlerini sanki İslam'ın emriymiş gibi kabul ettirmek için, yasakçı zihniyetin baskıcı ve ötekileştirici ve her türlü hurafecilik anlayışına karşı dur demek; ülkemizin olduğu kadar bugünün İslam Dünyasının da en büyük kanayan yarasıdır!...

Kur'an ve Sahih Sünnet dışındaki 14-15 asır önceki yorumlarla bu günün ihtiyaçlarına cevap vermenin zorluğunu idrak ederek derhal İslam Alimleri ve konuya vakıf kişilerin çözüm üretmelerinin zamanı çoktan gelmiştir...

İlk müslümanların arasında da istisnalar olmasına rağmen,Kur'an'a ve ondaki iman esaslarına,saf,arı,dolaysız,temiz duygularla ve doğrudan Allah ile karşı karşıya olduklarını düşünerek, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin risaletinde bütün sorunların çözülmesinden dolayı ihtiyaca muhtaç bir durum olmamıştır...Hatta Hulafai Raşidin Devrinde bile dört halife zamanında da bu ihtiyaç hissedilmemiştir....

Gerek İslam Dünyasında gerekse ülkemizde şimdiki müslümanlar ise:
İmanı belki de bir sığınma ya da sorumluluktan kaçma, kişiliğini tarikat şeyhi, hocaefendi, şu bu adı altında başkalarına teslim etme, Kur'an'ın istediği gibi değil de; başkalarının dediği gibi inanmaları veya insanların inandıkları gibi yaşayamamalarından dolayı yaşadıkları gibi inanmalarını din olarak algılamaları sorunları beraberinde getiren en büyük etkenlerdir...

1400 senelik yorumları ve kültürü küçük görmek tabi ki kimsenin aklı da haddi de değildir. Ancak, Kur'an ve sahih olan sünnet dışındaki yorum ve anlayışın Kur'an'a götürülerek onun ışığında ona teslim etmek ve anlayışlardaki yanlışlıkların ayıklanarak düzeltilmesinin gerekli olduğuna inanıyoruz...Düzeltilmeyen her yanlış, insan zihninde bir pranga olarak zaman içerisinde kudsiyet kazanır.Yanlışlar önce zihinlerde düzeltileceğinden bunun için doğru iman gereklidir. Doğru iman doğruya,yanlış iman da insanı yanlış yollara sevkeder.

Kur'an bir çok ayeti kerimesinde doğrudan insanın aklına hitap eder. Ey iman edenler, ey akıl sahipleri, ey insanlar düşünmez misiniz? sorularının muhatapları akıl ve ilim sahipleridir...Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? İlk emri OKU olan Yüce Kur'an'ın evrensel mesajını maalesef müslümanların tam olarak anladığı ve idrak ettikleri söylenemez...

UYDURULAN DİN Mİ?
KUR'AN'DA Kİ DİN Mİ?...

İlahiyatçı değilim, din alimi hiç değilim. Ancak okuduklarımdan, araştırmalarımdan, din alimlerinin yazdıklarını anladığım kadarıyla ve sentez yaparak her şeyden önce Yüce Allah'ın bizlere bahşetmiş olduğu akıl'dan yararlanarak, düşünerek muhakeme ettiğim ve aklımın da sürekli sorguladığı hususları sizlerle paylaşmak en büyük amacımdır...Yine de yanlış konuşmak ve düşünmekten de Allah'a sığınırım...

Peygamberimizden (SAV) gelen sahih hadisi şeriflerin varlığına tabi ki şeksiz ve şüphesiz inanıyoruz...Bazı hadisi şerifler acaba gerçekten sahih midir? Eğer sahih değilse hadis olduğuna inanılan bu sözlerin insan hayatını ne şekilde değiştirecek ve etkileyecektir? Sizlere bırakıyorum:

KUR'AN'A TERS DÜŞEN HADİSLER

Bu şekilde belki yüzlerce hadis olmasına rağmen bir kaç tanesini yazmakla iktifa edelim..

