GÖÇ DEYİNCE!

12 Nisan 2021 Pazartesi 13:15

Bu yazı Almanya'da yaşayan değerli dost Halit Çelikbudak tarafından bugün yazılmıştır. Günümüzde de Türkiye göçlerle boğuşmaktadır. Ülkemizdeki sığınmacı sayısının 9 milyonu bulduğunu söyleyenler vardır. Bu veya buna yakın sayılar bile korkunçtur ve bu durum Türk Milletinin üzerine büyük yükler yüklemektedir. Ne biz ne de dünyanın diğer milletleri bu yükü sağlıklı bir şekilde taşıyamaz. Almanların yabancı işçi bile olsalar göç konusunda 50 yıl önce nasıl tedbirler aldığına gelin Çelikbudak'ın yazısında bakalım. Kim milli imiş bir görelim!

GÖÇ DEYİNCE!
Bu yazı Almanya'da yaşayan değerli dost Halit Çelikbudak tarafından bugün yazılmıştır. Günümüzde de Türkiye göçlerle boğuşmaktadır. Ülkemizdeki sığınmacı sayısının 9 milyonu bulduğunu söyleyenler vardır. Bu veya buna yakın sayılar bile korkunçtur ve bu durum Türk Milletinin üzerine büyük yükler yüklemektedir. Ne biz ne de dünyanın diğer milletleri bu yükü sağlıklı bir şekilde taşıyamaz. Almanların yabancı işçi bile olsalar göç konusunda 50 yıl önce nasıl tedbirler aldığına gelin Çelikbudak'ın yazısında bakalım. Kim milli imiş bir görelim!

" Almanya’nın işçi göçü tarihinde 23 Kasım 1973 ilk kilometre taşıdır... Almanya,  İtalya (1955), İspanya (1960) Yunanistan (1960), Türkiye (1961), Fas (1963), Portekiz (1964), Tunus (1965) ve Yugoslavya (1968) ile işgücü anlaşmaları yapar... 1955-1973 arası yaklaşık 14 milyon işçi gelir, 11 milyondan fazlası tekrar ülkesine geri döner... Yaklaşık 2,43 milyon misafir işçi vardır... Türklerin sayısı da 528 bin civarındadır...

Almanya o yıl ilk kez frene basar... Sosyal demokrat Şansölye Willy Brandt, Ocak 1973'te mecliste, ‘Toplumumuzun misafir işçileri hazmetme kapasitesini çok dikkatli düşünmemiz gerekir’ deyip ilk işaret fişeğini atar...  Sosyal demokrat Çalışma Bakanı Walter Arendt de misafir işçi istihdamının ‘olumsuza dönüşme’  konusunda uyarıda bulunur... Sayı, kalış süreleri arttıkça, çeşitli ihtiyaçları için daha yüksek kamu harcamaları gerektiğini işaret eder, fayda-harcama dengesine dikkat çeker...

Göçün topluma maliyeti hakkında yoğun bir tartışma başlar... 1945 sonrası Almanya’da ilk kez bir ırkçı parti Nasyonaldemokrat Parti (NPD) 1965’de seçime girer ama yüzde 2 oyla seçim barajını aşamaz... Ancak 1966’da iki, 1967’de dört ve 1968’de bir eyalette yüksek oylarla meclise girer... Yabancı tartışması daha da artar... Çalışma Bakanlığı, akını kesmek için firmalardan getirdiği işçi başına aldığı 150 Mark ücreti, önce 300’e, sonra 1000 Mark’a çıkarır. Fayda vermez, işçiler yine getirtilir...

Aynı yıl dört Arap devleti ile İsrail arasında 6-26 Ekim 1973'te Yom Kippur savaşı olur... OPEC ülkeleri petrol üretimini düşürür... 1970'te 1,40 Dolar olan bir varil petrol Ekim 1973'te 5 dolara yükselir... Bu tüm dünyayı olduğu gibi Almanya’yı da etkiler... 1972’de yüzde 1,1 olan işsiz sayısı 1.5’a yükselir... Yaklaşık 300 bin Alman işsizdir...  Uluslararası standartlara göre düşük olan bu işsizlik oranı hızla yükselebilir endişesi ile ani olarak 23 Kasım 1973 günü işçi getirtilmesine son verilir... Gerekçe olarak petrol krizi gösterilir...
Osnabrück Üniversitesi’nde Göç Araştırmaları ve Kültürlerarası Çalışmalar Enstitüsü’nden Prof. Dr. Jochen Oltmer ‘Bu yasağının nedeni petrol kriziydi, ancak ana nedeni değildi. O yıllarda göçün topluma maliyeti hakkında yoğun bir tartışma başlamıştı’ diyor... 

Otomotiv, çelik ve tekstil gibi sektörlerde zaten karar çok eleştirilir... İşveren temsilcileri Çalışma Bakanlığı'na giderek karardan vazgeçilmesini veya gevşetilmesini isterler, ancak bu talep kabul edilmez...

Dönemin Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Walter Arendt 23 Kasım 1973 günü ‘11 c 1-24200 – A’ nolu bir tamim yayınlar... (Orijinali BArch B 149/54458 fol. 9-10.) Tamimde özetle şöyle diyor.... ‘Mevcut enerji krizinin önümüzdeki aylarda Federal Almanya Cumhuriyeti'ndeki istihdam durumunu olumsuz etkileyeceği göz ardı edilemez.  Federal Çalışma Dairesi’nin yabancı bürolarına - İtalya'daki Alman Komisyonu hariç - yabancı işçilerin getirilmesini derhal durdurmaları için talimat vermesini istiyorum. Bu önlem, bir sonraki duyuruya kadar geçerlidir.’... ‘Dışişleri Bakanından, Alman diplomatik misyonları aracılığıyla, işçi gönderen devletlerin hükümetlerini, geçici yasak konusunda uygun bir şekilde bilgilendirmesini ve anlayışlarını istemesini rica ettim... ‘

İşte yasağın hikayesi... 7 Mart 2005’te 80 yaşında ölen Bakan Arendt, ‘Bu önlem, bir sonraki duyuruya kadar geçerlidir’ diyerek açık kapı da bırakmış... Aradan 48 yıl geçti... Bir sonraki duyuru hala yazılmadı..."

Özcan PEHLİVANOĞLU
#SözümüzVarHareketi
11 Nisan 2021
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x