Ahmet Davutoğlu, Tunceli’de yaptığı konuşmada,  “Aslında herkes bir şeyleri sakladı, onlarca yıl bu topraklarda. Şimdi saklanma vakti değil, şimdi herkesin onurla, gururla öne çıkıp ne düşüncedeyse, ne ideolojideyse, hangi etnik veya mezhebi veya dini arka plandan gelmişse gururla, onurla bunları dile getirme vaktidir”  dedi.
Doğrusu, ben de uzun zamandır bu düşüncedeyim. Fakat konuya eğilenlerden biri olan Hrant Dink’in, bu sebeple öldürüldüğünü düşünüyorum!
Dink, ölümünden kısa bir süre önce Türkiye’deki gizli Ermeniler hakkında  “300 bin rakamının abartılı olduğunu düşünmüyorum. Bence daha da fazladır”  demişti.
Hrant Dink, bir Ermenistan gezisinde oradaki muhataplarına  “Siz 1.5 milyon kişiden bahsediyorsunuz. Oysa aynı dönemde yaklaşık 500 bin Ermeni, din değiştirip Türk olmuştu. Bunları neden dikkate almıyorsunuz?” diye sormuş, muhatabı da  “Bu konunun gündeme gelmesi, davamıza zarar verir”  cevabını vermişti.
***
Yıllardan beri diyorum ki  “Kimliklerini gizlemek zorunda olan insanlar, hangi makama gelirse gelsin içinde yaşadıkları topluma karşı gizli bir isyan halindedir. Kimliğini gizlemek, psikolojik rahatsızlığa yol açar. Yabancı gizli servisler bunların bir kısmını çocukken keşfederek yetiştirir, devletin içinde önemli makamlara getirdikten sonra kendi isteklerini yerine getirmelerini ister. Bunlara istihbarat dilinde ’koza’denilir.”
Türkiye’nin bir gizli Ermeniler meselesi vardır. Tabii sadece gizli Ermeniler değil, gizli Yahudiler de var. Ve Türkiye’nin yönetiminde her iki grup da etkili durumdadır.  
Bir örneği hatırlatmak istiyorum... Yıllar önce Ali Kırca’nın Siyaset Meydanı programında, Korkut Özal, Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı iken kendisine Türkiye’nin adının  “Anadolu Cumhuriyeti”  olarak değiştirilmesinden söz ettiğini açıklamıştı. Ali Kırca, Korkut Özal’a dönerek,  “Turgut Özal bir ara ’Ben de Kürt olabilirim’dediği için soruyorum. Siz Kürt müsünüz?” diye sormuş,  Korkut Özal,  Malatya’nın yüzde 40’ının Ermeni olduğunu iddia ederek, annesinin Osmanlı aşiretinden geldiğini, babasının karışık olduğunu söylemişti.
Bu durumda, Türkiye’de başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yapmış olan Turgut Özal’ın durumu nedir takdir edersiniz...
Burada sorun şudur: İslâm, muhafazakârlık, milliyetçilik veya sosyal demokratlık örtüsüne bürünmüş bazı insanlar, seçmenin karşısına bu kimliklerle çıkıyor ama gerçek kimliğini saklamak suretiyle hem kendisini hem halkı aldatıyor.
***
Ahmet Davutoğlu, ayrıca  “Dünyanın neresinde olursa olsun, herhangi bir şekilde bu toprağı terk etmek zorunda kim kalmış olursa olsun hepsine kapımız açık, hepsine gönlümüz açık” diyor!
Kim terk etmiş bu toprağı?
Tehcirde giden Ermeniler ve mübadelede giden Ortodokslar!
Davutoğlu, daha önce Ömer Çelik’in bakan olarak yaptığı bu daveti Başbakan sıfatıyla tekrarlıyor!
Volkan Vural da  “Devlet Ermenilerden özür dilemeli, Ermeni ve Rumlar tekrar eski topraklarına dönsün, tekrar vatandaş olsun”  demişti...
Kim adına peki? Türk Milleti adına... Peki Türk Milleti’ne bu konuda fikri sorulmuş mu? Suriye’den gelenlerle birlikte Türkiye’nin nüfus yapısını değiştirecek bu politika kime hizmet etmiş olur?
Türkiye’nin başını komşularıyla belaya sokan Ahmet Davutoğlu, İstiklâl Savaşı sırasında işgalci İngilizlere hizmet ettiği için sonradan asılan İskilipli Atıf ile 1937-38’de Hatay’ı Türkiye’ye bırakmak istemeyen Fransa’nın silah yardımıyla devlete isyan eden ve idam edilen Seyit Rıza’nın bugünkü avukatlığını da üstlenmiş durumda üstelik!
Gerçekten herkesin etnik kimliğinin açıklanmasında fayda var! Öncelikle Türkiye’yi yönetenlerin!