1- Kur'an'ı Kerim,Nisa Suresi.48.ayet: '' Şüphesiz Allah,kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz,ondan başkasını dilediği kimse için bağışlar.Allah'a ortak koşan kimse muhakkak büyük bir günah ile iftira etmiş olur.''
HADİS: '' Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır..'' (BUHARİ)
HADİS: '' Cehennemde en şiddetli cezaya satranç oyunu oynayanlar çarptırılacaktır'' (Zehebi'den nakil)

2-Kur'an'ı Kerim,Şüra Suresi 11-12.ayetler: '' O gökleri ve yeri yoktan yaratandır.Size kendi cinsinizden eşler, hayvanlardan da kendi cinslerinden eşler yaratmış, bu suretle çoğalmanızı sağlamıştır.O'nun benzeri hiç bir şey yoktur.O, herşeyi işiten ve görendir.Göklerin ve yerin anahtarı O'nundur.Dilediğine bol rızık verir,dilediğinden de ksar.Çünkü O herşeyi en iyi bilendir.''

HADİS: '' Allah ahirette,Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp, baldırını gösterir.''(Rivayet edenler, Müslim- Buhari-Hanbel)

Şimdi; böyle bir hadisi şerif olur mu?Buna inanmamızı kim bekleyebilir?Haşa demek ki Allah ,Peygamberlerine kendini ispatlamak zorunda kalacak, hatta açıp baldırını gösterecek.Hiç Allah'ın baldırı olur mu? Allah (CC) yarattıklarına benzemekten münezzeh değil mi?...

3-Kur'an'ı Kerim İhlas Suresi: ''Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla; Ey Muhammed de ki, O Allah tektir. Allah, herşey ona muhtaç olduğu halde, hiç bir şeye muhtaç olmayandır.O doğurmamış ve doğurulmamıştır.Hiç bir şey O'na denk değildir.''

HADİS:(Rivayet eden Hanbel) '' allah benimle görüştü ve el sıkıştı.Elini iki omuzumun arasına koydu.Öyle ki, parmaklarının soğukluğunu iki göğsüm arasında hissettim..''
Siz de benim gibi tövbe tövbe diyorsunuz değil mi? Hiç Allah'ın yarattığı insanlar gibi eli ayağı olur mu?Allah Peygamberleri bile olda onlarla el sıkışır mı?...

.......................................................................
İLME, AKLA, MANTIĞA TERS OLAN HADİSLER

1-'' Yangın gördüğünüzde tekbir getiriniz,zira tekbir onu söndürür'' (Rivayet den Ramuzel)
Buna göre tüm itfaiye teşkilatlarını kaldırmamız gerekiyor.Nasıl olsa ''Allahuekber'' deyince yangın söndürülmüş olacak!!...Allahuekber diyerek yangın söndürülmüyor ama,bütün İslam Coğrafyası Allahuekber diyerek birbirlerini yakmaya ve katletmeye devam ediyorlar!..

2- '' Yeryüzü balığın sırtında durmaktadır.Cennete gidecekler ilk olarak bu balığın ciğerinden yiyecektir'' (Rivayet eden BUHARİ)
Bazı hadis nakilcileri, de yeryüzünün sarı öküzün boynuzları üzerinde durduğunu, boynuz sallanınca deprem olduğu mealinde rivayetler de vardır!..

3-'' Eğer erkeğin tepesinden tırnağına kadar cerahat aksa, kadın da bunları ağzı ile temizlese, yine de erkeğin hakkını ödemiş olamaz'' (İbn'i Hacer el Heytemi)
Alemlere rahmet olarak gönderilen Allah'ın Resulü Peygamberimiz bu şekilde bir söz söyler mi,kadınlar bu derece aşağılanabilir mi?..

4-'' Sizden biriniz cinsel münasebette bulunduğu zaman eşinin cinsel organına bakmasın, zira cinsel organa bakmak körlüğe sebep olur'' (Feyzul Kadir)
Dünya tıp tarihinde, bu sebeple kör olmuş birilerine rastlanılmış mıdır acaba?!..

