DÜNYA

Ortadoğu Nasıl Değiştiriliyor?!

Ortadoğu’daki gelişmeleri ele alan Prof. Dr. Mustafa E. Erkal, ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarını, İran üzerinden yürütülen müdahaleleri ve Türkiye’ye yönelik olası riskleri değerlendirdi.

Prof. Dr. Mustafa E. ERKAL yazdı

Çokkültürlülük Virüsü ve Milliyetçilik isimli kitabımızın 3. baskısını koyduğumuz “2000’li Yılların İşgal Modeli ve Demokratik Örtülü İstila Hareketi” isimli yazımız bugünlerde milletlerarası hukuku çiğneyerek İran’a saldıran ABD ve onun lideri İsrail’e ışık tutmaktadır. ABD devlet olarak Trump vasıtasıyla İsrail’in emrine girmiştir. Sözde bu iki işgalci ve kan dökmekten zevk alan ülke sözde rejimi değiştirip demokrasi getireceklermiş… Tam tersine bunlar emre itaat eden sözde liderleri İran’ın başına getirip darbe yaptıracaklardı. Asker ve emniyet güçlerine sözümüzü dinlemezseniz hepiniz öleceksiniz demişlerdir. Hedef Ortadoğu’da milli devlet ve üniter yapıyı dinamitlemektir. İçerde birbiriyle savaşacak gruplar ABD emperyalizmine malzeme olacaklardır. Açıkça bir ülke vatandaşları tahrik ediliyor ve bu fırsatı kaçırmayın sizin için geldik deniyor. ABD İsrail’i rahatsız edecek üniter ve milli bir devlet bırakmak istemiyor. Türkiye’de ve Suriye’de bölücü hareketlerin onlarca desteklenmesi bundandır. İsrail hedef olması gerekirken hedefin İran tarafından ABD üslerine ve Arap ülkelerine çevrilmesini ibretle izlemek gerekir. Onlara göre, Ortadoğu’da barış Arap ülkelerini karşı karşıya getirmektir. Bunlar birbirine düşmeli ve ABD-İsrail koalisyonu tarafından içerden yönetilmelidir. İhanetin sözcülüğünü yapanlar Türkiye’de de çoğulculuktan bahseder, Türk’e de savaş açarlar. Türk dışında kimler varsa Türk’le çatışıp özgürlüğün yolunu açmalıdır. Hedef alınan her yerde iç savaş barış ve demokrasi için önemli çözüm yoludur !!. Üniter yapılar ufalanıp bölgeleştirilmeye çalışılır. Türkiye’de bundan dolayı etnik gruplara özerklik ve egemenlik yolu açılmalıdır. Onun bunun dümenine girmiş bazı aydınlar bundan dolayı Türk milleti yerine tekçilik ve çoğulculuk görüşünü savunurlar. Türkiye, Türk egemenliğini bazı ayak takımı çevrelerle paylaşmalıdır !.

Bugün İran yarın neden Türkiye hedef olmasın ki? Başımızı kaldıralım ve gerçekleri olduğu gibi görelim. Birbiriyle itişme, gündüz ve gece mitingleri insanların birleşmesine ve milli şuurun uyanmasına değil; birbiriyle çatışmasına sebep olabilir. Bazı siyasilerin ülkede bilerek veya bilmeyerek kimlere hizmet ettikleri açıktır. Türkiye’de ittifak kuramıyorsunuz, hiç olmazsa aranızda değil; Türkiye’yi hedef alan ve alacak olan ülke ve çevrelerle uğraşın. Türkiye’yi savunun. Molla rejimi yıllardır İslam’ı yaymak ve güçlendirmek yerine mezhebi (Şia) geliştirmek peşine düşmüştür. Azerbaycan’a karşı Ermenistan’ın yanında yer almıştır. Hep Müslümanla sorunu olmuştur. İstanbul yerine ABD ile müzakerelerin İsviçre’ye ve Umman’a kaydırılması bugün maalesef sonuçlarını vermektedir. ABD ve İsrail ajanları tarafından İran işgal altındadır. Bazı üst rütbeliler bile düşmandan yanadır. Aslında dini liderlik ile siyasi liderliğin aynı şahısta birleşmemesi gerektiğinin ispatı İran gerçeğidir. İran intikam bayrağı çekmek ve halkı sokaklara sürmek yerine gereğini yapabilmelidir. Ağlayarak ve bağırarak öldürülen değerler geri getirilemiyor. Milletlerarası hukuku devamlı çiğneyen ve ABD’ye itibar kaybettiren Trump “işler iyi gidiyor” diyebiliyor. Egemen bir devletin okulları, hastaneleri yıkılıyor; 180 Türk öğrenci ölüyor ama milletlerarası kuruluşlar ortada yok. Patron ABD ne emri vermişse onlar da ancak onu yapabiliyorlar. İran’ın önde gelen liderlerinin adeta ölmek için bir araya gelmesini de anlamak zordur. Salondan ilk dışarı çıkan ve bir daha dönmeyen acaba neyin nesidir? Taraflar arasında müzakere masası açılmışken ABD’nin ve cinayet şebekesinin başı Netanyahu’nun masadan kalkarak bombalara sarılmaları ibretle izlenecek bir örnektir. İşgalciler ve ülkelerini genişletmek amacında olanlar Ortadoğu’ya kendilerine uygun yön vermektedirler. Eski ABD dışişleri bakanının dediği gibi sınırlar değiştirilmektedir. Milletlerarası hukuka göre Trump savaş suçlusudur. Utanmadan rejimi İran’da kendi göreviymiş gibi değiştirmekten bahsediyor. Eğer ona göre bir ülke emir dinlemiyorsa o ülke bombalanmalı ve hatta işgal edilmelidir. Emri dinlemeyip Hürmüz Boğazı’nda olduğu gibi İran, petrol tankerlerine müsaade etmediği takdirde eğer NATO ülkeleri (İtalya, İspanya, Almanya, Fransa) gibi ülkeler asker gönderip savaşa katılmazlarsa NATO’yu çökertme tehdidi bile yapılmıştır. Daha sonra kara gücü ile Lübnan’ın İsrail tarafından işgal edilmesine bile müsaade edilmiştir. ABD ve İsrail savaştan başka bir şey düşünmüyorlar. Aslında müzakereler başlamışken savaşı başlatarak niyetlerini ortaya koymuşlardır. Sırada Küba’nın olduğu ve zor durumda bulunduğu ilave edilmektedir. Demek ki Küba’yı da bu işgalci ve cinayet şebekesi İsrail kurtaracaktır! Yaşadığımız çağ 21. yüzyıl olmasına rağmen orta çağ zihniyetinde kalmış bu çevreler hala insan kanı dökmekle tatmin olmaktadırlar. Yahudi lobisi gerek İran’da, gerek yalan bir haber sonucu Irak’a müdahalede bile rol oynamış ve Irak’ı araştırmaya bile tabi tutmuşturlar. Sonuç bekledikleri sonucu da vermemiştir. Ancak Irak’ın egemenlik haklarına saldırılmıştır.

Kısaca Türkiye’nin iddialı bazı siyasetçileri olup bitenlerden gerekli dersi çıkarabilmeli ve kayıkçı kavgasını sonlandırmalıdırlar.