AKP yine kaybetti, bedeli yine millet ödüyor

 
 YETERSİZ VE YANLIŞ HESAPLAR  
          Suriye'nin bataklığa dönüşmesinin ve sadece Türkiye'nin değil, bölge ülkelerini de içinden çıkılmaz bir bataklığa sürüklenmesinin sebebi, AKP'nin yetersiz, yanlış ve hesapsız politikalarıdır. Esad'ı devirip, bölgede lider olma ve bunun üzerinden iç siyaset geliştirme hesabı ellerinde patlamış ve Türkiye'yi tarihinin en zor ve sıkıntılı durumuna düşürmüştür. 2 milyon Suriyeli yerinden yurdundan olmuş, yüzbinlerce Müslüman hayatını kaybetmiştir. Daha neler olacağını da, kimse kestiremiyor. AKP'nin BOP yolundaki güdük siyaseti yerine Türkiye'nin geleneksel politikaları takip edilse; Esad'ı devirme saplantısı yerine Suriye'nin iç işlerine karışılmayıp, bölgenin huzuru yönünde bir anlayış geliştirilse, bugün durum çok farklı olurdu. Ne bu kadar kan akardı, ne bu kadar insan perişan edilirdi, ne de ihanet bu kadar ileri gidebilirdi.
 
 ABD BIRAKTI KAÇTI
           AKP daha en başında ABD'ye güvenmek ve BOP'a girmekle kaybetti. ABD'nin Ortadoğu'daki hesaplarını biliyor ve anlıyoruz da, AKP'nin neye ve kime hizmet ettiğini bir türlü izah edemiyoruz. Al sana ABD, al sana BOP Eşbaşkanlığı. O çok güvendiğiniz Obama, başının belaya girdiğini, yeni bir açmaza saplanacağını, kendi komuoyuna izah edemeyeceği gelişmelerin kapıya dayandığını görünce, bölgeyi Putin'e bıraktı kaçtı. BM Genel Kurulu sırasında boşuna kadeh tokuşturmamışlar. Geriye, kan gölüne dönmüş bir coğrafya, milyonlarca Müslümanın kanını, harap olmuş, iç savaşa sürüklenmiş, bölünmüş ülkeler, mümbit bir zemin bulmuş, çeşitlenmiş ve azmış bir terör ve sudan çıkmış balığa dönmüş bir AKP bıraktı. "Türkiye" yerine AKP'yi özellikle kullanıyorum. Her ne kadar bedeli Türk devleti ve Türk milleti ödüyor olsa da, AKP'yi Türkiye saymanın büyük haksızlık olduğunu biliyorum.
 
AKP EVDEKİ BULGURDAN OLDU              
          Dünyada yeniden söz sahibi olmak, bölgede hüküm koymak ve özellikle de enerjinin merkezi olan Ortadoğu'da belirleyici konumunu güçlendirmek için uzun zamandır fırsat kollayan Rusya, İran ve Çin'i de yanına alarak hemen boşluğu doldurdu. AKP kelimenin tam anlamıyla, Dimya'ta pirince giderken, evdeki bulgurdan oldu. Kısa sürede bölgeye yerleşen Rusya, açık şekilde AKP'nin bütün argümanlarını, bütün savunduklarını yerle bir ederek, Esad'ın yanında yer aldı.Daha doğrusu Esad'ın durumunu kullanarak Suriye'yi ele geçirdi. Dengeleri kendi istediği gibi oluşturmaya başladı. AKP'nin desteklediği bütün muhalif gruplara karşı bir imha operasyonu başlattı. Ve şu tesadüfe bakınız ki, Rusya'nın operasyon dışında tuttuğu tek hedef, AKP'nin oluşturduğu bataklıktan faydalanarak hayal bile edemeyeceği imkanlar bulan ve Türkiye'nin varlığını ciddi biçimde tehdit eden PKK-PYD terör grupları oldu. PKK-PYD şimdi yeni bir hami, yeni bir zemin ve yeni bir sahip bulmuşlardır.
 
