GÜNCEL

Dil Milli Birliğin Çimentosudur

Türkçenin millî kimlik ve kültür üzerindeki önemi, tarihî gelişimi, Atatürk'ün dil politikaları ve dil bilincine dair değerlendirmeler.

Soy bilincimiz, Türkçe temeli üzerine oturur. Dili bozulan milletler yozlaşır, tarih sahnesinden silinir.

Güzel Türkçemize giren Arapça sözcükler Arap kültürünü, Farsça sözcükler Fars kültürünü, İngilizce sözcükler ise Amerikan kültürünü beraberinde taşırlar. Kültür işgali, düşman ordularının vatan topraklarını çiğnemesinden daha tehlikelidir.

Cumhuriyet dönemi milliyetçileri, "izm"lerin kurbanı oldular. Türkçenin Türkleşmesine karşı çıkıp Kaşgarlı'nın sözlüğünde yer alan "yanıt"ı öteleyip Arapçadaki "cevap" sözcüğünü savundular. Yunus Emre'nin şiirlerinde yer alan "tanık"a karşı çıkıp Arapça "şahit" sözcüğünü kullandılar. Aslında Türkçenin Türkleşmesine en çok Türkçülerin katkı vermesi gerekiyordu; ancak olmadı.

Cumhuriyet dönemi milliyetçilerinin etkisinden kurtulmadan duru Türkçeyi yakalayamazsınız. Nazım Hikmet'in şiirleri güzel Türkçenin örneğidir; Necip Fazıl'ın dili ise Arapça ve Farsça sözcüklerin yoğun olarak kullanıldığı bir dildir.

Türkçe karşılığı varken Arapça, Farsça ve İngilizce sözcükler kullanmak yozlaşmadan yana olmaktır.


Okuduklarımızdan hareketle;

Türk dili, Orta Asya coğrafyasında doğarak Türk milletinin gönül coğrafyasında beslenmiştir. Orta Asya'dan Ahmet Yesevî'nin Horasan erenleri vasıtasıyla Anadolu ve Balkan coğrafyasına taşınmıştır. Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram-ı Veli, Taptuk Emre, Sarı Saltuk ve Somuncu Baba, birer kültür elçisi olarak taşıdıkları Türkçe bayrağını 13. yüzyılda Yunus Emre ile zirveye taşımıştır.

8. yüzyılda Bilge Kağan, Göktürk Yazıtları'nda dilin millet hayatındaki büyük önemini vurgulamıştır. 13 Mayıs 1277'de Karamanoğlu Mehmet Bey, Türk dilini resmî dil olarak ilan eden ilk devlet adamı olmuştur. Bu tarihî olay her yıl Karaman'da Türk Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır.

Türk dilini resmî dil olarak ilan eden ikinci Türk devlet adamı ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'tür.

"Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır." diyen Atatürk, önce Türk Dili Tetkik Cemiyetini kurmuş, 26 Eylül 1932'de de İlk Türk Dili Kurultayı'nın açılışını yapmıştır. 26 Eylül, tam 84 yıldır Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır.

Bu vesileyle dört parmağıyla (Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak) diyen Cumhurbaşkanımıza diyoruz ki; başparmağınızı da açarak (Tek dil) diyerek haykırınız. Çünkü dil olmazsa millet de olmaz.

Dil, millî birliğin çimentosudur.

A. Kemal GÜL
Eğitimci - Mühendis