İKTİDARI SUÇLAYAN MUHALEFET NE KADAR HAKLI?

 RP, FP, SP ve AKP gibi partilerin siyasi tarih süreçleri, ülkede muhalefet yapanlar için ibretlerle doludur. 

Haklı haksız eleştiriler kaçınılmaz ama bir gerçek var ki, hiç kimseye şartlar altın tepside verilmedi. O mücadeleyi mercek altına alıp, siyasi strateji üretemeyen muhalefetin, yenisi ve eskisinin sırtı bir türlü minderden kurtulmuyor. Bol mağlubiyetler, iktidara altın tepside sunulan seçim zaferleri ve rakip takıma gollük geri pasları gibi, iktidara çalışan muhalefet! Evet, adeta dolaylı olarak iktidara çalışıyorlar! 

Ama bir gerçek var ki; seçim nasıl kazanılır, insanlar nasıl motive edilir, ekip çalışması ve takım oyunu... velhasıl 
siyaset tarihçileri bu çeyrek asrı inceleyip irdeleyerek, buradan ülkeye dünyaya çok manidar ibretlik öyküler çıkarabilir. 

İktidarı suçlamak kolay ama empati yaparak iktidar değil muhalefet olarak nerede yanlış yaptık öz eleştirisini yapmayanlar ve buradan tecrübe çıkaramayanlar daha çok seçim kaybeder. 

İktidarı suçlamak ve oradan siyasi başarı öyküsü çıkarmak yerine; umut, seçenek ve yeni bir ufuk olmayı başaramayan biraz dönüp kendine bakmalıdır. 

Elbette adil dürüst eşit bir seçim olmadı ama bunun bilinmesi buradan şartları leyhe çevirecek strateji üretmek, siyasi geleceği iyi okuyan ustaların işidir. En kolayı başkalarını ve elbette iktidarı suçlayıp, pes ederek havlu atmaktır. 

İktidardan şikayet eden muhalefet yeterli strateji ve sinerji üretemezse, iktidarın ömrünü uzattığı gibi, iktidara muhalefet ihtiyacına da çok ağır darbe vurur. Kontrollü muhalefet tartışmasına yol açar! İktidarın yanlışları üzerinden değil, kendi vizyonu, proje ve vaatleri üzerinden umut olmak; reaksiyon değil aksiyon olmak gerekir. Tıpkı insan 
yaşamları gibi, her siyasi hareketin mutlaka sonu vardır. Siyasi mağlubiyetler galibin siyasi ömrünü uzatan dolaylı kan vermelerdir! Başkalarını suçlamak kadar, kendini hesaba çekmek modern çağın yönetim biliminin yeni vizyonudur!

Haklı olduğuna inanan en güçlüdür... Siyasi, sosyal ve ideolojik mücadeleler, çok büyük güçleri alt ederek efsane kahramanlar üretti. 

Öyle suni kurtarıcılar eliyle çıkışlar aramakla, çoğu kez virana ve hayal kırıklığına uğranır. Türkiye bu tip siyasi mağlubiyetler çöplüğüdür. Oraya aday olanlar da, umut olmak isteyenler de, davranışlarıyla kendi yerlerini belirler! 

İktidar kadar muhalefet de kamu görevidir. Milletin verdiği bu görev iyi okunursa, buradan iktidarın tohumları yeşertilir... Haksızlık, adaletsizlik, mağduriyet, emek, ter dökmeden ve çile çekmeden; kısaca mücadele millete mal edilmeden vicdanlarda kıvılcım nasıl ateşlenir? 

Büyük mücadeleler büyük kahramanlar çıkarır. Haklı olduğuna inanan mücadeleden vaz geçmez. İnanan ve  mücadele eden kazanır. Bu da iktidar kadar muhalefetin millete borcudur. 

Yanlış, hata veya kusur varsa fedakarlıkta sınır tanımadan mücadeleye devam etmek şarttır.

Sabri Şenel