Onları haklı bulmasak da geçmişte Saddam, Kaddafi, Esad ve Hizbullah gibi aktörler varken İsrail ve ABD bu kadar pervasız değildi. Filistin’de kadın, çocuk, yaşlı siviller hiçbir dönemde bugünkü kadar ağır şekilde katledilmemişti.

Sarı öküzü aslında Saddam ve Kaddafi alçakça öldürüldüğünde vermiştik. Bugün bölgedeki liderler hedef alındığında, mesele artık yalnızca siyasi aktörlerin haklı ya da haksızlığı olmaktan çıkmıştır. İnsanlık, mertlik ve merhamet gibi değerler Batı’nın politikalarında büyük bir yara almıştır.

Filistin’de ve dünyanın farklı bölgelerinde mazlumların dökülen kanı, aslında insanlığın vicdanını uyandıran bir çığlığa dönüşmüştür. Filistinli çocukların ve İranlı masumların ruhu, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların kalbinde yankı bulmaktadır.

Her ne kadar 1400 yıllık mezhep ayrılıkları yeniden körüklenmeye çalışılsa da insanlık vicdanı giderek daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmaktadır. Bugün dünyanın farklı ülkelerinde, hatta İspanya’da bile insanlar zulme karşı ses yükseltmektedir.

Mazlumun dini, ırkı, mezhebi sorgulanamaz. Nerede bir mazlum varsa insanlığın safı orası olmalıdır. Nerede masum insanlar zulüm görüyorsa vicdan sahibi herkesin yeri onların yanıdır.

İnanç ve mezhep gönül işidir. Bir inancı veya mezhebi devlet ideolojisine dönüştürüp dayatmak; ister Evanjelizm, ister Siyonizm, ister başka bir doktrin olsun; insanlık dışı sonuçlara yol açabilir. Bu tür dogmatik yaklaşımlar masum insanların kanının akmasına neden olmamalıdır.

YPG'nin elebaşı Salih Müslim'in yeğeni konuştu: "YPG entegrasyon için adım atmadı"
YPG'nin elebaşı Salih Müslim'in yeğeni konuştu: "YPG entegrasyon için adım atmadı"
İçeriği Görüntüle

İnsanlık bu sapkınlıklara karşı ortak bir tavır almalıdır. İnsanlar özgürce inanabilmeli, hiçbir ideoloji masum insanların hayatını hedef almamalıdır.

Bizim safımız nettir:
Mazlumun yanında, zalimin karşısında.

Allah mazlumları korusun, insanlığa vicdan ve feraset versin.
Milletim uyan diyoruz.