İçinde bulunduğumuz zaman diliminde Kürt etnisitesinin bir uluslaşma süreci içerisinde olduğu hakikâtini kesinlikle gözardı edemeyiz, küresel emperyalizm destekli bu sürecin bu Coğrafya'da ki dört parçasından birisi de Türkiye'dir ve Türkiye'de ki Kürtler genişletilmiş büyük ortadoğu projesi kapsamında kurulması düşünülen dört parçalı bağımsız büyük Kürdistan hayâlinin önemli bir parçası olduklarını söylemektedirler ve biraz daha da ileri giderek (Süryanice) Amed dedikleri Diyarbakır'ı dört parçalı bağımsız büyük Kürdistan'ın başşehri olarak adlandırmaktadırlar..
Ayrışmanın ve sosyal kopuşun ana hatlarının bu denli belirginleşmiş ve keskinleşmiş olmasına rağmen, Türkiye'nin halâ küresel emperyalist vampirlerin dayattığı gerçeği bir türlü kabullenemeyişi, terörsüz Türkiye söylemleriyle kendisini avutmayı ve aldatmayı sürdürüyor olması esas itibâriyle Türk Milleti'nin Anadolu'yu kendisine yurt seçmekle gösterdiği üstün zekâsıyla mütenâsip değildir ve var olduğu iddia edilen o kâdim devlet aklıyla da örtüşmemektedir..
Küresel emperyalist güç merkezlerinin plan ve programları çerçevesinde son dönemde ciddi bir ivme kazandığı gözlemlenen Kürt etnisitesinin uluslaşma sürecinin, Irak, Suriye, İran ve Türkiye ekseninde etnik-bölücü, ayrılıkçı halk hareketleri olarak ortaya bir kişilik koyuyor olması meselenin ulaştığı düzeyi göstermesi bakımından son derece de mânidardır ve doğrusunu söylemek gerekirse bu istikâmette ki gelişmelere önemli sayılabilecek bir noktaya kadar da yükselmiştir de denilebilecektir..
Kabul edelim veyahutta kabul etmeyelim, inkârı mümkün olmayan hâkikat, Kürt halkının diliyle, tarihiyle, kültürüyle, bayrağıyla hür, müstâkil ve bağımsız bir devlet olarak bu Coğrafya'da etkin bir unsur ve aktör olmak istediği gerçeğidir, genişletilmiş büyük ortadoğu projesini hazırlayan ve tatbik eden küresel emperyalist güç merkezlerinin bu isteğe verdiği sosyo-politik, askeri, stratejik ve sosyo-ekonomik destek tüm zamanlardan çok daha fazlalaşmıştır diye de söylemek mümkün ve yakın gelecek Türkiye açısından da çok ciddi anlamda endişeli bir süreci de düşündürmektedir..
Bekir Gül