KADİM TÜRKLERDE VE DÜNYADAKİ DİĞER MİLLETLERDE KADININ YERİ

08 Mart 2021 Pazartesi 19:03

Kadim Türklerde kadınlar el üstünde tutulup, erkekler ile eşit hakka sahip olup devlet bile yönetirken; diğer eski milletlerde kadının adı anılmaz insan yerine bile konmazdı !

KADİM TÜRKLERDE VE DÜNYADAKİ DİĞER MİLLETLERDE KADININ YERİ

 KADİM TÜRKLERDE VE DÜNYADAKİ DİĞER MİLLETLERDE KADININ YERİ


Kadim Türklerde kadınlar el üstünde tutulup, erkekler ile eşit hakka sahip olup devlet bile yönetirken; diğer eski milletlerde kadının adı  anılmaz insan yerine bile konmazdı!

Örnek vermek gerekirse; 
1- •  Çinlilerde kadın, insan sayılmaz, ona isim bile verilmezdi. Çoğu zaman kız çocuklarına isim verilmez, "bir, iki, üç" diye çağrılırdı. Hayatı boyunca bir erkeğin nüfuz ve otoritesi altında bulunmak zorundaydı.

2- • * İngiltere’de XI. asra kadar kocalar karılarını satabilirdi*. Hristiyanlar ise; kadına şeytan gözüyle bakmışlardır. Yine İngiltere’de kadın “murdar” bir varlık sayıldığı için İncil’e el süremiyordu. Kadınlar İncil’i okuma hakkına Hanry devrinde (1509-1547) sahip olmuşlardır.

3- •    “Bundan yüz sene öncesine kadar kadın erkeğin sofrasına oturma hakkına sahip olmadığı gibi sorulmadan söze başlaması da caiz değildi. Kocası başının ucuna kocaman bir sopa asardı ve karısı ne zaman emrini tutmazsa onu kullanırdı. Erkek çocuklar ise; analarına ev içinde bir hizmetçi kadından fazla paye vermezlerdi.”

4- •  Eski Romalılar kadını her kötülüğün anası saydıkları için evliliği benimsemezlerdi. Eğer kadın kız doğurursa veya sakat çocuk doğurursa kocasının onu öldürme hakkı vardı. Kocası öldüğü zaman kadına miras kalmazdı. Kadının ev işlerini ihmal etmesi boşanma sebebi sayılmaktadır. Kadının mahkemeye gidişi ve şahitliği yasaktı.

5- •*  İran’da kanları bozmamak için yakın akrabalarla evlilik uygun görülmüştür*. Bu sebepten anaları ve kız kardeşleriyle evlenenler ortaya çıkmıştır. ( Özellikle Mazdeizm’in popüler olduğu dönemde.)

6- •  Cahiliye Araplarının kız çocuklarını diri diri gömmeleri bir gerçektir. Kız çocuğa sahip olmak onursuzluk sayılmıştır.

7- •  Hint anlayışında evlenmenin esas gayesi babaya varis olabilecek, babanın günahlarının affedilmesi için aile dinini devam ettirebilecek bir erkek çocuğa sahip olmaktır. Erkek çocuk aile için saadet, kız çocuk ise felaket sayılmaktadır. Eğer erkek kısırsa “karısının bir başkasıyla birleşmesine” müsaade ederdi. Dul kadınlar yeniden evlenemezdi. Ölen kocasının öbür dünyada da onun sevgisine ihtiyacı olduğu düşünülerek yakılarak öldürülürdü. Ölen kocasının üzerinde yakılan kadın, sadık ve saygı değer bir zevce olarak kabul edilirdi.

TÜRKLERDE KADININ YERİ

Kadim Türklerde kadına büyük değer verilirdi. Devlet yönetiminde bulunur, yabancı bir elçi geldiğinde Hakan ve Hatun tahtta yanyana karşılardı. 

Hakan tek başına karar veremez, Hatunun da onayı olması gerekirdi. Hakan buyuruyor ki diye başlayan bir ferman geçersizdi, Hakan ve Hatun buyuruyor ki demesi gerekirdi.

Kadınlar erkekler ile beraber kurultaya katılır, devlet işlerinde karar alır, Erkekler ile aynı eşit haklara sahip olup ve eşit görev dağılımı yapılırdı. Kadın, kocası evde  olmasa dahi erkek misafir ağırlayabilir, devlet meselelerini görüşebilirdi.

Türk kadınları(Asena), avcı, çiftçi, asker, komutan ve devletin reisi olabilirdi. At biner, kılıç kuşanır, ok atarlardı.

Kadın; erkeğin tamamlayıcısı olmak durumundadır, biribirlerine üstünlük yoktur. Türk kadını savaşta düşman askeri öldürmeden önce evlenmeyi hakettiğini düşünmez ve evleneceği erkeği kendisi belirlerdi. Erkekler, kadınlara karşı kendilerini güç yetenek zeka vb konularda ispatlamak beğendirmek zorundalardı, aksi halde kadın istemez ise evlilik gerçekleşmezdi.

Örneğin baba, annenin onayını almadan kızını biri ile evlendiremezdi. Egemenlik ortaktır, söz sahibi erkek ve kadındır.

Kadına saygısızlık asla düşünülemez, en ağır şekilde cezalandırılırdı. Kadına ve çocuğa vurmanın cezası ölümdür, savunmasız birine saldırmanın cezası ölümdür; düşman dahi olsa!

Türklerde şölenler ziyafetler vardır; o günlerde yenilir içilir,borçlunun borcu ödenir, ihtiyaç sahibinin ihtiyacı giderilirdi. Kadınlar bu şölenlere özgürce katılabilir.

Kadınlar devletin siyasal işlerine katıldığı gibi ev ekomisine de katkı sağlarlardı...

Özetle Türk kadını; eski milletler ve günümüz Türkiyesindeki gibi baskı altında kalmaz, şiddete uğramaz, evlere kapatılmaz, susturulmaz, toplumdan soyutlanmazdı.

*Türk kadınının gasp edilen tüm haklarını Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk tekrar kendilerine iade etmiştir. *

EY TÜRK KADINI; HAKLARINIZA SAHİP ÇIKIN, BİLİNÇLENİN, UYANIN, BİRLEŞİN VE TOPLUMDA SÖZ SAHİBİ OLUN ! ÇÜNKÜ BU, HEM SİZİN HEM DE TÜRK MİLLETİ İÇİN BEKA MESELESİDİR...

#8martdunyakadinlargunu
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x