Şam’da Cuma namazından Ankara’da cenaze namazına

“...İktidarın Suriye politikası; uluslararası ilişkilerden, dünya dengelerinden bihaber, devlet hafızasını çöpe atmış, Kısas-ı Enbiyanın, medrese tevatürünün, Cumhuriyet karşıtlığının dışında modern dünyaya ilişkin en ufak bilgi kırıntısına sahip olmayan bir anlayışın içler acısı fotoğrafı olarak karşımızdadır. Batı’nın bölgenin kanserojen uru Kürdistan projesini açılım ninnisiyle her derde deva Lokman hekim ilacı olarak millete yutturanların foyasının  anlaşılacağı günler yakındır. 
Türkiye’nin millî bütünlüğünün, siyasi coğrafyasının bölünmezliğinin sistem için önemsizleştiği bir süreçte bölücü örgüt, Kurt dumanlı havayı sever misali herkesin gözü önünde kitlesel kent ayaklanmaları için son hazırlıklarını yapmaktadır. Uluslar arası sistemin siyasal İslamcı fanatizme ve IŞİD’e karşı bölgede Batı’nın güvenilir müttefikinin Kürtler olduğu propagandası, eli kulağındaki PKK kalkışmasının meşruiyet pazarlaması  olarak okunmalıdır.
Yeni Osmanlıcı stratejik cinnetin Türkiye’yi getirdiği nokta tam anlamıyla faciadır. Büyük Selçuklu’nun, Osmanlı’nın yadigarı Irak ve Suriye Türkmenleri düne kadar Türkiye’nin demografik güvenlik şemsiyesiydiler. Bu gün 1000 yıllık yurtlarına iktidarın açılım muhataplarınca el konulmakta,  evinden ocağından sürülüp Arap çöllerinin ölüm yolculuğuna çıkarılmaktadırlar. 
Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanlık koltuğundaki strateji dehanın seçim arifesindeki Süleyman Şah tuluatını hatırlayalım. Devletler hukukuna aykırı biçimde mezar nakledilmiş, bir süre sonra da Süleyman Şah’ın yeni kabrini kaçak ziyareti Suriye’nin fethi gibi pazarlanmıştı. 
Yalanın ömrü sabah çiği misali kısadır. Yalanın ardındaki yalın gerçeği görelim: Türkiye, Iğdır’dan İskenderun’a kadar Büyük Kürdistan’ın ateşten çemberiyle kuşatılırken, Osmanlı’nın kurucu atası Süleyman Şah sanal alemde TRT dizisi, gerçek yaşamda ise PKK elinde tutsaktır!


Clash of Clans Hack