24 Haziran’da Seçimleri Cumhurbaşkanı Erdoğan Kazanırsa Neler Yaşayacağız?

 Türk milleti 24 Haziran’da çok kritik bir seçim yapacak. Ya Cumhuriyete ve Cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkacağız, ya da hukuk devletine, demokrasiye elveda diyerek tek adam rejimine merhaba diyeceğiz.
Durum bu kez cidden köprüden son çıkış… Bu seçimin telafisi yok. Eğer bu kez de Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimi kazanırsa Türkiye, sonu gözükmeyen karanlık bir yola girecek. Sonunda sadece Erdoğan muhalifleri değil herkes zarar görecek.
Erdoğan seçimi kazanırsa neler yaşayacağız? Tek tek yazalım…
Her şeyden önce Türkiye artık bir hukuk devleti olmayacak. Efendim şu anda da hukuk devleti kaldı mı ki diyebilirsiniz. Evet, doğrudur, şu an Türkiye hukuk devleti olmaktan çok uzaktır ancak şu anki hukuksuzluk kanuna aykırı bir hukuksuzluktur.
24 Haziran sonrası Erdoğan seçimi kazanırsa kanuna aykırı şekilde kullandığı yetkilerini yasal hale getirecek v e bundan sonra yapacağı her şey suç olmaktan çıkacak.
24 Haziran’da Erdoğan’ın seçimi kazanması demek, tek adamlığını resmen ilan etmesi demektir. Şimdi kanuna aykırı olduğu halde yaptıkları ortadayken bir de yasal güvenceyi eline aldıktan sonra neler yapar biraz tahmin etmeye çalışın…
Ülkede muhalif yayın yapan tek gazete ve TV kanalı kalmaz. Bugün yayın yapan muhalif yayın organları da kapatılır ve milletçe tüm kanallarda Erdoğan’ın ne kadar mükemmel bir insan olduğunu izleriz. Tüm TV kanalları A haber seviyesinde olur.
Tüm gösteri ve yürüyüşler engellenir. Biraz sesini çıkarmak isteyen çok sert müdahalelerle sindirilir. Sosyal medya üstünde uygulanacak baskı ve yasakları konuşmaya gerek bile duymuyorum.
Bunlar yaşayacaklarımızın sadece önsözü… Asıl yıkımı ekonomide yaşayacağız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar Cumhurbaşkanı seçilmesi demek, ekonominin çok kısa sürede tam anlamıyla iflas etmesi demektir.
Erdoğan dışında başka bir aday da Cumhurbaşkanı seçilse ekonomik kriz yaşayacağız fakat Erdoğan’ın yaşatacağı krizden daha hafif bir kriz yaşayacağız.
Çünkü Erdoğan dışında kimse seçimi kazanırsam ekonomiyi tek başıma yöneteceğim, merkez bankasını kontrol altına alacağım demiyor.
Bu açıklamasından sonra Mehmet Şimşek, apar topar İngiltere’ye gidip ‘’Cumhurbaşkanımız aslında öyle demek istemedi’’ diyerek durumu şimdilik düzeltmeye çalışsa da boşuna…
Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse kimse onun ekonomiyi tek başına yönetmesine engel olamaz.
Yeni anayasaya göre bütçeyi tek başına hazırlama yetkisi varken kimse ekonomide Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘’Cumhurbaşkanım şu konuda şöyle yapalım’’ diye fikir bile veremez.
Her şeye tek kişinin karar verdiği bir ülkede ekonomik kalkınmanın olması mümkün değildir.
16 yılda yol, metro, havaalanı ve inşaat dışında hiçbir şey yapmayan, ekonomiyi yurt dışından gelen sıcak parayla yürüten ve bu parayı inşaata, yola, metroya harcayıp vatandaşı üretime değil tüketime yönelten bir kişinin bugünden sonra devlete ve millete vereceği tek şey ekonomik yıkımdır.
Bu gidişatın sonu Sultan 2. Abdülhamid dönemindeki gibi bir Düyun-u Umumiye idaresidir.
Bugün yandaş kanallarda yere göğe sığdırılamayan Sultan 2. Abdülhamid dönemi Osmanlı’nın ekonomik olarak iflas ettiği dönemdir. Devlet, 1881 yılında borçlarının faizini bile ödeyemeyecek duruma gelip iflas ettiğini açıklamış ve Düyun-u Umumiye idaresi kurulmuştur. Yani Osmanlı’ya borç veren ülkelerin temsilcilerinden oluşan bir kurum kurularak Osmanlı’nın ekonomisini yönetmişlerdir.
İşte bugün Abdülhamid’in icraatları diye Abdülhamid’i övmek için anlatılan demiryolları, aslında İngilizlerin, Almanların yaptığı demiryollarıdır. Tabii ki bunu babalarının hayrına yapmadılar. Demiryollarını yaparken devletin yer altı kaynaklarına ve madenlerine el koydular.
Tıpkı bugünkü gibi… İtalyanlara, Almanlara, Japonlara köprüler, metrolar yaptırılıyor ve devlet bu yabancı firmalara taahhüt vererek ‘’eğer köprüden günde 40 bin araç geçmezse zararını ben karşılayacağım’’ diyor. Sanırım bu gidişle çok övdükleri Abdülhamid dönemine geri döneceğiz.
Türkiye’nin böyle bir iflası yaşaması, üst üste siyasi tavizlerin verileceği anlamına gelir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi ‘’Borç alan emir alır’’
Önümüze Kürdistan projesini koyacaklar, Ermeni soykırımı meselesini koyacaklar, Kıbrıs meselesini koyacaklar, hatta Lozan’da kaldırılan kapitülasyonları ve patrikhane meselesini bile koyacaklar.
Ekonomi iflas ettikten sonra bunları önümüze koyduklarında ‘’Eyyy ABD, Eyy Almanya…’’ demek bir işe yaramaz. Ekonomin iflas etmişse siyasi taviz de vermek zorundasın.
Bugüne kadar Kıbrıs’ı, Ege’deki 18 adayı, Süleyman Şahı vermekten çekinmeyenler ekonomi battığında iktidarlarını kaybetmemek için yukarıda yazdığım konularda taviz vermekten de çekinmezler.
Kısacası 24 Haziran seçimlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan kazanırsa;
Tek adam rejimiyle yönetilen, ekonomisi tamamen batmış, insanların aç olduğu, doğuda Kürt özerkliğinin ilan edildiği, daha mutsuz, daha kutuplaşmış bir Türkiye olacağız.
Bu yüzden tarafını doğru seç… Tek adamın mı yanındasın? Yoksa tek vatanın mı?

Barış Atagün