Bosna Hersek’te 13 yaşındaki Elvir Silayciya’nın vücudu, kaşık, bozuk para, ütü ve telefon gibi metal eşyaları mıknatıs gibi çekiyormuş. Haberi okuyunca acı acı gülümsedim. Türkiye’de ne mıknatıs çocuklar var! Bütün ihalelerin yüzde 10’unu kendi vakıflarına çekiyorlar. Üstelik bizdeki çocuklar, bu işi “caizdir” fetvası ile yapıyor. Hem “okumuş” hem de “okunmuş” çocuklar...

Peki, Yunanistan’da dünkü çocuk Aleksis Çipras, oyların yüzde 36’sını nasıl çekti?

Yunan halkı, ekonominin dibe vurması sonunda iktidar ve muhalefet partilerini cezalandırarak, birkaç yıl öncesine kadar öğrenci hareketi liderliği yapan Aleksis Çipras başkanlığındaki SYRIZA partisini iktidara taşıdı.

***
Çipras’ı öne çıkaran, Avrupa Birliği’nin alacaklarını tahsil etmek için kemer sıkma politikaları dayatması karşısında, milli öfkeye tercüman olmasıydı.

“Milli öfke” deyince, hemen “Çipras’ın partisi radikal sol ittifaktan oluşuyor. Yani seçimleri sol kazandı” itirazı gelebilir. Böyle bir itiraz sadece Türkiye’de mümkündür. Dünyanın bütün sosyalist veya sol partileri, halkçılığın yanında milli onuru da temsil eder. Gerçi Türkiye’de de “ulusalcılık” akımı çerçevesinde, sol hareketlerin millileşmesi süreci devam etmektedir. Fakat bu süreçten sonuç almak için tıpkı 2002 seçimlerinde iktidar ve muhalefetin tasfiye edilerek yerlerine AKP’nin getirilmesi
örneğinde olduğu gibi halkın ekonomik çıkarlarının veya güvenliğinin tehdit altında olduğunu hissetmesi gerekir.

***
Türkiye dünyadaki ekonomik daralmadan etkileniyor ama iktidar partisi, başlangıçta Körfez sonra da İran sermayesini kullanarak krizleri atlatmasını bildi. 2015’e gelindiğinde ise petrol fiyatlarının düşürülmesi, Rusya ile olan ticareti olumsuz yönde etkilerken buna karşılık ithalata ayrılması gereken milli servetin elde kalmasını sağlıyor. İran da ticarette Türk parası kullanacağını açıkladı... Piyasada yaprak kıpırdamıyor ama yine de umut var...

Gezici’nin son anketine göre yolsuzluklardan yıpranan AKP yüzde 39.8, CHP yüzde 29.6, MHP yüzde 17.3, HDP yüzde 7.3, SP yüzde 2.7 ve BBP yüzde 2.0 oranlarında... HDP barajı aşamazsa; yurt genelinde oy oranı düşen AKP’nin milletvekili sayısı pek değişmiyor. HDP’nin kaybettiği milletvekilliklerini AKP kazanıyor.

Ankete göre Türkiye’de her 4 seçmenden 1’i devlet yardımı alıyor. Seçim öncesi yardım alıp, AKP’ye oy verdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 88.5...

Peki bu durum ne kadar değişir veya değişebilir mi?
***
Seçmenin radikal bir değişikliğe gitmesi için büyük bir ekonomik kriz olması veya muhalefetin büyük iddialarla iktidar adayı olduğunu göstermesi gerekir. Aleksis Çipras, iddia sahibiydi ve Yunan halkından tek başına iktidar istedi. İstediğini de hemen hemen aldı.

Türkiye’deki muhalefet ise seçim sırasında bile iktidar kadar çalışmıyor. Halkı peşinden sürükleyecek hedefler de koymuyorlar ortaya... Sıradan mitinglerle sonuç alamayacaklarını onlar da biliyor elbette. Muhalefet liderlerinin, Türkiye’de siyasetin nasıl düzenlendiğinden habersiz olduğunu söylemek komik olur. Dolayısıyla “dostlar seçimde görsün” diye bir iki siyasi makyaj yaparak durumu idare ediyorlar. Onlardan radikal bir değişim beklenemez.

Türkiye’de toplumsal muhalefet de Cumhuriyet mitingleri, Gezi olayları gibi eylemlerle iktidarı değiştiremedi. Çünkü toplumsal muhalefetin siyasi partisi yoktu. Toplumsal muhalefeti sandığa yansıtacak seçim hazırlığı yapabilen, ona göre “siyasetteki milli takım”ı kurabilen bir siyasi organizasyonun iktidar şansı vardı ama bu yöndeki bütün girişimler seçim öncesinde içeriden baltalandı. Güvenilir yeni bir lider çıkıp kadro hareketi ile iktidara talip olmuyorsa, seçmen neyi değiştirecek?

Seçmeni hangi mıknatıs çocuk kendine çekecek?