EY ABD, NE DİYON LEN SEN

Böylece MHP'nin yeni misyonunun Erdoğan'ın itibarına sahip çıkıp koruyup, kollama olduğunu bugünkü olağan Salı nutkunda öğrenmiş olduk. Öyle ya; Sayın Erdoğan’a sahip çıkmak lazım(!) çünkü son arzusu Başkanlık sistemini getirip, Başkan olduktan sonra görevini tamamlayacak ve muhtemelen daha sonra da torunlarını sevmeye gidecek. … "Davet edilmediğim yerde benim ne işim var" diyemeyecek kadar milletin onurunu hiçe sayıp, yollara düşenler; Türkiye de adeta kanıksanan "ben istedim olacak" dayatmasına alışık olanlar gittikleri yerlerde "başüstüne efendim" seklindeki karşılığını görmeyebilirler. Davet edilmediği yere giden insanın maruz kaldığı "Ahlak dışı ve nezaket kurallarını aşan muamele"; 2000'li yıllarda Türk milletini temsil noktasında hiç bir vasfı yokken ABD"de CIA ve düşünce kuruluşları tarafından yere göğe sığdırılmayan insana yapılmıştır. T.C Devleti'nin; zamanın Cumhurbaşkanı ve Başbakanını "By pas" ederek bu insanı davet edenler, o zamanlar ne düşünmüşlerse şüphesiz bugünlerde de benzer şeyleri düşündükleri muhakkak. .... "Benim bir devletim var ve O'nun da bir Başbakanı, Cumhurbaşkanı var; onlara randevu vermeyenlerin benim gibi hiçbir vasfı olmayan insana ilgi ve alakalarının sebebi ne olabilir ki acaba" sorgulamasını yapmayanın veya bu ilgi ve alakadan onur duyanın; zamanın hükumetine karşı özellikle ABD-CEMAAT kurgulu suikasttan sonraki ‘’Yeni Türkiye’’nin başı olmayı kabul etmiş olan bir insanın; bugün görmüş olduğu muameleyi garipsemiyor, hatta Sayın Bahçeli gibi dert de edinmiyorum. .... Dolayısıyla Sayın Bahçeli, Bundan 14 yıl önce Başbakan olmayı ısrarla ahlaki nedenlere bağlayarak ret ettiğinde; aslında onurunu kurtarmayı dert edindiğin kişinin kılavuzluğunda ABD-CEMAAT kurgulu yeni bir Türkiye'nin temelini hep beraber atmış olduğunuzun farkında mıydınız. Bence çok iyi fark etmiştiniz ama Başbakan olmaya cesaret edemediğinizden Tayyip Erdoğan’ı birincilik ‘’rolü’’nü verdiniz ve o gün bugündür de desteğiniz devam ediyor. … Sormak isterim ki; ABD’de Sayın Erdoğan’a karşı yapılan muameleden rahatsız olan siz; bugün nerede ne yaptığından haberimiz olmayan Kemal Derviş’in bir ABD müfettişi gibi Türkiye’ye gelip, seçilmiş bir insan olmamasına rağmen aranıza alarak, bağrınıza basıp Bakanlar Kurulunda yer vermenizi nasıl anlayacağız ve yorumlayacağız Allah aşkına. Türkiye’ye o günlerde yaşatılan bu onursuzca muamele; bugün Sayın Erdoğan’ın ABD de gördüğü muameleden daha mı onurluydu. Sayın Cumhurbaşkanına yapılanlardan duyduğunuz rahatsızlığınızdan hareketle; o günlerde Kemal Derviş’i ''çıktığı yere sokmanız'' gerekmez miydi. ... Cemaatin en güçlü olduğu zamanlarda her türlü kurgusunda bilerek veya bilmeyerek rol alanların bugün yine cemaatin elinin, kolunun bağlandığı en zayıf anında; ''MHP'de başkalaşmadan değişim'' taleplerini dile getirenleri cemaatçilikle yaftalamanın artık ne kadar inandırıcı olabileceğini Başta Sayın Bahçeli olmak üzere etrafındakilere bırakıyorum. Bu kadar öngörüsüz ve bu kadar yaşanmışlıklardan sonra hala hiç bir tecrübe edinemeyenlerin ne MHP'nin, ne de Türkiye'nin geleceğini okumaları mümkün değildir; Dünya dan bahsetmiyorum bile.
Mehmet Soral