 ÇARESİZLİK
          Bununla da yetinmedi, artık bu coğrafyada her şeyin kendinden sorulduğunu, itiraz edenlerin sonuçlarına katlanacağını göstermek ve Türkiye'ye gözdağı vermek için de her şeyi göze alarak kasıtlı hava sahası ihlalleri, radar ve füze tacizleri yaptı. AKP'nin bu gelişmeler karşısında nasıl çaresiz kaldığını, ne yazık ki kimsenin ciddiye almadığı içi boş laflar ve hamasetten başka bir şey ortaya koyamadığını içimiz sızlayarak izliyoruz. AKP açık ve kesin şekilde yanılmış, yanıltmış ve kaybetmiştir. Bütün politikaları, bütün hesapları çökmüştür. Bizi asıl ürküten, bu kadarla da kalmayacak olmasıdır. Nitekim, NATO ve ABD'den gelen açıklamaları akıl, vicdan ve bölge gerçekleriyle izah edebilmek mümkün değildir.
 
 NATO NE YAPMAK İSTİYOR?
          Türkiye'nin bir NATO ülkesidir. Üye ülkeler dışından gelecek bir saldırının bütün NATO ülkelerine yapılmış gibi değerlendirileceği kuralını da biliyoruz. Ancak, bu durum Türkiye'nin, daha doğrusu AKP'nin Rusya'ya karşı kışkırtıldığı ve daha büyük belalara sürüklenmesine yol açılmak istendiği gerçeğini değiştirmiyor. İsrail'in yaptığı açık ve büyük ihlaller karşısında sessiz kalan, hatta küçük bir açıklama yapma gereği bile duymayan ABD ve NATO'nun şimdi, vurmaktan, kırmaktan, çatışmadan söz etmesi ve Türkiye'ye gaz vermesi çok manidardır.
 
RUSYA AKKUYU'YU GÖZE ALMIŞTIR
          Türkiye'nin şu anda kışkırtmaya değil, akla ihtiyacı var. "Akkuyu'yu Ruslar yapmaz ise bir başkası gelir yapar. Biz Rusya'nın bir numaralı doğal gaz tüketicisiyiz. Türkiye'yi kaybetmek Rusya için ciddi bir kayıp olur." Sözleri kağıt üzerinde doğru gibi görünse de, gerçekçi değildir. Bu kadar şeyi göze alan Rusya, elbette bunları da göze almıştır. Avrupa ülkelerinin, Suriye'deki bataklıktan uzak durmak, Türkiye'yi mülteci akınına set yapmak ve Rusya'nın yeniden dünya dengelerini oluşturmasının karşısına dikmek hesaplarıyla, AKP ve özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yeniden ilgi gösterdiğini hayretle izliyoruz. Uzun süredir dışlanmış olan ve hiçbir hesaba katılmayan AKP zihniyetinin, sırf iç siyasette kullanmak ve "görüyorsunuz, dünya bizi nasıl dikkate alıyor ve saygı duyuyor" diyebilmek için bütün bu hesaplara kapı aralaması, başımızdaki belayı çok daha büyütecektir.
 
DIŞ POLİTİKA YENİDEN OLUŞTURULMALI     
          Türkiye bütün dış politikasını yeniden gözden geçirmek, yeniden oluşturmak ve gerçekçi bir temele oturtmak zorundadır. Mevcut anlayışla devam edilemeyeceği kesinleşmiştir. AKP yanılmış ve kaybetmiştir. Zararın neresinden dönülürse kardır.Her ne kadar 1 Kasım'dan sonra bu zihniyetten kurtulacağımıza ve Türk milletinin doğru, gerçekçi, milli bir hükümeti iş başına getireceğine olan inancımız tam olsa da, seçime kadar kalan kısa süre içinde yeni teslimatların yapılması, yeni kayıpların yaşanması ve çok daha önemlisi kendimizi bir çatışmanın içinde bulmaktan endişe ediyoruz. AKP'nin iktidarı kaybetmemek için her şeyi feda edebileceği de düşünülürse, bu endişemiz çok daha artıyor. Zira, milleti bir defa daha oyalayıp bir iktidar çıkarabileceklerini görürlerse, ülkeyi savaşa sürüklemeleri de bizim için sürpriz olmaz.