5-''Hacer'ül Esved,Allah'ın yeryüzündeki sağ elidir.Onunla, insanlardan dilediği ile tokalaşır.(Cami-üs Sağır)

6- ''Tüm kara köpekleri öldürünüz.Çünkü onlar şeytandır.'' (Hanbeli)
Haşa madem ki kara köpekler öldürülecek di de, haşa Allah neden yarattı bu mahlükatı.Allah rahmetine ve yaratıcılığına iftira değil de nedir?

7-''Horoz melek gördüğü için öter,eşek şeytan gördüğü için anırır.'' (Müslim)
Bunun akıl,fikir,mantık ve izanla bağdaşır bir tarafı var mı?..

8- '' Sol elinizle yemeyiniz içmeyiniz.Çünkü Şeytan sol eliyle yer,içer.'' (Hanbeli)

9- '' Deve, şeytandan yaratılmıştır.'' (Hanbeli)
Bu saçmalığa inanacak mıyız?.Halbuki Kur'an'da tüm canlıların Allah tarafından yaratılmış olduğu yazılıdır...

10- '' Fare aslında Yahudi olduğu için deve sütü içmez''(Müslim)
...............................................................
KENDİ ARALARINDA ÇELİŞEN HADİSLER

1-'' Peygamberimiz oruçlu iken kan aldırmıştır'' (Buhari-Ebu Davut-Tirmizi)
'' ..Kan aldırmak, yapanın da yaptıranın da orucunu bozar.''(Buhari-Ebu Davut-Tirmizi)

2- '' Peygamber, ayakta su içmesini yasakladı''(Ebu Davut)
'' Peygamberi, sizin benim gibi ayakta su içerken gördüm'' (Ebu Davut)

3-''Peygamberimiz, deri işlendi mi temiz olur dedi.Sonra ölü bir koyuna rast geldi ve onun derisinden faydalansanıza dedi''(Buhari)

'' Peygamberimiz, ölü hayvanın ne derisinden ne de sinirinden faydalanılmaz dedi''.(Hanbel)

4-'' Allah'ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik bize izin vermedi'' (Tirmizi)

Şimdi bir an için Tirmizi'nin bu hadisinin doğru olduğunu farzetsek; peki o zaman Peygamberimiz (SAV) sözlerinin yazılmasına müsaade etmemişse oturup neden bir çok hadis uydurmuşlardır?..Neden o zaman, ünlü hadisçi sayılan Buhari, Müslim, Ebu Davut ve Hanbeli gibi hadisçilerin hadislerini doğru olduklarını kabul ederek kaynak kabul etmiştir?!...

Bu ve buna benzer yüzlerce birbirlerine ters düşen,kendi aralarında çelişen,Kur'an'da olmayan ve günlük hayatımıza girmiş hadisler bulunmaktadır.

DÖRT HALİFENİN HİÇBİRİSİ,HİÇ KİMSEYE HADİS NAKLETME,YAZMA FIRSAT VERMEMİŞLERDİR. Hatta Hz.Ömer (Rad Anh) Mekke dışındaki yerlerde yaşayan sahabelere mektuplar yazarak ellerindeki yazılı olarak bulunan,hadisleri yok etmeklerini istemiştir.(Uydurulan din ve Kur'an'da ki Din,İst Yayınevi 12.Baskı)

HZ.ALİ'de minberden şu hutbeyi vermiştir.Yanında hadis sayfaları bulunanlar gidip onları yok etsinler.Zira halkı helak eden olay, alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kur'an'ı terk etmeleridir...

TÜRK MİLLETİNİ AŞAĞILAYAN HADİSLER

HADİS: '' Dünyadaki dört şehir, cehennem şehridir. İstanbul,Antakya, Sana ve Tabariyye.'' (Suyuti)
HADİS:'' Size ilişmedikçe siz de Türklere ilişmeyiniz.Zira severlerse sizi soyarlar,sevmezlerse de sizi gebertirler'' (Suyuti) 
Davam edecek. 12.03.2018

AV.Faruk Ülker




Yorum Gönder

@name x